Bu dergideki yayınlar

16 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2026
    Oyunbaz Modernite: Geç Osmanlı Edebiyatında Alegorik Çocuk Oyunları

    Düzcan, Ebubekir

    Bu makale, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e uzanan edebî metinlerde çocuk oyunlarını, yetişkin dünyasının normlarını, hiyerarşilerini ve çatışmalarını alegorik biçimde sahneleyen toplumsal pratikler olarak ele almaktadır. Çocuk oyunları, bu çalışmada masum ya da yalnızca gelişimsel etkinlikler olarak değil; modernleşme sürecinde şekillenen toplumsal düzenin çocuk bakışıyla yeniden üretildiği ve sorgulandığı özgül sahneler olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu yaklaşım, çocukluğu, klasik sosyolojik yaklaşımlardaki gibi edilgen bir geçiş evresi yerine, yeni çocukluk sosyolojisi çalışmalarında olduğu gibi toplumsal anlamın kurulduğu etkin bir deneyim alanı olarak düşünmeyi mümkün kılar. Çalışma, oyunu kültürün kurucu bir biçimi olarak tanımlayan Johan Huizinga’nın yaklaşımı ile gündelik etkileşimi rol, performans ve sahneleme kavramları üzerinden okuyan Erving Goffman’ın mikro-sosyolojik teorik perspektifini bir araya getirerek, çocuk oyunlarının hem tarihsel hem de etkileşimsel boyutlarını görünür kılmayı amaçlar. Bu çerçevede makale, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet bağlamında kaleme alınmış beş edebî eseri incelemektedir: Aşk-ı Memnu, Falaka, Küçük Paşa, Leonis ve Sınıf Arkadaşları. Bu eserlerde çocuk oyunları; sınıf ilişkileri, otorite biçimleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve siyasal düzenle iç içe geçmiş sahneler olarak ortaya çıkar. Oyun, kimi zaman okulda disiplinin, kimi zaman konak ya da mahallede hiyerarşinin, kimi zaman da tarihsel kırılmaların çocuk bedeninde ve hayal gücünde nasıl deneyimlendiğini ve yetişkin dünyasının çocuk oyunlarında nasıl alegorik bir düzlemde yer bulduğunu açığa çıkarır. Bu bağlamda çocuklar, yetişkin rollerini basitçe taklit etmekle yetinmez; bu rolleri sadeleştirir, yoğunlaştırır, dönüştürür ve zaman zaman parodileştirerek toplumsal düzenin kırılganlığını görünür kılar. Makale, çocuk oyunlarını modernitenin gündelik hayata nasıl yayıldığını deşifre eden eleştirel bir mercek olarak okumayı önerir; bu okumanın edebiyat incelemeleri ile çocukluk sosyolojisi arasında üretken bir diyalog kurabileceğini savunur ve çocuk bakışının toplumsal çözümleme açısından sunduğu özgül imkânlara dikkat çeker.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı Alan Becerilerine İlişkin Bir Analiz ve Değerlendirme: SOLO Taksonomisi Örneği

    Yurtsever Kılıçgün, Müge

    SOLO Taksonomisi, öğrencilerin öğrenme düzeylerinin belirlenebilmesinde etkili araçlardan biridir. Bu araştırma kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı’nda öğrenme alanı becerilerine ilişkin öğrenme ve alt öğrenme çıktıları SOLO Taksonomisi düzeylerine göre incelenmiştir. Araştırma süreci, nitel araştırma yaklaşımı olan doküman analizi yönteminin kuramsal çerçevesinde yürütülmüştür. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı’nda 7 ana öğrenme alanı bulunmaktadır. Bu kapsamda eylem özellikleri dikkate alınarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı’nın 98 öğrenme çıktısı ve 329 alt öğrenme çıktısı SOLO Taksonomisi düzeylerine göre analiz edilmiştir. Mevcut araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, Program’da genel olarak, tüm alanlarda ve tüm yaş gruplarında en fazla yer verilen öğrenme ve alt öğrenme çıktısı “ilişkisel” düzeydir. Öğrenme çıktılarında en az yer verilen düzey “tek yapısal” düzey iken, alt öğrenme çıktılarında en az yer verilen düzey “genişletilmiş soyut” düzeydir. Bu çalışmada, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Okul Öncesi Eğitim Programı bağlamında, okul öncesi eğitim düzeyinde alana özgü becerilere ilişkin öğrenme çıktılarının yorumlanmasında ve öğrenci başarılarının değerlendirilmesinde SOLO Taksonomisi’nin temel ögelerine yer verilmesindeki gereklilikler vurgulanmak istenmiştir. Araştırma bulguları bağlamında, okul öncesi dönemde hem çocukların hem de öğretmenlerin öğrenme deneyimlerinin SOLO Taksonomisi’nin öğrenme derinliği ilkeleri doğrultusunda zenginleştirilmesi; bu çerçevede nitelikli uygulama örnekleri ve öğretim materyallerinin geliştirilmesi ile programda yer alan öğrenme çıktılarının üst düzey bilişsel yapılara ulaşacak şekilde güçlendirilmesi önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Kültür Endüstrileri Kapsamında Bir Festival Örneği: Kars Altın Kaz Film Festivali

    Diken, Hasan Ali

    Kültür endüstrileri, “kültür” ile “endüstri” birleşimine dayanan ve ekonomik katma değer yaratan göstergelerin genel bir bütünüdür. 20. yüzyılın ilk yarısında ortaya atılan bu kavram, kendi bünyesinde “kültürün endüstriye, kültürel ürünlerin ise metalara dönüştüğü” iddiasından kaynaklanan bir problematik barındırmaktadır. Söz konusu problematiğin temelinde “kültür ile endüstri ilişkisinin kültürel köklere ve kodlara zarar vere(bile)ceği” fikri hâkimdir. Ancak “kültür endüstrileri” kavramı ışığında kültür ile endüstri olgularının birleşmesinden hareketle yeni bir ekonomik, toplumsal ve siyasal gerçekliğin eleştirel yönden değerlendirilmesi yoluna gidildiğini ifade etmek gerekmektedir. Bu kapsamda kültür, içi boşaltılmadan ilgilisinin dikkatine sunulabilen bir kavram gözüyle yeniden yorumlanmaktadır. Kültür endüstrileri de bu “yeniden yorumlanma” hususuna dâhil edilen konuların başında gelmektedir. Buna “festival” kavramını da eklemek mümkündür. Festival, genellikle yerel veya yöresel alanlarda zamanla gelenekselleşen kutlamaların imgesel bağlamlarını içeren faaliyetlerin tümüdür. Festivaller bünyesinde hemen her yılın belirli vakitlerine denk gelen eğlence organizasyonları tertip edilmektedir. Yakın bir geçmişe kadar Kars’ta düzenlenen “Altın Kaz Film Festivali” de ilgili eğlence organizasyonları arasındaki yerini almıştır. 2006, 2007 ve 2008 yıllarının güz dönemlerine rastlamak suretiyle toplamda üç sezon gibi kısa bir müddet içerisinde sürdürü(lebi)len bu festival, Kars’ın kültürel değerlerini kültür turistlerine (kültürel deneyim avcıları) anlatan ve tanıtan bir özelliğe sahip olmuştur. Bu çalışmada Altın Kaz Film Festivali’nin kültür endüstrileri bağlamındaki rolleri üzerinde durulacaktır. Dolayısıyla ilgili festival, bugünkü kültür bilimi kabullerine de eklemlenebilen halkbilimi (folklor) disiplininin bakış açısı ışığında yerel veya yöresel bağlamlardan hareketle nitel bir yaklaşım gözetilerek kültür endüstrileri paralelinde tetkik ve tahlil edilmeye çalışılacaktır. Bahsi geçen bağlamda halkbilimi perspektifine de ilave edilen kültür endüstrileri olgusu çerçevesinde Kars Altın Kaz Film Festivali’nin kültürel şifreleri, bu festivale dair dokümanların analizinden yola çıkılarak “kaz” imgesinden hareketle açıklanacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Konaklama İşletmelerindeki Yöneticilerin Yiyecek ve İçecek Maliyet Kontrol Algıları

    Bilici, Nilgün Sanalan; Parlak, Uğur

    Konaklama sektöründeki işletmelerin öncelikli hedefi, müşterilerin konaklama ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bununla birlikte yiyecek ve içecek hizmetleri sunmaları, farklı maliyet kalemleriyle karşılaşmalarına neden olmakta ve yiyecek-içecek maliyet kontrolü giderek daha önemli hale gelmektedir. Diğer ticari işletmelerde olduğu gibi konaklama işletmelerinin de temel amacı kârını artırmak ve devamlılığını sağlamaktır. Bu doğrultuda, konaklama işletmelerinin etkin bir maliyet kontrol sistemi oluşturup uygulaması yiyecek içecek maliyetlerini kontrol altına almada kritik önem taşımaktadır. Böyle bir sistem, konaklama işletmelerinin verimlilik ve performansını artırmasının yanı sıra kârlılığını yükselterek devamlılığını sağlamakla birlikte rakip işletmeler karşısında rekabette üstünlük sağlamasına da yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı Iğdır ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmesi yöneticilerinin yiyecek ve içecek maliyet kontrolüne yönelik algılarını ölçmektir. Iğdır ilinde toplam 20 konaklama işletmesi bulunmakta olup bu araştırmaya 18 konaklama işletmesinin yöneticileri katılmıştır. Veriler, yüz yüze görüşmeler yapılarak uygulanan yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yöneticilerin büyük bir kısmının yiyecek ve içecek maliyet kontrolüne yönelik algıları olumludur. Ancak yapılan istatistiksel analizler, yöneticilerin demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, eğitim durumu vb.) ile maliyet kontrol algıları arasında anlamlı bir farklılık olmadığını göstermektedir. Araştırma sonuçları ayrıca konaklama işletmelerinin yarıdan fazlasının 10 yıl ve üzerinde, yaklaşık %40’ının ise 20 yılın üzerinde faaliyette olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamındaki işletmelerin %80’den fazlası otel niteliğindedir ve bu işletmelerin mülkü kendilerine ait olsa bile yönetimin profesyonel kişilerce gerçekleştirildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, söz konusu işletmelerin yarıdan fazlasında maliyet kontrolünü yürüten bağımsız bir birimin bulunması ve bu birimlerdeki kontrollerin eğitimli, genç kadrolarca gerçekleştirilmesi, işletme yönetiminde dinamizm ile birlikte etkin kontrol ve planlamanın varlığına işaret eden önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2024
    Okuma Becerisi Bağlamında Çocuklar İçin Dijital (Çevrim İçi) Okuma Kulüpleri

    Çıldır, Burcu

    Yaşanan teknolojik ilerlemeler Türkçe öğretiminde dil becerilerinin geliştirilmesinde kullanılan ya da kullanılabilecek uygulamaları geliştirmiş ve genişletmiştir. Bu uygulamalardan biri olan dijital okuma kulüpleri, teknolojik kaynaklarla süreci destekleyerek çocukların okuma becerilerinin geliştirilmesinde zengin olanaklar sunabilmektedir. Dijital okuma kulüplerinin nitelikli bir biçimde yapılandırılabilmesi ve sürdürülebilmesi için süreçte yer alan değişkenler ayrıntılı bir biçimde ele alınarak incelenmeli ve katılımcılar için uygun koşullar oluşturulmalıdır. İyi yapılandırılmış dijital bir okuma kulübü, üyelerine dijital olarak güvenli bir ortam oluştururken okuma becerisini desteklemek geliştirmek ve sürdürmek için de gereken uygulamaları sağlar. İyi düzenlenmiş uygulamalar, çocukların okuma kulüplerinde nitelikli metinlerle buluşturulmaları ve sürecin farklı kuramsal yaklaşımlarla desteklenmesi çocukların dil becerilerinin geliştirilmesinde bütüncül bir yaklaşımı getirir. Çocuklar hep birlikte bir kitabı anlamaya çalıştıklarında; konuştukça çıkarımlarda bulunur, sorular sorar, yeniden anlatır, bağlantılar kurar ve okuduklarını özetler. Tartışmalar, öğrencilerin anlamamış olabilecekleri şeylerle boğuşmalarını ve sınıfta öğretilen stratejik okuma becerilerini uygulamalarını sağlar. Dijital okuma kulübünün üyeleri birlikte bir okuma topluluğunun parçası olur ve böylece bu kulüpler çocukların okuma kültürü/alışkanlığı edinmelerini sağlar. Dijital okuma kulüpleri, kamusal okuma alanları olarak kabul edilen kütüphanelerin de kullanımını destekler. Kitaplar konusundaki kültürü geliştirerek yazarlar, yayınevleri hakkında bir kavrayış geliştirilmesine ve bireylerin kendi okuma kültürünü oluşturmasına olanak tanır. Bu kulüpler aynı zamanda öğrencilerin okuma zevki ve motivasyonunu artırarak öğretim programlarında belirtilen okuduğunu anlama becerilerinin gelişmesini sağlayabilir. Dijital okuma kulüpleri katılımcılarının sosyal ve duygusal gelişimini de destekler. Dile getirilen katkıların gerçekleşebilmesi ve çocukların dijital okuma kulüpleri yoluyla öğrenme deneyiminin bir parçası olabilmesi için çocuklara dijital öğrenme alanları sağlanmalı ve dijital okuma kulüpleri gibi uygulamaların geliştirilmesine önem verilmelidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Üniversite Öğrencilerinde Dijital Kimlik Kullanımı ve Benlik Sunumu Üzerine Bir İnceleme

    Akkaş, İbrahim; Aksakal, Ibrahim

    Son yıllarda yaygınlaşan çevrimi içi iletişim araçları dijital kimlik kullanma alışkanlıklarını beraberinde getirmiştir. İnsanlar giderek artan sayıda ve çeşitli sebeplerle çevrim içi iletişim araçlarını kullanmakta ve bu iletişim araçları için dijital kimlikler oluşturmaktadır. İnternet kullanıcıları bu araçları eğlence, hizmet alımı, alışveriş, iletişim ve eğitim gibi birçok amaç için kullanmaktadır. Özellikle eğlence ve iletişim amaçlı kullanılan sosyal medya araçlarında kullanıcılar dijital kimliklerini oluştururken gerçek kimliklerini gizleyerek ya da olduğundan farklı göstererek etkili izlenim oluşturma taktikleri kullanabilmektedir. Konu hakkında yapılan benzer çalışmalar sosyal medya araçlarının bu amaçla kullanım oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 18 yaş üzeri genç kuşak olduğunu göstermektedir. Bu nedenle araştırmamız, 18 yaş üstü üniversite öğrencilerinin dijital kimlik kullanım taktikleri ve etkili izlenim oluşturma stratejilerini inceleme amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören üniversite öğrencileri üzerinden yürütülmüştür. Ana kütle büyüklüğü dikkate alınarak örneklem büyüklüğüne karar verilmiş ve 408 üniversite öğrenicisinin kolayda örnekleme yöntemiyle seçildiği bir örneklem oluşturulmuştur. Araştırmada daha önce güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılmış olan “Dijital Kimlik Ölçeği” ve “Değiştirilmiş Benlik Sunum Taktikleri Ölçeği” kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler 5’li likert tipi ölçek biçimindedir. Ölçeklerden elde edilen sonuçlar yaş, cinsiyet ve gelir düzeyi değişkenleri dikkate alınarak analiz edilmiştir. Ayrıca katılımcıların tercih ettikleri sosyal medya araçları ve bu araçları kullanım amaçları da dikkate alınarak ilişkilendirme yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri normal dağılım özelliği gösterdiği için analiz aşamasında t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sosyal medya araçlarını kullanım amacı ile dijital kimlik geliştirme ve etkili izlenim oluşturma pratikleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    A Content Analysis of Mathematics Self-Efficacy Themed Articles Published in Türkiye

    Nurlu, Özge

    Self-efficacy belief, which can affect the performance of individuals by determining their approach to goals, tasks and difficulties, has been the subject of numerous studies in different disciplines. Mathematics self-efficacy has become the focus of researchers all over the world, especially because of its strong impact on achievement in educational research. In Turkey, studies conducted with different variables and research designs on the theme of mathematics self-efficacy add richness to the literature, but make it difficult to reveal the current situation of this theme. This study aimed to investigate mathematics self-efficacy themed articles in terms of the field, subject, study group/sampling, applied method, data collection tools, analysis techniques, and publishing language in Turkey. The study was designed as a descriptive content analysis. 101 articles published between 2010 and 2022 were included in the study. Data were analysed by using the MAXQDA 2022 qualitative analysis program. The analysis of the data was based on the code and category list designed by Baş and Özturan Sağırlı (2017). The research concluded that the number of mathematics self-efficacy themed articles in Turkey has increased with fluctuations over the years, but there has been a significant decrease in recent years and these articles focused on the fields of mathematics and geometry education and the subject matter of mathematics self-efficacy, mathematical literacy self-efficacy, and mathematics teaching self-efficacy. In addition, it was determined that the most frequently used methods are surveys and scale development studies. These are followed by experimental design and mixed method studies. Accordingly, it has been concluded that data is often collected through scales/surveys, and very few studies apply qualitative data collection techniques. Moreover, the most used analysis techniques were correlation, t-test and ANOVA. It was determined that the most frequently studied group consists of middle school students and prospective teachers. Most of mathematics self-efficacy themed articles in Turkey were published in Turkish.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Semavi Dinlerin Kutsal Kitaplarında İlahi Bir Karşılık Olarak Ölüm ve Yaşam

    Aksakal, Zeynep Nermin

    Semavi dinlerin kutsal kitapları Tanah, Yeni Ahit ve Kur’ân’da ölüm ve yaşamın ilahi karşılıkla bir bağlantısı vardır. Yaratana isyanın karşılığı ölüm, sadakatin karşılığı ise yaşamdır. Ancak bu ölüm ve yaşamın hakiki anlam yanında mecazi anlamları da vardır. Bu anlamların oluşum sürecini anlamak için kutsal kitaplardaki yaratılış kıssasından başlamak gerekir. Çünkü insanın dünya hayatı ve akıbetiyle ilgili bazı dini öğretiler özünü bu kıssadaki ilk günah bahsinden alır. Bu çalışma, kutsal kitaplarda ilahi bir karşılık olarak ölüm ve yaşamın anlam alanını, ilk günah kıssası ve konuyla ilgili diğer kutsal metinler ve tefsirleri çerçevesinde tespit ve mukayese etmeyi amaçlamaktadır. Böylece bir karşılık olarak ölüm ve yaşam hakkındaki hangi öğretilerin hangi temeller üzerine kurulduğu anlaşılacaktır. Çalışma, kutsal kitaplarda ölüm konusunu yaşamla birlikte bir karşılık olarak ve ilk günah özelinde incelemesi yönüyle diğer çalışmalardan ayrı bir önemi haizdir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre; Yahudi ve Hıristiyan tefsirlerinde ilk günah, insanın kötülük eğilimine sahip ölümlü tabiatının nedenidir. Bu yaklaşım günah ve kefaret, ilahi buyruklara bağlılık ve mükâfat üzerine kurulu tüm Yahudilik tarihinin temeli iken Hıristiyanlıkta asli günah, vaftiz, kurtarıcı Mesih’le özdeşleştirilmiş kefaret ve gelecek yaşam öğretilerinin temelidir. Kur’ân ve tefsirlerine göre ise insanın yaratılıştan iyilik ve kötülük potansiyeline sahip ölümlü tabiatı, ilk günahın nedenidir. Bu durum, ilk günahla bağlantısı kurulan kadim öğretileri bozan unsurlar içerir. Diğer taraftan kutsal kitaplarda ilahi bir karşılık olarak ölüm ve yaşamın mecazen ortak bir anlam alanı vardır. Buna göre ölüm, kötülüklerin karşılığı olarak dünya ve ahirette kötü bir hayat sürmek iken yaşam, iyiliklerin karşılığı olarak dünya ve ahirette iyi bir hayat sürmektir. Dünyevi kötü ve iyi yaşam Tanah’ta daha ziyade maddi hayat koşulları ve ömrün süresiyle ilgiliyken Yeni Ahit ve Kur’ân’da maneviyatla, kalbin diri ve huzurlu olup olmamasıyla ilgilidir. Uhrevi kötü ve iyi yaşam ise tüm kitaplarda cehennem ve cennet hayatı demektir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    Causality Relationship between Institutional Structure Indicators, Export and Foreign Direct Investments: the Case of Commonwealth of Independent States

    Soyyiğit, Semanur; Doğan, Seyhun

    In this study, it is aimed to investigate the causal relationships between institutional structure indicators, exports and foreign direct investment in Commonwealth of Independent States countries. The reason for the selection of this country group is that these countries implement policies within the framework of structural transformation after leaving the Union of Soviet Socialist Republics. In the present study covering the period 2000-2017; the share of exports in GDP, the share of net foreign direct capital inflows in GDP, the government efficiency index, the political stability index and the rule of law index were chosen as variables. As a result of the study in which Dumitrescu-Hurlin causality analysis was applied; a one-way causal relationship from the rule of law to the share of exports in GDP and to political stability was found. Meanwhile, one-way causal relationships from the government effectiveness index to export share in GDP and to share of foreign direct investment inflows in GDP were found. Summary In recent years, greater importance has been attached to the relationship between institutional structure and national/international economic activities. There have been a growing number of empirical studies that show an increase in the indicators which measure institutional structure. These studies examine the effects of institutional structure on various economic indicators for different country groups within particular periods. Findings from the empirical studies have revealed an important relationship between institutional structure and economic activities. In this study, the causal relationship among some institutional indicators, the share of exported goods and services and foreign direct investments to Gross Domestic Product (GDP) which are the indicators of a country’s level of integration in the global economy was analyzed. The share of exported goods and services in GDP indicates the capability of a country to integrate with the global economy. The share of net inflow of foreign direct investments in GDP is also an important indicator for an economy since it captures the power of that economy to attract the attention of global investors. Both of these indicators clearly contribute to the GDP of a country. Export and foreign direct investment share in GDP are also measurements of a country’s integration with the global economy. When it comes to institutional structure, there are some relevant indicators that have been released by the World Bank. An analysis of the impact of these institutional indicators on an economy has become a vibrant topic in the field of economics. The indicators used in this study were political stability, government effectiveness and the rule of law. The main idea of this study was to analyze whether institutional factors have an impact on the overall economic performance of particular countries. Causality analysis was used on these variables in order to reach some relevant conclusions to this research question. Countries from the Commonwealth of Independent States were selected to analyze this causal relationship. Since they became independent after the disintegration of the Soviet Union, both economic and institutional transformations were vital for them to make progress in terms of development. All the variables used in the study were obtained from the World Bank database. The export indicator was used in logarithmic form. However, the other variables could not be used in logarithmic form since they have negative values. The Dumitrescu-Hurlin causality test which can be applied in the case of both having and not having cross-section dependence was used in this study. The Dumitrescu-Hurlin causality analysis tests the null hypothesis representing no causal relationship for each cross-section against the alternative hypothesis representing causal relationship for some cross-section units. The series is required to be stationary in order to apply the Dumitrescu-Hurlin causality test. For that reason, the cross-section dependence of the series was detected first, and then unit root tests were applied depending on the results of the cross-section dependence test. After detecting the integration level of the series, all series with unit root were transformed into a stationary series by differentiating. After that, cross section dependence of the residuals that belong to the models representing causal relationships was analyzed in order to decide on whether to apply a first-generation or second-generation causality test. Results of the study revealed that there is indeed a causal relationship from government effectiveness and from rule of law to export share in GDP. There is also a one-way causal relationship from government effectiveness to foreign direct investments share in GDP. A causal relationship among institutional indicators themselves were also analyzed. According to these results, there is a one-way causal relationship from rule of law to political stability. By considering these outcomes, it can be summarized that institutional factors have a fundamental impact on the level of openness to the global economy with respect to the Commonwealth of Independent States’ countries. Rule of law as an indicator which reflects the confidence of the applicability of law and respect to property rights has a measurable impact on the share of exported goods and services in GDP. Furthermore, government effectiveness as an institutional indicator, which reflects the trust in government to implement the stated policy successfully, is a cause of export share in GDP and foreign direct investment in GDP. Briefly, trust in government policies in the countries from the Commonwealth of Independent States is a direct cause of integration into the global economy. It is also important to realize the interconnectedness of these institutional indicators. Results of the analysis indicate that a causal relationship exists among these institutional factors. As a re

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    An Empirical Study on the Prediction of University Students' Patience Tendencies with Intrinsic Religious Motivation Levels (The Sample of Erzincan Binali Yıldırım University)

    Kandemir, Fatih

    The aim of the study is to determine whether university students predict patience tendencies with their intrinsic religious motivation levels. The sample group of this study, where descriptive scanning model was used, consisted of 453 students (142 boys and 311 girls), studying in the Faculty of Arts and Sciences, Faculty of Economics and Administrative Sciences, Faculty of Education and Faculty of Theology of Erzincan Binali Yıldırım University. it is formed. In the study, Personal Information Form, Patience Scale and Internal Religious Motivation Scale; For the statistical analysis of the data set, Pearson Product Moment Correlation and Simple Linear Regression Analysis were used. As a result of the analysis, it was found that the internal religious motivation levels of university students predicted their patience tendencies.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2147-1185
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:40.427701365Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:40.427701365Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25133
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleİnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi
dspace.entity.typeJournal