Araştırmacılar(4)

Birim yayınları

24 →
  • ArticleYalnız künye2026
    Childhood traumas and criminal thinking effects on criminal behaviours: unexpected outcomes of intimate partner violence

    Babacan, Hakki Halil; Gölge, Zeynep Belma

    This study explores the relationship between violent and non-violent criminal behaviour and various factors among university students. The factors include criminal thinking styles, childhood traumas, male gender, drug use, harming animals, frequent fighting in childhood and the level of disciplinary punishment received. The study involved 854 university students from 96 universities, all of whom are over 18 and have not received any judicial punishment. The analysis revealed that higher levels of childhood traumas, criminal thinking, drug use and disciplinary punishments in school correlate with an increase in both violent and non-violent criminal behaviours. Additionally, males, those who harmed animals and those who fought frequently in childhood are more likely to exhibit these behaviours. Notably, intimate partner violence was uniquely linked to power orientation, entitlement, and emotional and sexual abuse. The research highlights the complex interactions between individual psychological factors and childhood experiences in leading to criminal behaviours and emphasizes the need for more studies focusing on societal and cultural risk factors for intimate partner violence.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2025
    Narsisistik kişilik özellikleri, dini tutumlar ve bilişsel esneklik arasındaki ilişki

    Guldas, Fatumetul Zehra; Duman, Muhammed Kadir

    Bu çalışma, narsisizm, dini tutumlar ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkileri bütüncül biçimde ele alarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmakta; bireylerin kişilik özellikleri, inanç sistemleri ve bilişsel süreçleri arasındaki etkileşimi açıklığa kavuşturarak hem kuramsal bilgiye hem de ruh sağlığı uygulamalarına katkı sağlamaktadır. Araştırmaya 407 öğrenci (163 erkek, 244 kadın) katılmıştır. Veriler, Beş Faktörlü Narsisizm Ölçeği Kısa Formu, Ok-Dini Tutum Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği ile toplanmış; korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular, büyüklenmeci narsisizmin bilişsel esnekliği pozitif (β = 0.61, p <0,001), kırılgan narsisizmin ise negatif yönde (β = –0.44, p = .012) yordadığını göstermiştir. Dini tutumlar ise anlamlı bir yordayıcı olmamıştır (β = 0.02, p = 0,814). Büyüklenmeci narsisizmin özgüven ve liderlik yönlerinin esnek düşünmeyi desteklediği, kırılgan narsisizmin ise utanç ve değersizlik duygularıyla esnekliği azaltabileceği düşünülmektedir. Sonuçlar, kişilik özelliklerinin bilişsel esnekliği belirlemede inanç sistemlerinden daha etkili olabileceğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Farklı Yaşam Olaylarında Kişilerin Algıladıkları Stres ve Dini Başa Çıkma Tarzlarının Sosyo-demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Karsli, Feyza; Begüm, Açık Yavuz

    Stres, yaşantının vazgeçilmez bir unsuru olmasına rağmen olayların stresli olarak değerlendirilmesinde bireysel farklar vardır. Bu noktada algılanan stres kavramı düşünüldüğünde kişinin o olaydan algıladığı stres düzeyi önemlidir. Kişiler stresli olarak algıladıkları farklı yaşam olaylarıyla baş ederken olumlu ya da olumsuz dini başa çıkma tarzını kullanabilirler. Bu çalışmada farklı yaşam olaylarında kişilerin algıladıkları stres ve dini başa çıkma tarzlarının stresli yaşam olayları ve demografik özellikler bakımından incelenmesi, algılanan stres ve dini baş etme tarzları arasındaki ilişkiler ve katılımcıların deneyimlediği stresli olay sayısı ve hangi yaşam olaylarını daha stresli algıladıklarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada yaş ortalaması 25.68 (S.S. = 11.01) olan 145’i kadın (%68.1), 68’i erkek (%31.9) 213 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Bu çalışmada nicel ve kesitsel bir araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama araçları stresli yaşam olayları listesi, algılanan stres ölçeği ve dini başa çıkma ölçeğidir. Çalışmanın sonuçlarına göre katılımcıların hepsinin en az bir stresli olay deneyimlediği, çoğunluğunun bir yakının kaybı gibi manevi konuları stresli olarak algıladığı ve eğitim, gelir düzeyi ve medeni duruma bağlı olarak algılanan stres ile dini başa çıkma tarzlarının farklılaştığı bulunmuştur. Bu çalışmada yaşam olaylarına yönelik stres algısı ve dini başa çıkma tarzları, demografik özellikler açısından incelenerek bir profil çıkarılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2025
    Üniversite Öğrencilerinin Ruh Sağlığı ve Sorun Çözme Becerileri: Kuşaklararası Bağların Rolü

    Karsli, Feyza

    Kuşaklararası ilişkiler her daim önemli olmuş; deneyim ve bilgi aktarımı, dayanışma, psikolojik ve duygusal destek, sosyal bağlar, kimlik ve kültürel devamlılık, gelişim ve öğrenme gibi nice konuda sosyal varlık olan insanoğluna yol göstermiştir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin büyük ebeveynleri ile olan ilişkilerinin sorun çözme ve ruh sağlıklarına nasıl bir katkısı olabileceğini anlamaktır. Çalışmanın örneklemini yaş ortalaması 21,48 (SS = 3,28) olan 238’i kadın (%73,7) 85 erkek toplam 323 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Kişisel bilgi formunda katılımcılara cinsiyet ve yaşın haricinde büyük ebeveynleri ile geçirdikleri vakit, etkileşim tarzı ve bakım alma konusunda sorular sorularak katılımcıların büyük ebeveynleri ile olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Bununla birlikte katılımcılara Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri ile Pozitif Ruh Sağlığı Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın bulguları, büyük ebeveynleri ile olumlu ilişkileri olan üniversite öğrencilerinin sorun çözme konusunda daha başarılı olduklarını, bununla birlikte ruh sağlıklarının da yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca cinsiyet ve bakım alma ile etkileşim tarzının etkileşim (interaction) etkisi de incelenmiş ancak anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak büyük ebeveyn torun ilişkisinde torunların sorun çözme ve ruh sağlığı açısından değerlendirildiği bu çalışmadan ulaşılan veriler alandaki çalışmalarla birlikte tartışılmış ve elde edilen sonuçların alandaki boşluğu doldurarak alana katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYalnız künye2025
    Classification of 3D shoe prints using the PointNet architecture: proof of concept investigation of binary classification of nike and adidas outsoles

    Oğuz, Ramazan; Babacan, Hakkı Halil; Aşıcıoğlu, Faruk; Üvet, Hüseyin

    Shoe prints are one of the most common types of evidence found at crime scenes, second only to fingerprints. However, studies involving modern approaches such as machine learning and deep learning for the detection and analysis of shoe prints are quite limited in this field. With advancements in technology, positive results have recently emerged for the detection of 2D shoe prints. However, few studies focusing on 3D shoe prints. This study aims to use deep learning methods, specifically the PointNet architecture, for binary classification applications of 3D shoe prints, utilizing two different shoe brands. A 3D dataset created from 160 pairs of shoes was employed for this research. This dataset comprises 797 images from the Adidas brand and 2445 images from the Nike brand. The dataset used in the study includes worn shoe prints. According to the results obtained, the training phase achieved an accuracy of 96%, and the validation phase achieved an accuracy of 93%. These study results are highly positive and indicate promising potential for classifying 3D shoe prints. This study is described as the first classification study conducted using a deep learning method specifically on 3D shoe prints. It provides proof of concept that deep learning research can be conducted on 3D shoeprints. While the developed binary classification of these 3D shoeprints may not fully meet current forensic needs, it will serve as a source of motivation for future research and for the creation of 3D datasets intended for forensic purposes.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2024
    Sosyotelizmin Depresyon, Anksiyete, Benlik Saygısı ve Diğer Ruhsal Değişkenler ile İlişkisi

    Karsli, Feyza; Begüm, Açık Yavuz

    Amaç: Bu çalışmanın amacı sosyotelizm (phubbing), kişilerin duygu durumları, benlik saygısı, yaşam doyumu ve ruhsal bozukluk belirtilerinin düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Yöntem: Çalışmanın evrenini 18 yaş üzeri ve akıllı telefon kullanan kişiler oluşturmaktadır. Çalışmaya toplam 134 kişi katılmıştır. Veri toplama süreci hem yüzyüze hem de çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları ‘’Genel Sosyotelist Olma Ölçeği’’, ‘’Pozitif ve Negatif Duygudurum Ölçeği’’, ‘’ Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği’’ ve demografik bilgilerin ve katılımcıların kendileri ve yaşamlarından memnun olma düzeylerinin değerlendiren soruların yer aldığı ‘’Kişisel Bilgi Formu’’ dur. Bulgular: Depresif belirtilerin puan ortalaması 5.84, anksiyete belirtilerinin puan ortalaması 4.60, stres belirtilerinin puan ortalaması 8.01, negatif duygu durum puan ortalaması 23.01, pozitif duygu durum puan ortalaması 34.25 ve sosyotelizm puan ortalaması 44.98 olarak belirlenmiştir. Sosyotelizm ile depresyon, anksiyete ve stres belirtilerinin düzeyi ve negatif duygu durum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Buna ek olarak yordayıcı modele göre sosyotelizm puanları, negatif duygu durum puanlarına ilişkin varyansın %4’ünü, anksiyete belirtilerinin puanlarına ilişkin varyansın %5’ini, depresif belirtilerin puanlarına ilişkin varyansın %7’sini ve stres belirtilerinin puanlarına ilişkin varyansın %12’sini açıklamaktadır. Sonuç: Sosyotelizmin, depresyon, anksiyete, stres ve negatif duygu durum ile ters yönde ilişkili olduğu ve tüm bu ruh sağlığı belirleyicilerinin açıklanmasında bir paya sahip olduğu belirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2024
    Exploring different technology addiction types in young adults: a latent profile analysis

    Ağirkan, Murat; Haspolat, Namık Kemal; Çelik, Oğuzhan

    This study aimed to examine the different latent profiles of technology addiction in young adults, and the criteria for belonging to these profiles, in relation to sociodemographic factors (gender and SES) and technology use status (daily social network usage time, daily instant messaging usage time, daily online gaming usage time, daily website usage time, and connection location). Data were collected from a sample of 1,431 young adults [988 (69.1%) female, 443 (30.9%) male]. Latent Profile Analysis (LPA) was used to identify the latent profiles, and Multinomial Regression Analysis was employed to examine the relationships between the latent profiles and sociodemographic and technology use. The LPA revealed four latent profiles of technology addiction in young adults: “Non-Addicts (NA)”, “Moderate Technology Addicts-Gamers (MTAG)”, “High Technology Addicts-Non-Gamers (HTANG)”, and “High Technology Addicts-Gamers (HTAG)”. The criteria for belonging to these four profiles were statistically significantly related to sociodemographic and technology use factors, except for connection location, and age. These findings provided further support for our knowledge about planning programs or multi-layered intervention models to prevent technology addiction in young adults.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Review ArticleYayıncıda açık erişim2023
    Kardeş Sosyal Desteği ve Bireyler Üzerindeki Rolü Üzerine Bir İnceleme

    Karsli, Feyza

    Herhangi birinden algılanan sosyal desteğin ruh sağlığı üzerinde olumlu ve koruyucu etkileri tüm alanyazında bilinen bir gerçektir. Yürütülen çalışmalar sosyal desteğin benlik saygısı, yaşam doyumu, psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş, depresyon, anksiyete, yalnızlık, stres gibi kavramlarla yakından ilişkili olduğunu ileri sürmektedir. Kişilerin algıladıkları sosyal desteğin yüksek olması psikolojik sağlığı hem geliştiren hem de koruyan bir etkiye sahip. Bu açıdan kişilerin kardeşten aldıkları ya da algıladıkları sosyal desteğin de benzer rolleri üstleneceği düşünülmüştür. Çünkü kardeş ilişkisi psikososyoduygusal gelişimin temelini oluşturan bağlamlardan biri olarak kabul edilmektedir. Alanyazın sosyal desteği inceleyen çalışmalarla dolu olsa da kardeşten alınan ya da algılanan sosyal desteği tam anlamıyla ele almamış durumdadır ve çalışmaların büyük çoğunluğu da genellikle aile, ebeveyn, arkadaş temelli sosyal desteğin rolünü incelemiştir. Kardeş sosyal desteğinden bahseden sınırlı sayıdaki çalışmalarda kişinin gelişimi ve ruh sağlığı için önemli bir rol üstlendiğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı da kardeş sosyal desteği kavramını tanımak, anlamak ve ileride yürütülecek ampirik çalışmalara bir kaynak sunmaktır. Bu kapsamda alanyazındaki kardeşten algılanan sosyal desteğin doğasını açıklayan sınırlı sayıdaki çalışmalar incelenmiştir. Yürütülen çalışma bulgularının ise sosyal desteğin temel doğasına paralel olduğu görülmüştür. Ancak hala aydınlatılması gereken noktaların olduğu ve bu çerçevede kardeşten algılanan sosyal desteğin doğasını açıklayan çalışmalara ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Son olarak konu ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleAçık Erişim2023
    Exploring The Moderating Effect of Spiritual Resilience on The Relationship between Psychological Resilience and Mental Health

    Güldaş, Fatümetül Zehra; Karslı, Feyza

    In recent years, the literature has increasingly emphasized potential factors contributing to resilience, with a particular focus on components related to spirituality and their interconnectedness with mental health. However, research findings regarding the role of spirituality have proven to be complex. This cross-sectional study explored whether spiritual resilience moderates the connection between psychological resilience and mental health. The study sample, consisting of 280 adults (81.1% female, 18.9% male) aged 18-65 years (M= 25.19; SD= 7.87) living in Turkey, completed a questionnaire that included a socio-demographic form, the Spiritual Resilience Scale, the Connor-Davidson Psychological Resilience Scale (short-form), and the General Health Questionnaire (GHQ-12). The results of the t-test analysis indicated that individuals who placed a high level of importance on religious beliefs exhibited high scores in spiritual resilience (p< .05). The correlation analysis results indicated positive correlations in the expected direction between psychological resilience and spiritual resilience. In contrast, psychological and spiritual resilience negatively correlated with general health. The findings from the moderator analysis indicated that spiritual resilience has a moderating role in the relationship between psychological resilience and general health. Consequently, enhancing spiritual resilience is crucial in the interplay between psychological resilience and mental health.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ArticleYayıncıda açık erişim2023
    The Mediating Effect of Religious Attitude on the Relationship Between Mindfulness and Covid-19 Fear

    Güldaş, Fatümetül Zehra

    The worldwide Covid-19 pandemic, which has significantly affected the entire globe for the past three years, has also influenced daily life and mental well-being in various ways. Many studies have emphasized that the use of religion as a coping mechanism can be an effective factor in improving mental health. Therefore, this study examines the cross-sectional relationship between religious attitude, mindfulness, and Covid-19 fear besides the Covid-19 anxiety levels that individuals are exposed to and evaluates the mediating role of religiosity in this relationship. A survey of 440 participants with most were female (80.2%) and single (68.2%) were obtained online by random sampling. The demographic results indicated that women exhibited a higher level of Covid-19 fear compared to men, showing a significant difference. In religious attitude and mindfulness scores, there was no significant difference observed by gender. The correlational analysis demonstrated that a higher fear of Covid-19 was significantly linked to lower levels of mindfulness and religious attitude, but it did not show any significant association with religious coping. The mediational analysis indicated that religious attitude acts as a partial mediator in the association between trait mindfulness and fear of Covid-19, implying that the impact of mindfulness on fear of Covid-19 was explained by the influence of religious attitude. While limitations of the study design exist, the findings suggest that belief-based behaviours may play an active role in mental health management during crises, and strategies that promote religious attitudes and mindfulness during times of life crises requires further investigations.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-20T15:26:37.025016224Z
dc.date.available2026-10-20T15:26:37.025016224Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/22944
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titlePsikoloji Bölümütr
dc.titleDepartment of Psychologyen
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codefef-psikoloji
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.aliaspsychol