Bu dergideki yayınlar

16 →
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Aile İçi Şiddet Farkındalığı ve Kırmızı Oda Dizisi ile İlgili Görüşlerin Değerlendirilmesi

    Firat, Meryem; Ozturk, Senay; Gökmen, Burcu Demir

    Amaç: Araştırma, yetişkin bireylerde aile içi şiddet farkındalığını, ‘Kırmızı Oda’ dizisi hakkındaki görüşleri belirleyebilmek için yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, ülkemizde pandemi döneminde en çok izlenen dizilerden biri olan ‘Kırmızı Oda’ dizisinin gösterimde olduğu Şubat-Mart 2021 tarihleri arasında tanımlayıcı ve kesitsel türde tasarlanarak yapılmıştır. Araştırma 18-65 yaş arası, Android telefonu bulunan, iletişim engeli olmayan çevrim içi ortamda ulaşılabilen 990 kişiyle yürütülmüştür. Veriler, ‘Bilgi Formu’ ve ‘Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği’ kullanılarak çevrim içi ortamda toplanmış ve SPSS programında değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %87,5’inin 18-33 yaş aralığında, %74,2’sinin kadın ve %68’inin eğitim seviyesinin üniversite ve üzeri olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların aile şiddet farkındalık ölçeği puan ortalamalarının (36,14±3,88) orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Diziyi izleyenler ve izlemeyenler arasında aile içi şiddet farkındalık ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Katılımcıların %47,2’sinin diziyi eğitici, bilgilendirici ve öğretici özellikte ifade ettiği belirlenmiştir. Sonuç: Katılımcıların aile içi şiddet farkındalığı orta düzeydedir. Diziyi izleyenler ile izlemeyenler arasında aile içi şiddet farkındalığı karşılaştırıldığında önemli bir farklılık yoktur. Diziyi izleyenlerin dizi hakkındaki genel görüşü, eğitici ve öğretici olduğu şeklindedir. Ekranların şiddet algısı üzerindeki etkisini azaltmak için, senaristlerin, uzmanların, ebeveynlerin ve diğer paydaşların da dahil olduğu çoklu bir yaklaşımla çalışılması gerekmektedir. Bu yaklaşım, şiddet içeren içeriklerin sınırlanması ve aile içi iletişimi güçlendirecek stratejileri içerebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Determination of Herbal Complementary Health Approach Uses in Type 2 Diabetes Mellitus Patients: A Cross-sectional Study

    Ar, Arzu Yıldırım; Şahin, Hilal; Aşılar, Rabia Hacıhasanoğlu; Hacıhasanoğlu, Sibel Arıkan

    Introduction: This study was conducted to determine the herbal complementary health approach (CHA) use of Type 2 Diabetes Mellitus (T2DM) patients. Methods: This cross-sectional study was conducted in a Family Health Center (FHC) located in the central district of Bursa and in the city center of Erzincan. A total of 607 patients who applied to the specified centers between February and May 2019 for any reason and were diagnosed with T2DM for at least one year were included in the study. The data were collected in the centers related to the face-to-face interview method using a questionnaire containing socio-demographic and disease characteristics. Height and weight measurements of the patients were made. Results: It was determined that a total of 23.4% (n=142/ Bursa 25.1%, n=76; Erzincan 21.5%, n=66) of the patients used herbal CHA such as cinnamon, lemon, pine tree/kindling water and parsley in addition to the treatment. In addition, it was found that 10% received the recommendation for herbal product use from their physician, 82.4% received information from their family and friends, obtained information via the Internet, and 58.5% did not inform their physicians about the use of herbal products. As a result of the logistic regression analysis, the use of herbal products was high in patients who were high school/university graduates and had a disease duration of 1-5 years (p<0.05). Conclusion: Approximately one-fourth of the patients use herbal CHA in addition to the treatment, the vast majority of them get advice from family and friends, get information from the internet, and more than half do not share the use of herbal products with their physicians. Educational status and duration of illness are strong predictors of herbal product use. It is important that health professionals working in primary health care centers frequently question and coordinate their use of CHA, especially herbal products, in order to ensure effective and safe use of CHA by patients.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Aralıklı Orucun Obezite Tedavisindeki Yeri

    Yeşil, Esen; Karahan, Fadime Figen

    Obezite; yaşam kalitesini düşüren ve uzun süreli tıbbi müdahale gerektiren yüksek morbidite ve mortalite riskleriyle ilişkili, 21. yüzyılın en önemli toplumsal salgını olup, sıklığı yıldan yıla artan kronik bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünya çapında obezite prevalansı 1975-2016 arasında yaklaşık üç katına çıkmıştır. Obezitenin tıbbi beslenme tedavisinin amacı, kişiye özgü enerji kısıtlaması içeren uygun beslenme programları oluşturmaktır. Ancak günlük kalori kısıtlama diyetlerinde enerji gereksinimi her gün kısıtlandığı için diyete bağlılık düşüktür. Geleneksel günlük enerji kısıtlama modeline bir alternatif olarak aralıklı oruç, insanlar tarafından büyük ilgi görmüştür. Aralıklı oruç; yemek yeme dönemleriyle birlikte dönüşümlü olarak yemek yememe (oruç) dönemlerini de kapsayan benzersiz bir diyet stratejisini oluşturmaktadır. Aralıklı oruç modelleri; alternatif gün orucu, düzenlenmiş aralıklı oruç (5:2 yöntemi) ve zaman kısıtlı aralıklı oruç yöntemi olmak üzere 3 ana başlıkta sınıflanmaktadır. Yapılan birçok çalışmada, aralıklı orucun klasik kalori kısıtlama diyetleriyle benzer oranda ağırlık kaybı sağladığı bulunmuştur. Bu derlemede aralıklı orucun obezitenin tıbbi beslenme tedavisinde etkin olup olmadığını tartışmak amaçlanmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Evaluation of Quality of Paper Reporting Online and Face-to-Face Family Medicine Congresses: A Cross-Sectional Study

    Gürsoy, Ersan; Yağız, Mercan

    Objective: Our study aimed to evaluate the paper reporting quality of the 18th National Family Medicine Congress, which was held face-to-face before the COVID-19 pandemic, and the 19th National Family Medicine Congress, which was the first online congress during the pandemic, according to the STROBE criteria. Methods: Our study is cross-sectional analytical. Oral and poster abstracts accepted and included in the congress abstract book were included in the study. A total of 266 abstracts were reviewed. STROBE score was created out of 11 points in total by giving a "1" point if the abstract included the feature in each item and a "0" if it did not. The STROBE scores were compared by evaluating the abstracts separately by two different reviewers. Descriptive statistics, Chi-square test, Student's t-test, Pearson correlation, and Mann-Whitney U test were used. The statistical significance level was taken as p<0.05. Results: Although the rate of verbal presentations was higher in the online congress, there was no significant difference between the congresses regarding the types of papers. In 93.2% of the papers, sampling was not done, or it was not stated that it was done. All of the 18 papers stated to be sample calculations were verbal. When all papers were included, the mean STROBE scores of verbal papers were statistically significantly higher than the scores of poster papers in both reviewers. When the presentation scores according to the congresses were examined, no significant difference was found between the 18th and 19th National Family Medicine Congresses in the same groups. Conclusion: The online congress format did not affect the reporting quality of the papers. Both congresses have good reporting quality but have the potential for improvement.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    COVID-19 Karantina Sürecinde Ebeveyn-Çocuk İletişiminin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi: Türkiye Örneği

    Doğan, Şenay Aras; Kasımoğlu, Necla

    Amaç: Bu araştırma COVID-19 karantina sürecindeki ebeveyn-çocuk iletişiminin çeşitli değişkenler açısından incelemesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma 1 Mayıs- 1 Haziran 2020 tarihleri arasında Türkiye'de COVID 19 aşılama programından önce tanımlayıcı, kesitsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 0-18 yaş arası çocuğu olan 1151 ebeveyn oluşturmuştur. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Ebeveyn-Çocuk İletişim Ölçeği (PCCS)" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: COVID-19 karantina sürecinde her gün dışarı çıkan ebeveynlerin (109,68 ± 10,32) PCCS puan ortalaması, hiç (113,27 ± 8,35) ve çok nadir (113,44 ± 8,80) dışarı çıkmayan ebeveynlerin puan ortalamasından anlamlı derecede düşük olduğu belirlenmiştir. Çocuklarıyla 3 saatten fazla zaman geçiren ebeveynlerin iletişim düzeyinin daha iyi olduğu ve ebeveynlerin yarısından fazlasının çocuklarıyla 3 saatten fazla zaman geçirdikleri saptanmıştır (p <.05). Sonuç: COVID-19 karantina sürecinde ebeveynlerin çocuklarıyla beraber geçirdiği zamanda bir artış olduğu tespit edildi.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Nomofobi ile Fiziksel Sağlık Sorunları arasında Bir İlişki var mıdır?

    Firat, Meryem; Kanbay, Yalçın; Gökmen, Burcu Demir; Cengiz, Mine

    Amaç: Araştırma toplumda akıllı telefon kullanan bireylerde nomofobi ile fiziksel sağlık sorunları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte tasarlanan araştırma Kasım- Aralık 2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ağrı il merkezinde yaşayan bireyler, örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 746 kişi oluşturmuştur. Veriler “Kişisel Bilgi Formu” ve “Nomofobi Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS-25 paket programında yapılmış olup, önemlilik düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalamasının 32,63±11,31 olduğu, %63,0’ünün kadınlardan oluştuğu ve %31,5’inin günlük olarak 5 saatten fazla telefon kullandığı bulunmuştur. Katılımcıların orta düzeyde nomofobik olduğu bulunmuştur. Yaşın, günlük telefon kullanım süresinin ve çeşitli fiziksel sorunlar (Baş ağrısı, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk, bel boyun sırt ağrısı ve göz ağrısı) yaşamanın nomofobi üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Toplumda nomofobi önemli bir sorundur. Katılımcıların akıllı telefon kullanımına bağlı olarak yaşadıkları nomofobi düzeyi fiziksel sağlık sorunlarını etkileyebilmektedir. Nomofobi ile başa çıkmak için akıllı telefonla geçirilen süre kısaltılmalı ve bilinçli telefon kullanımını artıran girişimler yapılmalıdır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Emzirme Sürecindeki Annelerin Beden İmajı ve Algılanan Stres Düzeylerinin Belirlenmesi

    Ayran, Gülsün; Karahan, Sevil

    Giriş: Bu araştırma 0-6 aylık bebeği olan emzirme sürecindeki annelerin beden imajı ve algılanan stres düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ilişki arayıcı nitelikte olan bu çalışma, çocuk polikliniğine muayene için gelen 0-6 aylık bebeği olan 406 anne ile yapılmıştır. Veriler soru formu, Algılanan Stres Ölçeği ve Beden Algısı Ölçeğinden oluşan anket formu ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik, ortalamalar, Independent Samples T-test, One-way ANOVA testi ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin yaş grupları, eğitim durumu, iş durumu, gelir durumu, çocuk sayısı, aile tipi ve Beden Kütle İndeksi sınıflandırması ile Algılanan Stres Ölçeği puanlarının ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Yaş grupları, eğitim durumu, iş durumu, gelir durumu, çocuk sayısı, aile tipi, Beden Kitle İndeksi sınıflandırması ve herhangi bir diyet uygulama durumu ile Beden Algısı Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sadece anne sütü ile besleme süresinin beden algısı (r=0.26) ile pozitif yönde zayıf düzeyde ve algılanan stres ile (r=0.27) negatif yönde zayıf düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Annelerin algıladıkları stres düzeyi arttıkça beden algısı ve bebeklerini sadece anne sütü ile besleme süresinin azaldığı saptanmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2020
    Üniversite Öğrencilerinde Yeme Tutumu ile Uyku Kalitesi Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

    Aşılar, Rabia H.; Yildirim, Arzu; Şahin, Hilal; Cebi, Kadir

    Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde yeme tutumu ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı özellikte olan araştırma, Erzincan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi hemşirelik ve beslenme ve diyetetik bölümünde okuyan öğrencilerle (s=465) Nisan 2017 tarihinde yapılmıştır. Veriler, tanımlayıcı soru formu, Yeme Tutumu Testi-40 ve Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi ile toplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin, boy ve kilo ölçümleri yapılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin, % 5,6’sının olası yeme bozukluğu, %60,4’ünün uyku kalitelerinin kötü olduğu saptanmıştır. Yeme Tutumu Testi-40 puan ortalaması ile Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi uyku bozukluğu alt boyutu puan ortalaması arasında, pozitif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Bu araştırmada, öğrencilerin %5,6’sının olası yeme bozukluğu gösterdiği ve yarıdan fazlasının uyku kalitelerinin kötü olduğu saptanmıştır. Bu nedenle öğrencilerde kötü uyku ve olası yeme bozukluğu gibi sorunların önlenmesi ve başa çıkılmasına yönelik sağlık profesyonelleri tarafından eğitim programları düzenlenmesi önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2020
    Healthy Lifestyle Behaviors and Affecting Factors in University Staff

    Hacıhasanoğlu Aşılar, Rabia; Karakurt, Papatya; Yildirim, Arzu; Çelebi, Fehmi

    Objective: This study was conducted to determine healthy lifestyle behaviors and factors affecting university employees.Method: This descriptive and cross-sectional study was carried out with 330 academic and administrative staff working inErzincan University between 01-29.04.2011. The data of the study was collected using a questionnaire containing thedescriptive characteristics of the individuals and the Healthy Lifestyle Behaviors Scale. Percentage distributions, meanvalues, one way variance analysis, t test in independent groups, Mann Whitney-U test, Kruskal Walllis Analysis of Varianceand Spearman and Pearson correlation analysis were used in the analysis of the data. Results: Healthy Lifestyle BehaviorsScale of the academic and administrative staff was 126.07 ± 19.16; 118.78 ± 19.11. the highest mean score was obtainedfrom nutrition and interpersonal support, and the lowest mean was obtained from exercise sub-dimensions. In addition, it wasfound that gender, age and working time, education level, marital status, perception of institution success, smoking andsatisfaction with working life affected healthy lifestyle behaviors. Conclusion: The health behaviors of academic staff relatedto health promotion are higher than administrative staff. The level of healthy lifestyle behaviors of all employees is generallymedium and above average. In line with these results, it is recommended that training programs should be established andimplemented in areas where academic staff and administrative staff are inadequate in terms of health behavior.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2020
    The Effect of Nurses’ Profession Commitment Situation to Tendency of Making Medical Error

    Demirci Karakurt, Papatya; Uysal, Aysun

    Background: Commitment to the profession is a factor that affect the individual's ability to work more attentively and selflessly and to reduce the tendency to make errors while performing his duties. This study was done within tend to determine the relationship between of nurses’ profession commitment situation to tendency to make medical error. Method:There search that a kind of descriptive searcher was formed by nurses who work in the internal, surgical and intensive care units in statehospitals in thecenteranddistricts of a province. In the study, sample selection was not made and the study was completed with 144 nurses who work in these units, who participated in the study voluntarily and could be reached. The data of the study was collected between October 2017 and January 2018 by using the Descriptive Questionnaire, the Commitment to Profession in Nursing Scale and the Tendency Scale for Medical Failure in Nursing. In the analysis of the data, number, percentage, mean, t test, Mann Whitney-U test, One-way Analysis of Variance (ANOVA), Kruskall Wallis Analysis and Correlation Analysis were used. Results:The mean age of the nurses who participated in the study was 27.31±5.36, 92.4% of them were women, 59.7% of them have bachelor's degree and 59.7% of them were working between 0-5 years. It was determined that the nurses' commitment to the profession was above the intermediate level (76.23 ±11) and the tendency to make medical error was low. It has been found that the educational and marital status the relationship between commitment to profession, the medical errors which made in past the relationship between the tendency to make medical error. There was a positive correlation between the total score of the Tendency Scale for Medical Error in Nursing and the total score of the Commitment to Profession in Nursing Scale and a positive and weak correlation between effort to Show willingness the sub-dimensions of belief in target and values. Conclusion:It was determined that the level of commitment to the profession was a factor that reducing affected the tendency of medical error and the level of tendency to medical error decreased as the level of commitment to the profession increased. For this reason, in-service arrangements and policies should be developed to increase the commitment of nurses to the profession and to reduce medical error tendencies.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1307-2048
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:40.685536648Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:40.685536648Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25149
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTurkish Journal of Family Medicine and Primary Care
dspace.entity.typeJournal