Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yapay zeka tabanlı görüntü işleme teknikleri ile iş güvenliğinde kullanılan kişisel ekipmanların tespit edilmesi

    Mehmet Ertuğrul Evrensel

    Yapay zeka (YZ), günümüzde pek çok sektörde dönüşüm yaratan en önemli teknolojilerden biri haline gelmiştir. Özellikle bilgisayarla görme alanında yaşanan gelişmeler, gerçek zamanlı veri analizi ile insan hayatını doğrudan etkileyen çözümler sunmaktadır. Bu çalışmada, YZ destekli nesne tespiti teknikleri kullanılarak işçi güvenliğini artırmaya yönelik bir uygulama geliştirilmiştir. Araştırmada, Kaggle platformunda sunulan "Railroad Worker Detection Dataset" adlı veri seti kullanılarak, demiryolu işçilerinin kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanıp kullanmadıkları, özellikle baret ve yelek takıp takmadıkları, gerçek zamanlı görüntüler üzerinden tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla derin öğrenmeye dayalı YOLOv5, YOLOv7 ve YOLOv8 algoritmaları kullanılarak bu modellerin performansları karşılaştırılmış ve en uygun çözüm yöntemi belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, çalışmada ele alınan nesne tespiti modelleri farklı ortamlarda çalışan işçilerin konumlarını, üzerlerindeki güvenlik ekipmanlarının varlığını yüksek doğrulukla belirleyebilmekte ve böylece iş kazalarının önüne geçilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, yalnızca akademik bir araştırma olmanın ötesinde, kullanılan yöntemlerin endüstride doğrudan uygulanabilirliği sayesinde güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasına destek olacak pratik çözümler sunmaktadır. Ayrıca, derin öğrenme temelli nesne tespiti algoritmalarının iş sağlığı ve güvenliği alanında ne denli etkin bir şekilde kullanılabileceğini de ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bariatrik cerrahi sonrası yeme davranışı anketinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

    Sümeyye Güldüren

    Amaç: Bu araştırmada Bariatrik Cerrahi Sonrası Yeme Davranışı Anketi'nin (Eating Behavior After Bariatric Surgery (EBBS)) Türkçe geçerlik ve güvenirliği değerlendirmek amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Metodolojik bir çalışma olan bu araştırmaya Türkiye'de ikamet eden ve en az üç yıl önce bariatrik cerrahi geçirmiş, 18 yaş üstü 123 yetişkin birey katılmıştır. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Bilgi Formu ve Bariatrik Cerrahi Sonrası Yeme Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Anketin geçerlik güvenirliği değerlendirilirken kapsam geçerliği, yapı geçerliliği ve iç geçerlik incelenmiştir. Ölçeğin güvenirlik değeri düzeyinin saptanmasında iç tutarlılık için "Cronbach alfa güvenirlik katsayısı" hesaplanmıştır. Bulgular: Bariatrik Cerrahi Sonrası Yeme Davranışı Anketi"nin iç tutarlılığı Cronbach α katsayısı ile değerlendirildiğinde, genel ölçek için 0.729 olarak bulunmuştur. Alt boyutlar incelendiğinde; 'Yiyecekler' alt boyutu için 0.705, 'İçecekler' için 0.773, 'Davranışlar' için 0.654 ve 'Yaşam Tarzı' için 0.583 değerleri elde edilmiştir. Korunan kilo kaybı yüzdesi ile; ameliyat öncesi vücut ağırlığı, ameliyat öncesi BKİ, 'Yiyecekler' ve 'İçecekler' alt boyutları arasında pozitif yönlü ancak düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Toplam kilo kaybı yüzdesi, fazla kilonun kaybı yüzdesi, 'Davranışlar' ve 'Yaşam Tarzı' alt boyutları ile toplam anket puanı arasında ise pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca korunan kilo kaybı yüzdesi ile toplam kilo kaybı yüzdesi arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Bariatrik Cerrahi Sonrası Yeme Davranışı Anketi'nin Türkçe formu geçerli ve güvenilir bir ölçek aracı olduğu belirlenmiştir ve bariatrik cerrahi işlemler sonrası hem klinik hem araştırma ortamlarında hastaların diyet ve yaşam tarzı önerilerine uyumunu değerlendirmede etkili bir ölçüm aracı olabilir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bayburt ilinden temin edilen kırmızı kuşburnu (Rosa canina L.) ve siyah kuşburnu (Rosa spinosissima L.) meyvelerinden fonksiyonel kek üretimi

