Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- ArticleYalnız künye2026Diabetes Mellitus, Hipertansiyon ve Hiperlipidemi Bilgi Aracının Psikometrik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl; Demir, Halil
Amaç: Diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi, genellikle birlikte ortaya çıkan ve bir araya geldiklerinde kardiyovasküler riski katlanarak artıran, birbiriyle yakın ilişki içindeki kronik hastalıklardır. Bu çalışmanın amacı, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemiye yönelik bilgi düzeyini aynı anda ölçebilen kapsamlı bir bilgi aracının psikometrik özelliklerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini 384 hasta oluşturmuştur. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre bilgi puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre, ulusal literatüre geçerliği ve güvenirliği yüksek bir ölçek kazandırılmıştır. Elde edilen psikometrik bulgular, ölçeğin orijinal formunda rapor edilen yapı ve güvenirlik değerleri ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca bilgi düzeylerinin bazı sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kadınların diabetes mellitus, genel konular ve toplam bilgi puanları erkeklerden yüksek bulunmuştur. Bekârlar ilaç bilgisi ve toplam puanda evlilerden; lise altı eğitim grubundakiler ise hipertansiyon, hiperlipidemi ve toplam bilgi puanlarında lise ve üzeri eğitim grubundakilerden anlamlı düzeyde yüksek puan almıştır. Yaş, gelir ve eşlik eden diğer kronik hastalıklar ile bilgi puanları arasında ise anlamlı herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Bu bulgular, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi bilgi düzeylerini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarında sosyodemografik özelliklerin dikkate alınmasının önemli olduğunu göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Sağlık kurumlarında ekosentrik liderlik: türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Ekosentrik liderlik, liderliği ve karar verme süreçlerini çevre ve sürdürülebilirlik odaklı perspektife yerleştiren bir liderlik yaklaşımını ifade etmektedir. Bu liderlik tarzı, sadece örgütün kârını değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etkileri de dikkate almaktadır. Bu çalışmada Ekosentrik Liderlik Ölçeği’nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda veriler, İstanbul’da faaliyet gösteren bir özel hastanede görev yapan 234 sağlık çalışanından yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen verilerle ölçeğin yapı geçerliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, zaman göre geçerlilik için test-tekrar test, korelasyon analizi ve güvenirlik için iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ölçek tek faktörlü yapıyla iyi uyum indeksleri göstererek orijinal ölçek ile benzerlik göstermiş, böylelikle sağlık kurumları alanında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı Türkçe literatüre kazandırılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Birinci Basamak Sağlık Hizmeti Alan Hastalarda Hasta Merkezli İletişim Düzeyinin Sağlık Hizmeti Kullanım Sıklığı ve Hekime Güven Üzerine Etkisi
Çakmak, Cuma; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Hasta merkezli iletişim; hastaların ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve değerlerinin dikkate alındığı, karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişim modelidir. Hastaların, kendilerini anlayan ve ihtiyaçlarına duyarlı olan bir hekimle karşılaştıklarında, sağlık sorunlarını ihmal etme olasılıkları azalır. Sağlık hizmeti kullanım sıklığı, hastaların belirli bir süre içinde sağlık hizmetlerine ne kadar sık başvurduğunu ifade eder. Bu, birinci basamak sağlık hizmetleri düzeyinde genellikle aile hekimi ziyaretleri, düzenli kontroller, reçete yenilemeleri, aşılar ve rutin taramalar gibi hizmetleri kapsar. Güven, hasta-hekim ilişkisinin temel taşlarından biridir. Hekime güven, hastaların tedavi önerilerine uymasını, sağlık bilgilerini paylaşmasını ve genel olarak sağlık hizmetlerine olumlu bir tutum geliştirmesini sağlar. Güçlü bir güven bağı, tedavi süreçlerinin etkinliğini artırır ve hastaların sağlık sonuçlarını iyileştirir. Bu kapsamda çalışmada, birinci basamak sağlık hizmeti alan hastalarda hasta merkezli iletişimin sağlık hizmeti kullanım sıklığı ve hekime güven üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma evrenini Erzincan il merkezindeki bir aile sağlığı merkezine kayıtlı hastalar oluşturmuştur. Çalışmada örneklem büyüklüğü hesaplanarak evrene genellenebilir sonuç elde edebilmek için minimum 385 kişiden veri toplanması gerektiği belirlenmiş ve yüz yüze görüşme yöntemi ile aile sağlığı merkezine başvuran toplam 385 kişiye anket uygulanarak veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların hasta merkezli iletişim ve hekime güven düzeylerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc çoklu karşılaştırma testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, medeni durum, gelir, çocuk sayısı, çalışma durumu, eğitim gibi değişkenlerle hasta merkezli iletişim ve hekime güven arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek için hasta merkezli iletişimin hekime güven ve hizmet kullanım sıklığı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla doğrusal regresyon ve multinomial lojistik regresyon analizleri kullanılmıştır. Regresyon analizi, hasta merkezli iletişimin hizmet kullanım sıklığını ve güveni olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak hasta merkezli iletişimin, hastaların sağlık hizmeti sağlayıcılarına olan güvenini artırdığı; bu güvenin de hastaların tedaviye uyumunu ve genel sağlık sonuçlarını iyileştirdiği düşünülmektedir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular sağlık hizmeti sunumunda hasta merkezli iletişim stratejileri ile sağlık hizmeti sağlayıcılarının, hastalarla daha etkili ve kaliteli iletişim kurmalarının önemini vurgulamaktadır. Diğer taraftan hasta merkezli iletişim, hastaların hizmet sunucularına olan güvenlerini artırarak genel sağlık hizmetlerinin kalitesini ve tedaviye uyum sürecini de artırabilmektedir. Bu kapsamda sağlık politikaları şekillendirilirken, hasta merkezli iletişimi artırabilecek olan stratejilerin de dikkate alınması ve hasta ile hekim arasındaki iletişimi etkileyebilecek olumsuz faktörlerin belirlenip ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca hekimler ile diğer sağlık çalışanlarına hizmet içi eğitim programları gibi uygulamalarla etkili iletişim becerilerinin kazandırılması büyük önem arz etmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2025The Mediating Role of Green Human Resources in the Relationship Between Sustainable Leadership and Green Innovation in Healthcare Institutions
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
The aim of this study is to determine the mediating effect of green human resources management on the relationship between sustainable leadership and green innovation in healthcare institutions. The study was conducted in hospitals belonging to a private healthcare group located in Istanbul. The sample of the study consists of 403 managers. According to the analyses, sustainable leadership positively affects green innovation and green human resources management. Furthermore, it was concluded that green human resources management has a partial mediating effect on the relationship between sustainable leadership and green innovation. These findings indicate that green innovation, green human resources management, and sustainable leadership are of critical importance for healthcare institution managers to achieve their environmental sustainability goals.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Sağlık harcamalarının belirleyicileri: bir kantil regresyon uygulaması
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Bu çalışma sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve belirlenen bu faktörlere yönelik çözüm önerileri getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık harcamalarını etkileyen birçok faktör bulunmakla beraber çalışma kapsamında Dünya Bankası veri tabanından 2019 yılına ait 138 ülkenin gelir, eğitim harcamaları, alkol ve tütün kullanım oranları, 65 yaş üstü nüfus oranı, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmada, öncelikle klasik en küçük kareler regresyonu ve ardından kantil regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven düzeyi üzerinden yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kantil 0,25, kantil 0,50 ve kantil 0,75’te yer alan ülkelerde kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının ve 65 yaş üstü nüfus oranının artmasıyla kişi başına düşen sağlık harcamalarının da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Alkol ve tütün kullanım oranları, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı ile sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkiye ise rastlanmamıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2025Türkiye’de kaba ölüm hızının belirleyicileri: panel veriden kanıtlar
Konca, Murat; Bulut, Sinan; Sarigul, Seval Selvi; Tunca, Özlem
Bu çalışma, Türkiye’de kaba ölüm hızı üzerinde etkisi olduğu düşünülen çeşitli faktörleri incelemektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de bulunan 81 ile ait veriler kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri, yeni nesil koronavirüs SARS-CoV-2 salgınını temsil eden kategorik değişken ve illerin yer aldığı bölgeleri temsil eden kategorik değişkenlerle birlikte illerde, 1.000 kişi başına düşen hekim sayısı, 100.000 kişi başına düşen hastane yatağı sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir, okuryazar oranı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve kilovatsaat olarak kişi başına düşen elektrik tüketimidir. Veriler, Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanından alınmış olup 2016, 2018 ve 2020 yıllarını kapsamaktadır. Çalışmada havuzlanmış en küçük kareler ve dayanıklı regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 1.000 kişiye düşen hekim sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir ve kişi başına düşen elektrik tüketiminin kaba ölüm hızını negatif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği belirlenmiştir (p<0,05). Bunun yanı sıra, 100.000 kişi başına düşen yatak sayısı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve COVID-19 pandemisi değişkenlerinin kaba ölüm hızını anlamlı bir şekilde artırdığı tespit edilmiştir (p<0,05). Okuryazar oranı ile kaba ölüm hızı arasında ise, anlamlı herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne kıyasla kaba ölüm hızı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05).
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024İş stresi ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide iş tatmini ve işte var olamamanın aracı rolü: aile sağlığı merkezlerinde bir uygulama
Sarigul, Seval Selvi
Bu çalışmada iş stresi ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki ile bu ilişkide işte var olamamanın ve iş tatmininin aracılık etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Erzincan ili aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiş ve 68 hekim, 34 hemşire, 37 ebe ve 24 diğer sağlık çalışanları (laborant, acil tıp teknisyeni gibi) olmak üzere toplamda 163 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler PROCESS Macro 4.1 eklentili SPSS 25.0 programı ve SPSS 24.0 AMOS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Aracılık analizi, %95 güven aralığında Bootstrap yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda iş stresinin işten ayrılma niyeti ve işte var olamama değişkenleri üzerinde pozitif yönde, iş tatmini değişkeni üzerinde ise negatif yönde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte işte var olamamanın işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif yönde, iş tatmininin işten ayrılma niyeti üzerinde ise negatif yönde anlamlı etkilerinin olduğu saptanmıştır. Son olarak iş stresi ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işte var olamama ve iş tatmininin aracılık etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleAçık Erişim2024Sağlık ve eğitim harcamalarının beşeri sermaye özelliği üzerinde COVİD-19 pandemisinin moderatör etkisi
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi
Bu çalışmada sağlık ve eğitim harcamalarının gayri safi yurt içi hâsıla (GSYİH) üzerindeki etkisinde Yeni Koronavirüs (SARS-CoV-2, COVİD-19) değişkeninin moderatör etkisinin olup olmadığını ortaya koyarak literatüre katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmanın analiz kısmında 37 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkenin 2015-2020 dönemine ait verileri ile oluşturulan panel veri seti kullanılmıştır. Çalışmada iki model kurulmuştur. Model I’de sağlık harcamalarının GSYİH üzerindeki etkisinde COVİD-19’un moderatör etkisi incelenmiştir. Model II’de ise, eğitim harcamalarının GSYİH üzerindeki etkisinde COVİD-19’un moderatör etkisi incelenmiştir. Her iki modelde de sağlık ve eğitim harcamalarının GSYİH üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir (p0,05). Son olarak, eğitim ve sağlık harcamalarının GSYİH üzerindeki etkisinde COVİD-19 değişkenin herhangi bir moderatör etkisi bulunamamıştır (p>0,05
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2024Yatak kapasitesinin ve kamu sağlık harcamalarının hasta memnuniyet düzeyi üzerindeki etkisi: gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler örneği
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Bu çalışmanın amacı stokastik sınır analizi yöntemi ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sağlık sistemlerinin teknik etkinlik skorlarını etkileyen yatak sayısının ve kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hâsıla içindeki payının hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini ortaya koymak ve ülkeler arasındaki etkinlik düzeylerini karşılaştırmaktır. Ülkelerin finansman modellerinin teknik etkinlik skorları üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemek, çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu kapsamda çalışmanın girdi değişkenleri 1.000 kişiye düşen yatak sayısı ve kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payı, çıktı değişkeni ise sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı olarak belirlenmiştir. Çalışmaya 2019 yılı verisine ulaşılabilen 38 ülke dâhil edilmiştir. Analizler sonucunda 1.000 kişiye düşen yatak sayısının, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını artırdığı, fakat söz konusu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Ancak kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payının, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını istatistiksel olarak anlamlı şekilde artırdığı belirlenmiştir. Buna göre, kamu sağlık harcamalarının gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki payında meydana gelecek %1’lik bir artış, sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranını %0,237 artıracaktır. Ayrıca en yüksek teknik etkinlik skoruna Lüksemburg, Hollanda ve Norveç sahip olurken, Şili, Romanya ve Brezilya en düşük etkinlik skoruna sahip ülkeler olmuştur. Son olarak, kullanılan finansman modelinin teknik etkinlik skorlarını anlamlı şekilde etkilemediği saptanmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2022Değişim yorgunluğu, psikolojik dayanıklılık ve iş doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi: sağlık sektöründe bir uygulama
Uğurluoğlu, Özgür; Sarigul, Seval Selvi
Bu çalışma ile aile sağlığı merkezlerinde çalışan sağlık çalışanlarının değişim yorgunluğu düzeylerinin belirlenmesi ve değişim yorgunluğu, psikolojik dayanıklılık ve iş doyumu değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Erzincan’da aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşire, ebe ve hekimlerden anket yöntemiyle araştırma verileri elde edilmiştir. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, evreni oluşturan 180 çalışandan 162’sine ulaşılarak veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda katılımcıların iş doyumu düzeylerinin orta derecede, değişim yorgunluğu ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise orta derecenin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda değişim yorgunluğu ile psikolojik dayanıklılık değişkeni arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olmadığı, iş doyumu ile değişim yorgunluğu arasında negatif yönlü ve psikolojik dayanıklılık ile pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca psikolojik dayanıklılık, iş doyumu, kişisel ve örgütsel değişkenlerin değişim yorgunluğundaki toplam varyansın %55,5’ini; değişim yorgunluğu, iş doyumu, kişisel ve örgütsel değişkenlerin psikolojik dayanıklılıktaki toplam varyansın %59,4’ünü ve değişim yorgunluğu, psikolojik dayanıklılık, kişisel ve örgütsel değişkenlerin iş doyumundaki toplam varyansın %67,7’sini açıkladığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının toplam çalışma süresinin artmasıyla değişim yorgunluğu düzeylerinin azaldığı, kadınların erkeklere göre ve lisans ve ön lisans mezunlarının lisansüstü mezunlara göre psikolojik dayanıklılık düzeylerinin daha az olduğu tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2021The evaluation of managers’ perceptions of outsourcing in supply chain management: an application in health sector
Omurgonulsen, Mine; Sarigul, Seval Selvi
Purpose: The purpose of this study is to evaluate the managers’ perceptions of outsourcing in supply chain management in health sector. Methodology: A questionnaire has been applied to head physician, deputy head physicians, hospital managers and deputy managers of hospitals in totally 15 hospitals in Erzincan and Erzurum between November 2018 and January 2019 via e-mail and face-to-face interviews. Totally 105 questionnaires that were filled by hospital managers have been analyzed via SPSS 22 program. Findings: It is found that the managers mainly buy security services, cleaning services, cafeteria and catering from the others and they have mainly problems with supplier, which are basically about payment and tardiness. It is also concluded that many of the managers have been dissatisfied with suppliers and they have prioritized the reliability criteria in the selection of suppliers. Originality: Although there exist many studies about outsourcing in the literature, it is seen that there is a limited number of studies to guide managers especially on supplier relations and selection. In addition, studies evaluating the perceptions of health managers towards their suppliers in terms of outsourcing in the health sector are rare. Therefore, this study aims to provide solutions about the problems on the topic and fill the gap in the related literatüre.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2020Rational Drug Use: A Practice in Family Physicians
Balcık, Pınar Yalcın; Sarigul, Seval Selvi
It is known that there are some problems about rational drug use which is important for health promotion and providing maximum benefit to patients and these problems are tried to be overcome with the support of service providers, stakeholders and government. The aim of this study is to investigate the knowledge, attitudes and behaviors of family physicians towards rational drug use who are working in Erzincan center, districts and towns. Sample selection was not made in the research and the whole universe was tried to be reached. Family physicians who were on maternity leave, who were on annual leave and did not want to participate in the study were excluded from the scope of the study and in total 69 out of 82 family physicians working in the province were reached. The data obtained from the questionnaires were analyzed using descriptive statistical methods. As a result of the data obtained, it was found that 84.1% of family physicians received training on rational drug use. While 62.3% of family physicians stated that they prescribe only the drugs requested for chronic diseases, 17.4% stated that they prescribe all kinds of medicines requested by the patients, otherwise they had discussions with the patients. When the knowledge level of family physicians about drugs is examined, it is determined that they do not have information about drug interactions at a rate of 23.2%. In addition, when family physicians were informed about the drugs they wrote, it was found that 43.5% did not give information to the patients about the price of the drugs.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - ArticleYalnız künye2019Sağlıkta Dönüşüm Programının Aşılama Oranlarına Etkisinin ARDL Yöntemi İle İncelenmesi
Konca, Murat; Balcık, Pınar Yalcın; Sarigul, Seval Selvi
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde; eğitim, ekonomik durum, doğuştabeklenen yaşam süresi gibi unsurların yanı sıra sağlık hizmetlerinin de önemli payı mevcuttur.Sağlıklı nesillerin bir sonraki kuşakta da devam ettirilmesi noktasında önemli rol oynayançocuk sağlığı, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması noktasındahassasiyetle irdelenen bir konudur. Çocuk sağlığı konusunda önem arz eden konulardan biriolan aşı programlarının uygulanması, yürütülmesi, bu alanda yapılacak politikalarınbelirlenmesi, devletin yerine getirmesi gereken zorunlu görevlerinden biridir. Bu çalışmanınamacı, Türkiye sağlık sisteminde köklü değişiklikler getiren Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın(SDP) ve sağlık personeli sayılarının aşılama oranları üzerine etkisini değerlendirmektir.Çalışmada,1990-2015 yılları arası Difteri-Boğmaca-Tetanoz (DaBT) aşısı oranları, OECDveri tabanında yer alan veriler ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni aşılama,bağımsız değişkenleri ise SDP, 1.000 kişiye düşen hekim, hemşire ve ebe sayıları olarakbelirlenmiştir. Veriler bir zaman serisi yöntemi olan ve değişkenler arasında uzun ve kısadönemde herhangi bir ilişkinin olup olmadığını değerlendiren ARDL yöntemi ile analizedilmiştir. Çalışma kapsamında analizler %95 güven düzeyinde Eviews 9 Programındanyararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda kısa dönemde hekim sayısının,uzun dönemde ise SDP’nin aşılama oranları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisininolduğu; hemşire ve ebe sayılarındaki artışın ise aşılama oranlarına herhangi bir etkisininolmadığı tespit edilmiştir. Aşılama oranlarındaki artışın SDP’nin önemli bir bileşeni olan ailehekimliği uygulaması ile beraber gerçekleştiğini söylemek mümkündür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele




