Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2025
    Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Üvey Kızı Zeyneb binti Ümmü Seleme ve Rivayetleri

    Batmaz, Merve

    Hz. Peygamber’in öz çocuklarının yanı sıra pek çok üvey çocuğu olmuştur. Evlilikleri dolayısıyla himayesine giren bu çocuklardan bazıları, Rasûlullah’ın (s.a.s.) terbiyesinde yetişme imkânını elde etmiştir. Çalışmanın konusu, bu çocuklardan biri olan Zeyneb binti Ümmü Seleme ve rivayetleridir. Zeyneb, hadis tarihi içerisinde seçkin bir konuma sahip olan Ebû Seleme ve Ümmü Seleme’nin kızıdır. Babasının vefatının ardından annesinin Rasûlullah (s.a.s.) ile evlenmesiyle birlikte ehli beyt halkasına dâhil olmuş ve çocukluğunu Rasûlullah’ın (s.a.s.) himaye ve terbiyesi altında geçirmiştir. Bu nedenle, hadis tarihi içerisindeki yerini belirlemek gerekli görülmüştür. Çalışmada, öncelikle Zeyneb binti Ümmü Seleme’nin hayatı ele alınmış; bu bağlamda babası ve annesi, doğum yeri ve çocuklar içerisindeki sırası gibi hususlar incelenmiştir. Ardından Zeyneb’in ilmî kişiliği değerlendirilmiş; bu çerçevede sahâbe olup olmadığı ve fıkıh konusundaki yetkinliği ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında ise Zeyneb binti Ümmü Seleme’nin rivayetleri Kütüb-i Tis‘a kapsamında incelenmiştir. Bu bağlamda rivayetlerin kaynağı, konusu ve bu rivayetleri kimlerin naklettiği gibi bilgilere yer verilmiştir. Sonuç olarak, Zeyneb’in rivayetlerinin büyük çoğunluğunun ümmühâtü’l-mü’mininden, özellikle annesi Ümmü Seleme’den olduğu tespit edilmiştir. Rivayetlerinin konularına göre dağılımı incelendiğinde ise Zeyneb’in muhtelif konularda hadis naklettiği görülmüştür. Ayrıca kendisinden hadis nakleden râviler arasında tâbiûnun önde gelen önemli isimlerinin bulunduğu belirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Kadına dair asılsız bazı rivayetler

    Batmaz, Merve

    : İslâm dini insana sırf insan olduğu için değer veren ilahî dindir. Bu kapsamda kadın ile erkek arasında herhangi bir ayrım gözetmemiştir. Aksine Kur’ân ve hadisler incelendiğinde, İslâm’ın yaratılış itibarıyla insanı üstün ve şerefli kabul ettiği bariz bir şekilde görülmektedir. Öyle ki Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de “Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık” (et-Tîn, 95/4) buyurmuştur. Söz konusu ayet, insana bahşedilen en mükemmel biçim olarak açıklanmış, bu kapsamda ruhsal ve zihinsel yetenekler bakımdan insanın en mükemmel ve en seçkin canlı olarak yaratıldığı şeklinde izah edilmiştir. Yine Yüce Allah’ın, insanı yaratılış itibarı ile şerefli kıldığı ve kulluk sahasında kadın ya da erkek fark etmeksizin iman eden herkesi mükâfatlandıracağı ayetlerde müjdelemiştir. Bu bağlamda Kur’ân’da iman eden erkekler ile iman eden kadınların amelleri karşılığında aynı mükâfata nail olacakları açıkça belirtilmiştir (el-Ahzâb 33/35). Bir diğer ayette cinsler arası bir üstünlükten bahsedilemediği ve üstünlüğün ancak takva ile olduğu bizlere bildirilmiştir (el-Hucurât 49/13). Bu ve benzeri ayetler incelendiğinde kadın ile erkek arasında herhangi bir ayrımın olmadığı açıkça görülmektedir. Sonuç olarak ayetler ışığında ontolojik açıdan kullar arasında bir farkın olmadığı ve her iki cinsin de eşit şekilde değer gördüğü söylenebilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de bu hususta ilgili ayetlere mutabık bir yaklaşımda bulunmuş ve gerek sözleri ile gerek uygulamaları ile söz konusu ilahi ölçüye uygun muamelede bulunmuştur. O (s.a.s.), insanlar arasında dindarlık ve ahlâk üstünlüğü dışında başka bir üstünlüğün olmayacağı ilkesini her fırsatta ümmetine hatırlatmıştır. Bu ve benzeri deliller İslâm dininin, bireylerin Allah’a olan yakınlığına önem vererek bu konuda herkesi eşit saydığı ve bu kapsamda bireylerin biyolojik farklılıklarına itibar etmediğini göstermektedir. Fakat tüm bunlara rağmen hadis literatürü içerisinde yer alan bazı rivayetler incelendiğinde çeşitli rivayetlerin kadın aleyhinde kullanılmış olduğu görülmektedir. İlgili rivayetler sened yönünden araştırıldığında delil olmaya elverişli olmadığı görülmektedir. Metin yönünden incelendiğinde ise bu gibi rivayetlerin Kur’ân ve güvenilir hadislerde yer alan insan anlayışıyla çeliştiği görülmektedir. Kadın aleyhinde kullanılan ilgili rivayetler İslam’ın genel ilkelerine elbette ters düşmekte ve araştırmayı gerekli kılmaktadır. Zira söz konusu rivayetlerin referans alınarak kadın aleyhinde kullanıldığı ve bu durumun tarihi süreç içerisinde kadına karşı ön yargıya sebep olduğu yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle hem Kur’ân-ı Kerim’de hem de hadislerde insan olarak kadına verilen değer ele alınmış, bunun neticesinde kadın ile erkek arasında değer açısından bir farkın olmadığı okuyucuya göstermek istenmiştir. Zira hadisler incelendiğinde kadınların gerek sosyal alanlarda gerekse ilmî ve kültürel alanlarda aktif olarak yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın ana bölümünü oluşturan başlıkta ise kadın aleyhindeki asılsız bazı rivayetler özellikle onlara karşı duyulması gereken güveni zedelemesi açısından üç alt başlıkta ele alınmıştır. Bunlardan ilki kadının güvenilmez bir varlık olduğunu ifade eden “Üç şeye güvenilmez: Dünya, sultan ve kadın” rivayeti; ikincisi kadına itaatin pişmanlık getireceğini bildiren “Kadına itaat pişmanlıktır” rivayeti; üçüncüsü ise kadın ile istişare edilmemesi gerektiğini savunan “Kadınlarla istişare yapın, (fakat dediklerinin) aksini yapın” rivayetidir. Verilen her bir başlıkta öncelikle ilgili rivayetlerin senedleri ele alınmış ve ardından kısa bir sıhhat değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen verilere göre bu rivayetlerin zayıf hatta mevzu olduğu görülmüş, hatta bazılarının hadis kaynaklarında yer almamasına rağmen zaman içerisinde hadis diye şöhret bulduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen bazı âlimlerin ilgili rivayetleri sened açısından delil olmaya elverişli görmemelerine rağmen mana yönünden doğru kabul ettiği görülmüştür. Araştırma sonucunda incelenen her bir rivayetin delil olmaya elverişli olmadığı ve İslâm’ın temel ilkeleri ile bağdaşmadığı ve delil olmaya elverişli olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan bu ve benzeri rivayetlerin İslam’ın temel ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    A Hadith That Appears to Contradict the Narrations Regarding the Transmission of Knowledge: The Case of Muaz B. Jabal

    Batmaz, Merve

    Islam has given a great deal of importance to the learning and teaching of knowledge. As is known, the first revelation was revealed with the command Read!. With this verse, Allah Ta'ala commanded the Prophet (pbuh) in particular and all Muslims in general reading and learning. As a result of the great importance that Islam gives to knowledge and learning, the Prophet constantly encouraged Muslims to learn and teach every necessary knowledge whether its religious or scientific without discriminating between men and women in this regard. In addition to his recommendations on learning knowledge and teaching it to others, in some of his hadiths, the Messenger of Allah (pbuh) asked his Companions to conceal some of the things they knew or some of the Companions themselves preferred to hide some of the things they knew from people. The narrations on the subject are in apparent contradiction to the hadiths on communicating knowledge. A proper understanding of the issue depends on understanding the Prophet's method of education. He (pbuh) did human upbringing in the most beautiful way. This, of course, was realized through his method of instruction and training. The Prophet preferred various ways in his education of his companions. These include methods such as asking questions, giving answers, explaining with an example, observing the situation of the interlocutor, writing and drawing, and using similes. When classical hadith works are examined, there are many hadiths that show the Prophet's method of education and teaching. Inspired by these hadiths, the muhaddithis opened titles in their works that point to the Prophet's method of instruction and training. For example, al-Bukh & amacr;r & imacr; opened several chapters in his main section on knowledge that refer to the Prophet's method. Among these chapters, there are two main chapters that are relevant to our topic. These titles are: Sub-chapter: Whoever leaves out some choices, fearing that some people's understanding of them will fall short and they will fall into something worse and Subchapter: Who assigns knowledge to some people but not to others, because he does not want them to understand. It is possible that these titles were inspired by the Prophet's method of instruction and discipline. The hadith that concerns our subject of study is also mentioned under one of these headings. When the content of the hadith in question is examined, it is seen that the Prophet told Mu'& amacr;z b. Jabal that hell is forbidden to the one who testifies that there is no god, but Allah and that Muhammad is the Messenger of Allah. Mu'& amacr;z b. Jabal asked for permission to inform the people of this good news, but the Prophet refused, saying, If you inform them, they will trust this information. So Mu'& amacr;z b. Jabal concealed this information from people for a while. Such different narrations about learning and teaching knowledge necessitated a holistic view of the hadiths and the Prophet's method of education. A fragmentary approach to hadiths is one of the biggest obstacles to correct understanding. In this study, firstly, the concept of knowledge and the importance of knowledge given by the Prophet was briefly discussed, and then the Prophet's method of education was analyzed. In determining this, al-Bukh & amacr;r & imacr;'s Sahih, one of our most basic hadith sources, was preferred. Again, the subject was explained by opening titles on the Prophet's attitude towards the generality of the Companions and his attitude towards some of the Companions. As a result of the research, it has been seen that the answer to the question of how the narrations against the transmission of knowledge should be understood is within the Prophet's method of education. In this context, it was seen that the Prophet's method of education was effective in the of the between Mu'& amacr;z b. Jabal and the

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    RDL Kalıcı Kaydıİncele