Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Kur'ân'da istifhâm üslûbu: Kehf ve Meryem sûreleri örneğinde

    Tuğba Bayrakçı

    Bu çalışma, Arap dilinde önemli bir ifade türü olan istifhâm kavramını, belâgat ilminin temel ilkeleri çerçevesinde incelemektedir. İstifhâmın dilsel mahiyetini doğru kavrayabilmek için öncelikle haber ve inşâ ayrımı ele alınmış; istifhâmın, talebî inşâ türlerinden biri olarak bilgi isteme, duygu ifade etme ve muhatabı etkileme gibi çok yönlü işlevlere sahip olduğu ortaya konulmuştur. Birinci bölümde, istifhâm edatları (hemze, hel, men, mâ, eyyü, kem, keyfe, eyne, ennâ, eyyane, metâ) tek tek incelenmiş; her bir edatın tasavvur ve tasdik talebi bakımın-dan anlam farkları açıklanmış ve Kur'ân-ı Kerîm'den örneklerle desteklenmiştir. Bu edatların, yalnızca bilgi talebi amacıyla değil, aynı zamanda hayret, uyarı, tehdit, teşvik ve inkâr gibi çeşitli retorik amaçlarla kullanıldığı vurgulanmıştır. Özellikle Kehf ve Meryem sûrelerinde istifhâm edatlarının, okuyucuyu tefekkür ve ibrete yönlendiren pe-dagojik bir araç olarak işlev gördüğü belirtilmiştir. İkinci bölümde, istifhâmın yan anlamları (inkâr, nefiy, takrir, tehdit, te'accüp, istib'âd, tevbîh, itâb, tezkir vb.) ele alınmıştır. Bu başlıklar altında, soru cümlelerinin doğrudan bilgi istemenin ötesine geçerek, duygusal, ahlaki ve retorik etki oluşturma yönleri analiz edilmiştir. Kur'ân'dan örnekler aracılığıyla, istifhâmın bazen bir uyarı, bazen azarlama, bazen de hatırlatma işlevi üstlendiği ortaya konmuştur. Sonuç olarak çalışma, istifhâmın Arap dilinde yalnızca bir soru sorma biçimi olmadığını; aksine anlam derinliği, duygusal etki ve retorik güç bakımından zengin bir anlatım aracı olduğunu göstermektedir. Kur'ân üslûbunda istifhâm, hem düşündürme ve ikna etme, hem de öğretme ve yönlendirme amacıyla kullanılan temel bir belâgat unsuru olarak değerlendirilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2026
    Septorinoplasti ameliyatı olan hastaların fonksiyonel ve estetik açıdan sonuçlarının değerlendirilmesi

    Mustafa Cihan Dikmen

    Amaç: Bu çalışma, estetik ve fonksiyonel amaçla septorinoplasti operasyonu geçiren hastalarda, cerrahi başarının subjektif hasta bildirimli sonuç ölçütleriyle değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda ROE (Rhinoplasty Outcome Evaluation) ve NOSE (Nasal Obstruction Symptom Evaluation) anketlerinin ameliyat öncesi ve sonrası skorları karşılaştırılarak, ameliyatın hem solunum fonksiyonu hem de estetik memnuniyeti üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Eylül 2025 – Şubat 2026 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda yürütülen prospektif, gözlemsel bir klinik araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya, primer septorinoplasti planlanan, 18–34 yaş aralığında, burun tıkanıklığı şikâyeti bulunan ve ameliyat öncesi-sonrası anketleri eksiksiz dolduran 40 hasta dahil edilmiştir. Hastaların %75'i kadın, %25'i erkek olup; yaş ortalaması 26,13 ± 3,56'dır. Tüm operasyonlar aynı cerrah tarafından açık teknik ile gerçekleştirilmiş ve ameliyat sonrası 3. Ayda değerlendirme yapılmıştır. Fonksiyonel değerlendirme NOSE ölçeği estetik değerlendirme ise ROE ölçeği ile yapılmıştır. Cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından gruplar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Ameliyat sonrası NOSE skorlarında ortalama %67 oranında azalma (pre: 11,6 ± 6,1 → post: 3,8 ± 3,5), ROE skorlarında ise %65 oranında artış (pre: 6,78 ± 3,5 → post: 19,2 ± 4,1) gözlenmiştir (her ikisi için p < 0.001). Cinsiyet ve eğitim düzeyine göre sonuçlar arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p > 0.05). Sonuç: Septorinoplasti ameliyatı, hasta memnuniyeti ve solunumsal konfor açısından çift yönlü fayda sağlayan etkili bir cerrahi yöntemdir. Bu çalışma, ROE ve NOSE gibi geçerliliği kanıtlanmış hasta bildirimli değerlendirme araçlarının, cerrahi başarının sadece hekime değil, hastanın deneyimine göre de ölçülmesine katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan güncel çalışmalarla uyumludur ve septorinoplastide hasta odaklı değerlendirme yaklaşımlarının önemini desteklemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2026
    Senkron generatörlerin sargı yalıtım direncine etki eden parametrelerinin incelenmesi ve iyileştirme süreçlerinin etkileri

    Emre Demirel

    Elektrik makinelerinde kullanılan yalıtım sistemlerinin dayanıklılığı, sistemin güvenli ve uzun ömürlü çalışması açısından son derece önemlidir. Bu bağlamda, generatör sargılarının izolasyon direnci (IR-Insulation Resistance) değerleri, sistemin sağlık durumunu gösteren kritik bir parametre olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu değerler; nem, sıcaklık, kirlilik gibi çevresel etkenlerden doğrudan etkilenebilir ve zamanla önemli değişiklikler gösterebilir. Bu çalışmada, senkron bir generatör sisteminde kullanılan iki farklı stator sargısı incelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen sargı numuneleri, gerçek bir işletme ortamında maruz kalabileceği nem ve kirlilik durumlarının uygulanabileceği deneysel düzeneklere yerleştirilmiştir. Yapılan deneysel yaşlandırma etkileri sonucunda yalıtım direnci ve polarizasyon indeksi gibi metrikler sistematik olarak ölçümlenmiştir. Ayrıca stator sargılarının yalıtım performanslarının çevresel koşullara (nem, maruziyet süresi ve kirlilik) bağlı olarak nasıl değiştiğini açıklayabilecek farklı modelleme yaklaşımları değerlendirilmiştir. Yapılan modelleme çalışmaları sonrasında stator sargılarında meydana gelebilecek yalıtım arızalarının önceden tahmin edilebilmesi ve buna bağlı operasyonel bakım çalışmalarının planlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Polarizasyon İndeksi (PI) gibi ölçümler üzerinden veri analizi gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda çeşitli makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak tahmin modelleri geliştirilmiştir. Çalışmada, farklı çevresel ortam koşullarında (nem ve kirlilik) toplanmış deneysel ölçüm verileri üzerinden modelleme çalışmaları yürütülmüştür. Lineer Regresyon, Polinom Regresyon, Rastgele Orman (Random Forest), Ridge Regresyon ve özellikle Destek vektör regresyon (SVR) algoritmaları kullanılarak yapılan analizler sonucunda, çevresel koşulların yalıtım direncine olan etkisi başarıyla modellenmiştir. Bu çalışma, elektrik enerjisi üretim sektöründe önleyici ve kestirimci bakım çalışmaları kapsamında generatör sargı yalıtım durumunun izlenmesi, analiz edilmesi, bakım çalışmaları ve enerji arz sürekliliği gibi süreçlere katkı sağlayacaktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin yapay zekâ tutumlarının karşılaştırılmalı incelenmesi: Erzincan il örneği

    Mustafa Akdemir

    Eğitim alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, öğretmenlerin öğretim süreçlerinde kullandıkları yöntem ve araçları önemli ölçüde dönüştürmüştür. Bu bağlamda yapay zekâ uygulamaları, öğretmenlerin öğretim etkinliklerini planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerini destekleyen bir araç olarak öne çıkmaktadır. Ancak yapay zekânın öğretmenin pedagojik rolü üzerindeki etkileri ve eğitim sürecindeki yeri, akademik açıdan tartışılmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin yapay zekâya yönelik tutumlarını karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeliyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Erzincan il merkezinde görev yapan ve seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 155 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu ile Yapay Zekâya Yönelik Genel Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin yapay zekâya yönelik tutumları; branş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, eğitim düzeyi ve aylık gelir değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Buna karşılık, yaş değişkenine göre pozitif tutum boyutunda ve mesleki kıdem değişkenine göre yapay zekâya yönelik genel tutumda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, sınıf öğretmeni, okul öncesi öğretmeni, teknoloji, eğitim, tutum

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2026
    Helicobacter pylori varlığında kolon polipleri tesadüf mü? Eşzamanlı kolon polipi ve Helicobacter pylori enfeksiyonu olanhastalarda kolon poliplerinin retrospektif olarak histopatolojilerinin değerlendirilmesi

    Fatih Güven

    Amaç: Helicobacter pylori (H. pylori); mide mukozasında inflamasyona neden olan ve bu nedenle peptik ülser, gastrit ve mide kanseri gibi mide hastalıklarıyla ilişkili olup, Tip 1 kanserojen bir bakteri olarak kabul edilmiştir H. pylori'nin gastrointestinal sistemin diğer bölümlerinde de etkisinin olabileceğine dair görüşler ortaya atılmış, ancak tam bir görüş birliği sağlanamamıştır. Kimi çalışmalarda kolon polipleri ve kolon kanseriyle ilişkisi tespit edilmiş olsa da; benzer diğer çalışmalarda böyle bir ilişki tespit edilememiştir. Bu çalışmamızda, eşzamanlı gastroskopi ve kolonoskopi işlemleri yapılan, mide biyopsisi alınan, patoloji laboratuvar yöntemleriyle H. pylori aranan ve kolonoskopi işleminde kolon polipi bulunup polipektomi yapılan hastalarda, polip oluşumu üzerine H. pylori' nin etkisinin olup olmadığı irdelendi. Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışmamızda 2022-2025 yılları arasında, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi kliniğince, endoskopi ünitemizde gastroskopi ve kolonoskopi yapılan yaklaşık 3500 hastamız taranmış olup, hastalar arasından, gastroskopi işleminde mide biyopsisi alınarak, histopatolojik olarak H. pylori aranan ve eş zamanlı kolonoskopisinde kolon polipi bulunup polipektomi yapılan hastalar, çalışmaya dahil edildi. Gastroskopi veya kolonoskopisinde polip harici lezyon, malignite veya malign görünüm tespit edilen hastalar ile kolonda polip olmayan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bu şartları sağlayan 102 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen 102 hastanın 63' ü kadın, 39'u erkekti. En genç hastamızın yaşı 31, en yaşlı hastamızın yaşı 83 olup, çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 52 olarak hesaplandı. Polip yeri, çapı, türü, Mide Helicobacter pylori pozitif ve negatifliğine göre kategorize edildi. H. pylori pozitif olan hastalar, Sydney sınıflamasındaki H. pylori şiddet derecesine göre, negatif, hafif (+) 1+, orta (++) 2+ ve şiddetli (+++) 3+ olarak sınıflandırıldı. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS 23.0 (Statistical Package for Social Sciences) (Chicago, IL, USA) programı kullanılarak yapıldı. Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov- Smirnov testi kullanılarak incelendi. Gruplar arası karşılaştırmalar yapılırken nonparametrik testlerden Kruskall Wallis testi kullanıldı. Kategorik verilerin değerlendirilmesinde ise Ki-kare testi kullanıldı. Polip büyüklüğü oranları %95 güven aralıkları (confidence interval) ile maksimum olabilirlik tahmini yöntemi kullanılarak hesaplandı. P değerinin 0.05'den küçük olması durumunda istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: H. pylori pozitif saptanan hastalarda, kolon polipi görülme ihtimali negatif olarak saptananlara göre yüksek derecede anlamlı bulunmuştur (p=0.000). H. pylori şiddetiyle 2 kolon poliplerinin kolonda yerleşim lokalizasyonu da yüksek derecede anlamlı bulunmuştur (p<0.0001). H. pylori +1 pozitif ve +2 olanlarda polip en çok rektumda, +3 pozitif olanlarda inen kolonda gözlendi. Çalışmamızda tüm polipler incelendiğinde görülme sıklığına göre rektum ve sigmoid kolonda saptanmıştır. H. pylori pozitif ve negatif hastalar ayrı ayrı incelendiğinde de aynı şekilde en sık rektum ve sonrasında sigmoid kolonda polip yerleşimi bulunmuştur. Bu durum literatürle uyumlu bulunmuştur Sonuç: İstatistiki veriler, mide H. pylori enfeksiyonunun kolon poliplerinin gelişiminde rol oynayabileceğini göstermiştir. H. pylori pozitifliği, kolon polip yerleşimiyle de anlamlı bulunmuştur. Bu verilere göre, mide H. pylori pozitif hastalarının, kolon polip tarama programına dahil edilebileceklerini ve sonraki kontrollerinde, H. pylori'nin sadece mideyle sınırlı olmadığı ve bu nedenle H. pylori pozitif gelen hastalarda, gastroskopi ve kolonoskopinin eş zamanlı yapılmasının faydalı olacağını düşünmekteyiz. Yine de, geniş kapsamlı yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu düşüncesindeyiz.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • ThesisAçık Erişim2026
    Laparoskopik kolesistektomilerde pnömoperitoneumun postoperatif atelektaziye ve Clara Cell Protein 16 düzeyine etkisi

    Şeyma Selin Aydın

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, laparoskopik kolesistektomi cerrahisi uygulanan hastalarda postoperatif dönemde gelişebilecek atelektaziyi akciğer ultrasonografisi ile değerlendirmek ve aynı zamanda Clara Cell Protein 16 (CCP16) düzeylerindeki değişimleri incelemektir. Böylece postoperatif akciğer hasarının invaziv olmayan yöntemlerle erken dönemde tanınması, komplikasyonların önlenmesine katkı sağlanması ve klinik pratikte akciğer ultrasonografisi ile biyobelirteç kullanımının birlikte etkinliğinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ayrıca, bu parametrelerin klinik pratikte birbirini tamamlayıcı tanısal değer sunup sunamayacağı da araştırılmıştır. Gereç ve yöntem: Bu prospektif gözlemsel çalışma Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüş, etik kurul onayı ve hasta onamları alındıktan sonra 18– 70 yaş arası, Amerikan Anesteziyoloji Derneği sınıflandırması (American Society of Anesthesiologists- ASA sınıflandırması) I–II risk grubunda, elektif laparoskopik kolesistektomi cerrahisi uygulanan 91 hasta dahil edilmiştir. Morbid obez, ciddi komorbiditesi olan ve acil şartlarda opere edilen hastalar dışlanmıştır. Hastaların demografik verileri, sigara öyküsü, cerrahi ve anestezi süresi kaydedilmiş; intraabdominal basınca göre 8–12 milimetre civa (mmHg) Grup L (n=44) ve 12–15 mmHg Grup S (n=47) olarak iki gruba ayrılmıştır. Tüm hastalara standart anestezi indüksiyon ve idamesi uygulanmış, intraoperatif vital parametreler belirlenen zaman noktalarında kaydedilmiştir. Akciğer ultrasonografisi preoperatif (T1) ve postoperatif (T2) dönemde 12 bölgeli modifiye skorlama sistemi ile değerlendirilmiştir. CCP16 düzeyleri ise preoperatif ve postoperatif dönemde alınan venöz kan örneklerinden, Reed Biotech Human CCP16 enzim bağlantılı immünosorbent test (Enzyme-Linked Immunosorbent Assay-ELISA) kiti kullanılarak ölçülmüştür. Bulgular: Akciğer ultrasonografisi sonuçlarına göre, her iki grupta da postoperatif dönemde akciğer ultrasonografi skoru (lung ultrasound score-LUS) anlamlı şekilde arttı (p<0,001), ancak gruplar arasında postoperatif artış açısından anlamlı fark yoktu (p=0,136). Vücut kitle indeksi (VKİ) ile postoperatif LUS artışı hem Grup L (p=0,039) hem Grup S'de (p=0,003) pozitif korelasyon gösterdi. Yaş, cinsiyet ve sigara öyküsünün LUS artışı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadı. Grup S'de pnömoperitoneum süresi ile LUS artışı arasında pozitif ve anlamlı ilişki saptandı (p=0,047), Grup L'de ise pnömoperitoneum süresi LUS artışı arasında (p = 0,096) arasında pozitif yönde ilişkiler saptanmış ancak bu ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. CCP16 düzeyleri açısından, her iki grupta da postoperatif dönemde anlamlı artış izlendi (p<0,001). Ancak gruplar arasında postoperatif CCP16 düzeyleri ve artış miktarı bakımından fark yoktu (p=0,573). LUS artışı ile CCP16 artışı arasındaki ilişki 12 değerlendirildiğinde, Grup L'de zayıf negatif yönde (p=0,404), Grup S'de ise ilişkisiz (p=0,772) sonuçlar elde edildi. Sonuç: Bu çalışmada laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalarda düşük ve standart basınçlı pnömoperitoneumun postoperatif akciğer üzerine etkileri incelenmiştir. Her iki grupta da postoperatif dönemde modifiye akciğer ultrasonografi skorları ve Clara Cell Protein 16 düzeylerinde anlamlı artış gözlenmiş ancak pnömoperitoneum basıncı bu artışları etkilememiştir. LUS artışı ile CCP16 düzeylerindeki artış arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olması, bu iki parametrenin akciğer etkileniminin farklı boyutlarını yansıttığını düşündürmektedir. Bulgularımız, laparoskopik kolesistektomilerde akciğerlerin hem makroskopik hem de mikroskobik düzeyde etkilendiğini ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    2024-2025 eğı̇tı̇m-öğretı̇m yılında ortaokullarda kullanılanTürkçe ders kı̇taplarında yer alan halk edebı̇yatı ürünlerı̇ndekı̇kültürel mı̇rasın eğı̇tı̇me yansımaları

    Savaş Seçer

    Bu araştırma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında ortaokullarda kullanılan Türkçe ders kitaplarındaki halk edebiyatı ürünlerinin Türk kültürel mirasını yansıtma düzeyini incelemek için yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Millî Eğitim Bakanlığınca okullara gönderilen kitaplar oluşturmaktadır. Kitaplar, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan kitap ve farklı yayınevleri tarafından yayımlanan kitaplar arasından şans (random) yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada doküman incelemesi yöntemi ve içerik çözümlemesi tekniklerinden "kategorisel analiz" uygulanmıştır. Ders, çalışma ve öğretmen kılavuz kitapları taranarak halk edebiyatı ürünleri belirlenmiş ve masal, fıkra, türkü, ilahi, destan, halk hikâyesi ve gölge oyunu türleri değerlendirilmiştir. Metinler sekiz başlık altında incelenmiştir. Bulgular, metinlerin Türk kültüründen izler taşıdığını göstermektedir. Masal ve fıkralarda tekrarlar ve ritmik anlatımla sözlü kültür geleneğinin sürdürüldüğü, aile ilişkileri, komşuluk, misafirlik, sabır ve dayanışma gibi değerlerin aktarıldığı belirlenmiştir. Yunus Emre ilahileri, Ergenekon Destanı ve Karagöz ile Hacivat diyalogları kültürel ve tarihî mirası temsil etmektedir. Bununla birlikte, mâni, ninni, ağıt, meddah ve orta oyunu gibi halk edebiyatı türleri kitaplarda bulunmamakta, metin sayısı ve tür çeşitliliği açısından eksiklikler gözlenmektedir. Sonuç olarak, bu metinler kültürel mirasın tanınmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla ders kitaplarındaki halk edebiyatı türleri artırılmalıdır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    İlkokul 3. sınıf Hayat Bilgisi ders kitabındaki karakterleri nitelendiren değerlerin incelenmesi

    Nagihan Arslan

    Bu araştırma, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ilkokul 3. sınıf Hayat Bilgisi ders kitabında yer alan karakterlerin hangi kök değerleri temsil ettiğini ve bu değerlerin alt tutum/davranışlar bağlamında nasıl yansıtıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma deseninde yürütülen çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış; ders kitabındaki metin, diyalog ve olay örgüsü içinde yer alan karakterlerin söylem ve davranışları sistematik biçimde çözümlenmiştir. Analizler sonucunda kitapta toplam 101 benzersiz karakter tespit edilmiş; karakterlerin önemli bir kısmının öğrenciler için olumlu örnek oluşturacak biçimde kurgulandığı ve %87'sinin rol model niteliği taşıdığı belirlenmiştir. Değerlerin temsili açısından, öğretim programında yer alan on kök değerin tamamının ders kitabında bulunduğu; ancak değerlerin üniteler ve karakterler arasında dengeli dağılmadığı görülmüştür. En sık vurgulanan değerler sorumluluk (f=119) ve vatanseverlik (f=66) olurken; saygı (f=52), yardımseverlik (f=46) ve özdenetim (f=40) değerleri de belirgin düzeyde işlenmiştir. Buna karşılık adalet (f=7), dürüstlük (f=4) ve sabır (f=8) değerlerinin görece düşük sıklıkta yer aldığı saptanmıştır. Ünite temelli incelemede "Okulumuzda Hayat" ve "Ülkemizde Hayat" üniteleri değer ve karakter çeşitliliği bakımından öne çıkarken, "Sağlıklı Hayat" ve "Doğada Hayat" ünitelerinde daha sınırlı içerik gözlenmiştir. Değerlerin aktarımında karakterlerin davranışları, problem çözme süreçleri ve günlük yaşam bağlamları işlevsel araçlar olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak ders kitabı, kök değerlerin aktarımında güçlü bir potansiyel taşımakla birlikte, az temsil edilen değerlerin daha görünür kılınması ve değerlerin ünitelere daha dengeli dağıtılması yönünde geliştirmeye açıktır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    İlkokulda İngilizce öğretmeni olmak: Öğretmen algıları, görüşleri ve önerileri

    Rumeysa Güler

    Bu çalışma, ilkokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin öğretmen olmaya dair algılarını, görüşlerini, mesleki gelişimleri için öneri ve beklentilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma modellerinden durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Erzincan il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ilkokullarında görev yapan 32 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler görüşme yoluyla toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada, ilkokulda çalışan İngilizce öğretmenlerinin öğretmenliğe olumlu bir bakış açısı benimsediği, bu mesleği duygusal doyum sağlayan bir iş ve yaşam biçimi olarak gördükleri ortaya çıkmıştır. Ancak, fiziksel ve zihinsel yorgunluk, öğretme kaygısı, kademeye uyum güçlüğü ve İngilizce öğretmenliğinin ciddiye alınmaması gibi durumların, öğretmenlerin olumsuz algılarını oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca ilkokulda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin deneyimlerinden hareketle ilkokulda alan bilgisinin körelmesi, sınıf yönetimi sorunları, yetersiz ders saatleri ve materyal eksikliği gibi sorunlarla karşılaştıkları, bu sorunlarla başa çıkmak için yeni yöntemler denemeye başvurdukları belirlenmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak için hizmet içi eğitimlerin sayısının artırılması, ders saatlerinin yeniden düzenlenmesi, veli iş birliğinin daha da güçlendirilmesi ve teknolojik altyapının geliştirilmesi gerektiğini önermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Maturidi'nin eserleri bağlamında bilgi-sorumluluk ilişkisi

    Ahmet Gökhan Küçük

    Bu tez, Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin kelâm düşüncesinde ilâhî ilim ile ilâhî irade arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Mâtürîdî, Allah'ın sıfatlarını zatıyla kaim, ezelî ve değişmez olarak temellendirirken ilim ve iradeyi birbirinden ayırır; ancak bu iki sıfat arasında zorunlu ve tutarlı bir uyum bulunduğunu savunur. Ona göre ilâhî ilim, varlıkların ve fiillerin tüm yönleriyle ezelden bilinmesini ifade ederken, ilâhî irade bu bilinenlerin hangi şartlarda ve ne zaman gerçekleşeceğini belirleyen sıfattır. Mâtürîdî, ilâhî iradenin ilme tâbi olduğu veya ilmin irade karşısında zorlayıcı bir güç oluşturduğu görüşlerini reddeder. Allah'ın bilgisi, meydana gelecek fiillerin sebebi değil, onların ezelî bilgisidir. Bu yaklaşım, ilâhî ilmin insan fiillerini zorunlu kıldığı yönündeki cebrî anlayışlara karşı önemli bir denge ortaya koymaktadır. İlâhî ilim ile irade arasındaki uyum, Allah'ın fiillerinde değişiklik veya sonradanlık anlamına gelmez. İnsan fiilleri bağlamında Mâtürîdî, kulun cüz'î iradesini ve ahlâkî sorumluluğunu esas alır. Allah, insanın fiillerini ezelden bilmekte ve yaratmaktadır; ancak fiillerin iyi veya kötü oluşu, kulun iradî yönelişine dayanmaktadır. Bu çerçevede Mâtürîdî, hem ilâhî ilmin mutlaklığını hem de insanın özgür ve sorumlu bir varlık oluşunu temellendirmektedir. Sonuç olarak Mâtürîdî'nin irade–ilim anlayışı, cebir ve bedâ gibi yaklaşımlara karşı tutarlı ve dengeli bir Ehl-i sünnet kelâm modeli sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Aimsun yazılımı kullanılarak sinyalize kavşak modellemesi ve trafik simülasyonu: Erzurum ili örneği

    Zühal Zirek

    Şehir içi ulaşım sistemlerinin etkin çalışabilmesi için yatırımlarının doğru ve zamanında yapılması, trafik düzenlemelerinin sürdürülebilirlik prensiplerine uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Trafikte sürdürülebilirlik hem çevreyi koruyan hem de uzun vadede ekonomik ve toplumsal fayda sağlayan ulaşım politikalarının hayata geçirilmesidir. Bu bağlamda, ulaşım politikaları geliştirilirken çevresel etkilerin asgariye indirilmesi ve yenilikçi teknolojilerin entegrasyonu büyük önem arz etmektedir. Yaptığımız bu çalışmada Erzurum'un ana merkez caddelerinden olan Gürcükapı ve Taşhan Kavşakları incelenmiştir. Kavşaklar için; mevcut şimdiki durumu seneryo 1, mecvut durumun geometrik olarak düzenlenmesi ve kavşak modelinin değiştirilmesi seneryo 2, geometrik olarak düzenlenen ve kavşak modeli değiştirilen kavşağa ek olarak Taşhan Kavşağına sinyal süresi eklenmesi seneryo 3, mevcut durumun geometrik olarak düzenlenmesi, kavşak modelinin değiştirilmesi ve Ayaz Paşa Caddesi'nin ters yöne çevrilmesiyle seneryo 4, geometrik düzenlemeyle ve Ayaz Paşa Caddesi'nin yönü değiştirilip Taşhan Kavşağına sinyal süresi eklenerek seneryo 5 olarak hazırlanmıştır. Alternatif projeler Autocad ortamında üretilmiş, üretilen alternatifler de aimsun yazılımında modellenmiştir. Yazılım yapılırken de şehir modellemesi içinde Sketchup 3D Programından yararlanılmıştır. Aimsun programından çekilen GEH analiz değerleri üzerinden gecikme süresinin 156,69 (s/km), ortalama kuyruk uzunluğunun 83,16 (araç), bekleme süresinin 137,03 (s/km), seyahat süresinin 238,42 (s/km) olarak 2.seneryo olan kavşak modelinin değiştirilmesi ve düzenlenmesi en iyi sonuçları vermiştir. Ayrıca yine GEH analizi sonuçlarına göre Anlık 〖CO〗_2 Salınımı 81,37 (g*10000), Anlık 〖NO〗_X Salınımı 116,76 (g*10), Anlık VOC Salınımı 180,70 (g*10) olarak yine en iyi sonucu senaryo 2 vermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Yeşil pazarlama stratejilerinin çevre dostu kozmetik ürünleri satın alma niyetine etkisi: Erzincan ili örneği

    Zeynep Candemir

    Yeşil pazarlama, 1970'li yıllardan itibaren çevre dostu ürünlerin üretimi, tüketimi ve tüketim sonrası süreçlerinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Türkiye'de henüz gelişim aşamasında olan yeşil pazarlama ve yeşil tüketici kitlesi, çevreye duyarlı ürünlere olan ilginin arttığı bir döneme işaret etmektedir. Günümüzde tüketicilerin çevre duyarlılığı artmış ve bu durum, işletmelerden çevreye duyarlı davranışlar beklenmesine neden olmuştur. İşletmeler hem tüketici talepleri hem de artan politik ve toplumsal baskılar doğrultusunda çevre dostu ürün ve üretim yöntemlerine yönelmişlerdir. Yeşil pazarlama, işletmelere sosyal sorumluluklarını yerine getirerek itibar artırma, maliyetleri düşürme, yaratıcı çalışmalar yapma, rekabet avantajı elde etme ve marka imajını güçlendirme gibi önemli faydalar sağlar. Yeşil pazarlama faaliyetlerinden yararlanabilmek için işletmelerin, yeşil tüketici davranışlarını ve yeşil tüketimi etkileyen faktörleri doğru bir şekilde analiz etmeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, yeşil pazarlama farkındalığı, yeşil pazarlama faaliyetleri ve yeşil marka farkındalığının, tüketicilerin çevre dostu kozmetik ürünleri satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemi gerçekleştirilmiş ve veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırma kapsamında hazırlanananket, Erzincan ilinde yaşayan 409 katılımcıya çevrim içi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, yeşil pazarlama farkındalığı ile yeşil marka farkındalığının tüketicilerin çevre dostu kozmetik ürünleri satın alma niyeti üzerine anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. Yeşil pazarlama faaliyetlerinin ise tüketicilerin çevre dostu kozmetik ürünleri satın alma niyeti üzerine anlamlı etkisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, tüketicilere, üreticilere ve işletmelere yönelik çeşitli öneriler sunulmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ortaöğretı̇m öğrencı̇lerı̇nı̇n ortak dı̇l olarak İngı̇lı̇zceye, dünya İngı̇lı̇zcelerı̇ne ve İngı̇lı̇zce aksanına yönelı̇k farkındalıkdüzeylerı̇nı̇n ı̇ncelenmesi

    Talha Kocademir

    Bu çalışma, 2018 Ortaöğretim İngilizce Dersi Öğretim Programı'nı Dünya İngilizceleri (Dİ) ve Ortak Dil Olarak İngilizce (ODOİ) kavramları ekseninde analiz etmeyi ve öğrencilerin bu kavramlara yönelik farkındalık düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma modelinin benimsendiği çalışmada öncelikle ODOİ, Dİ ve İngilizce aksanına yönelik geçerlik ve güvenirlikleri kanıtlanmış üç farklı farkındalık ölçeği geliştirilmiştir. Veriler, Erzincan'da öğrenim gören 441 öğrenciden toplanmıştır. Öğretim programının genel amaçlar, felsefe ve kazanımlar boyutlarında incelenmesi sonucunda; giriş bölümünde İngilizceyi küresel bir ortak dil olarak tanımlayan teorik bir vizyon sunulmasına rağmen, uygulama düzeyindeki kazanımların baskın bir şekilde iç çember (ABD ve İngiltere) normlarına dayandığı görülmüştür. Telaffuz ve dinleme kazanımlarında standart dil ideolojisinin korunduğu, dilsel çeşitliliğin göz ardı edildiği tespit edilmiştir. Öğrenci verileri incelendiğinde, katılımcıların programın kısıtlamalarına rağmen yüksek düzeyde ODOİ (X̄=4,08) ve pozitif aksan farkındalığına (X̄=3,89) sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin Türk aksanıyla konuşmayı eksiklik olarak görmedikleri ve anlaşılabilirliği estetik kaygıların önüne koydukları belirlenmiştir. Analizlerde cinsiyetin aksan farkındalığında (kız öğrenciler lehine), anne eğitim düzeyinin ise Dİ farkındalığında anlamlı fark yarattığı; ayrıca ODOİ farkındalığının İngilizce akademik başarısını anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ortaöğretim öğrencilerinde algılanan sosyal destek ile algılanan stres ilişkisinde sportmenlik davranışının düzenleyici etkisi

    Tuncay Meral

    Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde algılanan sosyal destek ile algılanan stres ilişkisinde sportmenlik davranışının düzenleyici etkisini incelemektir. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın örneklemini, Erzincan il merkezinde 3 farklı lisede öğrenim gören 362 kadın ve 275 erkek olmak üzere toplam 637 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada "Beden Eğitimi ve Spor Dersi Sportmenlik Davranışı Ölçeği", "Algılanan Stres Ölçeği" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde araştırmanın hipotezlerini test etmek üzere tanımlayıcı istatistikler ve Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Daha sonra, bağımsız değişken ile bağımlı değişken arasındaki ilişkide düzenleyici değişkenin etkisini test etmek amacıyla PROCESS Macro Model 1 kullanılmıştır. Araştırmada, elde edilen bulgular, sportmenlik ile stres arasında doğrudan ve anlamlı bir ilişki olmamasına rağmen, sportmenlik ile algılanan sosyal destek arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. En çarpıcı bulgu ise, sportmenlik davranışının, algılanan sosyal desteğin stres üzerindeki etkisinde istatistiksel olarak anlamlı bir düzenleyici role sahip olduğudur. Eğim analizi, bu etkinin yönünü net bir şekilde göstermiştir. Sportmenlik seviyesi arttıkça, algılanan sosyal desteğin stresi azaltıcı etkisinin güçlendiği sonucuna varılmıştır

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Ergenlerde akademik ertelemenin yordayıcıları

    Merve Kandal

    Bu araştımanın amacı akılcı olmayan inançlar, başarısızlık korkusu, benlik saygısı ve akademik motivasyon değişkenlerinin akademik erteleme üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Araştırma, iki ya da daha fazla değişkenin değişimini ortaya koymayı amaçlayan yordamaya dayalı korelasyonel bir çalışmadır. Çalışma grubunu Erzincan ilindeki 2024-2025 eğitim ve öğretim yılının lise kademesinde aktif olarak öğrenim gören, 359 kız (%55,4) ve 289 erkek (%44,6) olmak üzere toplamda 648 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Akademik Erteleme Ölçeği, Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği Ergen Formu, Ergenler İçin Benlik Algısı Ölçeği, Performans Başarısızlığını Değerlendirme Envanteri ve Akademik Motivasyon Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde ise Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre akılcı olmayan inançlar, benlik saygısı, başarısızlık korkusu ve akademik motivasyon değişkenleri ergenlerin akademik erteleme davranışlarının anlamlı birer yordayıcısıdır. Bu değişkenler içerisinde en güçlü yordayıcı akademik motivasyondur. Araştırmada ele alınan değişkenler, ergenlerin akademik erteleme davranışının %46'sını açıklamıştır. Bu araştırmanın sonuçları, geliştirilebilecek bilişsel ve duyuşsal müdahalelerin ergenlerin akademik erteleme davranışının önlenmesinde etkili olabileceğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Investigation of the effects of different surface patterns and hydrothermal aging on the mechanical properties of pla

    Aıbek Yesmaganbet

    Bu çalışmada, eriyik biriktirme modelleme (FDM) yöntemi kullanılarak yeni nesil bir polilaktik asit (PLA) filamentten farklı yüzey desenleri ile basılan numuneler üretilmiştir. Üretilen numunelerin yarısına hidrotermal yaşlandırma işlemi uygulanmıştır. Hidrotermal yaşlandırma uygulanmış ve uygulanmamış PLA numunelerin moleküler yapısal değişimleri Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ile mekanik davranışları ise standartlara uygun mekanik testler aracılığıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, farklı yüzey desenlerinin PLA'dan üretilen numunelerin mekanik dayanımında kayda değer farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca hidrotermal yaşlandırma işleminin PLA'nın bağ yapısı üzerinde etkili olduğu, buna bağlı olarak mekanik dayanım ve rijitlik değerlerinde değişimler meydana geldiği görülmüştür. Bu bulgular, yüzey tasarımı ve hidrotermal yaşlandırma stratejilerinin FDM yöntemi ile üretilen PLA numunelerin mekanik performansının optimize edilmesinde önemli bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Derin öğrenme yöntemleriyle manyetik rezonans görüntülerinden beyin tümörlerinin sınıflandırılması

    Erdoğan Kökü

    Bu tez çalışmasında, manyetik rezonans görüntülerinden (MRI) beyin tümörlerinin otomatik olarak sınıflandırılmasına yönelik derin öğrenme tabanlı bir tanı destek sistemi geliştirilmiş ve farklı evrişimli sinir ağı (CNN) mimarilerinin performansları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada Kaggle platformunda paylaşılan Brain Tumor MRI Dataset veri seti kullanılmış olup glioma, meningioma, pituitary ve no tumor olmak üzere dört sınıfa ait toplam 7.023 görüntüden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında Keras Applications kütüphanesinde yer alan MobileNetV2, EfficientNetB0, VGG16, ResNet50 ve DenseNet121 modelleri transfer öğrenme yöntemiyle eğitilmiştir. Ayrıca, tez kapsamında özgün bir CNN mimarisi tasarlanmış ve MobileNetV2 ile bu Özgün CNN modelinin özellik çıkarım yeteneklerini birleştiren hibrit bir mimari geliştirilmiştir. Tüm modeller aynı ön işleme adımları, veri artırma teknikleri ve eğitim parametreleri kullanılarak adil bir biçimde karşılaştırılmıştır. Normal eğitim sonuçlarına göre en yüksek doğruluk %90,31 ile Özgün CNN modeli tarafından elde edilirken, hibrit model %85,51 doğruluk ile ikinci sırada yer almıştır. ResNet50, MobileNetV2 ve DenseNet121 modelleri sırasıyla %83,79, %80,40 ve %79,63 doğruluk değerleri üretmiştir. VGG16 modeli %73 doğruluk sağlarken, EfficientNetB0 yalnızca %30,89 doğruluk ile en düşük performansı göstermiştir. Model genellenebilirliğini değerlendirmek amacıyla beş katlı çapraz doğrulama yöntemi uygulanmıştır. Bu sonuçlara göre hibrit model %93,15 ortalama doğruluk ve %93,08 F1-skoru ile tüm modeller arasında en başarılı yapı olmuştur. Özgün CNN modeli ise %92,72 ortalama doğruluk değeri ile ikinci sırada yer almıştır. ResNet50, MobileNetV2, DenseNet121 ve VGG16 modelleri sırasıyla %91,20, %89,12, %87,74 ve %82,28 ortalama doğruluk değerleri elde etmiştir. EfficientNetB0 modeli çapraz doğrulamada da yalnızca %27,45 doğruluk sağlayabilmiştir. Bu durum, ilgili mimarinin bu veri setindeki dokusal özellikleri yakalamada yaşadığı yakınsama (convergence) sorununa işaret etmektedir. Elde edilen bulgular, Özgün CNN ve özellikle hibrit mimarinin, MRI tabanlı beyin tümörü sınıflandırma problemlerinde yüksek doğruluk, düşük varyans ve güçlü genelleme kabiliyeti sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, klinik karar destek sistemlerinin geliştirilmesi için güvenilir bir temel sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    2019 ve 2024 ilkokul Türkçe dersi öğretim programlarının karşılaştırılması ve öğretmen görüşleri

    Ayşenur Yılmaz

    Bu araştırmanın amacı, 2019 ve 2024 ilköğretim Türkçe dersi öğretim programını karşılaştırmalı olarak incelemek ve söz konusu programlara ilişkin öğretmen görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; öğretim programları sistematik biçimde incelenmiş ve programların amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci ile ölçme-değerlendirme boyutları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Öğretmen görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış; veriler içerik analizi yöntemiyle kodlanarak çözümlenmiştir. Çalışma grubunu, 2024 İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programı'nı uygulayan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma bulguları, 2024 programında kazanımların sadeleştirildiğini, öğrenci merkezli yaklaşımların güçlendirildiğini ve dijital, görsel metinlere daha fazla yer verildiğini göstermektedir. Öğretmenler, programın öğrenci etkileşimini artıran ve öğrenme sürecinde öğrenciyi daha etkin kılan bir yapıya sahip olduğunu belirtmekle birlikte; uygulama sürecinde ölçme ve değerlendirme uygulamalarının zaman alıcı olması, programın yeterince tanıtılmaması ve fiziksel koşullara bağlı sınırlılıklar gibi çeşitli güçlükler yaşandığını ifade etmişlerdir. Elde edilen bulgular, 2024 İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programı'nın kuramsal açıdan güncel eğitim yaklaşımlarıyla uyumlu olduğunu ancak uygulamada öğretmenlere yönelik rehberlik, örnek uygulama materyalleri ve hizmet içi destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarının, alanda yapılacak yeni akademik çalışmalara katkı sağlaması beklenmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2026
    Lise öğrencilerinde kariyer kararı öz yeterliği ile ergen-ebeveyn ilişkileri, erteleme davranışı ve psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Serra Tüğmen Örs

    Bu araştırmada lise öğrencilerinde kariyer kararı öz yeterliği ile ergen ebeveyn ilişkileri, erteleme davranışı ve psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim öğretim yılında 326'sı kız ve 267'si erkek olmak üzere toplam 593 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışmada ilişkisel model kullanılmıştır. Veriler Kariyer Kararı Öz Yeterlik Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Ergen Ebeveyn İlişkileri Ölçeği ve Erteleme Eğilimi Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t testi, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre kariyer kararı öz yeterliği cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Kariyer kararı öz yeterliği sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Kariyer kararı öz yeterliği ile psikolojik ihtiyaçlar arasında pozitif ve anlamlı ilişki vardır. Kariyer kararı öz yeterliği ile ergen ebeveyn ilişkileri arasında pozitif ve anlamlı ilişki vardır. Kariyer kararı öz yeterliği ile erteleme davranışı arasında negatif ve anlamlı ilişki vardır. Psikolojik ihtiyaçlar kariyer kararı öz yeterliğini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Erteleme davranışı kariyer kararı öz yeterliğini negatif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Ergen ebeveyn ilişkileri kariyer kararı öz yeterliğinin anlamlı bir yordayıcısı değildir. Sonuçlar psikolojik ihtiyaçların desteklenmesi ve erteleme davranışının azaltılması gerektiğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2026
    Zorunlu vatandaşlık davranışının vatandaşlık yorgunluğuna etkisinde iş stresi ve iş-aile çatışmasının aracılık rolü

    Şener Özen

    Bu araştırma, sağlık sektöründe gözlemlenen zorunlu vatandaşlık davranışının vatandaşlık yorgunluğu üzerindeki etkisini ve bu etkileşimde iş stresi ile iş aile çatışmasının ardışık aracı rollerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Günümüzde sağlık çalışanlarından beklenen fedakârlık kültürünün, gönüllülükten çıkarak örtük bir zorunluluğa dönüşmesinin psikolojik ve davranışsal maliyetlerini ortaya koymak araştırmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. İlişkiler, Kaynakların Korunumu Teorisi ve İş Talepleri ve Kaynakları Modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırma, nicel deseniyle tasarlanmış ve bir araştırma hastanesinde kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 483 sağlık profesyonelinin katılımıyla yürütülmüştür. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi ile ardışık çoklu aracılık analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde, dokuz hipotezin tamamı desteklenmiştir. Bulgular, zorunlu vatandaşlık davranışının vatandaşlık yorgunluğu üzerinde doğrudan, anlamlı ve pozitif etki yarattığını göstermiştir. Ayrıca, zorunlu vatandaşlık davranışının önce iş stresini artırdığı, yükselen stresin sınırları aşarak iş aile çatışmasını tetiklediği ve zincirleme kaynak tüketimi sürecinin nihayetinde vatandaşlık yorgunluğuna yol açtığı saptanmıştır. Test edilen ardışık modelin, vatandaşlık yorgunluğundaki değişimin yüzde kırk birini açıkladığı doğrulanmıştır. Bulgular ışığında, sağlık yöneticileri gönüllülük görünümü altındaki baskıcı uygulamalardan kaçınmalı, adil iş yükü dağılımı sağlamalı ve çalışan refahını merkeze alan destekleyici etik kurum iklimi inşa etmelidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele