Bu dergideki yayınlar

4 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2026
    Adâlet Mefhumu Zaviyesinden Dîvân Şiirinde Mübalağa

    Vanli, Murat

    Şiirsel anlatımda sembolik unsurların kullanımı Arap şiirinin her döneminde karşılaşılan Şiire âhenk, selaset, zarafet ve letafet katan unsurların başında hiç şüphesiz ki söz sanatları gelir. Söz sanatları, yeknesaklıktan arındırıp çeşitli anlam tabakalarıyla mücehhez kılarak şiirin tekrar tekrar okunmasına imkân sağlar. Tenasüp, tezat, mübalağa, teşhis, teşbih, intak, tecâhül-i arif, telmih ve istifham gibi söz sanatları, şiirdeki bu güzelliği temin edip estetik derinliği ve anlam zenginliğini ziyadeleştiren başlıca unsurlardandır. Bu sanatlar içerisinde mübalağa, şiirin hayâl ufkunu genişleten ve anlatımı etkileyici kılan en mühim ve en müessir âmillerin arasında yer alır. Okuyucuyu ulaşılmazlara ulaştıran ve erişilmezlere eriştiren mübalağa, muhayyile kapılarını ardına kadar aralayarak şiirin tesir gücünü artırır. Nitekim şiirde yüksek tesire sahip hüsn-i talil, teşhis, intak ve tecâhül-i ârif gibi sanatların mübalağa ile merbut oluşu, bu sanatın şiir üzerindeki hükmünü teyit eder mahiyettedir. Dîvân şiirinde mübalağa çoğu zaman tabiat unsurları, hayvanlar, kuşlar, çeşitli varlıklar ve uhrevî kavramlar üzerinden kurulmuştur. Taranmış olan dîvânlarda yırtıcı hayvanlardan kurt, aslan ve kaplan; sürüngenlerden yılan ve timsah; kuşlardan doğan, şahin, kartal, baykuş, karga, çaylak ve bülbül; böceklerden kelebek ve karınca; otçul hayvanlardan ceylan, geyik ve koyun; diğer hayvanlardan balık, horoz ve kedi gibi unsurlar zikredilmiştir. Bunun yanı sıra tabiatla ilgili olarak ilkbahar ve sonbahar gibi mevsimler; bahar yeli, hazan yeli, kuzey rüzgârı ve seher yeli gibi rüzgârlar; gül, lâle ve nergis gibi çiçekler; servi ve çınar ağaçları; bulut, yıldırım, yağmur ve güneş gibi kavramlar; mûsikî âletlerine dair ney, çeng, rebâb, def, tanbur, davul, zurna, berbât ve erganûn gibi âletler de mübalağa bağlamında anılmıştır. Ayrıca âhirete dair kıyamet sûru, mahşer meydanı, mizan, cennet ve cehennem; melekler, şeytan ve felekler de mübalağalı anlatımın kendisini hissettirdiği unsurlar arasında yer almıştır. Bu makalede, mübalağa hakkında oldukça muhtasar bilgi verildikten sonra Dîvân şiiri sahasında 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar şairlerin neşredilmiş dîvânları incelenmiştir. Çalışmada önde gelen şairlerin yanı sıra meşhur şairlerin gölgesinde kalan yahut hak ettiği ilgiyi göremeyen şairlerin dîvânları da değerlendirilmiştir. Bu çerçevede adâlet mefhumunun mübalağa sanatıyla ne derecede münasebettar biçimde işlendiği üzerinde durulmuş, mübalağanın Türk Dîvân şiirinde hangi suretlerde ve bağlamlarda yer aldığı tetkik ve tespit edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2018
    Endülüs'te kitap yakma hâdiseleri

    Parlak, Nizamettin

    Tarihte değişik zamanlarda kitap ve kütüphanelere karşı olumsuz bir takım durumlar olagelmiştir. Çeşitli gerekçelere dayandırılarak gerçekleştirilen bu faali-yetler, bazen genel bir kargaşanın parçası olarak tezahür ederken bazen de doğ-rudan kitaba yönelik olarak ortaya çıkmıştır. Şu bir gerçek ki bir toplumda isyan ve kargaşa ortamı söz konusu olduğunda kitaplar ve kütüphaneler bu durumdan etkilenir. Bu makalenin konusu, bizzat kitaba yönelik olarak ortaya çıkan; yazı-mını engelleme, çoğaltılmasını ve dağıtımını durdurma, yasaklama, yakma ve başka şekillerle kitabın kitlelere ulaşmasına mani olma şeklindeki faaliyetlerdir.Özellikle “kitap medeniyeti” olarak nitelenen Endülüs’te, kitap yakma hadise-leri yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Bu durum, iki hususun önemli göstergesi ola-rak karşımıza çıkmaktadır. Birincisi; Endülüs’te çok sayıda kitap vardı ve Endülüs medeniyeti bu kitaplardan üretilen malumat ve masnuat üzerinde yükseldi. İkin-cisi; Gerek Müslümanların kendi aralarında yaşanan çatışmalarda gerekse Hıris-tiyan işgalleri sırasında, kitap ve kütüphaneler çok büyük zarar gördü. Endü-lüs’ün çöküşünde bu faaliyetlerin de önemli rolü oldu.Bu çalışmayla, bir kitaba (Kur’an) ve onun yorumu ve pratiği (hadis) üzerine inşa edilmiş olan İslâm medeniyetinin yeniden tesisi hususunda kitabın yerine ve önemine ve Endülüs’teki kitap imhasına dikkat çekmek hedeflenmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2012
    HZ. Ömer’in şûrâ’sındaki halife adayları

    Parlak, Nizamettin

    Z. Ömer, bir suikast sonucu ağır bir şekilde yaralanınca kendisinin yerine ge- çecek halifeyi seçmek üzere bir şûra belirledi. Bu Şûrâ’da Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Abdurrahman b. Avf, Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Sa‘d b. Ebî Vakkâs vardı. Bun- lardan Hz. Ali ve Hz. Osman daha sonra halife seçildikleri için onlara burada yer verilmeyecektir. Bu çalışmada, seçilememiş halife adayları ele alınacak, her biri- nin kişisel özellikleri, katıldıkları savaşlar, üstlendikleri görevler, yeterlikleri, bir halifede olması gereken özelliklerden hangilerini taşıdıkları üzerinde durulacak- tır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2012
    Sakîfe'deki halife adayları

    Parlak, Nizamettin

    Hz. Peygamberin vefatının ardından Medinede bir toplantı yapılmış, Sa d b.Ubâde burada İslâm tarihinin ilk halife adayı olarak ortaya çıkmıştır. Olayın duyulması üzerine Muhâcirler Benî Sâide Sakîfesindeki toplantıya katılarak Sa dınkarşısına üç aday çıkarmışlardır. Bunlardan ikisi Hz. Ebû Bekirin önerdiği Hz.Ömer ve Hz. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâhtır. Üçüncüsü ise bu iki adayın öne sürdüğüHz. Ebû Bekirdir. Bu çalışmada, Sa d b. Ubâde ile Ebû Ubeydenin kişisel özellikleri, katıldıkları savaşlar ve üstlendikleri görevler hakkında bilgi verilecek ve halifelik şartları açısından değerlendirmeleri yapılacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1304-0618
creativeworkseries.issn2602-408X
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:41.060479091Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:41.060479091Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25172
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleİstem
dspace.entity.typeJournal