Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2025
    Akbelen’de Kadın Direnişi Bağlamında Ekofeminizm ve Çevresel Adalet: Eleştirel Söylem Analizi

    Garipoğlu, Funda Kemahlı; Karakoç, Duygu Yıldız

    Bu çalışma, çevresel adalet ve ekofeminizm yaklaşımlarını ekolojik sorunlara eşitlikçi bir bakış açısı sunmaları bakımından incelemekte ve bu yaklaşımların ekonomik, etnik, sınıfsal ve toplumsal cinsiyet temelli adaletsizliklere karşı sundukları çözüm önerilerini tartışmaktadır. Çalışmanın odak noktasını, Akbelen Ormanı'nda 2023 yazında yaşanan çevre mücadelesi oluşturmaktadır. Özellikle köylü kadınların doğayı koruma yönündeki direnişi, çevresel adalet ile ekofeminizmin kesiştiği önemli bir örnek olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, Teun A. Van Dijk’in Eleştirel Söylem Analizi yöntemi kullanılarak ulusal ölçekte yayın yapan gazetelerde 15 Temmuz–15 Ağustos 2023 tarihleri arasında yayımlanan haber içerikleri incelenmiştir. Söz konusu haberlerde kadınların çevreyle olan ilişkisi, hak temelli söylemler ve doğa savunusunun medya temsilleri, “kadınçevre-adalet” ekseninde makro tematik analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, hem çevresel direnişlerin toplumsal cinsiyet boyutuna hem de medya söylemlerinin bu mücadeleyi nasıl çerçevelediğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Çalışmada, basın söylemlerinin kadınların ekolojik hak arayışını gölgede bırakarak direnişi siyasal bir olguya indirgediği ve bu yaklaşımın medyanın ekofeminist mücadelede hem destekleyici hem de sınırlandırıcı bir araç olarak rol oynadığını göstermiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Yeşil Direniş: Cerattepe Mücadelesinin Yeni Toplumsal Hareketler Bağlamında İncelenmesi

    Sanli, Aysem Sezer; Karakoç, Duygu Yıldız

    Yeni toplumsal hareketler, 1970’li yıllardan itibaren sınıf temelli eski hareketlere alternatif bir paradigma olarak ortaya çıkmıştır. Bu hareketler, ağırlıklı olarak orta sınıf aktörlerin katılımıyla şekillenmiş, daha esnek örgütlenmelere ve kültürel taleplere dayalı ve yeni temalardan beslenen mücadeleleri içermektedir. Çevre sorunları, bu hareketlerin en görünür gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Cerattepe çevre direnişi, Artvin’in Cerattepe bölgesinde madencilik faaliyetlerine izin verilmesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bu faaliyetlerin yasal olarak kolaylaştırılmasından sonra örgütlenen bir dizi protesto eyleminden oluşmaktadır. Bu süreçte gerçekleştirilen direniş, özellikle 2015-2016 yılları arasında yaklaşık 250 gün süren nöbet eylemleri ile görünürlük kazanmıştır. Bu çalışma temelde, Cerattepe direnişini yeni toplumsal hareketler bağlamında ele almakta; hareketin örgütlenme biçimlerini, aktörlerini, söylem ve eylem repertuarlarını incelemektedir. Araştırmada derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, direnişin yerel aktörler tarafından nasıl anlamlandırıldığı ve çevreci hareketler literatürüne yeni toplumsal hareketler bağlamında sunduğu katkı analiz edilmektedir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Devlet ve çevresel politikalar bağlamında türkiye çevre ajansı’na yönelik eleştirilerin analizi

    Garipoğlu, Funda Kemahlı; Yazar, Ahmet; Karakoç, Duygu Yıldız

    Çevresel tahribatın ciddi boyuta ulaştığı günümüzde devletler çevre sorunlarına çözüm bulmak için neoliberal düzen ve hâkim ekonomik sistem içerisinde bir çözüm arayışına yönelmekte ve düzenleyici, katılımcı ve piyasaya dayalı araçları kullanarak bu sorunları çözmeye çalışmaktadırlar. Neoliberal düzenin getirdiği baskı devletlerin çevre sorunlarının çözümünde düzenleyici yaklaşımdan ziyade piyasaya dayalı araçları ya da örgütsel düzenlemeyi tercih etmesine neden olmaktadır. Çevre yönetiminde piyasaya dayalı araçlar sermayenin hareket alanını genişletirken, çevre yönetimi dizgesine eklenen yeni yasal örgütler de sermayeye yeni alanlar açacak biçimde yapılandırılmaktadır. Türkiye’de böyle bir tartışma, çevresel örgütlenme içerisinde yeni bir kurum olarak beliren Türkiye Çevre Ajansı bağlamında yapılabilir. Ajansın kuruluşu, niteliği, yapısı, görevleri gibi birçok konu sermaye, çevre ve devlet ilişkisi içerisinde tartışılmakta, özellikle muhalefet partileri bu bağlam içerisinde Ajansa yönelik ciddi eleştiriler getirmektedir. Çalışma bu ilişkiler kapsamında politik söylem analizini kullanarak muhalefet partilerinin Türkiye Çevre Ajansı ile ilgili görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Aynılar Aynı Yerde: Ekolojik Krize Karşı Yeşil Büyüme ve Küçülme Önerilerine Emek Penceresinden Eleştirel Bakış

    Yazar, Ahmet; Karakoç, Duygu Yıldız

    Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM), yeşil dönüşümü ve yeşil büyümeyi önceliklendiren bir yaklaşım olarak öne çıkmıştır, ancak büyümeye karşı çıkan görüşlerin eleştiri hedefi haline gelmiştir. Diğer taraftan, Mutabakat, sosyal adalet ve emek odaklı taleplerin göz ardı edildiği eleştirilerini de beraberinde getirmiştir. Benzer şekilde, Yeşil Yeni Düzen (YYD), dezavantajlı toplum kesimleri üzerinden sosyal görünümü öne çıkarıyor gibi görünse de devlet destekli büyümenin yeni teknoloji odaklı biçimini teşvik ettiği tartışılmaktadır. Bu temel varsayımlar doğrultusunda, bu çalışmanın amacı, YYD ve yeşil mutabakata dayalı ekonomik yaklaşımın aslında ekosistem ve toplumsal öncelikleri ihmal ettiğini ve büyüme ile küçülme arasında gidip gelen bir ekolojik kılıflı büyüme anlayışı içerdiğini eleştirel bir bakış açısıyla tartışmaktır. Mutabakatın öne sürdüğü emeğe yönelik bakış açısı, sosyal adaletle bağlantısının yetersiz bir şekilde kurulduğu inancı doğrultusunda tartışılırken, çözümün esas olarak toplumsal temelli taleplere odaklanması gerektiği noktası üzerinde durulmuştur. Toplumsal dönüşümün, kaynak verimliliği ve rekabetle her zaman uyumlu olmayabileceği akılda tutularak, sorunlar ekonomik temellerde kök salsa da çözümlerin toplumsal düzeyde aranması gerekliliği vurgulanmıştır. Yeşil ekonomi ile ilgili yapılan tartışmaların ekonomik ve teknolojik yönü sınırlandırılarak politik bir zemine taşınması oldukça önemlidir. Bu bağlamda, meta üretimi yerine toplum tarafından demokratik şekilde belirlenmiş gerçek insan ihtiyaçlarını saptamaya ve karşılamaya yönelik kolektif eylemin gerekliliği yönündeki önerileri vurgulamak kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca, çevreci aktivist hareketlere atfedilen birçok ekolojik sorunun aslında toplumsal ve politik temellere dayandığını, günlük yaşamın içinde bir emek meselesi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten gözlemler bu çalışma çerçevesinde sunulmaya çalışılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Küresel Gıda Güvenliği Endeksi Kapsamında COVID-19 Pandemisinin Türkiye’nin Gıda Güvenliğine Yönelik Etkisi

    Manga, Muge; Karakoç, Duygu Yıldız

    Herkesin yeterli ve sağlıklı gıdaya kesintisiz biçimde fiziksel ve ekonomik erişimi olarak tanımlanan gıda güvenliği, Covid-19 pandemisiyle birlikte endişe verici hale gelmiştir. Enflasyon, işsizlik, gelir, uluslararası ticaret, tarımsal politikalar, kentleşme gibi birçok makroekonomik değişken ya da kuraklık ve aşırı hava olayları gibi iklim faktörleri gıda güvenliğine yönelik tehditler oluştururken Covid-19 pandemisinin gıdanın üretimi, dağıtımı ve tüketimi gibi aşamalarına verdiği zarar bu tehditleri belirginleştirmektedir. Bu doğrultuda mevcut çalışmada Covid-19 pandemi sürecinin Türkiye’deki gıda güvenliğine yönelik ortaya çıkardığı etkilerin saptanması hedeflenmektedir. Bu amaç kapsamında “Küresel Gıda Güvenliği Endeksi” temel alınarak Türkiye’deki parametreler üzerinden Covid-19 pandemisinin gıda güvenliğine yönelik etkisi analiz edilmiştir. Covid-19 Pandemi sürecinin etkisinin daha açık bir biçimde ortaya konulması amacıyla araştırılması planlanan dönem Covid-19 pandemi öncesi (2018-2019 yılları arası) ve pandemi süreci (2020-2021 yılları arası) dönem olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Covid-19 pandemisinin Türkiye’de gıda güvenliğine yönelik verdiği olumsuz etkiler saptanmış aynı zamanda Türkiye’nin gıda güvenliği alanında güçlü ve zayıf olduğu yönler ortaya konmuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Sosyal medya kullanımının üniversite öğrencilerinin çevresel farkındalık kazanımı üzerindeki etkisi

    Karakoç, Duygu Yıldız; Kovancı, Ezgi

    Küreselleşmenin hızlanmasıyla birlikte bilgiye erişim artmış ve bilgiye ulaşılabilirlik çok daha kolay hale gelmiştir. Bu süreçte sosyal etkileşimler ve sosyal medya kullanımı dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de oldukça yaygınlaşmıştır. Z kuşağı olarak tanımlanan nesil sosyal medya kullanımına büyük ilgi göstermekte, buradaki hareketlilik ve bilgi akışı onların bireysel tercihleri, kültürel normları, sosyal gelişimleri gibi konularda yöneltici olmaktadır. Bir yandan sosyo-kültürel küreselleşmeyi yoğun biçimde yaşayan Z kuşağı, aynı zamanda küresel ve yerel-bölgesel çevre sorunları ve bu sorunların sonuçlarıyla karşılaşmaktadır. Çevre sorunlarıyla karşılaşan bireylerin çevresel farkındalıkları cinsiyet, yaş, yaşanılan yerin ölçeği, gelir düzeyi, meslek gibi çeşitli parametrelere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bununla birlikte şimdiki genç kuşağın bu sorunların farkında olması ve sorunların çözümüne yönelik tedbirler alması, bilinçlenme konusunda öncül role bürünmeleri, kolektif eyleme geçebilme iradesini ortaya koymaları çevre sorunlarının çözümünde oldukça önemlidir. Gençlerin bunu sağlayabilecekleri mecralardan birisi aktif olarak kullandıkları sosyal medyadır. Sosyal medya uygulamalarında çevresel sürdürülebilirlikle ilgili fotoğraf, video ya da metin gibi bilgilere ve çevresel bilinç kazanmaya yönelik eğitimlere ve etkinliklere kolaylıkla ulaşabilen gençlerin çevresel farkındalıklarının artması beklenmektedir. Bu bağlamda Z kuşağı olarak adlandırılan ve şimdiki üniversite öğrencilerini oluşturan kesimin çevre bilincinin oluşturulması ve çevresel farkındalık kazanmasında ve/veya artırılmasında sosyal medya etkisinin araştırılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Reflections of Local Environmental Board Decisions on Air Pollution: The Need for Advocacy Against Non- Decision-Making

    Yazar, Ahmet; Karakoç, Duygu Yıldız

    Air pollution occurs due to many reasons such as the rapid and irregular development of urbanization, the increase in the number of motor vehicles, the selection of unsuitable places for industrialization and the lack of adequate measures for waste gases, topographic and meteorological conditions. Air pollution directly threatens human health and can cause global problems such as climate change, depletion of the ozone layer, and acid rain. In order to prevent these, threshold values of air pollutants are determined in the international arena, and measures should be taken where the thresholds are exceeded. However, despite the international and national regulations, there is no success in preventing air pollution. In Turkey, air pollution is constantly on the agenda with the decisions of the Local Environment Board on an urban scale, but no solution can be found for this problem for many years. The issue is discussed in the axis of air pollution through non-decision-making and inaction. In order to overcome this lack of policy, the study aims to raise advocacy proposals for the reduction of air pollution in the context of the right to environment and the right to clean air in relation to the right to health. The research is cross- sectional and pollution data has been revealed as of 2010, and the decisions of the Local Environmental Board have been evaluated as of 2014. The current situation of local civil society was evaluated. In the light of the data provided by all these indicators, it has been concluded that the air pollution problem in Erzincan is related to the production of indecision, and that advocacy activities are necessary in Erzincan over the concept of the right to clean air in order to overcome this and solve the problem.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele