Bu dergideki yayınlar
4 →- ArticleYayıncıda açık erişim2025Mensur Bir Rûznâme Örneği: Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd
Daşdemir, Özkan
Türk yazılı kültür ortamına Arap-Fars kültürlerinden geçmiş olan ve Rûznâme, Havass-ı Eyyâm, Ahkâm-ı Eyyâm, Eyyâm-ı Sa’d, Eyyâm-ı Nahîsât, Eyyâm-ı Sa’d u Nahs gibi adlarla kaleme alınan Saatnâme/Rûznâme metinleri her ayın günlerini uğurluk-uğursuzluk yaklaşımıyla ele alan, edebî metin formunda bir fal türüdür. Bu makalede “Hazâ Kitâb-ı Sultân Mahmûd” başlıklı mensur bir Rûznâme örneği yeni Türk harflerine aktarılarak incelenmiştir. Risale niteliğindeki yazma eser California Üniversitesi Los Angeles (UCLA) Kütüphanesi LSC.0896 numaralı Türkçe El Yazmaları Koleksiyonundaki 1687 arşiv numarasında kayıtlıdır. Metinde her ayın uğurlu-uğursuz günleri sıralanarak muhataplarına söz konusu günlerde ne yapıp ne yapmamaları gerektiğine dair çeşitli hükümler bildirilmektedir. Makaleye konu olan metin müstakil mensur risale formunda kaleme alınmış yeni bir versiyon niteliğindedir. Muhtelif kütüphanelerde muhafaza altındaki binlerce Türkçe metinden biri olarak Türk halk kültürüne dair önemli bilgiler barındıran söz konusu metin günlere ilişkin İslami referanslarla ortaya konan uğurluk-uğursuzluk tanımlamalarını ve hükümlerini ihtiva etmektedir. Makalemizde bu olgunun kökeni, Türk kültüründeki karşılıkları üzerinde durulduktan sonra günlere ilişkin uğurluk-uğursuzluk yaklaşımın İslamiyet sonrası Türk kültürüne geçişini örnekleyen bir metindeki örnekleri tasnife tabi tutularak tablolarda gösterilmiş ve açıklanmıştır. Her ayın içindeki uğurlu-uğursuz günler ve bunlarda gerçekleştiği kabul edilen tarihî vakalar, 12 ayın her biri içinde uğursuz kabul edilen günler, ayın hangi günlerinde hangi eylemin yapılıp yapılmaması gerektiğine dair hükümler, doğacak çocukların talihi, rüya, hastalık, kayıp nesneler-kişiler ve bu tasnife girmeyen muhtelif hükümler uğurlu-uğursuz gün inanışı bağlamında değerlendirilmiştir. Türklerin eski takviminde her bir yılı temsil eden hayvanın o yıla dair uğurluk-uğursuzluk inanmalarında etkili olduğu görülse de günlere dair bu tür inanmaların Arap-Fars kültür ortamlarından Türk yazılı kültürüne geçtiği ve daha sonra sözlü kültür ortamında yaygınlaştığı düşünülebilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2024Türk Dizileri Üzerinden Türkiye’de Toplumsal ve Kültürel Yaşama Yönelik Algılar (Bosna Hersek, Ürdün ve Kırgızistan Örnekleri)
Hancığaz, Erhan; Hülür, Hımmet
Küreselleşmenin hızlı bir şekilde etkisini gösterdiği günümüzde, genelde kitle iletişim araçları, özelde ise televizyon dizileri izleyicileri doğrudan ya da dolaylı bir şekilde etkilemektedir. Değişen ve gelişen bu süreç içinde medya, her yaştan, her cinsten, her meslek grubundan insanı, az ya da çok, doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilemektedir. Bu bağlamda Türk dizleri bir yumuşak güç olarak daha anlamlı hâle gelmektedir. Bu çalışmanın amacı dünyada yüz elliye yakın ülkede, milyonlarca izleyiciye ulaşan Türk dizilerinin izleyiciler üzerinde oluşturduğu Türkiye’deki toplumsal ve