Bu dergideki yayınlar

3 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2026
    Sınıf Öğretmeni Adaylarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik İnançları

    Yilmaz, Nusrettin

    Bu çalışma, sınıf öğretmeni adaylarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretimine ilişkin öz yeterlik inançlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bandura'nın (1997) Sosyal Bilişsel Kuramı çerçevesinde yürütülen bu nitel araştırmada, görüngübilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu, bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Programı dördüncü sınıfında öğrenim gören 24’ü kadın ve 8’i erkek olmak üzere toplam 32 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler, alanyazın incelemesi ve uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda bulgular; olumlu öz yeterlik inancı, olumsuz öz yeterlik inancı, bu inançların nedenleri ve geliştirme önerileri temaları altında kategorize edilmiştir. Araştırma bulguları, adayların öz yeterlik inançlarının karmaşık ve ikili bir yapı sergilediğini ortaya koymuştur. Katılımcıların büyük bir bölümü (n=21) kendilerini genel olarak yeterli hissettiklerini belirtmiş, fakültede aldıkları eğitimin olumlu katkısını vurgulamış (n=24) ve özellikle somut konuları (örneğin, Hz. Muhammed'in hayatı; n=26) öğretme, bilgi aktarımı (n=26) ve davranış geliştirici etkinlikler hazırlama (n=23) konularında yüksek öz yeterlik algısına sahip olduklarını ifade etmiştir. Bununla birlikte aynı konunun tarihsel bağlamını açıklama, öğrencilerin seviyesine uygun şekilde anlamlandırma ve derin ahlaki mesajları kavratma boyutlarında sınırlı düzeyde yetersizlik kaygılarının da dile getirildiği görülmüştür. Buna karşılık, soyut dini kavramları somutlaştırma (n=28), Arapça sure ve duaları öğretme (n=11), kalıcı davranış değişikliği oluşturma (n=11) ve öğrenci çeşitliliğinden kaynaklanan pedagojik durumları yönetme gibi alanlarda ise ciddi derecede yetersizlik hissi ve kaygı taşıdıkları tespit edilmiştir. Bu olumsuz inançların temelinde; konuların soyut doğası, yeterli pratik deneyim eksikliği, öğrenci çeşitliliği, dini hassasiyetler ve veli etkisi gibi faktörler öne çıkmaktadır. Ayrıca adayların farklı inanç, kültür ve aile yapılarından gelen öğrencilerle karşılaşma olasılığına ilişkin kaygılarının da öz yeterlik algısını etkilediği belirlenmiştir. Çalışmanın dikkat çekici bir diğer bulgusu, öz yeterlik inancı yüksek olan adayların önemli bir kısmının (n=23), DKAB dersinin taşıdığı sosyo-politik hassasiyetler nedeniyle, bu dersi vermek yerine Beden Eğitimi veya İngilizce gibi dersleri tercih etme eğiliminde olmasıdır. Bu durum, öz yeterlik oluşumunda pedagojik hazırbulunuşluğun yanı sıra, bağlamsal ve bireysel psikolojik faktörlerin de kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Araştırma, mevcut öğretmen eğitimi programlarının adaylara teorik bir altyapı kazandırmakla birlikte, onları DKAB öğretiminin gerçek sınıf ortamındaki karmaşık dinamiklerine hazırlamakta yetersiz kaldığını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda öğretmen yetiştirme sürecinde uygulama ağırlıklı derslerin artırılması, çok kültürlü pedagojik yaklaşımlara yer verilmesi, erken staj deneyimi sağlanması ve teori ile pratiği bütünleştiren bir öğretmen eğitimi modelinin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Kozmolojik ve Teleolojik Delillerin Sınırları ve İlahi Sıfatlar: Eş‘arîlik ve Fahreddîn er-Râzî

    Erkmen, Recep

    Eş‘arîler, kozmolojik ve teleolojik argümanların ilâhî sıfatlar hakkında katî bilgi verdiği düşüncesine karşı ihtiyatlı bir tutum sergilemiş ve akıl temelli teolojik açıklamaların içerdiği sorunları ele almışlardır. Bu bağlamda, Eş‘arîlik, ilâhî sıfatların mutlaklığını (mükemmelliğine) pozitif (ya da doğal) bir teoloji üzerinden izah etme girişiminde insan aklının karşılaşabileceği epistemik zorlukları vurgulamış ve vahyin zorunluluğunu, mevcut akılcı teolojik yaklaşımlar üzerinden tartışarak temellendirmeyi tercih etmiştir. Bununla birlikte aklı bütünüyle reddetmek yerine onu belirli sınırlar içerisinde bir bilgi kaynağı olarak temel almış ve kendi kelâmî çerçevesini oluşturmuştur. Bu kapsamda, (mutlak) ilâhî sıfatlar meselesini ele alan makale, kozmolojik ve teleolojik argümanların aklî sınırlarını, Eş‘arîliğin tesis ettiği prensipler çerçevesinde ve Fahreddîn er-Râzî’nin bakış açısıyla değerlendirmektedir. Duyuların verilerini bir bilgi kaynağı olarak temel alan kelâm, duyulara konu olan âlemden yola çıkarak akılla metafizik âlem hakkında bilgi üretebilmektedir. Aklin kullanımına bağlı olarak şekillenen kelam ekolleri içerisinde, mahza akılcı (rasyonalist) teolojiye temkinli yaklaşmayı tercih eden Eş‘arî kelâmcıları ve özellikle Fahreddîn er-Râzî, aklın sınırlarını yalnızca metafizik bağlamda değil, duyular âlemi çerçevesinde de eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutmuştur. Bu bağlamda, Eş‘arîlik açısından aklî bilginin sınırlarını ve imkânlarını üç temel soru çerçevesinde ele almak mümkündür: i) İnsan, aklî ve entelektüel kapasitesi doğrultusunda bir varlığın mevcudiyetini kesin bilgi (katiyyet) seviyesinde bilebilir mi? ii) Eğer bir varlığın mevcudiyeti kesin olarak bilinebiliyorsa, bu varlığın özellikleri veya sıfatları hakkındaki bilginin kesinlik (katiyyet) sınırları nelerdir? iii) Fizikî âlemden hareketle ve vahiyden bağımsız olarak, ilâhî sıfatlar hakkında kapsamlı ve kesin bir teoloji oluşturmak mümkün müdür? Eş‘arîlik, nazar ve istidlâl yöntemleri aracılığıyla Allah’ın varlığının ispat edilebileceğini savunarak birinci soruya olumlu bir yanıt vermektedir. Makale, Eş‘arîlerin bu tutumunu derinlemesine incelemese de bu konuya kısmen temas etmektedir. Ancak ikinci soru bağlamında, Eş‘arî kelâm düşüncesi ve özellikle Fahreddîn er-Râzî’nin yaklaşımı, katiyyât-zanniyyât ayrımı çerçevesinde kritik bir farklılaşma göstermektedir. Râzî, negatif teoloji (tenzîhî/selbî yaklaşım) ekseninde şekillenen kelâm anlayışında, ilâhî sıfatlar hakkında elde edilen bilgilerin katiyyât-zanniyyât bağlamında statüsünü problematize etmiş ve mutlak kesinlik taşıdığı varsayılan bazı açıklamaların aslında zannî bilgi kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Makalenin üzerinde yoğunlaştığı temel mesele ise üçüncü soruya verilen yanıtlardır. Râzî’nin analizleri, özellikle fiziksel âlemden hareketle Tanrı’nın sıfatlarına dair kesin sonuçlara ulaşılabilme ihtimalini sorgulamaktadır. Ona göre gözlemlenebilir dünyaya dair insan bilgisinin büyük ölçüde varsayımsal kabuller üzerine inşa edilmesi, Tanrı hakkında bu yolla ulaşılan sonuçların da katiyyetten yoksun olmasına yol açmaktadır. Bu doğrultuda, eserden müessire doğru geliştirilen argümanların Tanrı’nın zâtı ve sıfatları hakkında tam anlamıyla kesin bilgi sağlayamayacağı fikri, dolayısıyla vahiyden bağımsız olarak, kozmolojik ve teleolojik argümanlarla özellikle mutlak ilâhî sıfatlar meselesini açıklamanın imkânını bir soruna dönüştürmektedir. Bu makale, metin analizi yolu ve diyalektik yöntem ile Fahreddîn er-Râzî’nin Eş‘arî kelâmının anlaşılmasına yaptığı katkıları ele alarak, akıl temelli bir teolojinin sınırlarını yeniden gözden geçirmeyi amaçlamaktadır. Râzî’nin eleştirel tahlilleri, klasik yaklaşımların bilgi değerini sorgulamakta ve Eş‘arîliğin iç dinamikleri çerçevesinde fizik âlem üzerinden çıkış yapan argümanların kesinliğini tartışmaya açmaktadır. Bu bağlamda, Râzî’nin analizleri hem klasik İslam düşüncesindeki iç tartışmalara ışık tutmakta hem de akıllı tasarım veya ince ayar argümanı gibi modern felsefî ve teolojik bağlamlarda sürdürülen tartışmalara Eş‘arî bir perspektif sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ReviewYayıncıda açık erişim2025
    Usûl-i Fıkhın Dayandığı İlimler

    Turan, Muhammed Fatih

    Her ilmi disiplin gibi usûl-i fıkhın da dayandığı, beslendiği ve istifade ettiği bazı ilimler vardır. Klasik dönem fakihlerinden bazıları, usûl-i fıkhın dayandığı ilimlere kısaca temas etmiş olmakla birlikte, bu konu sonraki dönemlerde müstakil bir araştırma konusu olarak ele alınmamıştır. Bu mevzuda yapılmış ilk çalışma sayılabilecek Zeki Koçak’ın “Usûl-i Fıkhın Dayandığı İlimler” adlı eseri usûl-i fıkhın ilke ve kaidelerinin teşekkülünde istifade edilen ilimleri incelemektedir Eserde usûl-i fıkhın dayandığı ilimlerden asli olanlar; kelam, şerî hükümler, Arap dili ve edebiyatı ve mantık olarak zikredilmiş, ferî olanlar ise makâsıd ve örf şeklinde tespit edilmiştir. Çalışmada kelam ilminin usûl-i fıkhın en temel başvuru kaynaklarından biri olarak kabul edilmesi, ayrıca mantık ilmiyle olan ilişkisinin ortaya konulması, fıkıh usûlü araştırmaları bakımından önem arz etmektedir. Bu yönleriyle eser hem akademik camiaya hem de İslami ilimlerde metodoloji çalışmalarına ilgi duyan genel okuyucu kitlesine hitap edebilecek nitelikte olup, önemli bir kaynak özelliği taşımaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1301-966X
creativeworkseries.issn2602-2435
dc.date.accessioned2026-10-20T15:49:14.979460966Z
dc.date.available2026-10-20T15:49:14.979460966Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25929
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleDİNİ ARAŞTIRMALAR
dspace.entity.typeJournal