Bu dergideki yayınlar

5 →
  • Review ArticleAçık Erişim2026
    Dijital Yönetimlerin Siber Güvenlik Stratejileri: AB ve Finlandiya İncelemesi

    Ekinci, Elif

    Bu çalışma, dijital dönüşüm süreciyle birlikte karmaşıklaşan siber tehditlerin kamu yönetimi ve politika yapım süreçleri üzerindeki etkilerini Avrupa Birliği (AB) ve Finlandiya örnekleri üzerinden incelemektedir. AB, siber güvenlik alanında normatif bir liderlik hedefiyle hareket etmekte; yasal düzenlemeler, kurumsal koordinasyon ve dayanıklılık politikalarıyla, bütünleşik bir güvenlik kültürü oluşturmaya çalışmaktadır. NIS2 Direktifi, Siber Dayanıklılık Yasası, Dijital Hizmetler Yasası, Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Yapay Zekâ Yasası, birliğin dijital güvenliği kapsamlı bir normatif çerçeveye oturtma girişimlerinin temelini oluşturmaktadır. Ancak üye devletler arasındaki uygulama farklılıkları, AB düzeyinde siber güvenlik stratejilerinin etkinliğini ve sürdürülebilirliğini sınırlandırmaktadır. Finlandiya ise 2024–2035 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi kapsamında katılımcı yönetişim, kamu–özel iş birliği, kriptografi, yapay zekâ uygulamaları ve ulusal izleme mekanizmalarını bütünleştirerek operasyonel düzeyde güçlü bir model ortaya koymuştur. Ülkenin stratejisi, siber güvenliği yalnızca teknik bir savunma aracı olarak değil, ekonomik kalkınma, demokratik yönetişim ve ulusal egemenliğin dijital boyutu olarak ele almaktadır. Çalışma sonucunda, sürdürülebilir siber güvenliğin sadece teknolojik kapasiteyle değil, aynı zamanda kurumsal dayanıklılık, uluslararası iş birliği, insan kaynağının niteliği ve toplumsal farkındalık düzeyine bağlı olduğu kanısına varılmıştır. AB’nin normatif düzenleme kapasitesi ile Finlandiya’nın uygulama disiplini birlikte değerlendirildiğinde, Avrupa’nın bütüncül ve dirençli bir dijital güvenlik ekosistemi oluşturma potansiyeli giderek güçlenmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Karbon Emisyonlarını Azaltmada Yenilenebilir Enerjinin Rolü: Çevresel Performans Endeksinde Başarılı Olan 10 Ülkeden Kanıtlar

    Akın, Fatih

    Günümüzde artan çevresel kaygılar ve iklim değişikliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini daha da artırmıştır. Fosil yakıtların kullanımının çevresel etkileri göz önüne alındığında, yenilenebilir enerjiye geçiş, sürdürülebilir bir gelecek için kritik bir adım olarak görülmektedir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji tüketiminin CO2 emisyonları üzerindeki etkilerini anlamak, çevresel politikaların şekillendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, 1990-2021 dönemi için çevresel performans endeksinde başarılı olan on ülkenin (Estonya, Lüksemburg, Almanya, Finlandiya, Büyük Britanya, İsveç, Norveç, Avusturya, İsviçre ve Danimarka) yenilenebilir enerji tüketimi (REN) ile CO2 emisyonu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, Dinamik Ortak Korelasyon Etkiler (DCCE) ve Panel Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) Nedensellik testi kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. DCCE analiz bulguları, hem genel panelde hem de bireysel ülkelerde yenilenebilir enerji tüketimindeki artışın, CO2 emisyonlarını azaltmada önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, yapılan panel VECM nedensellik testi bulgusuna göre, yenilenebilir enerji tüketiminden CO2 emisyonuna doğru uzun dönemde nedensellik tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, çevresel performans endeksinde başarılı olan on ülkenin, yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak CO2 emisyonlarını azaltmada başarılı olduklarını ve bu sayede sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkıda bulunduklarını ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Sağlık Çalışanlarının Zorunlu Vatandaşlık Davranışının Hizmet Süreçlerini Sabote Etme Davranışı Üzerine Etkisi: Sosyal Kaytarma ve Yüzeysel Rol Yapmanın Paralel Aracılık Rolü

    Baş, Murat; Ersari, Goknur; Tarsuslu, Sinan; Ekinci, Lokman Onur

    Bu çalışma sağlık çalışanlarının, zorunlu vatandaşlık davranışları ile hizmet süreçlerini sabote etme eğilimleri arasındaki ilişkide sosyal kaytarma ve yüzeysel rol yapma davranışlarının paralel aracılık rolünü ortaya koymak amacıyla tasarlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinde yer alan orta ölçekli bir eğitim ve araştırma hastanesi çalışanları örneklem olarak ele alınmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle 400 sağlık çalışanından veri toplanmıştır. Araştırma verileri için alan yazınında geçerliliği ve güvenirliliği test edilmiş ölçekler kullanılmıştır. Nicel veri toplama yönteminin kullanıldığı bu araştırma aynı zamanda tanımlayıcı, ilişki aracı ve kesitsel olarak tasarlanmıştır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde sağlık çalışanlarının zorunlu vatandaşlık davranışları ile hizmet süreçlerini sabote etme davranışları, sosyal kaytarma eğilimleri ve yüzeysel rol yapma durumları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler; sosyal kaytarma eğilimleri ile yüzeysel rol yapma eğilimleri ve hizmet süreçlerini sabote etme davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler ve yüzeysel rol yapma eğilimleri ile hizmet süreçlerini sabote etme eylemleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık çalışanlarının zorunlu vatandaşlık davranışları ile hizmet süreçlerini sabote etme eğilimleri arasındaki ilişkide sosyal kaytarmanın ve yüzeysel rol yapma davranışlarının ayrı ayrı aracılık rolünün olduğu bulgulanmıştır. Son olarak sağlık çalışanlarının zorunlu vatandaşlık davranışları ile hizmet süreçlerini sabote etme eğilimleri arasındaki ilişkide sosyal kaytarmanın ve yüzeysel rol yapma davranışlarının paralel aracılık rolünün olduğu da tespit edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Comparative Measurement of Services Quality in Postal Businesses: Turkish Post Case

    Durukan, Tülin; Aktepe, Hilal Saadet

    Postal enterprises were established in line with the need and right of communication. In recent years, they have\rbeen affected by globalization and innovations. These well-established and important businesses are trying to\rfollow these innovations. In particular, economic and technological developments continue to shape the service\rareas and service styles of these enterprises. In this study, the universal service obligation for Turkey's postal\renterprises (PTT Inc.) was made in the main area of the postal and banking services to determine significant\rdifferences in measuring the comparative of SERVPERF scale with quality and result evaluation. In this study,\rservice quality of PTT A.Ş. was measured with the SERVPERF scale. While measuring this, postal, cargo and\rbanking services are compared. A survey was conducted with customers who have benefited from postal & cargo\rand banking services from PTT at least once. The data were analyzed with the obtained questionnaires, firstly the\rdemographic characteristics of the participants were included and the hypotheses of the research were tested with the results of the independent sample T test. According to the results of the T test, PTT customers' perceptions of\rpostal & cargo and banking quality differ in terms of their perceptions of service quality and sub-dimensions of\rreliability, assurance and empathy. No statistically significant difference was observed between these two services\rin terms of physical facilities and responsiveness dimensions of service quality perception.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2018
    Presidential system of government and political stability

    Özdemir, Abdülkadir; Akçakaya, Murat

    With the overpowering of rulership in the Middle Ages, the struggles against aristocracy and absolute monarchy revealed the need to limit the power, i.e. the separation of the legislative, executive and judicial powers. The level at which the powers are to be separated, in other words rigid or soft separation of powers, led to the emergence of different governmental systems. Government systems, which are classified on the basis of rigid or soft separation of the forces, are shaped in the direction of the parliamentary system and the presidential system. Government systems, such as the semi-presidential and presidential government systems, are also implemented as different variations of the parliamentary system and the presidential system. It is possible to say that the system of government is influential on political stability. System of government used should not only ensure the separation of forces but also the political stability of the country at the same time. In a country where political stability cannot be achieved, it will become difficult to achieve economic and social prosperity, social peace and trust. Therefore, changes can be made in the system of government to strengthen political stability and reduce the likelihood of adverse situations occurring. The main purpose of this study is to examine how effective the presidential system of government, which is implemented in Turkey and called as the party-presidential system, can be on political stability in comparison with the parliamentary system. In the first part of the study, the characteristics of the presidential system of government, and in the second part, the main reasons for political instability and the extent to which the presidential system of government can bring a solution to political instability were discussed.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2148-1237
creativeworkseries.issn2587-0114
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:40.702388830Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:40.702388830Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25150
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleÜçüncü Sektör Sosyal Ekonomi
dspace.entity.typeJournal