Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(3)
Birim yayınları
38 →- ArticleYalnız künye2026Diabetes Mellitus, Hipertansiyon ve Hiperlipidemi Bilgi Aracının Psikometrik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl; Demir, Halil
Amaç: Diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi, genellikle birlikte ortaya çıkan ve bir araya geldiklerinde kardiyovasküler riski katlanarak artıran, birbiriyle yakın ilişki içindeki kronik hastalıklardır. Bu çalışmanın amacı, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemiye yönelik bilgi düzeyini aynı anda ölçebilen kapsamlı bir bilgi aracının psikometrik özelliklerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini 384 hasta oluşturmuştur. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre bilgi puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre, ulusal literatüre geçerliği ve güvenirliği yüksek bir ölçek kazandırılmıştır. Elde edilen psikometrik bulgular, ölçeğin orijinal formunda rapor edilen yapı ve güvenirlik değerleri ile uyumlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca bilgi düzeylerinin bazı sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kadınların diabetes mellitus, genel konular ve toplam bilgi puanları erkeklerden yüksek bulunmuştur. Bekârlar ilaç bilgisi ve toplam puanda evlilerden; lise altı eğitim grubundakiler ise hipertansiyon, hiperlipidemi ve toplam bilgi puanlarında lise ve üzeri eğitim grubundakilerden anlamlı düzeyde yüksek puan almıştır. Yaş, gelir ve eşlik eden diğer kronik hastalıklar ile bilgi puanları arasında ise anlamlı herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Sonuç: Bu bulgular, diabetes mellitus, hipertansiyon ve hiperlipidemi bilgi düzeylerini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarında sosyodemografik özelliklerin dikkate alınmasının önemli olduğunu göstermektedir.
- ArticleAçık Erişim2025Sağlık kurumlarında ekosentrik liderlik: türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Ekosentrik liderlik, liderliği ve karar verme süreçlerini çevre ve sürdürülebilirlik odaklı perspektife yerleştiren bir liderlik yaklaşımını ifade etmektedir. Bu liderlik tarzı, sadece örgütün kârını değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etkileri de dikkate almaktadır. Bu çalışmada Ekosentrik Liderlik Ölçeği’nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda veriler, İstanbul’da faaliyet gösteren bir özel hastanede görev yapan 234 sağlık çalışanından yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen verilerle ölçeğin yapı geçerliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, zaman göre geçerlilik için test-tekrar test, korelasyon analizi ve güvenirlik için iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ölçek tek faktörlü yapıyla iyi uyum indeksleri göstererek orijinal ölçek ile benzerlik göstermiş, böylelikle sağlık kurumları alanında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı Türkçe literatüre kazandırılmıştır.
- ArticleAçık Erişim2025Sağlık Çalışanlarının Rol Belirsizliği İşe Yabancılaşmalarını Tetikler Mi? Örgütsel Muhalefet ve İşle İlgili Kaygı Bağlamında Bir Değerlendirme
Baş, Murat; Tarsuslu, Sinan
Bu çalışma, sağlık sektöründe hem çalışanların iyi oluşunu hem de organizasyonel performansı artırmak için bilimsel temelli öneriler geliştirme ihtiyacından doğmuştur. Özellikle hemşireler gibi kritik meslek gruplarının yaşadığı rol belirsizliği ve yabancılaşma sorunlarının daha iyi anlaşılması, sektörde sürdürülebilir çözümler üretmek adına önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, çalışma hemşirelerin rol belirsizliğinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisini, örgütsel muhalefet ve işle ilgili kaygı gibi aracı değişkenler üzerinden inceleyerek, iş yaşamında karşılaştıkları problemlerin nedenlerini daha derinlemesine anlamayı ve uygulayıcılara yenilikçi çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda Hatay’da orta ölçekli bir hastanede hemşire olarak görev yapan 456 kişiye kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılarak araştırma modeli sınanmıştır. Kesitsel olarak tasarlanan araştırma tanımlayıcı-ilişki arayıcı tiptedir. Araştırma analizleri sonucunda hemşirelerin rol belirsizlikleri ile işe yabancılaşmaları, işle ilgili kaygıları ve örgütsel muhalefetleri arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca hemşirelerin rol belirsizlikleri ile işe yabancılaşmaları arasındaki anlamlı ilişkide ayrı ayrı olarak hem örgütsel muhalefetin hem de işle ilgili kaygının aracı rollerinin olduğu tespit edilmiştir. Son aşamada gerçekleştirilen sıralı aracılık analizlerine göre de hemşirelerin rol belirsizlikleri ile işe yabancılaşmaları arasındaki anlamlı ilişkide işle ilgili kaygı ve örgütsel muhalefetin sıralı aracılık rolünün de olduğu bulgulanmıştır.
- ArticleAçık Erişim2025Birinci Basamak Sağlık Hizmeti Alan Hastalarda Hasta Merkezli İletişim Düzeyinin Sağlık Hizmeti Kullanım Sıklığı ve Hekime Güven Üzerine Etkisi
Çakmak, Cuma; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Hasta merkezli iletişim; hastaların ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve değerlerinin dikkate alındığı, karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişim modelidir. Hastaların, kendilerini anlayan ve ihtiyaçlarına duyarlı olan bir hekimle karşılaştıklarında, sağlık sorunlarını ihmal etme olasılıkları azalır. Sağlık hizmeti kullanım sıklığı, hastaların belirli bir süre içinde sağlık hizmetlerine ne kadar sık başvurduğunu ifade eder. Bu, birinci basamak sağlık hizmetleri düzeyinde genellikle aile hekimi ziyaretleri, düzenli kontroller, reçete yenilemeleri, aşılar ve rutin taramalar gibi hizmetleri kapsar. Güven, hasta-hekim ilişkisinin temel taşlarından biridir. Hekime güven, hastaların tedavi önerilerine uymasını, sağlık bilgilerini paylaşmasını ve genel olarak sağlık hizmetlerine olumlu bir tutum geliştirmesini sağlar. Güçlü bir güven bağı, tedavi süreçlerinin etkinliğini artırır ve hastaların sağlık sonuçlarını iyileştirir. Bu kapsamda çalışmada, birinci basamak sağlık hizmeti alan hastalarda hasta merkezli iletişimin sağlık hizmeti kullanım sıklığı ve hekime güven üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma evrenini Erzincan il merkezindeki bir aile sağlığı merkezine kayıtlı hastalar oluşturmuştur. Çalışmada örneklem büyüklüğü hesaplanarak evrene genellenebilir sonuç elde edebilmek için minimum 385 kişiden veri toplanması gerektiği belirlenmiş ve yüz yüze görüşme yöntemi ile aile sağlığı merkezine başvuran toplam 385 kişiye anket uygulanarak veri toplama süreci sonlandırılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların hasta merkezli iletişim ve hekime güven düzeylerinin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Post Hoc çoklu karşılaştırma testlerinden faydalanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, medeni durum, gelir, çocuk sayısı, çalışma durumu, eğitim gibi değişkenlerle hasta merkezli iletişim ve hekime güven arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek için hasta merkezli iletişimin hekime güven ve hizmet kullanım sıklığı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla doğrusal regresyon ve multinomial lojistik regresyon analizleri kullanılmıştır. Regresyon analizi, hasta merkezli iletişimin hizmet kullanım sıklığını ve güveni olumlu yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak hasta merkezli iletişimin, hastaların sağlık hizmeti sağlayıcılarına olan güvenini artırdığı; bu güvenin de hastaların tedaviye uyumunu ve genel sağlık sonuçlarını iyileştirdiği düşünülmektedir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular sağlık hizmeti sunumunda hasta merkezli iletişim stratejileri ile sağlık hizmeti sağlayıcılarının, hastalarla daha etkili ve kaliteli iletişim kurmalarının önemini vurgulamaktadır. Diğer taraftan hasta merkezli iletişim, hastaların hizmet sunucularına olan güvenlerini artırarak genel sağlık hizmetlerinin kalitesini ve tedaviye uyum sürecini de artırabilmektedir. Bu kapsamda sağlık politikaları şekillendirilirken, hasta merkezli iletişimi artırabilecek olan stratejilerin de dikkate alınması ve hasta ile hekim arasındaki iletişimi etkileyebilecek olumsuz faktörlerin belirlenip ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca hekimler ile diğer sağlık çalışanlarına hizmet içi eğitim programları gibi uygulamalarla etkili iletişim becerilerinin kazandırılması büyük önem arz etmektedir.
- ArticleAçık Erişim2025Sosyal Medyanın Sağlık Hizmeti Tercihleri Üzerindeki Etkisi: Sürü Etkisi ve Elektronik Ağızdan Ağıza Pazarlamanın Paralel Aracılık Rolleri
Baş, Murat; Tarsuslu, Sinan; Agaoglu, Ferhat Onur; Ekinci, Lokman Onur
Günümüzün dijitalleşen dünyasında sosyal medya, tüketici davranışlarını önemli ölçüde etkilemekte ve özellikle sağlık hizmetleri tercihlerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu noktada sosyal medya platformları (Instagram, Facebook, TikTok vb.), bireylerin sağlık hizmetlerine yönelik satın alma kararlarını şekillendirmede kritik bir etkiye sahip olabilmektedir. Bu doğrultuda, mevcut çalışma, sosyal medya kullanımının satın alma niyeti üzerindeki etkilerini sosyal etki teorisi çerçevesinde inceleyerek e-WOM ve sürü psikolojisinin paralel aracı rollerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, araştırma hedefleri, Türkiye'de sağlık hizmetlerinden yararlanmak için çevrimiçi platformları kullanan ve aynı zamanda sosyal medya hesaplarına sahip olan 1003 bireyden oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmada kesitsel bir tasarım benimsenmiş ve betimsel- ilişkisel bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırma bulguları, sosyal medya kullanımının satın alma niyeti üzerinde doğrudan etkisi olduğunu, e-WOM’un, sosyal medya kullanımı ile satın alma niyeti arasındaki ilişkide aracılık rolü oynadığı ve sürü psikolojisinin sosyal medya kullanımının satın alma niyeti üzerindeki etkisinde aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal medya kullanımının satın alma niyeti üzerindeki etkisinde e-WOM ve sürü psikolojisi değişkenlerinin paralel aracılık rolünün olduğu da bulgulanmıştır. Bu bulgular, işletmelerin sosyal medya gönderilerinde sosyal etki faktörlerini dikkate alarak dijital pazarlama stratejileri tasarlamasının, tüketicilerin satın alma niyetlerini önemli ölçüde artırabileceğini ve rekabet avantajı sağlayabileceğini düşündürmektedir.
- ArticleYalnız künye2025The Mediating Role of Green Human Resources in the Relationship Between Sustainable Leadership and Green Innovation in Healthcare Institutions
Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
The aim of this study is to determine the mediating effect of green human resources management on the relationship between sustainable leadership and green innovation in healthcare institutions. The study was conducted in hospitals belonging to a private healthcare group located in Istanbul. The sample of the study consists of 403 managers. According to the analyses, sustainable leadership positively affects green innovation and green human resources management. Furthermore, it was concluded that green human resources management has a partial mediating effect on the relationship between sustainable leadership and green innovation. These findings indicate that green innovation, green human resources management, and sustainable leadership are of critical importance for healthcare institution managers to achieve their environmental sustainability goals.
- ArticleAçık Erişim2025Sağlık harcamalarının belirleyicileri: bir kantil regresyon uygulaması
Konca, Murat; Sarigul, Seval Selvi; Bıçer, Ismaıl
Bu çalışma sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve belirlenen bu faktörlere yönelik çözüm önerileri getirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık harcamalarını etkileyen birçok faktör bulunmakla beraber çalışma kapsamında Dünya Bankası veri tabanından 2019 yılına ait 138 ülkenin gelir, eğitim harcamaları, alkol ve tütün kullanım oranları, 65 yaş üstü nüfus oranı, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmada, öncelikle klasik en küçük kareler regresyonu ve ardından kantil regresyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar %95 güven düzeyi üzerinden yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kantil 0,25, kantil 0,50 ve kantil 0,75’te yer alan ülkelerde kişi başına düşen gelirin, eğitim harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının ve 65 yaş üstü nüfus oranının artmasıyla kişi başına düşen sağlık harcamalarının da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Alkol ve tütün kullanım oranları, kentsel nüfus oranı, kadın nüfus oranı ve hekim sayısı ile sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkiye ise rastlanmamıştır.
- ArticleAçık Erişim2025Türkiye’de kaba ölüm hızının belirleyicileri: panel veriden kanıtlar
Konca, Murat; Bulut, Sinan; Sarigul, Seval Selvi; Tunca, Özlem
Bu çalışma, Türkiye’de kaba ölüm hızı üzerinde etkisi olduğu düşünülen çeşitli faktörleri incelemektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de bulunan 81 ile ait veriler kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri, yeni nesil koronavirüs SARS-CoV-2 salgınını temsil eden kategorik değişken ve illerin yer aldığı bölgeleri temsil eden kategorik değişkenlerle birlikte illerde, 1.000 kişi başına düşen hekim sayısı, 100.000 kişi başına düşen hastane yatağı sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir, okuryazar oranı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve kilovatsaat olarak kişi başına düşen elektrik tüketimidir. Veriler, Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanından alınmış olup 2016, 2018 ve 2020 yıllarını kapsamaktadır. Çalışmada havuzlanmış en küçük kareler ve dayanıklı regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 1.000 kişiye düşen hekim sayısı, kaba doğum hızı, kişi başına düşen gelir ve kişi başına düşen elektrik tüketiminin kaba ölüm hızını negatif yönde anlamlı bir şekilde etkilediği belirlenmiştir (p<0,05). Bunun yanı sıra, 100.000 kişi başına düşen yatak sayısı, kişi başına düşen belediye atık miktarı ve COVID-19 pandemisi değişkenlerinin kaba ölüm hızını anlamlı bir şekilde artırdığı tespit edilmiştir (p<0,05). Okuryazar oranı ile kaba ölüm hızı arasında ise, anlamlı herhangi bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne kıyasla kaba ölüm hızı istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,05).
- ArticleAçık Erişim2025Mediating Roles of Role Ambiguity and Depression in the Relationship Between Perceived Heavy Workload and Quiet Quitting Behaviors of Healthcare Workers
Baş, Murat; Ersari, Goknur; Tarsuslu, Sinan
The purpose of this study is to examine the effect of heavy workload perceptions of healthcare workers on their quiet quitting behaviours and to reveal the possible mediating roles of role ambiguity and depression in this relationship. To this end, the study focuses on employees in the health sector and examines the multidirectional interactions among these variables within the framework of the parallel mediation model. Data were collected from 553 healthcare workers at a large-scale training and research hospital in the Eastern region of Türkiye. The results of the study showed that the perception of heavy workload had a positive and significant relationship with quiet quitting behaviours and that role ambiguity and depression mediated this relationship. In parallel mediation analyses, role ambiguity and depression variables were found to have significant parallel mediation roles in the effect of heavy workload on quiet quitting.
- ArticleAçık Erişim2025The Mediating Role of Thriving at Work in the Effect of Hotel Employees’ Perception of Coworker Support on Employee Voice; [Otel Çalışanlarının Meslektaş Desteği Algısının Çalışan Sesliliği Üzerine Etkisinde İşte Kendini Yetiştirmenin Aracı Rolü]
Baş, Murat; Güneş, Erkan; Taş, Muhammed
This study examines the mediating role of thriving at work in the relationship between coworker support and employee voice. A survey was conducted with 296 employees working in five-star hotels in Manavgat using a convenience sampling method. SPSS27, the PROCESS macro, and AMOS24 programs were used for data analysis. According to the findings, coworker support positively affects both employee voice and thriving at work, and thriving at work also positively impacts employee voice. Furthermore, the mediating role of thriving at work was identified in the relationship between coworker support and employee voice. The results expand the current understanding of the potential impact of coworker support on employee voice within organisations.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-21T10:22:07.357876716Z | |
| dc.date.available | 2026-10-21T10:22:07.357876716Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28212 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Sağlık Bilişim ve Teknolojileri | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | iibf-saglik-yonetimi-saglik-bilisim-ve-teknolojileri | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \bsaglik bilisim ve teknolojileri\b |





