Bu dergideki yayınlar

3 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Çerçevesinde İspat Hakkına Getirilen Sınırlamanın Anayasa’ya Uygunluğu Sorunu

    Sezisli, Vildan

    Ülkeler, doğrudan yabancı yatırımlara yönelik stratejilerini egemenlik hakları çerçevesinde belirlemektedir. Türkiye’de doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin temel yasal çerçeve, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile çizilmiştir. Anılan Kanun’da, yabancı yatırımcıların yatırımlarıyla ilgili olarak Müsteşarlığa bildirdiği istatistiki bilgilerin, yalnızca istatistik amaçlı kullanılabileceği ve ispat aracı olarak kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, idarenin hakkını arayabilmesi açısından tüm bilgi ve belgelerin ispat aracı olarak kullanılabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, ilgili hükmün hukuki açıdan tartışmaya açık bir yapıda olduğu görülmektedir. Çalışmada öncelikle yabancı yatırımcı ve doğrudan yabancı yatırım kavramları açıklanacaktır. Ardından Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda yabancı yatırımcıların yatırımları ile ilgili bildirdikleri istatistiki bilgilerin ticari sır olarak kabul edilip edilemeyeceği analiz edilecektir. Bu bağlamda ticari sır ve hukukumuzda ticari sırlara sağlanan koruma mekanizmaları üzerinde durulacaktır. Son olarak ispat hakkı ve bu hakkın anayasal güvenceleri incelenerek, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda, yabancı yatırımcıların yatırımları ile ilgili bildirdikleri istatistiki bilgilerin ispat aracı olarak kullanılmasına sınırlama getiren ilgili hükmün Anayasa’ya uygunluğu değerlendirilecektir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    7394 Sayılı Kanun Bağlamında Vergi Kaçakçılığı Suçunda Etkin Pişmanlık Müessesesi Üzerine Bir Değerlendirme

    Yilmaz Furtuna, Elif; Laloğlu, Arzu

    Vergi kaçakçılığı suçunda, suçun vergi idaresi tarafından öğrenilmesinden önce pişmanlık ve ıslah hükümleri ile ceza almaktan kurtulmak mümkün iken; suçun vergi idaresince öğrenilmesinden sonra bu hükümlerden yararlanılamamaktaydı. Sanıkların vergi kaçakçılığı suçundan aldıkları cezaların yüksekliği noktasında yoğun eleştiriler mevcuttu. Bu eleştirilerin de etkisiyle 7394 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu(VUK)’nun vergi kaçakçılığını düzenleyen 359’uncu maddesine etkin pişmanlığa ilişkin hükümler eklenmiştir. Bu yolla hem eleştirilere maruz kalan ağır cezaların bir nebze önüne geçilmiş hem de vergi kaçakçılığına konu fiil nedeniyle ziyaa uğrayan vergi ile bağlantılı cezalar ve diğer feri borçların kanuni düzenlemede belirlenen kısmının ödenmesi öngörülerek vergi gelirlerinin kamu hazinesine geçişine katkı sağlanmış olunacaktır. Düzenleme bu yönü itibariyle olumlu izlenim vermektedir. Ancak, etkin pişmanlıktan yararlanmak için vergi kaçakçılığı fiiliyle ziyaına sebep olunan vergi ile bağlantılı cezalar ve diğer feri alacakların ödenmesi yeterli gelmemekte aynı zamanda ödenen söz konusu alacaklara ilişkin “vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi” gerekmektedir. Etkin pişmanlığın böyle bir şarta bağlanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHS)’nin adil yargılanmaya ilişkin 6’ncı maddesinin temel gereklerinden biri kabul edilen mahkemeye erişim hakkına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36’ncı maddesine ve idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125’inci maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan sebeplerle çalışmamızda öncelikle etkin pişmanlığın tanımına ilişkin görüşlere yer verilmiş, hukuki niteliğine değinilmiş ve etkin pişmanlık müessesesi benzer mahiyetteki diğer müesseselerle mukayese edilmiştir. Daha sonra 7394 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesine eklenen etkin pişmanlık hükümleri açıklanmıştır. Son olarak etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmek için öngörülen vergi mahkemelerinde dava açamama şartının, AİHS’nin adil yargılanmaya ilişkin 6’ıncı maddesine, Anayasanın hak arama hürriyetine ilişkin 36’ncı maddesine ve idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna dair 125’inci maddesine uygun olup olmadığı çeşitli mahkeme kararları ve doktrin görüşleriyle birlikte değerlendirilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    “Hukukun Bir Dalı Bakımından Hukuka Aykırı Olan Fiil Hukukun Diğer Dalları Bakımından da Hukuka Aykırıdır” Önermesinin Doğruluk Değeri

    Iba, Hasan

    Türk öğretisinde suçun hukuka aykırılık unsuru ile ilgili olarak ileri sürülen bir görüşe göre, bir fiil bir hukuk dalında hukuka aykırı ise hukukun diğer dalları bakımından da hukuka aykırıdır. Bu önermenin, hukuk düzeninin birliği ve bütünlüğü ilkesinin bir gereği olduğu ileri sürülmektedir. Hukuk, normların bağımsız ve rastgele bir araya geldiği kaotik bir sistem değildir. Hukukun temel fonksiyonu davranışlara rehber olmadır. Hukukun bu fonksiyonunu yerine getirilebilmesi için aynı davranışın bir hukuk dalına göre hukuka uygun, diğerine göre hukuka aykırı olmaması gerekir. Dolayısıyla bir hukuk dalı bakımından hukuka aykırı olan fiilin diğer hukuk dalları bakımından da hukuka aykırı olduğunu ifade eden önermenin arka planındaki düşünce doğrudur. Hukukun birliği ve bütünlüğü ilkesini ortaya koymak için ileri sürülen önermenin kendisinin ise doğruluk değeri yoktur. Hukukun birliği ve bütünlüğü ilkesi ile uyumlu olan önerme şudur: Hukukun bir dalında hukuka uygun olan bir fiil, hukukun diğer dalları bakımından da hukuka uygundur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2667-4076
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:17.218874491Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:17.218874491Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25271
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleNecmettin Erbakan Üniversitesi hukuk fakültesi dergisi
dspace.entity.typeJournal