Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2026YAŞLI BİREYLERİN HEMŞİRELERİN TUTUMLARINI ALGILAMALARI VE HEMŞİRELİK BAKIMINDAN MEMNUNİYET DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ
Papatya Karakurt
Amaç: Bu araştırma yaşlı bireylerin hemşirelerin tutumlarını algılamaları ve hemşirelik bakımından memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılan araştırmanın evrenini Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir hastanenin dahili ve cerrahi kliniklerinde yatarak tedavi gören 65 yaş ve üstü bireyler oluşturmaktadır. Örneklemi, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 200 hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında “Yaşlı Bireyler İçin Demografik Bilgi Formu”, “Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama Ölçeği” ve “Newcastel Hemşirelik Bakımı Memnuniyet Ölçeği”kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, ortalama, Bağımsız Gruplarda t Testi, Varyans Analizi, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %47.5’i erkek, %52,5’i kadındır. %48’i dahili, %52’si cerrahi kliniklerde yatarak tedavi görmektedir. Newcastle Heşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği (NHBMÖ) toplam puan ortalamalarının 71.71±19.01, Yaşlı Bireylerin Sağlık Çalışanlarının Tutumlarını Algılama (YASTA) Ölçeği toplam puan ortalamalarının 1225.95±230.55 olduğu saptanmıştır. Yaşlı bireylerin YASTA ölçek puanı ile NHBMÖ puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Yaşlı bireylerin NHBMÖ puan ortalamalarına göre hemşirelik bakımından memnuniyet düzeyleri orta yüksek olarak saptanmıştır. YASTA ölçeği alt boyut puan ortalamaları incelendiğinde ise algılanan olumlu algının olumsuz algıdan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakım memnuniyetinin orta-yüksek düzeyde bulunması, algılanan olumlu tutumlarla ilişkili olmakla birlikte, ayrımcılık algısının bu memnuniyeti sınırlayan önemli bir unsur olduğunu düşündürmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026KİLLİ ZEMİNLERİN KİREÇ İLE İYİLEŞTİRİLMESİNDE SU MUHTEVASININ ETKİSİ
Taha Coşkun Tatlı
Bu tez çalışması, günümüzde kullanımı yaygınlaşan kireç ile zemin iyileştirme yönteminin en önemli etken maddelerinden olan su muhtevasının etkisinin araştırılmasını kapsamaktadır. Çalışmada düşük plastisiteli bir kilin kireç ile iyileştirmesinde su muhtevasının etkileri incelenmiştir. Erzincan ilinden temin edilen kil numunelerine su ilave edilerek elde edilen %12, %14, %16, %18, %21 ve %24 başlangıç su muhtevalarına sahip numunelere farklı oranlarda sönmüş kireç eklenmiş, desikatörde bekletilen 7 günlük, 28 günlük ve 91 günlük numunelerin serbest basınç deney sonuçları incelenmiştir. Aynı zamanda kireç ile iyileştirme sonrasında numunelerin başlangıç su muhtevasına göre değişimi elde edilmiştir. Serbest basınç deneyleri incelendiğinde tüm numunelerde kür süresi arttıkça serbest basınç mukavemetinin arttığı, göçme deformasyonunda azalma olduğu ve aynı su muhtevasındaki numunelere kireç oranı arttırıldıkça serbest basınç mukavemetin arttığı, su muhtevasının azaldığı tespit edilmiştir. Zeminin plastik limit sınırına yakın su muhtevalarında sönmüş kireç ile yapılan kireç stabilizasyonunda %4 veya %6 gibi kireç oranı ile dayanımda artışın 6-8 kat civarında artış olduğu bu uygulamalarının sahada da verimli sonuçlar oluşturacağı öngörülmektedir. Su muhtevasının artması ile likit limit civarına doğru zeminde yapılan kireç katkısı ile dayanımın arttığı ancak istenilen seviyelerde olmadığı, yüksek su muhtevalarında kireç stabilizasyonunun sönmemiş kireç ile yapılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Helichrysum arenarium subsp. erzincanicum BİTKİSİNİN FİTOKİMYASAL İÇERİĞİNİN BELİRLENMESİ VE BİYOLOJİK AKTİVİTELERİNİN ARAŞTIRILMASI
Volkan Ay
Bu çalışmada, Erzincan ili, Refahiye ilçesi, Sakaltutan Dağı’ndan toplanan endemik Helichrysum arenarium subsp. erzincanicum bitkisinin biyolojik aktiviteleri ve fitokimyasal içeriği araştırılmıştır. Bitkinin toprak üstü kısımının metanol maserasyonuyla ham ekstrakt (HAE) elde edilmiştir. HAE’nin antioksidan kapasitesi; toplam fenolik madde, toplam flavonoid miktarı, DPPH• radikal giderme aktivitesi ve demir indirgeyici antioksidan güç (FRAP) yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Toplam fenolik ve flavonoid içerikleri sırasıyla 95,89±0,56 mg GAE/g ekstre ve 49,71±0,86 mg QE/g ekstre olarak belirlenmiştir. DPPH• giderme aktivitesine ait IC₅₀ değeri 55,15±1,29 µg/mL, FRAP değeri ise 107,20±0,12 mg TE/g ekstre olarak saptanmıştır. Antidiyabetik potansiyel α-glukozidaz, anti-Alzheimer potansiyel ise asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BChE) enzimleri üzerindeki