Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Türkiye'de insansız hava araçları (İHA) ile hava kargo taşımacılığına etki eden faktörlerin değerlendirilmesi

    Gülhan Doğanay

    Son yıllarda e-ticaret hacminin artması, tüketici beklentilerindeki değişimler ve hızlı teslimat beklentileri gibi nedenler insansız hava araçlarını (İHA) hava kargo taşımacılığı sektöründe son adım teslimatta alternatif bir taşıma modu olarak ön plana çıkarmaktadır. Ancak bu teknolojinin etkin ve verimli şekilde kullanılabilmesi çeşitli yapısal, teknik ve yönetsel faktörlerin analiz edilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmasının amacı, Türkiye'de İHA ile hava kargo taşımacılığına etki eden faktörleri belirlemek ve bu faktörlerin göreli önem düzeylerini saptamaktır. Araştırmada hava kargo sektöründe çalışan sektör uzmanları ve İHA konusunda uzman şirket çalışanları ile akademisyenlerin görüşlerini almak için Google form aracılığı ile çok kriterli karar verme (ÇKKV) anketi uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler, çok kriterli subjektif ağırlıklandırma yöntemlerinden Best Worst Method (BWM) ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Türkiye'de teknolojik faktörler, altyapı ve fiziksel gereksinimler, mevzuat ve regülasyonlar en önemli ana kriterler olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçları, Türk hava kargo taşımacılığı sektöründe İHA teknolojisinin yerleşmesi ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için karar vericiler tarafından altyapı ve teknolojik gereksinimlerin karşılanmasına yönelik politika ve stratejiler belirlenmesi ve uygulanması gerektiğini göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Kentsel mekânda eşitsizlik eksenleri: Erzincan örneği

    Tuğçe Ersoy Akçe

    Yerleşim birimi olan kentler, artan nüfusla birlikte niceliksel çoğunluğun yanı sıra niteliksel yoğunluğu da içinde barındırmaktadır. Yaşanan yoğunlukların görüldüğü mekânlar olarak kentlerin oluşum süreci, dünyanın geçirdiği dönüşümlerden etkilenmiş ve pek çok değişikliği de beraberinde getirmiştir. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna, fordizmden esnek birikime, ulus devlet modelinden küreselleşmeye ve modernizmden postmodernizme değin geçiş süreci, kentsel mekânın devingen yapısında etkili olmuş, özellikle sermaye odağında kentsel mekânı yeniden oluşturmuştur. Sermayenin yerleşkesi olan kentsel mekânda, sorun arz eden farklılıklar eşitsizlik ortamı yaratmıştır. Günümüzde yaratılan eşitsizlik ortamı ile kentsel mekân önemli ölçüde toplumsal eşitsizliklerin mekânı haline gelmiş ve bu eşitsizlik hallerinin içeriğini oluşturan toplumsal öz, aynı zamanda mekânı da kendine benzeterek yeniden oluşturmuştur. Kentsel mekânda görülen toplumsal eşitsizliklerden etkilenen özneler aynı zamanda kentsel eşitsizliklerin eksenlerini oluşturmaktadır. Kentsel mekânın içerdiği toplumsal eşitsizliklerin farklılaştığı eksenler; toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, yaş kuşakları, bedensel engel ve etnik köken kapsamında sıralanabilir. Kentte yoksul olmak, kadın olmak, genç olmak, yaşlı olmak, engelli ve mülteci olmak da farklılaşan eşitsizlik eksenlerinin öznelerini oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında kentsel eşitsizliklerin Erzincan ili örneğindeki görünümü, seçilen mahalleler düzeyinde ayrışan yapısı ve mekânlar arası farklılaşmanın unsurları gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Mekânın Dönüşümü, Toplumsal Eşitsizlik, Kentsel Eşitsizlik ve Eksenleri

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Erzincan'ın doğa temelli turizm potansiyelinin CBS-AHP yöntemiyle belirlenmesi

    Halil İbrahim Dönmez

    Turizm, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde 1960'lardan itibaren birçok destinasyon için ekonomik fayda sağlayan bir araç olarak görülmüş ve bu durum kitlesel turizmin gelişimine zemin hazırlamıştır. Ancak kitlesel turizmin çevresel ve sosyal etkileri zamanla eleştirilmiş; 1980'li yıllardan itibaren ekoturizm, sürdürülebilir turizm ve doğa temelli turizm gibi alternatif turizm türleri ön plana çıkmıştır. Doğa temelli turizm, doğal kaynakların kullanımıyla gerçekleştirilen ve boş vakit geçirme amacı taşıyan seyahatler olarak tanımlanmakta olup, günümüzde hızla büyüyen turizm türlerinden biridir. Bu çalışma, Erzincan ilinin doğa temelli turizm potansiyelini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemleri birlikte kullanılmıştır. CBS-AHP yöntemi, çok kriterli değerlendirmelerde objektif ve görselleştirilebilir sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır. Erzincan'ın doğa temelli turizm potansiyelini ortaya koyacak kriterler; hidro-turistik kaynaklara, kayak merkezlerine, korunan alanlara ve karayollarına yakınlık ile arazi kullanımı, eğim ve iklim başlıkları altında ele alınmıştır. Bu kriterlerle oluşturulan harita, Natural Breaks yöntemiyle beş sınıfa ayrılmış ve çok yüksekten çok düşüğe doğru renklendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre ilin batısında (Refahiye), güneyinde (Kemah) ve Erzincan Ovası çevresinde yüksek turizm potansiyeli belirlenmiştir. Bu alanların bir kısmı henüz yeterince tanınmadığından, sürdürülebilir turizm ilkeleri çerçevesinde etkin planlama uygulamalarıyla birlikte tanıtımlarının yapılması ve trekking, kampçılık, dağcılık, offroad gibi doğa temelli turizm aktivitelerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İslam ahlak felsefesinde ahlakî hastalık kavramı

    Feyyaz Bilal Yıldız

    İslam Felsefesi, antik düşüncenin etkisiyle İslam dünyasında gelişen bir felsefe geleneğidir. İslam'ın farklı kültürlerle etkileşimi sonucu yapılan çeviri faaliyetleri, bu felsefi akımın oluşumunda önemli rol oynamıştır. Başlangıçta tartışmalara yol açsa da İslam bilginleri bu felsefeyi İslam inançlarına uyarlayarak ona sistemli ve İslam ile uyumlu bir yapı kazandırmıştır. Çalışmamız, bu geleneğin özellikle ahlak felsefesi bağlamında ürettiği birikimi odaklanarak erdem, erdemsizlik, ahlak ve ahlakî hastalık kavramlarını incelemektedir. Bu inceleme faaliyeti ise üç bölümde gerçekleştirilmektedir. İlk bölümde, ahlak, erdem ve erdemsizlik kavramları sözlük ve felsefi anlamlarıyla açıklanmaktadır. Ayrıca bu kavramların antikçağdan İslam felsefesine uzanan süreçteki gelişimine de değinilmektedir. İkinci bölümde, tıbbi bir olgu olarak hastalık kavramı araştırılmaktadır. Bu bağlamda, hastalık kavramının mahiyeti, tarihsel süreci, oluşumu, tedavisi ve engellenmesi gibi hususlar açıklığa kavuşturulmaktadır. Burada özellikle mizaç kavramının hastalıkla yakın ilişkisi vurgulanmakta ve izah edilmektedir. Tez, son bölümde, ahlakî hastalık kavramına yönelmektedir. Ahlakî hastalık kavramının ne olduğu, ahlakî hastalıkların nasıl meydana geldiği, bunların nasıl tedavi edileceği ve dolayısıyla insanların ahlakî sağlıklarına nasıl kavuşabilecekleri bu bölümde soruşturulmaktadır. Bölümde ayrıca, ahlakî hastalık kavramı ile erdemsizlik kavramı arasındaki irtibatın da netleştirilmesine çalışılmaktadır. Sonuç kısmında ise tüm bu çalışmamız boyunca ulaştığımız neticeler değerlendirilmektedir. Bireysel ve toplumsal yaşam için son derece önemli bir kavram olan ahlakî hastalık kavramının incelendiği bu çalışmada, nihai noktada, ahlakî hastalıkların olumsuz etkilerinin önlenmesi için erdemli davranışların teşvik edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul fen bilimleri öğretmenlerinin model ve modelleme hakkındaki tutumlarının incelenmesi

    Merve Gamze Koçak

    Bu araştırma, Doğu Anadolu Bölgesi'nin bir ili merkez ilçesinde Milli Eğitim bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki deneyim, ders verilen sınıf seviyesi değişkenleri açısından fen bilimleri dersinde model kullanımına yönelik tutumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 89 öğretmenle yürütülmüştür. Nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Harman ve Alat (2015) tarafından geliştirilen ve beş alt boyuttan oluşan "Model ve Modelleme Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı araştırmada güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir (α =0,802). Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin model ve modellemeye yönelik tutumlarında cinsiyet, eğitim durumu ve ders verilen sınıf seviyesi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, mesleki deneyim süresi bakımından yalnızca "Etkili Ders ve Başarı" alt boyutunda anlamlı bir fark gözlemlenmiştir; kıdemli öğretmenlerin bu alt boyutta daha olumlu tutumlara sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, genel olarak deneyimin diğer tutum boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi saptanmamıştır. Araştırma sonuçlarına dayanarak, öğretmenlerin model ve modelleme konusundaki tutumlarının geliştirilmesi için, özellikle az deneyime sahip öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programlarının desteklenmesi önerilmektedir. Ayrıca model kullanım algısının genel olarak diğer alt boyutlara göre daha düşük olduğu dikkate alınarak, bu alana özel uygulamalı eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul öğrencilerinde fiziksel aktivite ve dijital oyun bağımlılığının yaşam kalitesine yordayıcı etkisi

    İdris Kalkan

    Amaç: Ortaokul öğrencilerinde fiziksel aktivite, dijital oyun bağımlılığı ve yaşam kalitesini bazı değişkenlere göre incelemek ve fiziksel aktivite ile dijital oyun bağımlılığının yaşam kalitesine yordayıcı etkisini araştırmaktır. Materyal ve Metot: Araştırma 5., 6. ve 7. sınıfta öğrenim gören 270 kız ve 297 erkek öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak “Fiziksel Aktivite Soru Formu”, “Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği” ve “Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği Çocuk Formu (8-12 yaş)” kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Dijital oyun oynama sürelerine göre, öğrencilerin yaşam kalitesinde anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Ayrıca, yaşam kalitesinin öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ve dijital oyun bağımlılığı seviyelerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin yaşam kalitesi ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında pozitif yönde, dijital oyun bağımlılığı ile ise negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyindeki artış yaşam kalitesini olumlu yönde, dijital oyun bağımlılığındaki artış ise olumsuz yönde etkilemektedir. Fiziksel aktivite ve dijital oyun bağımlılığı yaşam kalitesinin anlamlı bir yordayıcısı olup yaşam kalitesinin %13.2’sini açıklamaktadır. Fiziksel aktivite, dijital oyun bağımlılığının yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltan koruyucu bir faktördür.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Whatsapp temelli uyarlanmış fiziksel aktivitelerin depremden etkilenmiş otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin fiziksel aktivite düzeyine etkisi

    Nadide Yıldız

    Amaç: Pediatri Hemşirelerinin Etik Kurallara Bağlılık Ölçeği'nin (Pediatric Nurses' Adherence To Ethical Codes Scale) Türkçe versiyonunun psikometrik uyumunu değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Metodolojik tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'nin doğu ve batısında yer alan dört büyük şehirdeki üniversite veya devlet hastanelerinin pediatri servislerinde çalışan pediatri hemşireleri oluşturmuştur. Örneklem kapsamına ise pediatri servislerinde çalışan araştırma kriterlerine uyan 313 pediatri hemşiresi oluşturmuştur. Ocak-Ağustos 2024 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, tanımlayıcı form ve Pediatri Hemşirelerinin Etik Kurallara Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verileri değerlendirmek için içerik ve yapı geçerliliği, madde analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve iç tutarlık kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 28,42±5,86 ve %75,1'inin kadın olduğu edilmiştir. Hemşirelerin %54,6'sının 1-5 yıl arasında hemşire olarak çalıştığı, %63,6'sının 1-5 yıl arasında pediatri hemşiresi olarak çalıştığı, %90,4'ünün servis hemşiresi olarak görev yaptığı ve %59,7'sinin hem gece hem gündüz vardiyasında çalıştığı bulunmuştur, Ölçeğin uzman görüşleri analiz edildiğinde kapsam geçerlilik indeksi 0.94 olarak hesaplanmıştır. Cronbach alfa katsayısı 0.973 olarak hesaplanmıştır. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerleri 0,534–0,850 arasında olduğu tespit edilmiştir. Tüm maddelerin faktör yüklerinin 0,563-0,915 arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin uyum indeksi RMSEA 0,075 ile kabul edilebilir uyum; χ2 (Cmin/df) 2,734 ile mükemmel uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Pediatri hemşirelerinin etik kurallara uyumunu değerlendirmek amacıyla geliştirilen Türkçe versiyonu kabul edilebilirdir ve iyi bir güvenilirlik ve geçerliliğe sahiptir. 2025, 59 Sayfa Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Etik Kurallar, Geçerlik ve Güvenirlik, Pediatri Hemşiresi.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişki

    Sibel Çimen

    Amaç: Bu araştırma hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini bir Türkiye'nin doğusundaki bir ilde hizmet veren hastanedeki toplam 511 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 268 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Hemşire İş Motivasyon Ölçeği (HİMÖ) ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği (HMYTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis, bağımsız gruplarda t testi, varyans ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin %56.7'sinin çalışılan bölümü kendi isteği ile seçtiği, %55.2'sinin çalıştığı bölümden memnun olduğu ve %70.1'inin bölüm değiştirme isteğinin olmadığı görülmüştür. Hemşirelerin HİMÖ puan ortalaması 59.95±9.60 ve HMYTÖ ortalaması 156.57±16.49 olarak hesaplanmıştır. HİMÖ ile HMYTÖ arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumlarının orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik olumlu tutumlarının artırılmasında etkili olan değişkenlerin dikkate alınması önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Palyatif bakım kliniğindeki trakeostomili ve nazogastrik sondalı hastaların bakım vericilerin bakım yükü ve uyku kalitesinin belirlenmesi

    Münevver Yıldırım

    Amaç: Bu araştırma palyatif bakım kliniğindeki trakeostomili ve nazogastrik sondalı hastaların bakım vericilerinin bakım yükü ve uyku kalitesinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmanın verileri Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ekim 2023- Haziran 2024 tarihleri arasında Palyatif Bakım Kliniğinde bulunan nazogastrik sondalı ve trakeostomili hastaların bakım vericileri ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır.Bu araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyum sağlayan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 100 bakım verici alınmıştır. Araştırma verileri; Tanıtıcı Özellikler Formu, "Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği" ve Pıttsburg Uyku Kalitesi İndeksi" kullanılarak toplandı. Veriler, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, cronbach alfa, bağımsız gruplarda t testi, one way-ANOVA ve korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen bakım vericilerin yaş ortalaması 45.73±12.03 olup, % 81'i kadın, %78'i evli ve %59'u 6 ay ve üzeri hastaya bakım verdiğini ifade etti. Bakım vericiler "Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği" toplamından 30.07±12.78 ve "Pittsburgh Uyku Kalitesi" Ölçeği toplamından 9.65±3.36 puan aldı. Ölçek kesme noktalarına göre katılımcıların %42'si hafif bakım yüküne sahiptirler, Zarit Bakım Verme Yükü ölçeği toplam puanı ve Pittsburgh Uyku Kalitesi ölçek toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda bakım vericilerin hafif bakım yüküne ve kötü uyku kalitesine sahip oldukları belirlendi. Bakım yükü ile uyku kalitesi arasında ilişki bulunmamasına rağmen gelecekte yapılacak çalışmalarda bu iki değişken arasında dolaylı etkiler araştırılmalı ve daha geniş bir örneklem seçilmelidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yapay zeka teknikleri ile yazılım test faaliyetlerininincelenmesi ve yazılım kalite tahmini

    Döne Karhan

    Bu tez çalışması, yazılım test süreçlerinin kaliteyi artırmadaki belirleyici rolünü vurgulayarak, bu süreçlerin yapay zekâ ve makine öğrenmesi teknikleriyle nasıl daha verimli, öngörülebilir ve stratejik şekilde yönetilebileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte yazılım projelerinde işlevselliğin yanı sıra güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı memnuniyeti gibi kalite unsurları önem kazanmakta; bu durum test süreçlerinin planlanması ve yürütülmesini yazılım kalitesinin ana unsurlarından biri hâline getirmektedir. Geleneksel yöntemlerin sınırlılıklarını aşmak için geliştirilen bu çalışmada, yazılım firmalarında görev yapan test mühendislerinden elde edilen anket verileri üzerinden çeşitli makine öğrenmesi algoritmaları uygulanmış, yazılım test süreçlerine ilişkin kalite düzeyi öngörülerek sınıflandırma modelleri oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular, geliştirilen modellerin yazılım test süreçlerinde karar vericilere destek olabilecek güvenilir çıktılar ürettiğini ve bu yaklaşımın hem akademik literatürde hem de sektörel uygulamalarda somut katkılar sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ebeveynlerin aşı okuryazarlık düzeyi ile aşı tutumları arasındaki ilişki

    Demet Karağaç

    Amaç: Bu araştırma ebeveynlerin aşı okuryazarlık düzeyi ile aşı tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde bir çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırma Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk polikliniklerine Ekim 2023- Ekim 2024 tarihleri arasında başvuran ve araştırmaya alınma kriterlerini taşıyan 403 ebeveyn ile yürütülmüştür. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Aşı Okuryazarlığı Ölçeği" ve "Aşı Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerde, ilişkisel çıkarımlarda Pearson Korelasyon Analizi uygulanmış, verilerin normallik varsayımına uygunlukları ise "Kurtosis" ve "Skewness" kat sayıları (±2) ile hesaplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan ebeveynlerin %55.3'ü 25-34 yaş aralığında, %60.5'i çocuğun annesi, %42.2'si lise mezunudur. Ebeveynlerin İşlevsel Sağlık Okuryazarlığı alt boyutundan 1.87±0.76, İletişimsel Sağlık Okuryazarlığı alt boyutundan 2.84±0.75 puan ve Eleştirel Sağlık Okuryazarlığı alt boyutundan 3.01±0.78 Aşı Tutum Ölçek toplamından 20.63±3.70 puan aldıkları belirlenmiştir. Ebeveynlerin Aşı Tutum ölçek puanı ile İşlevsel Sağlık Okuryazarlığı alt boyut puanı arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyli, İletişimsel Sağlık Okuryazarlığı alt boyut puanı arasında negatif yönlü, düşük düzeyli ve istatistiksel olarak anlamlı, bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Bu araştırmada, ebeveynlerin işlevsel sağlık okuryazarlık düzeyi azaldıkça, ebeveynlerin aşıya yönelik olumsuz tutumlarının da arttığı, iletişimsel sağlık okuryazarlık düzeyi arttıkça bireylerin aşıya yönelik olumsuz tutumlarının azaldığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda hemşireler; aşı okuryazarlığını artırma, aşıya karşı olumsuz tutumları azaltma ve bireylerin doğru bilgiye ulaşmalarını sağlama süreçlerinde, tüm basamaklardaki sağlık hizmetlerinde etkin bir rol üstlenmelidir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Özel gereksinimli öğrencilere destek ve hareket sistemi konusunun öğretiminde küçük grup düzenlemesi ile sunulan doğrudan öğretim uygulamasının etkililiğinin incelenmesi

    Murat Demir

    Bu araştırma, hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireylerin fen bilimleri dersi kapsamında destek ve hareket sistemi konusunu öğrenmelerinde doğrudan öğretim yönteminin etkililiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma yarı deneysel bir tasarım olan tek-denekli deneysel modellerden çoklu başlama düzeyi modeli ile yürütülmüştür. Örneklem, Erzincan ilinde bir devlet okulunda özel eğitim sınıflarında öğrenim gören hafif düzeyde zihinsel yetersizlik tanısı almış üç kız öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcılar, destek ve hareket sistemine ilişkin becerileri edinme potansiyelleri ve öğretim yöntemlerine uygunlukları dikkate alınarak belirlenmiştir.Veri toplama araçları olarak, öğrencilerin ön bilgi düzeylerini belirlemek için farklı soru biçimlerinden oluşan ön test, öğretim sürecindeki ilerlemelerini değerlendirmek ve öğrenmenin kalıcılığını incelemek için son test kullanılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin öğrenme süreçlerine ilişkin gözlem formları ve öğretmen görüşleri de analiz edilmiştir. Bulgular, doğrudan öğretim yönteminin kemikler, kaslar ve eklemler konularında etkili olduğunu ve öğrencilerin öğrenilen bilgileri farklı sorulara genelleyebildiğini göstermiştir. Ayrıca, öğretim süreci bittikten bir hafta sonra yapılan testler, öğrenmenin büyük ölçüde kalıcı olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, doğrudan öğretim yöntemi, zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin fen bilimleri dersindeki başarısını artırmada etkili bir strateji olarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemin, bireyselleştirilmiş eğitim planlarıyla desteklenmesi durumunda, özel gereksinimli öğrencilerin akademik ve günlük yaşam becerilerini geliştirmelerine önemli katkılar sağlayabileceği öne sürülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    8. sınıf öğrencilerinin beceri temelli problemleri çözme başarılarını yordayan değişkenlerin incelenmesi

    Serdar Vural

    Bu çalışma, 8. sınıf öğrencilerinin beceri temelli problemleri çözme başarılarını yordayan değişkenleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Zonguldak ili Alaplı ilçesinde ortaokul sekizinci sınıfta öğrenim gören 243 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama deseninde yapılmıştır ve korelasyonel araştırma yöntemi temel alınarak tasarlanmıştır. Veriler, "Beceri Temelli Problem Başarı Testi", "Üstbilişsel Öz düzenleme Ölçeği", "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği", "Ortaokul Matematik Okuryazarlığı Özyeterlik Ölçeği", "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği", "Matematik Motivasyon Ölçeği" ve "İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik Kaygı Ölçeği" ile toplanmıştır. Beceri temelli problem başarı testi için Polya'nın (1957) problem çözme basamakları doğrultusunda "Dereceli Puanlama Anahtarı" oluşturularak cevaplar puanlanmıştır. Verilerin analizinde korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi ve PROCESS makro regresyon analizinden yararlanılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin beceri temelli matematik problemi çözme başarılarının "başarısız", üstbilişsel öz düzenleme becerilerinin "yüksek", matematik problemi çözmeye yönelik tutumlarının "orta", matematik okuryazarlığı özyeterliklerinin "orta", matematiğe yönelik tutumlarının "orta", matematik motivasyonlarının "yüksek" ve matematik kaygılarının "orta" düzeyde olduğu; üstbilişsel öz düzenleme becerisi, matematik problemi çözme tutumu, matematik okuryazarlığı, matematik tutumu, matematik motivasyonu ve matematik kaygısının birlikte beceri temelli matematik problemi çözme başarısını anlamlı olarak yordadığı; değişkenlerin regresyon katsayılarının anlamlılığına göre matematik okuryazarlığı, matematik tutumu ve matematik motivasyonunun beceri temelli matematik problemi çözme başarısını anlamlı olarak yordadığı; üstbilişsel öz düzenleme becerisinin matematik motivasyonu ile beceri temelli matematik problemi çözme başarısı arasında anlamlı bir aracılık rolü üstlendiği, matematik motivasyonu ile üstbilişsel öz düzenleme arasındaki ilişkinin kaygı tarafından düzenlendiği, üstbilişsel öz düzenleme becerisi ile beceri temelli matematik problemi çözme başarısı arasındaki ilişkide matematik problemi çözme tutumunun düzenleyici etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul öğrencilerinin su ayak izi farkındalığı ve bilgi düzeyleri gelişiminin incelenmesi

    Ceren Acaray

    Bu çalışmada ortaokul öğrencilerine verilen su tüketimine dayalı su ayak izi eğitiminin, öğrencilerin su ayak izi kavramına ilişkin farkındalık ve bilgi düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma model yöntemlerinden birleştirme (çeşitleme/yakınsayan paralel) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda nicel araştırma yöntemlerinden deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutunda ise görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 273 ortaokul öğrencisi ile 12 hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırmanın uygulanması sırasında ortaokul öğrencilerine yönelik, öğrenci merkezli etkinliklerin yer aldığı su tüketimine dayalı su ayak izi eğitimi düzenlenmiştir. Araştırmada nicel verileri elde etmek için "Su Tüketim Davranışları Ölçeği", "Su Okuryazarlığı Ölçeği" ve nitel verileri elde etmek için ise "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde AMOS 26 ve SPSS yazılımı (versiyon 25.0) kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin değerlendirilmesinde istatistiki yöntem olarak; betimsel istatistikler (frekans, aritmetik ortalama, standart sapma), bağımlı grup t testi, bağımsız gruplar t testi ve One Way ANOVA tercih edilmiştir. Ayrıca ölçme araçlarının geçerliği kapsamında doğrulayıcı faktör analizi, verilerin güvenirliği kapsamında ise Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada nitel veriler, içerik analizine tabi tutulmuş, öğrencilerin su ayak izi kavramı ile ilgili görüşleri yazılı olarak toplanmış ve elde edilen veriler anlamlandırılmış kod ve kategorilerle tablolar haline getirilmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmaya katılan ortaokul öğrencilerinin eğitim öncesinde su ayak izi ile ilgili farkındalıklarının düşük olduğunu ayrıca yeterli bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Elde edilen nicel bulgulara göre, su tüketimine dayalı su ayak izi eğitimi alan ortaokul öğrencilerinin su tüketim davranışları ve su okuryazarlık düzeyleri ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca nitel bulgular, eğitimlerin ortaokul öğrencilerinin su ayak izi kavramına ilişkin farkındalıklarını geliştirdiğini ve bilgi düzeylerini artırdığını göstermiştir. Suyun sürdürülebilir kullanımı açısından su tasarrufuna yönelik eğitim uygulamalarıyla su ayak izi kavramına ilişkin farkındalığın artırılması ve geliştirilmesi, ayrıca farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin su ayak izi konusundaki bilgi düzeyleri ve görüşlerinin incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Su ayak izi, su okuryazarlığı, su tasarrufu, su tüketimi davranışları, sürdürülebilir kalkınma.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Lise öğrencilerinin fen okuryazarlığını açıklayan bir model: Teknoloji bağımlılığı ve akademik erteleme

    Esin Ağgül

    Bu çalışmada farklı sınıf seviyelerinde öğrenim gören lise öğrencilerinin fen okuryazarlıklarını, teknoloji bağımlılıklarını ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkiyi açıklayan ve yordayan bir model üzerinden incelenmesi amaçlandı. Ayrıca lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışının, teknoloji bağımlılık düzeylerinde ve fen okuryazarlıklarında aracı rolü olup olmadığını araştırmak amaçlandı. Bu amaçla çalışmada karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı (sıralı nicel→nitel) karma yöntem deseni kullanıldı. Çalışmanın nicel kısmı için nicel araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama deseni ve bu ilişkileri ortaya çıkarmak adına "Yapısal Eşitlik Model" türlerinden Yol Analizi modeli (Path Analizi) ve aracılık analizi kullanıldı. Nitel kısmı için veriler içerik analizi kullanılarak analiz edildi. Araştırmanın nicel örneklemini Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan sosyo-kültürel açıdan zengin bir ilçesinde farklı liselerde öğrenim gören 588 lise öğrencisi (312'si kadın, 276'sı erkek), nitel araştırma gurubunu 40 lise öğrencisi (21 kadın, 12 erkek) oluşturmaktadır. Araştırma verilerini elde etmek için ilk aşamada öğrenciler hakkında detaylı bilgi toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ile birlikte "Evrensel Fen Okuryazarlık Ölçeği", "Teknoloji Bağımlılık Ölçeği" ve "Akademik Erteleme Ölçeği" kullanıldı. Daha sonra öğrencilerin fen okuryazarlığı, teknoloji bağımlılığı ve akademik erteleme ile ilgili düşüncelerini ortaya çıkartmak adına okul rehber öğretmenlerinin de yardımıyla belirlenen 40 öğrenciye 13 sorudan oluşan mülakat soruları soruldu ve sonuçlar analiz edildi. Bulgular, lise öğrencilerinin teknoloji bağımlılıklarının akademik erteleme davranışlarını doğrudan ve ayrıca teknoloji bağımlılıklarının evrensel fen okuryazarlıklarını akademik erteleme davranışı üzerinden dolaylı olarak etkilediğini göstermektedir. Lise öğrencilerinin teknoloji bağımlılıkları akademik erteleme davranışı ile birlikte evrensel fen okuryazarlığındaki değişimin (varyansın) %12'sini açıkladığını göstermiştir. Aracılık analizi sonucuna göre lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışının, teknoloji bağımlılık düzeyleri ile fen okuryazarlıkları arasında tam aracı rolü olduğu tespit edildi. Ayrıca lise öğrencilerinin evrensel fen okuryazarlıkları ile teknoloji bağımlıkları ve akademik erteleme davranışları arasında negatif yönlü ilişki tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Akademik erteleme davranışı, aracılık analizi, doğrulayıcı faktör analizi, evrensel fen okuryazarlığı, teknoloji bağımlılığı, yol analizi

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Piyasada probiyotik olarak satılan gıdaların bazı probiyotik özelliklerinin incelenmesi

    Burcu İpek

    Tez konusu piyasada probiyotik olarak satılan gıdaların probiyotik özelliklerinin incelenmesidir. Günümüz piyasasında raflarda fonksiyonel ürünlere ve özellikle de bunlardan probiyotik özellikte olan gıdalara sıkça rastlamaktayız. Tüketiciler tarafından da büyük ilgi gören probiyotik gıdaların incelenerek, probiyotik mikroorganizma sayısının Türk Gıda Kodeksi'nde belirtilen minimum sayıda (en az 106 kob/g ya da kob/ml) bulunup bulunmadığına ve gerekli probiyotik testlerin yapılarak mikroorganizmaların özelliklerinin incelenmesi üzerine bir çalışma yapılacaktır. Bu çalışmada piyasada satılan bazı ürünlerin bir gıdanın probiyotik olarak tanımlanabilmesi için gerekli olan asgari şartları taşımayabileceği düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul matematik öğretmenlerinin ve öğrencilerin beceri temelli matematik sorularına yönelik tutumlarının belirlenmesi

    Mehmet Doğan

    Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin beceri temelli matematik sorularına yönelik görüşlerini geçerli ve güvenilir biçimde ölçebilecek bir envanter geliştirmek; bu görüşleri çeşitli değişkenler doğrultusunda incelemek, ayrıca öğrencilerin beceri temelli sorulara yönelik tutumlarını belirleyerek öğretmen görüşlerinin öğrenci tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Nicel araştırma desenlerinden tarama modeliyle yürütülen bu çalışmanın verileri, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki küçük ölçekli bir ilçede görev yapan 44 öğretmen ve 1032 ortaokul öğrencisinden toplanmıştır. Araştırmada, öğretmen verileri "Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Beceri Temelli Sorulara Yönelik Görüş Envanteri (OMÖBCTSE)" ile; öğrenci verileri ise "Yeni Nesil Matematik Sorularına Yönelik Tutum Ölçeği" aracılığıyla elde edilmiştir. Geliştirilen envanterin kapsam geçerliği uzman görüşüyle, yapı geçerliği Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi ile, güvenirliği ise Cronbach Alfa katsayısı ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular, OMÖBCTSE'nin üç faktörlü yapıya sahip, geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen görüşleri cinsiyet, eğitim düzeyi ve mesleki deneyim açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Öğrencilerin tutumları cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterirken, sınıf düzeyi yükseldikçe tutum puanlarında düşüş gözlenmiştir. Öğretmen görüşü ile öğrenci tutumu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; ancak bu ilişkinin doğrusal olmadığı ve farklı etkenlerce biçimlendiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar, öğretmenlerin görüş düzeylerinin doğrudan öğrenci tutumunu belirlemediğini; ancak bağlamsal koşullar ve uygulamadaki farklılıklarla şekillenen karmaşık bir etkileşim olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Beceri temelli sorular, Öğretmen görüşü, Öğrenci tutumu, Ölçek geliştirme.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Elektrik devre elemanları ünitesinin modele dayalı öğretiminin bazı değişkenler açısından incelenmesi

    Duygu Parmaksızoğlu

    Bu araştırmanın amacı, ortaokul 5. sınıf Fen Bilimleri dersi "Elektrik Devre Elemanları" ünitesine yönelik modellemeye dayalı öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına, fen bilimleri motivasyonuna, algılanan öz-düzenleme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma örneklem grubu Doğu Anadolu'nun küçük ölçekli bir iline bağlı merkeze yakın ilçesinde bir ortaokulun 5. sınıfında öğrenim görmekte olan 51 öğrenci oluşturmaktadır. Bu örneklemin 28 öğrencisi deney grubunu, 23 öğrencisi ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Çalışmada, karma yöntem tercih edilerek nicel araştırma yaklaşımlarından ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanıldı. Araştırmada deney grubu öğrencilerine modele dayalı fen öğretimi yapılırken, kontrol grubundaki öğrencilere de fen bilimleri dersi öğretim programı tarafından öngörülen öğretim yöntem ve tekniklerine göre dersler yürütüldü. Veri toplama aracı olarak kullanılan "Yaşamımızdaki Elektrik Devre Elemanları Başarı Testi", "Fen Bilimleri Motivasyon Ölçeği" ve "Fen Bilimleri Algılanan Öz-düzenleme Ölçeği" deney ve kontrol grubu öğrencilerine dersler işlenmeden önce ön test ve dersler işlendikten sonra da son test olarak uygulandı. Ayrıca deney grubu öğrencilerinden 6 öğrenciye deneysel işlemden sonra modele dayalı fen öğretimi hakkında hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme soruları uygulandı. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için istatistiksel olarak bağımsız gruplar t-testi kullanıldı. Araştırmada deney ve kontrol gruplarından nicel olarak toplanan verilerin istatistik sonuçları deney grubu lehine anlamlı farklılıklar tespit edildi. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme soruları sonucu da deney grubu verilerini desteklemektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Kariyer memnuniyetinin iş tatmini üzerinde etkisinde iş-aile çatışmasının aracı ve yenilikçi iş davranışının düzenleyici rolü: Akademisyenler üzerinde bir araştırma

    Nida Bengisu Torun

    Bu çalışma, kariyer memnuniyeti ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi, iş-aile çatışmasının aracılık rolü ve yenilikçi iş davranışının düzenleyici etkisi bağlamında incelemektedir. Kaynakların Korunması Teorisi (COR) ve Herzberg'in Çift Faktör Teorisi temelinde oluşturulan araştırma modelinde, bireysel ve örgütsel kaynakların çalışan memnuniyetine etkileri çok boyutlu olarak ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde görev yapan 382 akademisyen oluşturmaktadır. Veriler, SPSS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, kariyer memnuniyetinin iş-aile çatışmasını negatif yönde etkilediğini ve bu çatışmanın iş tatminini azalttığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, yenilikçi iş davranışının bu ilişkiler üzerinde anlamlı bir düzenleyici rol üstlendiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, akademik personelin kariyer süreçlerinin yönetimi ve iş-aile dengesi politikalarının geliştirilmesi açısından önemli uygulama önerileri sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Çocuk edebiyatı eserlerinde aile üzerine bir araştırma: Aile tipleri, aile içi iletişim ve tutumlar

    Sinem Kuzu Karadağ

    Toplumun en minimal kurumu ailedir. Aile, kişinin sosyalleşmesi için oldukça önemli bir yapıdır. Tüm ailelerin farklı iletişim biçimleri, tavırları ve yapıları bulunsa da çocukların değişik aile yapıları ile tanıştırılmasıyla ilgili olarak çocuklara hitap eden nitelikli kitapların bulunduğu da bilinmektedir. Çalışmamızın amacı, ailenin çocuk edebiyatı yapıtlarına nasıl yansıdığını incelemektir. Bu amaca olarak değişik yazarların 22 adet çocuk kitabı, aile kavramı çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma için seçilmiş olan kitaplar; aile kavramı ile alakalı olarak aile çeşitleri, aile içi ilişkiler ve anne baba tutumlarına göre analiz edilmiştir. Seçilmiş yapıtlar, doküman incelemesiyle içerik analizine tabi tutulmuştur. İncelenmiş olan kitapların sosyal sistemdeki değişmelere paralel olarak aile çeşitlerinin pek çoğunu barındırdığı saptanmıştır. İncelenmiş olan eserlerde aile içi çatışmalar ve ailelerin tutumlarının da pek çok örneği aktarılmıştır. En çok sözü edilen aile tutumları demokratik/destekleyici tutumla ilgisiz tutumdur, bunları takiben otoriter tutum da yer almaktadır. Demokratik/destekleyici tutum sergileyen anne babaların çocuklar ile iletişimlerinin daha pozitif olduğu, otoriter tutum sergileyen anne babaların çocuklarınınsa ilişkilerde çatışmalar deneyimlediği, mutsuz ve içe kapanık olduğu ulaşılan bulgular arasındadır. Yazarlar, çocuk kitabı okuyucularına toplumdaki aile tiplerini, tutumlarını ve aile içi ilişkileri kitaplar üzerinden aktarmıştır. Ailenin toplumdaki yerinden dolayı çocuk duyarlığını yansıtan daha çok eser kaleme alınmasının çocuk edebiyatına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele