Dil coğrafya ilişkisi bağlamında Arapça

Doctoral ThesisAçık Erişim

Özet

İnsan tarih boyunca çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımlamalar kimi zaman düşünen bir canlı, kimi zaman ise konuşan, inanan, duygulanan veya üreten şeklinde yapılmaktadır. Ancak genel anlamda insanın biyolojik, bilişsel ve duygusal yönlerini kapsayacak bir tanımla anlam arayan bir canlı olduğunu söylemek mümkündür. İnsanın doğar doğmaz yakın çevresinden uzaklara doğru kademeli olarak başlayan keşfetme ve merak duygusu, hayat boyunca devam eden bir süreçtir. Bu çalışma mikro anlamda insan üzerinden tanımlanan bu süreci makro düzeyde dil, düşünce ve çevre ilişkisi bağlamında toplum nezdinde incelemektedir. Zira dil, insanın nesnesi olduğu makro düzeydeki evrenden öznesi olduğu mikro düzeydeki evrene taşıyan yegâne aracıdır. İnsan dil ile düşünür, düşünerek dile gelir ve her ikisini aynı anda kullanarak evreni tanır ve tanımlar. Yakın çevreden başlayan bu anlam arayışı, dış dünyadaki şart ve deneyimlere göre dilsel alanda yeniden üretilir. Buna göre her toplum, deneyimlediği kadarıyla evreni dil ile tanımlayarak ona özel bir değer atfetmektedir. Nitekim insanlar, gördükleri ve düşündükleri her şeyi isimlendirme eğilimindedirler. Zira deneyimlerin ifade edilmesi, soyut kavramları somut bir forma dönüştürür ve düşünüp temaşa edilen varlığı anlamalarına yardımcı olur. Böylece her dil yakın çevresi ile olan deneyiminin bir ürünü olarak kelime, metafor ve dünya tasavvuru üretmektedir. Arapça da bu şekilde tarih sahnesine çıktığı ve tarihini kendisinde inşa ettiği çöl ve badiye yaşantısının izlerini sözvarlığında taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Muhayyile, Dil, Badiye, Tasavvur

Human beings have been defined in various ways throughout history. At times, they are described as thinking beings, while at other times, they are defined as speaking, believing, feeling, or producing beings. However, if we emphasize the biological, cognitive, and emotional aspects of humans, it is possible to define them as beings in search of meaning. The desire to explore, which begins gradually away from one's immediate surroundings from birth, is a lifelong process. This study examines, on a macro level within the context of language, thought, and environmental relations, the process defined over individuals on a micro level starting with humans. Language is the sole tool that transports humans from the macro-level universe where they are objects to the micro-level universe where they are subjects. This quest for meaning, starting from one's immediate surroundings, is reproduced linguistically according to the conditions and experiences in the external world. Indeed, humans tend to name everything they see and think because expressing experiences converts abstract concepts into tangible forms and helps them understand the world they see and think about. Thus, each language produces words, metaphors, and worldviews as a product of its experience with its immediate surroundings. Arabic, having emerged in this manner onto the stage of history and constructed its history within itself, carries traces of the desert and wilderness life in its vocabulary. Keywords: Imagination, Language, Wilderness, Worldview

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/27181Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.advisorDoç. Dr. Ahmet Şen
dc.contributor.authorErdoğan Demir
dc.date.accessioned2026-10-20T22:45:34.522598090Z
dc.date.available2026-10-20T22:45:34.522598090Z
dc.date.issued2024
dc.description.abstractİnsan tarih boyunca çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımlamalar kimi zaman düşünen bir canlı, kimi zaman ise konuşan, inanan, duygulanan veya üreten şeklinde yapılmaktadır. Ancak genel anlamda insanın biyolojik, bilişsel ve duygusal yönlerini kapsayacak bir tanımla anlam arayan bir canlı olduğunu söylemek mümkündür. İnsanın doğar doğmaz yakın çevresinden uzaklara doğru kademeli olarak başlayan keşfetme ve merak duygusu, hayat boyunca devam eden bir süreçtir. Bu çalışma mikro anlamda insan üzerinden tanımlanan bu süreci makro düzeyde dil, düşünce ve çevre ilişkisi bağlamında toplum nezdinde incelemektedir. Zira dil, insanın nesnesi olduğu makro düzeydeki evrenden öznesi olduğu mikro düzeydeki evrene taşıyan yegâne aracıdır. İnsan dil ile düşünür, düşünerek dile gelir ve her ikisini aynı anda kullanarak evreni tanır ve tanımlar. Yakın çevreden başlayan bu anlam arayışı, dış dünyadaki şart ve deneyimlere göre dilsel alanda yeniden üretilir. Buna göre her toplum, deneyimlediği kadarıyla evreni dil ile tanımlayarak ona özel bir değer atfetmektedir. Nitekim insanlar, gördükleri ve düşündükleri her şeyi isimlendirme eğilimindedirler. Zira deneyimlerin ifade edilmesi, soyut kavramları somut bir forma dönüştürür ve düşünüp temaşa edilen varlığı anlamalarına yardımcı olur. Böylece her dil yakın çevresi ile olan deneyiminin bir ürünü olarak kelime, metafor ve dünya tasavvuru üretmektedir. Arapça da bu şekilde tarih sahnesine çıktığı ve tarihini kendisinde inşa ettiği çöl ve badiye yaşantısının izlerini sözvarlığında taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Muhayyile, Dil, Badiye, Tasavvurtr
dc.description.abstractHuman beings have been defined in various ways throughout history. At times, they are described as thinking beings, while at other times, they are defined as speaking, believing, feeling, or producing beings. However, if we emphasize the biological, cognitive, and emotional aspects of humans, it is possible to define them as beings in search of meaning. The desire to explore, which begins gradually away from one's immediate surroundings from birth, is a lifelong process. This study examines, on a macro level within the context of language, thought, and environmental relations, the process defined over individuals on a micro level starting with humans. Language is the sole tool that transports humans from the macro-level universe where they are objects to the micro-level universe where they are subjects. This quest for meaning, starting from one's immediate surroundings, is reproduced linguistically according to the conditions and experiences in the external world. Indeed, humans tend to name everything they see and think because expressing experiences converts abstract concepts into tangible forms and helps them understand the world they see and think about. Thus, each language produces words, metaphors, and worldviews as a product of its experience with its immediate surroundings. Arabic, having emerged in this manner onto the stage of history and constructed its history within itself, carries traces of the desert and wilderness life in its vocabulary. Keywords: Imagination, Language, Wilderness, Worldviewen
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/27181
dc.identifier.yoktez872985
dc.language.isotr
dc.publisherErzincan Binali Yıldırım University
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleDil coğrafya ilişkisi bağlamında Arapçatr
dc.titleArabic in the context of language-geography relationshipen
dc.typeDoctoral Thesis
dspace.entity.typePublication
rdl.oa.urlhttps://thesis.rawdatalibrary.net/thesis/dil-cografya-iliskisi-baglamnda-arapca/pdf