Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Tıbb-ı nebevî bağlamında "Gerçek Tıp Yitik Şifanın İzinde" kitabındaki rivayetlerin değerlendirilmesi

    Sema Köksal

    İnsan için sağlık her zaman önemini korumuş bir alandır. Bu sebeple hem tıp alanında hem din alanında çok sayıda araştırmalar yapılmış, kitaplar yazılmıştır. Hz. Peygamber'in (s.a.v) sağlığın önemi ve tedaviye yönelik hadislerini bir araya getiren ve "Tıbb-ı Nebevî" adı verilen kitaplar da bu amaçla yazılmıştır. Günümüzde Tıbb-ı Nebevî alanında adı sıkça duyulan Gerçek Tıp Yitik Şifa'nın İzinde kitabı çok sayıda hadis içermektedir. İçinde modern çağın her türlü tedavi ve ilaçlarına karşı olan görüşün ısrarla savunulduğu, sadece hadislerdeki tedavi usul ve ilaçları ile diğer alternatif yöntemlerin kabul edildiği bu kitaba ilgi gittikçe artmaktadır. Kitapta nakledilen çok sayıda âyet, çoğunlukla kaynaksız verilen hadisler, diğer Peygamberlere ait sözler, atasözleri, hikâyeler ve yine kaynaksız verilen bazı araştırma sonuçları bu kitaba karşı insanlarda güven duygusunu arttırmıştır. Yitik Şifa kitabında özellikle hadis sayısı çok fazla olduğundan kitap araştırma konusu olarak seçilmiştir. Tıbb-ı Nebevî'nin bağlayıcılığı çerçevesinde kitaptaki merfu hadisler tespit edilip, kütüb-i tis'a özelinde tahrîc çalışması ve sıhhat değerlendirmesi yapılmış, şerh kaynaklarından istifade edilerek hadisler, Yitik Şifa kitabında kullanıldığı bağlam açısından değerlendirilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul öğrencilerinde eğitsel oyunların sosyal duygusal öğrenme, empatik eğilim ve akran zorbalığı üzerine etkisinin incelenmesi

    Çağlanur Narter

    Amaç: Çocuk ve ergenlerin sosyal-duygusal gelişim süreçlerinin desteklenmesi ile okullarda giderek yaygınlaşan zorbalık davranışlarının önlenmesine yönelik bütüncül ve sürdürülebilir müdahale yaklaşımlarına duyulan ihtiyacın artması bağlamında, bu araştırmanın amacı; ortaokul öğrencilerine yönelik uygulanan eğitsel oyun temelli bir müdahale programının sosyal-duygusal öğrenme (SDÖ), empati düzeyleri ve akran zorbalığı davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırmada ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, 6., 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören toplam 151 öğrenciden oluşmakta olup, bunların 84'ü deney grubunu, 67'si kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna, 14 haftalık eğitsel oyun programı uygulanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla sosyal-duygusal öğrenme ölçeği, empatik eğilim ölçeği ve akran zorbalığı davranışlarına ilişkin ölçme aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiş; normallik varsayımının sağlanması üzerine grup içi karşılaştırmalar için bağımlı gruplar t-testi, grup karşılaştırmaları için bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma, deney grubundaki öğrencilerin sosyal-duygusal öğrenme düzeylerinde, özellikle öz farkındalık, öz yönetim ve ilişki kurma becerileri alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış olduğu, ancak, sorumlu karar verme ve sosyal farkındalık alt boyutlarında anlamlı bir gelişim olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, öğrencilerin empatik eğilim ve bilişsel empati düzeylerinde anlamlı düzeyde artış olduğu görülmektedir. Ayrıca, sözel, duygusal ve fiziksel zorbalık davranışlarında müdahale sonrasında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar meydana gelmiştir. Sonuç: Elde edilen bulgular, eğitsel oyun temelli müdahalelerin ergen bireylerin sosyal-duygusal yeterliklerini geliştirme, empatik eğilimlerini artırma ve akran zorbalığına yönelik olumsuz davranışları azaltma noktasında etkili bir yöntem olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, okullarda uygulanan fiziksel etkinlik temelli programların öğrencilerin gelişim alanlarına çok yönlü ve bütüncül katkılar sağlayabileceğine işaret etmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Spor lisesi ve diğer lise öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyaçları ile mutluluk düzeylerinin incelenmesi

    Volkan Demir

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, spor lisesi ve diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaç ve mutluluk düzeylerini belirlemek, bu değişkenleri demografik özelliklere göre karşılaştırmak ve temel psikolojik ihtiyaçların mutluluk üzerindeki etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın örneklemini, Erzincan il merkezinde farklı lise türlerinde öğrenim gören 573 öğrenci (361 erkek, 212 kadın) oluşturmaktadır. Araştırmada Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, Tek Yönlü ANOVA, Post Hoc testler, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada, öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaç ve mutluluk düzeyleri; cinsiyet, sınıf düzeyi ve ebeveyn durumu açısından anlamlı fark göstermezken, okul türü, lise tercih nedeni ve sportif katılım gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Spor lisesi öğrencileri, lisanslı sporcular ve okul sporlarına katılan bireylerin psikolojik ihtiyaç ve mutluluk düzeyleri daha yüksektir. Temel psikolojik ihtiyaçlar ile mutluluk arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuş; ihtiyaçların mutluluk düzeyinin %38,8'ini yordadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması, ergen bireylerin mutluluk düzeyini artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Spor etkinliklerine katılım, lise tercihi sürecinde aile etkisi ve okul türü gibi faktörler, öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması ve mutluluk düzeyleri üzerinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkmaktadır. 2025, 103 Sayfa Anahtar Kelimeler: Mutluluk, Spor, Temel Psikolojik İhtiyaç Materyal ve Metot: İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmanın örneklemini, Erzincan il merkezinde farklı lise türlerinde öğrenim gören 573 öğrenci (361 erkek, 212 kadın) oluşturmaktadır. Araştırmada Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde uç değer kontrolü yapıldıktan sonra, parametrik test varsayımları sağlanarak t-testi, Tek Yönlü ANOVA, Post Hoc testler, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Tüm istatistiksel işlemler SPSS 25 programında, .05 anlamlılık düzeyinde gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmada, öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaç ve mutluluk düzeyleri; cinsiyet, sınıf düzeyi ve ebeveyn durumu açısından anlamlı fark göstermezken, okul türü, lise tercih nedeni ve sportif katılım gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Spor lisesi öğrencileri, lisanslı sporcular ve okul sporlarına katılan bireylerin psikolojik ihtiyaç ve mutluluk düzeyleri daha yüksektir. Temel psikolojik ihtiyaçlar ile mutluluk arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuş; ihtiyaçların mutluluk düzeyinin %38,8'ini yordadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması, ergen bireylerin mutluluk düzeyini artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Spor etkinliklerine katılım, lise tercihi sürecinde aile etkisi ve okul türü gibi faktörler, öğrencilerin temel piskolojik ihtiyaçların karşılanması ve mutluluk düzeyleri üzerinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Okullarda öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaçlarını destekleyen rehberlik hizmetleri ve spor temelli uygulamaların mutluluk düzeylerini artırmada önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının ergenlerin mantık dışı inançlarına, negatif duygulanımlarına ve zorba davranışlarına etkisi

    Atakan Yiğit

    Bu çalışmanın amacı, bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının ergenlerin mantık dışı inançlarına, negatif duygularına ve zorbalık davranışlarına etkisini incelemektir. Karma desenlerden açımlayıcı sıralı karma desenle yürütülmüştür. Araştırma deney ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme testli tam deneysel modelinde bir çalışmadır. Veri toplama araçları; Mantıksız İnanç Ölçeği, PANAS, Akran Zorbalığı Gelişim Ölçeği Ön Çalışması ve öğrenci ve öğretmenlere yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formlarından oluşmaktadır. Çalışma 2024-2025 yılında Orta Karadeniz'de bir lisedeki 15 deney ve 12 kontrol grubu öğrencisi yer almıştır. Nitel veriler deney grubu öğrencileri ve bu öğrencilerin öğretmenlerinden odak grup görüşmeleriyle toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi, Friedman ANOVA Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel verilerde içerik analizi kullanılmıştır. Görüşmeleri sonucunda öğrencilerden 6 tema ve 17 kod, öğretmenlerden ise 1 tema ve 3 kod elde edilmiştir. Psikoeğitimin etkisiyle, deney grubu öğrencilerinin mantık dışı inançları, negatif duyguları ve zorbalık davranışlarının azaldığı yapılan istatiksel analizlerde ve içerik analizinde tespit edilmiştir. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İmam-hatip ortaokulu öğrencilerinin içsel dini motivasyonlarıyla okul motivasyonları ilişkisi: Erzincan ili örneği

    Nuray Yavuz Şimşek

    Bu araştırmanın temel problemi "İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin okul motivasyonlarında içsel dini motivasyonun etkisi var mıdır?" şeklindedir. Alt problemleri ise "İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin içsel dini motivasyonları okul motivasyonlarını anlamlı olarak yordamakta mıdır?", "İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin içsel dini motivasyonları cinsiyet ve sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma göstermekte midir?", "İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin okul motivasyonları cinsiyet ve sosyoekonomik değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma göstermekte midir?" şeklindedir. Araştırmanın amacı ise imam hatip ortaokulu öğrencilerinin içsel dini motivasyonları ile okul motivasyonları arasındaki ilişkileri tespit etmeye çalışmaktır. Araştırma teorik ve ampirik bölümlerden oluşmaktadır. Araştırmada İçsel Dinî Motivasyon Ölçeği ve Okul Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Anket formu, Erzincan ili ve ilçelerindeki tüm imam hatip ortaokullarında öğrenim gören 248 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 20 istatistik programı kullanılarak, cinsiyet ve sosyoekonomik düzey açısından değerlendirilmiştir. Bu bağlamda içsel dini motivasyon ile okul motivasyonu arasında zayıf düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Cinsiyet ile içsel dinî motivasyon arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken cinsiyet ile okul motivasyonu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyoekonomik düzey ile içsel dini motivasyon arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken sosyoekonomik düzey okul motivasyonu arasında anlamı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, Dindarlık, İçsel Dinî Motivasyon, Okul Motivasyonu, İmam Hatip Ortaokulu

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Amerikan Yüksek Mahkemesi kararlarında ifade hürriyetinin milli güvenlik sebebiyle sınırlandırılması

    Erdoğan Keskin

    Bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle Birinci Değişikliğe kadar ve Birinci Değişiklikten sonra ifade hürriyetinin Birleşik Devletlerdeki tarihsel ve felsefi gelişimi incelenmiştir. Bunun yanında Amerikan Yüksek Mahkemesinin ifade hürriyetine ilişkin yaklaşımı, muğlaklık ve aşırı genişlik doktrinleri ele alınmıştır. Ayrıca Mahkemenin kategorik yaklaşımına; korunan ifadeler için benimsenen denetim düzeyleri ile korunmayan ifadeler kategorisine yer verilmiştir. Daha sonra, milli güvenlik kavramı incelenmiştir. İkinci bölümde ise ifade hürriyetinin milli güvenlik sebebiyle sınırlandırılması halinde Yüksek Mahkemenin uyguladığı ölçütler ele alınmıştır. Öncelikle genel doktrinler ve denetim düzeyleri ile sansür konularına yer verilmiştir. Ardından korunmayan ifadelere yapılan müdahaleleri denetlemek için uygulanan açık ve mevcut tehlike ölçütü ile dengeleme ölçütü ve ifade hürriyetinin mutlak olarak korunması yaklaşımı Mahkemenin kararları çerçevesinde teorik ve pratik yönleri itibariyle incelenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Harputlu Nusret Efendi Şerh-i Tâ'iyye-i Sâ'ib-i Tebrîzî (1b-50a Transkripsiyonlu Metin-İnceleme)

    Zeynep Gümüştaş

    Şerh geleneği, klasik Türk edebiyatı metinlerinin içerisinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle Arap ve Fars dilindeki eserler şerhler için kaynak dil haline gelmiştir. Bu dillerdeki eserlerin anlaşılması, açıklanması ve yorumlanması ihtiyacından şerh geleneği doğmuştur. Sebk-i Hindî akımının önemli temsilcilerinden biri olan Sâ'ib-i Tebrîzî, hayal gücü, imge ve kapalı anlatımla kaleme aldığı şiirleriyle Dîvân'ı şârihler tarafından çoğunlukla şerh edilmeye ihtiyaç duyulan eserlerden biri olmuştur. Ebubekir Nusret Efendi tarafından üç ayrı Sâ'ib-i Tebrîzî Dîvânı şerhi kaleme alınmıştır. Bunlar; elif, tâ ve Dîvân'dan seçilen farklı kafiyedeki gazellerin şerhidir. Bu çalışmada Ebubekir Nusret Efendi'nin Sâ'ib-i Tebrîzî Dîvânışerhindeki tâ kafiyeli gazellerin 1b-50a varakları Latin harflerine aktarılarak tenkitli metin yoluyla incelenmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda Sâ'ib-i Tebrîzî ve Nusret Efendi'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgiye yer verilmiş, şerh tanımı yapılarak Sâ'ib-i Tebrîzî Dîvânı'ndan yapılan şerh çalışmaları tanıtılmıştır. Şerh edilen metindeki imla hususiyetleri ve metnin muhtevası hakkında bilgi verilmiş, metindeki alıntı ve iktibaslar "Şerh Yöntemi" başlığı altında ifade edilmiştir. Tâ kafiyeli gazellerin şerhi ile ilgili on bir nüshanın varlığı bilinmektedir. Bunların beş tanesi yurt dışındadır. Transkripsiyonlu metin oluşturulurken yurt içindeki İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Ty. 4223'te ve Süleymaniye Kütüphanesi Halet Efendi Böl. No. 714'te yer alan nüshalar esas alınmıştır. Çalışma, Sâ'ib-i Tebrîzî Dîvânı ile ilgili yapılmış olan çalışmalara ek niteliğindedir. Anahtar Kelimeler: Şerh, Şârih, Nusret Efendi, Sâ'ib-i Tebrîzî

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Bayburtlu Ağlar Baba Divanı'nın bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğü

    Hakan Gündüzhev

    Tasavvufî düşüncenin Anadolu coğrafyasındaki edebî izdüşümleri, yüzyıllar boyunca halkın manevi dünyasını şekillendiren en önemli kaynaklardan biri olmuştur. Bu bağlamda, Anadolu sahasında yetişmiş mutasavvıf şairlerin sözlü ve yazılı kültüre yaptığı katkılar, yalnızca edebiyat tarihi açısından değil, halk kültürü ve dinî-mistik geleneklerin sürekliliği açısından da önem arz etmektedir. XX. yüzyılda Bayburt çevresinde yetişen Ağlar Baba, bu gelenek içerisinde değerlendirilmesi gereken dikkate değer bir sûfî şairdir. Ağlar Baba Divanı'na yönelik hazırlanan bu çalışma, Prof. Dr. İsmail Hakkı Aksoyak'ın yürütücülüğünü üstlendiği TEBDİZ (Türk Edebiyatının Bağlamlı Dizinleri ve İşlevsel Sözlüğü) projesi kapsamında gerçekleştirilmiş olup söz konusu divanda geçen kelimelerin bağlama dayalı anlamlarının sistematik olarak kayda geçirilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın temelini, Prof. Dr. Necdet Tozlu tarafından yayımlanan Ağlar Baba Divanı (İnceleme–Metin) başlıklı edisyon kritikli metin oluşturmaktadır. Bu doğrultuda divanda yer alan kelime kadrosu ayrıntılı biçimde analiz edilerek eser boyunca kullanılan deyimler, atasözleri, dua kalıpları, argo ifadeler, ayet ve hadisler, kalıp ifadeler, kelam-ı kibar bağlam içinde anlamlandırılmış ve tasnif edilmiştir. Ayrıca divanda geçen ikilemeler, bağlaçlar, edatlar, ünlemler, eş ve zıt anlamlı sözcükler, günlük hayatla ilgili eşyalar ve giysiler, peygamberler, melekler, dini şahsiyetler, hayvan ve bitki adları, kıymetli taşlar, Arapça ve Farsça tamlamalar, mitolojik kahramanlar, efsanevi figürler, kutsal kitap göndermeleri, astrolojik ögeler, harf ve kelime oyunları, dini ve tasavvufi terimler, beddualar ile şehir ve mekân adları da bu incelemenin kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Böylece eser, yalnızca bir şiir metni olarak değil, aynı zamanda zengin bir kültür ve anlam haritası olarak ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: TEBDİZ, Bağlamlı Dizin, Ağlar Baba Divanı, İşlevsel Sözlük

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Din eğitimi ve ergenlik: Döneme özgü bazı psikososyal problemler üzerine bir inceleme

    Emrah Karapolat

    Ergenlik dönemi biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan değişimlerin görüldüğü bir dönemdir. Bu dönemde birtakım problemler yaşanabilmekte ve bu problemlerin çözümünde eğitimin rolü son derece belirleyici olmaktadır. Özellikle din eğitimi, yaşanan problemlerin gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirilmesinde temel bir işlev üstlenmektedir. Bu araştırmada, ergenlik dönemindeki bireylerin karşılaştıkları bazı psikososyal problemlerle başa çıkmada din eğitiminin etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, teorik ve alan araştırması şeklinde iki kısımdan oluşmaktadır. Araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturan teorik kısımda literatür taraması yapılmış, çalışmanın ikinci kısmını oluşturan alan araştırmasında ise nitel araştırmalarda sık tercih edilen "görüşme yöntemi" kullanılmıştır. Görüşme yöntemi, 2023-2024 eğitim öğretim yılı içinde Ağrı ilinde beş ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 14-18 yaş arasındaki 30 ergen bireyle gerçekleştirilmiştir. Görüşme sürecinde katılımcılara kişisel bilgiler dışında 20 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Katılımcıların cevapları betimsel yöntemle analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, din eğitimi ve öğretiminin ergenlerin kişilik gelişimi ve anlam arayışlarına katkı sağladığını; ayrıca suçluluk ve günahkârlık duygusu, depresyon, kaygı, şiddet, bağımlılık ve intihar girişimi gibi problemlerle başa çıkmalarına yardımcı olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte araştırmada ergenlerin dini sorgulama ve şüphe yaşadıkları, din derslerinde bazı konuları anlamakta zorlandıkları, dini bilgilenme için sosyal medyayı kullandıkları belirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Günümüz hukukuyla mukayeseli olarak İslam hukukunda ihkak-ı hak

    Rukiye Mete

    GÜNÜMÜZ HUKUKUYLA MUKAYESELİ OLARAK İSLAM HUKUKUNDA İHKAK-I HAK Rukiye METE Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Temmuz 2025 Danışman: Doç. Dr. Muhammed Fatih TURAN ÖZET İhkak-ı hak, şahısların yetkili makamlara müracaat etmeden, bizzat kendi imkânları ile iddia ettikleri hakkı elde etme çabasıdır. Bu tür eylemler, otoritenin zaafa uğramasına ve adaletin zedelenmesine sebep olduğu için, ilahi ve beşeri kaynaklı hukuk sistemleri tarafından genellikle yasaklanmıştır. Temel haklara yönelik bir ihlal söz konusu olduğunda, resmi bir makama müracaat ederek anlaşmazlıkların hukuk yoluyla çözülmesi, esas ilke olarak benimsenmiştir. İhkak-ı hak, 756 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Meşru müdafaa ve zaruret halleri dışındaki durumlarda bu eylem, hukuka aykırı kabul edilmiştir. 5237 sayılı yürürlükteki Türk Ceza Kanunu'nda ise ihkak-ı hak, doğrudan bir suç olarak değil; hırsızlık, dolandırıcılık ve yağma gibi suçlara ilişkin olarak, hukuki bir ilişkiye dayalı alacağın tahsili durumunda cezada indirimi gerektiren bir unsur şeklinde değerlendirilmiştir. İslam hukukunda da genel ilke, hakkın devletin yetkili organları aracılığı ile elde edilmesidir. Ancak devlet otoritesinin zayıfladığı, hakkın kaybedilme ihtimalinin bulunduğu istisnai durumlarda, kişinin kendi hakkını bizzat elde etmesi meşru görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Devlet Otoritesi, Hukuk, Hak, İhkak-ı Hak

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Rus modernleşmesinin Türk toplulukları üzerindeki etkisi: Kazan örneği

    Alirıza Boya

    Bu çalışma, XIX- XX. yüzyılın başında ivme kazanan Rus modernleşmesinin Kazan Türkleri üzerindeki etkilerini, tarih ve sosyoloji disiplinlerinin iş birliğiyle, modernleşme teorisi çerçevesinde analiz etmektedir. Modernleşme, yalnızca zamanın dönüşüm ve yenileşme ruhuna uygun bir vaziyet değil, aynı zamanda siyasî merkezileşme, siyasal dönüşüm, bürokratik rasyonalite ve milliyetçiliğin oluşumu açısından da incelenmesi gereken olgular silsilesidir. Rus devleti, knezliklerden merkezileşmiş Moskova devletine evrilerek, en son modern devlete dönüşüm seyrinde Batı Avrupa'dan farklı olarak geliştirdiği tepeden inmeci ve otoriter modernleşme anlayışı üzerinden evrim geçirmiştir. Özellikle İdil-Ural Müslüman Türk toplulukları üzerinde dönüştürücü bir rol oynamış, Rus tarzı bir devlet merkezileşmesi süreci başlatarak Kazan Türklerini devlet tahakkümü altına almıştır. Bu noktada, hem Ceditçilik hareketini hem de doğmakta olan Türkçülük fikriyatını merkeze alarak, Rus siyasal modernleşmesinin etkisi bağlamında incelenmiştir. Kazan Türkleri, öte yandan, özellikle 1905 Devrimi'nden sonra eğitim, basın ve düşünce kulvarlarında geliştirdikleri entelejensiya, kendi iç modernleşme sürecinin başlamasına neden olmuştur. Diğer yandan, modernleşme ve reformlar Türk-Tatar burjuvazisinin gelişimini dolaylı yoldan etkilemiş ve 1850 yılından sonra meydana gelen fikrî cereyanlar Tatar entelektüel sınıfını etkilemiştir. Bu durum, Türkçülük üzerinden tahayyül ve tarihsel aidiyet duygusunun oluşumuna ortam hazırlamıştır. Bu çerçevede, Kazan Türklerinin, karşılarında dönüşen devlet ve toplum ile ilişkisini disiplinler arası bir yaklaşımla analiz edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Necip Fazıl Kısakürek`in Çile kitabında yer alan şiirlerdeki dini kavramlar ile din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programları ve ders kitaplarının (4- 8. sınıflar) ilişkisi

    Azime Ertunç

    Bu çalışmada Necip Fazıl Kısakürek'in Çile adlı kitabındaki şiirlerde yer alan dinî kavramların hangi anlamlar ile kullanıldığı, kavramlara nasıl yer verildiği, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersi (2018-2024) öğretim programlarındaki dinî kavramların kazanım olarak nasıl ele alındığı ve Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerindeki dinî kavramlar ile ilişkisi konuları araştırılmıştır. Bu çalışma, şairin hayatını, şahsiyetini ve yaşadığı ilahi aşkın tezahürlerini şiirlerinde nasıl ele aldığını görebilmeyi ve aynı zamanda DKAB öğretim programı kazanımlarımdaki dinî kavramlarla ve ders kitaplarında yer alan konularla ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Necip Fazıl Kısakürek'in şiirleri, DKAB öğretim programı kazanımları ve DKAB (4-8. sınıflar) ders kitapları detaylı bir şekilde dinî kavram çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre Çile adlı kitap 14 bölümden oluşmakta olup her bir bölüm içinde şiirlerde geçen dinî kavramlar tek tek ele alınarak kavramsal ve anlamsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca 4. sınıftan başlayarak 8. sınıfa kadar DKAB öğretim programları kazanımları ve ders kitaplarında yer alan dinî kavramlar tespit edilerek anlamsal bir bakış ile incelenmiştir. Sonuç olarak Çile kitabındaki şiirlerde tespit edilen dinî kavramların birçoğunun öğretim programında geçen kazanımlarla uygun olduğu, bu kavramlara ders kitabında yer verilmesiyle konuların daha anlaşılır hale gelmesinin sağlanabileceği ve tefekkür boyutlu bir anlayış kazandırılması açısından faydalı olacağı öngörülmüştür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Günümüz aile problemlerine Kur'ân merkezli çözümler

    Merve Eser

    Toplumun temel yapı taşı olan aile kurumu, tarih boyunca çeşitli sosyal, kültürel ve dini dönüşümler yaşamıştır. İslam öncesi Arap toplumunda, Câhiliye Dönemi'nde aile yapısı; erkek egemenliğine dayalı, kadın ve çocuk haklarının yok sayıldığı, evlilik, boşanma ve miras gibi konularda adaletsiz uygulamaların yaygın olduğu bir düzene sahipti. Tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de aile kurumu, bireysel ve toplumsal değişimlerden derin biçimde etkilenmektedir. Modern dönemde özgürlük anlayışının sorumluluk bilincinden kopması, dijitalleşmenin mahremiyet sınırlarını aşındırması, kadın-erkek rollerinin belirsizleşmesi ve bireycilik eğiliminin güçlenmesi gibi unsurlar, aile yapısında ciddi kırılmalara yol açmaktadır. Kur'an'ın indiği dönemde de aile kurumunda adaletsizlik, hak ihlalleri, sevgisizlik ve sorumsuzluk gibi benzer sorunların yaşandığı görülmektedir. Kur'an, bu sorunlara adalet, merhamet, karşılıklı hak ve sorumluluk ilkeleriyle çözüm getirmiştir. Bu tez, günümüz aile problemlerini Kur'an'ın sunduğu ilkeler ışığında incelemeyi ve ahlaki süreklilik içinde yeni çözüm önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış; klasik ve modern tefsir kaynakları, hadis külliyatı, sosyolojik ve psikolojik literatür birlikte değerlendirilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Kesişimsellik yaklaşımı bağlamında kadın emeğinin değerlendirilmesi: Erzincan ili örneği tekstil işçisi kadınlar

    Nisagül Yıldız

    Kadınların tarihsel olarak toplumsal konumları, yalnızca biyolojik cinsiyet temelinde açıklanamayacak kadar çok katmanlı ve karmaşık bir eşitsizlik sisteminin ürünüdür. Bu bağlamda kadınlar; ataerkil yapılarla sınırlı kalmayan, aynı zamanda sınıfsal, etnik, kültürel ve ekonomik belirleyenlerin kesiştiği çok yönlü baskılara maruz kalmaktadır. Kadın emeğinin toplumsal yapı içindeki yerini anlayabilmek için yalnızca cinsiyet değil; sınıf, yaş, etnik kimlik, medeni durum ve bakım sorumluluğu gibi etmenlerin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma kadın emeğini çoklu eşitsizlikleri kesişimsel bir perspektifle ele alarak, toplumsal cinsiyet çalışmalarına ve emek literatürüne bütüncül bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu nedenle çalışmada kesişimsellik yaklaşımı temel alınmış, kadın işçilerin birden fazla dezavantajlı kimliğin kesişiminde deneyimlediği özgül eşitsizlik biçimleri analiz edilmiştir. Çalışmanın odak noktası olan Erzincan ilindeki tekstil sektörü, kadın emeğinin toplumsal cinsiyet rolleriyle özdeşleştirildiği ve sınıfsal konumun emek deneyimini doğrudan etkilediği bir örnek alan olarak değerlendirilmiştir. Nitel veri toplama yöntemleriyle yürütülen bu çalışmada, Erzincan'da tekstil sektöründe çalışan kadınlarla yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda; kadınların işyerindeki olumsuz koşulların yanı sıra, toplumsal normlar, mekânsal sınırlar, eğitime erişim yetersizliği ve ailevi sorumluluklar nedeniyle çok boyutlu eşitsizlikler yaşadıkları ortaya konmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilmelerin insan hakları ve sosyal adalet bağlamında değerlendirilmesi

    Aslı Kurnaz

    Son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri yalnızca doğal ekosistemleri değil, aynı zamanda insan yerleşimlerini ve toplumsal yapıları da derin biçimde etkilemektedir. Özellikle iklim temelli yerinden edilme süreçleri, sosyal adalet ve insan hakları bağlamında çok katmanlı sorun alanları doğurmaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliğine bağlı zorunlu yerinden edilmeleri insan hakları ve sosyal adalet perspektifinden bütünleşik bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel araştırma sorunsalı, iklim değişikliğine bağlı göç olgusunun insan hakları ihlalleri ve sosyal adaletsizliklerle nasıl kesiştiği üzerine odaklanmaktadır. Bu çerçevede geliştirilen temel hipotez, mevcut uluslararası hukuk normlarının yetersizliği ve derinleşen sosyoekonomik eşitsizliklerin, yerinden edilen bireylerin temel haklara erişimini güçleştirdiği ve sosyal adaletin tesisini önemli ölçüde engellediğidir. Araştırma kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde akademik çalışmalar, sözleşmeler, bildirgeler, politika raporları ve örnek vakalar sistematik biçimde incelenmiştir. Böylece iklim değişiliği yerinden edilmeler, hukuksal, toplumsal ve çevresel boyutlarıyla disiplinlerarası bir perspektifle değerlendirilmiş ve insan hakları odaklı çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bekâr annelerin kentsel mekânla kurduğu güvenlik ilişkileri: Erzincan ili örneği

    Fatıma Kuyrukluyıldız

    Bekâr anneler, toplumsal normların ve eşitsizliklerin kent yaşamı üzerindeki etkilerini en yoğun biçimde deneyimleyen kırılgan gruplardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışma, kentlerin toplumsal cinsiyet temelli denetim mekanizmalarını bekâr annelerin güvenlik deneyimleri bağlamında incelemektedir. Erzincan ili örneğinde gerçekleştirilen araştırma, kent mekânının kadın bedeni ve kimliği üzerindeki görünmez iktidar pratiklerini Michel Foucault'nun denetim ve gözetim toplumuna dair kuramsal çerçevesi doğrultusunda analiz etmektedir. Nitel yöntemle yürütülen çalışmada, bekâr annelerle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler aracılığıyla, fiziksel güvenliğe yönelik tehdit algılarının ötesinde, ahlaki yargılanma, sosyal dışlanma ve sembolik şiddet gibi yapısal unsurların kadınların kentle kurduğu ilişkiyi nasıl şekillendirdiği ortaya konulmuştur. Bekâr anneler, görünürlüğü minimize etme, belirli saat ve mekânlardan kaçınma, toplumsal normlarla uyumlu davranış geliştirme gibi stratejiler ile kent içindeki varlıklarını sürdürebilmektedirler. Kadınların mekânsal hareketliliği üzerindeki bu sınırlamalar, kentsel alanın yalnızca fiziksel değil aynı zamanda ideolojik olarak da cinsiyetlendirilmiş bir yapı olduğunu göstermektedir. Çalışma, feminist kuram doğrultusunda, kentsel mekânın nötr ve eşitlikçi bir zemin olmadığına; aksine ataerkil denetim ilişkilerinin yeniden üretildiği bir alan olduğuna işaret etmekte ve toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların gerekliliğini vurgulamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bireylerin emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlık sürecindeki tutum ve davranışlarının incelenmesi

    Hacer Şeyma Dilaver

    Bu çalışma, bireylerin emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlık sürecinde sergiledikleri tutum ve davranışları incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik kısmında derinlemesine bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, bireylerin emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlık süreci ölçeği, finansal tutum ölçeği ve finansal davranış ölçeği kullanılarak oluşturulan anket formu çalışma hayatına devam eden 537 kişiye uygulanmıştır. Çalışmada, bireylerin emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlık süreci, finansal tutum ve finansal davranış değişkenleri arasındaki ilişkiler ile bu değişkenlerin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği analiz edilmiştir. Nicel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülen çalışmada anket tekniği ile toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizi, t-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlarda bireysel emekliliğe finansal hazırlık sürecinin bireylerin finansal tutum ve davranışlarını anlamlı biçimde etkilediği ortaya koyulmuştur. Cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve aylık gelir düzeyi demografik değişkenleri ile bireylerin emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlık süreci arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, eğitim durumu ve iş tecrübesi demografik değişkenleri ile finansal davranışlar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, emeklilik dönemine ilişkin finansal hazırlığın yalnızca bilgi düzeyiyle sınırlı olmadığını; bireylerin karar alma becerileri, risk algısı ve planlama alışkanlıkları gibi davranışsal unsurların da belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, finansal eğitim politikalarının bilgi aktarımının ötesine geçerek, bireylerin tutum ve davranışlarını geliştirmeye yönelik içeriklerle desteklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Emeklilik, Finansal Hazırlık Süreci, Finansal Tutum, Finansal Davranış.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Hidrojen peroksit ile oksidatif hasarın indüklendiği L929 fare fibroblast hücrelerinde engeletinin olası koruyucu etkilerinin araştırılması

    Elif Sarıyıldız

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, oksidatif stres modeli olarak H₂O₂ ile hasar oluşturulan L929 fare fibroblast hücrelerinde doğal bir flavonoid olan ENG'nin potansiyel koruyucu etkilerini araştırmaktır. Antioksidan savunma, inflamatuar yanıt ve hücre canlılığı üzerindeki etkiler değerlendirilmiştir. Çalışmada L929 hücre hattı kullanılarak in vitro model oluşturulmuştur. Materyal ve Metot: Oksidatif stres indüklemek için hücrelere belirli dozlarda H₂O₂ uygulanmıştır. Sonrasında farklı dozlardaki ENG ile tedavi grupları oluşturulmuştur. GSH, MDA ve SOD düzeyleri spektrofotometrik yöntemlerle ölçülmüş; TNF-α ve IL-1β mRNA ekspresyonları qRT-PCR ile analiz edilmiştir. Hücre canlılığı MTT yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: H₂O₂ uygulamasıyla oksidatif stress oluşturulan grupta GSH ve SOD seviyeleri azalırken, MDA düzeyleri arttı. ENG tedavisi, özellikle 20 ve 40 µM dozlarında bu değişiklikleri anlamlı şekilde düzeltti. TNF-α ve IL-1β mRNA düzeylerinde gözlenen artış, engeletin ile azaldı; 40 µM dozda IL-1β seviyesi anlamlı şekilde düştü. MTT sonuçlarına göre, düşük ve orta dozlarda hücre canlılığı korunurken, 60 ve 80 µM dozlarında belirgin sitotoksik etki gözlendi. Sonuç: ENG uygulaması, H₂O₂'nin neden olduğu oksidatif stresin etkilerini hafifletmiştir. GSH ve SOD düzeyleri anlamlı şekilde artarken, MDA konsantrasyonu azalmıştır. Ayrıca TNF-α ve IL-1β ekspresyon seviyelerinde belirgin düşüş gözlemlenmiş, hücre canlılığı düşük ve orta dozlarda önemli ölçüde korunmuştur. Bu sonuçlar, engeletinin antioksidan, antiinflamatuar ve sitoprotektif özelliklere sahip olduğunu ve oksidatif stres kaynaklı hücresel hasarı azaltmada etkili bir ajan olabileceğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bizans kaynaklarının gözünden II. Iustinos Devri (565-578) Bizans-Sâsâni mücadeleleri

    Rümeysa Demirkutlu

    Kuruldukları günden bu yana Roma İmparatorluğu ile zorlu mücadeleler içerisine giren Sâsâni imparatorluğu, II. Iustinos devrinde de devletin doğu sınırını tehdit etmeye devam etmiştir. Gençliğinde Curopalates olarak önemli bir görev üstlenen imparator, 565 yılında tahta çıktığında selefi I. Iustinianos'un politikalarından farklı bir siyasi tutum sergilemiştir. İmparatorluğu iç ve dış tehditlerle dolu bir şekilde devralmış ve yönetimi sırasında devletin doğu sınırındaki Sâsâni sorununu bitirmek için ilk önce diplomasi yoluna başvurmuştur. Ancak bu çabası Sâsânilerin o dönemdeki Şehinşah'ı I. Hüsrev tarafından engellenmiştir. Sâsânilerle diplomatik olarak anlaşamayacağını gören II. Iustinos, bu sefer de Sâsâni tehdidini bertaraf etmek için çeşitli ittifaklar ve savunma politikaları geliştirmiştir. İpek yolu üzerinde belli bir güç kazanan ve Sâsânilerle çıkar çatışmasına giren Göktürkler ile iş birliği yapmıştır. İki devlet arasında kurulan bu ittifakın üzerinden çok geçmeden Persarmenia'daki Ermenilerinde Sâsânilere karşı bir isyan planlaması ve bu isyan için Roma imparatorluğundan yardım istemesi II. Iustinos'a Sâsâni tehdidini ortadan kaldırmak için aradığı fırsatı sunmuştur. Hristiyan Ermenilerin başlattığı isyan başarılı olmuş ve Iustinos, Sâsânilere karşı bir saldırı emri vermiştir. Lakin Markianos'un Nisibis kuşatması II. Iustinos'un emriyle birlikte gelen Akakios'un sorumsuz davranışlarıyla başarısızlığa uğramış, akabinde dağılan Roma ordusunu kovalayan Sâsâniler, Dara şehrini yoğun bir kuşatmayla ele geçirmişlerdir. İki imparatorluk arasında başlayan savaş bölgedeki dengeyi önemli ölçüde değiştirmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Analitik hiyerarşi süreci (AHS) metodu ile terme havzası (Samsun) taşkın risk analizi

    Yücel Ayvaz

    Türkiye'de en sık karşılaşılan doğal afetlerden biri olan sel ve taşkın olayları, meydana getirdikleri fiziksel ve sosyoekonomik zararlar nedeniyle üzerinde sıklıkla araştırma yapılan konular arasında yer almaktadır. Bu tür afetlerin izlenmesi, modellenmesi ve önlenmesine yönelik yapılan çalışmalarda, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada, Samsun il sınırları içerisinde yer alan Terme Havzası özelinde taşkın riskini etkileyen çeşitli parametreler değerlendirilecektir. Bu kriterler hem uzman görüşlerine hem de daha önceki benzer çalışmalara dayalı olarak seçilmiş olup, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemiyle önem derecelerine göre ağırlıklandırılmıştır. AHS yönteminin daha önce bu alanda uygulanmamış olması, bu çalışmanın yöntemsel açıdan özgünlüğünü ortaya koymaktadır. Kriterler arası karşılaştırmalar yoluyla oluşturulan ağırlıklı analiz haritaları sayesinde, Terme Havzası'nda taşkına en fazla maruz kalabilecek alanlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, riskli bölgelerde hangi önlemlerin alınması gerektiğine dair öneriler geliştirilmiştir. Ayrıca, hazırlanan risk haritasının doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla ROC analizi gerçekleştirilmiş, 0.787 AUC değeri alarak çalışmanın tutarlı ve bilimsel anlamda geçerli bir sonuç verdiğini göstermiştir. Bu bağlamda, çalışma hem bilimsel hem de uygulamaya dönük katkılar sunmayı amaçlamaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele