Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2026
    Türkiye'de Sürdürülebilir Büyüme İçin Kapsayıcı Gelir Dağılımının Önemi: Bir Zaman Serisi Analizi

    Çetinkaya, Şahin; Akkaş, Elif

    Bu çalışma, Türkiye'de gelir dağılımının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini 2005–2024 dönemi için ulusal düzeydeki zaman serisi verilerini kullanarak ekonometrik olarak incelemektedir. Gelir dağılımının (Gini katsayısı ile ölçülen) sürdürülebilir büyüme üzerindeki rolü, politika yapıcılar için kritik öneme sahiptir. Gecikmeli Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) ile yapılan uzun dönemli ekonometrik analiz, gelir adaletsizliğindeki artışın, ekonomik büyüme oranını istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Analizin zaman serisi yöntemleriyle uygulanması, makroekonomik değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli dinamiklerin incelenmesi açısından metodolojik bir avantaj sağlamaktadır. Kontrol değişkenleri olarak ele alınan yatırımların pozitif, enflasyon oranının ise negatif etkileri, teorik literatürle uyumlu şekilde fiyat istikrarının ve sermaye birikiminin önemini teyit etmektedir. Bu bulgu, gelir adaletsizliğinin beşerî sermaye yatırımlarını kısıtlayarak ve iç talebi daraltarak büyümeyi yavaşlattığı yönündeki modern teorik yaklaşımları desteklemektedir. Sonuçlar, Türkiye'nin yalnızca GSYİH artışına odaklanmak yerine, kapsayıcı ve adil gelir dağılımı politikalarını temel bir makroekonomik hedef olarak benimsemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle gelir adaletsizliğini azaltacak eğitim, sağlık ve istihdam odaklı makroekonomik reformlar önerilmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2026
    Obezitenin sağlık harcamaları üzerine etkisi

    Akkaş, Elif

    Obezite, dünya genelinde ekonomiler üzerinde doğrudan sağlık harcamalarını arttıran önemli bir sorundur. Dolayısıyla, ülke ekonomileri üzerinde büyük maliyet yüküne sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde obezitenin ekonomik sonuçlarını araştırmaktır. 2003-2022 döneminde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden toplamda 161 ülke analiz edilmiştir. Analizde, Windmeijer’in dirençli standart hataları kullanılarak, Arellano ve Bond iki aşamalı genelleştirilmiş momentler tahmincisi ile tahmin yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, gelişmiş ülkeler olan yüksek gelirli ülkelerde obezite oranları arttıkça, sağlık harcamalarının arttığını göstermiştir. Gelişmekte olan tüm ülkelerden ise üst orta gelirli ülkelerde obezite oranları arttıkça, sağlık harcamalarının arttığını göstermiştir. Ancak gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan alt-orta gelirli ülkelerde obezite oranlarının sağlık harcamaları üzerinde bir etkisi bulunamamıştır. Obezitenin sağlık harcamaları dolayısıyla, ülke ekonomileri üzerindeki maliyet yükü açıkça görülmektedir. Tüm ülkelerin obezite konusuna öncelikli yer vermeleri ve önleyici politikalar geliştirmeleri önemlidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Ruhsal bozuklukların sosyoekonomik belirleyicileri üzerine uygulamalar

    Emsen, Ömer Selçuk; Akkaş, Elif

    Ruhsal bozuklukların yaygın hale gelmesi bu bozuklukların ülkelere büyük bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Genel olarak ruhsal bozuklukların genetik unsurlardan kaynaklanmasının yanı sıra bireyin bulunduğu sosyoekonomik koşulların da önemli etkisi olduğuna dair literatür yaygınlaşmaya başlamaktadır. Dolayısıyla çalışmada ruh sağlığının sosyoekonomik belirleyicilerinin kanıtlarına ve sonuçlarına odaklanılmıştır. Çalışma konuyu üç bölümde ele almaktadır. Birinci bölümde; ruh sağlığına, ruhsal bozuklukların yaygınlığına ve ülkelere ekonomik yük oluşturduğuna dair küresel kanıtlar sunulmaktadır. İkinci bölümde; ruhsal bozuklukların, sosyoekonomik faktörler ile arasında bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalardan kanıtlar sunulmaktadır. Üçüncü bölümde gerek teorik gerekse ampirik literatürden hareketle ruhsal bozukluklara etki edeceği hususunda model oluşturulması yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda uygun veri setine sahip seçilmiş 17 gelişmiş, 18 gelişmekte olan ve 16 az gelişmiş ülkeden oluşan toplam 51 ülkede, 1991–2019 dönemi için panel veri analizlerine gidilmiştir. Bu doğrultuda, kişi başı GSYİH, gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik oranı, eğitim düzeyi ve siyasal göstergelerden oluşan sosyoekonomik belirleyiciler ile ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Panel veri yaklaşımında serilerin ikinci nesil birim kök sınamaları sonucunda eş bütünleşme analizlerine gidilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular, uzun dönemde Gini katsayısı, işsizlik oranı, kişi başı gelir, eğitim endeksi ve siyasal göstergelerin ruhsal bozuklukları etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre Gini katsayısı ve işsizlik oranındaki artışlar ruhsal bozuklukları arttırırken, kişi başı gelir, eğitim ve siyasal göstergelerdeki artışlar ise ruhsal bozuklukları azaltmaktadır. Bu bağlamda sosyoekonomik belirleyicilerin, ruhsal bozukluklar üzerinde önemli bir etkisi olduğu açık bir şekilde ortaya koyulurken, dünya genelinde ülkelerin istihdamı ve dolayısıyla gelir artışlarını önceleyen, gelir dağılımında adaleti sağlayan, eğitimde nitel ve nicel boyutlarda iyileşmeler sağlayan ve siyasal açıdan daha demokratik bir yaşam sunan politikalarının ruhsal bozuklukları azaltıcı etkiler yaratacağı söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Sağlık harcamalarının finansmanın yönetimi veya sürdürülebilirliği: gelişmişlik düzeyine göre yansımaları

    Sadeghzadeh, Khatereh; Akkaş, Elif

    Sağlık harcamalarının en temel yansıması veya çıktısı ortalama yaşam beklentisinin artması ve bebek ölüm sayısının azalmasıdır. Rakamsal bazda önemli bir artış gösteren sağlık harcamalarının ortalama ömrün uzaması ile ekonomide bir yük teşkil edeceği düşünülebilir. Dolayısıyla temel hipotez, artan ömür ve buna bağlı olarak giderek artan nüfustan dolayı, sağlık harcamalarının yönetilebilir veya sürdürülebilir ölçüde karşılayıp karşılamadığıdır. Burada sağlık harcamalarına dayalı olarak beklenen çıktının oluşabilmesinin de girdiye ihtiyaç bulunduğu açıktır. Girdi olarak da sağlık sektöründe kullanılan ekipman kapsamında bunlara yapılan harcamalar kullanılabilir. Sağlık harcamalarının GSYH içerisindeki payı ile fert başına sağlık harcamaları önemli gösterge konumundadır. Ancak, her iki göstergenin de makroekonomik açıdan yönetilebilirliği veya sürdürülebilirliği önem arz etmektedir. Ekonometrik açıdan sürdürülebilirlik veya yönetilebilirlik hususu, bu iki değişkenin durağan olması ile ölçülür. Sağlık harcamaları bakımından zaman kısıtı nedeniyle (veri 2000-2019 arası dönemi kapsamakta) Dünya Bankasının gelişmişlik sınıflandırmasına bağlı olarak düşük gelirli, orta gelirli ve yüksek ülkeler ile panel oluşturulmuş ve panel birim kök sınamaları yapılmıştır. Birim kök sınamaları sonucunda ülkelerin gelir seviyesi arttıkça onun içerisinde sağlık için yapılan harcamaların durağan olduğu ve dolayısıyla sürdürülebilir nitelik taşıdığı tespit edilmiştir. Buna karşılık fert başına sağlık harcamaları değişkeninin durağanlığının zayıf olduğu belirlenmiştir. Artan ömür ve nüfusa karşılık, ekonominin mevcut durumunun buna paralel artış gösterdiği ve dolayısıyla sürdürülebilirlik sıkıntısının olmadığı söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2021
    Depresyon Tanılı Hastalarda Sosyo-Ekonomik Özellikler ile Depresyon Tedavi Süresi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Emsen, Ömer Selçuk; Akkus, Mustafa; Akkaş, Elif

    Bu çalışmanın amacı, Erzincan’daki depresyon tanılı hastalarda sosyo-ekonomik özellikler ile depresyon tedavi süresi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde depresyon tanısı konulan hastalara yüz yüze anket uygulanmıştır. Söz konusu anket çalışması 311 depresyon hastasıyla gerçekleştirilmiştir. Sıralı probit model ile analiz yapılmıştır. Anket uygulaması için Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi “İnsan Araştırmaları Etik Kurulu’ndan” 26.12.2019 tarih ve 12/18 protokol numarası ile izin alınmıştır. 3 yıldan fazla süren depresyon tedavisi gören hastalarda kadınların tedavi görme süreleri erkeklerden kısadır. Eğitim seviyesi arttıkça depresyon tedavi süresi kısalmaktadır. Aylık geliri yüksek olan hastaların düşük olan hastalara göre tedavi süreleri daha uzundur. Geniş ailelere sahip hastalarda tedavi süresi kısalmaktadır. Malvarlığı olmayan hastalarda tedavi süresi daha kısadır. 21 yıl ve daha fazla çalışan hastalarda depresyon tedavi süreleri hiç çalışmamış hastalara göre daha uzundur. Bu bulgular tedavi süresi 1yıl ve daha kısa olan sürelerde tam tersidir. Sosyoekonomik faktörler depresyon süreleri ile ilişkilidir. Ancak bu ilişki depresyon sürelerine göre farklılık gösterir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele