Bu dergideki yayınlar

4 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Cumhuriyetin ilanından günümüze Türkiye’de kuvvetler ayrılığı/birliği

    Özdemir, Abdülkadir

    Kuvvetler ayrılığı ilkesi bazı ülkelerde sert bir şekilde uygulanırken, bazı ülkelerde daha yumuşak bir ayrımla uygulama alanı bulmaktadır. Kuvvetler arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu belirleyebilmek için söz konusu ülkenin yazılı hukuk kurallarını incelemek gerekmektedir. Bu yazılı hukuk kurallarının en üstünü de anayasadır. Bu çalışmanın amacı kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki 100 yıllık dönüşümünü, 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarını dikkate alarak analiz etmektir. Bu minvalde, çalışmada ilk olarak kuvvetler ayrılığı ilkesine dair tarihsel ve kavramsal değerlendirmelere, ardından da kuvvetler ayrılığı ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki gelişim ve dönüşümüne dönemsel olarak yer verilmiştir. Türkiye’de 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesinden günümüze kadar olan süreçte yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri bazı dönemlerde birbirlerine yakınlaşmış ve hatta bu kuvvetler az sayıdaki kişinin kontrolünde tutulmuş; bazı dönemlerde ise birbirlerinden uzaklaşmıştır. Başka bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti devleti, bazı dönemlerde kuvvetler birliğiyle; bazı dönemlerde ise kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yönetilmiştir. Türkiye’de, 1921 Anayasası’nın kabulünden 1961 Anayasası’nın kabulüne kadar olan dönemde kuvvetler birliği, 1961 Anayasası’nın kabulünden cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmaya başlamasına kadar olan dönemde kuvvetlerin yumuşak ayrılığı, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmaya başlamasından sonra ise kuvvetlerin sert ayrılığı hakim olmuştur. 1960-1961 ve 1980-1983 yılları arasındaki darbe dönemlerinde ise kuvvetler birliği ön plana çıkmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Türkiye’ de havayolu firmaları için algılanan kurumsal sürdürülebilirlik ve müşteri bağlılığı ilişkisi: Erzurum havalimanı örneği

    Güney, Selami; Dinler, Sevil

    Algılanan kurumsal sürdürülebilirlik; işletmelerin ekonomik, sosyal ve çevresel olarak yaşadıkları dünyaya kattıkları değerlere, ürün veya hizmetlerin kullanıcıları olan müşterilerinin inanma derecesi olarak tanımlanır. Bu çalışma müşterilerin beklentilerine bağlı olarak kurumsal sürdürülebilirliğin havayolu firmalarının yolcularında olumlu yansıması olan müşteri bağlılığına pozitif bir etkisinin olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç çerçevesinde Türkiye’de faaliyette bulunan başlangıç ve varış noktası olarak Erzurum’u kullanan havayolu firmalarıyla yolculuk yapan 600 yolcuya yüz yüze anket uygulanmıştır. Hatalı olan formlar çıkarıldıktan sonra 560 anketten elde edilen veriler ışığında tüm havayolu firmaları için algılanan ekonomik, sosyal ve çevresel olarak kurumsal sürdürülebilirliğin, müşteri bağlılığı ile anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Böylece bu üç performans içinde, kurumsal sürdürülebilirliğin artması ile müşteri bağlılığının da arttığı bir yargısına ulaşılmıştır. Çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer sonuç ise, yolcularının kurumsal sürdürülebilirlik algıları ve müşteri bağlılığı ilişkisinde, havayolu firmaları arasında anlamlı bir farklılık olduğunun görülmesidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    Le maintien de la langue d’origine selon les jeunes Franco-Turcs de familles issues de l’immigration

    Tas, Yaprak Türkan; Akinci, Mehmet-Ali; Akdogan Ozturk, Sevinc

    Depuis quelques années, l’immigration des personnes de différentes langues et de cultures ne cesse de croître dans le monde entier. Ce phénomène aboutit à un échange et un partage des langues et des cultures. Ces échanges sont d’une part une richesse culturelle pour la société d’accueil et, d’autre part ils peuvent aussi affecter négativement le maintien de la langue d’origine pour les immigrés. Ce maintien est important parce qu’au-delà d’une richesse culturelle, c’est aussi la marque de l’identité et de l’estime de soi pour l’individu. La France est depuis longtemps une terre d’accueil pour des immigrés originaires de divers pays dont l’une est la Turquie. Que ce soit pour des raisons politiques ou économiques, la population turque fait partie des premiers immigrés en France. Dans cet article, nous allons étudier le cas des jeunes de la troisième génération issus de familles immigrées originaires de la Turquie. L’objectif principal est de comprendre leurs représentations et pratiques de la langue d’origine et celle de la société environnante. Pour ce faire, nous nous sommes basés sur une étude qualitative et nous avons interrogés 30 turcophones dont l’âge varie entre 18 et 30. Les données obtenues ont été soumises à une analyse descriptive et une analyse de contenu. Les jeunes de la troisième génération deviennent bilingues dès leurs plus jeunes âges, et la majorité de leur temps passe en milieux francophones. Les résultats de la recherche montrent que les jeunes interrogés ont une représentation positive quant au maintien de la langue et de la culture d’origine. Leur pratique du turc et du français dépend des interlocuteurs et des situations. Le turc, la langue d’origine occupant une place importante dans leur vie quotidienne, ils espèrent la préserver et la transmettre mais la réalité est qu’elle est moins pratiquée qu’auparavant et peut l’être encore moins dans l’avenir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2019
    Tanja dückers’in “hımmelskörper” adlı tarihsel romanında toplumsal bellek

    Kayalar, Filiz

    Almanya’da toplumsal bellek edebiyatı üzerine son yıllarda çok sayıda çalışma yapıldığı gözlenmektedir. Yazarlar için Almanya tarihsel konular açısından çok geniş bir malzemeye sahip bir yakın geçmişe sahiptir. Özellikle Almanya’nın 1933-1945 yılları arasında yaşadığı tarihsel süreç hala gündemi ilgilendirmeye devam etmektedir. Konusunu bu dönemin tabulaşmış tarihi olaylarından alan tarihsel roman yazarları, bu olayları kendi zamanının bakış açısıyla yorumlamakta ve bireyin anlattıklarını da önemsemektedirler. Bu şekilde aile içinde kuşaktan kuşağa anlatılmış olan tarihi gerçekler, edebi bir anlatımla tabuları da yıkmaktadır. Almanya’da Erinnerungsliteratur, Türkiye’de ise Toplumsal Bellek olarak adlandırılan bu eğilimle unutulmuş ve unutturulmuş bir tarihin yeniden değerlendirilmesinin yolu açılmıştır. Alman Edebiyatından Tanja Dückers’in tarihsel romanı “Himmelskörper”, toplumsal bellek edebiyatının özelliklerini taşımaktadır. Romanın konusunu İkinci Dünya Savaşında Rus denizaltısı tarafından batırılan Wilhelm Gustloff adlı Alman askeri taşıma gemisi üzerine kurgulanmıştır. Çalışmanın amacı, bu romanın Yeni Tarihselcilik bakış açısıyla incelenerek Almanya’nın toplumsal gerçeğine ayna tutmaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1301-5265
creativeworkseries.issn2651-4974
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:40.586151325Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:40.586151325Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25143
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleBalıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
dspace.entity.typeJournal