Bu dergideki yayınlar
3 →- ArticleYayıncıda açık erişim2026Hz. Peygamber’in Ümmet Bilinci ve Kelâmî Perspektiften Uhuvvetin Evrensel Boyutu
Yalçınkaya, Mustafa
Bu makale, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Medine’de tesis ettiği ümmet bilincini kelâmî bir perspektiften inceleyerek, iman kardeşliğinin (uhuvvet) ontolojik, epistemolojik ve evrensel boyutlarını ele almaktadır. “Muhammed ümmeti” kavramı uhuvvetin özel boyutunu temsil eder: Davete icabet eden müminler arasında oluşan bu kardeşlik bağı, “vasat ümmet” ve “en hayırlı ümmet” sıfatlarıyla adalet, mutedillik, şahitlik ve emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker ilkesiyle yüceltilmiştir. Sahih hadisler, uhuvvetin itaat ve icabet temeline dayandığını göstermektedir. Uhuvvetin evrensel boyutu ise Hz. Peygamber’in risâletinin “âlemlere rahmet” ve “bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı” özelliğinden kaynaklanır. “Ümmet-i davet” kavramı tebliğin tüm insanlığı kuşattığını, “ümmet-i icabet” ise fiilî kardeşlik bağını icabet edenlerle sınırladığını göstermektedir. Son peygamberlik ve İslâm’ın kemale ermiş tek din oluşu, uhuvvetin potansiyel evrenselliğini güçlendirir. İslâm’ın getirmiş olduğu temel kriterlerden birisi olan takvâ kriterine gelince ırk, dil ve coğrafya üstünlüğünü reddederek ümmeti insanlığın tamamına karşı hak ve adalet şahitliğine davet eder. Modern küreselleşmenin bireycilik, ulus-devlet odaklı kimlikler, kültürel erozyon ve krizleri karşısında Hz. Peygamber’in ümmet modeli -muâhât, Medine Vesikası ve kardeşlik temelli toplumsal düzen- kelâmî yöntemle yeniden yorumlandığında güçlü bir itikadi alternatif ortaya koymaktadır. Böylece uhuvvet, hem müminler arası dayanışmayı güçlendirerek iç bütünlüğü korumakta hem de küresel adaletsizliklere karşı tevhidî rahmet ve şahitlik misyonunu üstlenmiş olmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2023Yaşayan tanrı’dan suskun tanrı’ya: yahudilik’te tanrı yahveh’nin tarihsel gelişimi
Alici, Mustafa
Tarihsel fenomenolojik açıdan Yahudi tarihini bir kurtuluş tarihine dönüştüren Yahudi Tanrısı olmuştur. Buna bağlı olarak Yahudi geleneği de her devirde karşılaşılan sorunlara özgün teolojik söylemler ortaya koymaya çalışmıştır. Bu çalışmanın temel tezi şudur; İsrailoğullarının Tanrı anlayışı, Yahudi kavminin tarihsel serüvenine paralel fenomenolojik gelişim safhaları göstermiştir; ilk safha; “İsrailoğullarının de babası” olarak kabul edilen İbrahim’e “toprak vaadinde bulunan” Yüce Varlık Yahveh göze çarpmaktadır. İkinci safha; Yahveh, bir kavim haline gelerek teo-politik kudrete sahip olan İsrailoğullarını pagan Mısır’da kölelikten özgürlüğe ulaştıran ve mevcut politeist dünyanın terminolojisiyle ifade edebilen bir Yüce Tanrı’ya dönüşmüştür. Son safha; İsrailoğullarının evrensel karakterdeki milli Tanrısı, güçlenen siyasi liderlikler sayesinde monolatri veya senkretik etkileşimlere girerek gelişmiş teo-politik monoteizm formu kazanarak diğer yerel ilahları yok edici Tek-Eşsiz Tanrı olarak ortaya çıkmıştır. Son dönemde bilhassa modernizmin baskısı altında Yahudilik, kendisini monoteist bir etno-kültürel ve teo-politik gelenek olarak, kendi devamlılığını “Tanrı imgesindeki halk olma” amacına adamakla beraber Tanrı’nın mutlaklığı ve sonsuzluğunu, kendisinin etno-kültürel varlığıyla ve beşeri açıdan sonsuza kadar kalış özlemiyle özdeş görmeye devam etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Review ArticleYalnız künye2019Batı’nın bitmeyen sanal korkusu: islamofobi
Alici, Mustafa
Günümüz dünyasında milletler, siyasî, askerî, ekonomikve bilhassa dinî çıkarlar doğrultusunda edebiyat, medya,siyaset ve din adamları gibi araçlar kullanılarak kolaylıkla yönlendirilebilmektedir. Batı dünyasında İslâmdinî ve Müslümanlara yönelik şiddet, korku, öfke veyakayıtsızlık gibi düşünce, eylem, duyguların arkasındaİslamofobi diye nitelendirilen bu dehşet verici korkununolduğu açıktır.İslamofobi çerçevesinde Batı’da medyanın, siyasetadamlarının, din adamları ve eğitimcilerinin, bireylerinkişisel güvenlik ve yaşamlarını tehdit eden veya meydan okuyan her türlü olumsuzluğu İslâm ve Müslümanlarla ilişkilendirmesi yahut bu olumsuzlukların uyarıcıfaktörü kabul etmesi artık sıradan görünmektedir.Bu çalışmamızda İslâm’ın ortaya çıkışından beri Müslüman dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında teolojik,askerî, siyasî, ekonomik ve sosyo-kültürel faktörlerleşekillenen İslamofobinin mahiyetini, etkilerini ve alınacak önlemleri ele alacağız.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 1300-8498 | |
| creativeworkseries.issn | 2822-2261 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-20T15:43:41.091999270Z | |
| dc.date.available | 2026-10-20T15:43:41.091999270Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25174 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Diyanet İlmi Dergi | |
| dspace.entity.type | Journal |