inhibitör etkileri üzerinden değerlendirilmiştir. α-Glukozidaz, AChE ve BChE enzimleri için hesaplanan IC₅₀ değerleri sırasıyla 40,76±3,96 µg/mL, 46,20±3,10 µg/mL ve 53,31±2,20 µg/mL olarak bulunmuştur. Sitotoksik aktivite insan akciğer kanseri hücre hattı (A549) üzerinde MTT yöntemi kullanılarak incelenmiş ve IC₅₀ değeri 9,80 µg/mL olarak belirlenmiştir. Sekonder metabolitlerin izolasyonunda Sephadex LH-20 ve silika jel kolon kromatografileri ile preparatif HPLC tekniklerinden yararlanılmıştır. bileşikleri izole edilmiştir. İzole edilen klorojenik asit, naringenin kalkon-4'-O-glukozid, luteolin ve 5,5''-biflavanon türevi naringenin-7,7''-di-O-glukozid bileşiklerinin yapıları tek ve iki boyutlu nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (¹H NMR, ¹³C NMR, DEPT-90, DEPT-135, COSY, HSQC ve HMBC) ve kütle spektrometrisi verileri kullanılarak aydınlatılmıştır. Elde edilen bulgular, HAE’nin güçlü antioksidan, enzim inhibitörü ve sitotoksik aktiviteler sergilediğini, ayrıca içerdiği fenolik ve flavonoid bileşikler nedeniyle doğal biyoaktif ajanların geliştirilmesinde önemli bir kaynak olabileceğini ortaya koymuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Te’vîlâtü’l-Kur’ân İsimli Te’lîfinde İmam Mâtürîdî’nin Kelâmî Meselelere Yaklaşımı
Bilgenur Çöpür
İslâm düşünce tarihinde tefsir ve kelâm disiplinleri, farklı ekollerin katkılarıyla gelişmiş ve çoğu zaman birbirini besleyen iki temel alan olarak varlık göstermiştir. Nitekim bu çalışma, Mâtürîdî’nin “Te’vîlâtü’l-Kur’ân” adlı eseri çerçevesinde tefsir ile kelâm arasındaki ilişkiyi bütüncül bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Mâtürîdî’nin Kur’ân merkezli yorum anlayışı doğrultusunda tevhid, ilâhî sıfatlar, adalet, iman-amel ilişkisi, nübüvvet, âhiret ve kader gibi temel kelâmî meseleleri ele alış biçimi analiz edilmiştir. Ayrıca metin tahliline dayalı analitik bir yaklaşım çerçevesinde Mâtürîdî’nin ilgili âyet yorumları incelenmiştir. Elde edilen veriler, klasik ve çağdaş tefsir ile kelâm literatürü ışığında değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, Mâtürîdî’nin kelâmî düşüncesini Kur’ân temelli bir yaklaşımla inşa ettiğini ve kelâmı, nasların rehberliğinde temellendirdiğini göstermektedir. Mâtürîdî, başta Mu‘tezile olmak üzere farklı kelâm ekollerine yönelik eleştirilerini büyük ölçüde tefsir bağlamında geliştirerek mezhepler arası tartışmaları tefsir literatürüne yansıtmıştır. Netice olarak bu çalışma Mâtürîdî’nin tefsir anlayışı ile kelâm metodolojisi arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koyarak onun İslâm düşünce tarihindeki yerinin daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sunmaktadır. Aynı zamanda tefsir ve kelâm disiplinlerinin epistemolojik bütünlüğünü vurgulayarak, Kur’ân merkezli bir kelâm anlayışının imkânlarını göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026CESSÂS VE SÂBÛNÎ ÖZELİNDE İSLÂM TİCARET HUKUKUNDAKİ KAVRAM VE HÜKÜMLERİN MUKAYESELİ TAHLİLİ
Onur Çavuş
Bu çalışmada İslâm ticaret hukukunda yer alan temel kavram ve hükümlerin iki önemli ahkâm müfessiri olan Cessâs ve Sâbûnî özelinde mukayeseli olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada öncelikle İslâm ticaret hukukunun genel çerçevesi ele alınmış olup ticaretin meşruiyeti, kaynakları ve temel ilkeleri ortaya konulmuştur. Ardından Cessâs ve Sâbûnî’nin ayrı ayrı hayatları, ilmî kişilikleri ve eserleri tanıtılarak, özellikle ahkâm tefsirleri çerçevesinde ticaretle ilgili âyetlere yaklaşımları analiz edilmiştir. En son ise bu iki müfessirimizin yöntemlerini ve ticaretle ilgili âyetlere yaklaşımlarını mukayese edeceğiz. Çalışmada ticaret, akit, bey‘, ribâ ve karz gibi temel ticaret hukuku kavramları merkeze alınmıştır. Her iki müfessirin bu kavramlara dair yorumları ayrı ayrı incelenmiş ve mukayeseye tabi tutulmuştur. Müfessirlerin hüküm istinbat yöntemleri, kullandıkları deliller ve mezhep aidiyetlerinin yorumlarına etkisi değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Cessâs’ın daha sistematik ve usûl merkezli bir yaklaşım benimsediği özellikle illet temelli değerlendirmelerle hüküm çıkarma sürecine önem verdiği görülmüştür. Buna karşılık Sâbûnî’nin daha sade, açıklayıcı ve ahlâkî boyutu ön plana çıkaran bir üslup tercih ettiği tespit edilmiştir. Her iki müfessirin temel ilkelerde büyük ölçüde benzer görüşler taşıdığı ancak kavramların detaylandırılması ve uygulanması noktasında farklılıklar ortaya koyduğu anlaşılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026YERALTI SUYU SEVİYELERİNİN ÇOKLU MODEL YAKLAŞIMLARIYLA TAHMİNİ VE TREND ANALİZİ: ARIMAX, VAR, MAKİNE ÖĞRENMESİ VE SHAP TABANLI AÇIKLANABİLİRLİK ANALİZİ
Melike Nur Koçak Katipoğlu
Bu çalışma, Erzincan ili Brastik (Çatalören) yeraltısuyu gözlem kuyusunda 1987–2022 dönemine ait yeraltı suyu seviyesi (YSS) dinamiklerini nicel olarak inceleyerek kısa ve orta vadeli tahminlerle en uygun istatistiksel ve makine öğrenmesi yaklaşımlarını belirlemeyi, uzun dönemli trend davranışlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde YSS(t–1) katsayısının 0.611 ve istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı bulunması, akifer sisteminin güçlü bir zamansal hafızaya sahip ve geçmiş seviye koşullarının mevcut YSS üzerinde belirleyici olduğunu göstermiştir. Zaman serisi tabanlı öngörü performanslarının karşılaştırılmasında ARIMAX ve Vector Autoregression (VAR) modelleri değerlendirilmiş; ARIMAX modeli daha düşük hata değerleri ve daha yüksek açıklama gücü ile VAR modeline kıyasla üstün performans sergilemiştir. Izgara arama ile optimize edilen makine öğrenmesi modellerinde Rastgele Orman (RF) ve Destek Vektör Makineleri (SVM) benzer ve yüksek doğrulukta sonuçlar üretmiştir. SHAP tabanlı açıklanabilir yapay zekâ analizi, RF model kararlarının büyük ölçüde YSS(t–1) ve gecikmeli sıcaklık değişkenleri tarafından yönlendirildiğini, nem, akım ve yağış bileşenlerinin ise görece sınırlı katkı sunduğunu göstermiştir. Yenilikçi Poligon Trend Analizi (IPTA) ve Sıralı Mann-Kendall Testi (SQMK) sonuçları, YSS serisinde belirgin mevsimsel farklılaşma bulunduğunu ve 2010 sonrası dönemde düşüş eğilimlerinin şiddetlendiğini ortaya koymuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026EVALUATION OF THE PSYCHOMETRIC FIT OF THE TURKISH VERSION OF THE PERCEPTION OF CARE IN ACUTE SITUATIONS SCALE
Gülsün Ayran
Aim: This study was conducted to evaluate the psychometric properties of the Turkish version of the Perceived Ability to Provide Care in Acute Situations Scale (Novice Nurses’ PCAS). Material and Methot: This is a methodological study. The study population consisted of nurses working in public and private hospitals throughout Turkey with less than 12 months of professional experience. The sample consisted of a total of 280 nurses meeting the same experience criteria. Data were collected between January and August 2025. Descriptive forms and the Acute Care Perception Scale were used to collect research data. Content and construct validity, item analysis, confirmatory factor analysis, and internal consistency analysis were used to evaluate the data. Results: As a result of the reliability and validity analyses, the overall Cronbach’s alpha coefficient of the scale was found to be 0.973. Confirmatory factor analysis revealed that one item was removed due to a low factor loading, and the remaining 16 items were grouped under three subdimensions. The model demonstrated acceptable fit indices, with values of CMIN/DF=3.831 and RMSEA=0.096. Based on these findings, the scale was concluded to be a valid and reliable measurement tool. Conclusion: In conclusion, the Turkish version of the scale was found to be at an acceptable level and exhibited sufficient psychometric properties in terms of validity and reliability. It is believed that the scale can be used as a valid and reliable measurement tool.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2026Osmanlı Devleti'nde Meydana Gelen Çekirge İstilaları (1876-1908)
Bekir Özgür
ABSTRACT Natural disasters have profoundly affected states and societies throughout history in numerous ways. Disasters, which emerge as sudden changes in living conditions, have developed due to various causes. In particular, the social and economic consequences of disasters have left deep and lasting impacts on states. Natural disasters such as epidemics caused by biological factors, fires, earthquakes, floods, locust infestations, and famines have resulted in loss of life and economic damage among local populations, fiscal difficulties for states, waves of migration, and many other far-reaching consequences in the regions where they occurred. Within this framework, the main focus of this study is the locust infestation as a form of natural disaster, examining the regions in which it occurred within the Ottoman geography, the methods employed to combat the disaster, the measures taken by the central administration, and the loss of life and property suffered by the population, as well as the broader impacts on the Ottoman state and society. Locust invasions had severe effects in the Ottoman territories during the nineteenth century, as they did in many parts of the world. This disaster spread to nearly all regions of the empire in different years or in successive periods, placing the local population in extremely difficult conditions. In response, the foremost measures taken urgently by the state included immediate intervention in affected areas to prevent disruption to agricultural activities, avoid loss of life, and mitigate damage. In the Ottoman Empire, locust invasions were classified among natural disasters. The precautions adopted by the central government and the determined efforts of the local population played an important role in overcoming the disaster. This study, titled Locust Invasions in the Ottoman Empire (1876–1908), evaluates on the basis of archival sources the regions and forms in which these invasions occurred, the measures implemented by the Ottoman state, the collective struggle of local communities, the methods of combating the infestations, the consequences of the disaster, and the aid provided by the state to affected regions. Although the political conjuncture and economic structure of the Ottoman Empire in the nineteenth century created significant challenges in responding to such disasters, the measures taken by the state were crucial both for preserving this structure and for meeting the needs of society. Economic insufficiencies and transportation problems hindered the rapid suppression of locust invasions and prolonged their duration. Consequently, these conditions led to regional migrations, the emergence of famines, and various forms of social unrest. In summary, this study examines locust disasters in the Ottoman Empire from multiple perspectives, with particular emphasis on their economic, social, and socio-psychological effects. Keywords: Locust invasions, Nineteenth century, Ottoman geography, Famine, Environmental history, Ecology
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026MELİH TUTAĞ’IN SESSİZ SAKİN’İN GÜRÜLTÜLÜ MACERALARI SERİSİNDE MİZAHİ UNSURLAR
Selim Ağgül
Günümüzde çocuk edebiyatına yönelik ilginin önceki dönemlere göre belirgin biçimde artması, bu alanda üretilen eserlerin sayısında dikkat çekici bir yükselişe yol açmıştır. Bu durum, söz konusu eserlerin çocuğa uygunluğunun değerlendirilmesini ve metinlerde verilmek istenen iletilerin incelenmesini gerekli kılmaktadır. Çünkü çocuk kitaplarında yer alan iletiler, çocuğun kişilik gelişimi, değerleri benimsemesi ve topluma uyum sağlaması açısından önemli bir işlev üstlenmektedir. Bu araştırmada, çağdaş çocuk edebiyatı yazarlarından Melih Tutağ’ın Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları adlı on kitaptan oluşan serisi, içerdiği mizahi unsurlar bakımından kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman (belge) incelemesi kullanılmış; veri toplama aracı olarak Johnson (2010) tarafından geliştirilen ve Akıncı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan “Resimli Çocuk Kitaplarında Yer Alan Mizahi Unsurları İnceleme Formu” uygulanmıştır. Bu form, resimli çocuk kitaplarında yer alan mizahi unsurları; sözel, görsel ve durumsal olmak üzere üç kategori altında değerlendirmeye imkân veren 45 ögeden oluşmaktadır. Araştırmada, her kitap için ayrı ayrı oluşturulan mizahi unsur kayıt formları MAXQDA veri analiz programına aktarılmış ve veriler, bu yazılım aracılığıyla sistematik biçimde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, seride özellikle sözel mizahın en yoğun kullanılan mizah türü olduğunu; bunu görsel ve durumsal mizah unsurlarının izlediğini göstermektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2026YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYARLANMIŞ METİNLERİN ÖĞRENİCİLERİN OKUDUĞUNU ANLAMA BAŞARISINA ETKİSİ: MEVLANA CELALEDDİN RUMÎ’NİN MESNEVİSİ
Yusuf Ziya Özen
Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde metin uyarlama teknikleriyle sadeleştirilen edebî metinlerin öğrenicilerin okuduğunu anlama başarısına etkisini incelemektir. Çalışma kapsamında, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Mevlâna Celaleddin Rumî’nin Mesnevi adlı eserinde yer alan hikâyeler, metin uyarlama teknikleri kullanılarak A2 düzeyine uygun biçimde yeniden düzenlenmiştir. Uyarlama sürecinde ölçüt olarak Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (CEFR) ve Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı esas alınmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden “keşfedici sıralı desen” kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında özgün metinlerin seçimi, incelenmesi ve dilsel açıdan uyarlanması sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden biri olan “doküman incelemesi” kullanılmıştır. İkinci aşamada ise uyarlanmış metinlerin öğrenicilerin okuduğunu anlama başarısına etkisini belirlemek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden “Tek Gruplu Öntest-Sontest Zayıf Deneysel Desen” uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 akademik yılında İnönü Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde öğrenim gören 18 uluslararası öğrenici oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında beş farklı ölçme aracı kullanılmış; elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, dil düzeyine uygun olarak uyarlanan edebî metinlerin yabancı dil olarak Türkçe öğrenen bireylerin okuma becerilerinin gelişimine olumlu ve güçlü bir katkı sağladığını ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Okul Yöneticilerinin Kapsayıcı Liderlik Davranışları ile Öğretmenlerin Örgütsel Adalet ve Psikolojik Sermaye Algıları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Ercan Demi̇rol
Bu araştırmada, okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve psikolojik sermaye düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilindeki 281 okulda görev yapan 3.698 öğretmenden oluşan evren üzerinde yürütülmüş; basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 422 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma, nicel araştırma yaklaşımına dayalı ilişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde Kapsayıcı Liderlik, Örgütsel Adalet ve Psikolojik Sermaye ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin okul yöneticilerini orta-üst düzeyde kapsayıcı liderlik davranışları sergileyen yöneticiler olarak algıladıklarını göstermiştir. Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile psikolojik sermaye düzeylerinin ise yüksek olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçları, kapsayıcı liderlik ile örgütsel adalet ve psikolojik sermaye arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve psikolojik sermaye düzeyleri üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, eğitim örgütlerinde kapsayıcı liderlik uygulamalarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, okul yöneticilerine yönelik hizmet içi eğitimler, uygulamalı liderlik çalışmaları ve mesleki gelişim etkinliklerinin artırılması önerilebilir. The findings showed that teachers perceived school administrators’ inclusive leadership behaviors at a moderately high level, while their organizational justice perceptions and psychological capital levels were high. The results also revealed positive and significant relationships between inclusive leadership, organizational justice, and psychological capital. Overall, the findings indicate the importance of improving inclusive leadership practices in educational organizations through in-service training and professional development activities for school administrators. Key Words: School Principal, Inclusive Leadership, Teacher, Organizational Justice, Psychological Capital
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026A STRATEGIC ANALYSIS OF DECARBONIZING THE TURKISH AIR CARGO SECTOR
Cavidan Tuğçe Keleş
The aviation sector, which acts as a catalyst for tourism and the economy, is one of the sectors with the greatest environmental impact due to its high carbon emissions. Indeed, the fact that approximately 2-3% of human-caused CO₂ emissions originate from aviation, and the place of air cargo transportation within this structure, makes decarbonization of the sector critical. Accordingly, it is evident that efforts to reduce emissions in aviation should be addressed in a way that encompasses all areas of the sector. While most studies in the literature focus on passenger transportation, research on the air cargo sector is limited. Therefore, this study aims to determine the appropriate decarbonization strategies that the Turkish air cargo sector should follow within the scope of Turkey's 2053 net-zero carbon target. In this context, the current state of the sector was analyzed using the SWOT-based BWM method, and the strategies determined based on SWOT factors were prioritized using the fuzzy VIKOR method. The findings show that positioning IGA (Istanbul Grand Airport) as a green logistics hub, widespread adoption of SAF (Supplementary Air Frequency), and the development of green digital cargo management systems are priority strategies. Supporting these strategies with fleet modernization and operational efficiency will contribute to the sustainable transformation of the sector by reducing its carbon footprint. Consequently, this study presents a feasible and prioritized strategic roadmap for decarbonizing the Turkish air cargo sector, making significant contributions to both academic literature and industry practice.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026TÜRKİYE İÇ HAT OPERASYONLARINDA KULLANILAN DAR GÖVDELİ UÇAKLARIN İNİŞ-KALKIŞ (LTO) EMİSYONLARININ UÇAK/MOTOR BAZLI ANALİZİ
Hatice Kılıç
Bu tez çalışmasında, havacılık sektöründe önemli bir çevresel etki unsuru olan uçak emisyonları, iniş-kalkış (LTO) fazı kapsamında uçak/motor kombinasyonu temelinde analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye iç hat operasyonlarında yaygın olarak kullanılan A320, A320neo, A321, A321neo, B737-800, B737 MAX ve B737-900 uçak tipleri ele alınmış ve bu uçaklarda kullanılan farklı motor varyantlarının emisyon performansları karşılaştırılmıştır. Emisyon hesaplamalarında literatürde yaygın olarak kullanılan ICAO Motor Emisyon Veri Tabanı (EEDB) yerine EUROCONTROL tarafından geliştirilen IMPACT modeli tercih edilmiştir. Bu sayede motorların uçakla bütünleşik yapısı ve gerçek operasyonel koşullar dikkate alınarak daha gerçekçi ve güvenilir sonuçlar elde edilmiştir. Analiz sonuçları, aynı uçak tipi içerisinde farklı motor seçeneklerinin hidrokarbon (HC), karbon monoksit (CO) ve azot oksit (NOx) emisyonları üzerinde önemli farklılıklar oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, IMPACT modeli ile hesaplanan emisyon değerlerinin ICAO referanslarına kıyasla genel olarak daha yüksek olduğu ve bu durumun gerçek uçuş koşullarını daha iyi temsil ettiği belirlenmiştir. Yeni nesil uçakların daha düşük emisyon değerleri sunduğu görülmekle birlikte, motor seçiminin emisyon performansı üzerinde kritik bir belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, uçak/motor kombinasyonuna dayalı bu analiz yaklaşımı, havayolu işletmeleri için hem çevresel etkilerin azaltılması hem de yakıt tüketiminin optimize edilmesi açısından etkili bir karar destek aracı sunmaktadır. Bu yaklaşımın, sürdürülebilir filo planlaması ve operasyonel karar alma süreçlerine önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2026AİHS Bağlamında Özerk Kavramlar Doktrini ve Aile Hayatına Saygı Hakkı
Ramazan Gümüşay
ÖZET Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, özerk kavramlar doktrininin ne olduğu, nasıl sistemleştirildiği, nasıl anlaşılması gerektiği ve hangi amaçlarla kullanıldığı gibi teorik hususlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise aile hayatına saygı hakkının uygulamada özerk olarak nasıl yorumlandığı irdelenmiştir. Çalışmada, AİHM’nin Sözleşme metnindeki kavramları ulusal hukuklarda benimsenen tanımlardan ve anlamlardan bağımsız biçimde ele almasının, Sözleşme’nin etkinliğini korumaya ve taraf devletlerde ortak bir standart oluşturmaya yönelik bir yöntem olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda Mahkeme’nin “aile hayatı” kavramını yorumlarken sosyal, biyolojik, hukuksal ve duygusal bağları dikkate alarak bir değerlendirme yaptığı ve söz konusu kavramı “geniş” yorumladığı görülmüştür. Araştırmada AİHM içtihatları incelenmiş, aile hayatının varlığını belirlemede “fiiliyattaki yakın kişisel bağ” ölçütünün belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tezde ulusal yüksek mahkemelerin (özellikle Türk Anayasa Mahkemesi’nin) özerk yorum ilkesine yaklaşımı incelenmiş ve bu ilkenin ulusal yargı pratiğine yansımaları ortaya konulmuştur. Son olarak, aile hayatının toplumsal ve ahlaki boyutları nedeniyle özerk yorumunun devletlerin egemenlik yetkileriyle zaman zaman çatıştığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle AİHM’nin bu konuya ilişkin yorumunun sınırları da irdelenmiştir. Anahtar Kavramlar: Özerk Yorum, Özerk Kavram, Aile Hayatı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk Anayasa Mahkemesi
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Hatîb el-Bağdâdî'nin el-Kifâye fî ilmi'r-rivâye adlı eserinde cerh ve ta'dîl metodu
Sultan Yilmaz
Hadis usûlü literatüründe mühim bir yere sahip olan el-Kifâye, Hatîb el-Bağdâdî’nin en önemli eserlerinden biridir. Eser diğer mütekaddimûn eserlerine kıyasla daha sistematik bir yapı arz etmektedir. Hatîb el-Bağdâdî eserinde bilgileri çoğunlukla senedli olarak aktarmış olsa da yer yer kendi ifadelerine değinmiştir. Ayrıca eserde cerh ve ta‘dîl konularına çok fazla yer verilmiştir. Tüm bu sebepler, el-Kifâye’nin bu çalışmada merkeze alınmasında etkili olmuştur. Çalışmada Hatîb el-Bağdâdî’nin cerh ve ta‘dîl metodu sistematik çerçevede incelenmiş ve teorik ilkeler ortaya konulmuştur. Bu ilkelerin pratikte ne ölçüde uygulandığını göstermek amacıyla Târîhu Bağdâd’dan örnekler verilmiş ve genel değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamızda Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Kifâye adlı eserinde ortaya koyduğu cerh ve ta‘dîl metodunun tespit edilmesi ve el-Kifâye’nin hadis usûlü literatüründeki yerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada; müellifin hayatı, ilmî kişiliği ele alınmış, el-Kifâye’nin hadis usûlü literatürü içerisindeki yeri değerlendirilmiştir. İncelenen nüsha çerçevesinde, konuyla ilgili bâblar tespit edilmiş ve bu tespitler doğrultusunda; râvi vasıfları, adalet ve zabt kavramları merkezinde incelenmiştir. Ayrıca râvi tabakaları ele alınmış; cerh ve ta‘dîl kavramlarının tanımı, gelişimi ve temel ilkeleri ortaya konulmuştur. Cerh sebepleri kapsamında değerlendirilen metâin-i aşere başlığı altında ise ravinin güvenilirliğini zedeleyen unsurlar teorik olarak incelenmiş ve Târîhu Bağdâd’dan seçilen örnek râvilerle desteklenerek somutlaştırılmıştır. Sonuç olarak çalışma, Hatîb el-Bağdâdî’nin cerh ve ta‘dîl anlayışının, belirli ilkelere dayanan sistematik bir yapı arz ettiğini ve teorik esasların pratik örneklerle genel anlamda desteklendiğini ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026PARA-SASAKİAN MANİFOLDLARININ TANJANT DEMETLERİNDE META- METALİK YAPILAR
Edanur Uslu
Bu tezde, para-Sasakian (P-Sasakian) manifoldların tanjant demetleri üzerinde meta-metalik yapılar incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, metalik yapılar için bilinen tanjant demet yaklaşımını, klasik metalik bağıntının bir genelleştirmesi olan meta-metalik bağıntı altında yeniden ele almaktır. Bu inceleme, tanjant demet üzerinde metalik yapılar için daha önce kurulmuş olan çerçevenin daha genel bir cebirsel yapı altında yeniden değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bu doğrultuda, baz manifold üzerindeki para-Sasakian yapının tam ve yatay liftleri kullanılarak tanjant demet üzerinde yeni (1,1)-tipli tensör alanları tanımlanmış ve bunların meta-metalik bağıntıyı sağladığı gösterilerek iki farklı meta-metalik yapı elde edilmiştir. Tam lift ile kurulan yapının tam lift metriğiyle, yatay lift ile elde edilen yapının ise Sasaki metriğiyle uyumlu olduğu kanıtlanmış ve böylece tanjant demet üzerinde ilgili metriklerle uyumlu meta-metalik yapılar elde edilmiştir. Yapıların integrallenebilirliği Nijenhuis tensörü yardımıyla incelenmiş; tam lift kaynaklı yapının, baz manifoldun paraSasakian olmasından dolayı herhangi bir ek koşula gerek kalmadan integrallenebilir olduğu, yatay lift kaynaklı yapının ise ancak koneksiyonun D-düz olması ve eğrilik tensörü üzerindeki belirli bir koşulun sağlanması durumunda integrallenebilir olduğu belirlenmiştir. Ayrıca her iki yapının da ilgili lift koneksiyonlarına göre paralel olmadığı ve bu yapılara karşılık gelen temel 2-formların kapalılık durumlarının lift seçimine göre farklılaştığı gösterilmiştir. Bu çalışma, tanjant demet geometrisi ile meta-metalik yapı kuramı arasında doğal bir bağ kurmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026KUR’ÂN’DA GÜNAH VE CEZANIN ŞAHSİLİĞİ BAĞLAMINDA MUSİBET
Seher Ari
Günah ve cezanın şahsiliği ilkesi, hiç kimsenin bir başkasının eyleminden dolayı sorumlu tutulamayacağını ifade eder. Temelini Kur’ân’ın adalet anlayışından alan bu ilke, aynı zamanda evrensel bir hukuk anlayışıdır. Bu çalışmada, insanın dünyada karşılaştığı musibetler, şahsilik ilkesi bağlamında ele alınmıştır. Toplumda, insanların başına gelen zorlukları çoğu zaman atalarının veya başkalarının işlediği günahların bir cezası olarak yorumlama eğilimi vardır. Ancak musibetleri kuşaklar arası “aktarılmış bir ceza” olarak görmek, bireyin sorumluluk bilincini zedelediği gibi ilahi adalet anlayışıyla da çelişmektedir. Zira Kur’ân, hiç kimsenin başkasının günah yükünü taşımayacağını kesin bir dille belirtmektedir. Bu çalışmada da musibetlerin doğrudan ilahi bir ceza aktarımı olmadığı savunulmuştur. Bunun yerine, bireyin maruz kaldığı felaketlerde kendi hatalarının, aile yapısının ve sosyal çevresinin ne gibi bir “etkilenme” süreci oluşturduğu incelenmiştir. Özellikle ataların günahlarının çocuklara bedel olarak yansıtıldığına dair halk inançları ve İbrâhimî dinlerdeki söylemler ele alınmış ve bu iddialar Kur’ân perspektifinden tahlil edilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada ilgili ayetler bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiş, temel klasik ve modern tefsir kaynaklarının yanı sıra hadis, sosyoloji ve psikoloji alanındaki literatürden de faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur’ân, Günah ve Cezanın Şahsiliği, Musibet, Cezanın Aktarımı.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026HAŞR SÛRESİ 19. ÂYETİNİN MANEVİ, BİREYSEL VE TOPLUMSAL BOYUTLARIYLA İNCELEMESİ
Sefa Taş
Bu tez, Haşr Sûresi 19. âyetini manevî, bireysel ve toplumsal boyutlarıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu âyetin tefsir kaynaklarında genellikle dar bir çerçevede ele alınmış olması ve işaret ettiği problemlerin günümüzde giderek görünür hâle gelmesi, konunun daha geniş bir perspektifle ve farklı tefsir yöntemleri bir arada kullanılarak yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Araştırmanın temel problemi, âyette "Allah'ı unutma" ile "nefsi unutma" arasında kurulan ilişkinin nasıl anlaşılması gerektiği ve bu unutmanın manevî, bireysel ve toplumsal düzlemlerde ne tür sonuçlar doğurduğunun belirlenmesidir. Bu sebeple konu yalnızca Haşr Sûresi 19. âyetiyle sınırlı tutulmamış; nisyân, gaflet ve kalp katılığı gibi kavramların geçtiği diğer âyetler de Kur'ân bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Çalışmada klasik ve çağdaş tefsir kaynaklarının yanı sıra psikoloji, sosyoloji ve tasavvuf literatüründen yararlanılmış; âyet işârî, psikolojik ve sosyolojik tefsir yaklaşımları bir arada kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda âyetteki nisyân kavramının basit bir unutma değil; Allah ile ilişkiyi bilinçli olarak ihmal etmeyi ve giderek derinleşen bir uzaklaşmayı ifade ettiği görülmüştür. Allah'ı unutmanın manevî boyutta gaflet ve kalp katılığına, bireysel boyutta anlam kaybı ve kimlik bunalımına, toplumsal boyutta ise değer erozyonu ve sosyal çözülmeye yol açtığı; bu üç boyutun birbirinden bağımsız olmadığı ve birindeki bozulmanın diğerlerini de doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca tespit edilen problemlere karşı Kur'ân ve Sünnet'in rehberliğinde, ilgili dinî ve bilimsel kaynaklardan hareketle çeşitli değerlendirme ve öneriler ortaya konulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026Üniversite Öğrencilerinde Sosyal Görünüş Kaygısı, Kendini Kabul, Algılanan Sosyal Destek ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi
Gamze Can
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde sosyal görünüş kaygısı, kendini kabul, algılanan sosyal destek ve temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim öğretim yılında 247 kadın ve 175 erkek olmak üzere toplam 422 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışmada ilişkisel model kullanılmıştır. Veriler Kendini Kabul Ölçeği, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde yol analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; temel psikolojik ihtiyaçların tatmini, koşullu ve koşulsuz kabul sosyal görünüş kaygısını doğrudan yordamaktadır. Sosyal destek, sosyal görünüş kaygısını psikolojik ihtiyaçların tatmini aracılığıyla pozitif yönde yordamaktadır. Buna karşılık, sosyal destek sosyal görünüş kaygısını koşulsuz kabul aracılığıyla negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca, sosyal destek sosyal görünüş kaygısını psikolojik ihtiyaçların tatmini ve ardından koşulsuz kabul aracılığıyla yordamaktadır. Benzer şekilde, sosyal destek sosyal görünüş kaygısını psikolojik ihtiyaçların tatmini ve ardından koşullu kabul aracılığıyla pozitif yönde yordamaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2026AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINDA İSTİHDAM EDİLECEK PERSONELDE ARANACAK KRİTERLERİN AĞIRLIKLARININ AHP YÖNTEMİ İLE BELİRLENMESİ
Murat Sulu
This study aims to analyze the importance levels of criteria, determined based on expert opinions, that should be considered in the selection of social workers, psychologists, teachers, and care personnel serving within the Ministry of Family and Social Services (MFSS) in Turkiye by using the Analytical Hierarchy Process (AHP), one of the multi-criteria decision-making (MCDM) methods. Within this scope of the study, data were collected through a survey administered to 106 experts actively working in 16 different cities and within the Ministry. The effective selection of this group of personnel, who directly provide services to disadvantaged segments of society, is of great importance in terms of service quality and their direct impact on individuals' lives. Furthermore, the use of scientific and systematic methods in personnel selection processes contributes to institutions’ human resource planning and enables the provision of higher-guality services. When the analyses conducted are evaluated as a whole, it is observed that certain common tendencies emerge in the ranking of the main criteria determined for different occupational groups. In particular, motivation and professional commitment stand out in the selection of psychologists and teachers, while professional development and up-to-dateness are emphasized for social workers. For care personnel, ethical responsibility and reliability were found to have the highest weights. The findings indicate that taking into account the different competency areas required by professions in personnel selection processes will contribute to improving service quality.
RDL Kalıcı Kaydıİncele