    Hümeyra Koçoğlu

    Amaç: Bayburt ilinden toplanan kırmızı kuşburnu (Rosa canina L.) ve siyah kuşburnu (Rosa spinosissima L.) meyvelerinin toz haline getirilip fonksiyonel olarak kek içerisinde değerlendirilmesi, kalite özelliklerinin belirlenmesi ve tüketilebilirliğinin test edilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: RC (Rosa canina L.) ve RS (Rosa spinosissima L.) tozları buğday ununa ikame olacak şekilde %5, %10 ve %15 oranlarında kullanılarak kontrol grubuyla birlikte 7 farklı kek üretilmiştir. Üretilen fonksiyonel keklerin fizikokimyasal, reolojik ve organoleptik özelliklerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: RS tozu pH, nem, Fe, K, Mn, toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde ve antioksidan aktiviteleri bakımından RC tozuna göre daha yüksek bulunmuştur. Renk parametreleri (L*, a* ve b*) değerlendirildiğinde, RC'nin RS'ye göre daha açık, kırmızımsı ve sarımsı renk tonlarına sahip olduğu belirlenmiştir. RC ve RS tozlarının muamelelere eklenmesiyle hamur ve keklerin pH değerlerinde belirgin bir azalma meydana gelmiştir. Kontrol grubuna kıyasla en yüksek kül değeri RC15 ve RS15 gruplarında (%1,22±0,03), en yüksek nem ise RS15 (%23,39±0,47) grubunda saptanmıştır. Kek muamelelerinin spesifik hacmi kontrol grubuna kıyasla düşüş göstermiştir. RC ve RS tozlarının keklere ilavesiyle toplam fenolik madde, toplam flavonoid ve antioksidan aktivitelerinde (DPPH ve FRAP) artış tespit edilmiştir. Bu artışın özellikle RS tozu ilavesi yapılan keklerde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Keklerin iç kısımlarında RC ilavesi yapılan örneklerin kontrol grubuna göre daha koyu, kırmızımsı ve sarımsı renklere sahip olduğu; RS ilavesi yapılan keklerin ise daha koyu ve kırmızımsı, ancak daha az sarımsı tonlar içerdiği belirlenmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre kabuk rengi, kek iç rengi, tat, aroma ve genel kabul edilebilirlik parametrelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak farklar tespit edilmiş ve en yüksek puanlar RS15 ilavesi yapılan keklerde belirlenmiştir. Tüm parametreler göz önüne alındığında, RS15 grubunun en iyi örnek grubu olduğu belirlenmiştir. Sonuç: RC ve RS tozları nihai ürünün fizikokimyasal ve organoleptik özelliklerini artırmış olup gıda bileşeni olarak yüksek fonksiyonel ve nutrasötik potansiyele sahip olduğu tespit edilmiştir. Özellikle RS15 ilaveli kek formülasyonu, diğer gruplarla karşılaştırıldığında fonksiyonel kek geliştirmek için en uygun ve yenilikçi yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Vegan sporculara yönelik liyofilizasyon işlemi uygulanarak B12, L-karnitin ve lupin unu ile zenginleştirilmiş ceviz sütü tozunun kalite parametrelerinin belirlenmesi

    Hatice Kübra Acar

    Amaç: Bu çalışma, vegan sporculara yönelik fonksiyonel toz ürünlerin geliştirilmesi amacıyla ceviz, ceviz sütü, ceviz sütü tozu ve lupin unundan oluşturulan formülasyonlara B12, L-karnitin eklenerek zenginleştirme işleminin yapılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Hammadde ve vegan sporcu tozlarının fizikokimyasal ve duyusal analizleri kapsamlı şekilde gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Hammaddeler arasında ceviz yüksek yağ (%59,80) ve enerji (663,30 kcal/100g) içeriğiyle öne çıkarken, ceviz sütü tozu ceviz sütüne göre yüksek protein (%14,82) ve fenolik madde içeriğine (186,76 mg GAE/100 g) sahiptir. Lupin unu, en yüksek protein (%40,50) ve mineral içeriğiyle öne çıkarken, B tozu en yüksek protein (%31,08), C tozu ise en yüksek yağ oranına (%16,75) sahiptir. C örneği, 192 mg GAE/100 g fenolik içeriğiyle oksidatif stres azaltımında etkilidir. Örneklerin kuru madde (%94,07-%96,23) ve su aktivite (%0,27-%0,47) değerleri mikrobiyal stabiliteyi ve uzun raf ömrünü desteklemiştir. Toz gruplarının protein, su aktivitesi, dağılabilirlik, yağ bağlama kapasitesi, a* değeri, DPPH ve toplam karbonhidrat değerleri açısından istatistiksel farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Örneklerin yüksek dağılabilirlik (%87,28–%92,74) ve toz ürün verimi değerleri (%90,68–%92,82), kullanım kolaylığı sağlamaktadır. Antioksidan kapasite analizleri (DPPH, FRAP, CUPRAC) B örneğinin biyoaktif bileşen içerirken C örneği (448,73 kcal/100 g) yüksek enerji gereksinimi olanlar için uygundur. Mineral madde içeriği dengelidir. B12 vitamini tüm örneklerde (%3,64–%3,92) yeterlidir ve vegan sporcular için uygun bulunmuştur. %15 L-karnitin içeren B örneği ise en çok beğenilen formülasyon olmuştur. Sonuç: Bu çalışma sadece vegan sporcular için değil; sağlıklı yaşam arayışında olan bireyler için de etkili fonksiyonel gıdaların geliştirilmesine olanak sunmakta olup gıda bilimi ve sporcu beslenmesi alanlarına katkı sağlayacak nitelikte önemli bir bilgi kaynağı oluşturmuştur. 2025, 73 Sayfa Anahtar Kelimeler: Biyoaktif Özellikler, Ceviz Sütü, Liyofilizasyon, Vegan B12, Vegan Sporcu

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ağırlık yönetiminde iştah kontrolü üzerine olumlu etkileri olan yeni bir fonksiyonel içecek formülasyonunun geliştirilmesi

