Koleksiyon/r/ebyu/25981

Lisansüstü Tezler

Koleksiyondaki öğeler

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    1982 Anayasası çerçevesinde engelli hakları

    Ayşe Nur Usta

    Engellilik hâli insanlık tarihi boyunca var olmuştur. Günümüzde her altı kişiden biri engellidir ve her insan da birer engelli adayıdır. Dünya nüfusunda önemli bir yere sahip olan ve bedensel, ruhsal, tıbbi veya zihinsel bakımdan geçici yahut kalıcı nitelikteki engellilik hâllerinden dolayı diğer kişilerden farklılık arz eden engelliler; ayrımcılığa, toplumsal dışlamaya, kısıtlamalara, insanlık dışı kötü muamelelere maruz kalmışlardır. Ayrıca engellilerin yaşam, sağlık, eğitim, çalışma gibi birçok hakkı ihlal edilmiş, engelliler haklarından tam olarak faydalanamamışlardır. Engelliler, toplumsal hayata tam ve etkin katılım noktasında büyük sorunlar yaşamışlar ve yaşamaya da devam etmektedirler. İnsan haklarına verilen önemin artmasıyla beraber engelli bireylerin de hak sahipliği ve toplumsal hayata katılımları konusuna verilen önem de artmıştır. Bu kapsamda konuyla ilgili ulusal ve uluslararası alanda muhtelif düzenlemeler yapılmıştır. 1982 Anayasası'nda ise engelli bireylere yönelik ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı, çalışma şartları ve sosyal güvenliğe ilişkin hükümler mevcuttur. Bunun yanında hukukumuzda engellilere yönelik birçok mevzuatta da düzenleme söz konusudur. Buna rağmen engelli bireylerin yaşamış oldukları hak ihlallerinin tam anlamıyla önüne geçilebildiğini söylemek mümkün değildir. Bu çalışmanın amacı, engelli bireylerin karşılaşmış oldukları sorunların tarihî gelişim süreçleriyle birlikte engelli bireylere yönelik uluslararası düzenlemeler ve Türk hukuku bakımından incelenmesidir. Bu çalışmada engellilerin toplumsal hayata katılımda yaşamış oldukları sorunlara ve ayrımcılık teşkil eden hususlara da değinilerek çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    İslam ahlak düşüncesinde et-Tıbbu'r-Rûhânî geleneği Ebû Bekir er-Râzî örneği

    Reyhaneh Rezaeı

    İslam ahlak düşüncesinde, insanın bedensel ve ruhsal yapısını bir bütün halinde değerlendiren et-Tıbbu'r-Rûhânî yaklaşımının amacı, insan ahlakının düzeltmesi ve buna bağlı olarak beden ve ruhun etkileşiminden yola çıkarak insan davranışlarını sağlık ve hastalık özellikleri bakımından değerlendirmektir. Bu çalışmanın amacı, insanın her iki yapısı için sağlık ve hastalık gibi durumlardan söz eden et-Tıbbu'r-Rûhânî yaklaşımında bedensel ve ruhsal sağlığı etkileyen kötü alışkanlıkların ortadan kaldırılması için gerekli olan tedavi ve iyileştirme yöntemleriyle ilgili, farklı düşünürlerin anlayışlarını incelemektir. Bu bağlamda hem tabip ve hem filozof olan Ebû Bekir er-Râzî, İnsanın ruhsal sağlığı ile ilgili akılcı ve sistematik bir düşünceye sahip olduğu için daha önem arz etmektedir. Râzî et-Tıbbu'r-Rûhânî adlı eserinde ruhun mahiyetini ve özelliklerini açıklarken Platon'un üçlü nefs anlayışını benimsemektedir. Dolayısıyla Râzî ruhun güçleri arasındaki denge ve uyumu sağlık ve hastalık olarak açıklamaktadır. Bu çalışmada, et-Tıbbu'r-Rûhânî geleneğin öncüsü olan Ebû Bekir er-Râzî ve diğer İslam filozoflarının düşünceleri mukayeseli bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Ahmet Dumlu'nun hayatı, eğitimci kişiliği ve Erzincan folkloruna katkıları

    Çiğdem Gördüsev

    Bu çalışmada Erzincan'ın kültürel gelişimine, gelenek-göreneklerine, toplumsal değerlerine büyük katkılar sağlayan TBMM Onur ödüllü öğretmen Ahmet Dumlu'nun biyografisi ve yapmış olduğu çalışmalar incelenecektir. Dumlu, 1928 yılında Erzincan'da doğmuş, babası Gürahmet Mehmet annesi Nazife hanımdır. İlk öğrenimini Erzincan'da tamamladıktan sonra 1941 yılında girdiği Sivas- Yıldızeli, Pamukpınar Köy Enstitüsünden 1946'da mezun olmuştur. İlk görevine Erzincan'ın İliç ilçesinin Kuzkışla köyünde başlamıştır. 1948 yılında Mevlüde Yerlikaya ile evlenmiş ve bu evlilikten Ayten, Şükran, Nurten, Gülsen adında 4 kız çocuğu olmuştur. Erzincan'ın çeşitli köy okullarında ve merkez okullarında hem öğretmen hem idareci olarak 37 yıl görev yaptıktan sonra emekli olmuştur. Dumlu; mesai hayatında ve daha sonralarda yerel gazetelerde yazılar yazmış, TV ve radyo programı düzenleyip sunmuştur. Çeşitli alanlarda kitapları bulunup; Arıcılıkla ilgili yazdığı kitap MEB tarafından yardımcı ders kitabı olarak okutulmuştur. Ermeni Katliamı hakkında ve Erzincan'ın Tarihi hakkında geniş araştırmalar yapmıştır. Yazmış olduğu eserleri şunlardır: Tandır Gelin, Oyalı Yazma, Düşman Yarası, Yürek Yarası, Meysun Ana, Bizim Ayvan, Bahar Kelebekleri, Kahraman Yetim, Arıcılık, Ermeniler ve Katliamları, Ermeni İsyanları, Bizim Yunus, Erzincan'da İz Bırakanlar. Ayrıca sosyal kuruluşlarda ve derneklerde görev almıştır. 100.Yıl Huzurevi'ne dernek başkanlığı yapmıştır. Uluslararası düzeyde üstün hizmetlerinden dolayı 2009 yılında TBMM Üstün Hizmet Ödülü'ne layık görülmüştür. 16 Haziran 2011 yılında hiç ayrılamadığı memleketinde 83 yaşında vefat etmiş, Erzincan Terzibaba Mezarlığı'na defnedilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Kur'ân ve psikoloji çerçevesinde düşünme

    Selime Sezgin

    Kur'ân düşünmeye verdiği önemi insanları ona teşvik ederek göstermektedir. Kişi düşünerek önce kendini ve hayatı anlamlandırır ve doğru yola erişir. Muhataplarını başta tevhid inancına davet için pek çok âyeti te olaylar ve kıssalar üzerinden düşünülmesi istenmektedir. Aynı zamanda düşünenler övülmekte düşünmeyenlerin ise mertebesinin düşünenler ile aynı olmayacağı vurgulanmaktadır. Düşünme eylemi için Kur'ân pek çok faklı kelime kullanmaktadır. Her biri kısa anlamıyla düşünmeyi ifade etseler de ayrı ayrı ince ayrımlarının bulunduğu bilinmektedir. Kullanılan bu farklı kelimelerden çok yönlü ve eleştirel bir düşünme sistemine işaret edildiği anlaşılmaktadır. Psikoloji bilimi incelediği düşünme sistemine ve bilişsel psikolojide ifade edilen süreç ve kavramlara, düşünmeyle ilgili kullanılan kelimelerle işaret edilmektedir. Kur'ân-ı kerimde ise kelime ve âyetler incelenirken Kur'ân'ın düşünme süreçlerine, bilişsel psikolojide düşünmeyi incelerken kullanılan aşamaların da dâhil edildiği görülmektedir. Bu sebeple çalışmamız, tefsir ve psikoloji bilimi beraber incelenerek yapılmıştır. İki disiplinde düşünmenin ortak ve farklı yönleri açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Düşünme, Psikoloji, Bilişsel Psikoloji.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Sporcuların temel psikolojik ihtiyaçları ile spor başarı motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Oğuzhan Erdem

    Amaç: Bu araştırmada; sporcuların temel psikolojik ihtiyaçları ve spora özgü başarı motivasyon düzeyleri; bunların demografik değişkenlere (yaş, cinsiyet anne baba durumu, branş…) göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve temel psikolojik ihtiyaçların spora özgü başarı motivasyonunu yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış ve Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezlerinde (Erzincan, Erzurum, Trabzon ve Samsun) sporcu olan 218'i erkek 182'i kadın toplam 400 kişi araştırma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Spora Özgü Başarı Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 24.0 istatistiksel veri analiz programı kullanılmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki anlamlılık düzeylerinin belirlenmesinde t Testi ve ANOVA testi, değişkenler arasındaki farklılığın hangi guruplar arasında olduğunun tespit edilmesi amacıyla BONFERRONİ testi uygulanmıştır. Bağımlı değişkenin alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada, sporcuların temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinin ve sporda başarı motivasyonlarının demografik özellikler açısından değişkenlikler gösterdiği, özellikle yaşı büyük olan sporcuların yeterlik ve güç gösterme güdülerinin yüksek olduğu, takım sporu yapan sporcuların yeterlik, ilişki ihtiyacı, başarıya yaklaşma güdüsü ve sporda başarı motivasyonu toplam puanlarının bireysel sporculardan yüksek olduğu, spor yapma süresinin sporcuların temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinde pozitif etki oluşturduğu, ayrıca sporcuların temel psikolojik ihtiyaçları ile spora özgü başarı motivasyonları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Temel psikolojik ihtiyaçların spora özgü başarı motivasyonun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve toplam varyansın %13.5'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, Spora Özgü Başarı Motivasyonu, Temel Psikolojik İhtiyaç. sonra doldurulacaktır"

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Hz. Peygamber'in sünnetinde öncelikler fıkhı

    Ayşe Mine Uçar

    Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'i indirirken ve Hz. Peygamber (sav) İslâm'ı tebliğde bulunurken bir takım hükümlere ve konulara öncelik vermişlerdir. Kur'ân-ı Kerîm, 23 yılda yaşanan olaylara ve olgulara binaen peyderpey Hz. Peygamber'e (sav) indirilmesi, Mekke'de indirilen hükümler ile Medine'de indirilen hükümler arasında belirgin farklılıklar bulunması, Kur'ân-ı Kerîm'de bazı âyet ya da sûrelerin indirilme sebeplerinin olması ve kimi zaman bir hükmün başka bir hükümle kaldırılması bazı konulara öncelik verildiğinin açık delilidir. Mekke döneminde imanî ilkeler tüm durumlara öncelenmiştir. Dinin en temelinin itikad olduğu ortaya konulmuştur. Allah Teâlâ'nın varlığı, birliği, kudreti, âhiret gününe iman ve peygamberlere iman Mekkî sûrelerde en çok ele alınan konulardandır. Mekkî sûrelerde imanî ilkeler dışında en çok söz edilen diğer bir husus ahlâktır. Dünya hayatına tamah etmemek, takvâ sahibi bir mümin olmak, gerektiği durumlarda sabır ve sebat gösterebilmek, cimrilik yapmamak, eli açık gönlü geniş olmak, böbürlenmemek ve başka kimseleri ezmemek, adaletli davranmak, yaratılışta tüm insanların eşit olduğunu ve eşitliği hak ettiği bilmek, ölçüde ve tartıda hakkaniyetli olmak, yetimleri ve yardıma muhtaçları gözetmek, anne ve babaya iyi davranmak temelahlâkî değerlerdendir. Medeni sûrelerde ise en çok cihadın, Allah Teâlâ için çabalamanın üzerinde durulmuş ve öncelenmiştir. Bu sûrelerde İslâm dinin ibâdât ve muamelât kısmı tamamlanmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Kırım Tatar şairi Yunus Temirkaya'nın Soñki Töllerim adlı eserinde dil ve üslup özellikleri

    Harun Ayaydın

    Bu çalışma, Kırım Tatar şairi Yunus Temirkaya'nın Soñki Töllerim adlı eserinin dil özelliklerinin ve söz konusu şairin üslup özelliklerinin incelemesini kapsamaktadır. Çalışmaya bir ön hazırlık olması amacıyla Kırım Tatar Türkleri, Kırım Tatar Türkçesi, Kırım Tatar Edebiyatı konularında bilgi verilmiştir. Ayrıca sanat anlayışının daha net anlaşılması için Yunus Temirkaya'nın hayatı ve edebî şahsiyeti hakkında araştırmalara da yer verilmiştir. Bu çalışmada, Kırım Tatar Türkçesinin gramer özellikleri etraflıca ele alınmış ve Türkiye Türkçesi ile benzer ve farklı yönleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu eserdeki kelimelerde yer alan tüm ekler üzerinde detaylı bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca eserde yer alan cümlelerdeki kullanımlarından hareketle sözcükler, türleri açısından tasnif edilmiştir. Şairin Türkçeyi kullanım özellikleri ve işlediği konular üzerinde durulmuş ve şiirler biçim özellikleri açısından kafiye ve redif ekseninde sınıflandırılmıştır. Şiirlerdeki söz sanatları ortaya çıkarılmış ve şiirlerde geçen kelimeler konularına göre sınıflandırılarak şairin hangi konuları öncelediği ortaya konulmuştur. Söz konusu eserde yer alan tüm şiirlerin Kiril harfli şekilleri ile bu şiirlerin Latin harflerine aktarılmış şekilleri çalışmaya aktarılmıştır. Tüm bu araştırma ve incelemelerin ardından elde edilen bulgular düzenli bir şekilde çalışmaya yansıtılmıştır.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Psikolojik danışman adaylarının güvengenlik bağlamında bağlanma stilleri

    Rumeysa Kalkan

    Bu araştırma; rehberlik ve psikolojik danışmanlık programı lisans öğrencilerinin bağlanma stilleri ve güvengenlik düzeylerini incelenmek amacı ile yapılmıştır. Yapılan çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak yürütülmüştür. Çalışmanın katılımcılarını 2023-2024 eğitim öğretim yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde okuyan 142'si kız, 33'ü erkek olmak üzere toplam 175 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak amacıyla; Erzen (2016) tarafından geliştirilen "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği", Voltan (1980) tarafından uyarlanan "Rathus Atılganlık Envanteri" ve araştırma grubunda yer alan katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, "bağımsız örneklem t testi" ve "tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yöntemleri ile SPSS 25.0 programı aracılığı ile yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında; kaygılı/kararsız bağlanma stili ile güvengenlik arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Cinsiyet, sınıf, aile ekonomik durumu ve algılanan anne baba tutumu değişkenlerinin güvengenlikle arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Erkek katılımcıların kaçınan bağlanmalarının kadın katılımcılara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    İlköğretim okulu yöneticilerinin yaşadıkları yönetim sorunları (Ndjamena Şehir Okulları örneği, Çad Cumhuriyeti)

    Adam Izadıne Youssouf

    Bu araştırmanın amacı Çad Cumhuriyeti'nin başkenti N'Djamena'daki ilköğretim okulu yöneticilerinin karşılaştıkları yönetim sorunlarını belirlemektir. Araştırma, Çad Cumhuriyeti N'Djamena kentinde görev yapmakta olan 7 ilköğretim okul müdürü ile yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, özellikle okul yönetiminde ortaya çıkan maddi, fiziki, öğretim yöntemleri ve insan kaynaklarıyla ilgili problemleri ele almaktadır. Çad'daki eğitim sistemi üzerine yapılan sınırlı sayıdaki çalışma göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırma, eğitim yönetimi alanında önemli bir boşluğu doldurmakta ve Çad'daki eğitim sistemine yönelik politika geliştirme süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel bir yöntem kullanılmış ve fenomenoloji (olgubilim) yaklaşımı benimsenmiştir. Bu bağlamda, yedi ilköğretim okul müdürüyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bulgular, yöneticilerin en sık karşılaştığı sorunlar arasında öğretmen maaşlarının yetersizliği, okul binalarının fiziki eksiklikleri, öğretmenlerin devamsızlık sorunları ve ders kitaplarının okullara geç ulaşması gibi konuların olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, bu sorunların çözülmesi için okul müdürlerine yeterli bütçelerin sağlanması, öğretmen denetimi ve mesleki gelişim süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiği önerilmiştir. Bu araştırma, Çad'daki eğitim sisteminin gelişmesine katkı sağlamayı ve okul yönetiminde karşılaşılan temel sorunları çözmeye yönelik somut öneriler sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Çad Cumhuriyeti, İlköğretim, Okul Yönetimi, Yönetim Sorunları.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Ergenlerde ana baba tutumları ile psikolojik problemler arasındaki ilişkide zihinselleştirme ve duygu düzenleme güçlüğünün rolü

    Gülsüm Özdemir

    Bu araştırmada depresyon, anksiyete ve stres ile ana babalık tutumu arasındaki ilişkide ergen zihinselleştirmesi ve duygu düzenleme güçlüğünün rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında Erzincan ilinde öğrenim gören 423 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama sürecinde Leuven Algılanan Ana Babalık Tutumu Ölçeği, Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği- Ergen Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği - Kısa Formu, Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-21) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı araştırmada değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, araştırma değişkenlerin arasındaki ilişkilere yönelik geliştirilen modelin değerlendirilmesinde Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre olumlu ana babalık tutum ve davranışları zihinselleştirme ile pozitif yönde, duygu düzenleme güçlüğü ile de negatif yönde ilişkiye sahiptir. Benzer şekilde duygu düzenleme güçlüğü psikolojik problemleri pozitif yönde, zihinselleştirme ise negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca ana babalık tutumları ile psikolojik problemler arasında duygu düzenleme güçlüğü ve zihinselleştirme üzerinden gerçekleşen dolaylı bir ilişki bulunmaktadır. Bu araştırma ana babalık tutum ve davranışlarının duygu düzenleme ve zihinselleştirme becerisinin gelişimi üzerinden ergenlerin ruh sağlığı üzerinde etkilerinin olabileceğini ve ilgili psikolojik müdahalelerde bu bileşenlere yer verilmesinin fayda gösterebileceğini göstermiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Annelerde akılcı olmayan inançlar, ebeveyn stresi, ebeveyn davranışları ve çocuktaki davranış problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Rabia Seçil Can

    Bu araştırmanın amacı annelerin ana babalık stresi, akılcı olmayan inançları, ana babalık becerileri ve çocuktaki davranış problemleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik geliştirilen bir modeli test etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 3-10 yaş arasındaki çocukların annelerinden oluşan 305 katılımcı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veriler Anababalık Güçlükleri Ölçeği (AGÖ), Anne Babaların Akılcı Olmayan İnançları Ölçeği, Güçler ve Güçlükler Anketi, Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı araştırmada araştırmadaki değişkenlerin birbirleriyle ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve önerilen modeli test etmek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre annelerin mükemmeliyetçi inançları, beklentilerini, beklentiler ise ana babalık stresini anlamlı bir şekilde pozitif yönde yordamaktadır. Ana babalık stresi pozitif ebeveynlik ile negatif bir ilişkiye sahipken negatif ebeveynlikleyse pozitif bir ilişkiye sahiptir. Yine negatif ebeveynlik çocuklardaki problem davranışların, pozitif ebeveynlik ise çocuklarda sosyal davranışların artması ile ilişkilidir. Ayrıca araştırma sonuçları annelerin akılcı olmayan inançlarının çocuklardaki davranış problemleri ve sosyal davranışlar ile ana babalık stresi ve ana babalık becerileri üzerinden dolaylı ilişkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu araştırma ana babalığa ilişkin inançların ana babalara yönelik müdahale geliştirme sürecinde dikkate alınmasının faydalı olabileceğini göstermektedir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişki: Affetme, duygu düzenlenme güçlüğü ve psikolojik kırılganlığın aracı rolü

    İlkem Yıldız

    Bu araştırmada temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide affetme, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik kırılganlığın rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ortaöğretim kademesindeki 219'u erkek 181'i kadın toplamda 400 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Heartland Affetme Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Psikolojik Kırılganlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu Kullanılmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı araştırmada araştırmadaki değişkenlerin birbiriyle ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizinden yararlanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması, affetme, duygu düzenleme güçlüğü, psikolojik kırılganlık ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiler Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilerek analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre temel psikolojik ihtiyaçların tatmini iyi oluş üzerinde doğrudan bir etkiye sahipken temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi psikolojik iyi oluşu affetme, duygu düzenleme güçlüğü ve psikolojik kırılganlık aracılığıyla yordamaktadır. Araştırma ergenlere ve ailelerine yönelik müdahalelerin psikolojik ihtiyaçların karşılanmasını ve affetme becerisi kazandırmayı içeren bileşenlere sahip olmasının ergenlerin iyi oluşları üzerinde fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Temel Psikolojik İhtiyaçların Karşılanması, Affetme, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Psikolojik Kırılganlık, Psikolojik İyi Oluş.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Özel Öğrenme Güçlüğü tanılı ortaokul öğrencilerinde Zorbalık Psikoeğitim Programı (DİS-ZOP)'nın etkililiği

    Yunus Emre Murat

    Bu araştırmada, özel öğrenme güçlüğü tanısı almış ortaokul öğrencileri için geliştirilen Zorbalık Psikoeğitim Programı'nın (DİS-ZOP), özel öğrenme güçlüğü tanılı ortaokul öğrencilerinin zorbalık ve mağduriyet düzeyleri üzerindeki etkililiği incelenmiştir. Araştırmada ön-test, son-test, izleme yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma grubunu, ortaokul 5-6-7-8. Sınıf seviyelerinde eğitimine devam eden 16 özel öğrenme güçlüğü tanılı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma grubunda yer alan öğrencilerin 8'i deney grubuna ve 8'i ise kontrol grubuna atanmıştır. Deney grubuna haftada bir oturum olmak üzere 8 oturum süren DİS-ZOP araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Deney grubuna uygulanan DİS-ZOP'un etkisini belirlemek amacıyla Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda DİS-ZOP'un özel öğrenme güçlüğü tanılı ortaokul öğrencilerinin zorbalık ve mağduriyet düzeylerini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Fenomen öğretmenlik ve çocuk hakları üzerine bir içerik analizi

    Doğukan Korkmaz

    Medya okuryazarlığı, medya sarmalında büyüyen çocuklar için 21. yüzyıl yaşam becerileri arasında büyük öneme sahip becerilerden biridir. Benzer şekilde Türkiye Yeterlilikler Çerçevesinin anahtar yeterlilikleri arasında yer alan dijital yetkinlik kavramının bir ayağı da medyayı doğru kullanma yeterliliğiyle ilgilidir. Bu bağlamda çalışma, Instagram aracılığıyla içerik üreten fenomen öğretmelerin içeriklerini tespit etmeyi ve paylaşımlarının taşıdığı mesajları çocuk hakları bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Fenomen öğretmenler belirlenirken ölçüt örnekleme yöntemi seçilmiştir. Instagram'da aktif olarak paylaşım yapan, takipçi sayısı yüksek ve yöneticisi öğretmen olan seçili profillerin yaptığı tüm paylaşımlar doküman olarak ele alınmıştır. İncelenen profillerin gönderileri betimsel analiz ve içerik analizine tabi tutulmuş; kodlanarak kategorilere ayrılmıştır. İncelenen öğretmen profillerinde ortaya çıkan kategorilerin sosyal medya yönelimleri; reklam/iş birliği, kampanya duyurama, yardım isteme, akım deneme, sınıf/okul çekimleri, eğitici paylaşımlar, memnuniyet bildirme, farklı kanala yönlendirme, takipçilere seslenme ve kişisel kullanım içeren paylaşımlar şeklinde olduğu görülmüştür. Fenomen öğretmenlerin kanallarını eğitim maksadından ziyade eğlenmek, reklam ve kampanyalar yoluyla takipçilere ulaşmak, pazarlama yapmak veya tavsiyede bulunmak amacıyla kullandığı tespit edilmiştir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Temel psikolojik ihtiyaçlar, bilişsel esneklik, kaçınma, yaşam doyumu ve öz-aşkınlık arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Nebahat Nursena Ak

    Bu araştırma, öz-aşkınlık, yaşam doyumu, bilişsel esneklik, kaçınma ve psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik oluşturulan bir modeli değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 504 yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Öz-aşkınlık Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Bilişsel-Davranışsal Kaçınma Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve önerilen modeli test etmek için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Araştırma psikolojik ihtiyaçların tatmininin kaçınma ile negatif,ihtiyaçların engellenmesinin ise pozitif ilişkiye sahip olduğunu göstermiştir. Kaçınma bilişsel esnekliği negatif yönde yordarken, bilişsel esneklik ise öz-aşkınlığı pozitif yönde yordamaktadır. Öz-aşkınlık ile yaşam doyumu arasında da pozitif ilişki bulunmaktadır. İhtiyaçların tatmini ve engellenmesi ile yaşam doyumu arasında kaçınma, bilişsel esneklik ve öz-aşkınlık üzerinden dolaylı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırma sonuçları temel psikolojik ihtiyaçların karşılamasına yönelik müdahalelerin bilişsel esneklik ve baş etme becerileri kazandırarak bireylerin öz-aşkınlığı ve iyi oluşları üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini göstermektedir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan öğretmenlerin liderlik süreçlerinde yaşadığı problemler ve çözüm yaklaşımları

    Abdulkadir Kısakaya

    Bu araştırma, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde görev yapan öğretmenlerin liderlik süreçlerinde yaşadığı problemleri ve çözüm yaklaşımlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yönteminde tasarlanmış olup olgu bilim deseni kapsamında temellenmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Söz konusu araştırmanın çalışma grubunu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildeki çocuk evleri, çocuk koruma ilk müdahale ve değerlendirme birimi ile çocuk evleri sitesinde görev yapan dört kadın dört erkek olmak üzere toplam sekiz öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların çalıştıkları kurumlarda genel olarak ev sorumlusu olarak görev yaptığı ve ebeveyn yoksunluğu yaşayan koruma altındaki çocuklara öğretim liderliği yaparken olumsuz etkilendikleri tespit edilmiştir. Araştırmaya katılım sağlayan öğretmenler koruma altındaki çocukların, eğitim ve öğretim faaliyetlerine ilgisiz olduklarını ifade etmiştir. Öte yandan söz konusu çocukların tüm ihtiyaçlarıyla bir ebeveyn gibi yakından ilgilendiklerini açıklamışlardır. Araştırma kapsamında gelecekte yapılacak çalışmalarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki öğretmenlere yönelik görüşme dışında anket, ölçek vb. araçlar kullanılarak nicel veri toplanabilecek çalışmalar yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Öğretmen, Liderlik

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    65 yaş ve üstü Tip 2 diyabetli bireylerde parmak delme ve insülin enjeksiyonu yapma korkusunun diyabet yükü üzerindeki etkisi

    Fatma Çakar

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, 65 yaş ve üstü tip 2 diyabetli bireylerde parmak delme ve insülin enjeksiyonu yapma korkusunun diyabet yükü üzerindeki etkisini belirlemektir. Materyal ve metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini Gümüşhane Devlet Hastanesi dahiliye polikliniğinde hizmet alan 65 yaş ve üstü olan diyabetli hastalar oluşturdu. Örneklemini ise dahil edilme kriterlerini karşılayan hastalar (en az 6 aydır tip 2 diyabet hastalığı tanısı almış olan, insülin enjeksiyon tedavisi alan, sözel iletişim engeli (işitme ve konuşma) olmayan, tanılanmış psikiyatrik rahatsızlığı olmayan, bilişsel bir problemi olmayan, araştırmaya katılmayı kabul eden) oluşturdu. Veriler, Hasta Tanıtım Formu, Yaşlılarda Diyabet Yükü Ölçeği ve Diyabetlilerde Kendi Kendine Enjeksiyon ve Test Yapma Korkusu Sorgulama Formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Veriler SPSS 27 paket programı kullanılarak tanımlayıcı ve çıkarımsal istatiksel analizler ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmada hastaların yaşlılarda diyabet yükü ölçeği (YDYÖ) puan ortalaması 70.92 ± 12.33; kendine enjeksiyon ve test yapma korkusu puan ortalaması 13.35±9.48 olarak tespit edilmiştir. Kendi kendine insülin enjeksiyonu yapma korkusunun kadınlarda, geliri giderinden az olanlarda, ilaçlarını düzenli kullanmayanlarda ve düzenli kontrole gitmeyenlerde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca YDYÖ ile kendi kendine enjeksiyon ve test yapma korkusu arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edildi (p<0.05). Kendi kendine enjeksiyon ve test yapma korkusunun diyabet yükünün anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve toplam varyansın %21'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırmamızda yaşlı diyabetik hastalarda diyabet yükünün yüksek düzeyde olduğu; kendine enjeksiyon ve test yapma korkusunun düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Kendine enjeksiyon ve test yapma korkusu arttıkça diyabet yükünün arttığı sonucuna ulaşıldı.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Özgü suçlara iştirak

    Sema Nur Ercan

    Suça iştirak, kural olarak bir kişinin işleyebileceği suçun birden fazla kişinin nedensel değer taşıyan hareketlerinin birleşmesiyle işlenmesi anlamına gelmektedir. İştirakin faillik ve şeriklik olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Faillik kendi içinde müstakil faillik, doğrudan faillik, müşterek faillik, dolaylı faillik, yan yana faillik gibi türlere ayrılmaktadır. Şeriklik ise azmettirme ve yardım etme olarak ikiye ayrılmaktadır. Bağlılık kuralı gereği iştirakten (şeriklik bakımından) söz edebilmek için kasıtlı ve hukuka aykırı bir fiil mevcut olmalıdır. Özgü suç, yalnızca belirli kişilerin fail olabileceği suç türüdür. Bu suçlarda kanunun aradığı özel faillik vasfını taşımayan kişiler fail olamamakta, suça katıldıkları takdirde yalnızca şerik olarak sorumlu tutulabilmektedirler. Kanunun aradığı özel faillik vasfını taşıyan kişilerin (özgü niteliği haiz kişi) ve kanunun aradığı özel faillik vasfını taşımayan kişilerin (özgü niteliği haiz olmayan kişi) özgü suça iştirak edebilmeleri mümkündür. Bu kişilerin ayrı ayrı olarak her bir iştirak türü bakımından sorumluluklarının nasıl belirleneceği konusunda doktrinde çeşitli görüşler bulunmaktadır. Çalışma konumuzu seçme gayemiz, özgü suçlara iştirak konusunda doktrindeki görüşleri bir araya getirmek, bu görüşlerin sonuçları açıklanarak nihayetinde kendi görüşlerimizi belirtmek ve Türk Ceza Kanunu sistemine en uygun ve en adaletli sonuçlara varılarak uygulamanın da bu şekilde gelişmesine katkı sağlayabilmektir. Anahtar Kelimeler: İştirak, Faillik, Şeriklik, Özgü Suç, Bağlılık Kuralı

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Hemşirelik öğrencilerinin kesici delici alet yaralanmalarına karşı farkındalık, endişe ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi

    Özlem Bayram Araz

    Danışman: Prof. Dr. Papatya KARAKURT Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin kesici delici alet yaralanmalarına karşı farkındalık, endişe ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir üniversitede öğrenim gören 402 hemşirelik öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine karşılayan 338 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Bilgi Formu, Hemşirelik Öğrencilerinde Delici ve Kesici Alet Yaralanmaları Tahmin Ölçeği (HÖD-KAYTÖ), Endişe ve Anksiyete Ölçeği (EAÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız student t-test, ANOVA analizi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin; % 69.5'inin kadın, %34.6'sının 3. sınıfta öğrenim gördüğü ve yaş ortalamasının 21.52±2.11 olduğu tespit edildi. Kesici delici alet ile yaralanan hemşirelik öğrencilerinin %23.1'i bir defa yaralandığı, %18.6'sının dahili kliniklerde yaralandığı, %17.5'inin ampülü kırarken yada flakonu açarken yaralandığı, %21.3'ünün yaralanma sonrası ellerini su ve sabun ile yıkadığı, %30.5'inin kesici delici alet yaralanmasını rapor etmediği, %20.7 sinin kesici delici alet yaralanmasını raporlamama nedenini kesici delici aletin hasta ile temas etmemesi olduğu tespit edildi. Öğrencilerin HÖD-KAYTÖ puan ortalaması 47.06±7.02 ve EAÖ puan ortalaması ise 36.81±16.10 olarak hesaplanmıştır. HÖD-KAYTÖ ile EAÖ arasında pozitif yönde zayıf düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin HÖD-KAYTÖ durumlarının orta düzeyin üzerinde, EAÖ durumlarının ise orta düzeyin altında belirlendi. Öğrencilerin kesici delici alet yaralanmalarına yönelik algıladıkları ciddiyet ve faydanın orta düzeyin üzerinde olduğu, ancak engellerin ortadan kaldırılması gerektiği görülmektedir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin delici kesici alet yaralanmalara yönelik farkındalık düzeyi artıkça endişe ve anksiyete düzeylerinin de artığı görülmektedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamalar sırasında öğretim elemanları, rehber hemşireler ve hemşireler tarafından desteklenerek mesleki öz yeterliliklerinin sağlanarak endişe ve anksiyete düzeylerinin azaltılması önerilmektedir.

  • Master ThesisAçık Erişim2024
    Erzincanlı Müftüzade Mehmed Sadık Efendi'nin Hüseyniyye şerhi ve mantık tarihindeki yeri

    Yasemin Alanur

    Klasik dönem bilgi teorisinde genelde bilimsel bilgi olarak burhân kabul edilmiş olsa da; burhân genelde kesin bilgiyi ifade etmektedir. Kesin bilgi ise sadece bilimlerin temel ilkelerinde geçerli olup bilimde yaygın ve kullanışlı değildir. Zira burhan, bir şeyin varlığına ve temel özelliklerinde geçerlidir. Bu yüzden de bilimlerde genel olarak klasik dönemde cedel olarak ifada edilen genel geçer (meşhur) bilgiler kullanılmaktadır. Gerek bu nedenle gerekse mezhepler arasındaki tartışmalarda kullanılmak üzere klasik dönemde Fahreddîn Râzî sonrasında cedel, müstakil ve dini ilimlere (fıkıh usulü ve kelam) uyarlanmış olarak ele alınmaya başlanmıştır. Semerkandî ise bu gelişmeleri biraz daha şekillendirerek Âdâbu'l-bahs ve'l-münâzara yani bilimsel araştırma ve tartışma yöntemleri olarak müstakil bir metin kaleme almış; sonrasında bu metin üzerine şerhler ve Hâşiyeler yazılmıştır. Bu şerhlerden birisi de Adanalı veya bazı metinlerde Antakyalı olarak bilinen Şah Hüseyin'in telif ettiği ve Hüseyniyye (Âdâbu'l-hüseniyye) diye meşhur olmuş şerhtir. Bu şerh üzerine birçok Hâşiye yazılmıştır. Tezimizde bu metin üzerine Erzincanlı bir alim olan ve Müftüzâde diye meşhur olmuş Mehmed Sadık Efendi'nin Hâşiyesi konu olarak ele alınmıştır. Çalışmamızda metnin temel konu ve kavramları, Fârâbî, İbn Sînâ ve Fahreddîn Râzî'nin çalışmaları ile karşılaştırmaları olarak ele alınacaktır. Bu gelenek, Descartes'ten çok daha önce, mantığı bir metot olarak ele alması bakımından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Erzincânî, Müftüzâde, Cedel, Âdab, Bahs, Münâzâra.