Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(9)
Birim yayınları
20 →- ArticleAçık Erişim2026Mirasa Konu Tarım Arazilerinin Devrinde Benimsenen Ehil Mirasçı Modeli
Bölükbaşı, Özge
Tarım arazilerinin miras sebebiyle bölünerek küçülmesini engellemek maksadıyla kabul edilen ehil mirasçı modeli, klasik miras hukuku kurallarından ayrılan özel bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Ehil mirasçılık ülkemizde ilk kez Türk Medeni Kanunu’nun 659 ila 668. maddeleri arasında ve 2005 yılında yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda benimsenmiştir. Ancak 5403 sayılı Kanun’daki ya da Türk Medeni Kanunu’ndaki düzenlemeler, murisin ölümünden sonra tarım arazilerinin miras sebebiyle verimsiz küçük parçalara bölünmesini engelleyememiştir. Nihayet 2014 yılında 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kabul edilerek, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri yürürlükten kaldırılmış ve mirasa konu tarım arazilerinin devri 5403 sayılı Kanun kapsamında yeniden düzenlenmiştir. Böylece ehil mirasçı modeli Türk Miras Hukukunda önemli bir kurum halini almıştır. Çalışmamızda ehil mirasçı kavramı ve kapsamı, özellikle Türk Miras Hukukuna etkileri bakımından detaylı bir şekilde incelenecektir. Yargıtay kararları çerçevesinde, muris muvazaası başta olmak üzere, 6537 sayılı Kanun'la kabul edilen ehil mirasçı düzenlemelerinin uygulamada neden olduğu sorunlar üzerinde durulacaktır. Öte yandan bu modelin Anayasa ve AİHS’nde yer alan mülkiyet ve miras haklarına uyumu değerlendirilecektir. Bu yönleriyle çalışmanın literatüre katkı sunması amaçlanmaktadır
- ArticleAçık Erişim2025İsviçre Federal Mahkemesinin El Yazılı Vasiyetnamede İmza Şartına İlişkin 19.07.2023 Tarihli 5A_133/2023 Sayılı Kararının Değerlendirilmesi
Sayin, Ceren; Gürbüz, Elif Rumeysa
Bu çalışmada, İsviçre Federal Mahkemesi’nin 19.07.2023 tarihli 5A_133/2023 sayılı kararı incelenmektedir. Kararda, mirasbırakanın el yazılı vasiyetnamesinin başında sadece kendini tanıtmasının imza şartını karşılayıp karşılamadığı ve miras dairesine tevdi edilen zarf üzerindeki mirasbırakanın el yazısıyla yazdığı ad ve soyadının bu şartı yerine getirip getirmediği tartışılmıştır. Federal Mahkeme, kararda detaylı bir şekilde imzanın işlevi, konumu ve şekli ile ilgili eski içtihatlara atıf yaparak değerlendirmeler yapmıştır. Neticede, el yazılı vasiyetnamede mirasbırakanın yalnızca hitap niteliğinde ismini anmasının imza şartını karşılamadığına karar verilmiştir. Ayrıca kararda, zarfa büyük harflerle yazılan ad ve soyadın, vasiyetname ile zarf arasında yeterli bağlantıyı kurmadığı gerekçesi ile imzanın sahip olması gereken işlevleri taşımadığı hükme bağlanmıştır. Konuya ilişkin içtihatlar incelendiğinde, kural olarak İsviçre Federal Mahkemesi’nin ölüme bağlı tasarruflarda şekilsel katılığa riayet ettiği, şekil söz konusu olduğunda favor testamenti ilkesinin sınırlı uygulama alanı bulduğu ancak doktrinde son zamanlarda bu durumun eleştirildiği görülmektedir. Federal Mahkeme ise sıkı şekil şartlarının hafifletilmesini yargı kararlarıyla sağlamaktan ziyade bu konuyu yasama organına bırakmayı tercih etmektedir. Çalışmada, nihai olarak Federal Mahkeme ile aynı sonuca ulaşılmıştır. Bununla birlikte, ölüme bağlı tasarruflarda şekilsel katılığın hukuk güvenliğini temin etmedeki önemi dikkate alındığında, imzanın şekli ve konumu ile dış unsurların yorumlanmasında daha titiz bir inceleme yapılması gerektiği kanaatindeyiz.
- ArticleAçık Erişim2024Yapı denetim firmalarının deprem nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumluluğu
Bölükbaşı, Özge
Özet Yapı denetimi, can ve mal güvenliğini temin etmek maksadıyla, yapıların yürürlükteki yapı mevzuatına, mevcut standartlara ve teknik kurallara uygun olarak inşasının denetim yoluyla sağlanmasıdır. Denetimler, 29.06.2001 tarihinde kabul edilen 4708 sayılı “Yapı Denetimi Hakkında Kanun” gereği yapı denetim firmaları tarafından gerçekleştirilmektedir. 4708 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeler sebebiyle, daha ziyade yapı denetim firmalarının yapı malikine ve idareye karşı sorumlulukları tartışılmaktadır. Zira, Kanun’un üçüncü maddesinde firmaların, yapı denetimi hizmet sözleşmesi ile borçlandıkları denetim faaliyetlerine aykırı davranmaları halinde, yapı malikine ve idareye karşı verdikleri zararlardan hukuken sorumlu oldukları düzenlenmektedir. Oysa ki, yapıların sağlıklı ve güvenli inşası sadece yapı malikini değil, yapıdan zarar görme ihtimali olan herkesi ilgilendirmektedir. Özellikle firmaların özensiz ve eksik denetimi nedeniyle yapının depremde zarar görmesi, o yapı ile hukuki bağı bulunan kimseleri maddi ve manevi olarak etkilemektedir. Bu sebeple çalışmamızda, yapı denetim firmalarının, denetim faaliyetleri sebebiyle depremde hasar alan yapıların üçüncü kişilere verdiği zararlardan doğan hukuki sorumluluğunu araştırmak, bu sorumluluğa dikkat çekmek ve etki eden diğer halleri de göz önünde tutarak sorumluluğu her açıdan değerlendirmek amaçlanmaktadır.
- ArticleAçık Erişim2024Üst hakkının süresinden önce arazi malikine devri
Gürbüz, Elif Rumeysa
Üst hakkının süresinden önce arazi malikine devri, Türk Medeni Kanunu’nun 831. ve 833. maddeleri arasında düzenlenen, üst hakkı sahibinin bu haktan doğan yetkilerinin sınırlarını ağır şekilde aşması veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi durumunda arazi maliki tarafından başvurulabilecek hukuki bir yoldur. Kanun koyucu 1990 yılında getirmiş olduğu hükümlerle süresinden önce devri düzenleme altına almış olmasına rağmen bu müessese uygulamada doğru şekilde anlaşılamamıştır. Her şeyden önce süresinden önce devir, üst hakkının sona erme hallerinden birisi değildir. Zira devir durumunda üst hakkı sona ermemekte, malik lehine irtifaka dönüşmektedir. Ayrıca arazi malikinin, üst hakkının kendisine devrini isteyebilmesi için hak sahibine uygun bir bedel ödemesi gerekmektedir. Kusur, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi olarak dikkate alınmalıdır. Taraflar sözleşmeye, bedelsiz bir şekilde üst hakkının devredileceğine ilişkin bir kayıt koyarlarsa, süresinden önce devre ilişkin hükümlerin emrediciliğinin bir sonucu olarak sözleşmenin bu hükmü geçersizdir. Bedel taraflarca sözleşmede kararlaştırılmış ise uygun bedel olma şartını sağladığı takdirde geçerli kabul edilmelidir.
- ArticleYalnız künye2023Contractual Responsibility of Building Inspection Organizations to the Building Owner due to Damages Caused by the Earthquake
Nar, Ahmet
In earthquakes that occur in our country, many structures that were not built in accordance with the determined rules and standards are damaged. The main reason for earthquake-induced damages is the failure of those involved in the construction process (architects, engineers, workers, etc.) to comply with the determined rules and standards. For this reason, it is possible to reduce the destructive effect of an earthquake on buildings only by ensuring that those who take part in the construction process of the buildings act in accordance with these rules and standards. Until the Marmara earthquake in 1999, public institutions and organizations were inspecting whether the building was built in accordance with the aforementioned rules and standards. However, the damage caused by the Marmara Earthquake showed that the inspection was not effective and sufficient. For this reason, it was accepted as a principle that the building inspection should be carried out through the building inspection institutions to be established by people with expertise in this field. According to the Law on Building Inspection, the building inspection activity is carried out in accordance with the building inspection contract concluded between the building inspection institutions and the owner of the building. Building inspection organizations are obliged to the owner of the building to inspect whether the building has been built in accordance with the rules and standards stipulated in order to ensure the safety of life and property. Failure of the building inspection institutions to fully or duly fulfill their obligations arising from the construction inspection contract constitutes an act against the contract. The owner of the building, who has suffered damage due to the act contrary to the contract, may demand compensation from the building inspection company in accordance with the provisions of the contract.
- ArticleAçık Erişim2023Akıllı Sözleşmelerin Genel İşlem Koşulları Bakımından Değerlendirilmesi
Bölükbaşı, Özge
Akıllı sözleşmeler, blok zincirle oluşturulan ve aracı olmaksızın kendi kendini yürütebilen, gelecek için potansiyeli yüksek bir yazılım çeşididir. Akıllı sözleşmelerin kendiliğinden gerçekleşmesi, şeffaf ve güvenilir olması gibi özellikleri nedeniyle, önceden ve defalarca kullanılmak üzere programlandığı görülmektedir. Böylece sözleşmeler, bir kez programlanmasına rağmen, geniş kitlelere ulaşmakta ve standartlaşmaya önemli bir katkı sağlamaktadır. Standart sözleşme ilişkilerine ise, çoğunlukla “genel işlem koşulları” eşlik eder. Bu durumda, “akıllı sözleşmelerde kodlanan hükümlerin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesi mümkün müdür, “eğer bu mümkünse, akıllı sözleşmelerde genel işlem koşulları nasıl denetlenebilir” gibi sorular akla gelmektedir. Akıllı sözleşme kavramı ve sözleşmenin hukuki niteliği çok sayıda makaleye konu olduğundan; çalışmamızda ağırlıklı olarak bu soruların cevapları üzerinde durulacaktır.
- ArticleAçık Erişim2023Bağlantılı oyuncaklar özelinde çocuğun kişisel verilerinin cezai ve hukuki olarak korunması
Öztürk, Nurten; Gürbüz, Elif Rumeysa
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler hayatın her alanında değişiklik ve yenilikleri de beraberinde getirmektedir. İnternet üzerinden ilişkilendirilen nesnelerin bir türü olan ve Wi-Fi, bluetooth veya hücresel ağlar gibi aracılarla internete bağlanan bağlantılı oyuncaklar da günümüz dünyasında çocukların yeni nesil oyuncakları haline gelmiştir. Eğlence, eğitim ve sağlık gibi pek çok alanda ve farklı amaçlarla kullanılan bu tür oyuncaklar, kişisel verilerin korunması hususunda da ayrı bir öneme sahiptir. Nitekim bu tür oyuncaklar çocuk, ebeveyn ve üçüncü kişilerin kişisel verisine ulaşabilecek niteliktedir. Kişisel verilerin korunması hususu, hukukun farklı alanlarının kesişim noktasında bulunmaktadır. Bu kapsamda gerek uluslararası hukuk belgelerinde gerekse iç hukukta farklı düzenlemelerle kişisel verilerin korunması amaçlanmaktadır. Bu nedenle Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği belgeleri ile birlikte iç hukuktaki durumun incelenmesi gerekmektedir. Çalışmada bağlantılı oyuncaklar özelinde çocuğun kişisel verilerine yönelik tehlikeler ve bundan korunma bakımından ulusal ve uluslararası düzenlemeler ele alınacaktır. Kişisel verilerin korunmasında rıza kavramı özel bir öneme sahiptir. Bu nedenle rızayı ayrıca ve çocuklar özelinde ele alan “Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü” ile Türk hukukunda rıza hususu karşılaştırmalı olarak incelenecektir.
- ArticleAçık Erişim2023Müteselsil Kefalet ile Müteselsil Borçluluk Kurumlarının Karşılaştırılması
Bulut, Meltem
Kişisel teminat sözleşmeleri alacaklıya şahsi bir güvence sağlayarak teminat verenin borçlunun borcundan dolayı tüm malvarlığı ile sorumlu olmasını ifade eder. Bu kapsamda, kefalet sözleşmesi uygulamada en çok rastlanan kişisel teminat sözleşmesidir. Bununla birlikte müteselsil borçluluk da alacaklının alacağını güvence altına alan kişisel teminat sözleşmeleri arasında yer alır. Ortak noktaları, alacaklıya teminat sağlamak olan bu iki kurumun düzenleniş amaçları birbirinden farklıdır. Müteselsil kefalet ve müteselsil borçluluğun ayrımı bakımından özellikle aslilik fer'ilik ve talilik kıstasları önem taşımaktadır. Zira iki kurumun ayrımı, bu kıstaslar doğrultusunda ortaya çıkan farkları ifade etmektedir.
- ArticleAçık Erişim2022İrtifak Hakkının Feragat Dolayısıyla Tapu Sicilinden Terkini
Nar, Ahmet
Feragat, hak sahibinin hakkını bir başkasına devretmeden ve yeni bir hak oluşturmadan tek taraflı bir hukuki işlemle sona erdirmesidir. Feragat, hakka doğrudan doğruya etki ettiği (hakkı sona erdirdiği) için bir tasarruf işlemi niteliğindedir. Bu sebeple feragat beyanında bulunan kişinin, feragat edilen hak bakımından tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Haktan feragatin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için, kural olarak, hak sahibinin feragat iradesini herhangi bir şekilde açıklaması yeterlidir. Ancak, taşınmaz üzerindeki ayni haklardan feragatin hüküm doğurması için sadece feragat iradesinin açıklanmış olması yeterli değildir. Feragatin beklenen etkiyi ortaya çıkarması için ilk olarak, irtifak hakkı sahibinin feragate yönelik iradesini yazılı olarak tapu memuruna yöneltmesi gerekir. Tapu memuruna yazılı olarak yöneltilmeyen, yani sicil dışı gerçekleşen feragat beyanı, irtifak hakkını maddi veya şekli bakımdan sona erdirmez. Ayrıca, irtifak hakkından feragat (terkin talebi) bir hukuki sebebe dayanıyorsa, hukuki sebebin de geçerli olması gerekir. Son olarak ise, irtifak hakkının feragat yoluyla terkininden olumsuz etkilenen hak sahipleri varsa, onların da rızaları alınmalıdır. Söz konusu unsurların gerçekleşmesi halinde, tapu memurunun irtifak hakkını tapu sicilinden terkin etmesi mümkündür. Feragat edilen irtifak hakkının sicilden terkin edilmesi hakkı sona erdirmektedir. Bu nedenle, gerçekleştirilen terkin kurucu niteliktedir.
- ArticleYalnız künye2022Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kefilin Kefalet Sözleşmesini Temsilci Aracılığı ile Yapması(*)
Akartepe, Alpaslan
Kefalet sözleşmesi, kefil ile asıl alacaklı arasında yapılan bir kişisel teminat sözleşmesidir. Kefil, kefalet sözleşme- sinin tarafı olarak adı geçen sözleşmeyi bizzat yapmak yerine, temsilci vasıtasıyla da yapabilir. Vesayet altındaki kişinin yasal temsilcisi, vasidir. Türk Medeni Kanunu’nun m.449 hükmü, vasinin yapamayacağı hukuki işlemler arasında kefalet sözleşmesi de sayılmıştır. Dolayısıyla vasi, vesayet altındaki kişinin kefil olarak yer alacağı bir kefalet sözleşmesini onun adına yapamayacaktır. Velayet hakkından doğan yasal temsil yetkisinde de benzer bir durum söz konusudur. İradi temsil halinde, kefil temsilci aracılığı ile kefalet sözleşmesi yapmak isterse, temsilcisini kefalet sözleşmesi yap- ma hususunda özel olarak yetkilendirmiş olması gerekir. Kefilin, temsilciye kefalet sözleşmesi yapmak için vereceği yetki, Türk Borçlar Kanunu’nun m.583/f.I hükmünde belirtilen şekil şartlarına da uygun olmalıdır (TBK m.583/f.II). Ayrıca, evli olan kefilin kefalet sözleşmesini temsilci aracılığı ile yapmak istemesi halinde, eşinin rızasının alınması da gerekir. Geçerli bir özel yetkiye sahip olan temsilci, kefalet sözleşmesini Kanunda öngörülen şekil kurallarına uygun olarak yapmalıdır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-21T10:22:10.650802154Z | |
| dc.date.available | 2026-10-21T10:22:10.650802154Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28260 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Medeni Hukuk Anabilim Dalı | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | hukuk-ozel-hukuk-medeni-hukuk | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \bmedeni hukuk anabilim dali\b |

