Bu dergideki yayınlar
3 →- ArticleYayıncıda açık erişim2022İbnü’l-Kūtıyye ve Endülüs Tarihine Dair Yazdığı Târîḫu iftitâḥi’l-Endelüs İsimli Eseri
Önal, Ramazan
Bu çalışmada İbnü’l-Kūtıyye ve onun Endülüs tarihi hakkında yazmış olduğu Târîḫu iftitâḥi’l-Endelüs isimli eseri ele alınmıştır. İbnü’l-Kūtıyye’nin biyografisi ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra onun Endülüs tarihine katkısı ve bu alanda yazdığı eseri çeşitli yönleriyle incelenmiştir. İbnü’l-Kūtıyye’nin bir yazar olarak Endülüs’te doğup büyümüş olması ve soyunun anne tarafından Gotlara dayanması onun bu eserine daha da önemli bir özellik kazandırmıştır. İbnü’l-Kūtıyye, 898-977 yılları arasında Endülüs’te yaşamıştır. Kurtuba’da doğduğu tahmin edilen İbnü’l-Kūtıyye’nin yaklaşık seksen yıllık ömrü yaşadığı dönemin ve bölgenin en zengin ilim muhiti olan Kurtuba ile İşbîliye (Sevilla) kentlerinde geçmiştir. Buralarda bulunduğu süre zarfında orada bulunan önemli ilim adamından dersler almış ve daha sonra kendisi de birçok ilim adamının yetişmesine vesile olmuştur. İslami ilimlerden Fıkıh, Hadis, İslam Tarihi gibi bilimlerin yanında dil, edebiyat ve şiirle de ilgilenen İbnü’l-Kūtıyye’nin asıl uzmanlık alanı Arap dili ve edebiyatı olduğu kaydedilmiştir. İbnü’l-Kūtıyye’nin biyografisini yazanlar, onu Endülüs’te Arap dilinin imamı, Arap dilinin ve şiirinin öncüsü, Arapçanın öncüsü ve Endülüs tarihi uzmanı olarak tanımlamışlardır. Endülüs Arap dili ekolünün kurucusu olarak kabul edilen Ebû Ali el-Kālî, İbnü’l-Kūtıyye’nin Endülüs’ün Arap dili alanında en üstün ilim adamı olduğunu vurgulamıştır. İbnü’l-Kūtıyye, esas olarak Endülüs tarihçisi kimliğiyle ön plana çıkmıştır. Onun Endülüs tarihini, Endülüs devlet adamlarının, ilim adamlarının ve şairlerinin biyografilerini iyi bildiği ve bu bilgileri sözlü olarak aktardığı kaydedilmişti. Her ne kadar kendisine nispet edilen Târîḫu iftitâḥi’l-Endelüs isimli eserin ona aidiyeti konusunda tartışmalar olsa da kendisinin Endülüs tarihi konusundaki derin bilgisi ve eserin içeriğindeki bilgilerin ona aidiyeti hususu hiçbir zaman tartışma konusu yapılmamıştır. Bilindiği kadarıyla İslâmi dönemin en eski Endülüs tarihçisi Abdülmelik İbn Habîb’dir. Onun et-Târîh isimli eseri Müslüman Arapların Endülüs tarihine dair ilk eseri olmasına rağmen bu eserin ihtiva ettiği efsane ve hurafe benzeri hikâyelerle dolu olması ve vefatından sonraki olayların bir kısmının da içinde yer alması bu eserin bilimsel kimliğine gölge düşürmüştür. Tarihi bilgiler, daha çok hurafelerin ve efsanelerin gölgesinde kalmıştır. Meârik b. Mervân’ın (öl. ?) Endülüs fethiyle alakalı eseri ise günümüze ulaşmamıştır. Aynı şekilde İbnü’l-Kūtıyye’den önce Endülüs tarihine katkısı olduğu düşünülenlerden Hukeym el-Ezdî’nin de nesep bilgisine dair bir eserinden bahsedilse de bu eser de günümüze ulaşmadığı gibi doğrudan Endülüs’ün fethiyle de alakası bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu veriler dikkate alındığında İbnü’l-Kūtıyye’nin ve onun Endülüs fethine dair eserinin önemi daha çok ortaya çıkmaktadır. Ayrıca İbnü’l-Kūtıyye’nin Târîḫu iftitâḥi’l-Endelüs isimli eseri, doğrudan Endülüs’ün fethini ve fetihten sonra cereyan eden olayları ele alan bir eser olması yönüyle de büyük bir öneme sahiptir ve kendisinden önce yazılan fakat birçok yönüyle eksik olan eserlere ait boşluğu önemli ölçüde doldurmuştur. Bir diğer husus da yazarın Endülüs’te doğup büyümüş olması, soy itibarıyla eski Endülüs halklarıyla bağlantısının bulunması, Endülüs toplumunun tabiatı ve teşekkülüyle ilgili hususlara yer vermiş olması ve olayların gerçekçi bir portresini takdim etmeye gayret göstermiş olması gibi nedenler, onun bu eserini ayrıcalıklı bir konuma taşımıştır. İbnü’l-Kūtıyye, eserinde farklı gruplara eşit mesafede durmaya çalışmıştır. Baba tarafından Emevilerin mevalisi olması yönüyle eserindeki Musa ile Lüzrik (Rodrigo) ve Benî Ümeyye hakkında anlatılanlar yazarı belli olmayan fakat Emevileri öne çıkaran Aḫbâr mecmûʿa isimli eserle uyum arz ettiği görülmektedir. Ancak onun anne tarafından Sare el-Kûtıyye’ye mensup olması yönüyle de aktardığı bilgilerde Endülüslü olma kimliğini yansıtmasına sebep olduğu göze çarpmaktadır. Esas itibariyle eser bu yönüyle çok büyük önem arz etmektedir. Zira çeşitli milletlerin farklı dinlere mensup olduğu bir ülkenin tarihini –özellikle bu unsurlara riayet edilerek- anlatılması son derece önemlidir. Denilebilir ki İbnü’l-Kūtıyye haricinde bu konuda yazan çoğu tarihçiler meselenin bu yönünü ihmal etmişlerdir
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2020Bazı Demografik Değişkenler Bağlamında Covid19 Pandemi Neslinin Dindarlık ve Ölüm Kaygısı İlişkisi Üzerine Ampirik Bir Araştırma
Kandemir, Fatih
Araştırmanın amacı, 2020 yılı Covid-19 Pandemi dönemini yaşayan insanların dindarlık ve ölüm kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Betimsel tarama modelinin kullanılmış olduğu bu araştırmanın çalışma grubu 319’u kadın ve 341’i erkek olmak üzere toplam 660 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Dinî Yönelim Kendini Tanıma Envanteri ve Ölüm Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi ve hipotezlerin test edilebilmesi için veri setine T testi, Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi ve Basit Doğrusal Regresyon Analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları, örneklemin cinsiyet, yaş ve medenî durum değişenleri ile dindarlık ve ölüm kaygısı değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkilerin varlığını ortaya koymuştur. Sosyo-ekonomik düzey değişkeninin ise ne dindarlıkla ne de ölüm kaygısı değişkeniyle anlamlı bir ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, Covid-19 Pandemi dönemini yaşayan bireylerin “dindarlık düzeyleri ile ölüm kaygısı düzeyleri arasında negatif yönde anlamı bir ilişki olduğuna” dair araştırmanın temel hipotezini doğrulamıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2020Sosyolojik Açıdan Oyun ve Münafık: Abdullah b. Übey Örneği
Aslan, Ahmet
20. yüzyılın başlarından itibaren oyun ve onunla ilişkili diğer kavramlar deneysel bir ilgi konusu olmuştur. Bunun yanında çeşitli felsefi anlayışların ve kutsal kitapların bütünüyle hayatı bir oyun olarak nitelemesi oyun kavramının önemini artırmaktadır. Toplumsal ilişkileri konu alan bir bilim dalı olarak sosyoloji, tipolojilerle ilerlemektedir. Kutsal kitaplar da yaptıkları tipolojilerle inananların hayatlarına yön verir. Münafık tiplemesi benliğini hangi davranışlarla sunmaktadır? Diğer bir deyişle münafık nasıl bir performans sergilemektedir? Bu soruların cevaplandığı bu çalışmada Goffman’ın geliştirdiği performans kavramı ve bileşenleri ışığında İslam tarihi kaynaklarından elde edilen münafık tipini Abdullah bin Übey örneğinde incelemek amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada münafığın nasıl bir “oyuncu” olduğu üzerinde yeterince durulmadığı görülmüştür. Çalışmada nitel araştırma yöntemi, verilerin analizinde ise doküman analizi kullanılmıştır. Ayrıca münafığın performansının diğer oyuncuların performansına benzediği yargısına ulaşılmıştır. Münafık, kendi sunduklarının gözlemciler tarafından ciddiye alınmasını beklemektedir. O, içten inanmadığı durumlarda da kendisi için oluşturduğu rolü sürdürme çabasındadır. Goffman’ın belirlediği “benliğin tekliği” ilkesi münafık tipinde aşınmaktadır. Ancak önce Hz. Peygamber, sonra samimi müminler münafığın oyununu görmüştür. Buna rağmen münafığa toplumsal yarar amacıyla ağır ceza vermekten kaçınılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2717-6134 | |
| creativeworkseries.issn | 2717-610X | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-20T15:45:49.094695488Z | |
| dc.date.available | 2026-10-20T15:45:49.094695488Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25492 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Tokat ilmiyat dergisi | |
| dspace.entity.type | Journal |
