Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(6)

Birim yayınları

27 →
  • ArticleAçık Erişim2026
    Şair Kimliğinin Alımlanışında Diyalektik, Süreklilik ve Kopuş

    Çetin, Mehmet Akif

    Bu çalışmanın amacı, şair kimliğinin 19. yy. ve sonrasında uğradığı dönüşümü ve tarihsel süreçte kavramın alımlanışındaki süreklilikleri ortaya koymaktır. Makalede şair kavramının kökenleri ile 19. yy. ve sonrasında şair tanımları arasındaki ortaklıklar ve farklar tespit edilmiştir. Bazı kaynaklar, şairi şiirin teknik gerekliliklerine atıfta bulunarak açıklamaktadır. Ancak şiirin değişen tekniği, sözü edilen tanımları bir süre sonra geçersiz kılmaktadır. Bazı kaynaklar ise şairi sahip olduğu doğal ve sıra dışı yetenek aracılığıyla tanımlama yoluna gitmiştir. Tanımlamalara bakıldığında şair kavramının tüm şiir üreticilerini kapsayan tutarlı ve kapsamlı bir tarifinin yapılamadığı görülmektedir. Ayrıca şairlik bir vasıf olarak edebî lisans ve ehliyet olarak değerlendirilmektedir. Eski Türk toplumlarında şairler; hekimlik, sihirbazlık ve bilgelik gibi çoklu kimliklere sahiptir. Bu kimliklerin zaman içinde ortadan kaybolmasına karşın şairler geçmişte sahip oldukları ayrıcalıklı konumlarını korumaya devam etmişlerdir. Modern şair kimliği, geçmişten farklı olarak kutsal ve metafizik ile olan bağlarından arındırılmıştır. Ancak edebî üretimin kendisi, kaybedilen kutsallığa geri dönüş arzusu olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla seküler şair kimliği geçmişte kutsal olandan kaynaklanan imtiyazlı pozisyonunu edebî marifet ve sahip olduğu düşünülen doğal yetenek aracılığıyla korumaya devam etmiştir. Öte yandan şairlere daima şüphe ile yaklaşılmıştır. Onlar ideal bir düzenin düşmanları olarak görülmüş ve iktidarlar tarafından tehdit olarak algılanmışlardır. Şairlere karşı duyulan şüphe, tarihsel olarak süreklilik göstermektedir.

  • ArticleAçık Erişim2026
    Hece Vezniyle Yazılıp Darülbedayi’de Oynanmış İlk Yerli Piyes Binnaz Telif mi Yoksa Adaptasyon mu?

    Akın, Hüsrev

    Bu çalışma, Yusuf Ziya Ortaç’ın Türk tiyatrosunda önemli bir dönüm noktası kabul edilen Binnaz piyesi ile Victor Hugo’nun Fransız romantizminin önde gelen yapıtlarından Marion de Lorme arasındaki edebî ilişkiyi kapsamlı bir karşılaştırmalı analizle incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, Binnaz’ın edebî kökenlerini somut verilerle ortaya koyarak, eserin özgün bir telif mi yoksa sistematik bir adaptasyon mu olduğunu güçlü kanıtlarla açığa kavuşturmaktır. Bu doğrultuda her iki piyesin olay örgüsü, karakter arketipleri, tematik örüntüleri ve yapısal özellikleri metin temelli bir yöntemle derinlemesine çözümlenmiştir. Yapılan karşılaştırmalı incelemeler, iki eser arasında karakterlerin ahlaki duruşlarından olayların trajik düğüm noktalarına kadar şaşırtıcı derecede büyük ve yapısal benzerlikler olduğunu net bir şekilde göstermiştir. Kahramanın farkında olmadan müstakbel rakibini bir tehlikeden kurtarması, kamusal alandaki çatışma sonrası idam cezası alması, nüfuzlu kişiler aracılığıyla af aranması ve nihayetinde sunulan af imkânını reddederek ölüme gönüllü yürümesi gibi kritik kurgusal aşamalar her iki piyeste birebir örtüşmektedir. Beş perdelik Fransızca metnin üç perdeye indirgenmesi, birtakım teknik kusurlara, mantıksal uyumsuzluklara ve dramatik aksaklıklara yol açmıştır. Sonuç olarak, elde edilen bulgular ışığında Binnaz’ın vakası ve kurgusu bakımından Marion de Lorme’dan yapılmış sistemli bir adaptasyon olduğu saptanmıştır. Buna karşın yapıt, Batı temelli bu kurgusal yapıyı Türkçülük akımının dilde sadeleşme ideali ve millî vezin olan hece vezniyle başarıyla birleştirmiştir. Darülbedayi’de heceyle sahnelenen ilk yerli piyes olma unvanını taşıyan Binnaz, konusu itibarıyla bir uyarlama olsa da bu kültürel yerlileştirme çabası ve biçimsel yenilikçiliği ile Türk tiyatro tarihindeki öncü, kurucu ve sarsılmaz değerini korumaktadır.

  • ArticleAçık Erişim2025
    Etkilenme Zincirine Örnek Olarak Romeo ve Juliet, Zavallı Çocuk, Ecel-i Kaza, Vuslat ve İçli Kız Tiyatroları

    Sahin, Can

    Bu çalışmada Romeo ve Juliet, Zavallı Çocuk, Ecel-i Kaza, Vuslat ve İçli Kız tiyatroları karşılaştırmalı edebiyat bilimi yöntemleri çerçevesinde incelenmiştir. Romeo ve Juliet, Zavallı Çocuk, Ecel-i Kaza, Vuslat ve İçli Kız arasındaki metinsel paralellikler araştırılarak metinler arası yakınlaşmaya temel oluşturulması amaçlanmıştır. Ebüzziya Tevfik’in Ecel-i Kaza, Recaizade Mahmut Ekrem’in Vuslat ve Abdülhak Hamit’in İçli Kız oyunları Namık Kemal’in Zavallı Çocuk oyununun etkisi ile kaleme alınmıştır. Namık Kemal de bu oyununu Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyunu etkisi ile kaleme almıştır. Metinsel düzlemde yazardan yazara aktarılan bir etkileme zincirinin olduğu ve bir minör metnin başka metinler için majör metne dönüştüğü söylenebilir. Majör metne dönüşen Zavallı Çocuk oyunu, Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyununu konu, tema, izlek, karakterler, noktasında Türk tiyatrosuna aktaran taşıyıcı konumundadır. Çalışmanın asıl odak noktası Romeo ve Juliet ile Zavallı Çocuk, Ecel-i Kaza, Vuslat ve İçli Kız tiyatroları arasındaki benzerlik ve farklılıklar ile bunların nedenlerinin karşılaştırmalı edebiyat bilimi yöntemleri doğrultusunda ortaya konulmasıdır.

  • ArticleAçık Erişim2025
    Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Sıkılan Özneler ve Sıkıntı Tipolojileri

    Çetin, Mehmet Akif

    Moderniteyle birlikte kapsam değiştiren, öznelerin düşünme biçimlerine ve zihinsel süreçlerine etki eden sıkıntı, Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde yaygın bir tema olarak karşımıza çıkar. Sanatçıları etkileyen olay ve olguların sanatsal üretimlere dolaylı ve dolaysız biçimde etki etme kapasitesine sahip olması modern şiirdeki sıkıntı temasının bir sebebi olarak değerlendirilebilir. Sıkıntı, şiirlere tematik olarak kaynaklık etmenin yanı sıra bazı şairlerin sanatsal üretimlerinde, yaşamlarında ve düşünme biçimlerinde doğrudan belirleyici olmuştur. Örneğin, Edip Cansever ve İlhan Berk gibi önemli şairler kendilerini tanımlarken sıkıntıyı önemli bir kimlik bileşeni olarak görmüşlerdir. Edip Cansever başta olmak üzere Cumhuriyet sonrası modern Türk şiirinde sıkıntı bazı şairlerin üretiminin önemli bir parçası ve hatta kaynağı olmuştur. Bu makalede modernite sonrası yeniden tanımlanan sıkıntı hâlinin tarihsel bir zorunluluk olarak modern çağın sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalan Cumhuriyet dönemi Türk şairleri üzerindeki etkisi ve edebî üretimlerindeki izleri incelenmiştir. Sıkıntı tipolojilerinin modern şiirdeki görünümleri iç sıkıntısı/varoluşsal sıkıntı, yaratıcı sıkıntı, pazar sıkıntısı, yalnızlık sıkıntısı gibi sınıflandırmalar altında ele alınmıştır. Ruh hâli ile edebî üretim arasındaki ilişkinin ele alındığı bu çalışma, sıkıntının edebî ürüne dönüşümünü ve edebî eserlere yansımalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • ArticleAçık Erişim2025
    Ahmet Vefik Paşa ve Teodor Kasap’ın L’Avare Uyarlamaları

    Sahin, Can

    Uyarlama, kaynak metin toplumunun hayat tarzının, kültürünün, adet ve göreneklerinin hedef topluma göre dönüştürülmesidir. Modernleşme dönemi oyun tercümelerinde uyarlama yöntemine pek çok işlev yüklenerek sıkça başvurulmuştur. Bu oyunlar arasında en fazla uyarlananlar Molière’in oyunlarıdır. Molière’in komedileri 1840’lardan itibaren ilkin azınlıklar eliyle ve uyarlama yoluyla Türkçeye aktarılarak sahnelenir. Molière’in oyunlarını Türkçeye çeviren ya da uyarlayanlar arasında Ahmet Vefik Paşa ve Teodor Kasap isimleri öne çıkmaktadır. Yazarın 1669 yılında yayımladığı beş perdeden oluşan L’Avare adlı komedisi Türkçeye ilk olarak 1869’ta Ahmet Vefik Paşa tarafından, Azarya adıyla, 1873’te de Teodor Kasap tarafından, Pinti Hamit adıyla uyarlanmıştır. Bu çalışmada Molière’in L’Avare adlı komedisinin Ahmet Vefik Paşa ve Teodor Kasap tarafından uyarlanması sürecinde oluşan farklılıkların ortaya konulması amaçlanmıştır.

  • ArticleAçık Erişim2025
    Sürekli değişen nasıl tanımlanabilir? modern şiiri tanımlamanın imkânları, sınırları ve sorunları

    Çetin, Mehmet Akif

    Şiir tarih boyunca farklı şekillerde var olmuş, form ve içerik olarak çok farklı niteliklere sahip yüz binlerce metin şiir adı verilen tek bir kavramla karşılanmıştır. Şiirin değişken bir tür olması nedeniyle değişen şiir anlayışlarıyla birlikte geçmişte yapılan şiir tanımları bir süre sonra geçerliliğini yitirmiştir. Böylece her yeni şiir anlayışıyla birlikte yeni bir tanım mecburiyeti ortaya çıkmıştır. Ancak yeni şiir tanımları da kolayca eskimiş, kendinden sonra gelen şiirleri tanımlama kabiliyetini kaybetmiştir. Dolayısıyla şiir söz konusu olduğunda değişim sürekli olduğu için daima onu tanımlamaya çalışanlar var olmuştur. Böylece birbirinden farklı çok sayıda şiir tanımı ortaya çıkmıştır. Bu makale tarih boyunca sürekli yenilenen şiirin geldiği son noktada onu tanımlamanın imkânlarını araştırmaktadır. Tanımlamaların sınırları ve tanımlamalar sırasında ortaya çıkan sorunlar çalışmanın cevap aradığı sorular arasındadır. Bu bakımdan sözlüklerde, ansiklopedilerde ve edebiyat terimleri sözlüklerinde yer alan şiir tanımları incelenerek söz konusu tariflerin kapsam alanları tartışılmış ve şiir tanımlarının birbirleri ile ne derece örtüştükleri incelenmiştir. Şairlerin yapmış oldukları poetik şiir tanımları ele alınmış ve onlar aracılığıyla şiir tanımlarının öznelliği ve tarihselliği vurgulanmıştır. Ayrıca poetik tanımların şiiri bir kavram olarak tanımlamaktan ziyade genellikle şairin şiir anlayışını yansıtmak amacıyla üretildiği görülmüştür. Şiiri tanımlamaya çalışanların yanı sıra Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Ece Ayhan ve İlhan Berk gibi bazı modern şairler ise şiirin tanımlanamayacağını öne sürmüşlerdir.

  • ArticleAçık Erişim2024
    Edip cansever’in alev ebüzziya’ya mektuplarında sıkıntı üzerine

    Çetin, Mehmet Akif

    Yazarların, şairlerin mektupları edebiyat tarihi açısından önemli belgelerdir. Mektuplar kimi zaman bir eserin oluşumuna etki eden unsurlar hakkında, kimi zaman sanatçıların ruhsal durumlarına, özel yaşamlarına, gündelik alışkanlıklarına dair bilgiler barındırabilir. Bu türden bilgiler edebî eserleri ve sanatçıların poetikalarını açıklamak için işlevsel rol oynayabilir. Edip Cansever’in Alev Ebüzziya’ya yazdığı mektuplar şairin gündelik yaşam alışkanlıklarının yanı sıra onun sanatını besleyen unsurlara ilişkin oldukça fazla malzeme barındırır. Bu noktada mektuplarda sıklıkla dile getirilen sıkıntının Edip Cansever’in günlük yaşamında ve sanatında etkili olduğu söylenebilir. Edip Cansever’in mektuplarında hem iç sıkıntısından söz ettiği hem de sıkıntı üzerine düşünce ürettiği görülür. Cansever’in söz ettiği sıkıntılar genellikle belirli somut bir nedene dayanmayan içsel sıkıntılardır. Bu türden varoluşsal sıkıntılar düşünürler ve araştırmacılar tarafından genellikle modernite ve modern bireyle ilişkilendirilir. Modern birey geçmiş kuşaklardan farklı olarak varoluşsal sıkıntıyı deneyimlemiştir. Ayrıca pek çok sanatçı ve düşünür sıkıntının yaratıcı düşünce ve üretimle doğrudan ilişkili olduğunu öne sürmüştür. Bu sav Edip Cansever ve onun edebî üretimi için de geçerlidir. Edip Cansever’in mektuplarında görüldüğü üzere sıkıntı yaşam boyu onun peşini bırakmamıştır. Cansever sıkıntısını zaman zaman edebî üretime dönüştürmüş, sıkıntıyı kendisinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. Bu makalede Edip Cansever’in mektuplarından hareketle derin/içsel/varoluşsal sıkıntısının kaynakları ve bu sıkıntının sanatsal üretimiyle ilişkisi tespit edilmeye çalışılmıştır.

  • ArticleAçık Erişim2024
    Evrensel Hukuk İlkeleri Bağlamında Franz Kafka’nın Dava’sı

    Sahin, Can

    Modern karşılaştırmalı edebiyat biliminin çalışma alanlarından birisi de edebiyatın diğer bilimlerle etkileşimi, alışverişi ve ortaklığıdır. Bu çalışmada edebiyat hukuk ilişkisine örnek olarak Alman edebiyatçısı Franz Kafka’nın Dava (Der prozess) adlı romanı, hukuk perspektifinden incelenmiştir. Franz Kafka, “bilinen gerçeklikten uzaklaşma” anlamına gelen “Kafkaesk” tarzı ile Dünya edebiyatında yazma stili yazarın kendi adıyla anılarak edebî bir kavrama dönüşen tek yazardır. Hukukçu kimliği olan Kafka, hukuk birikimini edebî eserlerine konu edinmiştir. Kafka’nın, üzerinde en çok durduğu konular; yargı sisteminin aksayan yönleri, kanunların uygulanması esnasında yaşanan hukuksuzluklar, hakkını arayan insanların çırpınışlarıdır. Dava romanında, ulaşılamayan ve sorgulanamayan bir otorite tarafından hukuka aykırı bir eylemi olmaksızın müphem bir suçlamayla karşı karşıya kalan, tutuklanan ve özgürlüğü elinden alınan Josef K.’nın hukuk adına alt üst edilen hayatı ve hukuksuzluk karşısındaki hukuk mücadelesi anlatılır. Dava romanında suçun niyetle ilişkilendirildiği, suçtan çok suçluya odaklanan, suçu belirtilmeyen sanığın suçsuzluğunun ispatını talep eden yani sanığın suçu kovaladığı absürt bir hukuk sistemi yürürlüktedir. Dava romanında hukuk, görünmezlik ağıyla çevrilmiştir: Suç, iddianame, duruşma, hâkim, savcı, avukat görünmez. Bu yönüyle Dava romanı, hukukun rafa kaldırıldığı, keyfi, otoriter, totaliter rejimlere dair bir öngörü ve eleştiri olarak okunabilir. Bu çalışmada, Kafka’nın Dava’sında yer alan hukuksuzluklar evrensel hukuk ilkeleri bağlamında tespit edilip hukuksuzluğa dönük eleştiriler ortaya konulmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ArticleAçık Erişim2024
    Tone and mien in poetry

    Can, Adem

    The concept of tone, which exists in all arts, is ambiguous in poetry. For this reason, it has not received much attention in poetry analysis and criticism. It is not taken into consideration enough in Turkish literature. In fact, it exists under other names in classical Turkish arts. It is especially well known in classical Turkish music. However, in poetry, it is rarely expressed with different words and word groups. After Tanzimat, it was subjected to some classifications within the framework of rhetoric. Although the concept is old, the word ‘ton’ has entered Turkish language recently. In fact, the word of tone originates from ancient Greek. It entered Turkish from French in the early 20th century. In the Turkish dictionaries where it appeared for the first time, it was not translated verbatim, but equivalents appropriate to the concept of the word were sought. One of the most accurate equivalents found is the word mien. This word could not replace the Word of tone later on. Thus, the words tone and mien have survived to this day, partially differentiated in terms of their conceptual meanings. Today, they have become two key concepts that complement each other in studies on poetry. If these concepts are clarified, they will make a significant contribution to the analysis and criticism of poetry. They are already among the founding elements of poetry. The purpose of this article is to draw attention to the importance of intonation in poetry by clarifying the concepts of tone and mien as much as possible.

  • ArticleAçık Erişim2024
    Gayri Resmi Hurrem Oyunu Üzerine Yeni Tarihselci Bir Okuma

    Sahin, Can

    1980 sonrası Türk tiyatro edebiyatının önemli dram yazarlarından Özen Yula, resmi tarihle hesaplaşma içerisinde tarihi kişilikleri konu edindiği oyunlarıyla tanınmaktadır. Bu çalışmada Yula’nın Gayri Resmi Hurrem oyununun Yeni Tarihselcilik kuramı bağlamında çözümlemesi yapılmıştır. Yeni Eleştiri ve Yapıbozumculuk gibi biçimci eleştirilere tepki olarak ortaya çıkan Yeni Tarihselcilik kuramı, aynı döneme ait edebî olan ve olmayan metinlerin paralel okunmasına dayanan bir edebiyat eleştirisidir. Bu çalışmada Gayri Resmi Hurrem tiyatrosu ve o dönemi anlatan tarih kitapları Yeni Tarihselcilik kuramı bağlamında paralel bir okumaya tabi tutulmuştur. Postmodern anlayışla kaleme alınan oyun Hürrem Sultan’ın hayatına dair resmi tarihte yer alan klişe ve kalıp yargıların kendi ağzından sorgulaması üzerinedir. Oyun, tarihi bir kişiliğin hayatındaki bazı kesitlerin masal tarzı bir kurgu ile yeniden yazılmasıdır. Yula’nın Gayri Resmi Hurrem oyunuyla resmi söylemi sorgulamaya tabi tuttuğu, tarihsel gerçeklikleri tartışmalı hâle getirip yeniden düşünmeye davet ettiği, tarihi yapıbozuma uğrattığı söylenebilir. Yula, okuru ve izleyiciyi doğru bildiği birtakım tarihsel gerçekliklere şüphe ve ihtiyatla yaklaşmaya davet eder. Gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği bu oyunda tarihin kurgusallığı ve metinselliği vurgulanır. Oyuna dâhil edilen ve tarihsel gerçekliği olmayan kurgusal eklentiler tarihi metinlerin yazımındaki öznelliğe dikkati çekmektedir.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-21T10:22:01.871556601Z
dc.date.available2026-10-21T10:22:01.871556601Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28164
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleYeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalıtr
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codefef-turk-dili-yeni-turk-edebiyati
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\byeni turk edebiyati anabilim dali\b