Bu dergideki yayınlar
9 →- ArticleYayıncıda açık erişim202665 Yaş Üzeri Bireylerin Yaşlılığı Algılama Düzeylerinin Aktif Yaşlanma Sürecine Etkisi: Tanımlayıcı Çalışma
Demir, Sevgi; Güneş, Demet; Demirkıran, Bedriye Cansu
Amaç: Bu çalışma, yaşlı bireylerin yaşlılığı algılama düzeyle rini belirleyip, aktif yaşlanma sürecine etkisini değerlendirmek ama cıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yapılan bu çalışma, Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan bir devlet hastanesine başvuran 65 yaş üzeri 305 birey ile yürütülmüştür. Veriler, araştırmacı tarafından gerekli izinler alındıktan sonra yüz yüze görüşme tekniği ile tanımlayıcı bilgi formu, Yaşlılığı Algılama Anketi Kısa Formu ve Aktif Yaşlanma Ölçeği kullanılarak toplanılmıştır. Bul gular: Çalışmamızda, Yaşlılığı Algılama Ölçeği puan ortalamasının 53,66±11,19, Aktif Yaşlanma Ölçeği puan ortalamasının 122,18±53,49 olduğu belirlendi. Cinsiyet, birlikte yaşama durumu ile Yaşlılığı Algı lama Ölçeği ve çocuk sayısı, eğitim durumu, meslek durumu, katılım cıların sağlığı algılama durumu, kronik hastalık durumu, kronik hastalık tanısı ile Aktif Yaşlanma Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki olduğu bu lundu (p<0,05). Yerleşim yeri, medeni durumu, gelir durumu ile Yaş lılığı Algılama Ölçeği ve Aktif Yaşlanma Ölçeği toplam puan ortalaması arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p˃0,05). Yaş ile aktif yaşlanma arasında negatif yönde orta düzeyde, yaşlılığı algılama ile aktif yaşlanma arasında negatif yönde orta düzeyde ilişki olduğu be lirlendi. Yaşlılığı algılamanın aktif yaşlanma üzerinde anlamlı bir etki sinin olduğu belirlendi (t=-3,756, p<0,05). Sonuç: Yaşlılığı algılamanın, aktif yaşlanma üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu bu lunmuştur. Yaşlılığı algılamaya yönelik yapılacak olan hemşirelik gi rişimleri ve müdahaleler bireylerin, aktif yaşlanma sürecinin iyi yönetilmesine katkı sağlayacaktır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2025Konuşma Sesi Bozukluğu Olan 48-72 Aylık Çocukların Yürütücü İşlev Becerilerinin İncelenmesi: Kesitsel Araştırma
Gör, Gizem Nur; Aykut, Nurdan Cankuvvet
Amaç: Çalışmada, konuşma sesi bozukluğu (KSB) olan ço cukların yürütücü işlev beceri performanslarının, yaş, cinsiyet ve KSB şiddet düzeyine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem ler: Nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama deseniyle yürütü len çalışmanın katılımcıları, ana dili Türkçe olan, 48-72 aylık 21 kız ve 45 erkek çocuğudur. Türkçe Erken Dil Gelişim Testi ve Sesletim Ses bilgisi Testi’nin Sesletim Alt Testi kullanılarak belirlenen katılımcı lara, Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri (ÇDYİE)-Öğretmen Formu uygulanmıştır. Veriler, Jamovi yazılımı ile bağımsız örneklem t-testi, Mann-Whitney U testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Yürütücü işlev puanlarında (toplam, çalı şan bellek, ketleyici kontrol) yaşa, cinsiyete ve KSB şiddetine göre an lamlı farklar bulunmuştur. 48-59 aylık çocukların yürütücü işlev performanslarının 60-72 aylık gruptan daha düşük olduğu görülmüş tür. Erkek çocuklarının yürütücü işlev performansının kız çocukların dan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Yaş ve cinsiyete ek olarak, KSB şiddet düzeyi arttıkça yürütücü işlev performanslarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Bulgular, KSB olan çocukların yürütücü işlev performanslarının yaş, cinsiyet ve KSB şiddet düzeyine göre an lamlı şekilde farklılaştığını göstermektedir. Yürütücü işlev perfor mansları, 45-59 aylık, erkek ve KSB şiddeti yüksek çocuklarda, 60-72 aylık, kız ve KSB şiddeti düşük çocuklara göre daha düşüktür. Bu de ğişkenler göz önünde bulundurularak yürütücü işlev becerilerinin de ğerlendirilmesi ve desteklenmesi, terapi sürecinin verimliliğini artırabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2025Erzincan Binali Yıldırım Üniversite Öğrencilerinin Beslenme Bilgi Düzeyi ve E-Sağlıklı Beslenme Okuryazarlığı Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Karahan, Sevil; Köse, Merve; Sağlam, Edanur
Amaç: Beslenme bilgisi ve beslenme okuryazarlığı, sağlıklı bes lenme davranışları kazandırma ve sürdürmede önem arz etmektedir. Bu ça lışmada, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin beslenme bilgi ve e-sağlıklı beslenme okuryazarlığı düzeyleri nin belirlenmesi hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma evre nini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde fakülte eğitimine devam eden 25.361 öğrenci oluştururken, örneklem büyüklüğünü 738 öğrenci oluş turmuştur. Öğrenciler tanımlayıcı bilgileri, beslenme alışkanlıkları, “E-Sağ lıklı Beslenme Okuryazarlığı Ölçeği (e-SBO)” ve “Yetişkinler için Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği” ile ilgili soruları içeren anket formunu dol durmuştur. Öğrencilerin antropometrik ölçümleri araştırmacılar tarafından (boy uzunluğu, vücut ağırlığı) alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya yaş orta laması 21,9±2,1 olan 223 (%30,2) erkek ve 515 (%69,8) kadın olmak üzere 738 öğrenci dâhil edilmiştir. Kız öğrencilerin e-SBO puanı (29,7±6,4) erkek öğrencilerden (26,4±5,8) daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Kız öğrencilerin hem temel beslenme hem de besin tercihi puanı (sırasıyla, 54,7±9,4 ve 36,7±6,4) erkek öğrencilerden (sırasıyla, 51,9±8,0 ve 34,9±5,1) daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin eğitim aldıkları alana göre e-sağlıklı beslenme okuryazarlığı, temel beslenme ve besin tercihi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). e-SBO ölçeği puanı ile temel bes lenme ve besin tercihi puanı arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Üniversite öğrencilerinin beslenme bilgi düzeyleri arttıkça e-sağlıklı beslenme okuryazarlık düzeyleri de artmaktadır. Her fakülte ba zında beslenme ve okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve sürekli liğin sağlanması ile medyada sağlıklı beslenme konusunda platformların oluşturulmasına teşvik ve destek önem arz etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2025Yaşlı Erişkinlerde Salgın Hastalık Kaygısının Kronik Hastalık Öz Yönetimine Etkisi: Tanımlayıcı ve Kesitsel Araştırma
Güneş, Demet; Başkan, Sebahat Atalıkoğlu
Amaç: Bu çalışma, yaşlı erişkinlerde salgın hastalık kaygısının kronik hastalık öz yönetimine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış tır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan araş tırmanın evrenini, Ekim 2022-Kasım 2023 tarihleri arasında Türkiye’de bir üniversite hastanesinin kliniklerinde yatarak tedavi gören 60 yaş üstü kronik hastalığı olan yaşlı bireyler; örneklemini ise araştırmaya dâhil edilme kriterlerini sağlayan 363 yaşlı birey oluşturmuştur. Araş tırma verileri; tanımlayıcı bilgi formu, Salgın Hastalık Kaygı Ölçeği ve Kronik Hastalık Öz Yönetim Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veri ana lizinde tanımlayıcı istatistikler olarak yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Sayısal değişkenlerin normallik dağılımı çarpık lık ve basıklık ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren verile rin analizinde bağımsız t-testi, varyans analizi testi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %28,1’inin 65-69 yaş aralığında, %52,9’unun erkek, %38’inin ilköğretim mezunu, %86,5’inin evli, %41,6’sının ev hanımı, %56,2’sinin gelirin giderine eşit olduğu, %48,5’inin ise il merkezinde yaşadığı saptanmıştır. Katı lımcıların, Salgın Hastalık Kaygı Ölçeği puan ortalaması 53,56±14,26; Kronik Hastalık Öz Yönetim Ölçeği’nin kendini damgalama alt boyut puan ortalaması 2,32±0,78; damgalamayla baş etme alt boyut puan or talaması 2,91±0,71; sağlık bakım etkinliği alt boyut puan ortalaması 2,89±0,94; tedavi uyumu alt boyut puan ortalaması ise 3,58±0,96 ola rak belirlenmiştir. Salgın hastalık kaygısının, kronik hastalık öz yöne tim alt boyutlarından olan tedaviye uyum ve kendini damgalama üzerinde istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Yaşlı erişkinlerin, salgın hastalığa yö nelik kaygıları arttıkça kendini damgalama düzeylerinin ve tedaviye uyumlarının arttığı bulunmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2024İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlanması: Geçerlilik ve Güvenirlilik Çalışması
Erdem, Metin; Negiz, Zeynep Uyanık; Akinci, Habibullah
Amaç: Kişinin özgür iradesi ile kendi yaşamını sonlandırması intihar olarak tanımlanabilir. İntihar kararının verilmesinde farklı ge rekçeler olabilmektedir. İntihar düşüncesi insan ve toplum sağlığı için risk teşkil eden bir özelliktedir. Bu düşüncenin ortaya çıkması, şiddet lenmesi ve süreğen hâle gelmesi insanın iyilik hâlini de tehdit etmekte dir. Bu sebeple kişinin intihar düşüncesi üzerine disiplinler arası çalışmalar önem arz etmektedir. Bu çalışmacının amacı, İntihar Rumi nasyon Ölçeği’ni Türk kültürüne uyarlamaktır. Bu kapsamda Türkçe for munun geçerlilik ve güvenirliği test edilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya intihar düşüncesinin olduğu 167 (41 erkek ve 126 kadın) kişi katılmıştır. Ölçek Türkçe diline çevrildikten sonra İngilizce alanında bir dil uzmanı tarafından Türkçe çeviri kontrol edilmiştir. Dil geçerliği nin uygun olduğuna karar verilmiştir. Yapı geçerliğini test etmek için öncelikle açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulanmış ve maddelerin iki faktörde dağılımı gözlenmiştir. Sonra doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. AFA için Jamovi uygulaması, DFA için LISREL uygu laması kullanılmıştır. Taslak ölçme aracının güvenirliğini test etmek için Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Bulgular: Analizler sonucunda kabul edilebilir uyum indeksleri ile karşılaşılmıştır (χ²/sd=1,754, karşılaştırmalı uyum indeksi=0,99, normlaştırılmamış uyum indeksi=0,99, kök ortalama kare yaklaşım hatası=0,067). İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin iç tutarlılık katsayısının 0,89 olduğu saptan mıştır. Sonuç: Sonuç olarak, belirtilen örneklemde İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin geçerli ve güvenilir sonuçlar sunacağı söylenebilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2022Evaluation of the Relationship Between Chronotype, Sleep Quality and Adaptation to Mediterranean Diet in University Students: A Descriptive Study
Yangılar, Filiz; Karahan, Sevil
Objective: This study aimed to examine the relations between chronotype, sleep quality, and adherence to the Mediterranean diet in university students. Material and Methods: Sampling included 244 students from Türkiye university and data were collected between May 2021 and June 2021 with the general information form, the “Morningness-Eveningness Questionnaire”, “Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI)” and “Mediterranean Diet Adherence Screen (MEDAS)” via online. Results: Two hundred forty four students, 69 (28.3%) males and 175 (71.7%) females, with a mean age of 21.8±3.3 years, were joined. The chronotype scale average of the participants was calculated to be 47.1±6.9. Their 11 (4.5%) were of the morningness-type, 172 (70.5%) were of the intermediate-type, and 61 (25.0%) were of eveningness- type. The MEDAS mean score of the students was 5.6±1.9, and 50.4% of them had low adherence to the Mediterranean diet, 47.1% had medium adherence, and 2.5% had high adherence. The total PSQI score of the students was 8.7±3.8, and 77.5% of the participants had poor sleep quality. A significant correlation was found between physical activity status and the number of caffeinated beverages consumed daily according to chronotype (p<0.05). Chronotype score was negatively correlated with PSQI score (r=-0.175, p<0.01). Conclusion: It was determined that the chronotypes of the students were intermediate-type, and their sleep quality and adherence to the Mediterranean diet were low.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2020Yaşlıya Yönelik Tutumlar ve Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi
Firat, Meryem; Kanbay, Yalçın; Demir Gökmen, Burcu; Akçam, Aysun; Ozturk, Senay
Amaç: Bu çalışma ile yaşlıya yönelik tutumlar ve bu tutumları etkileyen etmenlerin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Çalışma 2018 yılında yapıldı. Tanımlayıcı tipte yapılan çalışmanın evrenini, Artvin, Ağrı, Erzincan il merkezinde yaşayan bireyler oluştururken, 1.328 kişinin oluşturduğu örneklemi belirlemede ise olasılıklı örnekleme yöntemlerinden biri olan tabakalı örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Araştırma için etik kurul izni ve bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Veriler “kişisel bilgi formu” ve “Genya Yaşlıya Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 23 ortamında, sayı, ortalama, yüzde, “t-testi”, “varyans analizi”, “Kruskal-Wallis H testi”, “basit doğrusal regresyon analizi” ile çözümlenmiştir. Bulgular: Örneklemin Genya Yaşlıya Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalaması 65,4±,399, Cronbach alfa değeri ise ,88 olarak hesaplandı. Kadınların Genya Yaşlıya Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalaması 64,3±,486, erkeklerin ise 66,9±,675 olup aradaki fark anlamlıdır. Medeni durumu evli olanların puan ortalaması 69,0±,747 iken, bekâr olanların 64,0±,465 olup, aradaki fark anlamlıdır. Evinde yaşlı birey bulunanların puan ortalaması 64,3±,877, bulunmayanların 65,7±,447 puan olup, aradaki fark anlamlı değildir. Yaşlı bir bireyle yaşamayı isteyenlerin puan ortalaması 63,5±,509, istemeyenlerin ise 67,7±,621 olup, aradaki fark anlamlı bulundu. Daha önce huzurevi ziyareti yapmış olanların puan ortalaması 62,6±,820, yapmamış olanların ise 66,4±,450 olup aradaki fark anlamlıdır. Sonuç: Yaşlıya yönelik tutumların olumlu uçta olduğu, ancak bireylerin yaşı arttıkça yaşlıya yönelik olumsuz tutumlarının arttığı, gelir ve eğitim düzeyi arttıkça ise olumlu tutumların arttığı belirlenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYayıncıda açık erişim2019Raşitizmden Korunmada Güneş Işığına Yönelik Annelerin Yaptıkları Uygulamaların Belirlenmesi
Bekar, Pınar; Arıkan, Duygu
Amaç: Çocuklarının raşitizmden korumak için güneş ışığına maruz kalmalarına yönelik annelerin yaptıkları uygulamaların belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, Türkiye’de bulunan birüniversite hastanesinde tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016 Nisan-2017 Aralık tarihleri arasında 0-2 yaşındaki çocuğu hastanede yatan, ulaşılabilen tüm anneler oluşturmuş; herhangi bir örneklem seçim yöntemine gidilmeden, uygulamanın yapıldığı zamanda hastanede olan,seçilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmak isteyen 169 anne araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Çalışma kapsamına 18 yaş ve üstü olan, kognitif ve bilişsel fonksiyonları iyi olan, iletişim kurulabilen, 0-2 yaşında çocuğu olan ve araştırmaya katılmaya istekli anneler alınmıştır. Araştırmada, verilerliteratürden yararlanılarak geliştirilen anket formu ile hastanede annelerle yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Etik kurul ve araştırmanın yapılacağı hastaneden yazılı, annelerden sözel ve yazılı izin alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik ki-kare testi analizi yapılmıştır. Bulgular: Annelerin%76,9’unun çocuğunu güneşe çıkarttığı, güneşe çıkan çocukların %48,5’inin genelde günde bir kez güneşe çıkarıldığı ve güneşe çıkanların %73,8’inin güneş ışığını direkt aldığı saptanmıştır. Çocuğun yaşı arttıkça güneş ışığını direkt alan çocuk sayısı artmaktadır. Çocuğun yaşına göre güneş ışığını alma şekli,aldığı bölgelerin etkilendiği saptanmıştır. Annenin eğitim durumunun çocuğun güneş ışığını alma şekli,aldığı bölgeleri etkilemediği bulunmuştur. Çocukların hiçbirinde raşitizm görülmemiştir. Sonuç: Çocukların tamamına yakını D vitamini almakta, çoğu güneşe çıkartılmakta ve raşitizm olan çocuk bulunmamaktadır. Annenin eğitim durumunun çocukların güneş ışığına maruz kalmasına etkisi olmadığısaptanmıştır. Çocukların güneş ışığını alması raşitizm açısından önemlidir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Review ArticleYayıncıda açık erişim2019Yaşlanma ve Sirkadiyen Ritmin Moleküler Mekanizmaları
Kiyan, Toros; Findik Kiyan, Hilal
Organizmalar 24 saatlik gündüz-gece döngüsüne adapte olmuşlardır. Bu sirkadiyen ritimler,fizyolojik ve metabolik süreçleri kontrol eden içsel bir hücresel mekanizma tarafından üretilmişlerdir. Bilindiği üzere, yaşlanma sürecinde sirkadiyen sistem zayıflamakta ve biyolojik değişimleryavaşlamaktadır. Sirkadiyen genlerin genetik olarak değişimi ve moleküler saatin bozulması yaşlanma süreciyle ilişkilidir. Ayrıca çevresel koşullar da (Örneğin; kalori kısıtlaması) yaşlanma sürecine etki eden önemli faktörlerdendir. Besinsel sensörleri içeren hücre içi yolaklar, yaşlanmasürecini kontrol eden hücresel ve epigenetik mekanizmaları etkilemektedirler. Yapılan çalışmalarla bu yolakların hem yaşlanma sürecinin düzenlenmesinde hem de moleküler saatin kontrolündegörev aldığı gösterilmiştir. Bu nedenle, sirkadiyen saatin ve besin algılama yolaklarının kontrolüneyönelik terapötik stratejiler, yaşlanma sürecindeki olumsuz etkileri azaltarak, bu sürecin daha verimli olmasını sağlayacak gibi görünmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2536-4391 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-20T15:43:40.091746279Z | |
| dc.date.available | 2026-10-20T15:43:40.091746279Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25115 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Türkiye Klinikleri Sağlık Bilimleri Dergisi | |
| dspace.entity.type | Journal |