kültürel yaşama yönelik algıları ölçebilmektir. Kesitsel tarama modeli yöntemi kullanılan araştırmada veriler anket tekniği ile elde edilmiştir. Bundan dolayı Ortadoğu’da Ürdün, Balkanlar’da Bosna Hersek, Asya’da Kırgızistan olmak üzere farklı coğrafyalardaki üç ülkede anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonuçları ile katılımcılarda Türk dizleri üzerinden oluşan Türkiye’deki toplumsal ve kültürel yaşama yönelik algılar analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; Ürdün’de, Bosna Hersek’te ve Kırgızistan’da Türk dizlerinin Türkiye’de toplumsal ve kültürel yaşama dair algıları nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu bağlamda, izleyiciler açısından Türklerin kişilik özelliklerine yönelik algıları, Türkler ve Türkiye ile etkileşimleri, Türkler ve Türkiye ile ilgili bilgilerin alındığı kaynak, Türklerin yakın görüldüğü kültür ve Türkiye’nin Müslüman ülkeler için model olma özelliği başlıkları, kültürlerarası iletişim bağlamında tartışılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2023Özbek Türklerinin Hayatında Pazarların Yeri
Kırbaşoğlu, Filiz
Özbek Türkleri’nin hayatında pazarlar bir hayli önemlidir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de halk pazarları önemser. Bu yüzden pazarlar için söylenmiş atasözleri de vardır. Şehirlerde çeşitli pazarlar bulunmaktadır. Taşkent, Semerkant, Buhara, Hive, Andican, Nemangen, Fergana, Kokand, Urgenç ve diğer şehirler. Örneğin Taşkent’te; Çarsu, Beş Ağaç, Alaybazar, Mirabad Pazarı, Askıya, Ferhat Pazarı, Parkent Pazarı, Kuyluk Pazarı gibi semt pazarları vardır. Halkın çoğunluğu dar gelirli olduğu için buralardan alışveriş yapmayı tercih ederler. İnsanlar, evlerinde, bağ bahçelerinde ürettikleri ürünleri, malzemeleri bu pazarlarda satarlar. Tarım, Özbekistan ekonomisinin önemli bir sektörüdür. Ülkede pamuk ve tahıl en çok görülen ürünlerdir. Tarım, işgücünün %26’sını istihdam etmektedir. Pazarlarda her türlü satışlar görülür. Ev eşyası, giyecek, sebze-meyve, kitap vs. Ayrıca oralarda pişirilen veya evlerde hazırlanıp satılan bazı yiyecekler de görülür. Özellikle şaşlık, samsa, Özbek pilavı sevilerek yenilen yiyeceklerdendir. Pazarlarda ilginç durumlarla da karşılaşılır. Alıcı ve satıcılar arasındaki pazarlık tartışmaları bir hayli renklidir. Özellikle et satışları görülmeye değerdir. Bunların yanında ayrıca düğünler için de çeşitli şeyler satılmaktadır. Çünkü düğünler her toplumda olduğu gibi Özbek Türklerinin hayatında da önemlidir. Halk nazara, kötü enerjilere inandığı için bazı çarelere başvurur. Bunlardan biri üzerlik tohumudur. Pazarlardan üzerlik tohumu alınır. Her sabah birçok evde üzerlik tütsüsü yapılır. Pazar kenarlarında küçük aile sirklerinin gösteri yaptıkları da görülür. Böyle yerler onlar için geçim kaynaklarından biridir. Satışlarını yapan veya o günkü ihtiyacını temin edebilmiş insanların yorgun bir şekilde pazarlardan döndükleri gözlemlenir. Bu pazarların dışında bir de ev pazarı dedikleri Pazar vardır. Burada kiralık ya da satılık evlerle ilgili bilgiler verilir. Bu bilgileri de ev sahiplerinin kendilerinden ya da onların görevlendirdikleri kişilerden almak mümkündür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2023Erzincanlı Şair Şems-i Hayâlî’nin “Tuhfetü’l-Uşşâk”ında Tip ve Kişilikler
Uludağ, Erdoğan; Kara, Ruhi
Kaynakları, kendine özgü tarz, biçim ve muhtevasıyla Eski Türk edebiyatımız, dinî, tarihî, mitolojik ve folklorik temeller üzerine inşa edilmiş, yaklaşık altı asır süren edebî bir geleneğin mahsulünü oluşturmaktadır. Bu köklü edebiyatı anlayabilmek ve taşıdığı anlam derinliğini idrâk edebilmek için hangi kaynaklardan yararlandığını bilmek gereklidir. Din ve kültürün başı çektiği toplumsal hayatın en önemli değerleri arasında yer alan birçok unsur edebiyatımıza kaynaklık eder. Bu kaynaklar arasında yer alan tip ve kişilikler; şairlerin mensubu oldukları toplumda geçmişten yaşadıkları döneme kadar oluşturdukları kültür hazinesinin önemli bir parçasını ihtiva etmektedir. Edebiyatımızda edebî bir metnin tüm aksiyonu ve kurgulanması, temel öğelerden olan tip ve kişilikler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle edebî bir metni tam olarak anlayabilmek için tip ve kişiliklerin doğru tespit edilmesi önemlidir. Şair, eserinde yer verdiği tip ve kişilikler sayesinde düşünceleri ve duygularını somutlaştırarak okuyucuya aktarır. Divan şiirinde, toplumun olağan yaşantısı içinde kendini gösteren ve belirgin davranışları temsil eden; âşık, ma’şûk, rakîp, Mecnûn, Leylâ, sâki, derviş gibi tipler dikkat çekmektedir. Dinî, tarihî, edebî, sanatkâr, mutasavvıf ve bilgin başlıkları altında tasnif ettiğimiz kişilikler ise, insanın kendi görüş, düşünüş ve tarzlarıyla şekillenerek, tekdüze davranışlar yerine değişken davranışlar sergiler. XIX. Yüzyılın daha ziyade yakın çevresi tarafından tanınan, ümmî divan-tekke şairlerinden olan Erzincanlı Şems-i Hayâlî şiirlerinde “Şems-i Hayâl” (Hayâl-i Şems, Hayalî Şems-i Nakşî)” gibi mahlaslar kullanmıştır. Leblebi satarak geçimini sağladığı için “Leblebici Baba” olarak ün kazanmıştır. Mutasavvıf bir şair olan Şems-i Hayâlî’nin dinî ve tasavvufî telakkîleri ihtiva eden ve tasavvufî bir neşve barındıran şiirleri coşku doludur. Bilinen tek eseri “Tuhfetü’l-uşşâk” adlı Dîvân’ıdır. Şiirlerinde hem arûz hem de hece veznini kullanmıştır. Bu divan, şeyhini çok seven ve ona çok bağlı olan bir müridin hocasına duyduğu saygıyı, sevgiyi, bağlılığı; güzel, yalın bir ifadeyle aktaran önemli bir eserdir. Şems-i Hayâlî, şiirlerinde tasavvufu işlemiş ve birçoğunda tasavvufî tip ve kişiliklere yer vermiştir. Can-ı gönülden bağlı olduğu mürşidi Hayyat Vehbî (Terzi Baba) tüm şiirlerinde geçen bir kişilik olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada Erzincanlı şair Şems-i Hayâlî’nin şiirlerinde geçen tip ve kişilikler tespit edilmiş ve incelenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2822-2725 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-20T15:43:40.012457723Z | |
| dc.date.available | 2026-10-20T15:43:40.012457723Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25112 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Turcology research (Online) | |
| dspace.entity.type | Journal |
