Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleYalnız künye2026
    Diabetes Mellitus, Hipertansiyon ve Hiperlipidemi Bilgi Aracının Psikometrik Özelliklerinin Değerlendirilmesi

    Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl; Demir, Halil

    Amaç: Diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi, genellikle birlikte ortaya çıkan ve bir araya geldiklerinde kardiyovasküler riski katlanarak artıran, birbiriyle yakın ilişki içindeki kronik hastalıklardır. Bu çalışmanın amacı, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemiye yönelik bilgi düzeyini aynı anda ölçebilen kapsamlı bir bilgi aracının psikometrik özelliklerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini 384 hasta oluşturmuştur. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre bilgi puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre, ulusal literatüre geçerliği ve güvenirliği yüksek bir ölçek kazandırılmıştır. Elde edilen psikometrik bulgular, ölçeğin orijinal formunda rapor edilen yapı ve güvenirlik değerleri ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca bilgi düzeylerinin bazı sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kadınların diabetes mellitus, genel konular ve toplam bilgi puanları erkeklerden yüksek bulunmuştur. Bekârlar ilaç bilgisi ve toplam puanda evlilerden; lise altı eğitim grubundakiler ise hipertansiyon, hiperlipidemi ve toplam bilgi puanlarında lise ve üzeri eğitim grubundakilerden anlamlı düzeyde yüksek puan almıştır. Yaş, gelir ve eşlik eden diğer kronik hastalıklar ile bilgi puanları arasında ise anlamlı herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Bu bulgular, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi bilgi düzeylerini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarında sosyodemografik özelliklerin dikkate alınmasının önemli olduğunu göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Sağlık kurumlarında ekosentrik liderlik: türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl

    Ekosentrik liderlik, liderliği ve karar verme süreçlerini çevre ve sürdürülebilirlik odaklı perspektife yerleştiren bir liderlik yaklaşımını ifade etmektedir. Bu liderlik tarzı, sadece örgütün kârını değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etkileri de dikkate almaktadır. Bu çalışmada Ekosentrik Liderlik Ölçeği’nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda veriler, İstanbul’da faaliyet gösteren bir özel hastanede görev yapan 234 sağlık çalışanından yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen verilerle ölçeğin yapı geçerliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, zaman göre geçerlilik için test-tekrar test, korelasyon analizi ve güvenirlik için iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ölçek tek faktörlü yapıyla iyi uyum indeksleri göstererek orijinal ölçek ile benzerlik göstermiş, böylelikle sağlık kurumları alanında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı Türkçe literatüre kazandırılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Birinci Basamak Sağlık Hizmeti Alan Hastalarda Hasta Merkezli İletişim Düzeyinin Sağlık Hizmeti Kullanım Sıklığı ve Hekime Güven Üzerine Etkisi

    Çakmak, Cuma; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl

    Hasta merkezli iletişim; hastaların ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve değerlerinin dikkate alındığı, karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişim modelidir. Hastaların, kendilerini anlayan ve ihtiyaçlarına duyarlı olan bir hekimle karşılaştıklarında, sağlık sorunlarını ihmal etme olasılıkları azalır. Sağlık hizmeti kullanım sıklığı, hastaların belirli bir süre içinde sağlık hizmetlerine ne kadar sık başvurduğunu ifade eder. Bu, birinci basamak sağlık hizmetleri düzeyinde genellikle aile hekimi ziyaretleri, düzenli kontroller, reçete yenilemeleri, aşılar ve rutin taramalar gibi hizmetleri kapsar. Güven, hasta-hekim ilişkisinin temel taşlarından biridir. Hekime güven, hastaların tedavi önerilerine uymasını, sağlık bilgilerini paylaşmasını ve genel olarak sağlık hizmetlerine olumlu bir tutum geliştirmesini sağlar. Güçlü bir güven bağı, tedavi süreçlerinin etkinliğini artırır ve hastaların sağlık sonuçlarını iyileştirir. Bu kapsamda çalışmada, birinci basamak sağlık hizmeti alan hastalarda hasta merkezli iletişimin sağlık hizmeti kullanım sıklığı ve hekime güven üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma evrenini Erzincan il merkezindeki bir aile sağlığı merkezine kayıtlı hastalar oluşturmuştur. Çalışmada örneklem büyüklüğü hesaplanarak evrene genellenebilir sonuç elde edebilmek için minimum 385 kişiden veri toplanması gerektiği belirlenmiş ve yüz yüze görüşme yöntemi ile aile sağlığı merkezine başvuran toplam 385 kişiye anket uygulanarak veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların hasta merkezli iletişim ve hekime güven düzeylerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc çoklu karşılaştırma testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, medeni durum, gelir, çocuk sayısı, çalışma durumu, eğitim gibi değişkenlerle hasta merkezli iletişim ve hekime güven arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek için hasta merkezli iletişimin hekime güven ve hizmet kullanım sıklığı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla doğrusal regresyon ve multinomial lojistik regresyon analizleri kullanılmıştır. Regresyon analizi, hasta merkezli iletişimin hizmet kullanım sıklığını ve güveni olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak hasta merkezli iletişimin, hastaların sağlık hizmeti sağlayıcılarına olan güvenini artırdığı; bu güvenin de hastaların tedaviye uyumunu ve genel sağlık sonuçlarını iyileştirdiği düşünülmektedir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular sağlık hizmeti sunumunda hasta merkezli iletişim stratejileri ile sağlık hizmeti sağlayıcılarının, hastalarla daha etkili ve kaliteli iletişim kurmalarının önemini vurgulamaktadır. Diğer taraftan hasta merkezli iletişim, hastaların hizmet sunucularına olan güvenlerini artırarak genel sağlık hizmetlerinin kalitesini ve tedaviye uyum sürecini de artırabilmektedir. Bu kapsamda sağlık politikaları şekillendirilirken, hasta merkezli iletişimi artırabilecek olan stratejilerin de dikkate alınması ve hasta ile hekim arasındaki iletişimi etkileyebilecek olumsuz faktörlerin belirlenip ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca hekimler ile diğer sağlık çalışanlarına hizmet içi eğitim programları gibi uygulamalarla etkili iletişim becerilerinin kazandırılması büyük önem arz etmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    The Mediating Role of Green Human Resources in the Relationship Between Sustainable Leadership and Green Innovation in Healthcare Institutions

    Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl

    The aim of this study is to determine the mediating effect of green human resources management on the relationship between sustainable leadership and green innovation in healthcare institutions. The study was conducted in hospitals belonging to a private healthcare group located in Istanbul. The sample of the study consists of 403 managers. According to the analyses, sustainable leadership positively affects green innovation and green human resources management. Furthermore, it was concluded that green human resources management has a partial mediating effect on the relationship between sustainable leadership and green innovation. These findings indicate that green innovation, green human resources management, and sustainable leadership are of critical importance for healthcare institution managers to achieve their environmental sustainability goals.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Sağlık harcamalarının belirleyicileri: bir kantil regresyon uygulaması

    Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl

    Bu çalışma sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve belirlenen bu faktörlere yönelik çözüm önerileri getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık harcamalarını etkileyen birçok faktör bulunmakla beraber çalışma kapsamında Dünya Bankası veri tabanından 2019 yılına ait 138 ülkenin gelir, eğitim harcamaları, alkol ve tütün kullanım oranları, 65 yaş üstü nüfus oranı, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmada, öncelikle klasik en küçük kareler regresyonu ve ardından kantil regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven düzeyi üzerinden yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kantil 0,25, kantil 0,50 ve kantil 0,75’te yer alan ülkelerde kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının ve 65 yaş üstü nüfus oranının artmasıyla kişi başına düşen sağlık harcamalarının da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Alkol ve tütün kullanım oranları, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı ile sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkiye ise rastlanmamıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2024
    Yatak kapasitesinin ve kamu sağlık harcamalarının hasta memnuniyet düzeyi üzerindeki etkisi: gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler örneği

    Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl

    Bu çalışmanın amacı stokastik sınır analizi yöntemi ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sağlık sistemlerinin teknik etkinlik skorlarını etkileyen yatak sayısının ve kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hâsıla içindeki payının hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini ortaya koymak ve ülkeler arasındaki etkinlik düzeylerini karşılaştırmaktır. Ülkelerin finansman modellerinin teknik etkinlik skorları üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemek, çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu kapsamda çalışmanın girdi değişkenleri 1.000 kişiye düşen yatak sayısı ve kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payı, çıktı değişkeni ise sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı olarak belirlenmiştir. Çalışmaya 2019 yılı verisine ulaşılabilen 38 ülke dâhil edilmiştir. Analizler sonucunda 1.000 kişiye düşen yatak sayısının, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını artırdığı, fakat söz konusu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Ancak kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payının, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını istatistiksel olarak anlamlı şekilde artırdığı belirlenmiştir. Buna göre, kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payında meydana gelecek %1’lik bir artış, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını %0,237 artıracaktır. Ayrıca en yüksek teknik etkinlik skoruna Lüksemburg, Hollanda ve Norveç sahip olurken, Şili, Romanya ve Brezilya en düşük etkinlik skoruna sahip ülkeler olmuştur. Son olarak, kullanılan finansman modelinin teknik etkinlik skorlarını anlamlı şekilde etkilemediği saptanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    RDL Kalıcı Kaydıİncele