Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2024Elektrikli araçların şarj yöntemleri ve şarj istasyonlarının dağıtım şebekelerine etkileri
Umut Yılmaz
Elektrikli araçlar, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma, karbon emisyonlarını düşürme ve çevresel sürdürülebilirliği artırma açısından büyük potansiyele sahip olsalar da, şarj istasyonlarının yoğun kullanımı enerji dağıtım şebekelerinde yeni sorunlar ortaya çıkarabilir. Özellikle büyük şehirlerdeki kentsel bölgelerde, şarj talebinin artması şebeke kapasitesi üzerinde baskı yaratmakta ve bu baskı, kırsal bölgelerden farklı dinamikler göstermektedir. Bu bağlamda, Ankara'nın kentsel bölgesi olan Çankaya ve kırsal bölgesi olan Nallıhan'da gerçekleştirilen farklı senaryolardaki analizlerle, elektrikli araç şarj istasyonlarının dağıtım şebekeleri üzerindeki etkileri bölgesel bazda değerlendirilmiştir. Çalışmada, PSS/E programı kullanılarak yapılan simülasyonlar aracılığıyla kentsel ve kırsal bölgelerdeki şarj istasyonlarının şebeke üzerindeki yüklenme, gerilim düşüşü, hat yüklenmeleri ve transformatörlerin kapasite yetersizliği gibi etkileri değerlendirilmiştir. Farklı şarj senaryoları kapsamında, yavaş ve hızlı şarj istasyonlarının şebekeye olan etkileri karşılaştırılmış ve hızlı şarj istasyonlarının özellikle gerilim dengesizliği ve şebekeye aşırı yüklenme gibi sorunlara yol açtığı tespit edilmiştir. Özellikle hızlı şarj istasyonlarının yoğun kullanıldığı senaryolarda, şebeke üzerindeki ani yüklenmeler ve gerilim dengesizliklerinin ortaya çıkabileceği gösterilmiştir. Şarj istasyonlarının yerleşimi, kapasite planlaması ve şebeke üzerindeki etkileri optimize edilmezse, dağıtım şebekelerinde ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Çalışmada, yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle güneş ve rüzgâr enerjisinin, şarj altyapısına entegrasyonunun önemi de vurgulanmıştır. Bu entegrasyonun, enerji verimliliğini artırarak çevresel sürdürülebilirliğe büyük katkı sağlayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, enerji depolama sistemlerinin entegrasyonu, şebeke üzerindeki yükün dengelenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu açısından büyük bir fırsat olarak sunulmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin, şarj altyapısının gerçek zamanlı izlenmesi ve yönetiminde sağlayacağı katkılar da bu tezde vurgulanmıştır. Yapay zekâ, enerji talebi ve arzı yöneterek şebeke kararlılığını sağlamada önemli bir rol oynayabilir. Sonuç olarak, elektrikli araçların dağıtım şebekelerine entegrasyonu dikkatli bir planlama ve yönetim gerektiren karmaşık bir süreçtir ve bu çalışmanın bulguları gelecekteki dağıtım şebekelerinin sürdürülebilirliği açısından kritik çıkarımlar sunmaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Ergenlerde akademik motivasyon, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini, kendini sabotaj ve psikolojik sağlamlık durumlarının incelenmesi
Hazal Erkaya
Araştırmanın amacı ergenlerin psikolojik sağlamlık, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ve engellenmesi, kendini sabotaj ve akademik motivasyon durumlarını incelemektir. Araştırma grubu, Erzincan İl merkezi 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde çeşitli ortaöğretim kurumlarına devam etmekte olan 709 lise öğrencisinden oluşmaktadır. İlişkisel tarama modeli esas alınarak çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın veri toplama araçları; Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Kendini Sabotaj Ölçeği, Akademik Motivasyon Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemler İçin T Testi ve Bağımsız Örneklemler İçin Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre; psikolojik sağlamlık ile kendini sabotaj düzeyi arasında negatif yönde, psikolojik sağlamlık ile akademik motivasyon ve temel psikolojik ihtiyaçlar arasında pozitif yönde anlamlı birer ilişki saptanmıştır. Akademik motivasyon ve kendini sabotaj düzeyleri, cinsiyet türlerine göre anlamlı bir fark gösterirken; temel psikolojik ihtiyaçlar ve psikolojik sağlamlık düzeyleri cinsiyet türlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca yapılan analiz sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini, kendi sabotaj ve akademik motivasyon değişkenlerinin psikolojik sağlamlık değişkenini anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2024Acil durum tabanlı telsiz konuşmalarındaki gürültülü ses verilerinin derin öğrenme yöntemleri kullanılarak tanımlanması
Celalettin Arslan
Ses, kişiler arası iletişimde kullanılan temel unsurdur ve özellikle acil durum iletişiminde hayati bir rol oynamaktadır. Acil durum iletişiminde, konuşma seslerinin anlaşılabilirliği hızlı ve doğru bilgi akışı için kritik öneme sahiptir. Geleneksel iletişim yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda, telsiz iletişimi bağımsız yapısı sayesinde güvenilir bir araç olarak öne çıkmaktadır. Telsiz iletişiminde karşılaşılan en büyük sorun gürültülü seslerin anlaşılamamasıdır. Son yıllarda öne çıkan derin öğrenme yöntemlerinin kullanımı, gürültülü seslerin doğru tanımlanması için büyük faydalar sağlamaktadır. Bu tez kapsamında, acil durum kontrollerinde kullanılmak üzere ses verilerini tanıyan derin öğrenme tabanlı yeni bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen modelin eğitimi ve test edilmesi için çeşitli çevresel gürültü koşulları altında elde edilen telsiz kayıtları kullanılarak altı farklı Türkçe ses verisi içeren yeni bir veri seti hazırlanmıştır. Bu veri seti kullanılarak, geliştirilen modelle %96,40 başarı oranıyla altı farklı acil durum ses verisi tanımlanmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Tarihsel fenomenolojik açıdan aydınlanma düşünürleri ve Erzurumlu İbrahim Hakkı
Metehan Mete
Aydınlanma Dönemi Batı medeniyetinin yeni toplum ve insan inşa etme projesinin düşünsel ve felsefi temellerinin oluşturduğu çağıdır. Bu dönemde insan ve onun özgürlüğü kavramları dönemin şekillenmesinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Aydınlanmaya kadar dogmatik düşünceler ve davranışlardan bunalan insanlar bu dönemde yanlızca bilim ve aklın verileriyle hareket etmişlerdir. Devrin sistematikleşmesinde en önemli pay ise filozoflarındır. Her konudaki rasyonalist bakış açıları Hıristiyanlık'tan ve diğer dinlerden uzaklaşmaya da sebep olmuştur. Aydınlanmacı filozoflarla çağdaş, Anadolu İrfan Geleneğinin bir parçası olan Erzurumlu İbrahim Hakkı kendi Aydınlanmasını oluştururken onun yolunu aydınlatan İslam Dini olmuştur. Hakkı dönemindeki çeşitli sıkıntıların kaynağını din değil insanlar olarak görmüş ve İslam Dini rehberliğinde aklın da yardımıyla düşüncelerini oluşturmuştur. Bu çalışmada Aydınlanmacı filozoflar ile Erzurumlu İbrahim Hakkı din ve ahlak bağlamında safha safha olarak fenomenolojik açıdan mukayese edilerek incelenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Çelik boru kaynaklarında NDT filmlerin görüntü işleme yöntemleri ile kontrolü
Murat Meral
Daha sonra doldurulDoğalgaz, su ve petrol hatları başta olmak üzere otomotiv, havacılık, tersane, savunma sanayi gibi birçok sektörde çelik malzemelerin birbirlerine birleştirilmesi işlemi kaynaklarla yapılmaktadır ve bu kaynaklarda ki hataların tespitinde tahribatsız muayene yöntemleri (NDT- Non Destructive Testing ) kullanılmaktadır. Tahribatsız Muayene yöntemleri ile kaynakların güvenirliliği ve kalitesi hızlı ve uygun maliyetli bir şekilde elde edilir. Tahribatsız muayene yöntemlerinden biri olan Radyoaktif muayene (RT - Radyografik Muayene Testi) kısa dalga boylu yüksek enerjili elektromanyetik dalgaların, muayenesi yapılacak olan parçaya zarar vermeden içine nüfuz edip içyapısının, hatalı kısımlarının, radyografik film üzerine görüntü alınmasını sağlayan en popüler tahribatsız muayene yöntemidir. Bu çalışmada RT filmlerinden alınan görüntülerde kusurları belirlemede NDT Uzmanlarına yardımcı olmak için seçilen görüntü işleme algoritmaları ile gözden kaçabilecek kusurların tespiti amaçlanmıştır. RT deneyleri ile alınan görüntüler yazılıma aktarılmış ve önerilen yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen çalışmalar, önerilen yöntemlerin operatöre hataların yorumlanmasında önemli katkılar sağlayabileceğini göstermesi amaçlanmıştır.acaktır.
- Master ThesisAçık Erişim2024AISI 4140 çeliği yüzeyine AlTiCrSiN, TiCrN Ve CrN kaplanması; sertlik, adezyon, sürtünme ve aşınma özelliklerinin incelenmesi
Mehmet Nejat Kutludil
Islah çelikleri içinde bulunan AISI 4140 çeliği bileşiğinde bulundurduğu karbon miktarından dolayı yüksek bir sertliğe sahiptir. Bunun yanında diğer çeliklere göre daha iyi bir çekme mukavemetine ve ıslah edilerek sertleştirilmeye uygun çeliklerdendir. Yüksek sertlik değerlerine sahip bu çeliklerin kullanıldığı alanlar incelendiğinde krank mili, aks mili, kovan gibi sünekliliği yüksek olması gereken ve otomobil, uçak yapımı, ziraat makineleri, takım tezgâhları ve makine parçalarında kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde bu çeliğin kullanımında en büyük engellerden birisi temas halinde olan yüzeyinin aşınması ve aşınmadan kaynaklı olarak yüzeyden kalkan tabaka nedeniyle malzeme kaybı oluşacak ve makine elemanı kullanılmaz hale gelecektir. Bu nedenle hem aşınma direncinin artırılması hem de mukavemet değerlerinin geliştirilmesi için, bu çelik yüzeyine çeşitli ısıl işlemler uygulanmaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte elde edilmiş olunan çalışma sonuçları ve çeşitli yöntemler ile yüzey özellikleri geliştirilmeye ve verimli bir kullanım sunmaya çalışmaktadır. Malzemelerin yüzey özelliklerinin daha da geliştirilmesi için günümüzde vakum teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda elde edilen vakum kaplama teknikleri alternatif yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntemlerden fiziksel buhar kaplama yöntemleri sanayide yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada geniş bir kullanım alanına sahip olan AISI 4140 çeliğinin uzun yıllardan beri kullanılan fiziksel buhar biriktirme yöntemi ile yüzey üzerinde ince bir film oluşturularak sertlik, tribolojik ve aşınma dayanımı artırılmaya çalışılacaktır. Bu çalışmada, AISI 4140 çeliği üzerine AlTiCrSiN, TiCrN ve CrN kaplamaları uygulanmış ve bu kaplamaların sürtünme özellikleri, tribolojik özellikleri ve aşınma dayanıklılığı, ilgili deneyler aracılığıyla değerlendirilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarında sosyal girişimcilik ve sosyal iyi oluş
Emre Şinğar
Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının sosyal girişimcilik ve sosyal iyi olma algılarını bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemektir. Materyal ve Metot: Araştırmanın çalışma grubunu 4 farklı üniversitede öğrenim gören 391 (104 kadın, 287 erkek) beden eğitimi ve spor öğretmeni adayı oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ortalaması 21.76±3.06'dır. Çalışmada veri toplama aracı olarak 'Aday Öğretmenlerin Sosyal Girişimcilik Özellikleri Ölçeği(AÖSGÖÖ)' ve 'Sosyal İyi Olma Ölçeği (SİOÖ)' kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; betimsel istatistikler (frekans, aritmetik ortalama, standart sapma); t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), PearsonCorrelation ve basit doğrusal regresyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının sosyal girişimcilik algıları orta seviyenin üzerinde, sosyal iyi olma algıları ise yüksek düzeydedir. Öğretmen adaylarının AÖSGÖÖ ve SİOÖ'den aldıkları puanlar cinsiyet, üniversite, sınıf, üniversite eğitiminden önce ikamet edilen yer, gelir ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmazken; düzenli fiziksel aktiviteye katılım durumu ve fiziksel aktivite yapma süresine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Katılımcıların AÖSGÖÖ'den aldıkları puanlar fiziksel aktivite yapma sıklığına göre farklılaşmazken, anne eğitim durumuna göre farklılaşmaktadır. Bunun aksine katılımcıların SİOÖ'den aldıkları puanlar anne eğitim durumuna göre farklılaşmazken, fiziksel aktivite yapma sıklığına göre farklılaşmaktadır. Sonuç: Düzenli olarak fiziksel aktivite yapan beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının sosyal girişimcilik ve sosyal iyi olma algıları yüksektir. Katılımcıların fiziksel aktivite yapma süresi arttıkça sosyal girişimcilik ve sosyal iyi olma algısı artmaktadır. Öğretmen adaylarının fiziksel aktivite yapma sıklığı arttıkça sosyal iyi olma algıları artarken, sosyal girişimcilik algıları ise değişmemektedir. Anne eğitim durumu ortaokul olan katılımcıların sosyal girişimcilik algıları yüksektir. Öğretmen adaylarının sosyal iyi olma algıları arttıkça sosyal girişimcilik algıları da artmakta ve sosyal iyi olma algısı, sosyal girişimcilik algısının anlamlı bir yordayacısı olup sosyal girişimcilik algısının %11'ni açıklamaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim20242005-2023 yılları arasında sayılar ve işlemler öğrenme alanındaki lisansüstü tezlerin betimsel analizi
Bünyamin Duygun
Bu araştırmanın amacı, 2005-2023 yılları arasında, Sayılar ve İşlemler öğrenme alanında yapılmış lisansüstü çalışmaları çeşitli kategorilere göre incelemek ve daha sonra yapılacak çalışmalar için genel bir çerçeve ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup araştırma deseni olarak doküman analizi tercih edilmiştir. Araştırma çerçevesinde 68 yüksek lisans ve 2 doktora tezi olmak üzere 70 çalışma incelenmiştir. Veriler YÖK Ulusal Tez Merkezinden ilgili anahtar kelimeler taratılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde "Sayılar ve İşlemler Öğrenme Alanında Yayınlanmış Lisansüstü Tezleri Sınıflandırma Formu" kullanılmıştır. Çalışmalar, bu formda yer alan yıl, tez düzeyi, sayılar ve işlemler alt öğrenme alanı, örneklem büyüklüğü, örneklem çeşidi, araştırma modeli, araştırma deseni, veri toplama aracı, ölçtüğü özellik ve çalışmanın amacı olmak üzere 10 farklı kategoriye göre analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, Sayılar ve İşlemler öğrenme alanında en çok çalışmanın 2019 yılında yapıldığı, çalışmalarda çoğunlukla 31-100 aralığındaki örneklem büyüklüğü kullanıldığı ve çalışmalarda yer alan örneklemlerin en fazla 6. ve 7. Sınıflardan oluştuğu tespit edilmiştir. Sayılar ve işlemler öğrenme alanındaki lisansüstü tezlerde daha çok oran-orantı, tam sayılar ve kesirler alt öğrenme alanında çalışmaların yapıldığı, araştırma yöntemlerinden en çok deneysel-yarı deneysel desenin kullanıldığı, veri toplama araçları arasında en yaygın olarak başarı, tutum ve kaygı ölçeklerinin kullanıldığı görülmüştür. En çok ölçülen özelliğin ise öğrenci başarısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Spor bilimleri öğrencilerinde sportmenlik davranışı ile duygu düzenleme becerileri ilişkisi: Algılanan sosyal desteğin aracılığı
Ömer Faruk Bektaş
Amaç: Bu araştırmada, spor bilimleri öğrencilerinin sportmenlik davranışı ile duygu düzenleme becerileri ilişkisinde algılanan sosyal desteğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüştür. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında spor bilimlerinde öğrenim gören 176 kadın ve 225 erkek olmak üzere toplam 401 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Beden Eğitimi Dersi Sportmenlik Davranışı Ölçeği", "Sporcu Duygu Düzenleme Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS.27 paket programı ve AMOS programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Algılanan sosyal destek puanının sportmenlik davranışı puanını ve duygu düzenleme puanının algılanan sosyal destek puanını yordaması istatistiksel olarak anlamlıyken duygu düzenleme puanının sportmenlik davranışı puanını yordaması istatistiksel olarak anlamlı değildir. Sobel testi sonucunda BYD ve PDS alt boyutları arasındaki ilişkide aile ve arkadaş alt boyutlarının kısmi aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Spor bilimleri öğrencilerinde; NDK ve arkadaş boyutunda kadınlar lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. BYD boyutunda 3. sınıftaki; aile, arkadaş ve özel bir insan boyutunda 2. sınıftaki katılımcılar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Aile ve arkadaş boyutunda bir kulüpte sporcu olmayan katılımcılar lehine, BYD boyutunda üniversite takımında oynayan, bastırma boyutunda üniversite takımında oynamayan katılımcılar lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç: Algılanan sosyal desteğin sportmenliği yordaması, duygu düzenleme becerilerinin algılanan sosyal desteği yordaması, fakat duygu düzenleme becerilerinin sportmenliği yordamaması nedeniyle aracılık etkisi çalışılamamıştır. Ölçeklerin alt boyutları incelendiğinde; bilişsel yeniden düzenleme ve pozitif davranışlar sergileme arasındaki ilişkiye aile ve arkadaş desteğinin kısmi aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Liseli ergenlerde akran zorbalığı bağlanma stilleri ve zorbalık davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Esra Nur Yılmaz
Bu araştırmanın temel amacı; akran zorbalığına uğrayan liseli ergenlerin bağlanma stilleri ile zorbalığa uğramaları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Erzincan ilinde 4 farklı lisede öğrenim gören 9,10,11 ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya gönüllü olarak toplamda 443 öğrenci katılmıştır. Katılımcılara, Erzen (2016) tarafından geliştirilen "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği", Uçanok ve Pekel (2005) tarafından uyarlanan ve revizyonu yapılan "Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği", "Akran Zorbalığı Kurbanlarını Belirleme Ölçeği" ve örneklemde yer alan öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda Üç Boyutlu Bağlanma Stili ölçeği alt boyutlarından güvenli bağlanma ile akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığına maruz kalma arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kaygılı/kararsız bağlanma stili ve kaçınan bağlanma stili ile akran zorbalığı yapma, akran zorbalığına maruz kalma arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Kurban olma puanları cinsiyete ve lise türüne göre; zorba olma puanlarının ise cinsiyete, lise türüne ve algılanan baba tutumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuçlar alan yazındaki araştırmalar ile karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2024Amid köprüsü taşıyan benzazol türevlerinin sentezi veantitüberküloz aktivitelerinin araştırılması
Elif Şevval Öztürk
Amaç: Günümüzde, toplum sağlığını ciddi şekilde etkileyen başlıca hastalıklardan biri tüberküloz olarak kabul edilmektedir. Tüberküloz özellikle enfektif ajanların neden olduğu en sık görülen ve mortalite oranı en yüksek hastalıklardandır. Tedavisinde etkin ilaçlar bulunmakla birlikte özellikle dirençli suşların gelişiminin ciddi sorunlar oluşturduğu görülmektedir. Bu nedenle yeni ve etkin ilaç moleküllerin geliştirilmesinin önemi artmaktadır. Materyal ve Metot: Benzimidazol ve izoster yapıları taşıyan bileşiklerin antimikobakteriyel etkilere sahip olduğu literatür bilgisinden hareketle tasarlanan 6 adet benzazol türevi bileşik polifosforik asit (PPA) ve kondenzasyon yöntemleri ile iki basamaklı reaksiyonla sentezlenmiştir. Ardından sentezlenen bileşiklerin yapısal karakterizasyonları 1H-NMR, 13C-NMR ve IR spektrumları ile gerçekleştirilmiştir. Son aşamada bileşiklerin antitüberküloz aktivitleri M. tuberculosis H37Rv (ATCC 27294) standart suşu üzerinde agar proporsiyon yöntemi ile belirlenmiştir. Bulgular: Uygun verimle (%38-62) sentezlenmiş olan benzazol türevi bileşiklerin antitüberküloz aktivite çalışmaları sonucunda 10-2 dilüsyonda bileşiklerin 0,97- 15,62 µg/ml MİK değeri ile M. tuberculosis H37Rv standart suşuna karşı etkili oldukları tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmada elde edilen sonuçlara göre özellikle 4-metoksifenil (Bileşik 5) ve nonsübstitüefenil taşıyan benzotiyazol (Bileşik 4) türevlerinin en aktif bileşikler olduğu ve bu özelliklere sahip bileşiklerin yeni geliştirilecek antitüberküloz ilaçlara temel oluşturulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Polyester ve vinilester reçineli farklı e-atık oranlarına sahip polimer beton kompozitlerinin ekstrem koşullar altındaki performansının incelenmesi
Ayşegül Diyarbakır
Bu çalışma, e-atıkların yapısının plastik kökenli oluşunun reçine ile üstün uyum göstererek ekstrem şartlar altında polimer betonların performansına etkisinin de olumlu olabileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu amaçla, e-atıklar %0, %4, %8, %12, %16 ve %20 oranlarında polimer betonun agregalarını oluşturan kuvars agregası ve çakıl yerine kullanılmıştır. Doymamış polyester reçine ile vinilester reçinenin polimer betonların bağlayıcı malzemesi olarak seçildiği çalışmada, bu betonların ekstrem şartlar (50, 100, 150, 200, 250 ve 300 donma çözünme döngüsü) ile yüksek sıcaklık (50°C, 100°C, 150°C ve 200°C)) altındaki performansı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca polimer betonların SEM (taramalı elektron mikroskobu) analizleri de yapılarak ekstrem şartlara maruz kalan betonların içyapılarındaki değişiklikler değerlendirilmiştir. Deneylerde e-atık kullanılmayan polimer betonlar kontrol betonlarını oluşturmuştur. Donma-çözünme deneyi açısından en olumsuz etkilenen betonların polyester reçine içeren farklı e-atık oranlarına sahip polimer betonlar olduğu görülmüştür. Vinilester reçine ile birlikte kullanılan e-atıklarla üretilen polimer betonların donma-çözünmeye karşı davranışları daha üstün bir performans göstermiştir. Öyleki 300 donma-çözünme döngüsü sonunda kontrol ve e-atıklı vinilester reçineli polimer betonların ağırlık kayıpları %0.17 ile %0.22 arasında 0 değerine çok yakın gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, örneğin, PREP8'in donma-çözülme döngüsünden önceki basınç dayanımı 40.45 MPa iken, döngüden sonraki basınç dayanımı 34.2 MPa olarak elde edilmiştir. Yüksek sıcaklıklar sonrası yaşanan ağırlık kayıpları üzerinde ise vinilester reçinenin polyestere göre daha olumsuz bir davranış sergilediği belirlenmiştir. Ayrıca ağırlık kayıpları üzerinde polyester reçineli polimer betonlarda 150°C eşik değer olmuşken bu durum vinilester reçineli polimer betonlarda 100°C olarak elde edilmiştir. Genel olarak her iki tipli reçine ve farklı e-atık oranlarına sahip polimer betonlarda, 150°C'nin ayırt edici özellikte olduğu belirlenmiştir. Bu sıcaklık derecesinde polimer betonların tümünde basınç dayanımlarında kayıp değil kazanç elde edilmiştir. SEM analiz sonuçları, yüksek sıcaklık deneyi sonucu ulaşılan veriler ile uyum göstermiştir. E-atık oranlarına (özellikle %4 ve %8) ve reçine tipine bağlı olarak deneysel bulgular, bu çalışmanın hipotezini doğrulamıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu
Burcu Korkmaz Can
Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesinin 3. fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarına yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri; ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir şekilde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması, toplum sağlığını tehdit etmekte ve toplumda suç işleme oranının artmasına neden olmaktadır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin yaygınlaşması, bu maddelerin ticaretinin de artmasına neden olmaktadır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin toplum içinde yaygınlaşmasını engellemek amacıyla, bu suçlar için öngörülen cezaların zaman içinde artırıldığı görülmektedir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin suç örgütleri için kazanç olarak görülmesi, bu suçla uluslararası alanda mücadeleyi de zorunlu hale getirmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde, uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ve bu maddelerin etkilerinden bahsedilmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin toplum bakımından arz ettiği tehlike ortaya konmuştur. Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarıyla mücadele için uluslararası alanda alınan tedbirlere de yer verilmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerle mücadele kapsamında uluslararası alanda imzalanan sözleşmeler anlatılmıştır. Çalışmamızın ikinci ve üçüncü bölümünde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu bağlamında ele alınmıştır. Bu konuda doktrinde ileri sürülen görüşler ile yüksek yargı organları tarafından verilen kararlar incelenmiştir. Böylece doktrinde ve uygulamadaki farklı görüşler ortaya konmuş ve tartışılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yapay ekosistem optimizasyon algoritması tabanlı dördün genlik modülasyonu ile senkrofazör ölçümü
Alperen Şengül
Gün geçtikçe artan nüfus ile şebekeye bağlı yüklerin sayısı artmakta ve yükler çeşitlenmektedir. Arz-talep dengesindeki bu değişim nedeniyle sistem ve altyapı bileşenlerinin izlenmesi ve kontrolü ile ilgili gereklilikler ortaya çıkmaktadır. Fazör ölçüm birimleri, sistem üzerinde belirli noktalardan alınan ölçüm verileri birbirleri ile karşılaştırılarak sistem üzerinde meydana gelebilecek bozucu olayların önüne geçilmesi mümkün hale gelmektedir. Bu çalışmada, elektrik sistemlerinde güç kalitesi, verimlilik, kontrol ve koruma düzenlerini sağlamak için önemli bir faktör olan senkrofazörlerin doğru ve hassas ölçümünü sağlamak amacıyla Dördün Genlik Modülasyonu tabanlı bir algoritma önerilmiştir. Öncelikle, güç sisteminde bulunan sinyallerin frekans değerleri Yapay Ekosistem Tabanlı Optimizasyon algoritması kullanılarak kestirilmiştir. Kestirilen frekans değeri baz alınarak Dördün Genlik Modülasyon yöntemi kullanılarak güç sinyali bu frekans değerinde pozitif ve negatif bileşenlerine ayrılmıştır. Daha sonra bu bileşenler hareketli ortalama filtre olan alçak geçiren filtreden süzülerek yüksek frekanslı bileşenlerin elenip sadece kestirilmek istenen frekansa ait bileşen bilgisi elde edilir. Önerilen bu yöntemin IEEE Std. C37.118.1 standardında tanımlanan M ve P sınıfı için performansı incelenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Evli bireylerin bilişsel esneklik düzeylerinin ve yaşam pozisyonlarının evlilik uyumuna etkisinin incelenmesi
Funda Kepceler
Bu araştırmada evli bireylerin bilişsel esneklik düzeyleri ve yaşam pozisyonlarının evlilik uyumuna etkisi incelenmiştir. Katılımcıların evlilik uyumları, bilişsel esneklik düzeyleri ve yaşam pozisyonları bazı demografik değişkenlere göre incelenmiştir. Çalışma grubu; 396 evli bireyden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında; Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Yaşam Pozisyonları Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasında ilişkiyi saptamak için Korelasyon Testi ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Demografik değişkenlere göre karşılaştırma için t testi, Anova ve Kruskal-Wallis kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bireylerin, evlilik uyumları cinsiyet, yaş, sosyoekonomik düzeyleri, evli kalma yılı, çocuk sayısı, çatışma sıklığı ve tercih edilen iletişime göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bireylerin bilişsel esneklik düzeyleri ile evlilik uyumları arasında pozitif yönde, Ben OK'im Sen OK'sin boyutu ile pozitif yönde, Ben OK Değilim, Sen OK Değilsin boyutu ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Regresyon sonucunda ise Yaşam Pozisyonları Ölçeği'nin, Ben OK'im Sen OK'im ve Ben OK Değilim, Sen OK'sin boyutlarının evlilik uyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur.
- Master ThesisAçık Erişim2024Sağlık yönetimi mesleğinde ve eğitiminde karşılaşılan sorunlar üzerine bir araştırma
Habibe Kaya
Bu araştırma, sağlık yönetimi mesleği ve eğitiminde mevcut sorunları tespit etmeyi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sağlık Yönetimi bölümü öğrencilerine anket formu, bölüm öğretim üyelerine ise yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi ile değerlendirilirken, nitel veriler DEMATEL yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sağlık yönetimi bölümlerinde karşılaşılan başlıca sorunların; alan dışı akademisyenlerin yoğunluğu, öğrencilerin bölümü bilinçsiz tercihi, standardize edilmiş bir eğitim müfredatının eksikliği, mezunların istihdam sorunları ve mesleğin yeterince sahiplenilmemesi olduğu anlaşılmıştır. Bu sorunlar, eğitim, politika ve mesleğin sahiplenilmemesi olmak üzere üç ana kategori altında sınıflandırılmıştır. Analiz sonuçları, öğrencilerin yaş, cinsiyet ve sınıf değişkenleri ile eğitim sürecinde karşılaşılan sorunlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ayrıca, tespit edilen sorunların önem derecesi sıralaması eğitim, politika ve mesleğin sahiplenilmemesi şeklinde belirlenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Sosyal bilgiler dersi kazanımlarının ve ünite değerlendirme sorularının SOLO taksonomisi basamaklarına göre incelenmesi
Rumeysa Kanat
Eğitim öğretimde programların hazırlanmasında, öğrencilerin mevcut bilgilerini kategorilere ayırmada ve öğrencilerin verdikleri cevapları test etmede bir ölçme değerlendirme aracı olarak taksonomilerden faydalanılmaktadır. Öğretim programlarının genel olarak Bloom'un Taksonomisi'ne göre tasarlandığı göz önüne alındığında, bu çalışmada bir alternatif oluşturması amacıyla SOLO Taksonomisi tercih edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; Sosyal Bilgiler Öğretim Programının ve sosyal bilgiler ders kitabı ünite değerlendirme sorularının SOLO taksonomisi basamaklarına göre incelenmesidir. Çalışma, nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmanın veri kaynağını 2018 sosyal bilgiler dersi öğretim programı kazanımları, 4., 5., 6. ve 7. sınıf ders kitaplarında yer alan ünite değerlendirme soruları oluştururken; çalışma grubunu Erzincan il merkezinde görev yapmakta olan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubu belirlenirken amaçlı örneklem yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Doküman incelemesi ile elde edilen veriler için betimsel analiz yöntemi, yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilmiş veriler için de içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre en fazla kazanım ve değerlendirme sorusunun tek boyutlu ve ilişkisel yapı basamağında olduğu görülmüştür. Fakat kazanım ve değerlendirme sorularının birbirini karşılama durumuna bakıldığında tek boyutlu ve çok boyutlu yapının daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Şâfiî mezhebine göre bağy
Mehmet Özan
Bağy (isyan) İslâm fıkhında siyasi suçlar kategorisinde kabul edilen bir suç çeşididir. Bağy suçu meşru devlet başkanına karşı bir başkaldırıdır. Bu fiil ile siyasi iktidarın zayıflatılması, yıkılması veyahut da değiştirilmesi amaçlanmakta ve bu doğrultuda siyasi iktidara karşı güç kullanılarak istenilen hedefe ulaşılmak istenmektedir. İslâm Fıkhında bu fiilin cezası ağır olmakla birlikte devletin düzenini değiştirmeyi hedeflemeyen, ona karşı ayaklanmaya girişmeden veya çatışmalara sebebiyet vermeden sözlü olarak devlet başkanının yanlışlarını söylemek ve eleştiride bulunmak "bağy" suçuna dâhil edilmez. Bir fiilin bağy suçuna dâhil edilebilmesi için devlete karşı güç kullanarak yönetimi değiştirmeyi veya devleti yıkmayı hedeflemesi gerekmektedir. Tez çalışmamız, Şâfiî mezhebine göre bağy ahkâmını ele almakla beraber, diğer Sünni mezheplerin bağy ile ilgili görüşlerine de yer verilmiştir. Bu bağlamda birinci bölümünde, üç mezhebin bağy hakkındaki görüşleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise, Şâfiî Mezhebinde bağy konusu tüm detaylarıyla birlikte sunulmuştur. Bu bölüm dört temel başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar; "Genel Olarak Bağy", "Bağy Mensuplarına Karşı Yapılan Savaş Ahkâmı," "Bağy mensuplarıyla İlgili Mal ve Can Ahkâmı" ve "Bağy Mensuplarıyla İlgili Esir ve Cenaze Ahkâmı" konularıdır. Bu başlıklara bağlı olarak da bağy ile irtibatlı birçok meseleye değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: İslâm Fıkhı, Şâfiî mezhebi, Bağy, Devlet başkanı, İsyan
- Master ThesisAçık Erişim2024Travma Sonrası Stres belirtileri ve Travma Sonrası Büyümenin dini başa çıkma ile ilişkisi
Ayşe Nur Aslan Erdem
Araştırmada travma sonrası stres belirtileri ve travma sonrası büyümenin dini başa çıkma ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, teorik ve ampirik olmak üzere iki temel bölümden meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklemi Erzincan ile Ordu illerinde yaşayan bir veya birden fazla travmatik deneyime maruz kalmış 650 bireydir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Belirtileri Ölçeği, Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Dini Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri bilgisayar ortamında SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların travma sonrası stres belirtileri, travma sonrası büyüme ve dini başa çıkma düzeyleri; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çocuğu olma, çocuk sayısı, çalışma durumu, kronik hastalığı olma, psikiyatrik / psikolojik (ilaç, psikoterapi, vs.) tedavi alma ve yaşadığı olaylardan olumsuz etkilenme değişkenleri temelinde değerlendirilmiştir. Araştırmada cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çocuğu olma, çocuk sayısı, çalışma durumu, kronik hastalığı olma, psikiyatrik / psikolojik tedavi alma ve yaşadığı olaylardan olumsuz etkilenme değişkenleri ile travma sonrası stres belirtileri, travma sonrası büyüme ve dini başa çıkma düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca travma sonrası stres belirtileri, travma sonrası büyüme, olumlu dini başa çıkma ve olumsuz dini başa çıkma arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Psikoloji, Travma, Travma Sonrası Stres Belirtileri, Travma Sonrası Büyüme, Dini Başa Çıkma
- Master ThesisAçık Erişim2024Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Seher Sağdıç Lök
Son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte yenilikçi eğitim programları eğitim alanında derin etkiler yaratmıştır. Bu bağlamda, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme kavramları eğitim alanında önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasının amacı, Sosyal bilgiler öğretmenleri ve öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerini farklı değişkenler açısından incelemek, yaratıcı düşünme süreçlerini güçlendirebilecek stratejiler ve pratik öneriler geliştirmektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örneklemini Bolu'da MEB'e bağlı kurumlarda görev yapan 58 Sosyal bilgiler öğretmeni ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde 2022-2023 bahar döneminde öğrenim gören 148 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimleri Ölçeği (MYDEÖ), verilerin analizi için SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmen adaylarının ailede kaçıncı çocuk oldukları değişkeninde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin yaratıcılık düzeyleri genel olarak yüksek bulunmuştur. Araştırma verileri, ailede ikinci çocuk olma durumunun öz disiplin alt boyutunda daha yaratıcı olduğunu göstermektedir. Bulgular, öğretmen adaylarının yaratıcılık düzeylerini geliştirmek için çalışmaların yapılabileceğini göstermesi açısından önemlidir.
