Endemik Bir Bölgede Bruselloz ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Koenfeksiyonu Olgusu

ArticleAçık Erişim

Özet

Tüm dünyada, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak görülen bruselloz, halen önemini koruyan zoonotik bir hastalıktır. Bir diğer zoonotik hastalık olan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ise, insanlara enfekte kene ısırığının yanı sıra, enfekte hayvanların kan ve dokuları ile temas sonucunda bulaşabilir. Her iki hastalık da, genellikle kırsal alanda yaşayanlarda ve hayvancılıkla uğraşanlarda görülmektedir. Brusellozda özgül olmayan ve birçok hastalıkla kolayca karışabilen klinik belirtilerin ortaya çıkması, bu enfeksiyonların tanısında hatalara veya gecikmelere yol açabilmektedir. Bu raporda, her iki hastalığın da birlikte görülebileceğinin vurgulanması amacıyla, bruselloz ve KKKA koenfeksiyonu tespit edilen bir olgu sunulmaktadır. Kırsal bölgede hayvancılıkla uğraşan 70 yaşında bir kadın hasta, yüksek ateş, halsizlik, yaygın vücut/eklem ağrıları ve baş ağrısı şikayetleriyle kliniğimize başvurmuştur. Son iki gündür şikayetlerinin arttığı, bulantı/kusma, karın ağrısı ve kanlı ishalinin olduğu öğrenilmiştir. Kene tutunma öyküsü olmayan olgunun fi zik muayenesinde 38.8°C ateş, bağırsak seslerinde artış ve splenomegali saptanmış; yapılan tetkiklerinde lökopeni, trombositopeni ve karaciğer enzimlerinde yükselme olduğu izlenmiştir. KKKA ön tanısıyla yatırılan hastanın serum örneği değerlendirilmek üzere, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı Daire Başkanlığı'na (MRLDB) gönderilmiştir. Hastanın serviste yatışı sırasında öyküsü daha detaylı sorgulanınca, halsizlik, iştahsızlık, terleme, eklem ağrıları ve aralıklı ateş şikayetlerinin bir aydır devam ettiği ve çeşitli antibiyotik tedavileri aldığı öğrenilmiştir. Bunun üzerine bruselloz açısından yapılan tetkiklerde; Brucella Rose Bengal, tüp aglütinasyonu (1/160 titre) ve Coombs'lu immün yakalama (1/320 titre) testleri pozitif bulunmuştur. Aynı zamanda, THSK-MRLDB'de yapılan testlerde; immünofl oresan yöntemi ile KKKA virusuna özgül IgM pozitifl iği ve gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile viral RNA varlığı tespit edilmiştir. Hastanın yatışında alınan iki kan kültüründe üreme olmamış, bu durumun, son bir ay içinde kullandığı antibiyotiklerden kaynaklanmış olduğu düşünülmüştür. Olguya bruselloz için doksisiklin ve rifampisin tedavisi başlanmış, KKKA için destek tedavisi uygulanarak yakın takibe alınmıştır. Yatışının ikinci gününde trombosit değerinde hızlı düşüş (37000/mm3) olması üzerine hastaya 5 ünite random trombosit ve 2 ünite taze donmuş plazma verilmiştir. Daha sonraki takiplerinde ateşi düşen ve kan tablosu düzelen olgunun bruselloz tedavisi ayaktan sekiz haftaya tamamlanmış; tedavi sonrası takiplerinde herhangi bir sorun tespit edilmemiştir. Yapılan literatür taramasında, ulaşılabildiği kadarıyla, bruselloz ve KKKA koenfeksiyonu daha önce bildirilmemiştir. Sonuç olarak, ülkemizin hem bruselloz hem de KKKA açısından endemik bir bölge olduğu göz önüne alındığında, her iki enfeksiyonun da ayırıcı tanısında bu durumun dikkate alınması önem taşımaktadır. Ayrıca bizim olgumuzda olduğu gibi koenfeksiyon olabileceği de akılda tutulmalıdır

Anahtar Kelimeler

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/18894Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.authorkarakeçili, faruk
dc.contributor.authorÖZÇİÇEK, ADALET
dc.contributor.authorAKIN, Hicran
dc.contributor.authorGÜLHAN, Barış
dc.contributor.authorÇIKMAN, Aytekin
dc.date.accessioned2026-10-18T21:03:40.645017910Z
dc.date.available2026-10-18T21:03:40.645017910Z
dc.date.issued2016
dc.description.abstractTüm dünyada, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak görülen bruselloz, halen önemini koruyan zoonotik bir hastalıktır. Bir diğer zoonotik hastalık olan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ise, insanlara enfekte kene ısırığının yanı sıra, enfekte hayvanların kan ve dokuları ile temas sonucunda bulaşabilir. Her iki hastalık da, genellikle kırsal alanda yaşayanlarda ve hayvancılıkla uğraşanlarda görülmektedir. Brusellozda özgül olmayan ve birçok hastalıkla kolayca karışabilen klinik belirtilerin ortaya çıkması, bu enfeksiyonların tanısında hatalara veya gecikmelere yol açabilmektedir. Bu raporda, her iki hastalığın da birlikte görülebileceğinin vurgulanması amacıyla, bruselloz ve KKKA koenfeksiyonu tespit edilen bir olgu sunulmaktadır. Kırsal bölgede hayvancılıkla uğraşan 70 yaşında bir kadın hasta, yüksek ateş, halsizlik, yaygın vücut/eklem ağrıları ve baş ağrısı şikayetleriyle kliniğimize başvurmuştur. Son iki gündür şikayetlerinin arttığı, bulantı/kusma, karın ağrısı ve kanlı ishalinin olduğu öğrenilmiştir. Kene tutunma öyküsü olmayan olgunun fi zik muayenesinde 38.8°C ateş, bağırsak seslerinde artış ve splenomegali saptanmış; yapılan tetkiklerinde lökopeni, trombositopeni ve karaciğer enzimlerinde yükselme olduğu izlenmiştir. KKKA ön tanısıyla yatırılan hastanın serum örneği değerlendirilmek üzere, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı Daire Başkanlığı'na (MRLDB) gönderilmiştir. Hastanın serviste yatışı sırasında öyküsü daha detaylı sorgulanınca, halsizlik, iştahsızlık, terleme, eklem ağrıları ve aralıklı ateş şikayetlerinin bir aydır devam ettiği ve çeşitli antibiyotik tedavileri aldığı öğrenilmiştir. Bunun üzerine bruselloz açısından yapılan tetkiklerde; Brucella Rose Bengal, tüp aglütinasyonu (1/160 titre) ve Coombs'lu immün yakalama (1/320 titre) testleri pozitif bulunmuştur. Aynı zamanda, THSK-MRLDB'de yapılan testlerde; immünofl oresan yöntemi ile KKKA virusuna özgül IgM pozitifl iği ve gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile viral RNA varlığı tespit edilmiştir. Hastanın yatışında alınan iki kan kültüründe üreme olmamış, bu durumun, son bir ay içinde kullandığı antibiyotiklerden kaynaklanmış olduğu düşünülmüştür. Olguya bruselloz için doksisiklin ve rifampisin tedavisi başlanmış, KKKA için destek tedavisi uygulanarak yakın takibe alınmıştır. Yatışının ikinci gününde trombosit değerinde hızlı düşüş (37000/mm3) olması üzerine hastaya 5 ünite random trombosit ve 2 ünite taze donmuş plazma verilmiştir. Daha sonraki takiplerinde ateşi düşen ve kan tablosu düzelen olgunun bruselloz tedavisi ayaktan sekiz haftaya tamamlanmış; tedavi sonrası takiplerinde herhangi bir sorun tespit edilmemiştir. Yapılan literatür taramasında, ulaşılabildiği kadarıyla, bruselloz ve KKKA koenfeksiyonu daha önce bildirilmemiştir. Sonuç olarak, ülkemizin hem bruselloz hem de KKKA açısından endemik bir bölge olduğu göz önüne alındığında, her iki enfeksiyonun da ayırıcı tanısında bu durumun dikkate alınması önem taşımaktadır. Ayrıca bizim olgumuzda olduğu gibi koenfeksiyon olabileceği de akılda tutulmalıdır
dc.identifier.endpage327
dc.identifier.issn0374-9096
dc.identifier.issue2
dc.identifier.startpage322
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/18894
dc.identifier.volume50
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofMikrobiyoloji Bülteni
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectTıbbi Araştırmalar Deneysel
dc.subjectHalk ve Çevre Sağlığı
dc.subjectGenel ve Dahili Tıp
dc.subjectMikrobiyoloji
dc.titleEndemik Bir Bölgede Bruselloz ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Koenfeksiyonu Olgusu
dc.typeArticle
dspace.entity.typePublication
rdl.citation.trdizin8
rdl.departmentERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ
rdl.source.indexTRDIZIN