Bu dergideki yayınlar

6 →
  • ArticleYalnız künye2025
    Hoca Abdurrauf Hikâyesi’nin Kastamonu Nüshası

    Rabia, Aksu

    Sözlü kültür ürünlerinden olan halk hikâyeleri, nesilden nesile aktarılarak toplumların önemli birer kültür değeri hâline gelmiştir. Yazı dilinin olmadığı dönemlerde sözlü olarak aktarılan bu eserler, yazıya da geçirilerek edebiyatın da kalıcı ögeleri olmuşlardır. Türk dilinde de tercüme ya da telif olan pek çok halk hikâyesi bulunmaktadır. Bu hikâyelerden biri olan ve Vaḥdî tarafından kaleme alınan Hoca Abdurrauf Hikâyesi Anadolu’da telif edilen ilk halk hikâyesi olması bakımından önemli bir yere sahiptir. Anlatım tarzı, dil özellikleri gibi hususlar bakımından kıymetli olan bu metnin farklı kütüphanelerde nüshaları bulunmaktadır. Bu çalışmada hikâyenin Kastamonu nüshası dil açısından incelenmiştir. Diğer nüshalar üzerinde yapılan çalışmalardan da faydalanılarak çeviri yazı metni oluşturulmuştur. Çeviri yazı metninden hareketle dil özellikleri tespit edilmeye çalışılarak özellikle dönemin genel dil karakterinden farklı hususlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu tespitler yapılırken dönemin genel hususlarını ortaya koyan çalışmalardan yararlanılmıştır. Türk dili tarihinde özellikle halk metinleri gibi ağız özelliklerinin de kullanıldığı metinlerin şerhi, dilin değişimini, zenginliğini ve gelişimini ortaya koyan çalışmalardır. Halkın dinlemeyi ve okumayı sevdiği, ilgisini çeken gerçek olaylar bazen de hayal ürünü olayların yazarın kendine has üslubuyla anlattığı bu yapıtların dil ve kültür tarihi için önemli bir yeri vardır. Bu çalışmayla da Türk dilinin söz varlığını ve zenginliğini ortaya koyan bir çalışma hazırlanarak benzer çalışmalara kaynaklık etmesi istenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    İki Şehrengiz Örneği: Ergiri ve Şam Destanları

    Sıgva, Bülent; Ozyurt, Salih

    Klasik Türk edebiyatında edebî tür olarak karşımıza çıkan şehrengizin farklı tanımları yapılmış olsa da genel anlamıyla şehrengizler, bir şehrin güzelliklerinin ve bu şehirde yaşayankadın-erkek güzellerinin tasvirinin yapıldığı metinler olarak ifade edilmiştir. Şehrengiz türünde mesnevi nazım şekliyle müstakil eserler yazılmakla birlikte diğer nazım şekilleri ile kaleme alınan manzumeler de bulunmaktadır. Bu çalışmada Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu’nda, Ankara, Türkiye 06 Mil Yz FB 324 arşiv numarasıyla Seyyid Nizamoğlu Divanı olarak kayıtlı el yazma içerisinde 44b-45a varaklarında yer alan “Ergiri Destanı” ve “Şam Destanı” başlıklı manzumeler Latin harflerine aktarılarak şekil ve muhteva açısından ele alınacaktır. Katalogda “Enguru Destanı” şeklinde yanlış kayıtla takdim edilen “Ergiri Destanı” ve devamındaki “Şam Destanı” Seyyid Nizamoğlu Divanı’na mukayyet bir şiir olarak telakki edilmiş olsa da Nizamoğlu’nun Divanı’nda bu şiirler yer almamaktadır. Kim tarafından yazıldığı tespit edilemeyen fakat aynı üslupla kaleme alınmış bu manzumelerin her iki şehirde de bir süre bulunmuş, tarikat müntesibi bir şair tarafından kaleme alındığı söylenebilir. Manzumelerde şehirlerin mimarisi, sosyal hayatı, beşerî özelikleri hakkında bilgiler verilmesinin yanı sıra kadın ve erkek güzellerinin tasviri de yapılmıştır. Özellikle Şam için yazılan ikinci manzumede şehrengizlerde tesadüf edilbilen müstehcen ve argo ifadeler de yer almaktadır. Bu açıdan manzumeleri şehrengiz olarak değerlendirmek mümkündür. Çalışmada da bu yöne vurgu yapan bir üslup benimsenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2024
    Mensur Bir Ashāb-ı Kehf Hikāyesi: Dāsıtan-ı Aśĥāb-ı Kehf ve Sırr-ı Gozeşte-i İşān

    Öztürk, Ebru Silahşor

    Hristiyanlıkta “Yedi Uyurlar”, İslamiyet’te de “Ashab-ı Kehf” olarak bilinen bu hikâye çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde anlatılmaktadır. “Ashab”, Arapça sahip, dost, arkadaş kelimelerinin çoğuludur. “Kehf” ise mağara, oyuk anlamlarına gelir. Hikâye, dönemin hükümdarının zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınan ve burada belirli bir süre uyuyup tekrar uyanan bir grup gencin yaşadıklarını konu alır. Ashab-ı Kehf hikâyesi tarihi, edebi, dini ve sosyolojik pek çok çalışmaya konu olmuştur. Türkiye’de de son yıllarda Ashab- ı Kehf üzerine yapılan çalışmalarda yoğun bir artış görülmektedir. Kitap, makale, tez ve sempozyumlar vasıtasıyla konu araştırılmakta ve Ashâb-ı Kehf kıssası anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Başta İslam ve Hristiyan dini olmak üzere birçok dinde yer alan bu kıssa ile ilgili olarak kaleme alınmış çok sayıda yazma eser mevcuttur. Bunlar gerek bizim kütüphanelerimizde gerekse yurt dışındaki kütüphanelerde adeta gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. Ashab-ı Kehf kıssasını anlatan ve makalemize konu olan yazma eser, Fransa Milli Kütüphanesi, Türkçe Yazmaları, FondsDesTraductions, supplementturc. 905, trad. 69 numarada kayıtlı, Dâstân-ı Ashâb-ı Kehf ve Sırr-ı Gozeşte-i İşân isimli hikâyedir. İlgili hikâye yazı çevrimi yapıldıktan sonra ses ve şekil bilgisi açısından incelenmiş ve elde edilen bulgular sonuç bölümünde yazılmıştır. Bu çalışma ile gerek yurt içi gerekse yurt dışı kütüphane raflarında araştırılmayı bekleyen bir eser daha gün yüzüne çıkarılmış olacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Cevdet Karal’ın Alışveriş Listesi Adlı Şiir Kitabında İronik Anlatım

    Yeter Şahin, Gaye Belkız; Sahin, Can

    1980 sonrası Türk edebiyatında metafizik ve mistik özelliklere sahip şiirleriyle dikkat çeken Cevdet Karal, şiir ve yazılarını Kaşgar, Bürde, Argos, Dergâh, Diriliş, İpek Dili, Kayılar, Nar, Matbuat, Yönelişler, Varide, Cins, Edebi Fikir dergileri ve Yeni Şafak gazetesinde yayımlamıştır. Karal’ın deneysel şiir denemelerini de içeren Alışveriş Listesi adlı şiir kitabı 2018 yılında yayımlanmıştır. Şiir kitabına adını veren “Alışveriş Listesi” başlıklı bu tek ve uzun şiir, şairin hayata bakışını ve duruşunu yansıtması bakımından dikkat çekicidir. Avangard bir anlayışla kaleme alınan “Alışveriş Listesi” başlıklı şiir, modernizm sonrası döneme yapılan itirazlar olarak okunabilir. Şair, modern hayatın ardından ortaya çıkan hızlı değişime yoğun bir ironi kullanımıyla dikkat çekmek istemiştir. İroni, modern dönemin problemlerine ve çözülemeyen sorunlarına dönük eleştiriler getiren şaire, çarpıcı ve etkili bir anlatım olanağı sunmaktadır. Cevdet Karal’ın hayat karşısındaki genel tavrını ironik bir üslûpla aktarması, ironiyi bir anlatım tekniği olarak kullandığını ve şairin dili kullanmadaki ustalığını göstermektedir. Cevdet Karal’ın şiirinde bir anlatım stratejisi olarak ironi sanatçının amacı doğrultusunda şekillenen ve ona özgü nitelikler taşıyan pragmatik bir anlatım tekniğidir. Alışveriş Listesi’nde okurun yirminci yüzyılda karşılaştığı sorunları ironik anlatımla ifade edern şair aynı zamanda kendisinin hayata, insana ve sanata yönelik görüşlerini de ifşa eder. Çalışmamızda Cevdet Karal’ın Alışveriş Listesi’nde yer alan ironik anlatımların işlevleri tespit edilecektir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Knut Hamsun Merkezinde “Açlık” Adını Taşıyan Üç Roman

    Tümer, Cem Şems

    Açlık, dünya edebiyatlarında gerek tema, gerekse konu seviyesinde yüzyıllardır kullanılagelen, önemli bir insani durum ve meseledir. Hikâye, roman, şiir gibi edebî türlere kaynaklık eden bu tema, birçok eserde gerçeklik duygusu peşinde yan tema olarak -doğal bir biçimde- bulunabilirken, bazı eserler doğrudan bu temaya odaklanmıştır. Bir romanın adının “Açlık” olması, farklı bir durum olmadığı müddetçe yazarın bu insani durumu temel mesele yaptığını gösterir. Knut Hamsun’un “Açlık” romanının Türkçeye ilk kez 1934 yılında Peyami Safa tarafından çevrilmesinden üç yıl sonra Refik Ahmet Sevengil’in ve 1980 yılında da Hasan İzzettin Dinamo’nun “Açlık” adlı telif romanları yayımlanır. Aynı adı taşıyan ve ilk ikisi yakın tarihlerle yayımlanan bu üç roman arasında etkilenmeler olabileceği düşüncesi böyle bir çalışma yapmayı gerekli kıldı. Makalede adı geçen romanlar bir yandan tanıtılmış, diğer yandan özellikle dikkat çeken “otobiyografik yön”, “tema”, “konu”, “tanrı ve din eleştirisi”, “cinsellik”, “ideolojik boyut” gibi roman unsurları yönünden karşılaştırmalı olarak incelenmiş, benzer ve farklı yönler üzerinde durularak sözü edilen temel meselenin bu romanlara nasıl yansıdığı tespit edilmeye çalışılmıştır. “Açlık” adıyla yayımlanan ilk roman Knut Hamsun’a ait olduğundan, karşılaştırma bu romandan yola çıkılarak yapılmıştır. İlk iki roman tarih olarak birbirine yakın olmakla beraber etkilenmeler daha çok birinci ve üçüncü roman arasında olmuştur. Bunların arasında yer alan ikinci romanın angaje ideolojik yaklaşım bakımından üçüncü romana benzerlik gösterdiği görülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2020
    Rhyme in the Diwan of Bâkî

    Sıgva, Bülent; Kıran, Kübra

    Rhyme that provides fluency, music and integrity of the pieces once became an indispensableelement of the poem. The alteration in pleasure and conception manifested itself in the elements of the poemas well. The viewpoints on the rhyme have changed in different eras of our literature though there aren’tsharp borders among them. The common view, though, is that rhyme adds sound, harmony and music to thepoem. In one era of our literature, they were unduly attached to the rhyme, however; they were likely todisregard it in another era. The conception of rhyme of the classical literature artists who used the languageof the poem as meticulously as to be almost perfect in some eras arouses interest. The conception of rhyme inclassical literature depends on letter basis. Coordination of the letters that form the rhyme in couplets andcooperation of the vowel points are of vital importance for the rhyme. The classical literature artists whopearly embroidered their works elaborately chose the words to form the rhyme. The aim of this work is toresearch the conception of rhyme in classical literature and to publish the way that Bâkî, an outstanding poet,used the rhyme in his diwan to the science world. The meaning of the rhyme, the letters of the rhyme, thevowel points of the letters of the rhyme and the types of rhyme have been mentioned in this study. In light ofthis information, the verse types in Bâkî’s diwan have been evaluated in terms of rhyme types, the rhymetypes have been classified under two major titles giving the ‘matla’ couplets of the verse types and the wholediwan has been scanned. During classification, evaluations have been made after every type of verse. Anoverall evaluation has been made after classification and finally the rhyme flaws in Bâkî’s diwan have beenmentioned. After the research, Bâkî’s ingenuity in the poem has been laid bare once again.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2667-5641
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:16.513795869Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:16.513795869Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25238
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTurkish Studies - Language and Literature
dspace.entity.typeJournal