Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    İslam aile hukuku bağlamında devlet başkanının tasarruf yetkisi (TMK ile karşılaştırmalı olarak)

    Malik Talan

    İnsanlığın ilk yıllarından itibaren aile kurumunun kullanılması, bu kurumun hukuksal alanda da önemli bir yer tutmasına vesile olmuştur. Bu önemli konumu itibariyle her toplumda aile hukukunun özel bir yeri bulunmaktadır. İslam hukukunda ise aile hukukunun çok daha geniş bir yeri vardır. Bu durum İslam dininin aileye verdiği önemin bir tezahürüdür. Toplumların yapısında gerçekleşen önemli değişiklikler aile hukuku alanında da bazı şekil şartlarının güncellenmesi zorunluluğunu doğurmuştur. Mesela eski toplum yapısında tamamen geçerli olan sözlü kültür bugün için eski etkisini kaybetmiştir. Sözlü kültür üzerine bina edilen aile hukuku da bu sebeple bazı değişikliklere ihtiyaç duymuştur. Bu çalışmamızda özellikle son yüzyılda ülkemizde meydana gelen sosyal değişiklikler ele alınmış devlet otoritesinin aile hukukuna yaptığı müdahalelerin İslam hukuku açısından değerlendirmesi yapılmıştır.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Kabul ve adanmışlık terapisi temelli psikoeğitim programının deprem travması ve psikolojik esnekliğe etkisi

    Müfide Merve Yazıcıoğlu Coşgun

    Deprem sonrası en sık görülen psikolojik sorunlardan biri travma sonrası stres bozukluğudur. Bu nedenle araştırmada, depremzedelerin psikolojik esneklik düzeylerini artırmak ve travmatik belirtileri azaltmak amacıyla Kabul ve Adanmışlık Terapisi (KAT) temelli bir psikoeğitim programı (KATDEP) geliştirilmiş ve etkililiği değerlendirilmiştir. Eşzamanlı karma yöntem deseninin kullanıldığı çalışmada; nicel bölümde 2×3'lük yarı deneysel desen, nitel bölümde ise fenomenoloji (olgu bilim) yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma grubu, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenmiş 26 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Nicel verilerin analizinde karışık desenlerde ANOVA, nitel verilerin analizinde ise tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel bulgular, katılımcıların deprem öncesi, anı ve sonrasında yaşadıkları travmatik deneyimleri detaylı biçimde ortaya koymuştur. Deney grubundaki katılımcılar, uygulanan psikoeğitim programını içerik ve uygulanabilirlik açısından olumlu değerlendirirken; kontrol grubundaki katılımcılar süreçte değişiklik yaşamadıklarını dile getirmişlerdir. Hem sayısal veriler hem de katılımcı anlatıları, KATDEP'in psikolojik esnekliği artırmada (F(1,723)= 47.209; p < .001; Ƞ2=.692) ve travmayı azaltmada (Λ = .339; F(2-42)= 24.20; p=,000; ƞ2 =.661) etkili bir araç olduğu kanıtlanmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İslâm hukukunda merdûd hadis kullanımı ile ilgili teori pratik uyumsuzluğu

    Tuğba Tekirdağ

    İslâm tarihinde Hz. Peygamber'in vefatıyla birlikte Müslümanlar arasında özellikle Hz. Ali'nin hilafet döneminde İslâm toplumunda meydana gelen tefrika olayları hadis uydurma hareketinin başlamasına sebep olmuş, gerek siyasî, gerek itikadî gerekse fıkhî konularda ihtilaflar yaşanmıştır. Bu olaylar güvenilir ve doğru haberi elde etme yöntemlerini geliştirmeye yönelik çalışmaların yapılmasına zemin hazırlamıştır ve bu alanlarda hadis kullanımına yönelik bazı ilkeler vaz edilmiştir. Bu çalışmada bu ilkelerin neler olduğu ortaya konulmuş ve İslâm hukukçularının koydukları bu kurallara uyup uymadıkları ve uymadılarsa hangi sebeplerle kuralları esnettikleri araştırılmıştır. Çalışmamız giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde çalışmamız ile ilgili temel kavramlar olan sünnet ve hadis, mütevâtir ve âhâd, makbul ve merdûd, yakîn ve zan, fıkıh ve ahkâm kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise İslâm hukukunda makbul hadis kullanımı zorunluluğu, hadislerde zaafiyetin beyan zorunluluğu, uydurma rivâyetlerle amel etmeme ve uyarısız nakletmeme zorunluluğu, fıkıhta zayıf ve uydurma hadis kullanımına dair âlimlerin görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmamız neticesinde âlimlerin, gerek itikatta gerek ahkâmda gerekse ahlak konularında zayıf hadislerle amel edilmeyeceğini belirtmiş olsalar da maalesef bu alanların hepsinde de zayıf hadis kullandıkları tespit edilmiştir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Mesleki stresin algılanan çalışan performansına etkisinde iş-aile çatışmasının aracı, meslektaş desteğinin düzenleyici rolü: ARFF memurları örneği

    Fikret Bayat

    Bu araştırmanın temel amacı, mesleki stresin algılanan çalışan performansı üzerindeki etkilerini, iş-aile çatışmasının aracılık rolü ve meslektaş desteğinin düzenleyici rolü bağlamında incelemektir. Araştırma, Devlet Hava Meydanları İşletmesine (DHMİ) bağlı havalimanlarında görevli 466 ARFF (Airport Rescue and Fire Fighting) Memuru ile yapılmış olup, elde edilen veriler SPSS, AMOS ve SMART-PLS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler, araştırma hipotezlerinin doğruluğunu test etmek ve önerilen modelin geçerliliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, mesleki stresin çalışan performansı üzerinde negatif bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca mesleki stresin, iş-aile çatışmasını artırdığı ve bu çatışmanın da çalışan performansını olumsuz yönde etkilediği gözlemlenmiştir. İş-aile çatışmasının, mesleki stres ile çalışan performansı arasındaki ilişkide önemli bir aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, meslektaş desteği, iş-aile çatışması ile algılanan çalışan performansı arasındaki ilişkide düzenleyici bir etki göstermektedir. Araştırma ayrıca mesleki stresin iş-aile çatışması aracılığıyla çalışan performansı üzerindeki dolaylı etkisinde meslektaş desteğinin düzenleyici rolünü desteklemektedir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Parasal aktarım mekanizmasının hanehalkı bilançolarına yansımaları: Türkiye örneği

    Halil Tanyıldızı

    Parasal aktarım mekanizması, politika faizi ekseninde çeşitli kanalları kullanarak toplam talebi yönlendirmeyi hedefleyen, nihai amacı fiyat istikrarı olan uygulamaları içermektedir. Ulusal bilançoların önemli bir bileşeni olarak ekonomik aktör konumundaki hanehalkı ise parasal aktarım mekanizmasının muhatapları arasında toplam talebe bakan yönüyle ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada, hanehalkı, ekonomik aktör yönü ile ele alınarak, hanehalkının parasal aktarım mekanizması uygulamalarından ne ölçüde etkilendiği sorusuna cevap aranmıştır. Parasal aktarım mekanizması yaratılan finansal koşulları temsil etmek üzere; politika faizi, nominal döviz kuru ve TÜFE değerleri üzerinden takip edilmiştir. Hanehalkının ekonomik aktör boyutunu nicelleştirebilmek için ise hanehalkı bilançoları kullanılmıştır. Türkiye'de veri merkezleri tarafından hanehalkı bilançoları şeklinde bir veri seti raporlanmadığı için bilançoyu oluşturan hesap kalemleri çeşitli veri kaynaklarından elde edilen bilgiler doğrultusunda konsolide edilerek bir bilanço tahmininde bulunulmuştur. Çalışma, 2014-2024 tarihsel aralığını kapsamakta olup Johansen eş bütünleşme testi kapsamında oluşturulan 3 farklı ekonometrik model doğrultusunda, nominal döviz kurunun ve faiz oranları güdümünde şekillenen enflasyon oranlarının hanehalkı bilançoları üzerinde belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de parasal aktarım kapsamında yaratılan finansal koşulların, hanehalkı bilançoları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Çalışmanın, parasal aktarıma ilişkin mevcut literatürü genişleteceği düşünülmektedir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Favipiravirin sıçanlarda doz ilişkili mesane toksisitesi. Biyokimyasal ve histopatolojik değerlendirme

    Ömer Faruk Demir

    Amaç: Favipiravirin sıçanlarda doza bağımlı mesane toksisitesine etkisini biyokimyasal ve histopatolojik olarak araştırmaktır. Materyal ve Metot: Deney hayvanları sağlıklı (SG), 100 mg/kg favipiravir (FAV-100), 200 mg/kg favipiravir (FAV-200), 400 mg/kg favipiravir (FAV-400) olarak dört gruba ayrıldı. Hayvan gruplarına sırası ile favipiravir 100, 200 ve 400 mg/kg dozlarda oral yoldan gavaj ile mideye verildi. SG grubuna ise sadece distile su oral gavaj ile (1 ml) uygulandı. Bu prosedür günde iki kez bir hafta boyunca tekrarlandı. Bulgular: Biyokimyasal deney sonuçlarımız, Favipiravirin sıçan mesane dokusunda doza bağımlı bir şekilde Malondialdehit (MDA) ve Total Oksidan Status (TOS) gibi endojen oksidan parametrelerin artmasına, Total Glutatyon (tGSH), Süperoksid Dismutaz (SOD) ve Total Antioksidan Status (TAS), Katalaz (CAT) gibi antioksidanların azalmasına yol açtığı izlenmiştir. Histopatolojik olarak değerlendirildiğinde FAV 400 grubunda inflamasyon şiddeti diğer gruplara kıyasla en yüksek düzeydeyken, doz arttıkça inflamasyon şiddetinin arttığı izlenmiştir Sonuç: Favipiravirin dozu arttıkça, sıçanların mesane dokularındaki oksidan düzeylerin arttığı, antioksidan düzeylerinin azaldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, favipiravirin sıçanlarda doza bağımlı olarak mesane toksisitesine neden olduğu görülmüştür. 2025, 85 Sayfa Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Favipiravir, Mesane Toksisitesi, Oksidan

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Yeni sentezlenen Schiff bazı metal komplekslerinin karbonik anhidraz I ve II izoenzimlerinin aktivitesi üzerine etkilerinin incelenmesi

    Arzu Orhan

    Amaç: Bu tez çalışmasında, Glokom hastalığının tedavisinde kullanılan Asetazolamide alternatif olarak yeni sentezlenen Schiff bazı ligandı (LH) ve metal kompleksleri (CoL2, CuL2, NiL2 ve ZnL2)'nin hCA I ve hCA II izoenzimlerinin aktiviteleri üzerindeki inhibisyon etkilerini belirlemek üzere çalışmalar yapılmıştır. Materyal Metot: Bu kapsamda gerçekleştirilen tez çalışmasında, sentezlenen Schiff bazı metal komplekslerinin hCA I ve hCA II izoenzimleri üzerindeki inhibisyon etkileri incelenmiştir. Asetazolamid pozitif kontrol olarak kullanılmıştır. Her bir metal kompleksi için IC50 ve Kİ değerleri hesaplanmış ve inhibisyon türleri belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmada IC50 ve KI değerleri hCA I izoenzimi için sırasıyla 111,70 ± 2,18-771,90 ± 17,55 nM ve 99,16 ± 9,21- 721,90 ± 53,46 nM aralığında olduğu belirlendi. Aynı parametreler hCA II izoenzimi için sırasıyla 160,50 ± 3,27- 1076,00 ± 29,39 nM ve 125,60 ± 9,31-1033,00 ± 56,99 nM aralığında hesaplandı. Sonuç: Çalışmada kullandığımız Schiff Bazı metal komplekslerinden CoL2 bileşiğinin hCA I enzimini önemli ölçüde inhibe ettiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnhibisyon, Karbonik Anhidraz, Schiff Bazı Metal Kompleksleri

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    Türkiye Potentilla l.Beşparmakotu (rosaceae/gülgiller) cinsi taksonlarının fonksiyonel karakterleri (morfolojik ve fenolojik) ile fitocoğrafya bölgeleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

    Gülhan Gökçe

    Türkiye'de Potantilla L. (Beşparmakotu) cinsinin 58 türü (61 takson) bulunmaktadır. Literatüre göre bu taksonlardan 16 tanesi Avrupa-Sibirya, 13 tanesi Iran-Turan ve 10 tanesi de Akdeniz Fitocoğrafya elementidir. 21 tanesinin ise fitocoğrafi bölgesi bilinmemektedir. Cinsin morfolojik fonksiyonel karakterlerin, taksonların bilinen fitocoğrafi bölgelerine göre nasıl bir uyum gösterdiğini belirlemek ve fitocağrafi bölgesi belli olmayan taksonların hangi fitocoğrafi bölgeye ait olabileceğini saptamak çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Literatüre dayalı belirlenen vejetatif ve üreme yapılarına ilişkin kategorik karakterler ANOSIM (Benzerlik Analizi), NMDS (Mertic Olmayan Çok Boyutlu Ölçekleme) ve PCA (Temel Bileşen Analizi) analiz yöntemleri ile analiz edildi. Bulgulara göre, taksonlara ait karakterlerin fitocoğrafi bölgelerden daha çok habitat tipleriyle ilişkili olduğu saptandı. Araştırma bulguları dikkate alındığında literatürlerde Potentilla L. taksonlarının hangi fitocoğrafi bölge elementi olduklarının subjektif olarak belirlendiğine karar verildi. Potentilla L.taksonların fitocoğrafi bölgelerinin belirlenmesi için, iklimsel koşullardan etkilenen özellikler başta olmak üzere daha detaylı fizyolojik, anatomik ve mikromorfolojik karakterlere gerek duyulduğu sonucuna ulaşıldı.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Doğu Anadolu Bölgesi asma arazi gen bankasında bulunan yerel çeşitlerin külleme (Erysiphe necator) ve mildiyö (Plasmopora viticola) hastalıklarına tolerans derecelerinin belirlenmesi

    Tevhit Geçim

    Bu çalışma, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki asma genetik kaynakları arasından seçilen 203 yerel çeşit ile 2 toleranslı (Regent, Kishmish Vatkana) ve 2 hassas (Karaerik, Italia) kontrol çeşidinin, bağ küllemesi (Erysiphe necator) ve mildiyö (Plasmopara viticola) patojenlerine karşı toleranslılık düzeylerinin belirlenmesini ve farklı tolerans seviyelerine sahip genotiplerde direnç genlerinin analizini amaçlamaktadır. 2023 yılında, Erzincan Asma Arazi Gen Bankası'nda doğal enfeksiyon koşullarında yürütülen ön değerlendirmelerde, sporülasyon yoğunluğu ve nekroz oluşumuna dayalı görsel bir skala aracılığıyla hastalık şiddeti skoru hesaplanmış, veriler Towsend-Heuberger formülüyle analiz edilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, doğal enfeksiyona karşı yüksek veya orta düzeyde tolerans gösterdiği belirlenen 60 genotip ön plana çıkmıştır. 2024 yılında, bu genotipler üzerinde yürütülen suni inokülasyon çalışmaları; arazi, sera ve laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmiş ve benzer kriterlere göre hastalık şiddeti ve duyarlılık düzeyleri yeniden değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; arazi koşullarında 11, sera ortamında 18 ve laboratuvar koşullarında 11 genotip yüksek düzeyde tolerans göstermiştir. Ayrıca doğal enfeksiyon çalışmasında seçilen 60 genotip ile birlikte kontrol çeşitlerinden elde edilen yaprak örneklerinden DNA izolasyonu yapılmış; külleme ve mildiyö hastalıklarına karşı dirençle ilişkili 7 farklı moleküler markör kullanılarak PCR çoğaltımları gerçekleştirilmiştir. Markör analizleri sonucunda, külleme direnç geni Ren1 lokusuna ait UDV-020 ve VMC9h4-2 markörleri sırasıyla 16 ve 20 genotipte; Ren3 lokusuna ait UDV-015 markörü ise 19 genotipte pozitif bant vermiştir. Mildiyö direnç geni Rpv3 lokusu için kullanılan VMC7F2 ve VMCNG2F12 markörleri sırasıyla 17 ve 7 genotipte, Rpv4 lokusuna ait VMCNg2e1 ve VMC7h3 markörleri ise sırasıyla 25 ve 19 genotipte bant varlığı göstermiştir. Elde edilen bulgular, Doğu Anadolu Bölgesi'ne özgü üzüm genetik kaynaklarının hastalıklara dayanıklılık bakımından önemli potansiyele sahip olduğunu ve bu genotiplerin ıslah programlarında değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Kısıtlı minimal süpersimetrik tip-ı seesaw modeli ile tau bozunmalarında lepton türü değişimi ihlali

    Mahmoud Albarı

    Tau Lepton'un elktronlara ve muonlara bozulmasında Lepton Lezzet İhlali (LFV) Tahterevalli model tarafından genişletilen kısıtlı minimal süpersimetrik standart model (MSSM) içinde incelenmiştir. Majorana nötrinolarının kitle ölçeğinin ölçeğinden çok daha büyük olduğu varsayılarak Supersimetri (MR >> MSUSY). Elde edilen Weinberg operatörü büyük tarafından bastırılıyor Enerji Ölçeği Mr ~ 10^14 Hafif nötrinos kütlelerini üreten GEV. Lepton için bozulma oranları Tau Lepton bozunmalarını ihlal eden lezzet, süperimetrik yüksek ölçekli tahterevalli modeller kullanılarak değerlendirilir. Tau'nun muon-elektron bozulmalarına dallanma oranının üst sınırının değeri ayarlanacak ve gelecekteki koligiderlerin hassasiyeti ile karşılaştırılacaktır.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Fen bilimleri dersinde web2.0 araçları kullanımının öğrencilerin girişimcilik, dijital okuryazarlık ve yaratıcılık becerileri üzerine etkisi

    Hüsna Ayvazoğlu

    Bu araştırmada, 7. sınıf Fen Bilimleri dersi kapsamında yer alan "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinde Web 2.0 araçlarıyla desteklenen öğretim uygulamalarının öğrencilerin girişimcilik, dijital okuryazarlık ve bilimsel yaratıcılık becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir.Açıklayıcı sıralayıcı karma desenle yürütülen çalışmanın nicel kısmında ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Girişimcilik, dijital okuryazarlık ve bilimsel yaratıcılık ölçekleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında etkisi incelen girişimcilik, dijital okuryazarlık ve bilimsel yaratıcılık becerilerinin alt boyutları dikkate alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Çalışma grubu 2023/2024 eğitim öğretim yılında yedinci sınıfta öğrenim gören 105 öğrenciden oluşurken toplamda sekiz haftalık bir sürede etkinlikler tamamlanmıştır. Deney grubundan rastgele seçilen 14 öğrenciye görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, girişimcilik becerileri açısından deney grubunda "özgüven", "yenilikçilik algısı ve yaratıcılık", "liderlik ve ön plana çıkma eğilimi" ile "sosyal beceriler ve grup çalışması" alt boyutlarında anlamlı farklılıkların ortaya çıktığını göstermektedir. Bununla birlikte "risk alma eğilimi" boyutunda meydana gelen değişim anlamlı bulunmamıştır. Deney grubunun ön test-son test karşılaştırmasında toplam girişimcilik puanında ve "liderlik ve ön plana çıkma" alt boyutunda anlamlı bir artış belirlenmiştir. Dijital okuryazarlık testine ait sonuçlar, "bilgi iletişim" ve "problem çözme" alt boyutlarında anlamlı gelişmelerin olduğunu ortaya koyarken, "güvenlik" ve "iletişim" alt boyutlarında meydana gelen gelişimler anlamlı bulunmamıştır. Bilimsel yaratıcılık testinde ise deney grubu lehine anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular yapılan uygulamaların öğrencilerin girişimcilik, dijital okuryazarlık ve yaratıcılık becerileri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu ve bu durumun da nicel bulguları desteklediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Web 2.0, girişimcilik, dijital okuryazarlık, bilimsel yaratıcılık, fen eğitimi.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    İbn 'Uneyn'in hayatı ve şiirlerinin muhteva ve üslup bakımından incelenmesi

    Şemsettin Uçkan

    "İbn 'Uneyn'in Hayatı ve Şiirlerinin Muhteva ve Üslup Bakımından İncelenmesi" başlıklı çalışmada Eyyûbîler dönemi Şam bölgesinin önemli şairlerinden biri olan İbn 'Uneyn'in hayatı, edebî kişiliği ve şiirleri incelenmiştir. Giriş bölümünde 12. ve 13. yüzyıllarda Şam bölgesinin siyasi, sosyal ve kültürel yapısı ele alınmış, bu bölümde İbn 'Uneyn'in yaşadığı dönemin edebî kimliğine etkisini ortaya koymaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, şairin hayatı, eserleri, edebî kimliği ve divanının nüshaları ele alınmıştır. Bu bölümde, onun Eyyûbî dönemi edebiyatındaki yeri, şiirlerinin özgün yönleri ve edebî kişiliği incelenmiştir. İbn 'Uneyn, dönemin önde gelen şairlerinden biri olarak, özellikle hiciv ve methiye türlerinde yazdığı şiirler ile tanınmıştır. İkinci bölümde, şairin divanındaki şiirler tematik olarak sınıflandırılmış ve detaylı analizi edilmeye gayret edilmiştir. Şiirlerinde en çok işlediği temalar arasında medih (övgü), mersiye (ağıt), iḫvâniyyat (dostluk şiirleri) ve hiciv (yergi) bulunmaktadır. Bu temalar çerçevesinde şairin yaklaşımı, üslubu ve duygusal derinliği ele alınmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise İbn 'Uneyn'in kaleme aldığı şiirlerinin nazım şekilleri, vezin, kafiye ve dil estetiği açısından değerlendirilmiştir. Bu analizde, onun teknik becerisi, kullandığı vezinler, kelime seçimi ve dilin sanatsal kullanımı ele alınarak şiirlerinin estetik değeri ortaya konmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, İbn 'Uneyn'in, Eyyûbî dönemi edebiyatında önemli bir şair olduğu ve eserlerinin hem içerik hem de üslup açısından zengin bir yapıya sahip olduğu görülmüştür.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    In vıtro Parkinson hastalığı modelinde HSP27 inhibitörü J2 molekülünün ferroptozis ile ilişkisinin incelenmesi

    Nihan Günay

    Isı şok proteini 27 (HSP27), hücresel stres koşullarında ekspresyon seviyesi artan bir şaperon proteindir. Parkinson hastalığı (PH), dopaminerjik nöron kaybı ve HSP'lerin azalan aktivitesine paralel olarak α-sinüklein protein agregatlarının birikimi ile karakterize edilen bir nörodejeneratif hastalıktır. Ferroptozis, PH ile ilişkisi ortaya konmuş, demir birikimi ve lipid peroksidasyonu sonucu tetiklenen hücre ölümü yolağıdır. Çalışmada, çeşitli kanser türlerinde kullanımı araştırılan HSP27 inhibitörü J2 molekülünün, rotenon ile oluşturulan in vitro PH modeli üzerindeki ferroptotik ve apoptotik etkileri incelenmiştir. SH-SY5Y hücre hattı ve bu hücre hattından rotenon ile oluşturulan Parkinson hastalığı modelinde, J2 molekülünün farklı konsantrasyonları uygulanmış ve hücre canlılık yüzdeleri belirlenmiştir. Apoptotik ve pro-apoptotik protein/mRNA seviyeleri ile hücrelerin apoptotik süreçleri incelenmiştir. HSP27'nin translasyonel ve post-translasyonel seviyede (Western blot ve lüsiferaz agregasyon deneyi ile) analizi yapılmıştır. Ayrıca, hücre gruplarında Fe²/Fe³ oranı, antioksidan-oksidan dengesi, malondialdehit ve GPx4 seviyeleri belirlenerek ferroptotik etki değerlendirilmiştir. J2'nin HSP27'yi inhibe etmesiyle hücre gruplarında oluşturduğu stresin hücresel sağkalımı olumsuz etkilediği, hem apoptotik hem de ferroptotik yolakları aktive ettiği tespit edilmiştir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    TiO2 nanotüp/CdSe ve CdWO4 nanokompozitlerin hazırlanması, karakterizasyonu ve katalitik uygulamaları

    Zeynep Demir

    Bu çalışmada, TiO2 nanotüp dizilimleri üzerine CdWO4 nanorod ve CdSe kaplamaları uygulanarak iki farklı nanokompozit yapı (TCW ve TCS) sentezlenmiştir. TCW kompoziti, hidrotermal yöntemle hazırlanmış; yapısal, morfolojik, optik ve elektrokimyasal özellikleri XRD, XPS, SEM-EDX, UV–Vis difüz yansıma spektroskopisi (UV–Vis DRS), EIS ve fotokimyasal akım ölçümleri ile karakterize edilmiştir. Rodamin B boyasının UV ve görünür ışık altında fotokatalitik ve fotoelektrokatalitik bozunma testleri gerçekleştirilmiş; görünür ışıkta %95, UV ışıkta %99 bozunma sağlanmış; klorür iyonları varlığında ise 5 mg/L Rodamin B boyası 17 dakikada tamamen mineralize edilmiştir. TCS kompozitleri ise farklı CdSe kaplama süreleriyle hazırlanmış; XRD, SEM-EDX ve UV–Vis analizleriyle karakterize edilmiştir. Elektrokimyasal CO2 indirgenme performansı döngüsel voltametri yöntemiyle değerlendirilmiş; kaplama süresi arttıkça akım şiddeti ve redoks tepkileri belirginleşmiş; özellikle kırk saniyelik CdSe kaplaması uygulanan örnek yüksek katalitik aktivite göstermiştir. CO2 gazı uygulaması sonrası oluşan ürünler GC-MS analizine hazırlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, her iki kompozitin çevresel dönüşüm süreçlerinde etkili katalizörler olarak değerlendirilebileceğini göstermiştir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Tevhid inancının sosyal boyutu

    Ömer Köksal

    Çalışmamız, İslâm akaidinin temeli olan tevhidi, Kelâm ilminin günümüzde yaşadığı işlevlik kazandırma krizini aşma gayesiyle, sadece metafizik bir ilke olmaktan çıkarıp hayatı kuşatan bütüncül bir sosyal sistem kurucu ilke olarak ele almaktadır. Araştırmamızın temel sorunsalını, klasik Kelâm literatürünün modern meydan okumalar karşısında yetersizliği ve iman ile hayat arasındaki bağın zayıflaması oluşturmaktadır. Amacı, tevhidin sadece Allah'ın varlığı ve birliğine dair nazarî bir ilke olmadığını; insanın Allah, evren ve toplumla ilişkilerini düzenleyen; siyaset, hukuk, ekonomi ve ahlâk vd. alanlarda pratik çözümler üreten bütüncül dünya görüşü sunduğunu ortaya koymaktır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, tevhidin sözlük ve terim anlamları ile Kur'an'daki merkezî konumu ve sunum metodolojisi incelenmiş; ulûhiyyet ve rubûbiyyet tevhidinin tabiat ve toplum ilişkisindeki kurucu rolü analiz edilmiştir. İkinci bölümde, tevhidin karşıtı olan şirk kavramı ve çeşitleri ile modern inkârcı akımların (ateizm, deizm, materyalizm, pozitivizm vb.) sosyal hayatta yol açtığı ahlâkî çöküş ve hiyerarşik bozulma karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, tevhid inancının; dünya görüşü, ahlâk, hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim ve sanat gibi disiplinlere yansımaları detaylandırılarak, bu ilkenin adâlet, özgürlük ve toplumsal dayanışma üzerindeki dönüştürücü gücü ortaya konmuştur. Sonuçta tevhidin iman-amel-ahlâk bütünlüğü içinde yeniden yorumlanması, onu bireysel bir vicdan meselesi olmaktan çıkarıp sosyal adâlet ve toplumsal düzen için yol gösterici bir üst ilke haline getirmekte ve Kelâm ilminin sosyal bilimlerle entegre edilip güncel sorunlara çözüm üretmesinin, hayatî öneme sahip olduğunu teyit etmektedir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Diskalkuli yaşayan ortaokul öğrencilerine yönelik mobil matematik oyunlarının toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemi becerileri üzerine etkileri

    Bilal Baldemir

    Bu çalışmada, mobil matematik oyunlarının diskalkuli yaşayan öğrencilerin toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemi becerileri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu doğrultuda çoklu süzgeç modeli baz alınarak 5 ve 6.sınıfa devam eden öğrenciler arasından diskalkuli yaşayan öğrenciler belirlenmiş ve çalışmada 5.sınıflardan 2 öğrenci 6.sınıflardan 4 öğrenci katılımcı olarak yer almıştır. Çalışmada mobil matematik oyunlarının diskalkuli yaşayan öğrencilerin dört işlem becerilerine etkisini bütüncül ve zengin bir çerçevede incelemek amacıyla nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmada nicel veriler için tasarlanan mobil matematik oyunlarının diskalkuli yaşayan öğrencilerin dört işlem becerisine etkisini ölçmek amacıyla ön test – son testli tek denekli yarı deneysel desen seçilmiştir. Son testten iki ay sonra uygulamanın kalıcılığını ortaya çıkarmak amacıyla katılımcılara kalıcılık testide uygulanmıştır. Uygulama süreci ve uygulamanın öğrencilere yansımaları hakkında veri toplamak içinde öğrenci, veli ve öğretmenlerden yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla nitel veriler toplanmıştır. Çalışmada mobil matematik oyunlarıyla diskalkuli yaşayan öğrencilerin dört işlem becerilerinde gelişmeler yaşanmış ancak bölme işlemi becerilerindeki gelişmeler sınırlı kalmıştır. Bu gelişmelerin yanı sıra öğrencilerin cevaplama hızlarında da gelişmeler yaşanmıştır. Nitel bulgularda nicel bulguları destekler nitelikte olmuştur. Mobil matematik oyunlarıyla dört işlem öğretimi konusunda kalıcılık ise tam olarak sağlanamamıştır. Ayrıca çalışmada matematik öğretmenleri özel öğrenme güçlüğü hakkında kendilerini yetersiz hissettiklerini ifade etmişlerdir. Sonuç olarak çalışmada, mobil matematik oyunlarının diskalkuli yaşayan öğrencilere dört işlem öğretimi için etkili bir araç olduğu ayrıca bu yöntemle öğrencilerin eğlenerek öğrendiği ve motivasyonlarının arttığına ulaşılmıştır. Bu kapsamda elde edilen sonuçlardan yola çıkarak diskalkuli yaşayan öğrencilere yönelik mobil matematik oyunlarının kullanılması ayrıca bölme işlemiyle ilgili daha kapsamlı spesifik oyunların geliştirilmesi önerilerinde bulunulmuştur.

  • Master ThesisAçık Erişim2025
    İnşaat yıkıntı atığı bazlı geopolimer ile iyileştirilmiş zeminlerin donma-çözülme davranışının incelenmesi

    Ahmet Furkan Polat

    İnşaat faaliyetleri sonucunda, kullanım ömrünü tamamlamış yapılardan çıkan atıklar (tuğla, beton, cam vb.) ciddi çevre sorunlarına yol açmaktadır. Bu durum, çevre kirliliği gibi önemli problemlere zemin hazırlamaktadır. Sürdürülebilir bir çevre için hem doğal kaynakların korunması hem de inşaat yıkıntı atıklarının geri dönüşümle yeniden yapılarda kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında, geri dönüştürülmüş beton, tuğla ve cam tozuna dayalı bir geopolimer bağlayıcı kullanmanın uygulanabilirliğini araştırılmış ve killi zeminlerin fiziksel ve mekanik davranışlar üzerine etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda zeminin kıvam limitleri, kompaksiyon parametreleri ve serbest basınç mukavemetinin belirlenmesi için serbest basınç deneyleri yapılmıştır. Yapılan serbest basınç deneyi, kıvam ve kompaksiyon deneyleri sonucunda, inşaat yıkıntı atığının zeminin plastisitesini düşürdüğü, ancak kompaksiyon parametreleri üzerinde ise iyileştirme sağladığı belirlenmiştir. Kil zeminin iyileştirilmesinde, serbest basınç mukavemetine olan etkisinin incelenmesi için inşaat yıkıntı atığı geopolimer bağlayıcı olarak artan yüzdelerde %4, %8, %12, %16, %20 ve %30 oranında zemine ilave edilmiş, 7 ve 28 günlük kür süresi sonunda iyileştirilen numunelerin serbest basınç deneyi yapılmıştır. Ayrıca numunelerin donma-çözülme davranışına dayanıklılığını belirlemek amacıyla 28 günlük kür süresi sonucunda 1, 3, 5, 7, 9 ve 11 donma-çözülme çevrimleri yapılarak hem donma-çözülme öncesi hem de donma-çözülme sonrası mukavemet davranışları incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda, geri dönüştürülmüş tuğla, beton ve cam tozuna dayalı geopolimer bağlayıcı ile iyileştirilmiş killi zeminlerin serbest basınç mukavemetinin, iyileştirilmemiş zemine göre oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Özellikle %30 İYA ve 12M NaOH kullanıldığında zeminin serbest basınç mukavemeti 190 kPa'dan 1832 kPa'ya yükselmiş, donma-çözülme deneylerinde ise 11 çevrim sonunda bu değer 1023 kPa olarak düşüş göstermiştir. Bu durum, donma-çözülme çevrimlerine maruz kalan zemin numunelerinin serbest basınç dayanımında azalma olduğunu ortaya koymuştur.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    EBA eğitim platformu ve matematikle düşünen sınıflar destekli ters yüz öğrenme modeliyle altıncı sınıf matematik dersinde bir eylem araştırması

    Recep Bulut

    Bu çalışmanın amacı altıncı sınıf matematik dersinde diğerlerinden farklı bir Ters Yüz Öğrenme Modeli (TYÖM) uygulayarak sınıf dışı ve sınıf içi çalışmaları geliştirmektir. Bu amaca uygun olarak gerçek bir eğitim ortamında uygulanan TYÖM örneğinin öğrencilerin başarı, tutum ve kaygılarına etkisini incelemek, TYÖM grubunun sınıf dışı ve sınıf içi çalışmalardaki durumlarını ortaya koymak ve uygulanan modelle ilgili öğrenci ve öğretmen görüşlerini belirlemek hedeflenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının güz döneminde araştırmacının görev yaptığı okulda eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. TYÖM grubunu ilçe merkezinde yer alan İmam Hatip Ortaokulunun 6. sınıfındaki 12 öğrenci, kontrol gruplarını ise beldede bulunan İmam Hatip Ortaokulunda iki ayrı 6. sınıftaki toplam 44 öğrenci oluşturmuştur. Uygulama iki hafta pilot ve 14 hafta asıl olmak üzere toplam 16 hafta sürmüştür. TYÖM grubunun sınıf içi çalışmalarında Matematikle Düşünen Sınıflar (MDS) teorik çerçevesi ve sınıf dışı çalışmalarında Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kullanılmıştır. Kontrol grupları ise matematik öğretim programına göre normal öğretimlerine devam etmişlerdir. Veriler başarı testi, tutum ve kaygı ölçeği, öğrenci görüş formu, öğretmen görüş formu, sınıf dışı çalışma değerlendirme formu, sınıf içi gözlem formu, ses kayıtları ve EBA Raporlar bölümünden elde edilmiştir. Başarı, tutum ve kaygıyla ilgili verilerin analizinde Friedman ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Öğrencilerin sınıf dışı ve sınıf içi çalışmalardaki durumları betimsel istatistiklerle ifade edilmiş, öğrenci görüşleri ise betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre TYÖM grubu öğrencilerinin matematik başarısı kontrol gruplarından anlamlı düzeyde yüksek çıkarken, tutum ve kaygı puanları farklılaşmamıştır. Uygulama sürecinde TYÖM grubu öğrencilerinin sınıf dışı çalışmalara katılımının orta düzeyde ve süreç ilerledikçe azalma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. MDS teorik çerçevesiyle yürütülen sınıf içi etkinliklerde öğrencilerin verilen düşünme görevlerinin çok büyük bir bölümünü başarıyla tamamladıkları, süreç içinde bilgi hareketliliklerini geliştirdikleri ve öğretmenden bağımsız çalışarak kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu daha fazla aldıkları belirlenmiştir. Öğretmen ve öğrenciler ise TYÖM uygulamalarından genellikle memnun olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca bu araştırmada ortaya konan özgün TYÖM uygulamasıyla öğrencilerin sınıf içi etkinliklerde bilgi eksikliklerini işbirlikçi bir şekilde telafi edebildiği ve modelin öğretmene nispeten daha az iş yükü getirdiği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple bu araştırmada tasarlanan TYÖM'ün uygulanabilir ve özellikle başarı açısından etkili olduğu ifade edilebilir.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Memlûk Kıpçak Türkçesinde fiil-tamlayıcı ilişkisi

    Yunus Aktepe

    Memlûk Kıpçak sahasında yazılan eserlerden hareketle bu çalışmada, Memlûk Kıpçak Türkçesinde fiillerin tamlayıcılı ve tamlayıcısız kullanımları ele alınıp fiil-tamlayıcı ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Memlûk Kıpçak Türkçesinin bütün unsurlarına ait bilgiler verilmiş, ikinci bölümünde ise tezin ana konusunu olan fiil-tamlayıcı ilişkisi açıklanmıştır. Tezin inceleme kısmını oluşturan üçüncü bölüm hazırlanırken Memlûk Kıpçak Türkçesi döneminde yazılmış olan dil yadigârları taranmış ve bu eserlerde yer alan tüm çekimli fiiller tespit edilmiştir. Bu fiiller yüzey yapıda almış oldukları tamlayıcılara veya herhangi bir tamlayıcı almadan müstakil kullanılma durumlarına göre fişlenerek çalışmaya aktarılmıştır. Orijinal metinlerdeki cümle yapıları bozulmadan aktarılmış ve daha sonra bu cümleler Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Tespit edilen örnekler orijinal metinlerdeki yazılış şekillerine bağlı olarak oluşturulan transkripsiyon şekilleriyle çalışmada kullanılmıştır. Örnekler, fiillerin almış oldukları tamlayıcılara ve bu tamlayıcılarla bağlantı kurmak için kullandıkları hâl eki biçimlerine göre tasnif edilerek sınıflandırılmıştır. Alfabetik sıralamaya göre yapılan dizin ile sistematik bir biçimde erişilen tüm fiillere çalışmada yer verilmiştir. Her fiilin ilk olarak varsa tamlayıcısız kullanımına yer verilmiştir. Daha sonra fiillerin belirtme, bulunma ve ayrılma durumlarındaki kullanımları veya birden fazla hâl ekiyle farklı durumlardaki kullanımları da tamlayıcı sayısı belirtilerek gösterilmiştir. Cümlenin yöneticisi olan fiilin Memlûk Kıpçak Türkçesinde tamlayıcılarıyla kurmuş olduğu ilişki sistemi ile bağımsal ve yapısal dil bilgisinde edinmiş olduğu konumunun incelenmesi neticesinde ulaşılan veriler sonuç kısmında sunulmuştur.

  • Doctoral ThesisAçık Erişim2025
    Yeni nesil çekirdek-kabuk nanokompozit heteroyapılar: Ag@CuxO ve ag@cuxo:rgo aygıtlarında yüksek verimli uv ışık algılama mekanizmasının incelenmesi

    Çiğdem Eden

    Bu tez çalışmasında, kolloidal Ag@CuxO ve Ag@CuxO:rGO çekirdek@kabuk nanokompozit yapılar ıslak kimyasal yöntemle sentezlenmiş ve UV-Vis, XRD, XPS, SEM, TEM ile analiz edilmiştir. Kolloidal yapılar, n-Si plaka üzerine damlatma yöntemiyle kaplanarak n-Si/Ag@CuxO ve n-Si/Ag@CuxO:rGO heteroeklem aygıtlar üretilmiştir. Bu aygıtların akım-voltaj ölçümleri, farklı ışık şiddetlerinde ve 365, 395, 590, 850 nm dalga boylarında gerçekleştirilmiştir. Schottky diyotların idealite faktörü, bariyer yüksekliği ve seri direnç değerleri Termiyonik Emisyon Teorisi, Cheung ve Norde yöntemleriyle hesaplanmıştır. Fotodiyotların kapasite – voltaj karakteristikleri incelenmiş ve aygıtların yüksek frekanslarda AC sinyallerini iletemediği ve dolayısıyla düşük kapasitif özellik gösterdiği görülmüştür. Fotodedektör performans analizinde ise her iki aygıt için duyarlılık değerleri sırasıyla 1,53 A/W ve 4,26 A/W (365 nm, -2 V) olarak bulunmuş, harici kuantum verimliliği %100'ü aşmıştır. n-Si/Ag@CuxO:rGO aygıtının, UV ışığı altında n-Si/Ag@CuxO aygıtından daha yüksek performans göstermesi, rGO'nun yüksek elektron hareketliliğine bağlanmıştır ve nanokompozit yapıların UV ışık altında mükemmel fotodedektör performansı sunduğu görülmüştür. Bu bulgular, bu yapıların gelişmiş optoelektronik uygulamalar için büyük potansiyel taşıdığını göstermektedir.