Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2019Confinement effect of geo-grid and conventional shear reinforcement bars subjected to corrosion
İbrahim Ertuç
An experimental study was performed to examine the effect of geo-grid as a confinement for both corroded and non-corroded reinforced concrete beams. The main aim of the present study was to investigate the effect of geo-grid on bond-slip relationships, flexure strength, load-deflection and crack patterns for non-corroded and corroded reinforced concrete beams. For each parameter, geo-grid confining technique was compared with conventional confining technique used in the case of non-corroded and corroded reinforced concrete beams. The experimental program consisted of testing ten reinforced concrete beams for two different confinement techniques used with different levels of corrosion. Test specimens subjected to accelerated corrosion method to corrode the reinforcement bars. For doing this a full scaled of an accelerated corrosion pool was constructed. At the second stage of the study; different than confinement techniques provided by geo-grid, the contribution of the total achieved amount of corrosion levels from shear and longitudinal reinforcement bars of conventional designed reinforced concrete beams on the structural behavior was aimed to be discussed. All reinforced concrete beams were crushed after loading to calculate the actual corrosion levels at shear and longitudinal reinforcement bars by extracting the reinforcement bars from concrete. Obtained results indicated that the performance of the geo-grid materials was very low compared to conventional used reinforcement bars even at the stage of corrosion. It has been found that the suggestion of using geo-grid as an alternative material as a confinement material in the available literature was limited with the limited bending capacities of tested specimens due to scaled specimens and comparisons of geo-grid which was made based on plain concrete.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2024Kantaron uçucu yağı ile kabak çekirdeği ununun farklı konsantrasyonları kullanılarak üretilen vegan amaranth sütlerinin fiziko-kimyasal ve duyusal özelliklerinin belirlenmesi
Erkan Şenyurt
Bu çalışma kapsamında K (%100 amaranth sütü v/v), A (%0,50 kabak çekirdeği unu+%0,5 kantaron uçucu yağı+amaranth sütü w/v), B (%0,75 kabak çekirdeği unu+%0,5 kantaron uçucu yağı+amaranth sütü w/v) ve C (%1 kabak çekirdeği unu+%0,5 kantaron uçucu yağı+amaranth sütü w/v) olmak üzere 4 adet vegan süt üretilerek fiziksel, kimyasal ve duyusal özellikleri belirlenmiştir. Örneklerin kurumadde, kül, yağ ve protein ile viskozite değerleri yapılan uygulamadan pozitif yönde bir etki kazanmıştır. Vegan sütlerin toplam karbonhidrat oranları %4,59 ile %7,94; enerji değerleri ise 49,01 kal/100 g ve 51,55 kal/100 g arasında belirlenmiştir. Vegan sütlerin pH değerleri 6,89-6,95 ve toplam asitlik değerleri ise %0,55-0,85 olup istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Toplam fenolik madde içeriği (973,54 mg GAE/100 g) ve antioksidan kapasitesi (%117,6) en yüksek olan örnek C olmuştur. Amaranthlı vegan sütlerin en düşük L* değeri K örneğinde (66,31) en yüksek L* değeri ise A örneğinde (68,72) tespit edilmiştir. a* değeri -1,66 ile -2,64 ve b* değeri 11,06 ile 19,15 arasında belirlenmiştir. Vegan süt örnekleri duyusal yönden kabul edilebilir düzeyinde bulunmuş ve en çok beğenilen örnek B grubu olmuştur. Bu formüle sahip ürünler bitkisel bazlı süt ürünlerine farklı bir ürün çeşidi olarak önerilebilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2024Argümantasyona dayalı matematiksel modelleme uygulamalarının 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme ve sorgulayıcı öğrenme becerilerine etkisi
Beyzanur Pirimoğlu
Bu araştırmanın amacı, argümantasyona dayalı matematiksel modelleme uygulamalarının yedinci sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme ve matematiğe yönelik sorgulayıcı öğrenme becerilerine etkisini araştırmak ve öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini almaktır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 2023-2024 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde öğrenim görmekte olan 52 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmada açıklayıcı sıralı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında tek grup ön test- son test desen, nitel kısmında ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Nicel veriler için matematiksel modelleme yeterlikleri ve matematiğe yönelik sorgulayıcı öğrenme becerileri ölçekleri; nitel veriler için ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Uygulama tamamlandıktan sonra rastgele seçilen yirmi öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde ilişkili örneklemler t testi ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuçlara göre matematiksel modelleme yeterliği ve sorgulayıcı öğrenme becerileri ölçeklerinden öğrencilerin aldıkları son test puanlarının ön test puanlarından anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Nitel sonuçlara bakıldığında öğrencilerin geneli matematiksel modelleme etkinliklerini faydalı bulduklarını ve bu etkinliklerin öğrenmelerini kolaylaştırdığını belirtmişlerdir. Bu bağlamda argümantasyona dayalı yapılan matematiksel modelleme etkinliklerinin öğretmenler tarafından sınıf içinde kullanılması önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2023Ortaokul öğrencilerinin soyut sanat algılarına yönelik bir araştırma
Rıfat Serin
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin soyut sanat eserlerine ilişkin bakış açıları ile soyut sanat eserleriyle ilgili estetik beğeni düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde orta ölçekli bir ortaokula devam eden 120 öğrenciyle yürütülmüştür. Araştırma nitel ve nicel yaklaşımın bir arada kullanıldığı karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen yaklaşımıyla desenlenmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları, öğrencilerin soyut sanat algılarının tespiti için kullanılan metafor yoluyla veri toplama formu, Sevim, Hisarcıklılar ve Feyzioğlu (2012) tarafından geliştirilmiş olan ve çalışmaya uygun olarak revize edilen "Estetik Beğeni Ölçeği", Ortaokul öğrencilerinin soyut sanat etkinlikleriyle ilgili görüşlerinin tespiti için yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğrencilerin süreç içerisinde çıkardıkları sanatsal çalışmalardır. Ortaokul öğrencilerinin soyut sanat algılarına ilişkin metaforları içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde spss 22.00 programından faydalanılmıştır. Öğrencilerin Estetik beğeni düzeylerinin tespiti için betimsel istatistik, cinsiyet değişkenliklerine göre farkı bulmak için bağımsız örneklemler T testi, sınıf düzeyine ilişkin farkı test etmek için Anova testinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin soyut sanat eserleriyle ilgili estetik algılarını ve öğrencilerin soyut sanat etkinlikleriyle ilgili görüşlerini değerlendirmek için betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, ortaokul öğrencilerinin estetik beğeni düzeylerinin iyi seviyede olduğu, cinsiyet değişkenine ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin genel olarak her resmin ana fikir ve renkleri hakkında bilgi sahibi oldukları, biçim ve tasarım boyutunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları bulgulanmıştır. Öğrenciler seçtikleri sanatsal çalışmalarını başarıyla tamamlamışlardır. Öğrencilerin soyut sanat etkinliklerine olan ilgilerinin yüksek olduğu ve etkinliğin tekrarı durumunda katılımın yüksek olacağı sonucuna varılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2023Kadınlarda step-aerobik egzersizlerinin yaşam kalitesi, hayat sevgisi ve ruh sağlığının sürekliliğine etkisi
Savaş Özatman
Amaç: Çalışmamızın amacı üniversite öğrencisi kadınlarda step-aerobik egzersizlerinin yaşam kalitesi, hayat sevgisi ve ruh sağlığının sürekliliğine etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırmanın örneklemi olarak Gümüşhane üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma programında katılımcılar 6 hafta boyunca, haftada 3 gün, günde 60 dakikalık step-aerobik egzersizine katılmıştır. Çalışmamızda kişisel bilgi formu, Yaşam kalitesi ölçeği, Sporcu ruh sağlığı sürekliliği-kısa formu ve son olarak ise Hayat sevgisi ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Grupların analizinde Eşlenmiş (Bağımlı) gruplar için t-test (Paired. Samples T-test), iki farklı grup için T testi (bağımsız gruplarda), iki değişken arasındaki ilişkinin varlığı ile yönü ve şiddetini belirlemek için Pearson korelasyon ve regreasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılan kadın katılımcıların 6 haftalık step aerobik antrenmanlarının egzersiz grubunun yaşam kalitesinde fiziksel ve zihinsel puan değerlerine etkisi olurken, Kontrol grubunda sadece zihinsel puana negatif etkisi görülmüştür. Sporcu ruh sağlığı sürekliliği alt boyutlarının egzersiz grubunda pozitif olarak etkilerken, kontrol grubunda ise tüm alt boyutlarda negatif şekilde etkilediği bulunmuştur. Hayat sevgi alt boyutlarını da ise egzersiz grubunda tüm alt boyutlarda artışların, kontrol grubunda ise tüm alt boyutlarda düşüşler olduğu tespit edilmiştir. Yaşam kalitesinin hayat sevgisi düzeyindeki değişimin %33,8 gibi önemli bir kısmını açıkladığı görülmektedir. Yaşam kalitesinin sporcu ruh sağlığı sürekliliğindeki değişimin %28,5 gibi önemli bir kısmını açıkladığı görülmektedir. Hayat sevgisinin sporcu ruh sağlığı sürekliliğindeki değişimin % 40,7 gibi önemli bir kısmını açıkladığı görülmektedir. Sonuç: Altı haftalık step-aerobik egzersizlerinin kadın öğrencilerde yaşam kalitesi, ruh sağlığının sürekliliği ve hayat sevgilerini artırdığı tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2023Algılanan örgütsel destek ile işe adanmışlık arasındaki ilişki ve bu ilişkide işte kendini yetiştirmenin aracı rolü
Ali Gül
Örgütsel destek algısı ve işe adanmışlık düzeyi yüksek olan çalışanların işte kendilerini yetiştirmelerinin daha muhtemel olduğu ve bu yüzden bu çalışanların daha yüksek performans gösterecekleri tahmin edilmektedir. Ayrıca yüksek düzeyde örgütsel desteğe sahip çalışanlar işlerine adanmakta ve dolayısıyla kendilerini işlerinde yetiştirmektedirler. Bunun sonucunda yöneticilerin belirledikleri hedeflere ulaşılmakta ve çalışların iş yerlerine olan bağlılıklarında artış sağlanmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın ana amacı, algılanan örgütsel destek ile işe adanmışlık arasındaki ilişkide işte kendini yetiştirmenin aracı rolünün tespit edilmesidir. Araştırmanın örneklemi, Erzincan il merkezinde faaliyet gösteren otel işletmelerinde çalışan personellerden oluşmaktadır. Veriler kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak 155 kişiden anket yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 21 ve AMOS 23 programları kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık ve işte kendini yetiştirme üzerinde; işte kendini yetiştirmenin işe adanmışlık üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık üzerindeki etkisinde işte kendini yetiştirmenin aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yöneticilere, özel sektör temsilcilerine ve araştırmacılara çeşitli öneriler sunulmuştur.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2022Çocuk kitaplarındaki yaşam becerilerinin karakter özellikleri ve içerik bağlamında incelenmesi
Ayfer Edis
Bu çalışmada, çocuk kitaplarında yer verilen temel yaşam becerileri, karakter özellikleri ve içerik bağlamında incelenmiştir. İncelenen beceriler, Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen "kişilerarası ilişkiler, empati, karar verme, problem çözme, yaratıcı düşünme, öz farkındalık, stresle başa çıkma, duygularla başa çıkma, iletişim ve eleştirel düşünme" becerileridir. Araştırma kapsamında TÜBİTAK tarafından yayımlanmış hikaye edici türde olan ve 3-10 yaş aralığındaki 100 çocuk kitabı kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, söz konusu kitaplarda, yaşam becerilerinin var olup olmadığını, varsa hangi bağlamda ele alındığını belirlemek ve içeriğin hangi karakter özellikleriyle sunulduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışmada kullanılan araştırma deseni, olgubilimdir. Yazarın bir kavrama yüklediği anlamın, yazdığı metinlerden anlamaya çalışılması ve metinsellik içinde bağlamlara bakılması araştırma deseninin olgubilim olduğunu göstermektedir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemi, doküman incelemesidir. Araştırma sonucunda kitaplarda en çok "kişilerarası ilişkiler, iletişim, karar verme, problem çözme ve eleştirel düşünme" yaşam becerilerinin yer aldığı görülmüştür. Kitaplarda "çocuk, yetişkin, bitki, hayvan ve cansız varlıklar" olmak üzere çeşitli karakterler kullanılmıştır ve bu karakterler çoğunlukla "meraklı, akılcı, araştırmacı, keşfedici, duyarlı, bilgili"dir. Yaşam becerilerinin okuyucuya yansıtılmasının, becerilerle ilgili literatürde yer alan kuramsal bilgi ve tanımlamalarla örtüştüğü tespit edilmiştir. Kitaplardaki olay örgüsü dikkate alındığında kişiler arası ilişki becerisi, aile ve akran ilişkisi bağlamlarıyla; iletişim becerisi kendini sözel olarak ifade etme bağlamıyla; karar verme becerisi istek ve ihtiyaçlar bağlamlarıyla; problem çözme becerisi, etkili yöntem belirleme bağlamlarıyla; eleştirel düşünme becerisi, bilimsel merak bağlamıyla sunulmuştur. Stresle başa çıkma becerisinin, başarma isteği bağlamıyla; duygularla başa çıkma becerisinin, kararlı olma bağlamıyla; öz farkındalık becerisinin, yetenek ve ilgi alanları, güçlü ve zayıf yönler bağlamlarıyla; yaratıcı düşünme becerisinin, yeni fikirler bağlamıyla; empati becerisinin ise farkında olma bağlamıyla ele alındığı görülmüştür. Çalışmanın sonuçlarından hareketle, okullarda veya okul dışı ortamlarda, yaşam becerilerinin yer verildiği çocuk kitaplarından daha fazla yararlanmaya yönelik düzenlemeler önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim20211933 üniversite reformu sonrası Türkiye'ye iltica eden Alman bilim insanlarının Türk eğitim sistemine katkıları
Mehmet Girgin
Bu araştırma 1933 yılında gerçekleştirilen üniversite reformu ile Türkiye'ye gelen Alman bilim insanlarının Türk yükseköğretim hayatına ve bilimsel araştırma literatürüne sundukları katkıları incelemektedir. Araştırmada öncelikle Türk eğitim tarihi içinde üniversitenin gelişim seyrine ilişkin panoramik bir aktarım da sunulmuştur. Hem üniversite reformu öncesi hem de üniversite reformu ile birlikte başta Almanlar ve Avusturyalılar olmak üzere Türkiye'de yükseköğretime onlarca yabancı bilim insanının ve yardımcı personelin katıldığı görülmektedir. Gelen bu öğretim üyeleri ve yardımcıları Türkiye'de pozitif bilimlerin çeşitli dallarına yaptıkları katkılar sunmuştur. Çok sayıda enstitü kurarak araştırmaları bir merkez altında yürütmeleri bunların başında gelmektedir. Bilimsel yayıncılık için dergiler kurmaları ve yönetmeleri, alanında ün salacak pek çok Türk bilim insanı yetiştirmeleri ve onlarca ders kitabı ile materyal bırakmaları ve kütüphane kurmaları son derece önemli katkılar arasındadır. Yabancı öğretim üyelerinin yaptıkları bu katkılar Türk yükseköğretiminin şekillenmesi ve büyümesinde önemli bir itici gücü oluşturmuştur. Daha sonra da sayıları çoğalacak olan Türk üniversitelerinde görev alan pek çok akademisyenin ve araştırmacının yetiştirilmesinde bu yabancı öğretim üyelerinin oldukça önemli katkıları bulunmaktadır. Ayrıca yurt dışına yüksek öğrenim görmek üzere ya da yabancı dil öğrenmek, farklı araştırma disiplinleri edinmek için giden Türk araştırmacı ve bilim insanlarına aracılık eden ve Türkiye'den kendi ülkelerine döndükten sonra bu kişilere ev sahipliği yapan da bu profesörler olmuştur. Dolayısıyla kütüphane koleksiyonlarının bir üniversiteye yakışır hale gelmesi, bilimsel yayınların ve aktivitelerin çoğalması, bilimsel çalışmalardan halkın haberdar edilmesi ve halka yönelik zaman zaman çeşitli etkinliklerin yapılması hem de modern bilimsel kavramların Türkçeye kazandırılması gibi pek çok alanda özellikle Alman profesörlerin katkısı gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Üniversite Reformu, Alman profesörler, Dârülfünûn
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2021Öğrencilerin fen konuları ile ilgili hazırladıkları analoji türleri ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Nihat Yaşar
Öğrenmenin düşünsel bir süreç olmasından yola çıkarak öğrenme stilleri açısından oluşturulan analoji çeşitlerinin belirlenmesi önem arz edebilir. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının oluşturdukları analojilerin sahip oldukları öğrenme stilleri arasından belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan yaklaşık 60 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu çalışmada betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada, 120 soruluk Vermunt Öğrenme Stilleri Envanteri kullanılmıştır. Vermunt öğrenmenin özelliklerini belirlemek için ''Öğrenme yönelimleri, düzenleme stratejileri, işleme stratejileri, öğrenmenin zihinsel modelleri olmak üzere dört ayrı boyut tanımlamıştır. Analojilerin kullanımı ve işlevi dikkate alınarak öğretmen adaylarının oluşturduğu analoji türleri; basit, hikâye tarzı, oyunlaştırılmış ve resimle yapılan analoji olmak üzere dört farklı tür belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının öğrenme stilleri açısından hazırladıkları analoji türleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının genellikle basit ve hikâye tarzı analoji oluşturdukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Analoji, Fen Eğitimi, Öğrenme Stilleri
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2020Hamdi Ülker'in eserlerinin kök değerler açısından incelenmesi
Buse Nur Yüce
2017 yılında Milli Eğitim Bakanlığı müfredat değişikliği içerisinde değerler eğitimi konusu ele alınmış ve değerler eğitiminin esası görülen on kök değere yer verilmiştir. Çalışmada Hamdi Ülker'in eserlerinin, müfredatta yer alan on kök değer açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Hamdi Ülker'in 9 eseri kök değerler açısından incelenmiş, okuyucuya aktardığı değerler, değerler eğitimine sağladığı katkılar belirlenmiştir. Araştırma yöntemi için içerik analizi seçilmiş ve değerleri kayıt altına almak için fişleme tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda tespit edilen 437 adet değerde en çok sevgi değerine en az ise adalet değerine rastlanılmıştır. Eserlerde tespit edilen on kök değer, şekiller aracılığıyla sıklık ve yüzdesel olarak belirtilmiştir. Eserlerin genelinde on kök değerin hepsine yer verildiği ve değerlerin okuyucuya örtük bir biçimde aktarıldığı tespit edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Sanat eğitimi alan ve almayan öğretmen adaylarımın kişilerarası problem çözme becerileri ve kendini belirleme (Güvengenlik) düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Aşkın Ceren Erez
Bu araştırmada, Eğitim Fakültesinde sanat eğitimi alan ve almayan öğrencilerin, kişilerarası problem çözme becerileri ve kendini belirleme düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin cinsiyet, sınıf farkları, okunan bölüme göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2018-2019 yılı arasında öğrenim görmekte olan; resim, müzik, beden eğitimi, bilgisayar, türkçe, sosyal bilgiler, pdr, okul öncesi, matematik, fen bilimleri ve sınıf öğretmenliğinde birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarına devam eden, araştırmada kullanılan ölçekleri cevaplamaya gönüllü 18- 30 yaş grubundan 500 öğrenci oluşturmaktadır. Belirlemede amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Eğitim Fakültesinde sanat eğitimi alan ve almayan öğrencilerinin, kişilerarası problem çözme becerileri ve kendini belirleme düzeyleri arasındaki ilişkiyi, bu iki değişkenin cinsiyet, sınıf farkları, okunan bölüme göre değişip değişmediğini ortaya koymak üzere yapılan bu çalışma ilişkisel tarama modeline uygundur. Verilerin çözümlenmesi SPSS 20.00 istatistik paket programlarında yapılmıştır. Değişkenlere ilişkin betimsel istatistikler korelasyon ve varyans analizleri SPSS 20.00 programı kullanılarak test edilmiştir. Araştırma amaçları ,05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. İlk olarak araştırma verilerinin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek için Kolmogorov-Smirnov Normallik testi uygulanmıştır. Kişilerarası Problem Çözme ve Kendini Belirleme (Güvengenlik) Envanterlerinin güvenirlik ve geçerliklerini ölçmek için Crombach Alpha Katsayısı hesaplanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin frekans dağılımları, cinsiyetlerine göre kendini belirleme (güvengenlik) düzeyleri arasında anlamlı farkı bulmaya ilişkin bağımsız örneklem t-testi analizi kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin cinsiyetlerine göre kişilerarası problem çözme becerileri arasında anlamlı farkı bulmak içinde bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Öğrencilerin sınıf düzeyi ve okunan bölüm değişkenine ilişkinde, kendini belirleme (güvengenlik) ve kişilerarası problem çözme becerileri arasındaki farka bakmak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğrencilerin kişilerarası problem çözme becerileri ve güvengenlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi test etme için Pearson Kolerasyon katsayısı testi kullanılmıştır. Araştırmada Eğitim Fakültesinde sanat eğitimi alan ve almayan öğrencilerinin, kişilerarası problem çözme becerileri ve kendini belirleme düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin cinsiyet, sınıf farkları, okunan bölüme göre değişip değişmediğini incelenmiştir.İnceleme sonucunda cinsiyet ve sınıf değişkenine ilişkin anlamlı bir farkın olmadığı ortaya çıkmıştır. Bölüm değişkenine göre ise, bazı bölümler arasında kişilerarası problem çözme puanlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Sanat eğitimi alan ve almayan öğrencilerin kendini belirleme (güvengenlik) ve kişilerarası problem çözme becerileri arasındaki ilişkiye bakmak için yapılan Korelasyon analizinde düşük ve orta düzeyde anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Son olarak, kendini belirleme (güvengenlik) ve kişilerarası problem çözme becerisi bakımından sanat eğitimi alan ve almayan öğrenciler arasındaki ilişkiyi tespit etmek için yapılan T- testi sonuçlarına göre de anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Kişilerarası Problem Çözme, Kendini Belşrleme Düzeyi (Günevgenlik) Sanat, Sanat Eğitimi
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin problem çözme becerileri ile yaşam doyumlarının incelenmesi
Feray Başgöze
Bu araştırmada, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin problem çözme becerileri ile yaşam doyumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017- 2018 eğitim öğretim yılında Erzincan İl Merkezindeki Sümer Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi Okulu 'nda ve Milli İrade Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu 'nda eğitim gören, zihinsel yetersizliği olan 138 çocuğun ebeveyni oluşturmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Yetişkinlerde Problem Çözme Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 20.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde normallik varsayımının karşılandığı durumlarda parametrik analiz yöntemlerinden Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız Örneklem t Testi ve Regresyon analizi, normallik varsayımının karşılanmadığı durumlarda parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu ve problem çözme becerilerinin, cinsiyete, gelir durumuna, çocuklarının tanısına ve çocuklarının aldığı özel eğitim süresine göre farklılaştığı bulunmuştur. Buna karşın yaş, eğitim düzeyi ve çocuğunun birden fazla engelinin olması gibi değişkenlerin yaşam doyumu ve problem çözme becerileri ile ilişkili olmadığı görülmüştür. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin problem çözme becerisinin, gelir durumunun, çocuklarının aldığı özel eğitim süresinin ve tanı durumunun yaşam doyumunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2019Üniversite öğrencilerinin ruminatif düşünme biçimleri ve sosyal iyi olma düzeylerinin duygusal zekâ düzeyleri ile ilişkisi
Zeynep Lale
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin ruminatif düşünme biçimleri ve sosyal iyi olma düzeylerinin duygusal zekâ düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 akademik yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinin 7 farklı fakültesinde lisans programlarında öğrenim görmekte olan; olasılığa dayalı küme örnekleme yöntemiyle belirlenen 670 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 244'ü erkek (%36.4), 426'sı (%63.6) ise kadındır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Ruminatif Düşünme Biçimi Ölçeği (RDBÖ), Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği–Kısa Formu (DZÖÖ-KF), Sosyal İyi Olma Ölçeği (SİOÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi öncesinde, parametrik ya da non-parametrik istatistikler için uygun olup olmadığına ilişkin Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk normallik analizi yapılmıştır. Bu bağlamda elde edilen veriler normal dağılmadığı için verilerin analizinde non-parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak SPSS paket programı kullanılarak, Kruskal Wallis Testi, Man Whitney U, Spearman Korelasyon Analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda ruminatif düşünme biçimi puanı cinsiyete, algılanan gelir düzeyine, algılanan anne baba tutumuna göre anlamlı farklılık gösterirken algılanan akademik başarıya göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin sosyal iyi olma düzeylerinde cinsiyete, algılanan gelir düzeyine ve algılanan akademik başarıya göre farklılık göstermediği, ancak algılanan anne baba tutumuna göre anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Toplam duygusal zekâ puanının cinsiyete, algılanan gelir düzeyine, algılanan akademik başarıya ve algılanan anne baba tutumuna göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Ayrıca üniversite öğrencilerinin ruminatif düşünme biçimleri ve sosyal iyi olma düzeylerinin duygusal zekâ düzeyleri ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2018Türkiye'de birincil enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Dinamik bir analiz
Bilal Güner
Enerji, sanayi devrimi ile birlikte talebi ve önemi sürekli artan, günümüzde mal ve hizmetlerin üretiminde zorunlu bir girdi olarak kullanılan önemli bir kaynaktır. Türkiye'de de son yıllarda artan talep ve enerji ihtiyacına bağlı olarak, enerji tüketimi ve büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi ülke ekonomisine yön veren politikaların belirlenmesi hususunda son derece önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkisini 1970-2016 dönemi itibari ile yıllık birincil enerji tüketimi, reel gayri safi yurtiçi hasıla ve reel sermaye birikimi verileri kullanılarak araştırmaktır. Analizde Zivot-Andrews, Lumsdaine Papell ve Lee Strazicich birim kök testleri kullanılmıştır. Yapısal kırılma altında serilerin uzun dönemli ilişkileri Hatemi-J eş-bütünleşme ve FMOLS testi, kısa dönemli ilişkileri ise VECM modeli ile ortaya konulmuş, analiz sonucunda birincil enerji tüketimi ile RGSYH arasında hem kısa hem de uzun dönemde pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte, değişkenler arasındaki ilişkinin yönü Toda-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiş ve birincil enerji tüketiminden RGSYH'ya doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu görülmüştür. Son olarak değişkenler arasındaki dinamik ilişki, Kalman Filtresi yöntemi ile tahmin edilmiş ve analiz neticesinde birincil enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkisinin pozitif yönlü olduğu ancak zamanla azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Birincil Enerji Tüketimi; Ekonomik Büyüme; Yapısal Kırılmalı Eş Bütünleşme; Kalman Filtresi
RDL Kalıcı Kaydıİncele