    Tusem Çınar

    Amaç: Bu çalışma ağırlık yönetiminde iştah kontrolüne yönelik Rooibos, Gurmar, Karahindiba, Mate ve Ginseng bitkileri esas alınarak geliştirilen beş farklı fonksiyonel içeceğin (K, A, B, C, D) biyoaktif bileşenlerinin artırılmasına odaklanarak gıda bilimi ve sağlık alanında yeni formülasyonların geliştirilmesi amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Fonksiyonel içecek örneklerinin fiziksel, kimyasal ve duyusal özellikleri sistematik olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: C drogu (%10,78) en yüksek Briks değeri ve K drogu (%0,24) en düşük toplam asit seviyesine sahip örnek olmuştur. D drogu (78,36 mg GAE/100 mL) en yüksek toplam fenolik madde içeriğiyle güçlü bir antioksidan potansiyeli sergilemiştir. DPPH (34,12 µmol Trolox/mL), FRAP (39,80 µmol Trolox/mL) ve ABTS (29,55 µmol Trolox/mL) kapasitelerinde D drogunda; CUPRAC aktivitesinde ise A drogunda (46,19 µmol Trolox/mL) en yüksek değerler tespit edilmiştir. α-amilaz (%34,45) ve α-glukozidaz (%30,11) inhibisyonu açısından D drogu en yüksek performansı göstermiştir. Ayrıca C drogunda (%31,07 amilaz inhibisyon ve %27,98 α-glukozidaz inhibisyon), mate bitkisinin etkisiyle güçlü bir inhibisyon sergilerken, K drogu her iki enzimi inhibe etmede en düşük kapasiteye sahip olan örnek olmuştur. Fe, Ca, Mg, K ve Na mineral maddeleri açısından D drogu (2,20 Fe, 46,59 Ca, 70,09 Mg, 167 K, 37,19 Na mg/L) en yüksek değerlere sahiptir. Yüksek mineral içeriği de D drogunun fonksiyonel bir içecek olarak değerlendirilmesini desteklemektedir. Duyusal parametreler değerlendirildiğinde, B drogu en çok genel kabul edilebilirlik (7,80) puanı alarak, renk ve görünüş (8,28) ve tat (7,28) gibi belirli parametrelerde de öne çıkan içecektir. Sonuç: Bulgular D drogunun sağlığı destekleyici bileşenler açısından üstünlüğünü ortaya koyarken, B drogunun tercih edilebilir duyusal özellikleri ile tüketici memnuniyetinde lider olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu çalışma, kontrol grubuna göre diğer drogların yeni nesil fonksiyonel içeceklerin geliştirilmesinde önemli bir bilimsel temel sunduğunu ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Hemşirelik öğrencilerinin klinik karar vermede öz-güven ve anksiyete düzeyleri ile bireyselleştirilmiş bakım algılarının incelenmesi

    Emine Sağır

    Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin klinik karar vermede öz güven ve anksiyete düzeyleri ile bireyselleştirilmiş bakım algılarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdedir. Araştırmanın evrenini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim gören 400 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemini ise, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 308 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada verilerin toplanmasında, Tanıtıcı Bilgiler Formu, Hemşirelikte Klinik Karar Verme Öz Güven Anksiyete Ölçeği ve Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-A-Hemşire versiyonu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, spearman ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %72.1'i kadındır, %34.1'i 2.sınıf öğrencisidir yaş ortalaması 21.68±2.65'dir. Öğrencilerin Hemşirelikte Klinik Karar Verme Öz-Güven Anksiyete Ölçeği özgüven alt boyutu puan ortalaması 106.14±21.22, anksiyete alt boyutu puan ortalaması 62.31±22.04, Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-A-Hemşire Versiyonu puan ortalaması 4.06±0.59 olarak hesaplanmıştır. Hemşirelikte Klinik Karar Verme Öz-Güven Anksiyete özgüven alt boyutu ile Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-A-Hemşire Versiyonu arasında pozitif yönde, düşük düzeyde, anksiyete alt boyutuyla da negatif yönde, düşük düzeyde ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin klinik karar vermede öz güven düzeyleri arttıkça, bireyselleştirilmiş bakım algılarının arttığı ve anksiyete düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Öğrencilerin özgüvenlerini artıran, anksiyetelerini azaltan ve bireyselleştirilmiş bakıma yönelik farkındalıklarını artıracak girişimlerde bulunulabilir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Bireyselleştirilmiş Bakım, Hemşirelik, Karar Verme, Klinik Öz Güven.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Tam sayılar konusunun çizgi filmler yardımıyla işlenmesinin öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi

    Şeyma Arzu Yeter

    Erken çocukluk döneminden itibaren çocukların hayatında yer alan matematik ilköğretim birinci sınıftan yükseköğrenime kadar birçok programın temel derslerinden biridir. Matematik zihinsel becerilerimizi geliştirir, düşünme yeteneğimizi arttırır ve analitik düşünme yeteneğimizi geliştirir. Yalnızca akademik olarak değil günlük hayatta da çeşitli alanlarda beceri geliştirmeye yardımcı olan matematik hem günlük yaşamda hem de eğitim hayatında birey ve toplum açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden insan yaşamında bu kadar önemli bir yer kaplayan bir derse yönelik öğrencilerin bakış açılarının olumlu olmasına yönelik çalışmalar yapılarak bireyin hem akademik hem de günlük yaşamına katkı sağlanabilir. Özellikle okul öncesi, ilkokul ve ortaokul döneminde öğrencilerin matematiğe karşı olumlu tutum geliştirmesini sağlamak ileri dönemlerde öğrencilerde matematiğe karşı olumsuz tutum görme olasılığını azaltabilir. Bu yüzden okul öncesi ve ilkokul dönemi öğrencilerinin seyretmeyi çok sevdiği çizgi filmlerle matematiğin hem eğlendirerek hem de sevdirerek öğretilmesi sağlanabilmektedir. Yapılan bu çalışmada 6. sınıftaki tam sayılar konusunun çizgi filmler yardımıyla öğretiminin öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi ve öğrencilerin bu konudaki görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Çalışmada karma yöntem araştırma desenlerinden çeşitleme deseni kullanılmıştır. Çalışma sonucunda çizgi film kullanımının; öğrencilerin akademik başarısını artırdığı, bilgilerin kalıcılığını artırdığı ve öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarını pozitif yönde değiştirdiği, derse olan ilgilerini ve motivasyonlarını artırdığı, öğrencilerin dersleri çizgi filmle işlemek istedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Sıcak hava fritözü (air fryer) ile pişirme yönteminin hamburger köftesinde polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) oluşumu üzerine etkisi

    Zeynep Günyel

    Son teknolojik ilerlemeler ile insanların, daha kolay hazırlanabilen lezzetli gıdalara eğilim göstermesi yeni pişirme tekniklerini de beraberinde getirmiştir. Bu yöntemler arasında yaygın olarak kullanılan sıcak hava fritözü (air fryer) son yıllarda ortaya çıkan, tüketiciler tarafından kabul görmüş bir pişirme cihazıdır. Bununla birlikte farklı bir dizi çalışma air fryer ile gıdaların hazırlanması sırasında PAH gibi toksik bileşiklerin azaltılabileceğini göstermiştir. Ancak air fryer ile pişirmenin et ve et ürünlerindeki potansiyel kanserojenlerin oluşumu üzerindeki etkisini inceleyen az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında 5 farklı markaya ait dondurulmuş hamburger köfteleri yerel marketlerden temin edilmiştir. Köfte numunelerinin air fryer, ızgara ve tava ile pişirilmesinin PAH (16'lı mix) oluşumuna etkisi araştırılmıştır. Çiğ hamburger köfte örneklerinde nem, kül, ham yağ, ham protein ve pH analizleri gerçekleştirilmiş olup, 3 farklı yöntemle pişirildikten sonra pişirme kaybı, TBARS ve PAH içerik analizleri yapılmıştır. Örneklerin toplam PAH 16 içeriği HPLC-UV'de analiz edilmiştir. Tüm PAH grupları içerisinde en yüksek değerler sırasıyla Acenaphthene, Phenanthrene, Anthracene, Acenaphtylene ve Napthalene bileşikleri en düşük değerler ise Pyrene bileşiğinde tespit edilmiştir. Benzo[a]Pyrene pişirilen hamburger köftelerinin hiçbirinde tespit edilmemiştir. Genel olarak köfte örneklerinde PAH 16 içerisinde 13 tane PAH tespit edilebilmiştir. Sonuçlarımız, Air fryer'ın yüksek molekül ağırlıklı PAH oluşumunu azaltmasına rağmen, düşük molekül ağırlıklı PAH'lar üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Genetik algoritmaların bilimsel yayınlarda kullanımının metin madenciliği yaklaşımı ile bibliyometrik analizi

    İsakhan Karabaş

    Genetik Algoritmalar (GA), optimizasyon ve problem çözme alanlarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Son yıllarda GA'ların farklı disiplinlerdeki uygulamalarına ilişkin bilimsel yayınlarda artış görülmektedir. Bu çalışma, GA'nın bilimsel yayınlarda kullanımını, konu modelleme tekniği ve biyometrik analiz yöntemlerinden olan VOSviewer ve R Studio kullanılarak incelenmiştir. Bibliyometrik analiz ile GA alanındaki bilimsel yayınların kapsamında yazarlar, kurumlar, iş birliği ağları, dergiler ve anahtar kelimeler ile ilgili parametre sonuçlarına ulaşılmıştır. Konu modelleme Latent Dirichlet Allocation ile terimler ve konu başlıkları ile kavramsal haritalar oluşturulmuştur. GA alanında Web of Science veri tabanında 1989-2025 yılları arasında 2143 yayın analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre GA'nın mühendislik, bilgisayar bilimi, yapay zekâ ve biyoinformatik gibi alanlarda yoğun olarak çalışıldığı görülmektedir. 1999 yılında yayın sayısında dikkat çekici bir artış yaşandığı tespit edilmiş ve bu artışın GA'nın farklı bilimsel alanlarda benimsenmeye başlanması ile ilişkilidir. Çin, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya bu alanda en fazla yayın üreten lider ülkeler arasındadır. Türkiye'nin bu alandaki lider ülkelerle bağlantısı üretkenliği açısından anlamlı bir göstergedir. Çalışma, araştırmacılara GA'nın bilimsel gelişimi hakkında bütüncül bir bakış sunarken, gelecek çalışmalar için potansiyel araştırma temalarını da ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Sağlık hakkı kapsamında ilaca erişim hakkı

    Sevinç Yalçın

    Toplumun temel taşı olan bireyler, yaşamlarını sürdürebilmeleri ve toplumsal hayata etkin bir şekilde katılabilmeleri için sağlıklı olmalıdırlar. Sağlık hakkı, bireylerin sadece insan oldukları için sahip oldukları, onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan en temel haklardan biridir. Bu hak, insan haklarının ayrılmaz bir parçası olarak ulusal ve uluslararası hukuk metinlerinde tanınmakta ve korunmaktadır. Sağlık hakkı, bireylerin fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali içinde bulunmalarını amaçlar. Türkiye'de sağlık hakkı, 1961 ve 1982 Anayasaları ile güvence altına alınmış olup, devletin bu alandaki sorumluluklarını belirleyen yasal düzenlemelerle desteklenmektedir. Sosyal devlet ilkesi, devletin bireylerin refahını sağlamak ve sosyal adaleti tesis etmek amacıyla ekonomik ve sosyal hayata aktif müdahalede bulunmasını öngörür. Bu çerçevede, sağlık hakkının korunması ve gerçekleştirilmesi, sosyal devlet anlayışının temel unsurlarından biridir. Devlet, bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak ve bu hizmetlerin kalitesini yükseltmekle yükümlüdür. Sağlık hakkının kapsamı, ulusal ve uluslararası hukukta farklı boyutlarıyla ele alınmış olup, bu hakka ilişkin devletin yükümlülükleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu çalışma, sağlık hakkının anayasal temellerini, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde devletin bu hakkı koruma ve gerçekleştirme yükümlülüklerini ve Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu incelemektedir. Tezde, sağlık hakkının tarihsel gelişimi, ulusal ve uluslararası düzenlemeler ışığında ele alınmakta ve Türkiye'deki anayasal düzenlemeler ile uygulamalar ana hatlarıyla analiz edilmektedir. Ayrıca, sağlık hizmetlerinin sunumu ve erişilebilirliği konusunda karşılaşılan güncel sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik politikalar yargı kararları ışığında tartışılmaktadır. Çalışmamızda sosyal devlet ve sağlık hakkının tanımını, unsurlarını, terminolojisi ve ilkeleri teorik olarak incelenecek, Türk Hukukunda düzenleme şekli ve ihtiyaçların tespiti incelenerek temel hak ve özgürlüklerden yaşam hakkı ile ilişkisi değerlendirilecek, sağlık hakkı kapsamında ilaca erişim hakkının karşılanmasında tartışmalı konular ve yargı kararları birlikte değerlendirilecektir. Bu çalışma, sağlık hakkının sosyal devlet ilkesi bağlamında nasıl şekillendiğini ve bu hakkın etkin bir şekilde nasıl korunabileceğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Taekwondocularda maç simülasyon oyunlarının fiziksel özelliklere ve taekwondo tekniklerine etkisi

    Selimcan Şengül

    Amaç: 10–14 yaş aralığında yer alan lisanslı taekwondo sporcularına 8 hafta süresince uygulanan maç simülasyon oyunları temelli antrenman programının, fiziksel uygunluk, motor beceriler ve taekwondoya özgü teknik performans değişkenleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırmaya 29 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılardan 14 kişi çalışma grubunu, 15 kişi ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Çalışma grubu maç simülasyon oyunları ile yapılandırılmış antrenman programını uygularken, kontrol grubu rutin taekwondo antrenmanlarına devam etmiştir. Bulgular: Deney grubundaki sporcuların sırt ve bacak kuvveti, çeviklik, mekik performansı, denge ve Palding-Chagi tekniğinde kontrol grubuna kıyasla anlamlı gelişmeler kaydedilmiştir (p<0.01). Esneklik her iki grupta da artış göstermesine rağmen gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış, Dollyo-Chagi'de ise her iki grupta ilerleme olsa da istatistiksel farklılık saptanmamıştır. Genel olarak maç simülasyon oyunları, fiziksel uygunluk ve teknik performans üzerinde olumlu etkiler sağlamıştır. Sonuç: Sekiz hafta süren maç simülasyon oyunları temelli antrenmanlar neticesinde taekwondocularda kuvvet, çeviklik, denge ve teknik performansı artırmada etkili bulunmuştur; esneklik ve Dollyo-Chagi'de ise gruplar arası anlamlı fark gözlenmemiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Değerler eğitimi bağlamında yardımseverliğin sanat yoluyla ifadesi

    Esra Şahin

    Bu araştırmada değerler eğitimi bağlamında yardımseverliğin sanat yoluyla ifadesinin öğrencilerin çalışmalarına nasıl yansıdığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu ölçüt örneklem yöntemi ile belirlenen 2023-2024 yılında MEB'e bağlı özel bir ortaokulda öğrenim gören 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma göstergebilimsel yaklaşımın benimsendiği sanat temelli nitel bir çalışmadır. Araştırmanın verilerini yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğrencilerin ürettikleri sanatsal ürünleri ve öğrencilerin hikayeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel verileri betimsel analiz ile çözümlenirken öğrencilerin ortaya çıkardıkları özgün ürünleri ise göstergebilimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğrenciler yardımseverliği; karşılıksız yardım etme, zor durumda olanlara destek olma, toplumsal dayanışmayla birlikte içten gelen bir duygu olduğunu ve severek yapıldığını ifade etmiştir. Ayrıca yardımseverlik ile ilgili yaptıkları çalışmalarına bakıldığında maddi ve manevi olmak üzere iki alt başlıkta yanıtlar verdiği görülmüştür. Bu bağlamda öğrencilerin bulundukları zamanın güncel yardım kuruluşlarının yanı sıra eski dönemlerde yer alan yardım faaliyetlerine de söylemlerinde yer verdikleri görülmüştür. Çizilen resimler incelendiğinde öğrencilerin çoğunluğunun üç gösterge türünü de kullandığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yardımseverlik kavramı bağlamında yazdıkları ile çizdiklerinin birbiri ile örtüştüğü saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Yardımseverlik, Görsel Sanatlar Eğitimi.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ergenlerde duygusal yeme davranışına ilişkin bir model önerisi: ebeveyn kabul-reddi, psikolojik katılık ve yaşantısal kaçınmanın rolü

    Ecem Doğan

    Bu araştırmada ergenlerde duygusal yemenin ebeveyn kabul-reddi, psikolojik katılık ve yaşantısal kaçınma ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılında Erzincan ilinde öğrenim gören 253'ü kadın 168'i erkek olmak üzere toplamda 421 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Anne ve Baba Kısa Formu, Kaçınma ve Birleşme Ölçeği-Gençler 8, Kabul ve Eylem Formu-2 ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı çalışmada değişkenlerin birbiriyle olan ilişkilerini belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Ebeveyn kabul-reddi, psikolojik katılık ve yaşantısal kaçınma ve duygusal yeme arasındaki ilişkilere yönelik oluşturulan model Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilerek sonuçlandırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ebeveyn reddi psikolojik katılığı ve yaşantısal kaçınmayı pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Benzer şekilde psikolojik katılık yaşantısal kaçınmayı ve yaşantısal kaçınma duygusal yemeyi pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ebeveyn reddi ile duygusal yeme arasında yaşantısal kaçınma aracılığıyla gerçekleşen dolaylı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca ebeveyn reddi ile duygusal yeme arasında, psikolojik katılık ve yaşantısal kaçınma aracılığıyla gerçekleşen dolaylı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırma sonuçları ergenlere ve ebeveynlerine yönelik geliştirilecek önleyici ve destekleyici müdahalelerde ebeveynlerin reddedici tutumlarına, ergenlerin psikolojik katılıkları ve yaşantısal kaçınmalarına yer verilmesinin ergenlerin duygusal yeme davranışlarının düzenlenmesinde önemli bir katkı sağlayabileceğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Pandemı̇nı̇n MEB 2023 yabancı dı̇l eğı̇tı̇m vı̇zyonunun gerçekleştı̇rı̇lmesı̇ üzerı̇ne olumsuz etkı̇lerı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

    Harun Özdemir

    Bu araştırma, COVID-19 pandemisinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılında yayımlanan 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında yer alan yabancı dil eğitimi hedeflerinin gerçekleştirilmesine olan etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, pandemi koşullarının yabancı dil eğitiminin kalitesi, erişilebilirliği ve sürdürülebilirliği üzerindeki etkileri öğretmen görüşleri temelinde analiz edilmiştir. Araştırma, nitel araştırma deseni çerçevesinde yürütülmüş olup, farklı okul türlerinde görev yapan 15 İngilizce öğretmeninden elde edilen veriler temel alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve tematik analiz yöntemi doğrultusunda analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda pandemi sürecinde, öğretmenlerin büyük ölçüde kendi çabalarıyla süreci yönetmeye çalıştıkları; materyal eksikliği, dijital altyapı sorunları ve eşitsiz erişim gibi faktörlerin, 2023 Eğitim Vizyonu'nda belirlenen hedeflerin sahada tam anlamıyla karşılık bulmasını engellediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen eğitimleri, dijital yeterlilik ve pedagojik destek mekanizmalarının sınırlı düzeyde işlemesi nedeniyle öğretmenlerin mesleki motivasyonlarında azalma gözlemlenmiştir. Çalışma, olağanüstü koşullarda yabancı dil eğitiminin karşılaştığı güçlükleri ve vizyon belgeleri ile uygulama arasındaki uyumsuzlukları ortaya koyarak, ileride benzer durumlara karşı daha kapsayıcı ve bütüncül eğitim politikalarının geliştirilmesi gerektiğini işaret etmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Türkiye'de COVİD-19 pandemi sürecinin MEB 2023 eğitim vizyonu'nda yer alan insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetimi üzerindeki etkileri

    Lokman Bozdere

    Bu çalışma, Türkiye'de COVID-19 pandemisinin Millî Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2018 yılında yayımlanan 2023 Eğitim Vizyonu çerçevesindeki insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetimi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Çalışma, pandemi sürecinin öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişim deneyimleri, değişim yönetimi bağlamındaki katkıları ve karşılaştıkları zorluklar üzerindeki yansımalarını nitel veriler ışığında incelemektedir. Araştırmada, okul yöneticileriyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve resmî politika belgelerinin incelenmesi gibi çoklu veri kaynaklarına dayalı bir durum çalışması deseni kullanılmıştır. Vizyon belgesi, insan kaynaklarının liyakat, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle yönetilmesini ve mesleki gelişimin yeniden yapılandırılmasını hedeflemişken, pandemi gibi krizler plansız ve reaktif değişimleri beraberinde getirmiştir. Pandemi, öğretmenlerin dijital yeterliklerini artırmayı zorunlu kılmış ve yöneticilerin kriz yönetimi becerilerini test etmiştir. Araştırma bulgularına göre, pandemi süreci dijitalleşmeyi ve çevrim içi mesleki gelişim programlarını hızlandırmıştır. Ancak, öğretmenler çevrim içi eğitimlerin yüz yüze eğitimlere kıyasla daha az etkili olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlik Meslek Kanunu önemli bir adım olsa da sınav odaklı kariyer yapısı ve akademik çalışmaları teşvik etmemesi eleştirilmiştir. Ödüllendirme sistemlerinin ise objektiflik ve şeffaflıktan uzak olduğu algısı hakimdir. Dijitalleşme, eğitime erişimi ve geri bildirim süreçlerini iyileştirse de öğretmenlerin iş yükünü artırmış ve dijital erişimdeki eşitsizlikleri belirginleştirmiştir. Araştırmamız eğitimde insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetimi için daha sürdürülebilir, ihtiyaç odaklı, hakkaniyetli ve katılımcı bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yeni Türkçe dersi öğretim programına (2024) göre hazırlanan 5. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin sözcük türleri açısından incelenmesi

    Ersin Başaran

    Bu tez çalışmasının amacı, 2024 yılında kademeli olarak yürürlüğe giren ve ilk olarak 5. sınıflarda uygulanmaya başlanan yeni öğretim programına göre hazırlanan 5. Sınıf Türkçe ders kitabında yer alan metinlerdeki sözcük türlerinin belirlenmesidir. Yeni müfredata göre hazırlanmış olan ders kitabında (2 cilt) yer alan 18 ana metin, sözcük türleri açısından incelenmiştir. Sözcükler isim, sıfat, zamir, zarf, fiil, edat, bağlaç ve ünlem olarak tasnif edilmiştir. Belirlenen kelime grupları da kendi içerisinde yapılarına göre ya da işlevlerine göre alt başlıklara ayrılmıştır. Çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Eski öğretim programında kelime grupları konuları 6. sınıf yıllık planında yer alırken yeni öğretim programı ile birlikte sözcük türleri 5. sınıfta öğretilmeye başlanmıştır. Öğrenmenin gerçekleşmesi için kullanılan en önemli araçlardan biri ders kitabı olduğundan, ders kitabındaki metinlerin sözcük türleri açısından zengin olmasının öğrencilerin sözcük türlerini daha iyi kavramasına katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Bu çalışma, ders kitabının sözcük türleri açısından yeterliliğinin sorgulanması sebebiyle önem arz etmektedir. Çalışma sonucunda incelenen metinlerde en fazla isim türü tespit edilmiştir. İsim türünü sırasıyla sıfat, zarf, fiil, bağlaç, zamir, edat ve ünlem takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Sözcük, Sözcük Türleri, Türkçe Ders Kitabı.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Sabit nokta teorisinin geometrik yaklaşımı

    Tuğba Arslan

    Bu tezde Sabit Nokta Teorisi konusunda 1922 yılından bu yana (Banach, 1922) çalışılan teoremler daha genel metrik uzay yapılarında incelenmiştir. Büzülme dönüşümleri bu metrik uzaylarda sabit nokta teoremleri ve örneklerini çeşitlendirmeyi sağlamıştır. Bahsedilen örnekler sabit geometrik şekiller olarak bilinen elips, çember, hiperbol gibi şekillerin bilinen tanımlarının bu uzaylarda yeni bir bakış açısıyla yeniden verilmesiyle gerçekleşmistir. Her bir şeklin içinde yer aldığı metrik uzayın koşullarını sağlayan örneklerin hangi büzülme dönüşümleri yardımıyla ve hangi koşullar altında sağlandığı açıklanmıştır. S-metrik uzayı ve S_b-metrik uzayı üzerinde Proinov tipi E-büzülmesi, Jleli-Samet tipi ve (θ,α,β) tipi büzülme dönüşümlerinin genelleştirilmeleri kullanılarak ilgili koşullar verilmiş ve sırasıyla çember, elips, hiperbol, Cassini eğrisi, Apollonius eğrisi örneklerinde bu büzülmelerin yapısı incelenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    2000 sonrası Türk tiyatrosunda feminist söylem

    İrem Çandır

    Bu çalışma, 2000 sonrası Türk tiyatrosunda kadın odaklı eleştirel yaklaşımın izlerini sürmeyi amaçlamaktadır. Feminist düşünce, kadınların ataerkil sistem içerisindeki eşitsizliklerine dikkat çekerek bu yapıya karşı alternatif bir bakış açısı sunar. Bu bağlamda, tiyatro gibi toplumsal meseleleri sahne üzerinden görünür kılan bir sanat formu, kadın odaklı eleştirel yaklaşımın aktarımı açısından önemli bir alan oluşturmaktadır. Feminist tiyatro, kadınların yaşadığı baskı, ayrımcılık ve eşitsizlikleri sahneye taşıyarak hem farkındalık yaratmayı hem de kadınların özne olarak temsiline katkı sunmayı hedefler. 2000 sonrasında Türkiye'de kadın hareketlerinin çeşitlenmesi ve görünürlülüğünün artmasıyla birlikte tiyatroda da kadın temsili güçlenmiş, kadın karakterler daha özgür, dirençli ve sorgulayıcı biçimde sahnelenmeye başlanmıştır. Bu tezde, belirli oyunlar ve yazarlar üzerinden kadın odaklı eleştirel yaklaşımın tiyatroya nasıl yansıdığı incelenmiş, kadın karakterlerin temsil biçimleri çözümlemeye tabi tutulmuştur. Analizlerde, feminist tiyatronun sadece kadın sorunlarını değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve ataerkil yapıyı eleştirel bir dille sahneye taşıdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, kadın odaklı eleştirel yaklaşımın farklı temsiller aracılığıyla seyirciyle kurduğu etkileşim de değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, 2000 sonrası Türk tiyatrosunda kadın odaklı eleştirel yaklaşım, yalnızca kadınların temsiline değil, aynı zamanda toplumsal yapının sorgulanmasına da katkı sağlayan bir yönelim olarak ortaya çıkmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Gümüşhane ziyaret-yatır yerleri ve bunlarla ilgili efsanelerdeki motifler

    Ali Tosun

    Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Gümüşhane'de tarihî ve kültürel pek çok miras göze çarpmaktadır. Gümüşhane'de bulunan türbeler, yatırlar ve ziyaretler de bu kültürel miraslardandır. Bu çalışmada Gümüşhane'deki ziyaret-yatır yerleri ve bunlar hakkında anlatılan efsaneler araştırılmıştır. Teknolojiyle birlikte değişen sosyal ve toplumsal normlar sonucu bu tip yerlere gösterilen ilginin azaldığı gözlemlenmiştir. Kaybolmaya yüz tutmuş bu kültürel mirasın korunması amacıyla Gümüşhane'deki ziyaret yerleri araştırılarak haklarında bilgi toplanmıştır. Gümüşhane'deki ziyaret ve yatır yerleri araştırılırken alan araştırması ve derleme yöntemi kullanılmıştır. Ziyaret edilen yerlerin resimleri çekilerek arşivlenmiştir. Bu yerlerle ilgili bilgi topladığımız şahısların bir kısmının anlattıkları ses kaydına alınarak arşivlenmiştir. Ziyaret ve yatırlar hakkında anlatılan efsanelerin bir kısmı da dinlenerek kayıt altına alınmıştır. Araştırmamız giriş, üç ana bölüm, sonuç, kaynaklar ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı kapsamı ve yöntemi açıklanmıştır. Akabinde Gümüşhane'nin tarihî gelişiminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ziyaret-yatır yerleri ve efsanelerle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde Gümüşhane ve ilçelerinde bulunan ziyaret-yatır yerleri ve bunlarla ilgili anlatılan efsaneler sunulmuştur. Üçüncü bölümde de efsanelerde geçen motifler tespit edilerek açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Efsane, Gümüşhane, Türbe, Ziyaret yerleri.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Kur'ân perspektifinden mü'min ahlâkına uygun olmayan tutum ve davranışlar

    Sena Nur Alkoyun

    İnsan fıtratı gereği yaşamı boyunca mutluluğa ve huzura ulaşma amacındadır. Bu hususta Kur'ân-ı Kerim birey ve toplum düzeninin devamlılığı ve huzuru için birçok ilke belirlemektedir. Bu ilkelere genel olarak ahlâk denilmektedir. Ahlâkın insan hayatı için vazgeçilmez olarak görülmesi nedeniyle çalışmanın konusunu ahlâkî özellikler oluşturmaktadır. Ahlâkî esaslar gerek olumlu özellikler gerek olumsuz özellikler olarak birçok ayette bahsedilmiştir. Bu çalışmada üzerinde durduğumuz husus yasaklanan özellikler olmuştur. Bu kapsamda Kur'ân-ı Kerim'in ahlaka vermiş olduğu büyük önem ayetler çerçevesinde ele alınmıştır. Mü'minlere hangi ahlâkî zaafların yasaklandığı tefsir ve hadisler çerçevesinde açıklanmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Kur'ân'da ahlâkın temel ilkelerine, mü'minlerin yükümlülüklerine ve mü'minin sakınması gereken ahlâkî zaaflara değinilmiştir. İkinci bölümde ise yasaklanan özelliklerin bireyde ve toplumda oluşturmuş olduğu olumsuz etkilerin neler olduğundan, bunlara karşı alternatif ahlâkî davranışlardan ve sakınılması gereken kötü özelliklerden nasıl uzaklaşılacağından bahsedilmiştir. Konuyla ilgili müfessirlerin görüşlerine ve hadislere de yer verilmiştir. Bu şekilde konuların daha verimli inceleneceği düşünülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele