Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • ArticleAçık Erişim2025
    1970’LERDEN 1990’LARA bülent ecevit’in dönüşümü: “halk adamlığı”ndan “devlet adamlığı”na

    Sanli, Aysem Sezer; Tekin, Emre

    Bülent Ecevit, Türk siyasal yaşamının en önemli politikacılarından birisidir. Gazeteci, şair ve yazar kimliği ile bilinen Ecevit, siyasal kariyerine 1960’lı yıllarda başlamış, 2006 yılındaki ölümüne kadar siyasal yaşamın içerisinde kalarak Türk siyasal yaşamına yön vermiştir. Ecevit, siyasal kariyerine Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) başlamış; 1980 darbesinden sonra ise kendi partisini kurarak Demokratik Sol Parti (DSP) içerisinde sürdürmüştür. Ecevit devlet bakanı, çalışma bakanı, Başbakan yardımcısı ve Başbakanlık makamlarında göre yapmış; bu bakımdan sol siyasetçiler içerisinde kendisine özgün bir konum inşa etmiştir. Çalışma, buradan hareketle Ecevit’in bir siyasetçi portresi olarak siyasal yaşamındaki kırılma noktalarını ele almaktadır. 1970’li yıllarda, “Halkçı Ecevit”, “Kıbrıs Fatihi”, “Karaoğlan” gibi sıfatlarla anılan Ecevit, CHP’yi halka yaklaştıran ortanın solu düşüncesi ile demokrat bir lider portresi çizmektedir. Darbe sonrasında eşi ile kurduğu DSP’de demokratik sol olarak formüle ettiği yeni anlayışla yeni bir siyasal yol açmıştır. 1990’larda “Kenya fatihi” olarak anılan Ecevit, bir siyasetçi olarak bu dönem büyük bir dönüşüme uğramış, katı laiklik anlayışıyla daha statükocu ve milliyetçi bir profile bürünmüştür. Bu bağlamda çalışma, Türkiye’nin dönemsel siyasal konjonktürü içerisinde Ecevit’in siyasetçi profilindeki dönüşümü karşılaştırmalı ve analitik bir bakış açısı ile ortaya koymayı amaçlamaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Yeşil Direniş: Cerattepe Mücadelesinin Yeni Toplumsal Hareketler Bağlamında İncelenmesi

    Sanli, Aysem Sezer; Karakoç, Duygu Yıldız

    Yeni toplumsal hareketler, 1970’li yıllardan itibaren sınıf temelli eski hareketlere alternatif bir paradigma olarak ortaya çıkmıştır. Bu hareketler, ağırlıklı olarak orta sınıf aktörlerin katılımıyla şekillenmiş, daha esnek örgütlenmelere ve kültürel taleplere dayalı ve yeni temalardan beslenen mücadeleleri içermektedir. Çevre sorunları, bu hareketlerin en görünür gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Cerattepe çevre direnişi, Artvin’in Cerattepe bölgesinde madencilik faaliyetlerine izin verilmesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bu faaliyetlerin yasal olarak kolaylaştırılmasından sonra örgütlenen bir dizi protesto eyleminden oluşmaktadır. Bu süreçte gerçekleştirilen direniş, özellikle 2015-2016 yılları arasında yaklaşık 250 gün süren nöbet eylemleri ile görünürlük kazanmıştır. Bu çalışma temelde, Cerattepe direnişini yeni toplumsal hareketler bağlamında ele almakta; hareketin örgütlenme biçimlerini, aktörlerini, söylem ve eylem repertuarlarını incelemektedir. Araştırmada derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, direnişin yerel aktörler tarafından nasıl anlamlandırıldığı ve çevreci hareketler literatürüne yeni toplumsal hareketler bağlamında sunduğu katkı analiz edilmektedir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Türkiye Alegorisi Olarak 995 km Romanı: Faili Meçhuller Tarihi

    Sanli, Aysem Sezer; Koca, Bayram

    Murathan Mungan, 1980 sonrası modern Türk edebiyatına önemli etkilerde bulunmuş bir yazardır. Mungan tiyatro, deneme, öykü, roman gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Romanlarında, bireylerin iç dünyası ve yalnızlığı, toplumsal cinsiyet, erkeklik gibi farklı temalara odaklanan Mungan, ele aldığı konular bağlamında siyasete değinse de hiçbir romanında doğrudan siyaseti temel almamıştır. 995 km ise yazarın ana odağının siyaset olduğu, siyaseti de faili meçhul cinayetler üzerinden ele aldığı bir dönem romanıdır. Eleştirmenlerin çoğu tarafından kara polisiye ya da politik roman olarak değerlendirilen eser, Türkiye’nin 1990’lı yıllarından yola çıkarak faili meçhul cinayetler, derin devlet, Hizbullah gibi dönemin siyasi konjonktüründe yer edinen temel meselelere odaklanmaktadır. Mungan, bu eserinde edebiyatın yansıtma işlevinden yola çıkarak okuyuculara dönemin gerçekliklerini hatırlatmak istemiştir. Eserinde Doğu ve Batı arasındaki hakikat evreninin farklılıklarına da işaret eden Mungan, Doğu’da yaşanan olayları bu farklılıkları temel alarak işler. Bu çalışmada, Mungan’ın doğrudan politik gerçekliğe dayanan ilk eseri olan 995 km romanında hatırlattıkları, siyasi çerçeveden hareketle ele alınmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Political Violence: An Evaluation of Turkey's 1970s And 1990s

    Sanli, Aysem Sezer; Tekin, Emre

    Purpose: The aim of this research is to examine the relationship between political violence and political power in Turkey. In this respect, the study focuses on the periods of the 1970s and 1990s, when violence was most intense in Turkish political history. Design/Methodology: Secondary data analysis is carried out in the research, and the equivalent of political violence in the Turkish sample is examined based on the literature on Turkish political life and political theory. In this respect, the violence between the 1970s and the 1990s is qualitatively compared with the comparison method. Findings: As a result of the analyzes, it was concluded that there is a positive relationship between political instabilities and political violence, and it was seen that economic crises and fragile coalitions increased social marginalization and unrest and led to an increase in political violence. Limitations: The sample is limited to the 1970s and 1990s, which are the two periods when political violence was experienced most intensely in the political history of Turkey and the two periods most associated with violence in the literature on political life. Originality/Value: Although political violence is a subject that is studied theoretically and especially based on individual acts of violence, studies of the period as a whole are very limited in terms of violence. However, there is no study in the literature comparing two different historical periods. In this respect, the study has a unique quality and claims to fill a gap in the literature.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    12 Eylül Hegemonyasının Entelektüel Sorunsalını Aydınlar Ocağı ve Aydınlar Dilekçesi Hareketi Üzerinden Tartışmak

    Sanli, Aysem Sezer; Koca, Bayram

    Türkiye’nin 1970’li yılları, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın olduğu, sağ- sol çatışmasının yaşandığı bir dönem olmuştur. Ordu, devletin bekasının tehdit altında olduğunu öne sürerek 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ni gerçekleştirmiştir. 12 Eylül Rejimi, ülkenin tekrar “beka” kaygısına düşmemesi için 1980-1983 yılları arasında siyasi ve ekonomik yapısal reformlar gerçekleştirerek yeni bir hegemonya inşa etmek istemiştir. Bu bağlamda, 24 Ocak Kararları ile neoliberal ekonomik reformlar gerçekleştirilmiş, Türk-İslam Sentezi ile de siyasi-kültürel bir dönüşüm hedeflenmiştir. Rejimin bu hegemonya inşasına Aydınlar Ocağı özelinde kimi sağcı entelektüeller destek verirken, Aydınlar Dilekçesi hareketi özelinde de kimi solcu aydınlar karşı çıkmıştır. Dolayısıyla 1980’ler boyunca Aydınlar Ocağı “devletin bekasına” vurgu yaparken Aydınlar Dilekçesi’ne destek veren solcu aydınlar ise “demokrasinin bekasına” vurgu yapmışlardır. Bu çalışma, 12 Eylül rejiminin sivil toplumda hedeflediği bu hegemonik dönüşüm sürecine aydınların verdikleri tepkileri ve toplumsal konumlanmalarını konu edinmektedir. Bu açıdan çalışma, 12 Eylül rejimine uyum gösteren ve muhalefet eden entelektüelleri, Aydınlar Ocağı ve Aydınlar Dilekçesi hareketi örnekleri üzerinden ele almayı amaçlamaktadır. İlk olarak, çalışmanın teorik zemini bağlamında entelektüel tartışması yürütülecek, sonrasında 12 Eylül Dönemi’nin hegemonya inşası ele alınacaktır. Son olarak, Aydınlar Ocağı ve Aydınlar Dilekçesi örnekleri üzerinden hegemonya- karşı hegemonya inşası süreçleri ve aydınların bu sürece etkileri tartışılacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2023
    Discussing the Intellectual Problematic of 12 September Hegemony through the Intellectuals Hearth and the Intellectuals Petition Movement

    Sanli, Aysem Sezer; Koca, Bayram

    Turkey's 1970s was a period of economic and political instability and a conflict between right and left wings. The army carried out the 12 September 1980 Military Coup, claiming that the survival of the state was under threat. The 12 September Regime wanted to build a new hegemony by implementing political and economic structural reforms between 1980-1983 so that the country would not worry about survival again. In this context, neoliberal economic reforms were carried out with the 24 January Decisions, and a political-cultural transformation was aimed with the Turkish-Islamic Synthesis. While some right-wing intellectuals supported this hegemony of the regime in the Intellectuals Hearth, some left-wing intellectuals opposed in the Intellectuals Petition movement. Therefore, during the 1980s, while the Intellectuals Hearth emphasized the survival of the state, the left-wing intellectuals, who supported the Intellectuals Petition, emphasized the survival of democracy. This study deals with the reactions of the intellectuals and their social positioning to this hegemonic transformation process targeted by the 12 September regime in civil society. In this respect, the study aims to examine the intellectuals who comply with and oppose the 12 September regime, through the examples of the Intellectuals Hearth and the Intellectuals Petition movement. First, the intellectual discussion will be carried out in the context of the theoretical basis of the study, and then the hegemony construction of the 12 September period will be discussed. Finally, the processes of hegemony-counter hegemony construction and the effects of intellectuals on this process will be discussed through the examples of the Intellectuals Hearth and Intellectuals Petition movement.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2022
    Bir yurttaş protestosu olarak sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemleri

    Sanli, Aysem Sezer

    Türkiye’de bireysel ve kolektif şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı 1990’lı yıllarda, buna tepki olarak gelişen toplumsal muhalefet eylemleri örgütlenmiştir. Bu çalışmada, bu dönemde örgütlenen sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olan, “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemleri konu edilmektedir. 3 Kasım 1996 tarihinde kamuoyunda önemli bir etki doğuran “Susurluk Kazası”na tepki olarak kurulan “Aydınlık İçin Yurttaş Girişimi” bir protesto örgütlemiştir. 1 Şubat 1997 tarihinde her akşam 21.00’de başlayıp bir dakika boyunca ışıkların yakılıp söndürülmesi ile başlayan eylemler, süreç içerisinde farklı yurttaş gruplarını içine alarak kitleselleşmiştir. Çalışma bu protestoyu değerlendirirken şiddetsiz protesto biçimi olarak sivil itaatsizlik yaklaşımından yola çıkmaktadır. Eylemler, “Cumhuriyet” ve “Milliyet” gazetelerinin arşivlerinin taranması ile elde edilen veriler doğrultusunda analiz edilmektedir. Sonuç olarak, bir protesto hareketine katılımın artması ve hareketin güçlü bir etki doğurabilmesi için, protestonun güçlü müttefiklerle işbirliği içerisinde bulunmasının, doğru repertuar seçimleri yapmasının ve sivil itaatsiz şiddetsiz eylem biçiminde yapılandırılmasının önemli bir etkisi bulunduğu saptanmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Kemalist kadınlardan kemalist feministlere, erken cumhuriyet dönemi’nden 90’LI yıllara: kemalist kadın hareketi üzerine bir değerlendirme

    Sanli, Aysem Sezer

    Kemalist modernleşmenin temel dinamiklerinden biri kadın özgürleşmesidir. 1980’den sonra Türkiye’de feminizmin gelişmesiyle, Türk modernleşmesinin “kadın” karakteri sorgulanmaya başlanmıştır. Kadınlara haklarının bir lütuf olarak bahşedilmesi ya da kadınların mücadele ederek bu hakları kazanması tartışmanın ana eksenidir. Özellikle, “Türk Kadınlar Birliği” etrafında örgütlenen kadınların mücadelesi araştırma konusu edilmiş, aydınlanmacı modernleşmenin kadın özgürleşmesine çizdiği sınırlar sorgulanmıştır. Bu döneme kadar, Atatürk’e minnet dolu bir çizgide ilerleyen Kemalist kadınlar, 1980’den sonra Kemalist feministlere dönüşmüşler; Cumhuriyeti ve laik düzeni korumakla kendilerini vazifelendirmişlerdir. Bu çalışma, erken Cumhuriyet döneminden 2000’lerin başına uzanan süreçte Kemalist kadın hareketinin karakterini incelemektedir. Çalışmada, Kemalist kadınların tutum ve davranışlarında yer alan süreklilik ve benzerliklerin altı çizilmekte, Kemalizm’in kadın hareketi ile nasıl ilişkilendiği ele alınmaktadır. Bu kapsamda çalışma, erken Cumhuriyet dönemi, kadın hareketinin suskunluk dönemi olan 1935-1980 dönemi ve farklılık feminizmlerinin açığa çıktığı 1990’lı yılları temel alarak Kemalist kadınların toplumsal hareketini incelemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2021
    Evaluating the relationship of ethnicity, gender and politics on lom / "posha" women in erzincan

    Sanli, Aysem Sezer; Garipoğlu, Funda Kemahlı

    Since the existence of humanity on earth, politics is regarded as a male occupation. In different periods of history, women are generally seen as the oppressed sex. The woman was excluded from public life in groups that have a different identity, women's interest in politics is more in the background.In this study, the political perspectives of the women of the society, who live in the Sancak District of the Yoğurtlu Town of Erzincan and are called "Posha" by the local people, will be discussed. In this context, the main purpose of the study is to determine the level of political participation, political tendency and political consciousness of women. This study, which constitutes an example of qualitative research, is a scientific research project supported by the Scientific Research Projects Coordination Unit of Erzincan Binali Yıldırım University titled "The Social and Political, Economic and Cultural Contributions of the Citizens Living in Erzincan, Who Are Called as 'Posha', and the Perceptions of the European Union" based on. Unstructured interviews were conducted with 14 Lom/ “Posha” woman within the scope of the field research of the study. In the study, field data are interpreted based on a theoretical framework formed by the concepts of social exclusion, ethnic identity and gender inequality. As a result, the study found that women's interest in politics is extremely limited, a situation caused by insufficient education and exclusion, and their political preferences are guided by their husband-father-family elders and traditions.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Reading Reproduction Through Gender Relations: A Theoretical Evaluation on Raewyn Connell's Concept of Hegemonic Masculinity

    Sanli, Aysem Sezer; Garipoğlu, Funda Kemahlı

    This study focuses on the importance of R.W Connell's "masculinities theory" in which she\rproblematizes different types of masculinity and the concept of "hegemonic masculinity", which she\rconsiders as the most dominant type in this theory, in explaining the reproduction process.\rThe concept of hegemony, which Antonio Gramsci uses to explain the establishment of power\rrelations between classes based on consent rather than coercion, is decisive in Connell's works. In this\rstudy, which is designed as a theoretical research, it is discussed that Connell's explanation of the\rreproduction process with the concept of "hegemonic masculinity" by focusing on Gramsci's concept\rof "hegemony" and problematizing the practices of femininity and masculinity in the social order\rbased on gender discrimination.\rIn this context, Connell's concept of hegemonic masculinity is both a hierarchy between\rmasculinities, as a concept that deals with both the social organization of the gender order, It provides\ran important framework to comprehend how unequal social relations are reproduced and to consider\rthe possibility of establishing an egalitarian social structure by reversing the direction of hegemony in\rthis reproduction process.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2021
    Critical discourse analysis of the istanbul convention in the context of conservative and feminist ideologies

    Sanli, Aysem Sezer; Garipoğlu, Funda Kemahlı

    The “Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence\rAgainst Women and Domestic Violence”, which was opened for signature in\r2011 by the Council of Europe, is publicly known as the “Istanbul Convention”, since it was opened for signature in Istanbul. Turkey is the country that\rput the first signature to the contract. The Convention entered into force in\r2014, especially in 2020, it came to the public's agenda with different ideological debates and was discussed a lot in July - August 2020. Conservative groups and has the opinion that the contract disrupt the moral structure of society by recognizing homosexuality and damage the institution of family, so\rthey wants to get out of the convention. On the otherhand, there are feminist\rgroups who think that the convention should be protected as the most comprehensive text that imposes heavy sanctions on violence against women and\rthat take women’s human rights as basis. The different theses of these segments have become one of the main agendas of the press in the current period. Based on this issue, the study evaluates the written media data of the\rconservative and feminist ideological discursive contexts specific to the contract, based on the critical discourse analysis technique of Teun A. Van Dijk. As\rthe sample in the study, Hürriyet as the mainstream media focus; Cumhuriyet, Duvar, T24 are used as opposition left-wing newspapers, and Yeni Şafak\rand Yeni Akit as conservative newspapers.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2020
    Gündelik Hayatı Dönüştüren Eylem Olarak Protesto ve Protesto Aktörü Olarak Kadınlar: Cumartesi Anneleri Üzerine Bir Değerlendirme

    Sanli, Aysem Sezer

    Bu makale, Cumartesi Anneleri’nin sürekli protesto eyleminden yola çıkarak gündelik hayatındönüşümünü sorunsallaştırmaktadır. Çalışmada öncelikle gündelik hayatın tekdüze yapısından çıkışınprotesto eylemi ile mümkün olduğu iddia edilmektedir. İkinci olarak, gündelik hayatın sıradanaktörleri gibi değerlendirilen kadınların bir protestoya sürekli katılım sağladıklarında, toplumsalhareket aktörü olarak gündelik hayatlarını dönüştürebildikleri ileri sürülmektedir. Bununla birlikte,Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin Türkiye’de en uzun süren sivil itaatsizlik eylemi olduğu gözönüne alındığında, kadınların protesto aktörü olarak sosyal konumlarını değerlendirmenin gerekliliğiortaya çıkmaktadır. Bu makale, protestocu kadınların gündelik rutinlerinden yola çıkarak siyasi vetoplumsal hayata katılma süreçlerini ele almakta; protestonun gündelik hayatı kalıcı biçimdedeğiştirdiğini saptamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2020
    Kuramdan eyleme akademiden aktif siyasete: behice boran’ın aydın kimliği üzerine kuramsal bir değerlendirme

    Sanli, Aysem Sezer

    Behice Boran, gerek Türk siyasal yaşamında gerek Türkiye akademisinde adı birçok ilk ile anılan önemli bir siyasetçi veakademisyendir. Boran, Türkiye’nin ilk kadın Marksist sosyoloğu olarak birçok önemli başarıya imza atmıştır. 1960’lıyıllarda ise, aktif siyasetin içerisinde önemli bir yer edinmiştir. 1965 seçimlerinde, Türkiye İşçi Partisi’nin Urfa Milletvekiliolarak parlamentoya giren Boran, 1970 yılında partisinin genel başkanlığa seçilmiş; ilk kadın parti genel başkanı olmuştur.Boran’ın akademisyenliği ve siyasetçiliği yaşantısında organik bir bütünlük oluşturmakta; onun aydın kimliğine bir totalitekazandırmaktadır. Çalışma, Boran’ın aydın kimliğinin inşasını ele almakta ve dört temel bölümde yapılandırılmaktadır. Birincibölümde, çalışmanın kuramsal perspektifinden hareketle aydın kavramı sorunsallaştırılmaktadır. İkinci bölümde, Boran’ınyaşam öyküsü ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, Boran’ın akademisyenlik yaptığı yıllardaki faaliyetleri ve sosyolog kimliğideğerlendirilmektedir. Son olarak dördüncü bölümde ise, Boran’ın Türkiye İşçi Partisi’nde yürüttüğü vazifelerinden hareketleaktif siyasetçiliği irdelenmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada Boran, Antonio Gramsci ve Michel Foucault’un aydın kuramındanhareketle, işçi sınıfının organik aydını ve kitlelerin spesifik aydını olarak değerlendirilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2020
    Yeni Toplumsal Hareketlerin Yeni Aktörleri; 90’lı Yıllar Türkiye’sinde Başörtülü Öğrencilerin Mücadelesi

    Sanli, Aysem Sezer; Coşğun, Beyzanur

    Bu çalışma, 1990’lı yıllarda Türkiye’de örgütlenen en önemli protesto hareketlerindenbiriolan“başörtüsüeylemleri”ninTürksiyasal yaşamındakikonumunudeğerlendirmeyiamaçlamaktadır.Kolektif hareketlerliteratüründe,sokaktasiyasetsıklıklasolgruplarla ilişkilendirilmektedir.Buçalışma,birhakihlalikarşısındamilliyetçi- muhafazakâr grupların da protesto örgütleyerek hak arama siyaseti geliştirdikleri iddiasındadır. 90’lı yıllarda, Türkiye toplumunda yaşanan kırılma ve kutuplaşmaların en önemlisi, milliyetçi-muhafazakâr kesim ile laik-modernist çevre arasında yaşanmıştır. Kimlik taleplerinin yükseldiği bu dönemde,İslami siyasetin önünü kesmek amacıyla gerçekleştirilen 28 Şubatdarbesisonrasındabirçoküniversitedebaşörtüsüyasağı uygulanmayabaşlanmıştır.Başörtülüöğrenciler,darbeninyarattığı haksızlıklardan en fazla zarar gören gruplardan birini oluşturmaktadır. Çalışmanın temel iddialarından bir diğeri, öğrencilerin ‘öğrenci’ kimliklerine sahip çıkarken ‘dini’ kimliklerini sembolize eden başörtüsünden taviz vermedikleridir. Mağduriyeti mücadeleye dönüştüren öğrenciler, 1998 yılında,İstanbulÜniversitesiBeyazıtKampüsübaştaolmaküzere başörtüsüyasağınınuygulandığıüniversitelerdeoturmaeylemleri gerçekleştirmiştir. Oturma eylemleri sürecine insan zinciri eylemini de ekleyenöğrenciler,eğitimhaklarınakavuşmakiçinmücadele etmektedirler. Çalışmada, eylemlerin sivil itaatsiz karakteri nedeniyle süreç içerisinde meşruiyet kazandığı iddia edilmektedir. 90’lı yılların protesto kültüründe önemli yer tutan sivil itaatsiz eylem biçimlerine başvuran öğrenciler, şiddeti dışlayarak kamuoyunda görünürlük kazanmışlardır. Çalışmada, toplumsal hareketler literatüründen hareketle bu protestonun kuramsal bir okuması yapılmakta; eylemlerin 90’lar siyasetindeki yeri sorunsallaştırılmaktadır. Literatürde yer alan yazılı kaynaklar ve o dönemde hak ihlaline maruz kalan kişilerin tanıklıkları incelenerek yorumsamacı bir yaklaşımla mücadelenin siyasi ve toplumsal karakteri analiz edilmektedir. Sonuç olarak, başörtülü öğrencilerin hareketinin 90’lar sosyolojisindeki ve kolektif hareketler tarihindeki yeri değerlendirilmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    RDL Kalıcı Kaydıİncele