Bu dergideki yayınlar

5 →
  • ReviewYalnız künye2025
    Tanrı, İnsan, Yetkinlik: Tanrı’ya Benzeme Fikrinin Antik ve Orta Çağ Felsefe Geleneklerindeki Görünümleri

    Aksu, İbrahim

    Bu çalışma, Şeyma Kömürcüoğlu’nun kaleme aldığı ve her ne kadar ayrı ayrı neşredilmiş olsalar dahi biri diğerinin ikinci cildi olarak da kabul edilebilecek iki eseri tanıtmaya çalışmaktadır. Eserlerden 2023 tarihli olan ikincisi TÜBA-TESEP Sosyal Bilimler Kayda Değer Telif Eser Ödülü’ne layık görülmüştür. Eserlerin konusu, mutlak yetkinliği ifade eden Tanrı’nın aynı zamanda insanın gerçekleştirebileceği güzel-iyi tüm düşünce ve eylemler için de en mükemmel model olduğu fikridir. Bu fikir, klasik felsefede Tanrı’ya benzeme olarak adlandırılmaktadır. Kömürcüoğlu’nun anılan iki ayrı ama birbirini tamamlar çalışmasıyla bizler, Tanrı’ya benzeme fikrinin modern dönem öncesine ait tarihsel serüveninin izini sürebilmekteyiz.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ReviewYalnız künye2024
    Adalet Nedir?

    Aksu, İbrahim

    Hans Kelsen’in (ö. 1973) Adalet Nedir? başlıklı eserinde incelenen en temel mesele adaletin mutlaklığı yahut göreceliliği meselesidir. Yazar bu çerçevede şu sorulara yanıt aramaktadır: Mutlak adalet mümkün müdür? Eğer mümkün ise bu nasıl gerçekleştirilebilir? Şayet mümkün değil ise mutlak yerine göreceli bir adaletin peşinden koşmak “adaletsizlik”ten kaynaklı olduğu düşünülen problemlerin doğurduğu olumsuz sonuçları azaltabilir mi? Kelsen’in bu soruları yanıtlamak üzere yaptığı soruşturmalar eseri adalet üzerine çalışanların ve adalet nedir sorusunun peşinde koşanların bigane kalamayacağı bir incelemeye dönüştürmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ReviewYalnız künye2023
    Kuzey Afrika Kelâmı Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî’nin Kelâm Anlayışı

    Sönmez, Mustafa

    Kuzey Afrika Kelâmı Muhammed b. Yûsuf es-Senûsî’nin Kelâm Anlayışı adlı bu eserde Yazar, es-Senûsî’nin şahsında Kuzey Afrika’nın siyasi, sosyal, dinî, tarihî ve kültürel yapısına dikkat çekmiştir. Yazar, eserinde Eş‘ârîliğin bu coğrafyaya girişi ve yerleşmesi serüvenini anlatmıştır. O, es-Senûsî’nin gerek yazdığı eserleriyle ve gerekse yetiştirdiği talebeleri aracılığıyla yaşadığı döneme damgasını vurduğunu ve bölgede Eş‘ârîliğin yerleşmesinde ikinci derecede söz sahibi olduğunu ifade etmiştir. Kelâm ilminin konularını ulûhiyyet ve nübüvvet olarak ikiye irca eden es-Senûsî’nin, tasavvufî yönünün de olması nedeniyle, sistemini “akâidî kelâm” üzerine kurduğuna ve bu vesile ile halk üzerinde büyük etki sahibi olduğuna dikkat çeker. es-Senûsî’nin, Kelâm sisteminde akıl-nakil ilişkisinde akla büyük önem vermekle beraber, ‘Kitap, Sünnet ve Selefin icmâı’ diyerek nakli de esas aldığı görülür. Onun amacı, “doğru bir itikad yayarak halkı ıslah etmek ve onları taklitten kurtarmak” şeklinde özetlenebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    Aklı Yerinde ve Zamanında KullanmaPerspektifinde Peygamberlerin “Fetânet” Sıfatı

    Sönmez, Mustafa

    Akıl ve vahiy insanlığa yol gösteren iki önemli rehberdir. İnsanlık ancak bu iki rehber sayesinde doğru yolu bulabilir. Fetânet ise işlevsel aklın zirve noktasıdır ki, bu durum peygamberlere verilmiş özel bir vasıftır. Bu vasıf, aynı zamanda aklı yerinde ve zamanında en iyi şekilde kullanma yetkinliğine sahip olma demektir. Bu, tek başına büyük bir değer ve ayrıcalık oluşturan bir sıfattır. Bu değer ve vasıf, peygamberlerin beşerî yönünü yansıtmakla birlikte vahye muhatap olmalarını sağlayan çok önemli bir özelliktir. Peygamberler bu özelliği ile bir taraftan vahye muhatap olup onu anlamaya ve uygulamaya çalışırlarken, diğer taraftan vahyin gelmediği durumlarda içtihat yaparak, gerektiğinde ortak akla başvurarak toplumdaki problemleri çözmektedirler. Bu durum onları başkalarına üstün kılan çok büyük bir güç oluşturmaktadır. Bilindiği gibi herkesin aklî melekesi farklı düzeydedir. Bu nedenle herkeste derecesine göre akıl bulunsa da fetânet sıfatı bulunmayabilir. Çünkü akıl, anlama, kavrama, düşünme ve muhakeme gücü anlamına gelirken, fetânette ise bunların yanı sıra olayları çok yönlü olarak görüp derinlemesine analiz yapacak bir güç manası vardır. Peygamberlerde bulunan fetânet sıfatına örnek olmak üzere Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. İbrahim’in (a.s) fetânetlerine kısaca temas etmekle yetineceğiz. Çünkü bunlarda olan vasıflar diğer peygamberlerde de bulunmaktadır. Hz. Muhammed (s.a.v), içinde yaşadığı şirk toplumunda tevhid mücadelesi vermiş, söz konusu toplumu dönüştürebilmek için vahyin desteğindeakıl, mantık ve muhakemeyle hareket ederek onları ıslah etmiş, bu mücadele sonunda 23 yıl gibi kısa bir zaman diliminde imanlı, ibadetli ve ahlaklı bir toplum meydana getirmeyi başarabilmiştir. Gerek Mekke gerekse Medine dönemlerinde halkın problemlerinin çözüm mercii olması ve bunda da muvaffak olup herkesin problemlerine çözüm bulması, onun İlahî desteğin yanındafetânet sıfatının bir göstergesi olarak dakabul edilmelidir. Peygamberlerin atası olarak kabul edilen Hz. İbrahim’in (a.s) hayatına baktığımızda onda fetânet sıfatı çok bariz bir şekilde görülmektedir. Şöyle ki Hz. İbrahim’in, babası Azer ile tartışmalarında “putların cansız, hiç kimseye zararı ve faydası dokunmayan nesneler olduklarını ve yaratmada hiçbir fonksiyonlarının bulunmadığını” nazara vererek onun düşünmesini istemesi; puthanedeki putları balta ile kırıp baltayı büyük putun boynuna asması ve bu vesile ile puta tapan ahalinin akıllarını çalıştırarak düşünmelerini sağlaması, onun fetânetine en güzel bir örnektir.Konusu aklı yerinde ve zamanında kullanma perspektifinde fetânet sıfatı olan bu makalenin amacı, vahyin desteğinde insanlara örnek olma noktasında peygamberlerde bulunan bu sıfatın önemine vurgu yapmaktır.Bunu yaparken konunun daha iyi anlaşılabilmesi için akıl-vahiy ve akıl-fetânet ilişkisine temas eden bir yöntem takip edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    Kur’ân’ın “konuşmacı boyutları”nın analizi - tekfir sorunu: kim, kimi, hangi yetkiyle tekfir edebilir?

    Aslan, Ahmet; Inam, Ahmet

    Bu çalışmada klasik ve çağdaş tefsirlerin Kur’ân’da Allah’ın doğrudan ifadeleri ile O’nun alıntı yaptığı ifadelerarasındaki farklar anlamındaki “konuşmacı boyutları”na yeterli ve tutarlı bir şekilde değinilmediğisavunulmaktadır. Bu doğrultuda bu kategorik ayrımların geçmiş dönemlerde yapılmamış olması sebebiylekonuyu açıklamaya yönelik sayısız, bazen de zorlama yorumların yapıldığı iddia edilmektedir. Makalede hemMüslümanlar arası tarihî, hem de kültürler arası güncel öneme sahip tekfir konusu ele alınmaktadır. Bu konuvasıtasıyla tekfir pratiği, Kur’ân’daki çeşitli hitap boyutlarının dikkate alınmasıyla hem Müslümanlar hem deMüslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasındaki ilişkiye dair bambaşka görünümler arz etmektedir. Çalışmada“konuşmacı boyutları”nın kategorik ayrımı yöntemi, Kur’ânî bir kavram olarak kâfirûn ve onun türevleri (vekısmen müşrikûn) üzerinde, yani Müslüman olmayanlara imansız(kâfir) diye hitap edilmesi üzerineuygulanmaktadır. Bu makalenin temel sorusu ise şudur: Herhangi bir Müslüman’ı veya başka inançtan olankimseyi kâfir olarak nitelemeye (tekfir etmeye) kim, nasıl yetkilidir? Kur’ân’daki peygamber kıssalarındananlaşılmaktadır ki Tanrı’nın ve O’nun peygamberlerinin farklı konuşmacı boyutlarını kullanmaları Tanrı’ya vepeygamberlere farklı iletişim biçimleri ve meşruiyetleri vermektedir. Bu durum özellikle Hz. Muhammet ve Hz.Mûsâ’nın uygulama örneklerinde ve tepkilerinde açıklığa kavuşturmaktadır. Konuşmacı boyutlarının kategorikayrımı bizim, tekfir pratiğini uygulamanın yanlış olduğunu ve hiçbir meşruiyete dayanmadığını anlamamızayardımcı olmaktadır. Başkalarının âhiret hayatını etkileyebilecek türden kader-hükmünü vermemek ve bu işiTanrı’ya bırakmak her Müslüman’ın görevi olmalıdır. Bir Müslüman, muhalif görüşlere dair yargılarında insanonuruna yaraşır ölçüleri koruyan peygamberlerin örnekliğine güvenmelidir. [Mütercim]

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2602-2710
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:17.085675518Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:17.085675518Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25265
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleKader
dspace.entity.typeJournal