Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2026
    Otlukbeli (Erzincan) Travertenlerinin Jeolojik-Kültürel Miras Açısından Önemi (Doğu Anadolu) / The Importance of the Otlukbeli (Erzincan) Travertines in Terms of Geological and Cultural Heritage (Eastern Anatolia)

    Polat, Pinar; Tagliasacchi, Ezher; Taş, Mehmet Akif; Çelik, Yakup

    Erzincan ilinin (Doğu Anadolu) Otlukbeli ilçesi sınırlarında yer alan Otlukbeli Travertenleri, Türkiye’nin jeolojik açıdan en özgün ve nadir traverten oluşumlarındandır. Bu travertenler, bölgedeki aktif bir tektonizmanın etkisinde kırık ve çatlaklar boyunca yüzeye çıkan Fe-oksitçe zengin mineralli sular tarafından oluşturulmuş, farklı jeomorfolojik özelliklere sahip karasal karbonatlardır. Bu karbonat oluşumları, traverten konileri, sırt tipi ve yamaç travertenleri şeklinde çalışma alanında gözlenmektedirler. Günümüzde aktif olmayan traverten sırt ve konileri çalışma alanında yaygın olarak gözlendiği gibi hala aktivasyonuna devam eden güncel karbonat çökelimi de mevcuttur. Bu araştırma kapsamında 60 civarı traverten konisi ve 15 adet traverten sırtı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ölçülen bu traverten koni ve sırtları, coğrafi bilgi sistemi içinde değerlendirilmiş, travertenlerin jeomorfolojik ve jeolojik özellikleri yüksek çözünürlükte haritalanmıştır. Sedimantolojik açıdan bu karasal karbonatların depolanma sistemleri ve litotipleri ilk kez bu çalışmada ortaya konmuştur. Bu çalışmada, laminalı, kristalin kabuk, gaz kabarcıklı ve ince zarflar, bu üç farklı traverten sistemleri içinde gözlenen belirgin litotiplerdir. Küçük ve orta ölçekteki traverten havuz/havuzcukları, yamaç boyunca gelişen travertenlerin teraslarında yaygındır. Yapılan petrografik analizlerde bu travertenlerde eser miktarda Fe-oksit/oksihidroksit minerallerine rastlanmıştır. Otlukbeli Travertenleri, jeolojik-kültürel miras kriterleri açısından oldukça önemli bir değere sahip jeolojik oluşumlardır. Sahip olduğu nadirlik, bilimsel araştırma potansiyeli, eğitim ve jeoturizm açısından taşıdığı değerler, Otlukbeli Travertenlerini korunması gereken önemli bir jeosit konumuna getirmektedir. Bu benzersiz oluşumların korunması, bilimsel araştırmalara teşvik edilmesi ve sürdürülebilir jeoturizm kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Yusufeli’nde (Artvin) Baraj Öncesi Doğal Çevre Özelliklerinin CBS Yöntemleri ile Belirlenmesi ve Ekolojik Hassasiyet, NDVI, NDMI Analizleri

    Polat, Pinar

    Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü sınırları içerisinde bulunan Yusufeli, Çoruh Nehri Havzası’nın Orta Çoruh kesiminde yer almaktadır. Kuzeyden Altıparmak Dağları, güneyden ise Mescit Dağları ile sınırlandırılan sahanın matematik konumu ise $41^{o}08'- 41^{o}54'$ Doğu boylamları ile $40^{o}33'- 41^{o}6'$ Kuzey enlemleri arasındadır. Yusufeli, Doğu Karadeniz Bölümü ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir geçiş sahası olduğundan, her iki bölgenin özelliklerini de taşıyan özel bir konuma sahiptir. Bu çalışmada Yusufeli ve yakın çevresinin baraj öncesi jeolojik, jeomorfolojik, topoğrafik, klimatik ve doğal bitki örtüsü gibi doğal çevre özellikleri ele alınarak sahanın baraj öncesi durumu ortaya konulmuş, barajın su tutulumundan itibaren gelecek birkaç yıl içerisinde doğal çevre özelliklerinde ne gibi değişimlerin ortaya çıkacağı öngörülmüştür. Çalışmamızda yükselti, eğim, bakı, ekolojik hassasiyet, NDVI, NDMI analizleri gibi çeşitli analiz yöntemleri kullanılarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Ülkemizdeki diğer barajlar gibi Yusufeli Barajı’nın da doğal çevre üzerinde oluşturacağı olumlu ve olumsuz etkiler zaman içerisinde kendini gösterecektir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Günebakan (Erzincan) Seli Örneği ile Esence Dağları’nın Güney-Güneybatı Aklanında Oluşan Moloz Yüklü Eski ve Yeni Selleri Denetleyen Morfometrik Faktörler

    Polat, Pinar; Kopar, İbrahim; Yalçın, Fatih

    Çalışma alanı Erzincan Ovası’nı kuzeyden, kuzeybatı (KB)-güneydoğu (GD) doğrultusunda sınırlayan Keşiş (Esence) Dağları’nın (Keşiş Tepe, 3549 m) ovaya bakan güney-güneybatı aklanında yer alan, birbirinden subölümü hatları ile ayrılmış, paralel drenajlı çok sayıda akarsu havzasını temsil eden Günebakan Dere, Allahmedet Dere ve Çadırtepe Dere havzalarını kapsamaktadır. Bu çalışmada ilk olarak Günebakan Dere Havzası’nda 17/07/2011, diğeri ise 03/07/2020 tarihinde olmak üzere iki kez afet boyutunda meydana gelen ve önemli mal kayıplarıyla sonuçlanan sel-taşkın olayının oluşum ve gelişim süreciyle doğal ve beşeri çevre üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci olarak Erzincan Ovası’nı kuzeyden kuşatan Esence Dağları’nın güney-güneybatı aklanında birbirine komşu olan Günebakan, Çadırtepe ve Allahmedet Dere havzalarının morfometrik özellikleri ortaya konularak sel-taşkın üretme potansiyelleri araştırılmıştır. Bu kapsamda Günebakan Dere Havzası’nda oluşan sel-taşkın olayını önceleyen bir yaklaşımla mevcut akarsular üzerinde oluşan/oluşması muhtemel olan sel-taşkın olaylarında havza morfometrisinin etki düzeylerini belirlemek amacıyla alansal, çizgisel ve relief morfometrik indislerden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizlerde havzaların uzunluğu, genişliği, şekli, engebelilik derecesi, drenaj yoğunluğu, akarsu sıklığı ve uzunluğu, akarsuyun çatallanma oranı, yüzeysel akış uzunluğu ve akım toplanma zamanı gibi parametreler değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre havzaların morfometrik yapısıyla moloz akmaları arasında yakın bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre aynı aklandaki Günebakan Dere Havzası’nın gerek yatak eğimi ve genişliği, gerekse çatallanma oranı ve uzunluk değerleri gibi parametreler ölçeğinde komşu havzalara göre sel ve taşkın üretme potansiyeli daha yüksek olan havza olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    An Example of Jurassic Fold Structures: Formation of Yoğurtdağı (Kemah- Erzincan) Fold Structure, General Characteristics and Fossil Presence

    Polat, Pinar

    The study area is located in the Eastern Anatolia Region, within the borders of Erzincan province, Kemah district, Gölkaynak village. The fold structure developed on the Munzur mountain range is geographically located between 38°51 ́-3903 east meridians and 3933-39°39 ́ northern parallels. The geological structure of Yoğurtdağı and its surroundings, which is the focus of the study, was named as Yoğurtdağı Limestone Member within the Kemah Formation and is in the form of marine limestones with abundant clastic, high fossil content and generally a layered structure. Considering its general structure, it is seen that Yoghurtdagi has an anticline-synclinal structure. However, the tectonic activities in the area and the ongoing erosion tempo since the second half of the Mesozoic era have created a significant deformation on the structure. In the region where Yoğurtdağı is located, the dominant relief is a folded structure.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    An Example of Using Swot Analysis in the Process of Planning Optimal Agricultural Areas: Erzincan Plain

    Polat, Pinar; Ekinci, Sırma

    Increasing population in the world has led to the expansion of residential areas. The areas that were used as meadows, forests, pastures and agricultural areas in the past in the past have turned into residential areas nowadays. This situation affects the agriculture negatively the agriculture, which is the most vital activity of man on the earth. While agricultural areas tend to shrink, the need for agricultural products is constantly increasing. Therefore, the planning of the agricultural areas has become a necessity. One of the processes used in spatial planning studies is SWOT analysis. Through SWOT analysis, agricultural areas can be approached from different perspectives, and appropriate utilization styles can be determined. In this study, the use of agricultural areas on the Erzincan Plain, which has an important potential in terms of agricultural activities, was analyzed with the help of SWOT analysis, and strengths and weaknesses, opportunities and threats have been examined. The Erzincan Plain is located in the Upper Euphrates Basin in the North West Section of the Eastern Anatolia Region. In the Erzincan Plain, agricultural land has an important to a proportion of land use. Agricultural production is at the forefront of the economic activities of the Erzincan Plain. For this reason, it will be possible to determine the characteristics of agricultural areas and whether these features overlap with the existing agricultural structure and to ensure optimum utilization of agricultural areas through planning. The acreage of the Erzincan Plain, which is our research area, is approximately 570 km². This area consists of agricultural land, meadow-pasture, forest-heath, and other areas. Approximately 18% of the share in the acreage of the plain is field area. 36% of it is covered by meadow-pasture area. 22% of it is forest and heathland. The other areas are cover 16%. As a result, non-agricultural areas cover an area of 8%.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2021
    Erzincan Ovası’nda Yer Alan Birikinti Koni ve Yelpazelerinin Genel Özellikleri, Sınıflandırılması ve Antropojenik Degradasyonu

    Polat, Pinar; Yalçın, Fatih

    Erzincan Ovası, Anadolu’nun en hareketli tektonik sahasında yer almakta ve oluşumu bakımından pull-apart(çek-ayır) havza karakteri taşımaktadır. Ova, çevresindeki fay sınırlamalı 3000 m’den yüksek dağlık alanlar(Esence ve Munzur Dağları) arasında sedimantasyon alanı oluşturan büyük bir jeomorfolojik ünitedir vebünyesinde farklı yer şekilleri gelişmiş bulunmaktadır. Bu şekillerden biri de flüvyal aşındırma ve biriktirmesüreçlerinin karşılıklı etkileşimi sonucunda birikinti şekilleri olarak kendini gösteren, yeryüzünde flüvyaltopografyanın karakteristik yer şekillerinden biri olan ve yaygın olarak rastlanılan birikinti koni veyelpazeleridir. Erzincan Ovası çevresindeki yüksek dağlık alanlardan kaynağını alan, ani eğim değişimi ve hızazalmasına bağlı olarak taşıdığı yükü bırakan akarsular batı, kuzey ve güneydeki dağ eteklerinde bir kuşakhalinde birikinti koni ve yelpaze sistemleri oluşturmuştur. Çalışma alanında görülen koni ve yelpazeşekillerinin oluşmasında en büyük etken alandaki tektonik durum, eğim ve bitki örtüsü, topografik yükseltifarkı, litolojik, klimatik özellikler ve hidrografik şartlardır. Çalışma kapsamında Erzincan Ovası’ndakitektonik, jeomorfolojik, ekolojik, klimatik ve jeolojik koşullar göz önüne alınarak ovadaki morfodinamik etkenve süreçlerin birikinti şekillerinin oluşum ve gelişimi üzerindeki etkisi ortaya konulmuştur. Birikinti koni veyelpazelerini sınıflandırma yoluna gidilmiş, eğim değerlerine göre sınıflandırmaları yapılarak şekillerinkarakteri belirlenmiştir. Sınıflandırma sonucunda 26 tane birikinti şekli tespit edilmiş, bunlardan 22’sininbirikinti yelpazesi, 4 tanesinin birikinti konisi olduğu anlaşılmıştır. Çeşitli arazi kullanımı açısından canlıörnekler sunan birikinti koni ve yelpazeleri üzerinde insan kaynaklı bozulmalar üzerinde durulmuş, şekillerüzerinde görülen antropojenik degradasyonel faaliyetler yapılaşma süreci, kontrolsüz kum ocakları, tarımalanları gibi müdahaleler ele alınarak açıklanmıştır

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2021
    Karstlaşmanın insan yaşamı üzerindeki sınırlandırıcı etkisinin CBS tabanlı mekânsal istatistik analizleri ile saptanması (Arapgir-Malatya Platosu)

    Polat, Pinar; Gömüç, Murat

    Munzur Kireçtaşları ve Alibonca Formasyonu’na ait marnlı-kumlu kireçtaşlarının yüzeylendiği Arapgir Platosu, çıplak ve sığ karstın geliştiği bir alandır. Fakat litostratigrafik farklılaşmaya bağlı olarak karstlaşmanın karakteri, litolojik birimler arasında farklılaşmaktadır. Karstlaşma süreci, tektonik rejim farklılaşmaları ve iklim değişikliklerine bağlı olarak jeolojik geçmiş boyunca zaman zaman kesintilere maruz kalmış olsa da süreç devam etmiştir. Zaman içerisinde karstlaşmanın etkinliği yavaşlamış, flüvyal aşınım ve mekanik çözünme daha aktifleşmiş, lapya ve dolin oluşumları yer yer tahribata uğramıştır. Bu doğal tahribat ile sığ karst oluşumu bir araya gelince; su varlığı, toprak oluşumu ve vejetasyon açısından sınırlı, insan yaşamı ve beşeri faaliyetler açısından zorlu, taşlık bir arazi ortaya çıkmıştır. Alanın bu mevcut durumundan dolayı, platonun bu kısmında hemen hemen hiçbir daimi yerleşme bulunmamakta ve tarımsal faaliyetler sınırlı olduğu için arazi kullanımı sadece yaylak-otlak alanı olarak gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı ve hedefi doğrultusunda, karstlaşmanın yerleşme seçimi ve arazi kullanımı üzerindeki sınırlandırıcı ve belirleyici etkisini saptamak için karstik aşınım şekilleri uygulamalı ve basit rastgele örneklem metotlarına uygun bir şekilde sayısallaştırılarak, bir takım CBS tabanlı mekânsal istatistik analizlerine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda, karstlaşmanın yerleşme seçimi ve arazi kullanımı üzerinde sınırlandırıcı ve belirleyici bir etken olduğu istatistiksel olarak saptanmıştır.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    Molla Tepe (Mollaköy-Erzincan) Perlitik Volkan Konisi’nin Jeolojik-Jeomorfolojik Özellikleri ve Molla Tepe Perlitinin Endüstriyel Madde Olarak Değerlendirilmesi

    Polat, Pinar; Kopar, İbrahim

    Erzincan Havzası’nın evrimine ışık tutan Molla Tepe (1274 m), iki evreli ve herevrede tekrarlayan püskürmelerle yapılanmış, litolojisini riyolitik lav ve piroklastiklerinmeydana getirdiği dairesel tabanlı bir volkan konisidir. Molla Tepe konisini oluşturanriyolitik lavlar soğuma sürecinde hidrasyona uğradığı için perlite dönüşmüştür. Bu nedenle Molla Tepe tipik bir endüstriyel kayaç olan perlitin rezerv alanı haline gelmiştir. Molla Tepe perliti, endüstriyel maddeler bağlamında, hem hammadde hem de genleştirilmiş mamul maddeler olarak özellikle inşaat endüstrisinde çok çeşitli ürün yelpazesiyle değerlendirilmektedir. Perlit ürünleri arasında kırma-öğütme-sınıflandırma ünitelerinden alınan ham perlit ve perlit esaslı hafifletilmiş teknolojik ürünler bulunmaktadır. Bu ürünler hem yurtiçinde kullanılmakta hem de yurtdışına ihraç edilerek ülke ekonomisine önemli katkılar sağlanmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2017
    Rize’nin iklim özellikleri ve rize çevresinde uzun dönem sıcaklık ve yağış verilerinin trend analizleri

    Polat, Pinar; Sunkar, Murat

    Bu çalışmada, Rize, Pazar, Hopa ve Trabzon meteoroloji istasyonlarının uzun dönem (1970-2014) rasatverileri kullanılarak Rize’nin iklim özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca bu istasyonların sıcaklık ve yağışdeğerleri kullanılarak Mann-Kendall ve Sen yöntemi ile trend analizleri yapılmıştır. Rasat verileri kullanılan4 istasyon Doğu Karadeniz’de kıyı kuşağında yer almaktadır. İstasyonlar arasındaki uzaklık fazlaolmamasına rağmen iklim elemanlarında büyük değişiklikler gözlenmektedir. Rize, Türkiye ve KaradenizBölgesi’nde iklim özellikleri açısından çok farklı özelliklere sahiptir. Oroğrafi ve bakı faktörü etkisiyleRize’de çevresine göre lokal klima şartları yaşanmaktadır. Rize’de uzun yıllar yıllık ortalama sıcaklık 14.3°C, yıllık ortalama yağış 2254.4 mm’dir. En düşük sıcaklık 3.4ºC ile şubat ayında, en yüksek sıcaklık 26.7ºCile ağustos ayında ölçülmüştür. Yıllık ortalama güneşli gün süresi 5-6 saat civarındadır. Rize'de uzun yıllaryıllık ortalama basınç 1014 mb olarak ölçülmüştür. Rize’de hakim rüzgar yönü Güneybatı’dır. Bunun nedenigüneyden kıyıya doğru esen rüzgarların yanısıra, sahanın Karadeniz üzerinden gelen hava akımlarına açıkolmasıdır. Sıcaklık, yağış ve güneşlenme süresi dikkate alındığında sisli ve bulutlu gün sayısı fazlaçıkmaktadır. Bu durum buharlaşmanın düşük olmasını sağlamıştır. Su noksanının olmadığı Rize’de toprakdaima nemli, bitki örtüsü oldukça gürdür. Bu özellikler dikkate alındığında Rize’de çok nemli ılıman iklimşartlarının yaşandığı görülmektedir. Mann-Kendall ve Sen analizi sonuçlarına göre, Pazar dışındakiistasyonlarda sıcaklık değerlerinde belirgin artış eğilimi, yağışta ise Hopa dışındaki istasyonlarda artış eğilimigörülmektedir. Trend analizlerine göre Rize diğer istasyonlara göre daha kararlı bir özellik göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele