Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2025
    Composition of Anthocyanins, Specific Sugars, and Organic Acids in Wild Edible Aromatic and Medicinal Vegetables

    Yildirim, Ertan; Turan, Metin; Ekinci, Melek; Ercisli, Sezai; Ozturk, Halil Ibrahim; Aydin, Murat; Ilhan, Emre; Vicas, Simona Ioana; Iancu, Carmen Violeta; Gitea, Daniela

    This study investigates the bioactive compound profiles of 12 wild edible plant species from the Amaranthaceae, Apiaceae, Asteraceae, Brassicaceae, Caryophyllaceae, Lamiaceae, Malvaceae, Polygonaceae, and Urticaceae families, consumed as aromatic and medicinal vegetables by local communities and forming part of the natural vegetation of Mount Ergan. The plants were collected and analyzed for their anthocyanin, organic acid, and sugar contents, using advanced liquid chromatography techniques. Statistically significant differences were observed between species for each compound analyzed, highlighting their diverse phytochemical profiles. Malva neglecta, Brassica nigra, and Taraxacum phaleratum exhibited the highest anthocyanin contents, suggesting their strong potential as natural antioxidant sources. Organic acid levels were notably elevated in Polygonum cognatum, T. phaleratum, Urtica dioica, and M. neglecta, which positions these species as promising candidates for use as natural acid regulators in food and pharmaceutical formulations. In terms of sugar content, Chenopodium album, Mentha longifolia, and T. phaleratum had the lowest levels, while M. neglecta, Cirsium arvense, P. cognatum, and Tragopogon buphthalmoides showed significantly higher concentrations, indicating potential applications in the development of natural sweeteners. This study’s findings provide valuable insights into the phytochemical diversity of these wild plant species, emphasizing their potential utility in health nutrition, pharmaceuticals, and cosmetics. This study emphasizes the significance of investigating underexploited plant species for their bioactive chemicals and illustrates their potential contribution to the development of sustainable, natural product-based solutions for diverse industrial uses.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Effect of Microbial Fertilizer on The Development of Pepper (Capsicum annuum L.) Seedlings Exposed to Salt Stress

    Dursun, Atilla; Ozturk, Halil Ibrahim

    Salinity is an important abiotic stress factor that negatively affects plant growth and yield. The study, the effect of microbial fertilizer containing Bacillus subtilis bacteria, commercially named Subtima, on salt stress in pepper was observed. Two different saline solutions (100 mM and 200 mM) were prepared to create salt stress in the plant growing medium. The fertilizer solution was applied to the plants in 4 different concentrations (300, 400, 500 and 600 ppm) from the leaves in the form of a spray. Morphological parameters such as plant height, stem length, leaf length, leaf width, and petiole length were measured. It was found that salt stress resulted in a decrease in plant morphological characteristics compared to the control group (0 mM salt + 0 ppm fertilizer). It was found that the most effective fertilizer dose to increase plant height (25.23 cm) at 100 mM salt stress was 400 ppm. At 200 mM salt stress, it was found that the most effective fertilizer dose for increasing plant height (22.67 cm) was an application of 300 ppm application. In general, fertilizer applications were found to be effective in reducing the negative effects of salt on the morphological traits studied.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Domates Yetiştiriciliğinde Tuz Stresinin Olumsuz Etkilerine Karşı Kitosan Uygulaması

    Bulut, Hüseyin; Ozturk, Halil Ibrahim

    Küresel düzeyde meydana gelen iklim değişiklikleri, savaşlar, nüfus artışı, tarım arazilerindeki azalma gibi nedenlere toprak tuzluluğu da eklenince üretim verimliliği giderek önem kazanmıştır. Tuzluluk bitki gelişmesini önemli derecede etkilemektedir. Bundan dolayı bu konuda çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bitki gelişimini tuz stresinden korumak için organik çözümlere odaklanılmıştır. Bu çalışmada domates fidelerinde tuz stresini hafifletmek için kitosan biyopolimeri uygulanmıştır. Tuz stresine karşı bitki savunma refleksleri Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT) ve Malondialdehit (MDA) enzim seviyelerindeki değişim ile incelenmiştir. Tuz stresi için uygulanan kitosanın anlamlı derecede SOD, CAT ve MDA enzim seviyelerini etkilediği tespit edilmiştir. Kitosanın abiyotik streslerden korunmak için kullanışlı ve makul bir araç olduğu ifade edilebilir. Ayrıca enzim değerlerinin bitkilerde strese neden olan etkenlerin tespitinde ve bitkisel yanıt mekanizmalarının aydınlatılmasında kullanışlı olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Domates (Solanum lycopersicum L.)’te Fungisit Stresine Karşı Kitosanın Etkisi

    Bulut, Hüseyin; Ozturk, Halil Ibrahim

    Domates içerdiği besin değerleri, kullanım miktarı ve çeşidi bakımından insanlar için önemli bir besin ögesidir. Domates yetiştiriciliğinde verim kayıplarına neden olan önemli faktörlerden birisi mantar hastalıklarıdır. Bu hastalıklarla mücadelede en hızlı ve etkili çözüm olarak fungisitler kullanılmaktadır. Ancak fungisitlerin kullanımı sonucu oluşan stres ve olası toksik riskler besin zincirini etkilemektedir. Çalışmamızda fungisitin olumsuz etkileri ve buna karşı kitosanın bitki yetiştiriciliğinde stresi azaltmak için kullanımı incelendi. % 80 Mancozeb aktif madde içeren fungisitin domateste oluşturduğu stresin düzeyi, kitosanın etkileri SOD, CAT ve MDA ekspresyonlarındaki değişimleri tek hücre jel elektroforezi ve DNA üzerindeki hasarı değerlendirildi. Çalışma sonucunda uygulanan fungisitin domates fidelerinde strese, SOD, CAT ve MDA enzim değerlerinde değişime neden olduğu tespit edildi. Fungisitin comet assay analizinde DNA ipliklerinde kırılma sonucu oluşan kuyruk uzunluğu ve kuyruk DNA % değerinde artışa neden olduğu belirlendi. Uygulanan kitosanın enzim değerlerinde ve DNA hasarına karşı bazı dozlarda (100 ppm ve 150 ppm) olumlu etkisinin olduğu gözlendi. Kitosan bitkilerde stres etkenlerine karşı savunma mekanizmasını desteklemek için kullanılabilir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Domateste Tuz Stresi İle Mücadelede Potansiyel Bir Organik Madde Olan Kitosanın Rolü

    Bulut, Hüseyin; Ozturk, Halil Ibrahim

    Domates yetiştiriciliğinde verim kayıplarına neden olan kritik faktörlerden birisi toprak tuzluluğudur. Tuzluluğun neden olduğu stres ile mücadele son zamanlarda küresel bir konu haline gelmiştir. Kitosanın abiyotik streslerin bitkiler üzerinde neden olduğu zararlı etkilerini azaltmada rolü olduğu bilinmektedir. Toksik olmayan, biyolojik olarak uyumlu, biyolojik olarak parçalanabilen ve organik bir takviye olarak kullanılan kitosan, tarımsal üretimde son yıllarda büyük ilgi görmektedir. Bu çalışmada, tuz stresi altındaki domates fidelerinde kitosanın morfolojik büyüme parametrelerine etkisi ve çekirdek hasarını iyileştirmedeki rolü incelenmiştir. Domates fidelerinde tuz hasarının boyutu ve kitosanın buna karşı etkisi morfolojik parametreler ve Comet assay ile DNA hasarı değerlendirilmiştir. Tuz stresinin fideler üzerindeki morfolojik etkisi bitki boyu, gövde yüksekliği, gövde çapı, yaprak alanı ve yaprak sapı uzunluğu verilerinden elde edilmiştir. Stres etkisiyle oluşan DNA hasar düzeyi, DNA hasarının göstergesi olarak kabul edilen kuyruk uzunluğu, kuyruk DNA % değeri ve kuyruk momenti ile belirlenmiştir. Uygulanan kitosanın domates fidelerinin morfolojik özellikleri üzerinde olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kitosan takviyesinin bazı dozlarda DNA hasarını azaltmada etkili olmuştur. Çalışma sonuçlarımız uygulanan tuzun domates fidelerinde doz miktarına bağlı olarak strese neden olduğunu ve kitosanın domates fidelerini tuz stresinin yıkıcı etkilerinden korumak için etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Antioxidant Activity, Phenolic Composition, and Hormone Content of Wild Edible Vegetables

    Ozturk, Halil Ibrahim; Nas, Hazel; Ekinci, Melek; Turan, Metin; Ercisli, Sezai; Narmanlioglu, Haluk Kemal; Yildirim, Ertan; Assouguem, Amine; Almeer, Rafa; Sayed, Amany A.

    Wild edible plants have been used since antiquity as folk medicine and as preservatives in foods. This study aimed to determine the antioxidant activities, phenolic compounds, and hormone contents of 12 species of edible wild plants belonging to 9 families, which are consumed as vegetables by the local people at Ergan Mountain in Erzincan in Turkey. Polygonum cognatum and Malva neglecta were determined to have more antioxidant enzyme activity, more phenolic compounds, and higher hormone content than the other species. The highest catalase (CAT), peroxidase (POD), glutathione reductase (GR), glutathione-s-transferase (GST) values for P. cognatum were determined as 45.12, 94.83, 36.76, and 1218.35 EU g−1, respectively. The highest superoxide dismutase (SOD) and ascorbate peroxidase (AxPOD) content for M. neglecta were determined as 97.53 EU g−1 and 81.93 EU g−1, respectively. P. cognatum is the species in which the highest levels of the hormones indolacetic acid (IAA), gibberellic acid (GA), salicylic acid (SA), cytokinin, zeatin and jasmonic acid were detected. The highest levels of caftaric acid (CA), catechin (CAE), ferulic acid (FA), malvidin-3-o-glucoside (MG), myricetin (MYR), rutin (RT), trans-coumaric acid (TPCA), tyrosol (TY), and vanilic acid (VA) compounds were found in M. neglecta. It was determined that Falcaria vulgaris species had the highest levels of ferulic acid (FA) and quercetin (QUE) phenolics. The results show that edible wild vegetables consumed and studied by the people of the region are an important source of natural antioxidants. The possibilities of using these wild plants as functional foods should be investigated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2020
    Tebuconazole Uygulamalarının Kavun (Cucumis melo L.)’da Fide Kalitesi ve Gelişimi Üzerine Etkisi

    Bulut, Hüseyin; Ozturk, Halil Ibrahim

    Çalışmada farklı dozlarda (0, 25, 50, 75, 100, 125, 150 ve 175 ppm) Tebuconazole maddesinin kavun fidelerinin kalitesi ve gelişimi (fide ve gövde boyu, gövde çapı, bitki başına yaprak sayısı, yaprak, gövde ve kök kuru madde oranları ile klorofil miktarı) üzerine etkileri araştırılmıştır. Yapılan istatiksel değerlendirmelere göre, farklı doz uygulamalarının fide özelliklerinde önemli derecede değişikliğe neden olduğu belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre, kontrol uygulaması ile karşılaştırıldığında, fide boyu ve gövde boyunda sırası ile %57.5 ve %55.9’luk bir azalma sağlanmıştır. Gövde çapında ise uygulama sonrası %9.95’lik bir artış olmuştur. Ayrıca, doz uygulaması yaprak klorofil miktarında bir artış sağlamıştır. Bu çalışmada, farklı dozlarda Tebuconazole uygulamalarının kavun bitkisinde, fide boyunu kontrol altına aldığı ve bazı fide kalite özelliklerine olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2020
    Application of zinc oxide nanoparticles and plant growth promoting bacteria reduces genetic impairment under salt stress in tomato (Solanum lycopersicum l. ‘linda’)

    Hosseinpour, Arash; Haliloglu, Kamil; Cinisli, Kagan Tolga; Ozkan, Guller; Ozturk, Halil Ibrahim; Pour-Aboughadareh, Alireza; Poczai, Peter

    Salinity is an edaphic stress that dramatically restricts worldwide crop production. Nanomaterials and plant growth-promoting bacteria (PGPB) are currently used to alleviate the negative effects of various stresses on plant growth and development. This study investigates the protective effects of different levels of zinc oxide nanoparticles (ZnO-NPs) (0, 20, and 40 mg L−1) and PGPBs (no bacteria, Bacillus subtilis, Lactobacillus casei, Bacillus pumilus) on DNA damage and cytosine methylation changes in the tomato (Solanum lycopersicum L. ‘Linda’) seedlings under salinity stress (250 mM NaCl). Coupled Restriction Enzyme Digestion-Random Amplification (CRED-RA) and Randomly Amplified Polymorphic DNA (RAPD) approaches were used to analyze changes in cytosine methylation and to determine how genotoxic effects influence genomic stability. Salinity stress increased the polymorphism rate assessed by RAPD, while PGPB and ZnO-NPs reduced the adverse effects of salinity stress. Genomic template stability was increased by the PGPBs and ZnO-NPs application; this increase was significant when Lactobacillus casei and 40 mg L−1 of ZnO-NPs were used.A decreased level of DNA methylation was observed in all treatments. Taken together, the use of PGPB and ZnO-NPs had a general positive effect under salinity stress reducing genetic impairment in tomato seedlings.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    DETERMINATION of the EFFECTS of TEBUCONAZOLE APPLICATIONS on PEPPER SEEDLING QUALITY by MORPHOLOGICAL and MOLECULAR METHODS

    Ozturk, Halil Ibrahim

    In this study, the effects of Tebuconazole substance on pepper seedling quality and the retrotransposing mobility caused in the plant were investigated using morphological and molecular methods. More specifically, 25, 50, 75, 100, 125, 150 and 175 ppm concentrations of Tebuconazole were applied to the seedlings in the form of leaf spray. According to the findings of this research, it was determined that seedling height and stem height varied significantly according to the doses. It was also determined that all dosage applications in pepper seedlings prevented excessive and unnecessary elongation in seedling and stem heights. Stem dry matter ratio, leaf dry matter ratio, and root dry matter ratio were also determined to vary significantly in accordance with the doses. Furthermore, it was observed that the increase in the dose rate applied decreased the genome stability (GTS) and the rate of polymorphism increased. Dose application of 25 ppm did not cause any change in polymorphism rate and GTS value. When the data obtained from the morphological and molecular methods are collectively evaluated, dose applications up to 75 ppm can reportedly be used in practice as it positively affects the seedling quality and also impacts the stability of the genome at a minimum level.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2018
    Erzincan’da Yaygın Yetiştirilen Barbunya ve Taze Fasulye Genotiplerinin Morfolojik Karekterizasyonu

    Dursun, Atilla; Ozturk, Halil Ibrahim

    Bu çalışmada Erzincan’da yetiştiriciliği yapılan barbunya ve taze fasulye genotiplerinin morfolojik karakterizasyonun yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada Erzincan ilinden toplanan 70 yerel barbunya ve taze fasulye genotipi ve dört ticari çeşit kullanılmıştır. İlk yıl baklada kılçıklılık özelliğine sahip ve tohum alınamayan 12 fasulye genotipi (5 barbunya ve 7 taze fasulye) çalışmadan çıkarılmıştır. Denemenin ikinci yılında 58 genotip kullanılmış ve bu genotiplerde morfolojik özellikler belirlenmiştir. Çalışmada yer alan genotipler tüm morfolojik özellikler bakımından farklılık göstermiştir. Kümeleme analizine göre genotipler 3 gruba ayrılmıştır. Genotiplerin, % 11,29’u ilk kümede, % 37,1’i ikinci kümede, % 51,61’i ise üçüncü kümede yer almıştır. En yüksek genetik mesafenin ULU-44 ve ÇYR-32 genotipleri arasında olduğu görülmüştür. Farklı vejetatif ve generatif özelliklere sahip genotipler farklı gruplarda yer almıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    RDL Kalıcı Kaydıİncele