Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(4)

Birim yayınları

14 →
  • ArticleAçık Erişim2026
    Caz Müzisyenliğinden Sosyolojik Tahayyül’e: Howard S. Becker’in Sanat Sosyolojisinde Bireysellik ve Kolektivite

    Düzcan, Ebubekir

    Amerikalı sosyolog Howard S. Becker, sosyoloji literatürüne kazandırdığı kavramlar ve sahaya dayalı araştırma üslubuyla, sanatın toplumsal örgütlenmesini açıklamada hâlâ temel başvuru noktalarından biridir. Bu makale, Becker’in caz müzisyeni olarak edindiği kişisel iş deneyiminin onun sosyolojik tahayyülünde nasıl kurucu bir rol oynadığını ve bu deneyimin “sanat dünyaları” yaklaşımında merkezileşen kolektif eylem mantığını nasıl beslediğini analiz eder. Becker’in sanat üretimini tekil yaratıcı yeteneklerden çok iş bölümü, iş birliği ve karşılıklı bağımlılık üzerinden okuması; sanat sosyolojisine, eseri mümkün kılan görünmez emek ve koordinasyon biçimlerini izlemeye dönük güçlü bir metodolojik hat sunar. Makale ayrıca Becker’in “sanatı iş olarak düşünme” ısrarının meslekler sosyolojisine katkısını vurgular. Profesyonelleşme, uzmanlık iddiaları, kariyer yolları, şöhretin üretimi ve inanılırlık hiyerarşileri, sanat dünyaları içinde pazarlık edilen mesleki düzenekler olarak ele alınır. Bu çerçeve, atölye, stüdyo, sahne, galeri ve dijital platformlarda işleyen rutinleri ve konvansiyonları etnografik olarak takip etmeyi önerir; böylece bir eser, farklı meslek grupları arasında kurulan koordinasyonun çıktısı olarak görünür olur. Ayrıca Becker’in bütünleşmiş profesyonel, uyumsuz, halk ve naif sanatçı ayrımı, mesleki sınır çalışmasının nasıl kurulduğunu; kimin meşru üretici sayıldığını ve emeğin hangi koşullarda görünmezleştiğini tartışmak için somut bir araç sağlar. Sonuç olarak çalışma, Becker’in kişisel olan ile kolektiviteyi birleştiren yaklaşımının hem sanatın toplumsal üretimini hem de mesleklerin gündelik örgütlenmesini birlikte kavramak için verimli bir analitik çerçeve sağladığını ileri sürer.

  • ArticleAçık Erişim2026
    Oyunbaz Modernite: Geç Osmanlı Edebiyatında Alegorik Çocuk Oyunları

    Düzcan, Ebubekir

    Bu makale, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e uzanan edebî metinlerde çocuk oyunlarını, yetişkin dünyasının normlarını, hiyerarşilerini ve çatışmalarını alegorik biçimde sahneleyen toplumsal pratikler olarak ele almaktadır. Çocuk oyunları, bu çalışmada masum ya da yalnızca gelişimsel etkinlikler olarak değil; modernleşme sürecinde şekillenen toplumsal düzenin çocuk bakışıyla yeniden üretildiği ve sorgulandığı özgül sahneler olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu yaklaşım, çocukluğu, klasik sosyolojik yaklaşımlardaki gibi edilgen bir geçiş evresi yerine, yeni çocukluk sosyolojisi çalışmalarında olduğu gibi toplumsal anlamın kurulduğu etkin bir deneyim alanı olarak düşünmeyi mümkün kılar. Çalışma, oyunu kültürün kurucu bir biçimi olarak tanımlayan Johan Huizinga’nın yaklaşımı ile gündelik etkileşimi rol, performans ve sahneleme kavramları üzerinden okuyan Erving Goffman’ın mikro-sosyolojik teorik perspektifini bir araya getirerek, çocuk oyunlarının hem tarihsel hem de etkileşimsel boyutlarını görünür kılmayı amaçlar. Bu çerçevede makale, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet bağlamında kaleme alınmış beş edebî eseri incelemektedir: Aşk-ı Memnu, Falaka, Küçük Paşa, Leonis ve Sınıf Arkadaşları. Bu eserlerde çocuk oyunları; sınıf ilişkileri, otorite biçimleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve siyasal düzenle iç içe geçmiş sahneler olarak ortaya çıkar. Oyun, kimi zaman okulda disiplinin, kimi zaman konak ya da mahallede hiyerarşinin, kimi zaman da tarihsel kırılmaların çocuk bedeninde ve hayal gücünde nasıl deneyimlendiğini ve yetişkin dünyasının çocuk oyunlarında nasıl alegorik bir düzlemde yer bulduğunu açığa çıkarır. Bu bağlamda çocuklar, yetişkin rollerini basitçe taklit etmekle yetinmez; bu rolleri sadeleştirir, yoğunlaştırır, dönüştürür ve zaman zaman parodileştirerek toplumsal düzenin kırılganlığını görünür kılar. Makale, çocuk oyunlarını modernitenin gündelik hayata nasıl yayıldığını deşifre eden eleştirel bir mercek olarak okumayı önerir; bu okumanın edebiyat incelemeleri ile çocukluk sosyolojisi arasında üretken bir diyalog kurabileceğini savunur ve çocuk bakışının toplumsal çözümleme açısından sunduğu özgül imkânlara dikkat çeker.

  • ArticleAçık Erişim2023
    Madunların kültürel eylem ve beden politikası: taktik, karnaval ve ihlal

    Arpaci, Murat; Bakioğlu, Akın

    Tahakküm ve tabiiyet arasındaki ilişkiler siyasal olduğu kadar kültürel bir bağlama sahiptir. Bu kültürel bağlam, iktidarın rıza üretme mekanizmalarını içerdiği kadar tabi olanlara da karşı-eylem araçları sunabilmekte ve mikro-politikalar geliştirebilmelerine olanak tanıyabilmektedir. Madun gruplar, tarihsel olarak aşina oldukları kültürel zeminlerde ve gündelik hayatın sıradan alanlarında bu mikro-politikaları üreterek tahakkümü aşındırma gücüne sahiptirler. Mizah, kahkaha, dil oyunları, ironi ve sembolik tersine çevirmeler bu mikro-politik araçların bazılarıdır. Dolayısıyla madunlar, tahakküm-tabiiyet ilişkisini bozmak için alışılmış politik araçlardan farklı olarak çeşitli taktikler, semboller, ihlal ve direniş biçimleri yaratabilmektedirler. Bu mikro politikalar, Michel De Certeau'nun taktik, James C. Scott'un tahakküm altında söz ve Mikhail Bakhtin'in karnaval kavramı aracılığıyla ele alınmaktadır. Bu kavramlar, madunların tahakküm mekanizmalarına karşı geliştirdikleri kültürel eylemleri, düşünme biçimlerini ve politik dili ifade etmektedirler. Bu eylem biçiminde kültür ve kolektif ritüeller, ihlalin sembolik araçlarını sağlarken beden, tahakkümü kırılganlaştıran bir direniş yüzeyi sunar. Bu eylem biçimi, tahakküm edenin kendi sahasında onu içeriden aşındıran örtük bir güce sahiptir ve kültürel direnişin bir beden politikası olarak icrası olarak tanımlanabilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ArticleAçık Erişim2022
    Klasik Elit Teorisyenlerinde Makyavelist İzler

    Yalçın, Muhammed Akif

    Bu çalışmanın amacı Siyaset sosyolojisi disiplini içerisinde ele alınan elit teorileri ve seçkinci yaklaşımların klasik temsilcileri olan Pareto, Mosca ve Michels’in yaklaşımlarına İtalyan düşünür Machiavelli’nin etkisini incelemektir. Siyasal açıdan yönetim biçimlerini şekillendiren, çoğunluk-azınlık ilişkileri, güçlü ve etkili olanın yönetimde sahip olduğu pay, iktidarın toplumsal kabulünü sağlayan nedenler ve bu nedenlerin meşrulaştırılması elit teorilerinin kapsamına girmektedir. Elit teorisyenlerinin üzerinde durduğu bazı kavramlar Machiavelli’nin öğretilerinde ileri sürdüğü temel kavramlarla ilişkilidir. Bu kavramlar ve kullanıldığı bağlamlar güçlü olmaya, kurnaz olmaya ve sahip olunan statünün korunmasına vb. ilişkindir. Makyavelist tutum ve yöntemlerin elit teorilerinin oluşumundaki etkilerinin incelenmesinin, klasik elit yaklaşımlarının farklı bir perspektiften irdelenmesine imkân vereceği düşünülmektedir. Sosyolojik bir kavram olarak irdelenen “eşitsizlik” ve buna bağlı olarak temellenen “tabakalaşma” kavramının siyasal alandaki izdüşümünün elit teorilerinin yardımıyla incelenmesi hem sosyoloji hem de siyasal bilimler açısından önemlidir. Zira seçkin-elit yaklaşımların arka planındaki Makyavelist felsefe siyasal tabakalaşmanın sistematiğinin ana hatlarını aydınlatmaktadır. Bu çalışmada birincil ve ikincil kaynakların incelendiği ve düşünürlerin görüşlerinin karşılaştırmalı olarak sunulduğu bir yöntem benimsenmiştir. Dolayısıyla öncelikle Machiavelli’nin eserlerinde ileri sürdüğü görüşlerinden hareket edilerek teorik arka plana dair bilgi verilmiştir. Ardından yukarıda isimleri geçen düşünürlerin elit teorilerine yaptıkları katkıları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.

  • ArticleAçık Erişim2022
    Childhood at the birth of cinema: early cinema as a visual threshold

    Düzcan, Ebubekir

    This article discusses the early cinema period around its relationship with childhood. The period known as the birth of cinema or early world cinema between the years 1895-1920 is in a strong interaction with both child images and child audiences. On the other hand, this period can be considered as an important threshold within the historical context of childhood. The internationally acclaimed children's star series have won the admiration of not only child audiences but also adult audiences. The fact that movies featuring child stars appeal to both children and adults means that the categories of "childhood" and "adulthood" are getting closer. This is based on the common viewing experience of children and adults in the same movie theater. As a result, "adult" features may appear in child stars, while many adult stars have "childlike" features.

  • EditorialYalnız künye2021
    Between the Contrasts of Children's Bodies Innocence, Evil and Autonomy

    Arpaci, Murat; Düzcan, Ebubekir

  • ArticleAçık Erişim2021
    Zıtlıklar Arasında Çocuk Bedeni Masumiyet, Kötülük ve Özerklik

    Arpaci, Murat; Düzcan, Ebubekir

    Bu çalışma, çocuk bedeninin tarihsel süreç içerisinde nasıl kategorize edildiğini ortaya koymaktadır. Tarih boyuncaçocuk bedeniyle ilgili tartışmalar, çocuklukla ilgili tanımlamaları da etkilemiştir. Orta Çağ’da çocukluğun, günümüzdeki gibiyetişkinlikten ayrı bir kategori olarak değerlendirilmediği iddiası, tarihçiler tarafından çocuk bedeniyle ilgili algılar (kılıkkıyafet, yaş vb.)ölçüsünde temellendirilmiştir. Çocuk bedenini kronolojik bir dönemle sınırlı tutma ya da yetişkinliğin doğalyansıması olduğu düşüncesi, çocukluğun masumiyetten kötülüğe geniş bir alana yayılan zıt pratiklerini kavramayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çocukların pratiklerini daha iyi analiz etmeyi sağlayan teorik araçlar olarak Pierre Bourdieu’nünkullandığı “alan”, “sermaye” ve “habitus” kavramları önerilmektedir. Bu sayede çocuk bedeni ve çocuk dünyasının ilişkiselbir bakış açısıyla tartışılması amaçlanmaktadır. Bourdieu’ye göre “habitus”, çocukluk alanında başlar ve çocukluk, algı, düşünce ve pratikleri yapılandıran toplumsallığın merkezindedir. Çocukluk habitusu başta aile ve okul olmak üzere bedeneyönelen kurumların pratikleri ile inşa edilir. Bu inşa ile eş zamanlı olarak çocukluk, yetişkinlere ait dünyadan “özerk biralan”da bulunur ve aktif bir özne olarak toplumsallaşır. Araştırma, tarih boyunca çocukluğun masumiyetten kötücüllüğebirbirinden zıt şekilde anlamlandırıldığından hareket ederek çocukluğun sosyolojik potansiyelinin Bourdieu’nün “özerkalan” kavramsallaştırmasıyla analiz edilebileceğini önermektedir.

  • Review ArticleYalnız künye2020
    Pıerre bourdıeu’nün sosyolojisinde beden, cinsiyet ve cinsellik

    Arpaci, Murat

    Bu çalışma Pierre Bourdieu’nün sosyolojinde beden, cinsiyet ve cinsellik kavramlarının yerini tartışmaktadır. Bourdieu’nün sosyolojisinde bedenin yeri, sınıfsal konumların bedensel algı ve pratiklere işlenmesi olarak çerçevelendirilebilir. Bireylerin gündelik hayatta başvurduğu zihinsel şemalar, sınıf kültürünün eylemleri yapılandırmasıyla oluşan yatkınlıklar, tercihler ve beğeniler bedenlerde cisimleşirler. Bu bağlamda Bourdieu’nün sosyolojisinde beden, toplumsal yapıları okuyabileceğimiz en önemli yüzeydir. Beden sosyolojisine Bourdieu’nün bir başka teorik katkısı bu literatürdeki kültür ve iktidar odaklı teorik hatları birleştirmiş olmasından gelmektedir. Sınıf kültürü ile bireysel yatkınlıklar arasındaki ilişkileri çözümleyen Bourdieu, bedenin kültürel kodlarının oluşmasında sınıf temelli tahakkümün rolüne dikkat çekmiştir. Onun teorisi sınıf eşitsizliklerini beden üzerinden sosyolojinin gündemine tekrar getirme perspektifine yaslanmaktadır. Nitekim Bourdieu, sosyoloji tarihine özgün katkıları olarak değerlendirilen habitus, eril tahakküm, kültürel sermaye ve sembolik şiddet gibi kavramlarını kültür ve iktidar arasındaki ilişki üzerinden teorileştirmiştir. Bu üç teorik kavramın en önemli ortak özelliği beden üzerinde işleyen tahakkümü göstermeleridir. Bedene işleyen sınıf temelli tahakküm, cinsiyet ve cinsellik alanını da yapılandırır. Bu bağlamda cinsiyet normlarının ve cinsel farkın inşası ve cinsellik alanı, bedenselleşmiş toplumsal ayrımların izlerini taşırlar.

  • ArticleAçık Erişim2020
    Biocapitalism and body brokers: professionalisation of body trade today

    Arpaci, Murat

    This study discusses the relationship between neoliberalization and biopolitics based on two concepts: biocapitalism and body brokers. Biocapitalism refers to the integration of new biopolitical strategies that have emerged with the development of the biotechnology industry with the transformation of biological life into investment source in line with new neoliberal market targets. In this context, biocapitalism is the articulation of new neoliberalism and new biopolitics. Biocapitalism transforms the body into an investment source and commodifies it, in line with the demands of the industries and institutions that need biological materials. Today, the spread of organs, tissues and cadaver trade and its transformation into a global black market are the result of biocapitalism. Body brokers, who provides body, tissue and cadaver to the buyers of the body trade, is a new form of professionalisation that expresses all the economic tendencies of biocapitalism.

  • ArticleYalnız künye2019
    Gender, Evilness and Body: Cultural Construction of the Femme Fatale Image

    Arpaci, Murat

    This study discusses how the femme fatale image is constructed socially, politically and culturally. Femme fatale character which is the subject of works produced in many different literary and visual fields particularly painting, literature and cinema from the 19th century to these days, includes intellectual lines that enable us to discuss the gender regime and body policies of modern society. The construction of femme fatale has emerged as a product of the anxieties, fears and reflexes that the patriarchal structure has developed against female subjectivity that is more involved in public space with modernization. Through the discussions conducted around this image, traditional ideological tools that identify women's body with mystery, evilness and disaster have been reproduced and with these tools gender-based regulatory policies targeting women were tried to be given discursive legitimacy. In this respect, the femme fatale character has been represented as a feminine-other refered in a negative manner in the gender regime of patriarchal society. Firstly, the historical, political and cultural environment in which femme fatale image emerged was discussed and then the femme fatale representations in two works produced in this environment (Salomé and Pandora’s Box) were analyzed as samples.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-21T10:22:02.370992439Z
dc.date.available2026-10-21T10:22:02.370992439Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28169
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleGenel Sosyoloji Anabilim Dalıtr
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codefef-sosyoloji-genel-sosyoloji
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bgenel sosyoloji anabilim dali\b