Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(3)

Birim yayınları

8 →
  • ArticleYalnız künye2025
    Uzlaşma Kurumunda İdarenin Takdir Yetkisinin Sınırları

    Ayrangöl, Zülküf; Kır, Bahadır

    Alacaklı vergi idaresi ile borçlu vergi yükümlüsünün aralarında doğmuş ya da doğacak uyuşmazlığı, karşılıklı ödünlerle, gidermek üzere anlaşmaları şeklinde kısa bir tanımı yapabileceğimiz uzlaşma kurumu hayatımıza 1963 yılında girmiştir. Hayatımıza girdiğinden bugüne değin üzerindeki tartışmaların bitmediği uzlaşma kurumuna yönelik en önemli eleştiri ise anayasal ilkelere aykırılığıdır. Uzlaşma ile vergiden fedakârlık edilmesinin vergilerin kanuniliği ilkesini zedelediği, vergi konusunda idarenin herhangi bir takdir yetkisinin olmadığı doktrinde ele alınmaktaydı. 7524 sayılı Kanun’un 2024 yılı Ağustos ayında yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile vergi aslı uzlaşma kapsamından çıkartılmıştır. Böylece vergi idaresinin uzlaşma müzakerelerindeki vergi aslına yönelik takdir yetkisi ortadan kaldırılmıştır. Vergi Usul Kanununda değişiklik yapılmasına karşın Uzlaşma Yönetmeliği ve ilgili Tebliğde değişiklikler ise hala yapılmamıştır. Vergi aslının uzlaşma kapsamından çıkartılmasına karşın cezalar noktasında idarenin takdir yetkisi devam etmektedir. 60 yıldır hayatımızda olan uzlaşma kurumu kapsamından vergi aslı çıkartılsa da uzlaşma üzerindeki tartışmaların devam edeceği görülmektedir.

  • ArticleAçık Erişim2024
    The principle of nemo tenetur in the tax audit

    Laloğlu, Arzu

    The principle of nemo tenetur means that a person cannot be compelled to testify and present evidence against himself/herself. It is necessary to know the starting point that allows the taxpayer to use the principle of nemo tenetur and to determine the time when the taxpayer is under the influence of an accusation of a criminal offence. Today, various control and audit powers have been granted to the administration in areas required by the public interest. In terms of administrative investigations or audits carried out by the administration prior to criminal proceedings such as tax audits, the principle of nemo tenetur also comes to the fore prior to criminal proceedings. Since taxes are accepted for the continuity of public services, submission obligations are stipulated in order to ensure compliance to the tax law and the fulfill collection of taxes. It is necessary to determine whether it is lawful to refrain from the obligations of submission stipulated in terms of tax audit by applying the principle. In this context, in our study, after providing general information on the principle of nemo tenetur, various country practices, judicial decisions and doctrinal opinions on whether the principle can be applied in tax audits will be examined and our own opinion will be given.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ArticleAçık Erişim2024
    Vergi Kaçakçılığı Suçlarından Defter ve Belgeleri Gizleme Suçu Bağlamında Nemo Tenetur İlkesinin Yaptırımın Türü Açısından İncelenmesi

    Laloğlu, Arzu

    Nemo tenetur ilkesinin idare hukukunda, vergi hukukunda ve hukuk davalarında uygulanmasına ilişkin görüşler olmakla birlikte ortaya çıkış nedenleri ceza hukukunda kişinin kendini suçlamaktan korunması olduğundan bu hak daha çok ceza hukukuna ilişkin bir yaptırım söz konusu olduğunda gündeme gelmektedir. Vergi kaçakçılığı suçlarından defter ve belgeleri gizleme suçunun yaptırımı ise, ceza hukukunun kapsamına giren hürriyeti bağlayıcı cezadır. Vergi kaçakçılığı suçlarından defter ve belgeleri gizleme suçuna ilişkin yaptırımın idari nitelikte bir yaptırım olması halinde nemo tenetur ilkesine başvurulmasının engellenip engellenemeyeceğinin ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu bakımdan defter ve belgeleri gizleme suçuna yönelik öngörülebilecek yaptırım türlerinin nemo tenetur ilkesinin kullanımını engelleyip engellemediği ve hangi yaptırım türünün belirlenmesinin daha doğru olduğunun tartışılması gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikle nemo tenetur ilkesi açılanacak, daha sonra vergi kaçakçılığı suçlarında nemo tenetur ilkesinin neden diğer suçlardan faklı değerlendirmeye tabi tutulduğundan bahsedilecek ve nemo tenetur ilkesinin geçerliliğine ilişkin görüşler belirtilecek, son olarak adli ve idari yaptırım türleri incelenerek bunlardan birinin tercih edilmesi halinde nemo tenetur ilkesinin nasıl etkileneceği değerlendirilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ArticleAçık Erişim2022
    7394 Sayılı Kanun Bağlamında Vergi Kaçakçılığı Suçunda Etkin Pişmanlık Müessesesi Üzerine Bir Değerlendirme

    Yilmaz Furtuna, Elif; Laloğlu, Arzu

    Vergi kaçakçılığı suçunda, suçun vergi idaresi tarafından öğrenilmesinden önce pişmanlık ve ıslah hükümleri ile ceza almaktan kurtulmak mümkün iken; suçun vergi idaresince öğrenilmesinden sonra bu hükümlerden yararlanılamamaktaydı. Sanıkların vergi kaçakçılığı suçundan aldıkları cezaların yüksekliği noktasında yoğun eleştiriler mevcuttu. Bu eleştirilerin de etkisiyle 7394 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu(VUK)’nun vergi kaçakçılığını düzenleyen 359’uncu maddesine etkin pişmanlığa ilişkin hükümler eklenmiştir. Bu yolla hem eleştirilere maruz kalan ağır cezaların bir nebze önüne geçilmiş hem de vergi kaçakçılığına konu fiil nedeniyle ziyaa uğrayan vergi ile bağlantılı cezalar ve diğer feri borçların kanuni düzenlemede belirlenen kısmının ödenmesi öngörülerek vergi gelirlerinin kamu hazinesine geçişine katkı sağlanmış olunacaktır. Düzenleme bu yönü itibariyle olumlu izlenim vermektedir. Ancak, etkin pişmanlıktan yararlanmak için vergi kaçakçılığı fiiliyle ziyaına sebep olunan vergi ile bağlantılı cezalar ve diğer feri alacakların ödenmesi yeterli gelmemekte aynı zamanda ödenen söz konusu alacaklara ilişkin “vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi” gerekmektedir. Etkin pişmanlığın böyle bir şarta bağlanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHS)’nin adil yargılanmaya ilişkin 6’ncı maddesinin temel gereklerinden biri kabul edilen mahkemeye erişim hakkına, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36’ncı maddesine ve idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125’inci maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan sebeplerle çalışmamızda öncelikle etkin pişmanlığın tanımına ilişkin görüşlere yer verilmiş, hukuki niteliğine değinilmiş ve etkin pişmanlık müessesesi benzer mahiyetteki diğer müesseselerle mukayese edilmiştir. Daha sonra 7394 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesine eklenen etkin pişmanlık hükümleri açıklanmıştır. Son olarak etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmek için öngörülen vergi mahkemelerinde dava açamama şartının, AİHS’nin adil yargılanmaya ilişkin 6’ıncı maddesine, Anayasanın hak arama hürriyetine ilişkin 36’ncı maddesine ve idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolunun açık olduğuna dair 125’inci maddesine uygun olup olmadığı çeşitli mahkeme kararları ve doktrin görüşleriyle birlikte değerlendirilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • ArticleYalnız künye2020
    Tax loss due to the different tax value and market value in the property tax

    Ayrangöl, Zülküf

    Since the Real Estate Tax Law has been accepted in our country, there have been various problems at the point of tax collection. In the first years, the authority to collect taxes was under the central administration, while in the following years this authority was transferred to the municipalities. While this tax, which has been collected by the municipalities since 1986, is subject to the principle of declaration, the declaration system has been changed in 2002 and the notification system has been introduced. Unfortunately, the value of the immovable properties subject to real estate tax by the Municipalities cannot be determined correctly. Thus, there are serious differences between the tax value of the real estate and the market value. This situation causes significant tax losses during the transfer or sale of immovables. In this study, various policy suggestions have been presented in order to eliminate the tax losses arising from the imperfections experienced in the taxation regime of the immovable properties subject to real estate tax.

  • ArticleYalnız künye2020
    Comparıson of tax profıle of erzincan wıth eastern anatolıa and turkey

    Ayrangöl, Zülküf

    Taxes are the most important source of in come for countries today. In Turkey, 87% of thetotal public revenues consist of tax revenues. Ho wever, there are differences in tax-related dataaccording to regional development level. Thesedifferences are affected by factors such as taxawareness, tax morality and tax perception, de pending on the political, social, cultural and eco nomic development levels of the citizens in theregion. As a result, this situation is reflected in thetax-related data. Erzincan, where the situation inthe region and Turkey were analyzed compara tively. The tax profile of Erzincan Province wasprepared and a comparison and success rankingwas made at regional and national level. In this study, tax accrual and collection ratesof Erzincan, distribution of tax revenues, numberof active taxpayers and income-expense compa risons were made. A comparative analysis of thecases were in the area of Erzincan and Turkey.The tax profile of Erzincan was prepared and acomparison and success ranking was made at re gional and national level. As a result of the study,Erzincan is partly in a good position in the regi on according to the number of taxpayers and taxcollection amount. But; When compared with thegeneral it has concluded that Turkey is located inthe very back.

  • Review ArticleYalnız künye2019
    Tax issues in gig economy

    Ayrangöl, Zülküf

    Nowadays, with the developments in technology such as social media, smart phones, mobile applications and online platforms, the concept of traditional work is changing. There are some important revolutions in business and working life. One of these changes has emerged as the isi Gig Economy. Although there are many different definitions for Gig Economy; It is a person’s shortterm income using online platforms, regardless of any employer (independent worker). The fact that the Gig economy is a very new concept leads to various problems. These problems are the most important; the tax payer of persons who are considered as independent workers can be expressed as taxation, registration, absence of any contract, employee rights and insurance problems. In this study, the scope of Gig economy is examined and taxation problems related to gig economy are discussed.

  • ArticleYalnız künye2018
    Kuzeydoğu anadolu kalkınma ajansı’nın (kudaka) sunduğu mali destek programlarının etki değerlendirmesi

    Ayrangöl, Zülküf; Akın, Fatih

    Bu çalışmanın amacı; 2013 yılında Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA)tarafından sunulan mali desteklerin etki değerlendirmesini yapmaktır. Bu kapsamda 2013yılında ajanstan destek almaya hak kazanmış ve proje uygulama süreçleri sona ermişfirmalara bir anket uygulanmıştır. Erzurum-Erzincan ve Bayburt illerinde uygulanmışprojelerin istihdam, üretim, yatırım, pazarlama ve bölgesel kalkınmanın diğer unsurlarınailişkin etki ve sonuçları ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın proje uygulamasüreçleri değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda 2013 yılında Mali Destek Programıkapsamında destek alan firmaların; üretim miktarında artış olduğu, Pazar paylarınınarttığı ve bölgede istihdam oluşturduğu görülmektedir.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-21T10:22:10.174254312Z
dc.date.available2026-10-21T10:22:10.174254312Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/ebyu/28252
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleMali Hukuk Anabilim Dalıtr
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codehukuk-kamu-hukuku-mali-hukuk
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bmali hukuk anabilim dali\b