Bu dergideki yayınlar

20 →
  • ArticleYalnız künye2026
    The perceptıon of türkiye and turks created by turkısh tv serıes among vıewers: a qualıtatıve analysıs of ıraqı vıewers

    Hancığaz, Erhan

    This study aims to examine the social and cultural effects of Turkish television series on Iraqi viewers in the context of Türkiye and Turkish perceptions. In today's world, where communication technologies are rapidly changing and developing, it is evident that television series have a significant impact on viewers' perceptions. Türkiye has been making its cultural impact felt globally in recent years, particularly in the Middle East and the Balkans, through its TV series. In this context, the study analyzed the impact of Turkish TV series on individuals through in-depth interviews with Iraqi nationals living in Türkiye using a qualitative method. Data obtained from semi-structured interviews with twenty participants were evaluated using descriptive analysis methods. The research findings reveal that Turkish TV series create a positive perception of Türkiye and Turkish culture among viewers, encourage language learning, and foster social and emotional closeness to Türkiye. Furthermore, despite the dilemma created by the secular lifestyle in Türkiye as a Muslim country, it was concluded that Türkiye is seen as a modern country that can be taken as an example. This study aims to contribute to the field of audience studies by conducting an in-depth examination of the perceptions of Türkiye and Turks among Iraqi viewers of Turkish TV series. It focuses on questions such as what content shapes these perceptions, how they are internalized, and what kinds of effects they have at the individual and societal levels.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2026
    Opinions of gifted students on the history of numbers virtual museum application

    Küçükgençay, Naci

    This study aims to examine the opinions of gifted students about their virtual museum experiences on the history of numbers. The study was conducted with the case study method, one of the qualitative research designs, and was carried out with 12 gifted students enrolled in a Science and Arts Centre in the Central Anatolia Region in the academic year 2024-2025. The data were collected through semi-structured interviews and analysed using content analysis. The results of the study were analysed under four themes: “Purpose of Museums”, “Virtual Museum Experience”, “Mathematics Museum Experience” and “Different Number Systems”. The results show that students find virtual museums informative and interesting, but they do not offer the sensory and social interaction that physical museums provide. The results also showed that the application was fun for the students. Although the concept of a mathematics museum initially surprised students, exploring the historical development of number systems enhanced their learning. Comparing number systems from different civilizations broadened their mathematical perspectives. The study highlights virtual museums as effective alternative learning environments for mathematics education. However, enriching them with more interactive content and guided applications is essential. Greater integration of virtual museums into education and the development of new applications to support learning experiences are recommended.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    Toksik liderlik, örgütsel sessizlik ve motivasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yalçın, Sinan; Köroğlu, Mustafa; Aysel

    Bu araştırmada, öğretmenlerin toksik liderlik, örgütsel sessizlik ve motivasyon algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzincan'daki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler arasından uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 232 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri toksik liderlik, örgütsel sessizlik ve motivasyon ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Araştırmada parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin toksik liderlik ve örgütsel sessizlik algıları orta düzeyde, motivasyon algıları ise yüksek düzeydedir. Demografik değişkenlere göre ise bu algılar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Öğretmenlerin toksik liderlik algıları ile örgütsel sessizlik algıları arasında pozitif yönde, toksik liderlik ile motivasyon arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca, toksik liderliğin çıkarcılık ve bencillik alt boyutları örgütsel sessizlik üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Motivasyon algıları üzerinde ise toksik liderliğin sadece çıkarcılık alt boyutu etkilidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Dijital vatandaşlığın sosyal bilgiler dersi öğretim programı ve ders kitaplarına yansımaları

    Pala, Şenol Mail

    Günümüzde yaşanan hızlı gelişmelerle birlikte dijital teknolojiler ve ortamlar yaşamımızın önemli bir parçası haline gelmiş ve bu nedenle dijital vatandaşlık kavramı ön plana çıkmaya başlamıştır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de dijital vatandaşlarda olması beklenen özelliklerin bireylere kazandırılmasına yönelik eğitimler verilmeye başlamış ve dijital vatandaşlığa ilişkin içeriklere öğretim programları ve ders kitaplarında yer verilmiştir. Vatandaşlık eğitimi konusunda en etkin derslerden birisi sosyal bilgiler dersidir. Bu nedenle çalışmada sosyal bilgiler dersi öğretim programının ve 4, 5, 6 ve 7. sınıf sosyal bilgiler ders kitapları içeriklerinin dijital vatandaşlık eğitimi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması tercih edilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak doküman analizi kullanılmış ve veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda sosyal bilgiler dersi öğretim programının birçok ögesinde ve ders kitaplarının içeriklerinde dijital vatandaşlığın tüm alt boyutlarına yer verildiği belirlenmiştir. Bununla birlikte sosyal bilgiler dersi öğretim programında ve ders kitaplarında dijital vatandaşlık kategorileri ve alt boyutlarına ilişkin içeriklere farklı sınıf düzeylerinde ve öğrenme alanlarında düzensiz bir şekilde yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    Examination of preschool teachers' perceptions regarding game

    Aral, Neriman; Deleş, Bayram; Demir, Emin

    In this study, it is aimed to examine the perceptions of preschool teachers about the game. Descriptive research method and scanning model were used in the research. The study group of the research consisted of 145 preschool teachers working in independent kindergartens and kindergartens affiliated to the Ministry of National Education. Research data were collected with “General Information Form” and “Game Perception Scale”. Mann Whitney U test and Kruskal Wallis H test were used in the analysis of the data. As a result of the research, it was determined that female teachers' levels of freedom and purpose of the game and game perception levels were significantly higher than male teachers. It was determined that the function of the game and the level of interest/curiosity/exploration in the game were significantly higher than the teachers working in private schools. It was concluded that the teachers who received training on the game had higher the function of the game, their level of interest/curiosity/exploration and the perception of the game in the game. In this context, depending on the fact that the perception levels of the teachers who receive training about the game are significantly higher, trainings for the game that include large masses can be made.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    Ruhsal bozuklukların sosyoekonomik belirleyicileri üzerine uygulamalar

    Emsen, Ömer Selçuk; Akkaş, Elif

    Ruhsal bozuklukların yaygın hale gelmesi bu bozuklukların ülkelere büyük bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Genel olarak ruhsal bozuklukların genetik unsurlardan kaynaklanmasının yanı sıra bireyin bulunduğu sosyoekonomik koşulların da önemli etkisi olduğuna dair literatür yaygınlaşmaya başlamaktadır. Dolayısıyla çalışmada ruh sağlığının sosyoekonomik belirleyicilerinin kanıtlarına ve sonuçlarına odaklanılmıştır. Çalışma konuyu üç bölümde ele almaktadır. Birinci bölümde; ruh sağlığına, ruhsal bozuklukların yaygınlığına ve ülkelere ekonomik yük oluşturduğuna dair küresel kanıtlar sunulmaktadır. İkinci bölümde; ruhsal bozuklukların, sosyoekonomik faktörler ile arasında bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalardan kanıtlar sunulmaktadır. Üçüncü bölümde gerek teorik gerekse ampirik literatürden hareketle ruhsal bozukluklara etki edeceği hususunda model oluşturulması yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda uygun veri setine sahip seçilmiş 17 gelişmiş, 18 gelişmekte olan ve 16 az gelişmiş ülkeden oluşan toplam 51 ülkede, 1991–2019 dönemi için panel veri analizlerine gidilmiştir. Bu doğrultuda, kişi başı GSYİH, gelir dağılımı eşitsizliği, işsizlik oranı, eğitim düzeyi ve siyasal göstergelerden oluşan sosyoekonomik belirleyiciler ile ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Panel veri yaklaşımında serilerin ikinci nesil birim kök sınamaları sonucunda eş bütünleşme analizlerine gidilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular, uzun dönemde Gini katsayısı, işsizlik oranı, kişi başı gelir, eğitim endeksi ve siyasal göstergelerin ruhsal bozuklukları etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre Gini katsayısı ve işsizlik oranındaki artışlar ruhsal bozuklukları arttırırken, kişi başı gelir, eğitim ve siyasal göstergelerdeki artışlar ise ruhsal bozuklukları azaltmaktadır. Bu bağlamda sosyoekonomik belirleyicilerin, ruhsal bozukluklar üzerinde önemli bir etkisi olduğu açık bir şekilde ortaya koyulurken, dünya genelinde ülkelerin istihdamı ve dolayısıyla gelir artışlarını önceleyen, gelir dağılımında adaleti sağlayan, eğitimde nitel ve nicel boyutlarda iyileşmeler sağlayan ve siyasal açıdan daha demokratik bir yaşam sunan politikalarının ruhsal bozuklukları azaltıcı etkiler yaratacağı söylenebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    COVİD-19 pandemisine ulrıch beck’in “risk toplumu” ve\rmıchel foucault’un “disiplinci iktidar” kuramı \rüzerinden bir değerlendirme

    Aksakal, Ibrahim

    Covid-19 pandemisine hiç beklemediğimiz anda ve oldukça hazırlıksız biçimde \ryakalandık. Sansasyonel görüntülerin de etkisiyle kısa süre içinde tüm dünyayı korku \ratmosferi kapladı. Salgının yayılmasının önlenmesi için başta Çin olmak üzere devletler \rsert önlemler almak zorunda kaldı. Fakat virüsün yayılması önlenemedi ve küresel çaplı \rbir pandemi yaşandı. Sağlık sistemleri tıkandı, gıda yetersizliği konusunda endişeler baş \rgösterdi, tıbbi malzeme sorunları yaşandı ve uzun süre boyunca kapanma tedbirleri alındı. \rHükümetler en temel insan haklarını askıya almak, ibadet biçimlerine müdahale etmek, \rgünlük hayatı düzenlemek, okulları kapatmak, hatta büyük çaplı ekonomik krizleri göze \ralarak iş yerlerini kapatmak zorunda kaldı. Daha önce de birçok salgın ve kriz \ryaşanmasına rağmen Covid-19’un sosyal ve ekonomik etkisi öncekilere nazaran daha \rfazla hissedildi. Çünkü modern toplum eskiye göre daha kalabalıklaşmıştır, daha çok \rtüketmektedir ve doğayı daha fazla tahrip etmektedir. Bu nedenle Covid-19 pandemisi \rtüm dünyanın paniğe kapılmasına sebep olmuş ve gelecekle ilgili ciddi kaygılar \ryaşanmıştır. Bu araştırmanın amacı Michel Foucault’un Disiplinci İktidar, Ulrich Beck’in \rise “Risk Toplumu” kavramlarından hareketle Covid-19 pandemisi incelemek ve\rdeğerlendirmektir. Bu sayede pandemi süreci hem risk toplumu ile ilişkilendirilerek \raçıklanmış hem de pandemi sürecinde alınan tedbirler Michel Foucault’un disiplinci \riktidar kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2022
    Sağlık harcamalarının finansmanın yönetimi veya sürdürülebilirliği: gelişmişlik düzeyine göre yansımaları

    Sadeghzadeh, Khatereh; Akkaş, Elif

    Sağlık harcamalarının en temel yansıması veya çıktısı ortalama yaşam beklentisinin artması ve bebek ölüm sayısının azalmasıdır. Rakamsal bazda önemli bir artış gösteren sağlık harcamalarının ortalama ömrün uzaması ile ekonomide bir yük teşkil edeceği düşünülebilir. Dolayısıyla temel hipotez, artan ömür ve buna bağlı olarak giderek artan nüfustan dolayı, sağlık harcamalarının yönetilebilir veya sürdürülebilir ölçüde karşılayıp karşılamadığıdır. Burada sağlık harcamalarına dayalı olarak beklenen çıktının oluşabilmesinin de girdiye ihtiyaç bulunduğu açıktır. Girdi olarak da sağlık sektöründe kullanılan ekipman kapsamında bunlara yapılan harcamalar kullanılabilir. Sağlık harcamalarının GSYH içerisindeki payı ile fert başına sağlık harcamaları önemli gösterge konumundadır. Ancak, her iki göstergenin de makroekonomik açıdan yönetilebilirliği veya sürdürülebilirliği önem arz etmektedir. Ekonometrik açıdan sürdürülebilirlik veya yönetilebilirlik hususu, bu iki değişkenin durağan olması ile ölçülür. Sağlık harcamaları bakımından zaman kısıtı nedeniyle (veri 2000-2019 arası dönemi kapsamakta) Dünya Bankasının gelişmişlik sınıflandırmasına bağlı olarak düşük gelirli, orta gelirli ve yüksek ülkeler ile panel oluşturulmuş ve panel birim kök sınamaları yapılmıştır. Birim kök sınamaları sonucunda ülkelerin gelir seviyesi arttıkça onun içerisinde sağlık için yapılan harcamaların durağan olduğu ve dolayısıyla sürdürülebilir nitelik taşıdığı tespit edilmiştir. Buna karşılık fert başına sağlık harcamaları değişkeninin durağanlığının zayıf olduğu belirlenmiştir. Artan ömür ve nüfusa karşılık, ekonominin mevcut durumunun buna paralel artış gösterdiği ve dolayısıyla sürdürülebilirlik sıkıntısının olmadığı söylenebilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2021
    Çocuk cinsel istismarı ve toplumsal risk faktörleri

    Kaya, Yaşar; Çetintaş, Ahmet; Ersoy, Ersan; Aksüt, Yeliz

    Çocuk cinsel istismarı, bireysel mağduriyetlere ve travmalara yol açmasının yanındaönemli toplumsal sorunlara da neden olan fakat açığa çıkarılmak istenmeyen bir konudur.Bu çalışmanın amacı, çocuk cinsel istismarına neden olan toplumsal risk faktörlerinianaliz etmek ve istismar sonucu cinsel damgalanma ile yaşanan mağduriyet döngüsününsonuçlarını tespit etmektir. Çalışmanın verilerine, 2015- 2019 yılları arasında Malatya’daadli kurumlar tarafından Çocuk İzlem Merkezi’ne yönlendirilen, cinsel istismara uğramış18 yaş altındaki toplam 678 çocuğa ait adlî vaka dosyaları incelenerek ulaşılmıştır.Dosyalar, İçerik Analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, çocuk cinselistismar vakalarında aile içerisindeki ihmalkâr ve ilgisiz ebeveyn davranışlarının, sevgive şefkat eksikliğinin, aile içi şiddetin, ekonomik sıkıntıların, ailedeki bireylerin alkol veuyuşturucu kullanmalarının etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca cinsel istismar vakalarının aile mahremiyetine zarar verilme endişesinden dolayı gizlendiği, burada mağdurların veailelerinin damgalanma endişelerinin rol oynadığı tespit edilmiştir. Yine cinselistismarların saklı kalmasında toplumda kadını merkeze alan ve kadın üzerindentanımlanan namus anlayışının, erkeğin önemli ve değerli olduğuna ve kadını potansiyelsuçlu olarak kabul eden kalıp yargıların ve cinsiyet eşitsizliğinin etkili olduğubelirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2021
    Depresyon Tanılı Hastalarda Sosyo-Ekonomik Özellikler ile Depresyon Tedavi Süresi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Emsen, Ömer Selçuk; Akkus, Mustafa; Akkaş, Elif

    Bu çalışmanın amacı, Erzincan’daki depresyon tanılı hastalarda sosyo-ekonomik özellikler ile depresyon tedavi süresi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde depresyon tanısı konulan hastalara yüz yüze anket uygulanmıştır. Söz konusu anket çalışması 311 depresyon hastasıyla gerçekleştirilmiştir. Sıralı probit model ile analiz yapılmıştır. Anket uygulaması için Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi “İnsan Araştırmaları Etik Kurulu’ndan” 26.12.2019 tarih ve 12/18 protokol numarası ile izin alınmıştır. 3 yıldan fazla süren depresyon tedavisi gören hastalarda kadınların tedavi görme süreleri erkeklerden kısadır. Eğitim seviyesi arttıkça depresyon tedavi süresi kısalmaktadır. Aylık geliri yüksek olan hastaların düşük olan hastalara göre tedavi süreleri daha uzundur. Geniş ailelere sahip hastalarda tedavi süresi kısalmaktadır. Malvarlığı olmayan hastalarda tedavi süresi daha kısadır. 21 yıl ve daha fazla çalışan hastalarda depresyon tedavi süreleri hiç çalışmamış hastalara göre daha uzundur. Bu bulgular tedavi süresi 1yıl ve daha kısa olan sürelerde tam tersidir. Sosyoekonomik faktörler depresyon süreleri ile ilişkilidir. Ancak bu ilişki depresyon sürelerine göre farklılık gösterir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1308-5298
creativeworkseries.issn2148-4260
dc.date.accessioned2026-10-20T15:43:40.901045547Z
dc.date.available2026-10-20T15:43:40.901045547Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/25163
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTarih Okulu Dergisi
dspace.entity.typeJournal