Bu dergideki yayınlar

2 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilâyeti Rüşdiye Mektepleri

    Köse, Muhamed; Özgür, Bekir

    Osmanlı Devleti’nde klasik dönem eğitim-öğretim faaliyetleri, Tanzimat Devri ile birlikte köklü bir değişime uğramıştır. Eğitimin kademeleri belirlenmiş ve bu kademelerde eğitim görecek öğrencilerin sınıf, içerik ve sayıları nizamnamelerle düzenlenmiştir. Bu bağlamda, 19. yüzyılda Maarif-i Umumiye Nezareti kurulmuştur. 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile ülkedeki eğitim-öğretim faaliyetlerinde kapsamlı bir düzenleme yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nde eğitim reformları, kademeli eğitim modeliyle yapılandırılmaya çalışılmıştır. 19. yüzyılda rüşdiye, idadi, sultani ve askeri okullar yaygınlaşmıştır. Bu kademelerden Rüşdiye mektepleri, ara sınıf modeli kazanarak eğitimin ikinci aşamasında yer almıştır. Bu kapsamda, “Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti Rüşdiye Mektepleri” başlıklı çalışma ile bu mekteplerin Cezayir vilayetindeki durumu incelenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Halk Hikâyelerinde Erzincan

    Uludağ, Erdoğan; Kara, Ruhi

    Âşıkların tabiriyle, “mâzîde kalmış çeşitli söylentilerin, insanların yaşadığı maceraların derlenip toplanıp bir araya getirilmesi” olan halk hikâyesi; sözlü gelenek içinde edebiyat açısından önde gelen dinamikler arasında yer alır. Türk milletinin geçmişten günümüze taşıdığı gelenek, görenek ve değerleri muhafaza eden halk hikâyeleri bir anlatı türü olarak, kültürel mirasımızın önemli ve renkli halkalarından birini oluşturur. İçlerinde barındırdığı, dua-beddua, atasözü, deyim, şiir, masal, efsane, âşık havaları, anlatıcı-dinleyici ilişkisi ile tam bir sözlü kültür hazinesidir. İlk örnekleri âşık edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilen 16. yüzyıldan itibaren âşıkların hayatları etrafında görül meye başlanan halk hikâyeleri, eski ve yeni kuşaklar arasında kültürel birikimin aktarılması ve pay laşılmasında önemli bir yere sahiptir. Anadolu’da göçebelikten yerleşik hayata geçişin ilk edebî ürünlerinden olan halk hikâyelerinin konusu aşk ve kahramanlıktır. Nazım ve nesir olarak karışık bir yapı gösteren ve hacim bakımından uzun olmasıyla da diğer halk anlatılarından kolaylıkla ayrı labilen halk hikâyeleri, Türk halkının kültür değerlerini bünyesinde toplayan önemli türlerden biri sidir. Türk, Arap, İran ve Hint kaynaklı olan, büyük ölçüde âşıklar ve meddahlar tarafından anlatılan, nazım nesir karışımı anlatmalardır. Türk halk hikâyelerinde mekân unsuru olarak şehirler, ister itibari, ister gerçek vasıfta olsun mühim bir yer işgal etmektedir. Gerçek mekânlar içinde ise yerleşim yerlerinin, bilhassa şehirlerin yer leri belirgin olarak farklılık göstermektedir. Hatta bazı yerleşim yerleri onlarca Türk halk hikâye sinde ortak mekân olarak kullanılmakta ve seçkin mekânlar olarak ön plana çıkarılmaktadır. Bu bağlamda Azerbaycan-Kars-Erzurum-Sivas-Tokat-Kayseri-Adana şeridinde anlatılan hikâyelerde Erzincan şehrimizin önemli bir yeri vardır. Erzincan ili ve çevresinde günümüze kadar 120 civa rında yazılı ve sözlü halk hikâyesi tespit edilmiştir. Aşk konulu Asuman ile Zeycan, Kerem ile Aslı, Kerem’in Erzincan Bağları, Erzincan Akrep Bağları, Âşık Garip, Yaralı Mahmut, Köroğlu, Abdullah Han, Arzu ile Kamber, Ahmet ile Mehmet vb. hikâyeler Erzincan ve çevresinde anlatılmış hikâyeler dir. Bu çalışmada Erzincan’ın merkez olduğu halk hikâyeleri üzerinde durulacaktı

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2822-4779
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:17.251000246Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:17.251000246Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25273
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleJournal of literature and humanities
dspace.entity.typeJournal