Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2025Bölünmüş derece gün yöntemi ile bina enerji tüketiminin belirlenmesi
Serdar Karaca
Bu çalışmada 12:00–14:00 ve 14:00-16:00 olmak üzere iki farklı zaman dilimine göre bölünmüş Derece Gün ve geleneksel Derece Gün yöntemleri farklı referans sıcaklıkları için Erzincan ilinde seçilen mevcut bir binanın ısıtma ve soğutma enerji ihtiyaçları hesaplanmıştır. Geleneksel DG ve bDG yöntemleri ile hesaplanan ısıtma enerjisi ihtiyacı mevcut binanın gerçek ısıtma enerjisi tüketim verileri ile karşılaştırılmıştır. Özellikle 15 °C referans sıcaklığı baz alınarak ve 12:00–14:00 zaman dilimindeki bIDG hesaplamalarının, gerçek enerji tüketimine daha yakın sonuçlar verdiği görülmüştür. 15 °C referans sıcaklığı ve 12:00–14:00 zaman diliminde yapılan bIDG hesaplamasında, geleneksel DG yöntemine göre %2.47 daha az yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacı belirlenmiş olup, bu sonuç bIDG yönteminin ısıtma enerjisi ihtiyacı belirleme doğruluğunu artırarak ülke genelinde anlamlı düzeyde enerji tasarrufu sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Serpantin kanallı soğutma plakalarının termohidrolik analizi ve optimizasyonu
Nagihan Çekirge
Yüksek yoğunluklu enerji sistemleri, elektronik devreler ve batarya paketleri gibi cihazların istenilen sıcaklık aralıklarında çalışmaları ısıl yönetim sistemleri ile sağlanmaktadır. Bu sistemlerin en kritik elemanlarından birisi de soğutma plakalarıdır. Bu çalışmada, belirli çalışma şartları altında soğutulan sıvı soğutma plakasının ısıl ve hidrolik performans davranışları deneysel ve sayısal olarak incelenmiştir. Deneysel analizde, sıvı soğutma yöntemi ile serpantin kanallı soğutma plakasının soğutulma işlemi 10 °C, 15 °C, 20 °C su giriş sıcaklıkları, 0,1 L/dk, 0,5 L/dk, 0,9 L/dk hacimsel debi ve 75 W, 100 W ve 125 W ısıl güç çalışma şartları altında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma şartları altında soğutma plakasının, plaka yüzey sıcaklık dağılımları, soğutma sıvısı sıcaklık değişimleri ve oluşan basınç kayıpları ölçülerek göstermiş olduğu soğutma performansı analiz edilmiştir. Sayısal analiz yönteminde ise hesaplamalı akışkanlar dinamiği kullanılarak sistemin sayısal modeli oluşturulup elde edilen deneysel verilerle doğrulama çalışması yapılmıştır. Daha sonra soğutma plakasının performansına; hacimsel debi (V ̇), soğutma sıvısı giriş sıcaklığı (T_g), kanal giriş çapı (D_i), akışkan türü, kanal genişleme oranı (θ) ve plaka malzemesinin etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak, 0,9 L/dk su hacimsel debisi, 10 °C soğutma sıvısı giriş sıcaklığı, 100/0 su/etilen-glikol karışım oranı, 4,5 mm kanal giriş çapı, 4,5 mm kanal genişleme oranı ve bakır malzeme türü şartlarında soğutma plakası yüzeyinde gelişen ortalama ve maksimum sıcaklığın en düşük değerleri hesaplanmıştır. Ek olarak soğutma plakasının çok amaçlı optimizasyonu yapılmıştır. V ̇, T_g, D_i ve θ bağımsız parametreleri ile yapılan optimizasyon sonucunda optimum performans değerleri sırasıyla, 0,5 L/dk, 11,16 °C, 4,47 mm ve 1,49 mm olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Soğutma plakası, ısıl yönetim sistemleri, sıvı soğutma yöntemi, hesaplamalı akışkanlar dinamiği, optimizasyon
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik stili ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Elif Yalçın
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik stili ile öğretmenlerin iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüş olup, Hatay ilinde çeşitli kurumlarda görev yapan öğretmenlerden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veriler, Hizmetkâr Liderlik Ölçeği ve İş Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, hizmetkâr liderlik stili ile iş yaşam kalitesi arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Hizmetkâr liderliğin alt boyutları olan özgecil davranış, empati, adalet, dürüstlük ve alçakgönüllülük, öğretmenlerin iş yaşam kalitesi üzerinde anlamlı yordayıcı değişkenler olarak belirlenmiş toplam regresyonun %65' ini açıkladığı görülmüştür. Özellikle özgecil davranış alt boyutu, iş yaşam kalitesi üzerinde en güçlü etkiye sahiptir. Ek olarak, öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, medeni durum, öğrenim durumu ve görev yaptıkları kurum türüne göre iş yaşam kalitesi ve liderlik algılarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Elde edilen sonuçlar, eğitim ortamlarında insan odaklı liderlik anlayışının öğretmenlerin mesleki doyumu ve yaşam kalitesi açısından kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Bu kapsamda, hizmetkâr liderlik becerilerinin okul yöneticileri tarafından geliştirilmesi, eğitim örgütlerinin genel verimliliği ve öğretmen refahı açısından önemli katkılar sunabilir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Biyomedikal uygulamalarda kullanılan CoCrMo ve CP-Ti alaşımları üzerine farklı nitrür kaplamaların tribolojik ve yüzey özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi
Ömer Faruk Demirbüken
Biyomalzemeler insan vücudunda doğal canlı dokuların ve organların işlevini geri kazandırmak, insan sağlığını iyileştirmek amacıyla implant tedavisinde kullanılan sentetik malzemelerdir. CP-Ti ve CoCrMo alaşımı, implant tedavisinde sıkça kullanılan biyomalzemelerdir. Biyomalzemelerin eksik yönlerini gidermek ve istenilen yeni özellikleri kazandırmak amacıyla yüzey kaplama işlemi uygulanır. Bu çalışmada Katodik ark PVD yöntemi ile CP-Ti ve CoCrMo alaşım numuneleri üzerine TiN ve ZrN malzemeleri kaplanmıştır. Kaplanmış ve kaplanmamış yüzeylerin yapısal karakterizasyonu XRD, SEM ve EDS yöntemleri ile gerçekleştirilmiş; yüzeylerin ıslanabilirlik davranışı temas açısı ölçümleri ile, mekanik dayanımları ise mikrosertlik testleriyle değerlendirilerek karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Kaplama işleminin tribolojik performansa etkisini incelemek üzere, kaplanmış ve kaplanmamış numunelere aşınma testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler kaplama uygulamasının yüzey pürüzlülüğünde ve mikrosertlik değerlerinde belirgin bir artış sağladığını ortaya koymuştur. Ayrıca yapılan yüzey kaplama sonucunda Ti numuneler üzerinde yapılan TiN ve ZrN kaplamaların yüzeyin hidrofilitesini düşürdüğü analiz edilmiştir. CoCrMo numuneler üzerinde yapılan TiN kaplama yüzeyi daha hidrofilik hale getirdiği, ZrN kaplamanın hidrofiliteyi azalttığı analiz edilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Standardize yeraltı suyu indisinin makine öğrenmesi ve veriayrıştırma teknikleri kullanılarak modellenmesi
Erdal Koç
Çalışma kapsamında Erzincan ilindeki yeraltı suyu indisi (SGI) değerlerinin tahmini için Tekil Spektrum Analizi (SSA), Uyarlamalı Sinirsel Bulanık Çıkarım Sistemi (ANFIS), Kategorik Artırma (CatBoost), Evrişimsel Sinir Ağı (CNN), Otokodlayıcı (Autoencoder), Derin Sinir Ağı (DNN), Kapılı Tekrarlayan Birim (GRU) ve Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) modelleri kullanılmıştır. SSA veri ayrıştırma tekniği ile yenilikçi derin öğrenme ve makine öğrenmesi yaklaşımları birleştirilerek SGI tahmin performansı üzerine etkisi değerlendirilmiştir. SSA ile yağış, rölatif nem, sıcaklık ve gecikmeli SGI değerlerine ait trend, mevsimsellik, döngüsellik ve gürültü gibi farklı bileşenlere ayırılmış ve bu bileşenler AI modellerine sunularak hibrit yaklaşımlar kurulmuştur. Model performansı çeşitli istatistiksel metriklere ve grafiklere göre analiz edilmiştir. Sonuç olarak tüm alt bileşenlerin AI modeline girdi olarak kullanılması ile kurulan hibrit yaklaşımlar aylık SGI tahmin doğruluğunu çoğunlukla artırırken, 12 aylık SGI tahminlerini ise artış ve azalışlar gözlenmiştir. Ayrıca gürültü bileşenlerinin atılarak kurulan SGI tahmin performansının ve modelin genelleme yeteneğinin arttığı dikkat çekmiştir. Ek olarak yapay sinir ağları ve bulanık mantık sistemlerini birleştiren hibrit ANFIS yaklaşımının yeraltı suyu kuraklığının en iyi tahmin eden model olduğunun ortaya çıkarmaktadır. Tahmin modellerinde en etkili parametrenin ortaya çıkarılması için ANFIS tahmin çıktılarına Sobol duyarlılık analizi uygulanmıştır. Buna göre SGI 1 (t) değerlerinin tahmininde rölatif nem ve SGI-1 (t-1) değerlerin en yüksek etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: derin öğrenme, kuraklık, standardize yeraltı suyu indisi, sobol duyarlılık analizi, tahmin
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Genelleştirilmiş metrik uzaylarda dinamik programlama ve sabit nokta teoremleri
Yaren Tanrıverdi
Bu çalışmada, sabit nokta alanında yapılan çalışmalarda bazı önemli hususlar üzerinde durulmuştur. Dönüşümlerin genelleştirilmesi ve değiştirilmesi, üzerinde çalışılan uzayların çeşitli genelleştirmeleri ve bu uzaylarda değişen sabit nokta teoremleri örneklerle birlikte ele alınmıştır. Mustafa ve Sims (2006) tarafından tanıtılan G-metrik uzaylarda metrik uzayların ve sabit nokta teorisinin pratik uygulamalarını araştırarak, diğer genel metrik uzaylarda sabit nokta teoremlerinin gelişen yapısını vurgulanarak, Lipschitz tipi dönüşümler için sabit nokta teoremleri üzerine elde edilen çeşitli sonuçları kapsanmıştır. Bu metrik uzaylar tam metrik uzay olduğunda üzerine dönüşümler için yeni ortak sabit nokta teoremlerine katkıda bulunarak önceki sonuçların genişlemeleri verilmiştir. Sunulan sonuçlar uygulamalarla desteklenmiştir: dinamik programlamada bazı fonksiyonel denklem sistemleri için ortak çözümleri, graf teori ve integral tip büzülmeler. Kısaca, modüler G-metrik ve modüler b-metrik uzaylarda sabit nokta teorisindeki gelişmelerin kısa bir analizini sunulmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Üniversite çalışanlarının eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri iş kolu sendikalarına bakışı ve beklentileri: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği
Harun Ayhan
Sendikalar, kamu çalışanlarının çıkarlarını korumak, yeni kazanımlar elde etmek ve bu kazanımları ilerletmek amacıyla kurulmuş örgütlerdir. Sendikalar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ve demokrasinin en temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Üniversite personeli, sendikaları ve faaliyetleri aracılığıyla demokratik süreçlerde önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırma, Türkiye'deki mevcut Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolu sendikalarını, Yükseköğretimle ilgili faaliyetlerini değerlendirmek ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi çalışanlarının sendikalara ilişkin görüş, düşünce ve bakış açılarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmacı bir anket hazırlamış ve gönüllü katılımcılara uygulamıştır. Çalışma evrenini, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde görev yapan akademik ve idari personel oluşturmuştur. Anket formu aracılığıyla toplanan veriler ki-kare testine tabi tutulmuştur. Araştırma bulguları, bekar çalışanların toplu sözleşmeden ücretlerde iyileştirme beklerken, evli çalışanların ise tüm alanlarda iyileştirme beklediğini göstermiştir. Eğitim düzeyi arttıkça toplu sözleşme hakkı talebinin arttığı, grev hakkına ilişkin görüşlerin azaldığı, sendikalardan yardım talebinin azaldığı ve sendikaların yeterli olarak algılanmasının azaldığı tespit edilmiştir. Çalışanlar toplu sözleşmenin tüm alanlarında iyileştirme talebini giderek artırırken, genç çalışanların ücret politikalarında iyileştirme arayışının daha yüksek olduğu görülmektedir. Benzer şekilde, sendika faaliyetlerine katılım yaşla birlikte artmaktadır. Yalnızbağ Yerleşkesi'ndeki çalışanların, diğer yerleşkelerdekilere kıyasla toplu sözleşme hakkı konusunda destek talep etme ve sendikalardan yardım arama olasılığının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Hizmet süresi daha uzun olan çalışanların sendika faaliyetlerine katılma olasılıkları daha yüksektir. Bu bulgular, toplu sözleşmelerde iyileştirmelere yönelik bir beklenti olduğuna işaret etmektedir. Bu çalışma, Erzincan'daki Binali Yıldırım Üniversitesi çalışanlarının görüş ve taleplerini ilk kez incelemektedir. Çalışan görüşlerini özetleyerek ve gerekli önlemlerin nasıl alınacağına dair rehberlik sağlayarak, bu çalışma hem sendikalara hem de işverenlere içgörü sunmaktadır. Bu çalışma, diğer üniversitelerin görüşlerinin karşılaştırılması amacıyla da kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Üniversite Çalışanları, Sendikalar, Beklentiler
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Karanlık liderlik, örgütsel sessizlik ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Didem Kafkas
Araştırmanın amacı, karanlık liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Erzincan ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 435 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Karanlık Liderlik Ölçeği, Örgütsel Sessizlik Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler nicel analiz yöntemleriyle değerlendirilmiş ve SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; öğretmenlerin karanlık liderlik algılarının düşük; örgütsel sessizlik ve psikolojik sağlamlık algılarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kadın öğretmenlerin örgütsel sessizlik algılarının erkek öğretmenlere göre daha yüksek, psikolojik sağlamlıklarının ise erkek öğretmenlere göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Karanlık liderlik ve örgütsel sessizlik algıları yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermezken; 41-50 yaş aralığındaki öğretmenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, 21-30 yaş aralığındaki öğretmenlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hizmet süresi değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, okul türü değişkeni açısından ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin karanlık liderlik algılarının, ilkokullarda görev yapan öğretmenlere kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin karanlık liderlik algıları ile örgütsel sessizlik algıları arasında orta düzeyde, pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Karanlık liderlik algıları ile psikolojik sağlamlıkları arasında ise düşük düzeyde, negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Benzer şekilde, örgütsel sessizlik ile psikolojik sağlamlık arasında da düşük düzeyde negatif bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Son olarak, karanlık liderliğin, örgütsel sessizlik ve psikolojik sağlamlık üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Kaz dağları'nın güney eteklerinin(balıkesir-çanakkale)erythraeoidea ve trombidioidea akar(acari:parasitengona)faunası
Sema Gülbaş
Bu çalışmada; Kaz Dağları'nın güney eteklerini içeren Balıkesir ve Çanakkale illerini kapsayan 2016-2017 yılında Dr. Öğr. Üyesi Mert ELVERİCİ' nin Nisan-Haziran aylarını içeren dönemlerde çukur tuzak ve vakumlama tekniği ile topladığı müze meteryalleri içerisindeki erythraeoid ve trombidioid akar örnekleri değerlendirilmiştir. Trombidioidea ait 5 tür; Allothrombium adustum Oudemans, 1905, Allothrombium fuliginosum (Hermann, 1804), Dolichothrombium insidosum (André, 1926), Emitrombidium giocondi Makol ve Sevsay, 2014, Podothrombium dbrenitum Haitlinger, 2008 ile Erythraeoidea ait 12 tür; Abrolophus viburnicolus Fain ve Çobanoğlu, 1998, Balaustium akramii Noei, 2017, Callidosoma galtoni Southcott, 1972, Callidosoma leodagari Haitlinger, 2004, Callidosoma susanae Clark, 2014, Eotoniana plumipes (L. Koch, 1856), Erythraeus (E.) garmsaricus Saboori, Goldarazena ve Khajealı, 2004, Erythraeus (E.) gorcensis Gabryś, 2016, Erythraeus (E.) opilionoides (C. L. Koch, 1837), Leptus (L.) darvishi Saboori, Hakimitabar ve Khademi 2018, Leptus (L.) phalangii, (De Geer, 1778), Leptus (L.) singhi Saboori ve Arbabi, 2003 olmak üzere toplamda 17 tür tespit edildi. Bu türlerden P. dbrenitum Haitlinger, 2008, C. galtoni Southcott, 1972, C. leodagari Haitlinger, 2004, C susanae Clark, 2014, E. (E.) gorcensis Gabryś, 2016, E. (E.) opilionoides (C. L. Koch, 1837), L. (L.) phalangii (De Geer, 1778). Türkiye faunası için yeni kayıt olarak verilmiştir. Diğer türler de bu çalışma alanı için yeni kayıttır. Tespit edilen türlerimiz üzerinden çeşitli morfolojik yapılarının fotoğrafları çekilmiş, tanımları gözden geçirilmiş, yaşama alanları ile Türkiye ve dünyadaki yayılışları verilmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Kadın akademisyenlerin yöneticilik algılarına ilişkin görüşlerinin kraliçe arı sendromu bağlamında incelenmesi
Kevser Karagöz
Bu çalışmanın amacı, kadın akademisyenlerin yöneticilik kavramına yönelik algılarını, özellikle Kraliçe Arı Sendromu çerçevesinde incelemektir. Araştırmada, kadın akademisyenlerin liderlik rollerine atanma süreçleri, algılanan zorluklar ve cinsiyet temelli liderlik normlarına ilişkin tutumları ele alınmıştır. Erzincan ilinde görev yapan 25 kadın akademisyenden nitel araştırma yöntemiyle toplanan veriler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, katılımcıların liderlik kavramına dair çeşitli görüşlerini ortaya koymakta; liderlik fırsatları ve karşılaşılan zorluklara yönelik algılar, cinsiyet temelli liderlik normlarına karşı tutumlar ve liderlik rollerinde karşılaşılan engelleri incelemektedir. Özellikle Kraliçe Arı Sendromu bağlamında, kadın akademisyenlerin liderlik pozisyonlarına yönelik algılarının nasıl şekillendiği önemli bir odak noktası olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, kadın akademisyenlerin liderlik deneyimlerinin, kurumsal düzeyde cinsiyet eşitliği için önemli fırsatlar sunduğu görülmüştür
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Vinilester ve polyester reçineli polimer betonların durabilite özelliklerine doğal ve genleştirilmiş perlit agregaların etkisinin değerlendirilmesi
Bedirhan İhsan Gülnahar
Bu çalışmanın amacı, doğal ve genleştirilmiş perlit agregaları kullanılarak üretilen hafif polimer betonların durabilite performansını incelemektir. Bu kapsamda, perlit agregalarının polyester ve vinilester reçineli polimer beton matrislerinin hem makroskobik performansı hem de mikroyapısal özellikleri üzerindeki etkileri bütünsel ve karşılaştırmalı bir yaklaşımla özgün biçimde değerlendirilmiştir. Deneysel çalışmada, kuvars agregalarının hacimce %5 ve %10'u doğal veya genleştirilmiş perlit ile ikame edilmiş; üretilen karışımlar üzerinde 28, 56 ve 90 günlük kılcal su emme, asit ve sülfat etkisi, yüksek sıcaklık ve donma–çözünme deneyleri uygulanmıştır. Yüksek sıcaklık ve donma–çözünme sonrası mikroyapısal değişimler SEM analizleriyle incelenmiştir. Bulgular, perlit tipinin ve kullanım oranının durabiliteyi önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. Doğal perlit, her iki reçine tipiyle daha iyi aderans sağlayarak su emme oranını azaltmış ve kimyasal etkiler, donma–çözünme döngüleri ile yüksek sıcaklıklara karşı daha yüksek direnç sunmuştur. Genleştirilmiş perlit ise yüksek gözenekliliği nedeniyle matris geçirgenliğini artırarak dayanımı olumsuz etkilemiştir. Karışımlar arasında %5 doğal perlit içeren vinilester reçineli polimer beton, en düşük dayanım kayıplarıyla en kararlı içyapıyı oluşturmuştur. Sonuç olarak, doğal perlitin yerel, hafif ve çevresel açıdan sürdürülebilir bir agrega olarak polimer betonların performansını artırmada önemli bir alternatif sunduğu görülmüştür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Din İşleri Yüksek Kurulunun fetvalarında zayıf hadis kullanımı
Beyza Turgut
Hz. Peygamber'in risâletinin ilk döneminden itibaren Müslümanlar ibadet, muâmelât ve ahlâk gibi konularda zihinlerine takılan, çözüm bulamadıkları meseleleri Hz. Peygamber'e arz ediyorlardı. Hz. Peygamber de sahâbilerin sorularına ya vahiy bekleyerek cevap veriyor ya da kendi kanaatini söylüyordu. Soru cevap şeklinde Resûlullah (s.a.v) döneminde başlayan bu uygulama zamanla dinî konulardaki sorulara cevap veren ulemânın fetvalarına, mezheplerin doğmasına, ilgili literatürün oluşmasına, fetva kurum ve kuruluşlarının teşkiline sebep olmuştur. Bunlardan biri de Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kuruludur. Kurul, dinî ihtisas sahibi üye ve uzmanlarıyla toplumdan gelen dinî sorulara ya da kendisinin doğrudan gündemine aldığı meselelere fetvalar yayınlamakta; kararlar almaktadır. Kurul, fetvalarını kitap, kitapçık ve internet ortamında yayınlamaktadır. Kurul, fetvalarında İslâm hukuku ilminin yerleşik kurallarına itibar etmekte; pek çok fetvasında âyetler yanında sünneti temsil etmesi bakımından hadislere de atıf yapmaktadır. Akaid ve fıkıh ilminde yerleşik kurallardan biri atıf yapılacak hadislerin sahih ya da en azından hasen derecesinde olmasıdır. Zayıf hadislere akaid ve fıkıh ilminde yer verilmesi uygun görülmemektedir. Bu noktada Kurulun atıf yaptığı hadislerin sıhhat durumu önem arz etmektedir. Araştırmalarımıza göre bu hususta akademik bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun Fetvalar adlı eserinde İtikât ve Tahâret bölümlerinde geçen hadisler üzerinden hadis kullanımına yönelik tespitler yapılmaya çalışılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sürdürülebilirlik kavramına yönelik 8. sınıf öğrencilerininmetaforları
Mustafa Dağdelen
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin sürdürülebilirlik kavramına yönelik algılarını metaforlar aracılığıyla ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 266 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama amacıyla geliştirilen "Sürdürülebilirlik Metafor Formu" iki maddeden oluşmuştur. Öğrencilerden "Sürdürülebilirlik … gibidir. Çünkü …" cümlesini tamamlamaları ve ardından kavramı ifade eden bir görsel çizmeleri istenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni benimsenmiş, veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Analiz sürecinde öğrencilerin ürettikleri metaforlar kodlanmış, benzerliklerine göre kategorilere ayrılmış ve frekans dağılımları hesaplanmıştır. Sonuçta sürdürülebilirlik kavramına ilişkin 24 kategori altında toplam 266 metafor elde edilmiştir. Öğrencilerin en çok vurguladıkları metaforların yenilenebilir enerji, geri dönüşüm ve doğal kaynakların bilinçli kullanımı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra çevre, doğa, su, tasarruf, hayvanlar, yaşam ve gelecek nesillerin korunması gibi kategoriler de öne çıkmıştır. Öğrenciler kavramı çoğunlukla çevresel unsurlarla ilişkilendirmiş, çizdikleri görsellerle de bu algılarını desteklemişlerdir. Elde edilen bulgular, ortaokul öğrencilerinin sürdürülebilirliği çevre odaklı ele aldıklarını göstermektedir. Bu durum, sürdürülebilirlik eğitiminde çevre bilincinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, öğrencilerin metaforları üzerinden sürdürülebilirlik algılarını görünür kılmakta ve çevre eğitimi uygulamalarına katkı sağlayacak veriler sunmaktadır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Bazı triflorometil sübstitüe kalkonların sentezi, karakterizasyonu ve bu bileşiklerin antikanser özelliklerinin araştırılması
Esra Keziban Çetin
Amaç: Kalkon bileşikleri, 1,3-diaril-2-propen-1-on yapısı taşır ve antikanser aktivite olmak üzere pek çok biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu tez çalışmasında 9 adet flor, klor ve brom sübstitüe 2-triflorometil kalkon bileşiklerinin sentezlenmesi, karakterizasyonu ve in-vitro aktivite yöntemleriyle, A549 ve Hep3B hücre hatlarında antikanser aktivitelerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu tez çalışmasında bazik ortamda 2-triflorometilasetofenon bileşiğinden başlanarak, 2, 3 ve 4 pozisyonlarında flor, klor ve brom sübstitüe benzaldehit türevleri kullanılarak Claisen Schmidt kondenzasyon reaksiyonu üzerinden ilgili kalkon bileşiklerinin sentezi gerçekleştirildi. Sentezlenen kalkon türevlerinin farklı konsantrasyonlarının A549 ve Hep3B hücre hatlarında in-vitro aktivite yöntemleri ile antikanser aktiviteleri araştırıldı. Bulgular: Elde edilen sonuçlar doğrultusunda; 2-triflorometil grubu içeren dokuz adet sentezlenmiş kalkon türevi arasında, 3′-konumunda klor atomu içeren bileşik (15), hem A549 hem de Hep3B kanser hücre hatlarına karşı en güçlü antiproliferatif aktiviteyi göstermiştir. Genel olarak, klor içeren bileşikler, flor ve bromo içeren türevlere kıyasla daha etkili bulunmuş; halojenin konumunun sitotoksik etki üzerinde belirgin bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Sentezlenen kalkon türevleri arasında, özellikle 3′-klor içeren bileşiğin belirgin antiproliferatif etkisi, halojen türü ve konumunun biyolojik aktivite üzerinde önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur aynı zamanda yapısal modifikasyonların hedefe yönelik antikanser ilaç tasarımında dikkate alınması gerektiği de değerlendirilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2025Analık sigortası
Burcu Tatoğlu
Biyolojik yapılarından ötürü sadece kadınlara özgü bir olay olan doğum, aynı zamanda kadının vücudunda meydana gelen fizyolojik bir risktir. Analık ise; gebelik sürecinde ve doğum sonrasında yeni ihtiyaçların ortaya çıkması, sağlık harcamalarının artması ve kadının çalışma performansında düşüş meydana gelmesi gibi nedenlerle sosyo-ekonomik bir risktir. Bu sebeple de; kadın çalışanların gebelik sürecinde ve doğum sonrasında yaşayabilecekleri muhtemel olumsuz sonuçların önüne geçilmesi amacıyla özel olarak korunması gerekmektedir. Söz konusu gereklilik ise; kadınların çalışma koşulları ve sosyal güvenlik haklarının yanı sıra, gebelik ve doğum sonrasında korunmalarına ilişkin kuralların hukuken müstakil olarak düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. "Ana" olan kadının korunması, birçok ülkede ve uluslararası kanuni düzenlemede güvence altına alındığı gibi Türk Sosyal Güvenlik Sistemi'nde de kanuni olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin temelini ise; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41. maddesinde yer alan; "Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar." yönündeki hüküm oluşturmaktadır. Analık sigortası müessesesi, Devletin anayasal yükümlülüklerinin hukukî görünümlerinden birisidir. Bu tez kapsamında, Türk Sosyal Güvenlik Sistemi bağlamında, analık sigortası müessesesi ayrıntılı olarak incelenmiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Doctoral ThesisAçık Erişim2025Benzazol-2-karboksamit türevleri üzerine DFT hesaplamaları ve moleküler yerleştirme çalışmaları
Selçuk Kılıç
Yeni sentezlenen benzazol-2-karboksamit türevi moleküllerin (N-(benzo[d]tiyazol-2-il)benzamit, N-(benzo[d]tiyazol-2-il)-4-klorobenzamit, N-(1H-benzo[d]imidazol-2-il)benzamit, N-(benzo[d]oksazol-2-il)benzamit, N-(1H-benzo[d]imidazol-2-il)-4-klorobenzamit, N-(benzo[d]oksazol-2-il)-4-klorobenzamit, N-(benzo[d]tiyazol-2-il)-4-metilbenzamit, N-(1H-benzo[d]imidazol-2-il)-4-metilbenzamit, N-(benzo[d]oksazol-2-il)-4-metilbenzamit) deneysel ve mekanik kuantumsal hesaplamalarından elde edilen sonuçlarının karşılaştırmalı analizleri yapılarak, daha önce çalışılmış olan benzer yapıların kanser hücrelerine karşı potansiyel potent ve selektif sitotoksik aktiviteleri ile kıyaslanabilir bir performansa sahip yeni ilaç adayı moleküller elde edilmesi amaçlanmıştır. Bileşiklerin X-ışını kırınım (XRD) desenleri, Cu Kα radyasyonu (λ = 1.5406 Å, 45 mV ve 40 mA) kullanılarak X-Işını kırınım ölçer ile toplanmıştır. Bileşiklerin optimizasyon işlemleri Gaussian 09W paket programı ve GaussView 5.0 arayüz programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Hesaplamalarda moleküllerin gaz fazında oldukları kabul edilerek DFT/B3LYP teori/fonksiyonelleri ve 6-311++G(d,p) baz seti kullanılmıştır. Bileşiklere ait titreşimsel hesaplamalar yapılmış, titreşimsel atamaların doğruluğunu artırmak için (Potential Energy Distribution) VEDA4 programı kullanılmıştır. Bileşiklerin FT-IR spektrumlarının elde edilebilmesi için Perkin Elmer 400 (USA) FTIR/FIR Spectrometer Frontier spektrofotometresi (32 scan, 4000–650 cm⁻¹ dalga sayısı aralığı) kullanılmış ve spektrumlar dalga sayısı (cm⁻¹) baz alınarak değerlendirilmiştir. Spektrumlar Spectrum v2.0 Software yazılımı ile yorumlanmıştır. Sonrasında teorik olarak hesaplanan IR spektrumları ile deneysel spektrumların karşılaştırmalı analizleri gerçekleştirilmiştir. Moleküllerin NMR analizleri teorik olarak ¹H-NMR ve ¹³C-NMR spektrumları üzerinden, IEFPCM yöntemi kullanılarak B3LYP/6-311++G(d,p) düzeyinde DMSO çözücüsünde yeniden optimize edilerek yapılmıştır. ¹H ve ¹³C-NMR kimyasal kayma değerleri, standart GIAO/B3LYP/6-311++G(d,p) (Gauge-Independent Atomic Orbital) yaklaşımıyla DMSO çözücüsünde hesaplanmıştır. Üzerinde çalışılan moleküllere ait frontier orbitaller (HOMO-LUMO) ve moleküler elektrostatik potansiyel (MEP) yüzeyleri, optimize yapılar üzerinden oluşturulan *chk dosyaları kullanılarak elde edilmiştir ve ilaç tasarımında öncü rol oynayabilecek bu dağılımlar ve yüzeyler araştırılmıştır. İlaç tasarımı hem zaman hem maliyet açısından oldukça yüksek gereksinimlere sahip olduğundan, son yıllarda geliştirilen bilgisayarlı ilaç tasarımı yaklaşımları zaman ve maliyetin azaltılması açısından büyük önem kazanmıştır. Farmasötik ve organik kimyasal hesaplamalarla ilaç tasarımı yapabilmek için in silico yöntemler kullanılmaktadır. Tezimiz kapsamında bileşiklerin etki mekanizmalarını aydınlatmak amacıyla moleküler modelleme tekniklerinden biri olan moleküler docking yöntemi ile hesaplamalar gerçekleştirilmiştir. Enzimin aktif bölgesindeki amino asitlerle bileşiklerin nasıl kenetleneceğini ve yüksek inhibitör aktiviteye sahip bileşiklerin etkileşimlerini değerlendirmek için Schrödinger Maestro yazılımı kullanılmıştır.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Sağlık hizmetlerinde kullanılan dijital denetim uygulamalarının (Den-iz sistemi) teknoloji kabul modeli ile incelenmesi
Emine Acer
Günümüzde teknolojinin sağlık sektöründeki etkisi hızla artmakta ve bu durum sektöre sürekli olarak yeni dijital uygulamaların entegre edilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu uygulamalardan biri olan Sağlık Hizmetlerinde Denetim ve İzleme (Den-İz) Sistemi, sağlık hizmetlerinin denetlenmesi sürecinde dijitalleşmeyi mümkün kılan önemli bir teknolojik yenilik olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma ile sağlık hizmetlerinde dijital denetim süreçlerini desteklemek üzere geliştirilen Den-İz Sisteminin kullanıcılar tarafından nasıl algılandığı, sistemin kabul düzeyi ve kullanım eğilimi Teknoloji Kabul Modeli (TKM) çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye genelinde İl Sağlık Müdürlükleri bünyesindeki İl İzleme, Değerlendirme ve Denetim Birimlerinde görev yapan denetim personellerine yönelik anket uygunlaşmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, SPSS 21 ve AMOS 24 paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Den-İz sisteminin hayata geçirilmesinin kullanıcılar tarafından genel olarak olumlu karşılandığı ve mesleki süreçlerde etkin bir dijital araç olarak benimsendiği tespit edilmiştir. Sistemin kullanım kolaylığı, fayda sağlaması, olumlu tutum oluşturması ve gelecekte kullanım niyetinin yüksek olması dikkat çekmiştir. Bu sonuçlar, Den-İz sisteminin kullanıcılar açısından hem bireysel memnuniyet hem de kurumsal sürdürülebilirlik bakımından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Son olarak demografik değişkenlere göre yapılan analizlerde, cinsiyet ile algılanan fayda arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Den-İz Sistemine yönelik eğitim alma durumu ile hem algılanan kullanım kolaylığı hem de algılanan fayda arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların bilgi teknolojisi ürünlerine yönelik bilgi düzeyi arttıkça hem algılanan kullanım kolaylığı hem de algılanan fayda düzeylerinin yükseldiği belirlenmiştir. Benzer şekilde, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden katılımcıların, takip etmeyenlere kıyasla daha yüksek kullanım kolaylığı ve fayda algısına sahip oldukları görülmüştür.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025İlkokul 4. sınıf Türkçe dersinde yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin yazma kaygısı ve yaratıcı yazma becerileri üzerine etkisi
Aybüke Çakır Yıldız
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf Türkçe dersinde gerçekleştirilen yaratıcı yazma uygulamalarının, öğrencilerin yazma kaygısı ve yaratıcı yazma becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş ilinin Onikişubat ilçesindeki bir ilkokulda öğrenim gören toplam 48 dördüncü sınıf öğrencisinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülen araştırma kapsamında, deney grubunda haftada ikişer saat olmak üzere 8 hafta boyunca toplam 16 saat uygulama çalışması yapılmıştır. Araştırmanın verileri, İlkokul Öğrencilerine Yönelik Yazma Kaygısı Ölçeği (YKÖ) ve Yaratıcı Yazma İçin Değerlendirme Ölçütleri Formu (YİDÖF) kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler, nicel analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, ilkokul 4. sınıf Türkçe dersinde uygulanan yaratıcı yazma etkinliklerinin, öğrencilerin yazma kaygısını anlamlı olarak azalttığı ve yaratıcı yazma becerilerini anlamlı olarak arttırdığı tespit edilmiştir. Yaratıcı yazma etkinlikleri, öğrencilerin yazma sürecindeki kaygılarının azaltılması ve yaratıcı düşünce ve ifade becerilerinin geliştirilmesine olanak tanımıştır. Ayrıca yapılan uygulamalar, cinsiyet fark etmeksizin tüm öğrencilerde benzer başarıyı göstermiştir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025Öğretmenlerin örgütsel demokrasi ve örgütsel sinerji algı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Aysel Deliktaş Demir
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin örgütsel demokrasi ve örgütsel sinerjiye ilişkin algı düzeylerini belirlemek ve öğretmenlerin örgütsel demokrasiye yönelik algılarının, örgütsel sinerji düzeylerini ne ölçüde yordadığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, öğretmenlerin örgüt içerisindeki demokratik uygulamalara ilişkin değerlendirmeleri ile kurumda ortaya çıkan sinerjik yapının ilişkisi analiz edilerek, örgütsel yapının işleyişine dair daha derinlemesine bir anlayış geliştirilmesi hedeflenmektedir. Nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada, araştırmanın evrenini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen 401 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, "Örgütsel Demokrasi Ölçeği" ve "Örgütsel Sinerji Ölçeği" kullanılmış; verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin hem örgütsel demokrasiye hem de örgütsel sinerjiye ilişkin algıları yüksek düzeydedir. En yüksek puanlar örgütsel demokrasinin "eşitlik" ve "şeffaflık" boyutlarında; örgütsel sinerjinin ise "bütünleşme" ve "etkileşim ve takdir" boyutlarında gözlemlenmiştir. Regresyon analizine göre, örgütsel demokrasinin alt boyutları örgütsel sinerjiyi anlamlı düzeyde yordamakta olup, bu değişkenler örgütsel sinerjideki toplam varyansın yaklaşık %64,8'ini açıklamaktadır. Özellikle "şeffaflık", örgütsel sinerjiyi en güçlü yordayan boyut olarak öne çıkmaktadır. "Adalet", "hesap verebilirlik" ve "eşitlik" boyutlarının da anlamlı katkıları bulunurken, "katılım-eleştiri" boyutu örgütsel sinerji üzerinde anlamlı bir yordayıcı olarak bulunmamıştır. Araştırma sonuçları, demokratik yönetim anlayışının örgütsel sinerji üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ve özellikle şeffaf, adil ve hesap verebilir uygulamaların çalışanlar arası iş birliği, bütünleşme ve güven ortamını desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, eğitim örgütlerinde demokratik liderlik anlayışının yaygınlaştırılması, katılımın etkinleştirilmesi ve profesyonel gelişim süreçlerinin desteklenmesi önerilmektedir.
RDL Kalıcı Kaydıİncele - Master ThesisAçık Erişim2025İlkokul birinci sınıf öğrencileri ile anasınıfı öğrencilerinin erken okuryazarlık durumlarının karşılaştırılması
Hazal Göktekin
Bu araştırma, anasınıfında okuma yazma eğitimi almış öğrenciler ile okul öncesi dönemde okuma yazma eğitimi almamış ve bu eğitimi ilk kez ilkokul birinci sınıfta alan oğrencilerin erken okuryazarlık seviyelerini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, okul oncesi ve ilkokul birinci sınıf dönemlerinde okuma yazma eğitimi alan bireylerin okuryazarlık seviyelerindeki farklılıkları incelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda, "İlkokul 1. sınıf oğrencileri ile anasınıfı öğrencilerinin okuryazarlık durumları nasıldır?" sorusuna yanıt aranmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Durum çalışması, bir durum ya da olayın derinlemesine analiz edilmesini ve bu olayın farklı yönlerinin detaylı bir şekilde incelenmesini sağlar. Bu yöntem, birden fazla durumu aynı anda ele almanın zorlukları göz önüne alındığında, daha sağlıklı ve avantajlı bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir (Gerring, 2007). Araştırma, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Erzincan ilindeki bir özel okulda gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, 5 anasınıfı ve 5 birinci sınıf öğrencisi ile bu öğrencilerin ebeveynleri ve öğretmenleri katılmıştır. Veri toplama aşamasında, öğrencilerin okuma, yazma ve anlama becerilerini belirlemek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı onaylı Türkçe ders kitapları kullanılarak çeşitli okuma metinleri hazırlanmıştır. Ayrıca, ilkokul birinci sınıf ve anasınıfı öğrencileri ile bu kademelerde görev yapan öğretmenler için ayrı ayrı yarı yapılandırılmış görüşme formları oluşturulmuştur. Görüşmelerin güvenilirliğini artırmak amacıyla katılımcılardan ses kaydı alınmasına yönelik izin talep edilmiş ve "Bilgilendirilmiş Onam Formu" imzalatılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, içerik analizi ve doküman analizi yöntemleriyle değerlendirilmiştir. İçerik analizi, metinlerdeki anlamların yorumlanmasını ve geçerliliğinin değerlendirilmesini hedeflemiştir. Bu yöntem, öğrencilere yönelik okuma yazma metinleri ve yarı yapılandırılmış sorular üzerinden yapılan derinlemesine incelemeyi kapsamıştır. Bunun yanı sıra, gözlem sırasında elde edilen fotoğraflar, ses kayıtları ve öğrenci yazı defterleri doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu analizle, öğrencilerin yazılı ve dilsel gelişimleri, okuma yazma becerilerindeki ilerlemeleri ve öğretmenle etkileşimleri daha kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, birinci sınıf öğrencilerinin okuma, anlama ve yazma becerilerinde daha ileri düzeyde performans sergilediklerini; anasınıfı öğrencilerinin ise teknik okuma ve yazma alanında daha fazla desteğe ihtiyaç duyduklarını ortaya koymuştur. Öğrenci, öğretmen ve veli görüşlerine dayalı analizler, bireysel gelişim düzeyinin yaş faktöründen daha belirleyici olduğunu; okuryazarlık eğitiminin çocuğun bilişsel, dilsel ve motor gelişimine uygun olarak planlanması gerektiğini göstermiştir. Araştırma, erken yaşta yapılandırılmış fakat baskıdan uzak bir okuma yazma eğitiminin, çocukların sürece yönelik tutumlarını olumlu etkilediğini ve oğrenme motivasyonlarını artırdığını vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Okuma, Okuduğunu Anlama, Yazma Becerileri
RDL Kalıcı Kaydıİncele
