Bu dergideki yayınlar
15 →- ArticleYalnız künye2025Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Son Değişiklikler ve Anayasa Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Adli Kontrol Koruma Tedbirine İlişkin Bir Değerlendirme
Öztürk, Nurten
Koruma tedbirleri, ceza muhakemesinin yürütülmesini sağlamaya, yapılan muhakeme neticesinde uyuşmazlık konusu olaya ilişkin bir karar vermeye ve verilen kararın infazını gerçekleştirmeye yönelik tedbirlerdir. Adli kontrol koruma tedbiri de 2005 yılı itibariyle değişen ceza adaleti sistemimizde kişi hürriyetinin korunması ve tutuklama koruma tedbirine alternatif olması amacıyla getirilmiş bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu yürürlüğe girdikten sonra pek çok kez değiştirilmiş ve tedbir kapsamında belirlenecek yükümlülüklere yenileri eklenmiştir. Bu kapsamda çalışmada, 6352, 7242 ve 7331 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler incelenerek, adli kontrolün kişi hak ve özgürlüklerini koruma işlevine vurgu yapılmıştır. Adli kontrol tedbiri ile tutuklama ile ulaşılmak istenen amaca, kişi hürriyetine tutuklama kadar zarar vermeden ulaşılabilir. Çalışmada adli kontrol tedbiri, şartları, tedbir kapsamında başvurulacak yükümlülükler hakkında genel bir açıklama yapılmıştır. Ayrıca uygulamada 8. Yargı Paketi olarak bilinen 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile adli kontrol koruma tedbiri açısından yapılan değişiklikler ele alınmıştır. Adli kontrolün uygulama istatistikleri ve suçluluk oranları üzerinden etkisi değerlendirilmiş, masumiyet karinesi ve ölçülülük ilkesi bağlamında bu tedbirin önemi vurgulanmıştır. Bununla birlikte, adli kontrol tedbiriyle ulaşılmak istenen amaçların hangi şartlarda sağlanabileceği detaylandırılmıştır. Tazminat düzenlemelerine ilişkin kanuni boşluklar ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında eleştiriler sunulmuş, tedbirin uygulanmasında var olan sorunlara dikkat çekilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2025Avusturya Hukukunda Esnek Sermaye Şirketi Modeli: Şirketin Tanıtımı ve Hukuki Çerçevesi
Seyis, Zehra
Avusturya’da birçok yasada değişiklik yapılmasını hedefleyen 2023 tarihli Şirketler Hukuku Değişikliği Yasa Tasarısı Federal Konsey tarafından kabul edilmiş ve 30.12.2023 tarihinde Federal Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu yasa ile Avusturya Limited Şirketler Kanunu’nda birtakım değişiklikler yapılmıştır. Ancak asıl önemi yeni bir şirket türü olan esnek sermaye şirketini düzenlemiş olmasıdır. Esnek Sermaye Şirketi Kanunu 01.01.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile esnek sermaye şirketi şeklinde yeni bir şirket modeli uygulamaya konulmuştur. Temel amaç, startup’lara, yatırımcılara, yenilikçi işletmelere ve çalışanlara esnek pay dağılımı imkânını tanımak, bir ortağın sermayeye katılım payı olarak oldukça düşük bir miktarı taahhüt edebilmesini sağlamak ve özellikle pay devrinde daha basit bir süreci hayata geçirmektir. Böylece yabancı yatırımcıların Avusturya’da yerleşik hale gelmesi ve Avusturya’nın iş merkezi konumunun güçlendirilmesi istenmiştir. Aynı zamanda bu şirket ile kişilere uluslararası düzeyde rekabet gücü yüksek bir alternatif sunulması hedeflenmektedir. Esnek Sermaye Şirketi Kanunu’nda üç temel düzenleme göze çarpmaktadır. Bunlar, pay devrinde şekil şartının esnetilmesi, daha esnek sermaye tedbirlerinin getirilmesi ve şirket değerine dayalı paylar adı altında kendine özgü bir katılım biçiminin öngörülmesidir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2024Ek Tasfiye Sürecindeki Anonim Şirketlerde Genel Kurul Şirketin Faaliyetlerine Devam Etmesi Yönünde Bir Karar Alabilir Mi?
Kılıç, Şengül Al
Ek tasfiye süreci, hukukumuzda ilk kez 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile kanuni bir düzenleme halini almıştır. Anonim şirketlerde tasfiye sürecinin tamamlanmasının ardından şirketin ticaret ünvanı sicilden terkin edilir. Ancak bu terkinin hukuki niteliğine Kanun’da açıkça yer verilmemiştir. Terkine rağmen hâlâ yapılmayan bazı tasfiye işlemlerinin bulunması halinde ilgililerin talebi üzerine mahkeme kararıyla şirket, yeniden sicile tescil edilir ve ek tasfiye sürecine girer. Ek tasfiye aşamasında yeniden canlanan şirket genel kurulunun, tasfiye işlemleri yerine, şirketin içinde bulunduğu (ek) tasfiye sürecinden çıkarılıp faaliyetlerini devam ettirmesi yönünde bir karar alıp alamayacağı öğretideki tartışmalı konulardan birini oluşturmaktadır. Çalışmamızda ek tasfiye sürecinde olan bir anonim şirketin faaliyetlerine devam etme yönünde bir karar alıp alamayacağı meselesi konuya ilişkin öğretideki tartışmalar ve yargı kararları ışığında ele alınacaktır. Bu bağlamda ek tasfiye kavramı, ek tasfiyenin amacı, ek tasfiye sürecinde özellikle genel kurulun yetkileri üzerinde durulacak; şirketin sicilden terkin edilmesi ile bu şirketin ek tasfiye kararı üzerine yeniden sicile tescilinin hukuki niteliği tespit edilerek konuya ilişkin değerlendirme ve önerilerde bulunulacaktır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2024Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/602 E., 2013/7821 K. Sayılı Kararı Çerçevesinde Yalan Yere Yemin Suçunun Manevi Unsuru Üzerine Bir İnceleme
Kılıç, Kerim
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümü altında düzenlenmiş olan yalan yere yemin suçu, 275’inci maddede kasten icra edilebilen bir suç olarak yer alınmıştır. Netice unsuru itibari ile sırf hareket suçu olan bu suçun, olası kast ile işlenebilip işlenemeyeceği; özellikle Yargıtay 9. CD, 2013/602 E., 2013/7821 K. sayılı kararına konu olaydan hareketle, olası kast ile işlenebilecek ise failin kastının kapsamının belirlenmesi çalışmamız bakımından önem arz eden bir konudur. Yalan yere yemin suçunun taksirli haline TCK’da yer verilmemiştir. Oysa Alman Ceza Kanunu (Strafgesetzbuch, StGB) m.161’de yalan yere yemin suçu (Meineid) taksirle de işlenebilen bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda çalışmamızda olması gereken hukuk (de lege feranda) bakımından, yalan yere yemin suçunun taksirle işlenebilip işlenemeyeceği meselesi üzerinde de durulacak; özellikle yalan yere yemin suçunun taksirli halinin tipik haksızlık olarak düzenlenmesi gerekip gerekmediği meselesi ele alınacaktır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2022Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kefilin Kefalet Sözleşmesini Temsilci Aracılığı ile Yapması(*)
Akartepe, Alpaslan
Kefalet sözleşmesi, kefil ile asıl alacaklı arasında yapılan bir kişisel teminat sözleşmesidir. Kefil, kefalet sözleşme- sinin tarafı olarak adı geçen sözleşmeyi bizzat yapmak yerine, temsilci vasıtasıyla da yapabilir. Vesayet altındaki kişinin yasal temsilcisi, vasidir. Türk Medeni Kanunu’nun m.449 hükmü, vasinin yapamayacağı hukuki işlemler arasında kefalet sözleşmesi de sayılmıştır. Dolayısıyla vasi, vesayet altındaki kişinin kefil olarak yer alacağı bir kefalet sözleşmesini onun adına yapamayacaktır. Velayet hakkından doğan yasal temsil yetkisinde de benzer bir durum söz konusudur. İradi temsil halinde, kefil temsilci aracılığı ile kefalet sözleşmesi yapmak isterse, temsilcisini kefalet sözleşmesi yap- ma hususunda özel olarak yetkilendirmiş olması gerekir. Kefilin, temsilciye kefalet sözleşmesi yapmak için vereceği yetki, Türk Borçlar Kanunu’nun m.583/f.I hükmünde belirtilen şekil şartlarına da uygun olmalıdır (TBK m.583/f.II). Ayrıca, evli olan kefilin kefalet sözleşmesini temsilci aracılığı ile yapmak istemesi halinde, eşinin rızasının alınması da gerekir. Geçerli bir özel yetkiye sahip olan temsilci, kefalet sözleşmesini Kanunda öngörülen şekil kurallarına uygun olarak yapmalıdır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2021An Assessment on the Powers of the Preliminary Examiner and the Investigator in Criminal Proceedings within the Scope of the Act No. 4483 and Act No. 2547
Ülker, Gözde
According to the 6th paragraph of the Article 129 of the 1982 Constitution (the Constitution), the criminal investigation and prosecution of civil servants and other public officials for certain crimes are carried out in the event of the administrative authority specified in the law allows it. In this context, there are provisions regarding criminal investigation in Act No. 4483 on the Trial of Civil Servants and Other Public Officials (the Act No. 4483) and Higher Education Act No. 2547 (the Act No. 2547). In this study, first of all, the paragraph 6 of the Article 129 of the Constitution was assessed and the unconstitutionality issue of the provisions of the Act No. 2547 on criminal investigation was revealed. Then, the powers of the preliminary investigation officer under the Act No. 4483, the powers of the investigator under the Law No. 2547 and the limits of these powers are reviewed.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Review ArticleYalnız künye2020Avrupa Birliği Hukukunda Coğrafi İşaretlere Tecavüz Teşkil Eden Fiiller
Polater, Salih
Coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği ekonomisi, Avrupa kültürel mirasının korunması ve Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası’nın amaçlarının gerçekleştirilmesi bakımından taşıdığı önem sebebiyle coğrafi işaretli ürünlere ilişkin kalite düzenlemeleri oluşturulmuş ve kapsamlı hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Avrupa Birliği hukukunda tarım ürünlerine ve gıda maddelerine, distile alkollü içkilere, şaraplara ve aromalı şaraplara ilişkin ‘coğrafi işaret koruması’ ayrı hukuki düzenlemelerde hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeler ile özellikle coğrafi işaret ile korunan ürünlere yönelik hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında Avrupa Birliği hukukunda hükme bağlanan coğrafi işaretlere tecavüz teşkil eden fiiller, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarına konu olan somut uyuşmazlıklar ele alınarak incelenecektir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2018State’s Liability for any Losses Arising from the Maintenance of the Land Register Under the Turkish Civil Code and the Problem of Period of Limitations in Actions for Damages Against State
Sahin-Sengul, Eda
Article 1007 of the Turkish Civil Code no. 4721 provides that the State is liable for any loss arising from the maintenance of the land register. Since the State is the only responsible body for maintaining the land register, the principles of trust in and publicity of the land register require the State to have the correct entries and in good order, otherwise the State will be liable for all losses sustained by victims of incorrect entries. The State’s liability for damages in connection with the land register is characterised as strict liability under Turkish Code of Obligations (TCO), then limitations periods in article 72 of the TCO would be applicable to the victims’ right to sue. However, the start of two-year and ten-year limitation periods in the article in question does not fit well in the characteristics of the actions for damages for incorrect land registers. This gives rise to not only a difference of opinion in the literature but also conflicting decisions issued by the Court of Cassation. By considering when limitations periods in article 72 of the TCO start to run and as held by the Court of Cassation in some cases, whether it is more suited to actions for damages against State to apply the ten-year limitation period in article 146 of the TCO instead of article 72, this article makes its own recommendations.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye20176728 Sayılı Kanun'un Çeke İlişkin Hükümlerinin "Çekte Şekil Şartları" Bakımından Değerlendirilmesi
Güney, Zehra; Narbay, Şafak
09.08.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 15.07.2016 tarihli ve 6728 sayılı "Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6728 sayılı Kanun)" ile birçok kanunda yeni düzenlemeler ve değişiklikler öngörülmüştür. Bu Kanun ile özellikle çek hukuku bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) çeke ilişkin hükümlerinde ve 5941 sayılı Çek Kanunu'nda (ÇekK) önemli yenilikler yapılmıştır. Bu makale çek hukuku bakımından yapılan değişiklikleri inceleyecektir. Öncelikle, 6728 sayılı Kanun ile TTK'nın 780'inci maddesinde sayılan çekin unsurlarına "karekod" ve "banka seri numarası" şeklinde iki yeni unsur eklenmiş ve ayrıca aynı Kanun'un 781'inci maddesinde birtakım düzenlemeler yapılmıştır. TTK m.780/4 hükmüne istinaden de, 31.12.2016 tarihli ve 29935 sayılı Resmi Gazete'de (3'üncü Mükerrer) "Çeklerde Karekod Uygulamasına İlişkin Tebliğ" yayınlanmıştır. Diğer taraftan 5941 sayılı ÇekK m.2 hükmünde de değişiklik yapılmış; çek defterinin her bir yaprağında yer alması gereken unsurlara, 6102 sayılı TTK m.780 ve 781'de yapılan düzenlemelere paralel bir şekilde yeni unsurlar eklenmiştir
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2014Müteselsil Kefaletin Hükümleri ve Sonuçları
Çakır, Aytuğ Ceyhun
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile birlikte müteselsil kefalete ilişkin önemli düzenlemeler pozitif hukukumuzda vücut bulmuştur. Müteselsil kefaletin hüküm ve sonuçları başlığı altında; müteselsil kefaletin taliliği başta olmak üzere, fer'ilik ve şekil konusu gibi meseleler değerlendirilmiştir. Özellikle müteselsil kefilin sorumluluğuna hangi hallerde gidilebileceğine ve buna karşın müteselsil kefilin alacaklıya karşı hangi savunma imkanlarına sahip olduğuna ilişkin görüş ve açıklamalara, Yargıtay Kararları eşliğinde çalışmamızda yer verilmiştir. Bu bağlamda, müteselsil birlikte kefaletin görünümleri ile müteselsil birlikte kefaletin hükümleri de göz ardı edilmemiştir
RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 1306-9802 | |
| creativeworkseries.issn | 2791-8432 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-20T15:44:16.395655582Z | |
| dc.date.available | 2026-10-20T15:44:16.395655582Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25231 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Terazi Hukuk Dergisi | |
| dspace.entity.type | Journal |
