Bu dergideki yayınlar

3 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Kaz Gecelerinin İşlevsel Halkbilimi Kuramına Göre İncelenmesi

    Diken, Hasan Ali

    Bilindiği üzere kültür, insanların yaşayarak öğrendikleri ve aktararak öğrettikleri unsurların tamamını içine alan bir kavramdır. Kültür kavramı, insanların süreklilik gerektiren sosyal ilişkiler kurmalarında ve toplumsal yapılar oluşturmalarında ayrı bir yere, değere ve öneme sahiptir. Gelenek ise nesilden nesile iletilen bilgi, görgü, deneyim, tasarım, alışkanlık, davranış ve benzeri faktörleri bünyesinde barındıran bir mefhumdur. Herhangi bir insan topluluğunun yaşamına etki eden bütün gelenekler, o insan topluluğunun kültürünü tesis etmektedir. Başlıca ortak paydalarda buluşan insanlar için belli bir gelenek kültüründen bahsetmek mümkündür. Kaz geceleri gelenek kültürünü yaratan ve yaşatan ortamlar arasında yer almaktadır. Dolayısıyla kaz gecelerinin fonksiyonel bir zeminde ele alınması elzemdir. Bu çalışmada, kaz gecelerinin işlevsel halkbilimi kuramına göre incelenmesi amaçlanmaktadır. İlgili doğrultuda, kaz geceleri “folklorun dört işlevi” olarak sıralanan “hoşça vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme”, “değerlere, toplum kurallarına ve törelere destek verme”, “eğitimi veya kültürü gelecek kuşaklara aktarma” ve “kişisel ve toplumsal baskılardan kaçıp kurtulma” başlıkları doğrultusunda çözümlenecektir. Kaz gecelerinin, söz konusu işlevleri yerine getiren platformlar olarak kültürel sürekliliğe destek veren tarafları ortaya konulacaktır. Ayrıca “kaz gecesi” olgusunun bir “sosyalleşme aracı” olarak sunumu üzerinde de durulmaya çalışılacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2019
    İngiliz büyükelçisi a. h. layard’ın raporuna göre 1878 yılında türkiye avrupa’sının demografik yapısı

    Köse, Muhamed

    Türkiye Avrupası diye tabir edilen bölge, Balkanlarda Türklerin yoğunlukta yaşadığıcoğrafyayı tanımlamaktadır. Osmanlı Devleti ile başlayan Balkanlardaki Türk fetihleri iskânpolitikası ile desteklenmiş ve Balkanların büyük bir kısmı XVI. yüzyılın sonlarına kadarneredeyse Türk yurdu haline gelmişti. 93. Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) öncesinde bubölge; Türk, Bulgar, Rum, Yahudi, Arnavut, Sırp, Pomak Türkleri, Çingene, Tatar ve Çerkezmuhacirleri ile çeşitli etnik ve dini unsurların bir arada yaşadıkları küçük bir Osmanlıİmparatorluğu görünümündeydi.XIX. Yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin ve Rusya’nınkışkırtmasıyla bölgede Gayrimüslim unsurların isyanları ile karşı karşıya kalmış ve yüzyılınsonuna doğru bu isyanların büyük oranda başarıya ulaşması, bölgedeki Müslüman Türkunsurunun Anadolu’ya göç etmelerine sebep olmuştur.Çalışmamızın ana kaynağını, National Archieve’den temin ettiğimiz İngiltere UlusalArşivinde Foreighn Office’ye (Dışişleri Ofisi) ait FO 881/3655 numaralı Temmuz 1878 tarihli,“Statistical İnformation as to the Popilations of European Turkey: 1878” başlıklı ve İngilizBüyükelçisi A.H.Layard imzalı rapor oluşturmaktadır. 39 sayfadan oluşan raporun ilk sayfaları,Osmanlı Devleti’nin Asya, Avrupa ve Afrika’daki toplam nüfusu ve toprak alanları hakkındaözet ve genel bilgiler içermektedir. Devamında ise Balkanlardaki Osmanlı hakimiyetindekivilayetlere bağlı sancak, kaza ve köylerin Müslüman ve Gayrimüslim erkek nüfusu ayrıntılı birşekilde tablolar halinde verilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2015
    A set of bronze bracelets and earrings from urartian period in the museum of erzincan

    Üngör, İbrahim

    In 9th century B.C., the central kingdom of Urartu emerged on the eastern coast of Lake Van as a result of the union of Uruatri and Nairi confederations. From 8th century B.C., this state showed a rapid rise and expanded its boundaries to Transcaucasia in north, Malatya in west, the Taurus Mountains in south, and inside the North-western Iran in east. In parallel with the development of the Kingdom of Urartu, there were progresses in its political, social, economic, and military structure. In addition, superior craftsmanship, a unique artistic structure and extremely fine jewelry taste emerged in Urartians, which was as a result of the fact that the metal resource of Eastern Anatolia was known and forged in an effective manner by Urartians. Urartians made weapons, articles of daily use, and ornaments by forging these metals. Numerous jewelry works from the period of Urartians, who were skilled in jewelry making by using metals, are now in museums or private collections in our country and abroad. These works reflect the level the Kingdom of Urartu reached and their style unique in art and jewelry. Especially bracelets were decorated in the shape of the heads of sacred animals venerated at that time, and fantasy creatures. The earrings made from gold, silver, bronze and lead were widely used by both men and women from Urartian society. The jewelry, an important part of whose were obtained from the graves in Urartian period, were largely used for adornment, magic, protection from evil, and as an indicator of status and also for the belief that the person would be protected forever after death in that period. The jewelry from the Urartian period and consisting of bracelets and earrings in the Museum of Erzincan is a good example of these.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2717-7785
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:17.103401004Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:17.103401004Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25266
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTrakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi
dspace.entity.typeJournal