Bu dergideki yayınlar

2 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2026
    Kötülük Problemine Kelami Bir Bakış: İlâhî Hikmet Doktrini

    Yalçınkaya, Mustafa

    Kötülük problemi, felsefî ve teolojik düşüncenin en temel meselelerinden biri olarak, tamamen iyi, mutlak kudret sahibi ve hikmet dolu bir Tanrı’nın varlığı ile evrende gözlemlenen kötülük olgusu arasındaki görünür çelişkiyi gündeme getirmektedir. Bu sorun, Epikür’den itibaren ateist düşünürler tarafından Tanrı’nın varlığına karşı güçlü bir argüman olarak kullanılmıştır. Ancak İslâm düşüncesi, kötülüğü ilâhî hikmet, insanın özgür iradesi, adalet ve imtihan kavramları çerçevesinde değerlendirerek mutlak çelişki olarak görmemektedir. Kelâm ilmi içinde bu mesele, başta Mu‘tezile, Eş‘arî ve Mâtürîdî ekolleri olmak üzere farklı yaklaşımlarla ele alınmıştır. Mu‘tezile ekolü ilâhî adaleti merkeze alarak, kötülüğün büyük ölçüde insanın özgür iradesinden kaynaklandığını savunur; Allah’ın fiillerinde adaletin zorunlu olduğunu ileri sürer. Eş‘arî ekolü ise Allah’ın mutlak kudret ve iradesini ön plana çıkararak, kötülüğün ilâhî iradeye bağlı olduğunu ve insanın kesbî sorumluluğunu vurgular. Mâtürîdî ekolü de ilâhî hikmet doktrinini temel alarak, kötülüğün evrenin bütünlüğü ve insanın ahlâkî gelişimi açısından hikmetli bir unsuru olduğunu belirtir. Bu ekol, insan aklının evrenin karmaşıklığını tam olarak kavrayamayacağını vurgulayarak, görünürdeki kötülüklerin ahiret boyutu ve imtihan amacı taşıdığını savunur. Bu bağlamda, kötülük problemi klasik felsefi teodise tartışmalarının ötesinde, İslâm kelâm geleneğinde ta‘dîl (ilâhî adaleti savunma ve kötülüğü ilâhî hikmetle uzlaştırma) meselesi olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, ilâhî hikmet, mutlak kudret ve adalet kavramlarının birbirini tamamlayan ve bütüncül bir perspektifte değerlendirilmesini zorunlu kılar. Kelâm âlimleri, kötülüğün varlığını ilâhî iradenin keyfî bir sonucu olarak değil, evrenin düzeninde ve insanın varoluşsal yolculuğunda hikmetli bir unsur olarak yorumlamışlardır. Bu yorum, insan aklının sınırlı kapasitesini kabul ederek, görünürdeki kötülüklerin arkasında yatan daha geniş bir hikmet planına işaret eder. Kur’ân-ı Kerîm perspektifinden bakıldığında, kötülük (şer) yalnızca bir problem değil, aynı zamanda insanın imtihanı, ahlâkî sorumluluğunu geliştiren ve manevi olgunlaşmasını sağlayan bir araçtır. Kur’ân, musibetlerin ve zorlukların tesadüfî olmadığını; aksine ilahî irade ve hikmet çerçevesinde gerçekleştiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda el- Bakara suresi 155. âyet, kötülüğün imtihan boyutuyla doğrudan ilişkilendirilir: İnsan hayatında korku, açlık, mal ve can kaybı gibi çeşitli sıkıntıların kaçınılmaz olduğu; bunlarla farklı şekillerde imtihan edileceği ifade edilmektedir. Söz konusu bu süreçte metanetini koruyup musibetlere karşı sabır, tevekkül ve şükür ekseninde hareket edenlerin ise ilahî mükâfata ve hayırlı bir sonuca erişeceği vurgulanmaktadır. Böylece kötülük ve sıkıntılar, yalnızca olumsuzluk olarak değil, aynı zamanda insanın ahlâkî ve manevî gelişimine hizmet eden bir imtihan unsuru olarak konumlandırılmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.) musibetler karşısında sabır ve Allah’a tevekkülü en üst düzeyde teşvik etmiş, kötülüğün bireyin imanını güçlendiren, dayanıklılığını artıran ve ahlâkî olgunluğunu tamamlayan bir unsur olduğunu gösterir. Bu çalışma, kötülük problemini klasik teodise tartışmalarının ötesine taşıyarak İslâm kelâm geleneği içinde çok katmanlı bir analiz çerçevesinde ele almaktadır. Modern literatürde ağırlık kazanan Batı merkezli yaklaşımların aksine, Mu‘tezilî, Eş‘arî ve Mâtürîdî perspektifleri karşılaştırmalı biçimde inceleyerek ilâhî hikmet, adalet ve kudret kavramları arasındaki ilişkiyi bütüncül bir şekilde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, kötülüğü yalnızca teorik bir problem olarak değil, insanın ontolojik, epistemolojik ve ahlâkî konumuyla ilişkili bir imkân alanı olarak kavramsallaştırmakta; kelâm literatüründeki dağınık yaklaşımları sistematize ederek modern tartışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    Kur’ân ve Hadisler Işığında İnsanın Amellerinin Karşılığını Boşa Çıkaran Durumlar

    Dölek, Adem

    Matematikte bir kâide vardır: Asal sayılarda sıfır (0), çarpmaişleminde yutan elemandır. Aynı şekilde inkâr, şirk, nifak, irtidat,Allah‟a ve Rasûlüllah‟a itaatsizlik, yapılan iyilikleri başa kakmak,Allah‟ın razı olduğu şeylerden hoşlanmamak gibi mâneviyatta daişlenilen iyilikleri, kazanılan sevapları yok eden, sıfırlayan ve yutanmânevî elemanlar vardır. Yine bunun tam zıddı olarak kötülükleri,günahları yok eden ve sıfırlayan mânevî elemanlar da vardır. BirMüslümanın bu dünyada kazandığı iyiliklerini kaybetmeden âhiretegötürmesi ve yaptığı kötülükleri de bu dünyada sıfırlayarak âhiretetemiz bir şekilde gitmesi önemli bir husustur. Bu çalışmadaKur‟ân‟da ve hadîslerde, insanın iyi ya da kötü amellerini sıfırlayanmânevî elemanlar ele alınacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1304-4524
creativeworkseries.issn2651-2637
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:41.029885346Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:41.029885346Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25170
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
dspace.entity.typeJournal