Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Alt birimler

Araştırmacılar(7)

Birim yayınları

27 →
  • ArticleAçık Erişim2026
    THE RELATIONSHIP BETWEEN SOCIAL EXCLUSION, LOW HEDONISTIC EATING HABITS, AND DELIRIUM İN ELDERLY INDIVIDUALS

    Akkas, Ibrahim; Çapar, Elif; Çetintas, Ahmet; Ersoy, Ersan; Kilig, Metin; Çetinkaya, Sahin

    Delirium in older adults can be shaped by their experiences of social isolation and a reduction in pleasure-oriented eating habits. When elderly individuals become disconnected from their social environment, this separation can trigger both psychological and biological changes that influence their overall well-being. The aging process entails multidimensional changes in individuals' biological, psychological, and social functioning. The aim of this study is to examine the relationships between levels of delirium and social exclusion and hedonic eating behaviors among individuals aged 65 years and older. In line with its cross-sectional design, the study avoids causal inferences and addresses the relationships between variables within a descriptive and correlational framework. This study aims to explore how strongly social isolation and reduced pleasure-driven eating behaviors relate to the development of delirium in elderly individuals living in institutional care settings. This descriptive research was carried out in In 2025 Erzincan and involved older individuals living in the 100th Year Atat & uuml;rk Nursing Home, the Refahiye Elderly Care Center, and the Kemah Nursing Home. Information was gathered through an elderly demographic form along with the Social Exclusion Scale, the Low Hedonistic Eating Habits Scale, and the Delirium Scale. The dataset was analyzed using descriptive statistics as well as independent samples t-tests, ANOVA, correlation analyses, and regression procedures. In this study, a convenience sampling method was employed.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • ArticleAçık Erişim2025
    The Role of Customer Participation and Interactivity in Creating Brand Loyalty

    Derinozlu, Evrim; Pir, Esra Ozkan

    This study aims to examine the role of customer participation and social interactivity in fostering brand loyalty within social media environments. Focusing on consumers in Turkey, it addresses a critical gap in the marketing literature by exploring how interactive and participatory behaviors shape long-term consumer-brand relationships in the digital context of an emerging market. A quantitative research design was adopted, employing a survey administered to 349 active social media users in Turkey who had previously interacted with brands online. Structural equation modeling (SEM) and Hayes Model 6 were applied to test the research hypotheses and investigate the mediating roles of customer participation and customer-brand identification. The empirical findings demonstrate that social interactivity positively influences brand loyalty both directly and indirectly through customer participation and customer-brand identification. In particular, the mediating role of customer-brand identification emerged as the strongest pathway, emphasizing the psychological bond between consumers and brands. This research highlights the strategic importance of fostering interactive, two-way communication and encouraging active customer participation to build enduring brand loyalty in the digital age. The study offers valuable theoretical contributions by integrating Uses and Gratifications Theory with interactivity and identity frameworks, and provides practical recommendations for brand managers seeking to strengthen consumer loyalty through participatory digital experiences.

  • ArticleAçık Erişim2025
    Covid-19 Fobisinin Yaşlılar Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Erzincan İl Merkezi Örneği

    Akkaş, İbrahim

    Covid-19’un yayılmasını önlemek amacıyla, insanlar arasındaki sosyal etkileşimi kademeli olarak azaltmak için kısıtlamalara yönelik tedbirler alınmıştır. Bulaşma hızı oranı ve yüksek ölüm oranı nedeniyle, insanlar hastalık konusunda endişelidir. COVID-19'un yayılmasını yavaşlatmak için sosyal mesafe, izolasyon ve karantina kritik öneme sahiptir. Bu tedbirlerle yüksek risk grubunda olan yaşlıların korunması amaçlanmıştır. COVID-19 ile ilgili ölümler öncelikle yaşlılarda ve esas olarak kronik hastalıklar, solunum hastalıkları veya diyabet gibi eşzamanlı hastalıkları olanlarda meydana geldiğinden dolayı yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar sokağa çıkma yasağına öncelikli olarak dâhil edilmiştir. Fobi, bir kişi, olay veya durumla ilgili sürekli ve aşırı korkuyu ifade eder. Korkunun süreklilik kazanması da fobi olarak açıklanmaktadır. Yazılı, görsel ve sosyal medyada COVID-19'la ilgili ölüm haberleri özellikle yaşlılarda endişe ve korku düzeylerini artırmaktadır. Yaşlılarda, özellikle COVID-19'a yakalanma korkusu ve salgın sırasında yalnızlık ve ölüm korkusu ruh sağlığı sorunlarına neden olmaktadır. Yaşlılarda Covid-19 Fobisi’ni ölçmek amacıyla hazırlanan bu çalışmanın literatüre katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Etik Kurulu’nun 27/09/2021 toplantı tarihli 08/03 protokol numaralı kararına göre çalışma için etik kurul izini alınmıştır. Bu amaçla, Erzincan’da yaşayan 300 yaşlı bireye anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS.20 programında analiz edilmiştir. Sorular normal dağılıma uygun olduğu için paremetrik testler analizde kullanılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • ArticleAçık Erişim2025
    Sosyal medyada siber suçlar: Üniversite gençliği üzerine uygulama

    Akkaş, İbrahim

    Gelişen teknolojik çağda internet, özellikle sosyal medya hayatımızda önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü sosyal medya sayesinde herkes yakınları ve sevdikleriyle kolaylıkla iletişim kurabilmektedir. Aynı zamanda sosyal medyanın kullanımı gün geçtikçe artmakta ve bu durum siber suçluların bu ağları kullanarak siber eylemler gerçekleştirmesini kolaylaştırmaktadır. Instagram, Twitter, Facebook, Youtube ve Linkedin gibi kullanıcıların günlük olarak kullandıkları, aileleri, arkadaşları ve akrabaları ile kolayca iletişim kurabildikleri ve verilerini paylaşabildikleri birçok ağ bulunmaktadır. Sosyal medya, internet bağlantılı dünyada yeni iletişim yollarını açmıştır. Bu iletişim, dünyanın her yerindeki insanlar arasında tweet'leri, fotoğraf, resim, beğeni ve yorum vb. paylaşmayı içerir. Geçtiğimiz birkaç yılda, çevrimiçi sosyal ağ sitelerinin, Twitter, Facebook, LinkedIn, MySpace, YouTube, Tiktok, whatsapp gibi sosyal medyayı kullanarak kullanıcıların aileleri, arkadaşları, profesyonel grupları ve diğer topluluklarla iletişim kurmaları için önemli rol oynamaktadır. Bununla birlikte, sosyal medya siteleri kullanıcılar için çeşitli ciddi güvenlik riskleri ve tehditleri oluşturmaktadır. Bu makale, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin sosyal medyada siber suç anlamında ortaya çıkabilecek tehditler ve güvenlik riskleri hakkında bilgi sahibi olup olmadıklarını araştırmaktadır. Siber suçun artan oluşumuyla birlikte sosyal medyanın kullanımı, günümüzün dijital çağında yükseköğretim kurumları için önemli avantajlar ve dezavantajlar sunmaktadır. Bu çalışma, özellikle çevrimiçi bir üniversite ortamına odaklanarak, yükseköğretimde sosyal medya kullanımı ile siber suç farkındalığını araştırmaktadır. Amacı, çevrimiçi üniversite öğrencileri arasında sosyal medya kullanım modellerini, siber suçun yaygınlığını ve bu zorlukları ele almak için etkili stratejileri analiz etmektir. Bu araştırma, eğitim kurumlarındaki dijital teknolojilerin gelişen manzarasına dair değerli içgörüler sunarak, etkili müdahaleler ve politika çerçeveleri üzerine gelecekteki araştırmalar için temel oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda öğrencilerin sosyal medyada yaşanabilecek siber suçlar hakkında bilgi sahibi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ReviewYalnız künye2024
    Siyaset, Kulüp, Stadyum: İstanbul Futbol Kültürünün Değişimi (1900-2023) Kitap İncelemesi

    İnal, Rahşan

  • ArticleAçık Erişim2024
    Sosyolojide spor, sporda sosyoloji: türkiye’de spor sosyolojisi araştırmaları için bir değerlendirme

    İnal, Rahşan

    Spor sosyolojisi Avrupa, Amerika ve Kanada’daki akademisyenlerin öncü çalışmaları ve inşa ettikleri kurumsal yapılarla gelişen bir alt disiplindir. 1980’li yıllardan günümüze spor sosyolojisinin uluslararası akademik dergilerindeki makaleler öz incelemeye tabii tutularak sistematik olarak değerlendirilmektedir. Bu makalenin amacı da Türkiye’de sosyoloji ve spor bilimlerinde, spor sosyolojisi alanındaki lisansüstü tezler ile iki akademik dergide yayınlanan spor sosyolojisi araştırma makalelerinde ortaya çıkan baskın temaları, araştırma yöntemlerini, kuramsal yaklaşımları temel içerik analizine tabii tutarak Türkiye’de spor sosyolojisini değerlendirmektir. Bu hedefle, sosyoloji ve spor bilimlerinde, spor sosyolojisi alanındaki, 69 lisansüstü tez ve iki dergideki 607 makale kelime bulutu ile desteklenerek temel içerik analizine tabii tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre, spor bilimlerindeki çalışmalarda spor sosyolojisi, sosyoloji ana disiplininden daha fazla yer almakta ve tema zenginliği bulunmaktadır. Buna rağmen sosyoloji kuramları ve araştırma yöntem tekniklerinde çeşitlilikten uzaktır. Sosyoloji ana disiplininde ise spor sosyolojisi daha az ilgi görüyorken, spor sosyolojisi odaklı lisansüstü tezlerde sosyoloji kuramları ve metodolojik çeşitliliğe sahiptir.

  • ArticleAçık Erişim2024
    İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlanması: Geçerlilik ve Güvenirlilik Çalışması

    Erdem, Metin; Negiz, Zeynep Uyanık; Akinci, Habibullah

    Amaç: Kişinin özgür iradesi ile kendi yaşamını sonlandırması intihar olarak tanımlanabilir. İntihar kararının verilmesinde farklı ge rekçeler olabilmektedir. İntihar düşüncesi insan ve toplum sağlığı için risk teşkil eden bir özelliktedir. Bu düşüncenin ortaya çıkması, şiddet lenmesi ve süreğen hâle gelmesi insanın iyilik hâlini de tehdit etmekte dir. Bu sebeple kişinin intihar düşüncesi üzerine disiplinler arası çalışmalar önem arz etmektedir. Bu çalışmacının amacı, İntihar Rumi nasyon Ölçeği’ni Türk kültürüne uyarlamaktır. Bu kapsamda Türkçe for munun geçerlilik ve güvenirliği test edilmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya intihar düşüncesinin olduğu 167 (41 erkek ve 126 kadın) kişi katılmıştır. Ölçek Türkçe diline çevrildikten sonra İngilizce alanında bir dil uzmanı tarafından Türkçe çeviri kontrol edilmiştir. Dil geçerliği nin uygun olduğuna karar verilmiştir. Yapı geçerliğini test etmek için öncelikle açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulanmış ve maddelerin iki faktörde dağılımı gözlenmiştir. Sonra doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. AFA için Jamovi uygulaması, DFA için LISREL uygu laması kullanılmıştır. Taslak ölçme aracının güvenirliğini test etmek için Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Bulgular: Analizler sonucunda kabul edilebilir uyum indeksleri ile karşılaşılmıştır (χ²/sd=1,754, karşılaştırmalı uyum indeksi=0,99, normlaştırılmamış uyum indeksi=0,99, kök ortalama kare yaklaşım hatası=0,067). İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin iç tutarlılık katsayısının 0,89 olduğu saptan mıştır. Sonuç: Sonuç olarak, belirtilen örneklemde İntihar Ruminasyon Ölçeği’nin geçerli ve güvenilir sonuçlar sunacağı söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • ArticleAçık Erişim2023
    A QUALITATIVE RESEARCH ON SOCIAL WORKERS WHO HAS WORKED ACTIVELY IN PSYCHO-SOCIAL SUPPORT PRACTICE DURING THE COVID-19 PANDEMIC

    Oktar, Merve Nur; Negiz, Zeynep Uyanik

    The negative effects of the Covid-19 pandemic, which started to spread all over the world in 2019, have been tried to be solved by various methods. Social worker, which has a relatively more important image and reputation in our country recently, has a critical role in epidemic situations such as Covid-19, which have negative sociological and psychological effects. Psycho-Social Support was created to minimize negative perceptions, psychological and sociological effects during the Covid-19 pandemic and help people affected by Covid-19. In this current research, it has been tried to discover how functional this practice is on society and how it is perceived by social workers. This study was designed with the qualitative method. 10 social workers who are working in the Ministry of Family and Social Services and the Ministry of Health were interviewed. As a result of the research, it was understood that social workers took an active role in the implementation of psycho-social support. It has been revealed that social workers have discovered their strengths and gained awareness thanks to the practice.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • ArticleAçık Erişim2023
    Z kuşağının eş seçme stratejileri: erzincan örneği

    Akkaş, İbrahim; Aksakal, Ibrahim

    Boşanma oranlarındaki artış, aile içi şiddet olayları, demografik dönüşüm ve benzer sorunlar aile kurumunun bir dönüşüm yaşadığını göstermektedir. Bu nedenle ailede yaşanan dönüşümün ve bu dönüşümün yol açtığı sorunların nedenlerinin araştırılması bu çalışmadaki temel motivasyon kaynaklarından biridir. Hiç şüphe yok ki aile kurumunun sürekliliğinin ön koşullarından biri eş seçim yaklaşımlarıdır. Konu hakkında yaptığımız literatür çalışması genç yetişkinlerin eş seçim stratejilerinin incelenmesinin önemini ortaya koymuştur. Evliliğin başarılı olmasının en önemli ön koşullarından biri doğru eş seçimidir. Günümüzde genç yetişkinlerin hangi kritere göre eş tercihinde bulundukları ve aile kurumuna karşı yaklaşımları aile kurumunda yaşanan dönüşümü açıklayacak değişkenlerden biridir. Bu nedenle araştırmamız Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin aile kurumuna ve eş seçimine dair yaklaşımlarını belirlemek için yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı evlilik çağında olan Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin eş seçme stratejilerini cinsiyet, romantik ilişki durumu, dindarlık, ekonomik durum ve yerleşim yeri değişkenleri açısından incelemektir. Bu maksatla Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören üniversite öğrencilerine Eş Seçme Stratejileri Envanteri gerekli izinler alınarak uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi 120 erkek 327 kadın olmak üzere toplam 447 katılımcıdan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri normal dağılım özelliği göstermediği için analiz sürecinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Z kuşağı genç yetişkin üniversite öğrencilerinin eş seçme eğilimleri cinsiyet, romantik ilişki durumu ve dindarlık değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Ekonomik durum ve yerleşim yeri ile eş seçme stratejileri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca katılımcıların tamamının eş tercihi yaparken duygusal unsurları rasyonel unsurlardan daha fazla önemsedikleri sonucuna varılmıştır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • ArticleAçık Erişim2023
    Üniversite Öğrencilerinde Dijital Kimlik Kullanımı ve Benlik Sunumu Üzerine Bir İnceleme

    Akkaş, İbrahim; Aksakal, Ibrahim

    Son yıllarda yaygınlaşan çevrimi içi iletişim araçları dijital kimlik kullanma alışkanlıklarını beraberinde getirmiştir. İnsanlar giderek artan sayıda ve çeşitli sebeplerle çevrim içi iletişim araçlarını kullanmakta ve bu iletişim araçları için dijital kimlikler oluşturmaktadır. İnternet kullanıcıları bu araçları eğlence, hizmet alımı, alışveriş, iletişim ve eğitim gibi birçok amaç için kullanmaktadır. Özellikle eğlence ve iletişim amaçlı kullanılan sosyal medya araçlarında kullanıcılar dijital kimliklerini oluştururken gerçek kimliklerini gizleyerek ya da olduğundan farklı göstererek etkili izlenim oluşturma taktikleri kullanabilmektedir. Konu hakkında yapılan benzer çalışmalar sosyal medya araçlarının bu amaçla kullanım oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 18 yaş üzeri genç kuşak olduğunu göstermektedir. Bu nedenle araştırmamız, 18 yaş üstü üniversite öğrencilerinin dijital kimlik kullanım taktikleri ve etkili izlenim oluşturma stratejilerini inceleme amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde eğitim gören üniversite öğrencileri üzerinden yürütülmüştür. Ana kütle büyüklüğü dikkate alınarak örneklem büyüklüğüne karar verilmiş ve 408 üniversite öğrenicisinin kolayda örnekleme yöntemiyle seçildiği bir örneklem oluşturulmuştur. Araştırmada daha önce güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılmış olan “Dijital Kimlik Ölçeği” ve “Değiştirilmiş Benlik Sunum Taktikleri Ölçeği” kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler 5’li likert tipi ölçek biçimindedir. Ölçeklerden elde edilen sonuçlar yaş, cinsiyet ve gelir düzeyi değişkenleri dikkate alınarak analiz edilmiştir. Ayrıca katılımcıların tercih ettikleri sosyal medya araçları ve bu araçları kullanım amaçları da dikkate alınarak ilişkilendirme yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri normal dağılım özelliği gösterdiği için analiz aşamasında t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sosyal medya araçlarını kullanım amacı ile dijital kimlik geliştirme ve etkili izlenim oluşturma pratikleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-21T10:22:08.140622301Z
dc.date.available2026-10-21T10:22:08.140622301Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28222
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleSosyal Hizmet Bölümütr
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codeiibf-sosyal-hizmet
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.alias\bsosyal hizmet bolumu\b