Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ham perlit agregalı betonda geri kazanılmış ince agrega ikamesinin betonların mekanik, kılcallık ve yüksek sıcaklık direnci özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

    Hakan Cebeci

    Hafif betonlar birim ağırlıklarının az olmasından dolayı ses ve ısı yalıtımı gerektiren uygulamalarda kullanılmasının yanında gerekli özellikler sağlandığında yapıda taşıyıcı eleman üretiminde de kullanılabilirler. Ülkemizin deprem bölgesi olduğu dikkate alındığında hafif betonların yapıda kullanımının yaygınlaşması, yapıya etkiyen deprem yüklerinin azaltılması açısından önemlidir. Diğer taraftan inşaat beton atıklarının kırılıp, öğütülerek betonda agrega olarak kullanılması hem çevresel atıkların azalmasına hem de doğal kaynakların tüketiminin azalmasına katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada Erzincan ilinden temin edilen ham perlit agregası kullanılarak üretilen hafif betonlarda, farklı oranlarda geri kazanılmış ince agrega (GKİA) ikamesinin mekanik özellikler, kılcallık ve yüksek sıcaklık direnci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla GKİA hacimce %0, %20, %40, %60, %80 ve %100 oranlarında ince ham perlit agregası ile ikame edilerek hafif betonlar üretilmiştir. Yüksek sıcaklık etkisini incelemek için 0℃, 200℃, 400℃, 600℃ ve 800℃ sıcaklıklara maruz bırakılan hafif betonların ağırlık kayıpları, basınç dayanımı kayıpları, ultra ses geçiş hızları ölçülmüş ve hem görsel hem de SEM (taramalı elektron mikroskobu) ile incelenerek elde edilen sonuçlar GKİA ikame oranı ve sıcaklık değişimine göre irdelenmiş ve tartışılmıştır. Ham perlit agregası kullanılarak üretilen hafif betonlarda GKİA kullanım oranı artışı ile betonların mekanik ve durabilite özelliklerinde kayıpların meydana geldiği tespit edilmiştir. Yüksek sıcaklığın beton özelliklerinde ciddi oranlarda kayıplar meydana getirdiği görülmüştür. GKİA ikame oranına bağlı olarak bu kayıplar daha da atmıştır. Kür süresinin 28 günden 90 güne çıkarılmasının betonlar üzerinde olumlu bir etki gösterdiği görülmüştür. %20 GKİA içeriği bu çalışmada GKİA kullanımının önerildiği orandır. %20 GKİA içerikli hafif i beton üretimi ile daha çevre dostu ve sürdürülebilir bir hafif beton üretimi mümkün olabileceği düşünülmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Doğal perlit ile üretilen betonarme kirişlerin basit burulma etkisi altındaki yapısal davranışlarının incelenmesi

    Abdulkadir Türkoğlu

    Betonarme yapıların üretiminde yaygın olarak kullanılan geleneksel agregalar, çevresel etkileri ve ekonomik maliyetleri nedeniyle sürdürülebilirlik açısından çeşitli sorunlar doğurmaktadır. Bu nedenle, yapı sektöründe çevre dostu ve sürdürülebilir malzeme arayışı giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, doğal perlit agregasının betonarme kirişlerin basit burulma etkisi altındaki yapısal davranışına olan etkileri deneysel olarak araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, C25 ve C40 dayanım sınıfındaki geleneksel betonlar ile doğal perlit agregası kullanılarak üretilen P25 ve P40 sınıfındaki betonarme kiriş numuneleri hazırlanmıştır. Numuneler eksenel yükleme altında basit burulma etkisine maruz bırakılmış ve rijitlik, çatlak oluşumu ile nihai burulma kapasitesi gibi yapısal parametreler değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, doğal perlit agregasının kirişlerin burulma davranışını olumlu yönde etkilediğini ve sürdürülebilir beton üretimi için potansiyel bir alternatif oluşturabileceğini ortaya koymuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Deprem mühendisliğinde sismik meta-malzemeler ile izolasyonlu betonarme yapıların sismik davranışlarının araştırılması

    Mehmet Furkan Öz

    Türkiye, aktif fay hatlarının çevrelediği ve düzenli aralıklarla yıkıcı depremlerin yaşandığı bir deprem kuşağında yer almaktadır. Son yıllarda, belirli frekans aralıklarında sismik dalga yayılımını engelleyebilen sismik meta-malzeme sistemleri, deprem mühendisliğinde yenilikçi bir sismik izolasyon yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, meta-malzeme katkılı periyodik temellerin sismik enerjiyi sönümleme performansı deneysel olarak araştırılmıştır. Deneysel sistemde, yatay doğrultuda 7.5 cm deplasman yapabilen, 0.75 kW gücünde servo motorla çalışan ve Arduino IDE yazılımı üzerinden programlanabilen bir sarsma masası kullanılmıştır. Titreşim hareketleri üç farklı adım sayısında (3000, 4000, 5000) oluşturulmuş ve her biri 20,667 saniye süresince test numunelerine uygulanmıştır. Üç farklı temel tipi oluşturulmuştur: (i) yalnızca betonarme plakalardan oluşan geleneksel temel, (ii) betonarme ve kauçuk plakalardan oluşan bir boyutlu periyodik temel ve (iii) piezoelektrik sensörlerle donatılmış bir boyutlu periyodik temel. Test numunelerinin üst yüzeylerine yerleştirilen ivmeölçerlerle 80 ms aralıklarla ivme verileri kaydedilmiştir. Kaydedilen veriler hem zaman (ivme-zaman) hem de frekans (Fourier dönüşümü) düzleminde analiz edilmiştir. Deneysel bulgular, meta-malzeme içeren periyodik temellerin geleneksel temellere kıyasla titreşim enerjisini daha etkili bir şekilde sönümlediğini ortaya koymuştur. Ayrıca piezo destekli sistemde titreşim etkisiyle 1.64 V düzeyine ulaşan elektriksel çıktı elde edilmiş, bu sayede enerji dönüşüm potansiyeli gösterilmiştir. Elde edilen sonuçlar, bu tür yapıların çok işlevli sismik izolasyon sistemlerine dönüştürülebileceğini ve düşük frekanslı titreşimlere karşı yüksek performans sunabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Deprem mühendisliği, Dinamik analiz, Meta-malzeme, Sarsma masası, Titreşim sönümleme

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Sporcularda bilişsel esneklik ve yaratıcılık

    Nazlı Can İnci

    Amaç: Bireysel ve takım sporcularının bilişsel esneklik ve yaratıcılık düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Materyal ve Metot: Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çeşitli branşlarda en az üç yıldır aktif olan 274'ü kadın, 309'u erkek olmak üzere toplam 583 sporcu araştırma grubunu oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Sporcu Bilişsel Esneklik Envanteri ve Sporcular için Yaratıcılık Ölçeği ile toplanmış, analizlerde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t-testi, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların cinsiyet değişkenine göre bilişsel esneklik ve yaratıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Takım sporu yapan sporcuların, bilişsel esnekliğin kontrol alt boyutunda daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. Milli sporcular ile zihinsel antrenman uygulayan bireylerin, bilişsel esnekliğin belirli alt boyutlarında ve yaratıcılık düzeylerinde daha yüksek puanlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca, yaş ve spor yaşı değişkenlerinin hem bilişsel esneklik hem de yaratıcılık ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Haftalık antrenman sıklığının ise yalnızca yaratıcılık düzeyleriyle anlamlı bir ilişki gösterdiği saptanmıştır. Bunun yanı sıra, bilişsel esneklik ile yaratıcılık arasında güçlü ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Araştırma bulgularına göre, bilişsel esneklik ile yaratıcılık arasında güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca milli sporcuların, zihinsel antrenmana yer veren sporcuların ve takım sporcularının bazı bilişsel esneklik boyutlarında daha yüksek puanlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, yaş ve spor yaşı değişkenlerinin bilişsel esneklik ve yaratıcılık üzerinde pozitif yönde etkili olduğu; haftalık antrenman gün sayısının ise yalnızca yaratıcılık ile anlamlı düzeyde ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Karasu Vadisi'nin (Kemah-Kemaliye Arası) Macrochelidae ve Pachylaelapidae (Acari: Mesostigmata) familyalarına ait türlerin belirlenmesi

    Hicran Akyol

    Bu çalışma, Erzincan ili sınırlarında yer alan Kemah ve Kemaliye ilçeleri arasındaki Karasu Vadisi'nden toplanan Macrochelidae ve Pachylaelapidae (Acari: Mesostigmata) familyalarına ait akar türlerinin belirlenmesine odaklanmaktadır. Arazi çalışmaları 2023 ve 2024 yıllarında gerçekleştirilmiş; yosun, döküntü ve toprak örnekleri, bölgedeki çeşitli doğal habitatlardan toplanmıştır. Bu iki familyaya ait toplam 15 tür teşhis edilmiştir. Bu türlerden 4'ü Macrochelidae, 11'i ise Pachylaelapidae familyasına aittir. Bunlar arasında Onchodellus anatolicus Özbek ve Akyol sp. nov. ile Pachyseius biscleritus Özbek ve Akyol sp. nov. bilim dünyası için yeni türler olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında, Pachylaelaps (Pachylaelaps) armiger türünün erkek bireyi ilk kez bu çalışma kapsamında tanımlanmıştır. Pachylaelaps (Pachylaelaps) evansi türüne ait çok sayıda erkek ve dişi birey detaylı şekilde incelenmiş ve elde edilen bulgular doğrultusunda tür yeniden tanımlanmıştır. Bu çalışma, Türkiye akar faunasına yeni türler eklemekte ve mezostigmatid akarlar üzerine gelecekte yapılacak taksonomik araştırmalar için önemli bilimsel veriler sunmaktadır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Su kaynakları yönetimi kavramının ulusal ve uluslararası düzeyde değerlendirilmesi

    Ali Sökmen

    Su, dünya üzerindeki tüm canlıların yaşaması için elzem bir kaynak olup tarım, sanayi ve enerji üretiminde kritik bir rol oynamaktadır ancak küresel ısınma, iklim değişikliği, artan nüfus ve aşırı su kullanımı gibi etkenler, su kaynaklarının kıtlığını ve kirlenmesini hızla arttırmaktadır. Bu nedenle, suyun etkin yönetimi, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önemli bir mesele haline gelmiştir. Bu çalışmada, su kaynaklarının yönetimindeki yaklaşımların incelenmesiyle beraber öncelikle literatür taramasıyla su yönetiminin temel prensipleri belirlenmiştir. Bu prensipler arasında sürdürülebilirlik, entegre kaynak yönetimi ve paydaş katılımı gibi unsurlar yer almaktadır. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler'in su ile ilgili milenyum gelişim hedefleri ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yapılan çalışmalara da yer verilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin su yönetimindeki kurumsal yapı, yasal yapı, stratejik planlar ve sivil toplum kuruluşlarının yapmış olduğu çalışmalar incelenmiş olup nehir havzalarının yönetimi üzerine uygulamada ne tür gelişmeler olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Ulusal durumun ötesinde ise uluslararası kurum ve kuruluşların su kaynaklarının yönetimi üzerine hangi bakış açılarına sahip oldukları ve ne tür çalışmalar yaptıkları üzerine incelemeler yapılmıştır. Nihayetinde ülkemiz su göstergeleri bakımından iyi durumda olmamasının yanında sürdürülebilir bir su kaynakları yönetimini sağlaması gerekli bir olgudur. Ayrıca ülkemizde su yönetimi ile ilgili kurumsal yapılanma ve mevzuattaki karmaşanın giderilip kurumlar arasında iş birliğinin ve koordinasyonun sağlanıp görev ve yetki açısından otoritenin sağlanmasıyla güncel bir su yasası sürecinin tamamlanması gerektiği ortaya çıkmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Perlit agregalı polimer betonların mekanik özelliklerinin incelenmesi

    Ahmet Taha Ciminli

    Bu çalışma, hafif polimer beton üretimi için yeni bir yaklaşım sunarak farklı reçine ve perlit tiplerinin polimer betonun mekanik performansına etkisini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, polimer betonlarda kuvars agregası yerine ince agrega olarak ham ve genleştirilmiş perlitler %0, %5 ve %10 oranlarında kullanılmıştır. Bağlayıcı malzeme olarak doymamış polyester reçinesi ile vinilester reçine seçilmiştir. Polimer betonlar üzerinde; taze yoğunluk, basınç, eğilme, yarmada çekme dayanımları ile UPV, elastisite modülü ve tokluk deneyleri, 7, 28 ve 90 gün sonunda gerçekleştirilmiştir. Ayrıca SEM (taramalı elektron mikroskobu) analizleri sonucunda polimer betonların içyapılarındaki değişimler incelenmiştir. Son olarak içerisinde perlit bulunmayan kontrol betonlarının da üretimleri yapılarak deneysel sonuçlar kıyaslanmıştır. Ham perlit agregası ile polyester reçinesi birleşimi, tüm günler için kontrol betonundan bile daha yüksek basınç dayanımı sonuçlarına ulaştırmıştır. 90 gün sonunda %5 ham perlit agregalı polyester reçineli polimer betonun (PRNP5/90) eğilme dayanımı kontrol betonuna (PRP0/90) göre yaklaşık %13 artış göstermiştir (bu değerler sırasıyla 7.26 MPa ile 6.41 MPa). Yarmada çekme dayanımı sonuçlarına göre vinilester reçineye göre polyester reçinenin, genleştirilmiş perlit agregasına göre de ham perlitin kullanıldığı polimer betonlardan daha iyi sonuçlar alınmıştır. Bağlayıcı reçine tipi, perlit tipi ve oranı, kür süresi gibi parametreler, polimer betonların UPV sonuçları üzerinde etkili olmuştur. Ham perlit agregalı vinilester reçineli polimer betonların elastisite modülü değerleri ile toklukları, polyester reçineli polimer betonlardan daha yüksek elde edilmiştir. SEM analiz sonuçları ile deney sonuçları birbirleriyle uyum göstermiştir. Tüm deneysel sonuçlar göz önüne alındığında ideal perlit tipi ve oranının %5 ham perlit agregası olduğu ortaya çıkarılmıştır. Literatürden farklı ve özgün bir şekilde çok daha düşük reçine oranı ile (%15) mekanik performansı yüksek polyester/vinilester reçineli özellikle ham perlit agregalı hafif polimer betonlar üretilebilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Afet yönetimi için sahra hastanelerinin, geçici barınma alanlarının ve toplanma noktalarının entegre olarak yer seçimi optimizasyonu

    İhsan Demir

    Doğal afetler, can ve mal kaybına sebebiyet veren, çoğunlukla insan kontrolü dışında gerçekleşen ve önlenmesi zor olaylardır. Dünyanın her tarafında zaman zaman doğal afetler meydana gelmektedir. Meydana gelen bu afetler sonucunda maddi ve manevi birçok kayıp gerçekleşebilmektedir. Toplanma ve geçici barınma alanları ile sahra hastanelerinin yerlerinin belirlenmesi, bu afetler sonucunda yaralıların hastanelere sevki doğal afet yönetiminde kilit konulardır. Toplanma alanlarının afet öncesinde belirlenmesi afet sonrasında yaşanacak panik ortamının engellenmesini sağlayacaktır. Doğru yerlere kurulacak olan geçici barınma alanları afetten etkilenen vatandaşların barınma ihtiyaçlarının karşılanması için önem arz etmektedir. Olası bir deprem sonucu oluşabilecek yaralı sayısı hastanelerde hızlı müdahaleyi zorlaştırabilmektedir. Yaralılara en kısa sürede tıbbi müdahalede bulunulması gerekmektedir. Bu çalışmada, olası bir afet durumunda sahra hastanesi, geçici barınma ve toplanma alanlarının yerlerinin belirlenmesi problemleri bir arada ele alınarak stokastik optimizasyon yöntemi ile çözülmüştür. Bu kapsamda, Erzincan ili için olası deprem senaryolarına göre vaka çalışması yapılmış ve farklı senaryolar üzerinden stokastik optimizasyon yöntemi kullanılarak en uygun yerler belirlenmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Gemilerde hibrit sistemlerinin kullanılması ve ekonomik açıdan incelenmesi

    Yusuf Düz

    Yaşadığımız gezegende her geçen yıl insan sayısının artması, sanayi kuruluşlarının sayısı ve üretim miktarlarını arttırması sonucunda elektrik enerjisinin tüketim miktarınında her yıl arttığı görülmektedir. Ortaya çıkan bu enerji ihtiyacının büyük bir kısmının fosil temelli kaynaklardan olması ve fosil kaynakların miktarlarının sınırlı olması sonucunda yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini arttırmaktadır. Özellikle günümüzde kullanılmakta olan gemiler enerji ve hareket ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına fosil yakıtlara ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte Uluslararası Denzicilik Örgütü (IMO), 2053 yılının sonuna kadar doğaya salınan karbon salınımını sıfıra indirmek ve bu amaç doğrultusunda fosil temelli enerji kaynaklarınının kullanımını da bu tarihe kadar sonlandırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda gemilerde enerji ihtiyacının karşılanmasını sağlayan fosil temelli kaynakların kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmaların oldukça büyük önem arz ettiği sonucuna varılmaktadır. Yapılacak olan bu çalışmada İzmir ve Muğla illeri arasından çalışmakta olan yük gemisinin oniki ayda ortalama olarak tükettiği fosil yakıt miktarı sonucunda atmosfere salınım yaptığı sera gazı emisyon miktarlarıyla ilgili değerler paylaşılmıştır. İncelemeye esas teşkil eden eden geminin enerji ihtiyacının belirli bir kısmını sağlayacak hibrit sistemin modellenmesi yapılarak HOMER program aracılığıyla teknoekonomik açıdan analizi yapılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma sonucunda geminin elektrik enerjisi ihtiyacı sadece dizel jeneratörler vasıtasıyla değil güneş ve rüzgar enerjisi vasıtasıyla da karşılanması sağlanmış olacaktır. Yapılan bu çalışma sonucunda daha az fosil yakıt kullanıldığından doğaya salınan emisyon miktarında büyük ölçüde azalma meydana geldiği ve dizel jeneratör bakım masaraflarınında önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Araştımanın sonucunda hibrit enerji sisteminin enerji verimliliği açısından mühim avantajlar sağladığı sonucuna varılmaktadır.Bununla birlikte hibrit enerji sistemlerinin enerji tüketimini en iyi hale getirme ve çevresel sürdürülebilirlik imkanı sağladığı görülmektedir. Yapılan çalışma sonucunda gemide kullanılması planlanan hibrit enerji sisteminin günümüzde kullanılmakta olan fosil temelli kaynaklara olan bağımlılığı ve maliyet kalemini de önemli ölçüde azaltacağı görülmektedir. Bu çalışma sonucunda ileri ki süreçte hibrit enerji sistemlerine sahip gemilerin kullanılmasına yönelik önemli bir emsal teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Anne ve babanın matematik kaygısının öğrencinin matematik kaygısı ve başarısı üzerine etkisi

    Hatice Melike Aras

    Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç; öğrencinin cinsiyeti, sınıf düzeyi, annenin ve babanın eğitim durumu ile öğrencinin ödev yaparken kimden yardım aldığına göre öğrencilerin matematik kaygısı ve başarılarının anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. İkinci amaç ise ebeveynlerin matematik kaygısının öğrencilerin matematik kaygısı ve başarısı üzerindeki doğrudan ve/veya dolaylı etkisini yapısal bir model aracılığıyla değerlendirmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemiyle Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan orta ölçekli bir il merkezindeki beş devlet ve bir özel okuldan seçilen 5, 6 ve 7. sınıflarda öğrenim gören toplam 372 öğrenci ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Veriler Velilere Yönelik Matematik Kaygı Ölçeği, öğrenciler için Matematik Kaygısı Ölçeği ve Matematik Başarı Puanları aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler Bağımsız Örneklemlerde T testi, Tek Yönlü Varyans analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin matematik başarıları cinsiyet ve sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak kız öğrencilerin matematik kaygı düzeyleri, erkek öğrencilere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Anne ve baba eğitim düzeyine göre öğrencilerin matematik başarı puanları anlamlı düzeyde farklılık gösterirken, öğrencilerin kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Ödev yaparken yardım alınan kaynağa göre öğrencilerin matematik başarıları anlamlı biçimde farklılaşırken kaygı düzeylerinde anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ebeveynlerin eğitim düzeyi arttıkça kendi matematik kaygı düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca annelerin matematik kaygısı, babalara kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin matematik kaygısı ile başarıları arasında negatif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ebeveynlerin matematik kaygısının öğrencilerin matematik başarısını doğrudan etkilemediği, ancak öğrencinin matematik kaygısı aracılığıyla dolaylı olarak negatif yönde etkilediği görülmüştür. Bu çalışmada yalnızca anne ve babaların etkisi ele alınmıştır. Gelecekte yapılacak araştırmalarda öğrencilerin matematik kaygısını etkileyebilecek abi, abla, kardeş ve akran gibi diğer çevresel faktörlerin de yapısal modeller aracılığıyla incelenmesi önerilmektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Bağlam temelli sosyal bilgiler dijital ders kitabının öğrenmeye etkisinin incelenmesi

    Zehra Çorlu

    Bu çalışmanın amacı altıncı sınıf sosyal bilgiler dersinde bağlam temelli dijital ders kitabı kullanımının; öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmelerindeki kalıcılığa, mekânı algılama ve harita okuryazarlığı becerilerine etkisini incelemektir. Aynı zamanda bağlam temelli dijital ders kitabının öğrenciler açısından değerlendirilmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın Erzincan il merkezinde rastgele seçilen iki devlet okulunda kontrol (N=86) ve deney (N=54) grupları yansız atama yöntemiyle oluşturulmuştur. 2023-2024 öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilen uygulamada altıncı sınıf Sosyal Bilgiler dersi "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" öğrenme alanına ait kazanım ve beceriler, bağlam temelli öğrenme stratejisine uygun biçimde İneç (2022) tarafından geliştirilen dijital ders kitabına entegre edilerek deney grubunda bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre hem deney hem kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarılarında, öğrenmenin kalıcılığında ve mekânsal düşünme ile harita okuryazarlığı beceri düzeylerinde artış gözlemlenmiştir. Ancak gruplar karşılaştırıldığında deney grubundaki öğrencilerin bu alanlardaki gelişimlerinin kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerden elde edilen sonuçlar bağlam temelli dijital ders kitabının öğrenme ortamını daha eğlenceli ve etkileşimli hale getirdiğini; bağlam zenginliği sayesinde öğrenmeyi kolaylaştırdığını; yalnızca bir öğretim materyali olarak değil aynı zamanda dersi destekleyici bir araç olarak işlev gördüğünü ve mekân algısı gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca öğrencilerin dijital ders kitabına kolayca erişebildikleri de tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekânı Algılama, Harita Okuryazarlığı, Bağlam Temelli Öğrenme, Sosyal Bilgiler, Dijital Ders Kitapları

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ticari defterler ve ticari defterlerle ispat usulü

    Deniz Gömrükçü

    Bu çalışmada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri çerçevesinde ticari defterler ve ticari defterlerin ispat fonksiyonu konusu ele alınmaktadır. İki bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde, ticari defter kavramı, tarihi gelişimi ve Türk hukukunda ticari defterlere ilişkin var olan kanuni düzenlemelerin seyri ele alınmış; ticari defterlerin tutulmasında benimsenen sistemler, zorunlu ve ihtiyari olarak tutulacak olan ticari defterler ile ticari defterlerin türleri hakkında detaylı bilgi sunulmuştur. Ayrıca ticari defterlerin tacirler ve kamu açısından sağladığı faydalar vurgulanmış, ticari defter tutma zorunluluğuna aykırılık halinde ortaya çıkan hukuki sonuçlar incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, ticari defterlerin uyuşmazlıklar bağlamında ispat gücü irdelenmiştir. Ticari defterlerin mahkemelerde delil olarak kullanılabilmesi için aranılan koşullar, mahkemeye ibrazı, defterlerden suret alınması ve uyuşmazlıkların çözümü için ticari defterlerin teslimine ilişkin süreçler açıklanmaya çalışılmıştır. Ticari defterlerin, sahibi lehine delil olması için aranılan şartlar ve defterlerin sahibi aleyhine delil olma durumu ele alınmış, mahkemelerde ticari defterlerin nasıl işlev gördüğü üzerinde durulmuştur. Ayrıca, ticari defterlerin kesin ve takdiri delillerle karşılaştırması yapılmış, ticari uyuşmazlıkların çözümünde nasıl kullanılabileceği ele alınmıştır. Tezimizde ticari defterlerin hukuki niteliği ve ispat fonksiyonu, güncel yargı kararları ışığında incelenmeye gayret edilmiş ve uygulamada ticari defterlerle ispat konusunda karşılaşılan sorunların tespiti ile bunlara dair olası çözüm önerileri açıklanmaya çalışılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Zihinsel antrenmanının psikofizyolojik etkileri: Badminton branşı üzerine bir araştırma

    Zehra Erdem

    Amaç: Araştırmada zihinsel antrenman programının badmintoncuların psikofizyolojik becerileri üzerine etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışmaya lisede öğrenim gören, en az üç yıl spor yaşına sahip 15 badmintoncu katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sporcu Bilişsel Esneklik Envanteri (SBEE)", "Sporda Özgüven Ölçeği (SÖÖ)", "Depresyon- Anksiyete – Stres Ölçeği (DASS-21)", "D2 Dikkat Testi" ve "Polar H10 Kalp Atış Hızı Sensörü" kullanılmıştır. Çalışmada normallik dağılımları için Shapiro Wilk ve Kolmogorov Smirnov değerlerine bakılmıştır. Verilerin analizi için; betimsel analizler (frekans, yüzde ve aritmetik ortalama), bağımsız örneklem t-testi, bağımlı örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Uygulama ve kontrol grupları ön test ve son testler arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Uygulama sonrası deney grubu depresyon, kaygı ve stres seviyelerinde azalma görülürken deney grubu özgüven, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerinde anlamlı artışlar görülmüştür. Aynı zamanda kalp atım hızında anlamlı düzeyde azalma görülmüştür. Sonuç: Çalışmada zihinsel antrenman programı badmintoncuların psikofizyolojik becerilerini pozitif yönde etkilemiştir. Dolayısıyla zihinsel antrenman programının badmintoncuların performansını ve psikofizyolojik becerilerini artırmada etkili bir yöntem olduğu tespit edilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yeni imin bileşikleri ile bunların bazı metal komplekslerinin sentezi, karakterizasyonu ve farklı kanser hücre hatları üzerindeki antiproliferatif aktivitelerinin incelenmesi

    Kadir Merkit

    Amaç: Bu tez kapsamında bir Schiff bazı ligandı ile metal komplekslerinin sentezi, yapısal karakterizasyonu ve insan kolon kanseri hücre hattı (HT-29), meme kanseri hücre hattı (MCF-7) ile akciğer kanseri (A549) hücre hatlarında biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirildi. Materyal ve Metot: Sentezlenen bileşiklerin yapısal karakterizasyonunda elemental, spektroskopik ve termal analiz teknikleri kullanılırken biyolojik aktivite çalışmaları MTT metodu ile gerçekleştirildi. Bulgular: Bir salisilaldehit türevi olan 2,4-dihidroksibenzaldehit ile 2-amino-4-klorofenol'ün reaksiyonundan bir Schiff bazı ligandı ve bu ligandın metal asetatları ile uygun şartlarda gerçekleştirilen reaksiyonundan metal kompleksleri sentezlendi. Bileşiklerin yapıları enstrümental analiz yöntemleri kullanılarak aydınlatıldı ve biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirildi. Sonuç: Schiff bazı ligandı ve metal komplekslerinin sentezleri gerçekleştirildikten sonra yapısal karakterizasyon çalışmaları yapıldı. A549, HT-29 ve MCF-7 hücre hatlarında hücre kültürü çalışmaları gerçekleştirildi ve ligandın geçiş metalleriyle oluşturduğu komplekslerin, hücrelere karşı ligandın tek başına oluşturduğundan çok daha güçlü bir sitotoksik etkiye sahip olduğu gözlemlendi. Bu sonuçlarla Schiff bazı ligand ve metal komplekslerinin biyolojik olarak metalleri içermesi durumunda, antikanser ajan olarak kullanılma potansiyelini destekleyerek in vivo çalışmalarla desteklenmesi gerektiği de belirlendi. 2025, 105 Sayfa Anahtar Kelimeler: Aminofenol, Antiproliferatif Aktivite, Ligand, Metal Kompleks, Schiff Bazı

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Perklorat-seçici kompozit potansiyometrik sensör geliştirilmesi

    Elif Meral

    Bu tez çalışması, perklorat iyonlarının potansiyometrik tayini için yeni bir bütünüyle katı hal kompozit iyon seçici elektrodun (ISE) geliştirilmesini konu almaktadır. Algılayıcı elektrot tabakasının aktif bileşeni olarak (iyonofor), metiltrioktilamonyum klorür (MTOACl) tuzu kullanılmıştır. İyon seçici kompozit tabakanın optimum formülasyonunu belirlemek amacıyla, farklı kütle oranlarında grafit, poli (vinil klorür) (PVC), çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT), plastikleştirici ve iyonik katkı maddesi kullanılarak çeşitli kompozisyonlara sahip kompozit ISE'ler üretilmiş ve potansiyometrik performans parametreleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, 5 mg MTOACl, 20 mg PVC, 40 mg 2-nitrofeniloktileter (o-NPOE) ve 60 mg grafit kullanılarak hazırlanan kompozitin en üstün potansiyometrik özellikleri sergilediğini göstermiştir. Optimum kompozisyonda hazırlanmış kompozit kullanılarak hazırlanan kompozit elektrot, 5,0×10⁻6 ila 1,0×10⁻¹ M perklorat konsantrasyon aralığında doğrusal bir cevap, -51.5 mV/on katlık konsantrasyon değişimi eğimli bir Nernst yanıtı, 2,0×10-6 M bir tayin sınırı, 3,5-9,0 arasında bir pH çalışma aralığı ve yaklaşık 10 saniyelik bir yanıt süresi sunmaktadır. Geliştirilen elektrotun, perklorat iyonlarına karşı yüksek düzeyde tekrarlanabilir, kararlı ve seçici bir potansiyometrik cevap gösterdiği saptanmıştır. Elektrodun analitik başarısı, içerisine perklorat ilave edilmiş musluk sularının perklorat iyonu içeriğinin doğrudan kalibrasyon yöntemi kullanılarak başarıyla tayin edilmesiyle gösterilmiştir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ergan Dağı (Erzincan)'nın farklı yüksekliklerinde yetişen bitkilerin antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi

    Gökhan Adıgüzelli

    Bu çalışma, Erzincan ili sınırları içerisinde yer alan Ergan Dağı'nın 1500 m ile 3000 m rakım aralığında doğal olarak yayılış gösteren bitki türleri üzerine gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 1500 m'de (Glaucium leiocarpum Boiss., Astragalus ornithopodioides Lam., Alcea calvertii (Boiss) Boiss.), 2000 m'de (Globularia trichosantha Fisch. & C.A. Mey, Hypericum scabrum L., Tanacetum mucroniferum Hub. Mor. Et Grierson, Inula oculus-christi L., Onobrychis cornuta (L.) Desv., Barbarea auriculata Hausskn. Ex Bornm), 3000 m'de (Scorzonera sericea DC., Hedysarum erythroleucum Boiss., Astragalus nezaketiae A. Duran & Aytaç) farklı rakımlarda yetişen toplam 12 bitki türü seçilmiştir. Bitkilerin yaprak, dal ve kök organlarından örnekler alınıp metanol ekstaksiyonu yapılarak toplam fenolik (TPC) ve flavonoid (TPF) içeriği ile antioksidan aktivite (DPPH, FRAP) miktarlarının analiz edilmiştir. Antioksidan aktiviteleri incelendiğinde; Globularia trichosantha bitki türünde en yüksek değerler belirlenmiştir. DPPH aktivitesi yaprakta 47,86±1,70, dalda 108,09±1,29, kökte ise 60,57±0,74 olarak ölçülmüştür. Fenolik içerik ise yaprakta 82,56±0,46, dalda 56,71±2,12, kökte ise 59,75±2,11 olarak tespit edilmiştir. FRAP aktivitesi yaprakta 54,87±1,54, dalda 41,09±3,06, kökte ise 48,95±2,73 olarak belirlenmiştir. Flavonoid içerik verileri ise Globularia trichosantha yaprakta 59,81±2,31, dalda 31,62±3,55 olarak tespit edilirken, Hypericum scabrum kökte 35,71±2,73 olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçları SPSS 22 programı ile değerlendirilmiş ve farklı rakımlarda bitkilerin fenolik ve flavonoid içerikleri ile antioksidan aktiviteleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Özellikle biyoaktif bileşenler ile antioksidan aktiviteler arasında güçlü bir pozitif korelasyon olduğu gözlenmiştir. Bulgular, rakımın bitkilerin biyoaktif bileşenleri ve antioksidan potansiyeli üzerinde önemli bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle 2000 m rakımında yetişen Hypericum scabrum, Tanacetum mucroniferum ve Globularia trichosantha türleri, gösterdikleri antioksidan performans ile farmasötik araştırmalar açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Enerji ve sporcu içeceklerinin diş yüzeyinde erozyon oluşturma potansiyelinin ve kalsiyum-fosfat iyonlarının kaybının taramalı elektron mikroskobu ile belirlenmesi

    Mousa Mohammed Khaleel

    Diş erozyonu çok faktörlü bir durumdur ve karmaşık bir etiyolojiye sahiptir. Erozyonun oluşmasında veya önlenmesinde her faktör rol oynar. Zamanla, tüm bu faktörlerin etkileşimi, yüzeyin ilerlemesine veya aslında korunmasına yol açabilir. Aside maruz kalmanın en önemli dışsal kaynağı, karmaşık bileşime ve eroziv hasar potansiyeline sahip çok sayıda bileşen ve ürünü içerebilen diyettir. Diyet dışında hastanın yaptığı meslek ve spor da eroziv yıpranmaya neden olabilir. Kimya endüstrisindeki çalışanlar veya profesyonel şarap tadımcıları, artan asit-diş teması nedeniyle daha yüksek erozyon riskine sahiptir. Katkıda bulunan etiyolojik faktörleri tanımak ve sonuç olarak diğer daha karmaşık, dişle ilgili olmayan bozuklukları (gastroözofageal reflü, yeme bozuklukları gibi) tanımlamak için diş aşınması lezyonunun tipini belirlemek önemlidir. Her lezyon tipinin kendine özgü bir morfolojiye ve mekanizmaya sahip olduğu açıktır ve etiyolojik süreçleri, özellikle de abfraksiyon başlangıcının altında yatanları netleştirmek için daha ileri klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Erzincan'da siyasi hayat (1960-1980)

    Ömer Faruk Kayser

    Eski çağlardan günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan Erzincan, doğal ve beşerî afetlere rağmen tarih boyunca varlığını korumuştur. Türklerin Anadolu'yu fethinden sonra bir Türk-İslam şehri kimliği kazanan Erzincan, dönemsel olarak farklı fonksiyonlar üstlenmiştir. Ortaçağ ve Yeniçağ 'da bilim, kültür ve tasavvuf merkezi olarak öne çıkan şehir, 19. yüzyıldan itibaren bu özelliklerine askerî bir kimlik de eklemiştir. Erzincan üzerine özellikle Ortaçağ ve Osmanlı dönemlerine dair birçok araştırma yapılmış olsa da yakın dönem tarihine ilişkin incelemeler sınırlıdır. Bu çalışma, Erzincan'ın 1960–1980 yılları arasındaki sosyo-politik yapısını inceleyerek literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın giriş kısmında konunun kapsamı, amacı, hipotezi ve kullanılan kaynaklar ele alınmıştır. Birinci bölümde Erzincan'ın tarihi coğrafyası, siyasi gelişimi, nüfus yapısı ve idari teşkilatlanması genel hatlarıyla değerlendirilmiştir. İkinci bölümde 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrası yeniden şekillenen Türk siyasetinin Erzincan'daki yansımaları, seçim süreçleri ve yerel siyaset detaylandırılmıştır. Üçüncü bölümde ise 1970'li yıllarda ülke genelinde yaşanan siyasi çalkantıların Erzincan'daki etkileri, toplumsal huzursuzluklar, sonuçları ve seçim süreçleri incelenmiştir. Sonuç kısmında, çalışmada ulaşılan genel değerlendirmelere ve buradan çıkarılan sonuçlara yer verilmiş; bazı veriler tablo ve grafiklerle desteklenerek Erzincan'ın yakın dönemine dair kapsamlı bir perspektif sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erzincan, Partiler, Seçimler, Çok Partili Hayat, Siyasi Hayat

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin bilişüstü beceri ve sınav kaygısı düzeylerinin matematiğe yönelik tutumlarıyla ilişkisi

    Lokman Başaran

    Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin bilişüstü beceri ve sınav kaygısı düzeylerinin matematiğe yönelik tutumlarıyla ilişkisi incelenmesi amacıyla yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Ankara ili Etimesgut ilçesinde bulunan bir devlet okulunda 8. sınıfa devam etmekte olan 650 öğrencidir. Araştırmanın örneklemi ise evren içerisinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olan 200 öğrencidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgiler formu, Pintrinch ve De Groot (1990) tarafından geliştirilmiş olan ve Üredi (2005) tarafından Türkçe uyarlaması yapılmış olan "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği"nin "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri" boyutundaki 13 maddelik "Bilişsel Strateji Kullanımı Ölçeği", Başol (2017) tarafından geliştirilen "Ayda Sınav Kaygısı Ölçeği" ve Kabaca (2006) tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde istatistiksel veri analiz programı kullanılmış, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki anlamlılık düzeyi (p) = 0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada, öğrencilerin bilişüstü beceri, sınav kaygısı ve matematiğe yönelik kaygı düzeylerinde; cinsiyet, yaş, anne eğitim durumu, okul öncesi eğitim alma, dershaneye gitme, okul dışında ders alma, derslerinde aileden destek alma, günlük ve haftalık ders planı olma, günlük ve haftalık soru çözme hedefi olma durumlarının etkili olduğu bulunmuştur. Araştırmada öğrencilerin bilişüstü beceri, sınav kaygısı ve matematiğe yönelik tutum düzeyinin orta olduğu, öğrencilerin matematiğe yönelik tutumunu bilişüstü beceri düzeyi pozitif, sınav kaygıları negatif yönde etkilediği, bilişüstü beceri ve sınav kaygısının matematiğe yönelik tutumu anlamlı bir şekilde yordamakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele
  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Melissa officinalis bitki ekstresi ve osimertinibin küçük hücreli dışı akciğer kanseri hücre hattı üzerinde sinerjik antikanser etkilerinin incelenmesi

    Esra Tuba Sezgin

    Kanser dünya çapında farklı türleri ile pek çok insanı etkileyen ve prognozunun genelleştirilmesi çok zor olan en önemli hastalıkların başında gelmektedir. Tedavide yeni nesil ilaçların geliştirilmesi ve cerrahi alandaki yenilikler hastaların yaşam sürelerini önemli ölçüde uzatmaktadır. İlaçlara karşı oluşan içsel ve dışsal direnç tedavinin önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir. Akciğer kanserinde görülen kemorezistans da hastalığın nüks etmesine neden olup sağkalım oranlarını düşürmektedir. Kemorezistansa karşı yapılan çalışmalar bazı fitokimyasalların kanser hücrelerinin ilaç direncini aşabileceğine dair birçok kanıt sunmaktadır. Daha az yan etkiye sahip olmaları nedeniyle bitkisel ürünler, kanser tedavisinde giderek daha fazla ilgi görmektedir. Osimertinib oral olarak kullanılan, üçüncü nesil, geri dönüşsüz bir epidermal büyüme reseptörü tirozin kinaz inhitörüdür. Epidermal Büyüme Reseptörü aktive edici mutasyonlardan olan T790M direnç mutasyonlarını seçici olarak inhibe etmektedir. Melissa officinalis (M. officinalis) bitkisi düşük toksisitesi sayesinde çeşitli kanser türlerinin ve birçok kronik hastalığın uzun vadeli tedavisinde yardımcı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bitkinin esansiyal yağının ve ekstraktlarının antikanser ve antiprolifreatif özellikleri pek çok insan kanser hücre hattında çalışılıp, anlamlı sonuçlar alınmıştır. Tez kapsamında in vitro şartlarda Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri hücreleri üzerinde M. Offıcinalis'in su ve metanol ekstresi ile osimertinibin sinerjik etkisi araştırılmıştır. Denemesi yapılan tüm dozlarda antagonizm belirlenmiş olup Compusyn Programı aracılığıyla en yüksek CI değeri 3031,44 olarak, M. Offıcinalis'in Metanol ekstraktı-osimertinib kombinasyonunun, sırasıyla 50 µg/ml- 50 nM dozlarında 48 saat inkübasyon sonrasında belirlenmiştir. En yüksek antagonistik bir etki belirlenen bu kombinasyonda bazı apoptotik ve pro-apoptotik genlerin ifade seviyeleri incelenerek kombinasyonel etkinin hangi metabolik etkileri olduğu kısmen ortaya koyulmuştur.

    RDL Kalıcı Kaydıİncele