Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(5)
Birim yayınları
24 →- Master ThesisAçık Erişim2026YAŞLI BİREYLERİN HEMŞİRELERİN TUTUMLARINI ALGILAMALARI VE HEMŞİRELİK BAKIMINDAN MEMNUNİYET DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ
Papatya Karakurt
Amaç: Bu araştırma yaşlı bireylerin hemşirelerin tutumlarını algılamaları ve hemşirelik bakımından memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılan araştırmanın evrenini Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir hastanenin dahili ve cerrahi kliniklerinde yatarak tedavi gören 65 yaş ve üstü bireyler oluşturmaktadır. Örneklemi, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 200 hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında “Yaşlı Bireyler İçin Demografik Bilgi Formu”, “Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama Ölçeği” ve “Newcastel Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği”kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, ortalama, Bağımsız Gruplarda t Testi, Varyans Analizi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %47.5’i erkek, %52,5’i kadındır. %48’i dahili, %52’si cerrahi kliniklerde yatarak tedavi görmektedir. Newcastle Heşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği (NHBMÖ) toplam puan ortalamalarının 71.71±19.01, Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama (YASTA) Ölçeği toplam puan ortalamalarının 1225.95±230.55 olduğu saptanmıştır. Yaşlı bireylerin YASTA ölçek puanı ile NHBMÖ puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Yaşlı bireylerin NHBMÖ puan ortalamalarına göre hemşirelik bakımından memnuniyet düzeyleri orta yüksek olarak saptanmıştır. YASTA ölçeği alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde ise algılanan olumlu algının olumsuz algıdan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakım memnuniyetinin orta-yüksek düzeyde bulunması, algılanan olumlu tutumlarla ilişkili olmakla birlikte, ayrımcılık algısının bu memnuniyeti sınırlayan önemli bir unsur olduğunu düşündürmektedir.
- Master ThesisYalnız künye2026Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknoloji tutumu ile hastalık yönetiminde e-sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Seda Nur Sulu
Amaç: Bu araştırma, kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknoloji tutumu ile hastalık yönetiminde e-sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Materyal ve Metot: Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlandı. Araştırmanın evrenini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran 65 yaş ve üzeri kronik hastalığa sahip bireyler oluşturdu. Araştırma verileri Ekim 2025-Şubat 2026 tarihleri arasında toplandı. Araştırma, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 305 yaşlı birey ile tamamlandı. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılarda Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği ve E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği kullanılarak yüz yüze anket yöntemiyle toplandı. Verilerin analizinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %51,5’inin kadın, %64,9’unun 65-70 yaş aralığında olduğu belirlendi. Katılımcıların %73,4’ünün internetten sağlıkla ilgili bilgi araştırmadığı, %57,4’ünün ise teknolojik araçları kullanmayı tercih etmediği saptandı. Yaşlı Bireylerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 2,74±0,61, E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalaması ise 17,06±9,79 olarak bulundu. Erkek, daha genç yaş grubunda bulunan, eğitim düzeyi ve gelir durumu yüksek, evinde internet ve bilgisayar bulunan bireylerin teknoloji tutum puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). İnternetten sağlık bilgisi araştıran ve teknolojik araçları kullanmayı tercih eden bireylerin teknoloji tutumu puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p<0,001). Ayrıca yaşlı bireylerin teknolojiye yönelik tutumları ile e-sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulundu. Sonuç: Araştırma sonucunda kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde teknolojiye yönelik olumlu tutumun e-sağlık okuryazarlığını desteklediği belirlendi. Yaşlı bireylerin dijital sağlık uygulamalarını etkin kullanabilmeleri için teknoloji kullanım becerilerinin geliştirilmesi ve e-sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir.
- Master ThesisYalnız künye2026Hemşirelerin mesleki değerleri ile bakımda bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkide özerklik tutumlarının aracı rolü
Seval Şibil
Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin mesleki değerleri ile hemşirelik bakımında bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkide mesleki özerklik tutumlarının aracı bir role sahip olup olmadığını ve bu değişkenlerin birbirlerini etkileme düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte tasarlanan araştırmanın örneklemini, bir devlet hastanesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 313 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında; "Kişisel Bilgi Formu", "Hemşirelerin Mesleki Değerler Ölçeği (HMDÖ)", "Hemşirelerin Mesleki Özerkliğe Yönelik Tutum Ölçeği (HMÖ-TÖ)" ve "Hemşirelik Bakımında Bilinçli Farkındalık Ölçeği (HBBFÖ)" kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi (Hayes PROCESS makrosu) kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Hemşirelerin HMDÖ puan ortalaması 120.10 ± 17.97, HMÖ-TÖ puan ortalaması 76.13 ± 14.33 ve HBBFÖ puan ortalaması 50.21 ± 8.97 olarak saptanmıştır. Mesleki değerler ile özerklik tutumu (r=0.207, p<0.001) ve bilinçli farkındalık (r=0.584, p<0.001) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan aracılık analizi sonucunda, mesleki değerlerin bilinçli farkındalık üzerindeki etkisinde özerklik tutumunun kısmi aracı (β=0.049, p<0.05, %95 CI [0.017-0.082]) rol üstlendiği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki deneyim süresi artışının ve meslek örgütü üyeliğinin tüm ölçek puanlarını anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır. Sonuç: Hemşirelerin mesleki değerleri, bakımda bilinçli farkındalığın en temel belirleyicisidir; ancak bu değerlerin nitelikli bir farkındalığa dönüşebilmesi için özerk karar alma tutumunun süreci güçlendiren bir mekanizma olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin klinik sahadaki bağımsız karar verme yetkilerinin desteklenmesinin, hastaya sunulan bakımın farkındalık düzeyini ve kalitesini artıracağı sonucuna varılmıştır.
- ArticleAçık Erişim2026The Effect of Video-Assisted Flipped Learning System on Nursing Students’ Laboratory Skills
Aydin Kahraman, Handan
Background: The integration of theoretical knowledge with psychomotor skill development plays a critical role in enabling nursing students to achieve clinical competence. In laboratory-based training, the use of innovative, student- centered, and interactive instructional strategies is essential for promoting effective learning. The video-assisted flipped learning approach enhances students’ active engagement in the learning process and provides significant advantages in the acquisition of clinical skills. Objective: This study aimed to examine the effect of a video-assisted flipped learning model on nursing students’ medication administration laboratory skill levels. Methods: This randomized controlled experimental study was conducted in the nursing department of a public university. The sample consisted of 50 first-year nursing students, with 25 assigned to the intervention group and 25 to the control group. Educational content related to medication administration was delivered to the intervention group using a video-assisted flipped learning model, while traditional teaching methods were applied to the control group. Data were collected using a Student Information Form and standardized Skill Checklists. Group comparisons were performed using descriptive statistics, Pearson chi-square, Mann–Whitney U, and Kruskal–W allis tests. Results: A statistically significant difference was found between the skill performance scores of the intervention and control groups after the training (p < .001). The intervention group achieved a higher mean skill score (82.23±9.19) compared with the control group (75.52±13.24). These findings indicate that students in the intervention group demonstrated significantly greater psychomotor competence than those taught through traditional methods (t = 5.525; p < .001). Conclusion: The video-assisted flipped learning model is an effective instructional strategy for improving nursing students’ medication administration laboratory skills. This approach enhances students’ learning readiness, promotes active participation in skill-based activities, and strengthens long-term learning retention. Based on these findings, the integration and wider implementation of flipped learning–based digital instructional materials in nursing education programs are recommended.
- ArticleAçık Erişim2025Hemşirelerin Yapay Zekâ Kullanım Farkındalıklarının ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
Bulduk, Mehmet; Aydin Kahraman, Handan; Nas, Ibrahim; Can, Veysel
Hayatımızın her alanında olduğu gibi hemşirelik mesleğinde de teknoloji ve yapay zeka (YZ) uygulamaları artan bir sıklıkta kulanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma, hemşirelerin YZ farkındalıklarının ve bu farkındalıkları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel-tanımlayıcı desenin kulanıldığı bu araştırma, 01 Kasım 2023 – 30 Mart 2024 tarihleri arasında Türkiye’nin doğusundaki bir ilde yer alan devlet hastanesinde yürütülmüştür. Veriler, literatür taranarak oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” ve “Yapay Zekâ Kullanım Farkındalığı (YZKF)” anket formları kullanılarak yüzyüze ve çevirimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 416 hemşire oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen bulguların analizi sonucunda, hemşirelerin YZ farkındalıklarının orta değerin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, teknolojiyi takip edenlerin, eğitim düzeyi daha yüksek olanların, yaşı genç olanların, meslekte çalışma yılı ve haftalık çalışma saatleri daha az olanların, yoğun bakım (yetişkin-yenidoğan) ve cerrahi klinikte çalışanların ve ameliyathane hemşiresi olanların YZ farkındalıklarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmada hemşirelerin YZ farkındalıklarını belirlemek için ayrıca “Karar Ağacı Modeli” kullanılmıştır. Kullanılan bu modele göre bir hemşirenin yapay zeka ile ilgili farkındalık düzeyi %70 oranda teknolojiyi takip edip etmemesine, teknoloji yoğunluklu bir ortamda çalışıp çalışmadığına ve çalıştığı klinikteki görevine bakılarak tahmin edilebilir. Bu araştırmada, hemşirelerin YZ farkındalıkların orta değerin üstünde olduğu, hemşireler arasında eğitim düzeyi, yaş, mesleki deneyim, çalıştığı klinik, klinikteki görevi, haftalık çalışma süresi ve teknolojiyi takip etme durumu gibi faktörlerin YZ farkındalıklarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Hemşirelere yönelik YZ ve etkileyen faktörlerin dikkate alındığı eğitimlerin verilmesi ve hemşirelik müfredatına dahil edilmesi önerilebilir.
- Review ArticleAçık Erişim2024Tıbbi Cihaza Bağlı Basınç Yarası Gelişme Riski
Coban, Gülay İpek; Aydin Kahraman, Handan
Son yıllarda, tıbbi cihazlara bağlı basınç yarası gelişimi hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için önemli bir yük oluşturmaya devam etmektedir. Tıbbi cihazlar, yeni doğanlardan yaşlılara kadar her yaştan hastada meydana gelebilen basınç yarasına neden olabilmektedir. Deri, mukoza ve bu yapıların altındaki yumuşak dokularla etkileşime giren tıbbi cihazlar, oluşturdukları basınç nedeniyle önemli hasarlara yol açmaktadır. Sağlık bakım hizmeti verenler; hastanede yatarak tedavi gören hasta bireylerin basınç yarasının tespiti, önlenmesi, riskinin değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda önemli roller üstlenirler. Tıbbi cihaza bağlı basınç yarası, hasta bireyin tedavisinin neden olduğu istenmeyen bir durumdur. Buradan anlaşıldığı üzere tıbbi cihaz kaynaklı oluşan basınç yarası aynı zamanda bir sağlık hizmeti komplikasyonu olarak değerlendirilebilir. Tıbbi cihaza bağlı basınç yarasının oluşmaması için iyi bir risk değerlendirmesinin yapılması oldukça önemlidir. Hastanın bakımından ve sürekli takibinden sorumlu hemşireler uzun süreli tıbbi cihaz uygulanan hastaların basınç yarası riskini ölçebilmeli, tıbbi cihazın yaptığı basınca yönelik bütüncül bir yaklaşım sergileyerek değerlendirebilmelidir. Bu derleme tıbbi cihaza bağlı basınç yarası gelişimine neden olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi ve önlenmesi ile ilgili yeterli çalışma olmamasından aynı zamanda tıbbi cihaza bağlı basınç yarası gelişen hastaların bakımında kapsamlı analiz yapabilmeyi sağlayacağı düşüncesiyle yola çıkılarak konuya dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır.
- ArticleAçık Erişim2023Kadınların Jinekolojik Kanserler ile İlgili Farkındalık Düzeyinin Artmasında Sağlık Okuryazarlığının Etkisi Üzerine Bir Araştırma
Karakurt, Papatya; Köse Tuncer, Sevinç
Amaç: Araştırma kadınların jinekolojik kanserler ile ilgili farkındalık düzeyinin artmasında sağlık okuryazarlığının etkisini belirlemek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, bu araştırmanın örneklemini Erzincan ili sınırları içerisinde bulunan Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kadın doğum polikliniklerine herhangi bir nedenden dolayı başvuran 20-65 yaş arası 380 kadın hasta oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2022 yılı Mart ve 2022 yılı Haziran tarihleri arasında, Sosyodemografik Özelikler ve Bilgilendirme Formu, Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde standart sapma, ortalama, yüzdelikler, sayılar ve Sperman Korelasyon Analizi yapılmıştır.Bulgular: Araştırmada kadınların üçte ikisinin 20-35 yaş grubunda yer aldığı, yaklaşık yarısının üniversite mezunu olduğu, hemen hemen dörtte üçünün çalışmadığı, %88,7’sinin PAP testi yaptırmadığı, %69,2’sinin HPV aşısını bilmediği belirlenmiştir. Kadınların Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği puan ortalamasının 150.23±28.73 ve Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği puan ortalamasının ise 100.79±21.15 olduğu belirlenmiş olup, iki ölçek arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.Sonuç: Kadınların, jinekolojik kanserler farkındalık ölçeği ve sağlık okryazarlığı ölçeği puan ortalaması orta düzeyin üzerinde bulunmuş olup, sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça jinekolojik kanser farkındalık düzeyleri de artmaktadır. Jinekolojik kanserlerin erken tanısına yönelik bilgi düzeyleri ile kanser taramalarına katılımı artırmak için kadınların, sağlık okuryazarlık düzeylerinin artırılması yönünde girişimlerde bulunması önerilmektedir.
- ArticleAçık Erişim2023Uzaktan Eğitim Döneminde Hemşirelik Öğrencilerinin Akademik Başarı Düzeyleri ve Etkileyen Faktörler
Karakurt, Papatya; Köse, Sema; Binay, Şengül Korkmaz
Giriş : Pandeminin başlamasıyla birlikte zorunluluk haline gelen uzaktan eğitimin, diğer alanlarda olduğu gibi hemşirelik alanında da kullanılması verilen eğitimin kalitesi ve akademik başarı konusunda endişelere yol açmıştır. Amaç: Bu araştırma hemşirelik bölümü öğrencilerinin uzaktan eğitim döneminde akademik başarı düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan öğrencilerin tamamı oluşturdu. Evrenden örneklem seçimine gidilmemiş olup ulaşılabilen 205 öğrenci ile araştırma tamamlandı. Verilerin toplanmasında “Öğrenci Bilgi Formu”, “Öğrenim Durumları Formu” ve “Üniversite Öğrencileri İçin Akademik Başarı Envanteri Ölçeği” kullanıldı. Verilerin analizinde yüzdelik dağılımlar, ortalamalar, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin %32.7’sinin yıl sonu ortalamasının 3.01-3.50 arasında olduğu, %81’nin uzaktan eğitimle ilgili sorun yaşadığı, %62.9’unun uzaktan eğitimle dersleri takip etmekte internetten dolayı zorluk yaşadığı belirlendi. Öğrencilerin akademik başarı envanteri puan ortalamasının 63.62±12.19 olduğu saptandı. Öğrencilerin yıl sonu not ortalamalarına, uzaktan eğitim sistemiyle derslere devam etmede, internet ve bilgisayar kısıtlılığı nedeniyle dersleri takip etmede, ders materyallerine ulaşmada sorun yaşamalarına ve bilgi teknolojilerini kullanmakta zorlanma durumuna göre akademik başarı envanteri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlendi. Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunluğunun uzaktan eğitimle ilgili sorun yaşadığı buna rağmen akademik başarılarının orta düzeyde olduğu belirlendi. Öğrencilerin yıl sonu not ortalamaları, uzaktan eğitime devam ederken sorun yaşamaları, ders materyallerine ulaşma, bilgi teknolojilerini kullanmada sorun yaşamaları gibi faktörlerin akademik başarı düzeylerini etkilediği belirlendi. Öğrencilerin bilgi teknolojilerini kullanmalarına ve uzaktan eğitim materyallerine ulaşmalarını sağlamada eğitimler verilmesi ve farkındalık oluşturulması önerilebilir.
- ArticleAçık Erişim2022Gebelerde Distres ile Gebelikte Yakınmalar ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkisi
Karakurt, Papatya; Köse Tuncer, Sevinç; Kasımoğlu, Necla
Amaç: Bu araştırmada, gebelikte distres ile gebelikte yakınmalar ve yaşam kalitesi arasındaki iliş- kinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: İlişkisel tanımlayıcı nitelikte planlanan bu araştırma, Mart-Eylül 2019 tarihleri arasında, bir kamu hastanesinin gebe polikliniklerine başvuran 393 gebe ile yürütülmüştür. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Gebelikte Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği ve Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği ile toplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmede; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U analizi, Kruskall Wallis Analizi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Gebelerin %39,4’ünün distreste olduğu belirlenmiştir. Gebelerin Tilburg Distres Ölçeği’nden aldıkları toplam puan ortalamasının 25,03 ± 8,20 ve Gebelikte Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği aldıkları toplam puan ortalamasının ise 5,89 ± 22,26 olduğu saptanmıştır. Tilburg Distres Ölçeği ile Gebelikte Yakınmalar ve Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları ara- sında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu ve gebelerdeki distres artıkça gebelikteki ola- ğan yakınmalara bağlı yaşam kalitesinin azaldığı saptanmıştır (p < ,05). Sonuç: Gebelikteki yakınmaların, yaşam kalitesi ile distres arasında ters bir ilişki olduğu, gebeler- deki distres artıkça gebelikteki olağan yakınmalara bağlı yaşam kalitesinin azaldığı belirlenmiştir. Bu sonuç doğrultusunda ebe/hemşirelerin prenatal sağlık bakım hizmetleri kapsamında gebeler- deki distresin ve olağan rahatsızların azaltılmasına yönelik girişimlere yer vermesi önerilir.
- ArticleAçık Erişim2021Knowledge and Attitudes of Nurses about Urinary Catheter and Prevention of Catheter-Associated Infections
Karakurt, Papatya; Köse Tuncer, Sevinç; Erdinç, Arzu
Aim: This study was undertaken to explore knowledge and attitudes of nurses about urinary catheter and prevention of catheter-associated infections. Methods: The population of this descriptive study was composed of nurses who worked at a training and research hospital in a province. The study utilized no sampling method, and 131 nurses who volunteered to join the study and were contacted were recruited for the study. The data of the study were collected using descriptive questionnaire that addressed at nurses’ sociodemographic characteristics and Catheter-Associated Urinary Tract Infections (CAUTI) between April and May 2019. In the analysis of the data; numbers, percentages, means, Mann Whitney-U test and Kruskall Wallis test were used. Results: 35.1% of the nurses were aged ≥35 years, 87.0% of them were female and 60.3% of them had undergraduate degrees. 24.4% of the participating nurses had a work-length of 6-10 years and 53.4% of them received training about catheterassociated urinary system infections. It was identified that nurses had an average score of 62.18±7.11. It was identified that such variables as age, sex, educational status, work-length did not affect nurses’ urinary catheter and catheter-associated infections. Conclusion:It was found that more than half of the participant nurses received training about catheter-associated urinary system infections and showed a high level of knowledge and attitudes about urinary catheter and prevention of catheterassociated infections. It may be recommended that the number of on-job trainings about preventing catheter-associated infections be elevated and continued.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-21T10:21:55.383004131Z | |
| dc.date.available | 2026-10-21T10:21:55.383004131Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28107 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | sbf-hemsirelik-hemsirelik-esaslari | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \bhemsirelik esaslari anabilim dali\b |




