Bu dergideki yayınlar

21 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Selülit/Abse Tanısı ile Servis Yatışı Olan Çocukların Değerlendirilmesi

    Sahin, Kamil; Akkoc, Gulsen; Güler, Ahsen; Okay, Berker; Mengi, Nazife; Arvas, Emin; Hayzaran, Ozan

    Selülit ve apse, yumuşak doku enfeksiyonları arasında en sık görülen enfeksiyonlardır. Biz bu çalışmamızda, çocuk servislerinde yatarak tedavi alan yumuşak doku enfeksiyonu tanılı hastaları tarayarak, predispozan faktörleri belirlemek ve tedavi seçenekleri ile tedaviye cevabı saptamak istedik. Çocuk Servislerinde yumuşak doku enfeksiyonu tanısı ile yatarak tedavi alan 1 ay-18 yaş aralığındaki hastalar dahil edildi. Başvuru şikayetleri sıralandığında kızarıklık (%75,8), şişlik (%72,6), ağrı (%72,1) ve ateş (%30,0) en sık şikayetlerdi. Hastaların bulguları arasında şişlik/ödem (%85,8) ilk sıradayken, eritem (%75,8) ve ısı artışı (%48,4) diğer sık saptanan bulgulardı. Otuz altı hastanın (%18,9) kan ve abse kültürlerinde bakteriyel etkenler saptandı, on sekizinde stafilokok üremesi görüldü. Ampisilin-sulbaktam (%83,2) ve klindamisin (%66,8) en sık kullanılan tedavilerdi. Hastaların %93,6’sı tedavi değişikliğine gerek kalmadan ilk tedavileri ile düzeldi. Tedavi süresi ortancası 7 (1-26) gün ve tedavi değişikliği sonrası tedavi süresi ortalaması 7,7 ± 4,0 gün olarak görüldü. Yatış süresi 6 (1-16) gün, klinik düzelme süresi 5,5 (2-21) gün, oral tedavi süresi 5,5 ± 1,6 gün olarak saptandı. İlk semptom ile tanı arasında geçen sürenin ortancası ise 3 (1-60) gün idi. Yumuşak doku enfeksiyonları dar spektrumlu beta-laktam tedavisi ile düşük relaps veya komplikasyon oranları ile tedavi edilebilir. Ülkemizde MRSA sıklığı sebebiyle bu hastalara ek olarak Klindamisin tedavisinin ampirik başlanması düşünülebilir. Antibiyoterapinin en az 7 gün verilmesi komplikasyon ve relapsları önleyebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    İlk ve Acil Yardım İle Acil Durum ve Afet Yönetimi Öğrencilerinin Acil Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Düzeyleri

    Demirtürk Selçuk, Ezgi; Akbaba, Ozge

    Bu araştırma mezuniyetleri sonrasında hayatı tehdit eden olağanüstü durumlarda görev yapması bakımından özel bir konuma sahip olan ilk ve acil yardım öğrencileri ile acil durum ve afet yönetimi öğrencilerinde acil durumlarda cinsel sağlık üreme sağlığı bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Tanımlayıcı tasarımdaki araştırma 2023-2024 eğitim öğretim bahar yarıyılında İlk ve Acil Yardım Programı ile Acil Durum Afet Yönetimi Programında öğrenim gören 220 öğrenci ile yürütüldü. Veriler “Sosyo-Demografik Bilgi Formu” ve “Olağanüstü Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Ölçeği” kullanılarak yüz yüze anket yöntemi ile toplandı. Öğrencilerin cinsiyet, aile tipi ve en uzun yaşanılan yere göre Acil Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olduğu saptandı. Öğrencilerin acil durumlarda cinsel sağlık üreme sağlığı bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlendi. Acil durumlarda cinsel/üreme sağlığı hakkında bilgi alan öğrencilerin Acil Durumlarda Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilgi Ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olduğu saptandı. Öğrencilerin acil durumlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığına yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, giderilmesi ve bilgilerin güncelliğinin sağlanması, afetle ilgili kurumla iş birliği ve koordinasyon içerisinde canlandırma vakalarının yapılması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Hemşirelerin Yapay Zekâ Kullanım Farkındalıklarının ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

    Bulduk, Mehmet; Aydin Kahraman, Handan; Nas, Ibrahim; Can, Veysel

    Hayatımızın her alanında olduğu gibi hemşirelik mesleğinde de teknoloji ve yapay zeka (YZ) uygulamaları artan bir sıklıkta kulanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma, hemşirelerin YZ farkındalıklarının ve bu farkındalıkları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel-tanımlayıcı desenin kulanıldığı bu araştırma, 01 Kasım 2023 – 30 Mart 2024 tarihleri arasında Türkiye’nin doğusundaki bir ilde yer alan devlet hastanesinde yürütülmüştür. Veriler, literatür taranarak oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” ve “Yapay Zekâ Kullanım Farkındalığı (YZKF)” anket formları kullanılarak yüzyüze ve çevirimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 416 hemşire oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen bulguların analizi sonucunda, hemşirelerin YZ farkındalıklarının orta değerin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, teknolojiyi takip edenlerin, eğitim düzeyi daha yüksek olanların, yaşı genç olanların, meslekte çalışma yılı ve haftalık çalışma saatleri daha az olanların, yoğun bakım (yetişkin-yenidoğan) ve cerrahi klinikte çalışanların ve ameliyathane hemşiresi olanların YZ farkındalıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmada hemşirelerin YZ farkındalıklarını belirlemek için ayrıca “Karar Ağacı Modeli” kullanılmıştır. Kullanılan bu modele göre bir hemşirenin yapay zeka ile ilgili farkındalık düzeyi %70 oranda teknolojiyi takip edip etmemesine, teknoloji yoğunluklu bir ortamda çalışıp çalışmadığına ve çalıştığı klinikteki görevine bakılarak tahmin edilebilir. Bu araştırmada, hemşirelerin YZ farkındalıkların orta değerin üstünde olduğu, hemşireler arasında eğitim düzeyi, yaş, mesleki deneyim, çalıştığı klinik, klinikteki görevi, haftalık çalışma süresi ve teknolojiyi takip etme durumu gibi faktörlerin YZ farkındalıklarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Hemşirelere yönelik YZ ve etkileyen faktörlerin dikkate alındığı eğitimlerin verilmesi ve hemşirelik müfredatına dahil edilmesi önerilebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Karate Sporcularında Müsabaka Ruminasyonu, Psikolojik Esneklik ve Zihinsel Dayanıklılık Arasındaki İlişki

    Akbulut, Vildan

    Bu araştırmanın amacı, Karate sporcularında müsabaka ruminasyonu, psikolojik esneklik ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Karate sporu ile ilgilenen 230 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği-SMRÖ”, “Sporda Psikolojik Esneklik Ölçeği-SPEÖ” ve “Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri-SZDE” kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Sporcuların SPEÖ ve SZDE puanları görece orta seviyenin üzerinde, SMRÖ puanları ise orta seviyededir. Sporcuların cinsiyetlerine göre zihinsel dayanıklılıkları ile güven ve kontrol alt boyut puanlarının farklılaştığı tespit edilmiştir. Yarışma dalı değişkenine göre sporcuların puanlarının farklılaşmadığı görülmüştür. Milli sporcu olan katılımcıların psikolojik esneklik ve zihinsel dayanıklılıkları yüksek iken; milli sporcu olmayan katılımcıların müsabaka ruminasyonları daha yüksektir. Sporcuların müsabaka ruminasyonları ile yaş ve spor yapma yılları arasında negatif yönde, spor yapma yılı ile zihinsel dayanıklılıkları arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer yandan müsabaka ruminasyonu ile psikolojik esneklik ve zihinsel dayanıklılık arasında negatif bir ilişki olduğu, psikolojik esneklik ile zihinsel dayanıklılık arasında ise pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Karate sporcularında müsabaka ruminasyonu artarken psikolojik esneklik ve zihinsel dayanıklılığın azaldığı, psikolojik esneklik artarken zihinsel dayanıklılığın da arttığı söylenebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Bibliometric Analysis Using VOSviewer of Studies on the Concept of Social Media Use in Disaster or Crisis Situations

    Göçer, Şemsinnur; Polat, Tuncay; Ertuğrul, Berkan; Ünlü, Osman

    The aim of this study is to map studies on "social media use in disaster or crisis situations." Bibliometric analysis was used to identify research trends and gaps related to the concept. Bibliometric data from various types of works published between 1993 and 2025, scanned in the Web of Science database, was used as the basis. When examining the distribution of 379 works on social media usage in disaster or crisis situations by publication year, the highest concentration was observed in 2020 (48 works), 2022 (46 works) and 2021 (33 works); the authors with the highest number of works were Imran Muhammed, Liu Brooke Fisher and Ngamassi Louis; the publication type is predominantly journal articles (275), conference abstracts (77) and review articles (25); in terms of research areas, works were published in computer science (115), engineering (57), communication (48), geology (41) and water resources (39); the distribution of publications by country shows that the United States (142), Australia (37) and China (27) are the leading countries of origin; publications were mainly in English (369), followed by Spanish (3) and Russian (2). When examining the most frequently used keywords in publications related to social media usage during disasters or crises, the terms social media (148), Twitter (41), disaster management (40), crisis communication (34), and disaster (27) are at the forefront. Contributing to the local literature on the use of social media in disaster and crisis management is important for presenting information on this subject.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleYayıncıda açık erişim2024
    Tıbbi Cihaza Bağlı Basınç Yarası Gelişme Riski

    Coban, Gülay İpek; Aydin Kahraman, Handan

    Son yıllarda, tıbbi cihazlara bağlı basınç yarası gelişimi hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için önemli bir yük oluşturmaya devam etmektedir. Tıbbi cihazlar, yeni doğanlardan yaşlılara kadar her yaştan hastada meydana gelebilen basınç yarasına neden olabilmektedir. Deri, mukoza ve bu yapıların altındaki yumuşak dokularla etkileşime giren tıbbi cihazlar, oluşturdukları basınç nedeniyle önemli hasarlara yol açmaktadır. Sağlık bakım hizmeti verenler; hastanede yatarak tedavi gören hasta bireylerin basınç yarasının tespiti, önlenmesi, riskinin değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda önemli roller üstlenirler. Tıbbi cihaza bağlı basınç yarası, hasta bireyin tedavisinin neden olduğu istenmeyen bir durumdur. Buradan anlaşıldığı üzere tıbbi cihaz kaynaklı oluşan basınç yarası aynı zamanda bir sağlık hizmeti komplikasyonu olarak değerlendirilebilir. Tıbbi cihaza bağlı basınç yarasının oluşmaması için iyi bir risk değerlendirmesinin yapılması oldukça önemlidir. Hastanın bakımından ve sürekli takibinden sorumlu hemşireler uzun süreli tıbbi cihaz uygulanan hastaların basınç yarası riskini ölçebilmeli, tıbbi cihazın yaptığı basınca yönelik bütüncül bir yaklaşım sergileyerek değerlendirebilmelidir. Bu derleme tıbbi cihaza bağlı basınç yarası gelişimine neden olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi ve önlenmesi ile ilgili yeterli çalışma olmamasından aynı zamanda tıbbi cihaza bağlı basınç yarası gelişen hastaların bakımında kapsamlı analiz yapabilmeyi sağlayacağı düşüncesiyle yola çıkılarak konuya dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Effect of White Noise and Light Exposure on Some Enzymes in Rat Testicular Tissue

    Senturk, Esra; Senturk, Murat; Ustundag, Hilal; Aygül, İmdat

    By definition, white noise (WN) is a type of sound that consists of a combination of various frequencies. Noise is an important source of environmental stress for humans and other living things and has a strong stimulating effect on light, circadian rhythm, hormonal, and neuro-behavioral levels. When faced with stressful situations, organisms produce a substantial quantity of free radicals, leading to alterations in the oxidative system. The objective of this research is to examine how environmental stressors like WN and light impact the activities of enzymes involved in testicular carbonic anhydrase (CA), catalase (CAT), and glutathione peroxidase (GPx). A total of 18 male Sprague-Dawley rats were divided into three groups. The first was the control group (not exposed to stress, kept at 12/12 light-dark cycle and 24±2°C normal ambient temperature). The second group, known as the WN 60' group, experienced 60 minutes of white noise exposure per day for 14 consecutive days at 90 dB. The third group, referred to as the WN 60' + non daylight group, underwent 60 minutes of white noise exposure at 90 dB combined with 24 hours of continuous light exposure every other day. At the conclusion of the study, the testicular tissues were homogenized and centrifuged, followed by the spectrophotometric measurement of enzyme activities. As a result, when we compared the control group with both WN and WN + light exposure; A decrease was observed for CA enzyme in both applications, and an increase was observed in CAT and GPx enzymes in both applications. As a result, when we compared the control group with both BG and BG + light exposure; A decrease was observed for CA enzyme in both applications, and an increase was observed in CAT and GPx enzymes in both applications.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Adölesanlarda E-Sağlık Okuryazarlığının Sağlığı Geliştirme Davranışına Etkisi

    Polat, Tuncay; Özcan, Meltem; Polat, Betül Alkan

    Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığının sağlığı geliştirme davranışına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmış kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın evreni Ekim-Kasım 2020 tarihleri arasında Erzincan il merkezinde yer alan bir lisede öğrenim gören gönüllü tüm öğrenciler oluşmuştur (n=300). Veriler, kişisel bilgileri içeren form, adölesan sağlığını geliştirme ölçeği ve e-sağlık okur-yazarlığı ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan adölesanların %70’i kadın, %35’inin maddi durumu iyi, %24’ü 10. sınıf öğrencisi, %40’ının annesi lise mezunu, %48’inin babası lise mezunu, %94’ünün herhangi bir kronik hastalığı olmadığı belirlenmiştir. Ölçek puan ortalamaları; sağlığı geliştirme; 142,60±21,67 kendini gerçekleştirme; 37,67±6,51 sağlık sorumluluğu; 57,48±8,81 egzersiz; 12,27±3,81 sosyal destek 13,85±3,47 stres yönetimi 10,40±2,68 beslenme davranışı; 10,90±2,47 ve adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı 29,98 olarak bulunmuştur. Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ile sınıf, baba öğrenim düzeyi, gelir durumu, internetin en çok hangi amaçla kullanıldığı, cinsiyet, kronik hastalık varlığı ve sağlıkla ilgili bir sorunda ilk yapılanlar arasında anlamlı bir farkın olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ile anne öğrenim düzeyi ve internet kullanım süresi arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur (p<0,05). Cinsiyet ile adölesan sağlığını geliştirme ölçeği egzersiz alt boyutu arasında; öğrencilerin öğrenim gördükleri sınıflar ile sağlık sorumluluğu, egzersiz ve adölesan sağlığını geliştirme ölçeği toplam puanları arasında; baba eğitim düzeyi ile kendini gerçekleştirme, sağlık sorumluluğu, beslenme davranışı ve adölesan sağlığını geliştirme ölçeği toplam puanları arasında anlamlı düzeyde bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kronik hastalık varlığı, maddi gelir, anne öğrenim durumu ile adölesan sağlığını geliştirme ölçeği alt boyut ve toplam puanı arasında anlamlı bir farkın olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ölçeği ile adölesan sağlığı geliştirme ölçeği alt boyutları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Üniversite Öğrencilerinin Covid-19’a Yakalanma Riski ve Pandeminin Öğrenciler Üzerindeki Etkisinin Makine Öğrenmesi Yöntemleriyle Tahmin Edilmesi

    Aslay, Fulya; Önder, Şeyma; Demir, Fatma

    Bu çalışmada Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi öğrencileri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak öğrencilerin Covid-19’a yakalanma risklerini tahmin eden bir model geliştirilmiştir ayrıca Covid-19’un öğrenciler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 2022 yılı Mart ayında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi öğrencilerine bir dijital anket uygulanmıştır. Anket verilerine göre öğrencilerin makine öğrenmesi yöntemlerinden Karar Ağaçları, K-En Yakın Komşu, Destek Vektör Makineleri ve Naive Bayes ile Covid-19’a yakalanma riskleri tahmin edilmiştir ve pandeminin öğrenciler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Tüm tahmin modelleri analizleri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Çalışmada oluşturulan tahmin modellerinin başarısını ölçmek için ise R2, RMSE ve MAE metrikleri kullanılarak modellerin belirlilik katsayısı ve hata değerleri sunulmuştur. Buna göre destek vektör makineleri ile yapılan tahmin sonucunda R2 değeri 0,9323 ile öğrencilerin Covid-19’a yakalanma riskleri en başarılı şekilde tahmin edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Evaluation of Individuals' Perception of Disaster Risk in Terms of Various Variables

    Tercan, Bahadır

    The aim of this study is to determine the disaster risk perceptions of individuals and to evaluate them in terms of various variables affecting this situation. The study was conducted between February 2022 and March 2022 on 416 individuals aged 18-65 living in Erzincan province. Data were collected electronically using the 'Disaster Risk Perception' scale. Data were evaluated using Mann Whitney U and Kruskal-Wallis H tests. 63.5% of the individuals were female and 47.6% were between the ages of 18 and 24. 52.4% of the participants were single and the percentage of university graduates was higher (30.5%). The economic level of the participants was medium (81.0%). When the characteristics related to disasters were analyzed, 37% had never experienced a disaster before, while 52.2% had not received any training on disasters before. The mean disaster risk perception score of the individuals was 82.85±10.32, which is almost at a high level. In addition, while age, gender, marital status, educational status and disaster experience factors affect disaster risk perception, economic status and receiving training on disasters were found to have no effect on disaster risk perception. Studies conducted to determine disaster risk perception are very important within the scope of disaster management. Because these studies reveal individuals' ideas about disasters and their approaches to disasters. For this reason, it is recommended to conduct studies on individuals to determine their risk perceptions especially for each type of disaster.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2146-9954
dc.date.accessioned2026-10-20T15:44:16.332439179Z
dc.date.available2026-10-20T15:44:16.332439179Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25227
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleGümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi
dspace.entity.typeJournal