Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Doctoral ThesisAçık Erişim202411. ve 13. yüzyıllar arasında Selçuklu coğrafyasında dini zümrelerin Türk siyasi hayatına etkisi
Nazan Aydoğdu
Anadolu toprakları birçok sebepten dolayı 11.yüzyıldan itibaren farklı bölgelerden gelen şeyhlere ve dervişlere ev sahipliği yapmıştır. Maveraünnehir, Horasan, Türkistan gibi bölgelerden gelen bu zengin insan kaynağı Anadolu'yu kısa sürede Türk yurdu yaparak İslamlaşmasını sağlamıştır. Farklı siyasi, sosyal, kültürel çevrelerden gelen bu insanlar mensup oldukları fikri seviyeyi de beraberinde getirmiştir. Büyük Selçuklu Devletiyle zirveye ulaşan Türk- İslam Medeniyeti bu şahıslar vasıtasıyla bölgeye taşınmıştır. Böylece Anadolu yeni bir yurt olmanın yanında farklı fikri ve kültürel akımlarında buluştuğu ve çarpıştı bir yer de olmuştur. Anadolu Selçuklu Devletinin yükselişiyle yeni göç dalgaları birbirini takip etmiştir. Moğol İstilasının İslam dünyasındaki yıkıcı etkisi, Türkistan, Horasan, İran, Azerbaycan gibi bölgelerdeki perişan olan halkın sığınak yeri Anadolu toprakları olmuştur. Anadolu'nun İslamlaşmasında önemli roller oynayan birçok alim, mutasavvıf gibi tarikat ehli Anadolu Selçuklu devleti içerisinde büyük bir fikir canlılığı oluşturmuştur. Bu çalışmadaki amaç Anadolu Selçuklu Döneminde oluşan tarikatların dönemin siyasi erki üzerindeki etkisi üzerinde durularak literatürdeki eksikliğe dikkat çekmektir. Ayrıca, sultanların yanı sıra devlet yöneticilerinin de alimler ve mutasavvıf çevrelerle yakın ilişkiler içinde oldukları ve bu süreçte medrese, hangah, zaviye gibi kurumların tahsisinde yarıştıkları, dönemin özellikle ana kaynakları, velayetnameler menakıpnamelerle belirtilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Bir Müslüman aydın olarak Nuri Pakdil'de kültür, medeniyet ve irfan
Süleyman Tüfenk
Tarih boyunca insanlar, kutsal ve aşkın varlığa inanmışlardır. Çünkü insan, tabiatı gereği inanma eğilimindedir ve inançları; yaşadıkları zaman, çevre ve coğrafyadan etkilenmiştir. Antropoloji, insanın hem fiziksel hem de ahlaki olarak faaliyetlerini ifade eden bir bilim dalı olarak karşımıza çıkarken insanlık tarihine dair veriler sunmaktadır. Antropoloji ile ilgili veriler, Batı'da olduğu gibi Doğu'da da bulunmaktadır. Pakdil, antropoloji disiplini açısından merkeze insan/insanlık kavramını koymuştur ve insanın/insanlığın kutsallığından yola çıkarak insana/insanlığa yapılan her darbe girişiminin dolaylı yoldan da olsa Tanrı'ya yapıldığını savunmuştur. Pakdil'in "İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!" söylemi, aslında yabancılaşan insana/insanlığa karşı bir söylemdir. Pakdil'in savunması insanı kapitalizme, yabancılaşmaya, batılılaşmaya ve sekülerizme/dünyevileşmeye karşı bir savunmadır. İnsanı tanımlamak ve tanımak zor olsa da kendini tanıyan insan Rabbini de tanır. İnsan, Tanrı'nın sanatı (Locke), akrabası (Şerîatî), halifesi (Kur'an), üstün insan (Nietzsche), insan-ı kâmil (İkbal), izzet ve hürmet tacı giymiş (Kitabı Mukaddes) ve Tanrı'nın kutsal bir emeği (Pakdil)'dir. Bu çalışmada kendisini eylem/devrim insanı olarak tanıtan ve Kudüs şairi olarak bilinen Nuri Pakdil antropolojisinin ve fenomenolojisinin yapı taşları, antropoloji disiplini bağlamında disiplinler arası mukayeseli bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dinler Tarihi, Medeniyet, İrfan, Antropoloji, Nuri Pakdil
- Master ThesisAçık Erişim2024Sağlık işletmelerinde çalışan motivasyonunun örgütsel öğrenme üzerine etkisinde psikolojik sahiplenmenin aracı rolü: Erzincan ili örneği
Nurdan Başar
Günümüz sağlık sektöründe çalışan personelin yoğun iş yükü altında çalışıyor olması performansını doğrudan etkilemektedir. Hal böyle olunca sektörde çalışan personelin motive bir şekilde çalışması performans açısından önem taşımaktadır. Sağlık sektörünün hizmet sektörü oluşu ve çalışanlar arasında uzmanlaşma düzeyi yüksekliğinin varlığı personelin öğrenmeye yatkın olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda örgütsel öğrenme, sağlık sektörü çalışanlarını motive etmek için kullanılan yöntem ve araçların kullanımında kolaylık sağlayabilir. Yine sağlık sektörünün uzmanlaşma düzeyinin yüksekliği gibi nedenlerle örgütün öğrenmeye önem vermesi, sağlık sektöründe örgütsel öğrenmeyi ne gibi faktörlerin kolaylaştıracağı konusu üzerinde durulmasına neden olmuştur. Bu doğrultuda çalışanlarının örgütü iş saatini doldurup gideceği bir yer gibi görmek yerine kurumu kendisininmiş gibi benimsemesi örgütsel öğrenmeye etki edebileceği düşünülmektedir. Buradan hareketle bu çalışma, sağlık çalışanlarının çalışan motivasyonunun örgütsel öğrenme üzerine etkisinde psikolojik sahiplenmenin aracı rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda Erzincan İlinde bulunan eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 413 sağlık personeline anket uygulanarak elde edilen veriler incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırma neticesinde sağlık personelinin çalışan motivasyonunun örgütsel öğrenmeyi olumlu anlamda etkilediği ve psikolojik sahiplenmenin bu etkiye aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çalışan Motivasyonu, Örgütsel Öğrenme, Psikolojik Sahiplenme, Sağlık Çalışanları
- Master ThesisAçık Erişim2024Genelleştirilmiş sabit nokta teoremlerinin adi diferansiyel denklemlere uygulamaları
Mohammed Amer Atıyah
Bu tezde Sabit Nokta Teorisi konusunda 1922'den bu yana (Banach, 1922) çalışılan teoremlerin ve büzülme-tip dönüşümlerinin yeniden yorumlandığı ve genişletildiği çalışmalara bakılarak Samet vd.(Samet vd., 2012)'de 𝛼- 𝜓 büzülme dönüşümü adında yeni bir kategoride büzülme-tip dönüşümü tanıtıldığı gibi bu dönüşümleri literatürdeki mevcut sabit nokta sonuçlarını özellikle de Banach Büzülme prensibini genişleterek farklı sabit nokta teoremlerini ispatlanmıştır.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Temel eğitimin üçüncü döngüsünde yeni sosyal bilgiler müfredatı ve öğretiminin incelenmesi: Erbil, Süleymaniye ve Duhok örneği
Khalıd Ilıas Basheer Qolamanı
Bu çalışma, Irak'ın Erbil, Süleymaniye ve Duhok bölgelerinde yeni Sosyal Bilgiler müfredatını ve ilişkili öğretim uygulamalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, müfredatın pedagojik etkinliği, müfredat geliştirme temelleri ile uyumu değerlendirilmektedir. Karma Yöntem araştırma yöntemleri kullanılarak, program geliştirme uzmanları ve öğretmenlerle anketler ve mülakatlar yapılmıştır. Bulgular, reformun eleştirel düşünme ve sivil bilinç geliştirmeyi amaçlamasına rağmen, yetersiz öğretmen eğitimi, kaynak kısıtlılıkları ve müfredat karmaşıklığının önemli uygulama zorlukları oluşturduğunu göstermektedir. Öğretmenler, eski müfredat ile yeni müfredat arasında minimal farklılıklar algılamakta ve yeni müfredata karşı farklı memnuniyet seviyeleri sergilemektedirler. Yetersiz finansman, hassas konular ve zaman kısıtlamaları gibi sorunlar, geliştirme sürecini etkilemektedir.Sonuç olarak, öğretmenlerin sürekli beceri geliştirme fırsatlarına ihtiyaç duyduğu ve bu sürecin daha sorunsuz geçişleri kolaylaştıracağı vurgulanmaktadır. Yeni müfredatın başarılı uygulanması için, öğretmenlerin sistemli mesleki gelişim ve sürdürülebilir destek yapıları aracılığıyla güçlendirilmesi gerekmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Teleolojik delil bağlamında Big Bang Teorisi ve güneş sistemi
Ahmet Konur
İlk çağlardan beri Tanrı'nın varlığını kanıtlamak için bir takım akıl yürütmelerden müteşekkil çeşitli argümanlar ortaya konmuştur. İnsanın imanını taklit seviyesinden tahkik seviyesine çıkaran bu argümanlar genellikle derin tefekkür barındıran zor eylemlerdir. Bunların içerisinde her insana hitap edebilir sadelikte olan Teleolojik delil nispeten daha işlevseldir. Teleolojik delil evrendeki düzen, tasarım ve gaye gibi kavramlardan hareket eden ve kullandığı öncülleri ile karmaşık felsefi akıl yürütmelerden sıyrılmış kolay kavranabilen bir argümandır. Yüce Allah'ın Rabb ve Yaratıcı olduğuna işaret eden delillerle mezcedilmiş evrenimizdeki gaye, nizam ve ince tasarım Big Bang olayı ile başlamıştır. Evrenin yaratılış hikâyesi ele alınıp bu bağlamda Yaratıcının varlığının ve kudretinin akli olarak idrak edilmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanan bu çalışmanın ilk bölümde, Yüce Allah'ın varlığının ispatında kullanılan Teleolojik Delil'in ne olduğu, kimler tarafından hangi formatta kullanıldığı işlenmiştir. İkinci bölümde Big Bang Teorisi bilimsel veriler bağlamında ele alınmış, teorinin ortaya çıkış süreci ve teorinin bilimsel kanıtları işlenip teleolojik delil ile ilişkilendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Güneş Sistemi teleolojik delil bağlamında incelenmiş ve daha anlaşılır olması hedeflenerek görseller eşliğinde sunulmuştur. Evrenin her köşesine kendi varlığının izlerini kodlayan Yüce Allah'ın varlığı ve büyüklüğü basit tefekkürlerle bile kavranabilirken, ele alınan bilgiler çerçevesinde Big Bang teorisi ve Güneş Sistemi incelendikten sonra durumun ileri seviyeye taşınması hedeflenmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Modern Türk tiyatrosuna geçişte Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatroları
Serdar Karabıyık
Ahmet Mithat Efendi romandan hikâyeye, felsefeden dine, tarihten musikiye hemen hemen her türde eser vermiş Tanzimat döneminin en velut yazarlarındandır. Onun eserlerinin muhtevasını ve mahiyetini toplumu eğitmek ve geliştirmek oluşturur ve bu amaçla tiyatro eserleri de kaleme almıştır. Bu çalışmada Ahmet Mithat Efendi'nin telif tiyatro eserlerini muhteva, yapı, geleneksel unsurlar ve metinlerarasılık bağlamında incelemeyi amaçladık. Bu çalışmayı gerekli kılan Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatroları üzerine akademik çalışmaların azlığıdır. Çalışmamızın odak noktası Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatroya dair görüşlerini saptamak ve bu görüşlerini tiyatrolarına ne ölçüde uyguladığını tespit etmektir. Ahmet Mithat Efendi tiyatroyu medeniyeti geliştiren araç olarak görür. Tiyatro, roman ve hikâyeye göre üstündür. Tiyatro onun nazarında mektep hükmündedir ve millî tiyatro oluşturmayı amaçlar. Ahmet Mithat Efendi altı tiyatro kaleme almıştır. Gönül adlı hikâyesi Mehmet Rıfat tarafından tiyatroya uyarlanmıştır. Tiyatrolarında hem Doğu'yu hem de Batı'yı iyi bilen tiplere rastlanmaz. Tiyatrolarını tezli oyun anlayışı ile kaleme aldığı için kahramanlar Ahmet Mithat Efendi'nin tezinin sözcüsü konumundadır. Ahmet Mithat Efendi tiyatroya dair görüşlerini telif tiyatro eserlerinde çoğunlukla uygulamıştır. Ahmet Mithat Efendi'nin hem özensiz ve hikâye anlatan meddah üslubuyla sohbet havasında tiyatro yazmasından hem de sahne bilgisinin yetersiz olmasından dolayı onun tiyatroları tahkiye edilmiş roman havasındadır.
- ThesisAçık Erişim2024Erzincan ili merkez ilçesine bağlı aile sağlığı merkezlerine evlilik raporu için başvuran bireylerin sma taraması hakkında bilgi ve tutumları
Gadime Yanmaz
Giriş ve Amaç: Spinal Müsküler Atrofi'nin (SMA) erken teşhisi çok önemlidir. Bu çalışma, evlilik hazırlığı yapan bireylerin SMA taramasına yönelik farkındalık ve tutumlarını değerlendirmektedir. Yöntemler: Bu kesitsel çalışma, Haziran-Eylül 2023 tarihleri arasında Erzincan Merkez ilçesindeki üç aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Demografik veriler toplamak ve katılımcılar arasında SMA ile ilgili bilgi ve tutumları değerlendirmek için araştırmacı tarafından tasarlanan 23 maddelik bir araç kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 197 kişi katılmış olup yaş ortalaması 29,45±7,48 olarak belirlenmiştir. SMA taramasının uygulanmasını destekleyenlerin oranı %84,8 (n=167) iken, test yaptırma isteği %72,6 (n=143) olarak belirlenmiştir. Test yaptırma isteği ile eğitim düzeyi, engelli yakın akrabanın olmaması, SMA genetik geçişli olduğunu düşünmeme, taramaları uygun bulma, test sonuçlarının evlilik üzerinde olan etkisi ve evlendikten sonra tarama yapılamayacağı inancı gibi değişkenler arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Çoğu kişi SMA'nın ciddiyetini kabul etse de önlenebilirliğini anlama konusunda kayda değer bir eksiklik vardır ve bu da genetik tarama alımını artırmak için hedefli eğitim müdahalelerine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Spinal Müsküler Atrofi, Genetik Tarama, Tanısal Tarama Programları, İkincil Önleme
- ThesisAçık Erişim2024İşe giriş muayenesi için başvuran hastalarda hava kalitesinin solunum fonksiyon testi ve hemogram parametreleri üzerine etkisi
Mehmet Kılınçer
Amaç: Bu çalışma, resmi kayıtlara göre Türkiye'nin en kötü hava kalitesine sahip şehirlerinden birinde Hava Kalitesi İndeksinin(HKİ) hemogram ve solunum fonksiyon testi parametrelerine etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kesitsel tanımlayıcı nitelikte olup çalışmanın evrenini Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne 1 Ocak 2022 ile 31 Aralık 2022 tarihleri arasında işe giriş muayenesi için başvuran hastalar oluşturmaktadır. Araştırmaya, çalışmanın yapıldığı Erzincan il sınırları içerisinde en az bir yıl ikamet eden, bilinen kronik hastalığı olmayan, işe giriş muayenesi için istenen rutin hemogram ve solunum fonksiyon testlerini yaptıran, 18-65 yaşları arasındaki bireyler dahil edildi. HKİ değerleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi web sitesinden alınmıştır. Bulgular: Çalışma, yaş ortalaması 32,30 olan %17,5'i kadın, %82,5'i erkek olmak üzere 326 kişiden oluşmaktadır. Ortalama HKİ değeri 68,20'idi. HKİ ve SFT parametreleri arasında anlamlı bir korelasyon saptanmadı. Öte yandan, HKİ'deki artışla birlikte lenfosit, lökosit ve trombosit sayısında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma bulundu (sırasıyla p= 0,001 , p= 0,022, p=0,011). Sonuç: Bu çalışmada, akut hava kirliliğinin sağlıklı bireylerde SFT parametrelerini anlamlı olarak etkilemediğini, ancak hemogram parametrelerini etkilediğini gözlemledik. Anahtar Kelimeler: Hava Kirliliği, Hava Kalitesi, Solunum Fonksiyon Testleri, Hemogram
- Master ThesisAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinin vatanseverlik kavramına ilişkin metaforik algılarının sanatsal yaratıcılıklarına yansıması
Zeynep Akar Ayaydın
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin vatanseverlik kavramına ilişkin metaforlarının sanatsal çalışmalarına nasıl yansıdığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) ile desenlenmiştir. Çalışma grubunu 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı'nda Doğu Anadolu Bölgesi'nde öğrenim gören 100 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Veri toplama araçları, öğrencilerin metaforlarını belirlemek amacıyla metafor yoluyla veri toplama formu kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci verileri ise öğrencilerin sanatsal çalışmaları ve çalışmaları için yazdıkları hikayelerden oluşmaktadır. Bu şekilde araştırmanın ikinci verilerine ulaşılmış ve araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin vatanseverlik kavramına ait 16 adet metafor oluşturduğu, ve bu kavramı şehit, Atatürk, asker, sevmek, mutluluk, hayatın anlamı, vatanı korumak, fedakârlık, başarı, bayrak, cesaret vb. metaforlar ile ifade etmişlerdir. Bu kavramlar dört kategori altında toplanmıştır. Öğrencilerin sanatsal çalışmaları ile metaforları incelendiğinde yazdıkları ve çizdiklerinin birbiriyle örtüştüğü tespit edilmiştir.
- ThesisAçık Erişim2024Hipotansif anestezi uygulanan rinoplasti hastalarında yüksek akım, düşük akım ve normal akım anestezi uygulamalarının postoperatif kognitif fonksiyonlar üzerine etkileri
Onur Işık
Amaç: Genel anestezi uygulamalarında farklı akım teknikleri kullanılabilmektedir ve düşük akım anestezi uygulamaları günümüzde giderek daha yaygın hale gelmektedir. Düşük akım anestezisinin ekolojik, ekonomik ve hasta açısından faydalı birçok özelliği bulunmaktadır. Ancak 2 L/dk ile 6 L/dk arasındaki gaz akışları kullanılmaya devam edilmektedir. Rinoplasti ameliyatlarında cerrahi alanı daha iyi görmek, kan kaybını azaltmak ve komplikasyon sıklığını azaltmak için kontrollü hipotansiyon uygulanmaktadır. Kognitif fonksiyonların hızla geri dönüşünü sağlayan anestezi tekniklerine ve ilaçlarına yönelik araştırmalar artmaktadır. Montreal Cognitive Assessment Test (MoCA)'inin kognitif bozukluğun başlangıç evrelerini erken tespit etmek için daha etkili bir test olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Bu farklı akım yöntemleri ile kontrollü anestezik hipotansiyon uygulamalarının kognitif fonksiyonlar üzerinde farklı etkileri olabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, düşük akımlı, normal akımlı ve yüksek akımlı kontrollü hipotansiyon anestezisi uygulamalarının kognitif fonksiyonlar üzerine etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi etik kurul onayı alındıktan sonra başlandı. Elektif rinoplasti cerrahisi planlanan, 2 saatten uzun sürecek, 18-65 yaş arası, ASA I-II risk skoruna sahip olan 150 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışma gözlemsel prospektif olarak planlandı. Hastalar uygulanan akım hızına göre üç gruba ayrıldı; düşük akımlı anestezi (1 L/dk) uygulanan grup 'Grup D' (n=50), yüksek akımlı anestezi (4 L/dk) uygulanan grup 'Grup Y' (n=50), normal akımlı anestezi (2 L/dk) uygulanan grup ise 'Grup N' (n=50) olarak adlandırıldı. Hastalara kontrollü hipotansiyon amacıyla ortalama arter basıncı 60-70 mmHg arasında olacak şekilde remifentanil infüzyonu uygulandı. Hastaların vital bulguları preoperatif dönemde, entübasyondan hemen sonra 0. dakikada, intraoperatif 30. dakikada, 60. dakikada ve 120. dakikada ölçülerek kayıt altına alındı. Hastalara preoperatif, postoperatif 1. saat, 24. saat ve 1. ayda MoCA testi uygulandı. Bulgular: Akım grupları arasında vital bulgular karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Ortalama arter basıncı ve kalp tepe atımı değerleri, ölçüm saatleri kendi aralarında karşılaştırıldığında preoperatif ile postoperatif 0. dakika ve postoperatif 0. dakika ile postoperatif 30. dakika karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. MoCA skorları incelendiğinde akım grupları arasında fark bulunmadı. MoCA testinin uygulama 2 saatleri kendi arasında karşılaştırıldığında; preoperatif ile postoperatif 24. saat ve postoperatif 24. saat ile postoperatif 1. ay karşılaştırmaları normal akım ve yüksek akım gruplarında benzer, düşük akım uygulanan grupta olumlu yönde farklı bulundu (p<0.05). Sonuç: Kontrollü hipotansiyon ile farklı akımlarda anestezi uyguladığımız çalışmamızda, düşük akımlı anestezi uygulanan hasta grubunda postoperatif kognitif fonksiyonların daha iyi korunduğunu gözlemledik. Bu nedenle düşük akımlı anestezi uygulamalarının anestezi pratiğinde daha yaygın olarak kullanılması gerektiği düşüncesindeyiz.
- ThesisAçık Erişim2024Sugammadeksin böbrek iskemi reperfüzyon hasarı üzerine etkisi
Hasan Kanar
Amaç: İskemi, dokuların kan akımının kesilmesiyle oluşan bir durumdur. Hem iskemi hem de iskemi sonrasındaki reperfüzyon vücutta hasara neden olabilir. İskemik dokuda çeşitli reaksiyonlara bağlı olarak serbest oksijen radikalleri meydana gelir. Reperfüzyonun sağlanmasıyla inflamatuar moleküller ve endotel-lökosit etkileşimleri sonucunda oluşan mediatörler sistemik dolaşıma geçerek reperfüzyon hasarına neden olur. Sugammadeks, anestezi uygulamalarında yaygın olarak kullanılan modifiye bir ɣ-siklodekstrin molekülüdür. Siklodekstrinlerin nöroprotektif etkileri çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Fakat renal iskemi reperfüzyon hasarı üzerine etkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışma ile sugammadeksin ratlarda renal iskemi reperfüzyon hasarının neden olduğu histopatolojik değişiklikler ve renal iskemi reperfüzyon hasarı patogenezinde rol oynayan oksidan ve proinflamatuar sitokinler üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 24 adet erişkin Wistar Albino tipi erkek rat kullanıldı. Deney hayvanları sağlıklı grup (HG), böbrek iskemi reperfüzyon oluşturulan grup (RIR) ,4 mg/kg sugammadeks uygulanan böbrek iskemi reperfüzyon oluşturulan grup (SIR4) ve 16 mg/kg sugammadeks uygulanan böbrek iskemi reperfüzyon oluşturulan grup (SIR16) olarak 4 gruba ayrıldı. Uygun şartlarda beslenmeleri sağlanarak adaptasyonları sağlandı. Anestezi uygulandıktan sonra deney grupları oluşturuldu. Her grup için belirli cerrahi işlemler yapıldı ve sonrasında böbrek dokusu ve kan örnekleri alındı. Histopatolojik inceleme ve biyokimyasal analizler yapılarak veriler değerlendirildi. İstatistiksel yöntemlerle veriler analiz edildi ve p<0.05 için sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmada, gruplar arasındaki biyokimyasal ve histopatolojik bulgular incelenmiştir. Biyokimyasal analizlerde, HG grubu ile RIR, SIR4 ve SIR16 grupları arasında İL-1β, TNF-α, NF-kß ve MDA değerleri açısından istatistiksel farklılık bulunmamıştır. Ancak tGSH değerleri RIR, SIR4 ve SIR16 gruplarında düşük, üre ve kreatinin değerleri ise yüksek bulunmuştur. RIR ve SIR4 grubundaki tGSH değerleri HG grubuna göre istatistiksel olarak daha düşük, üre ve kreatinin değerleri ise daha yüksek bulunmuştur (P<0.05). SIR4 ve SIR16 grubundaki üre ve kreatinin değerleri de RIR grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük bulunmuştur (P<0.05). Histopatolojik incelemelerde, RIR grubunda genellikle hemorajik alanlar ve nekroz görülürken, SIR4 ve SIR16 gruplarında daha normal bir görünüm 2 izlenmiştir. Gruplar arasında yapılan karşılaştırmalarda istatistiksel açıdan anlamlı farklar bulunmuş. Sonuç: Bu çalışmada, sugammadeksin renal iskemi reperfüzyon hasarı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Farklı dozlarda uygulanan sugammadeksin, biyokimyasal parametrelerde anlamlı fark yaratmasa da histopatolojik olarak hasarı azalttığı ve yüksek dozlarda uygulanan sugammadeksin hasarı daha çok önlediği belirlenmiştir.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Magnetik rezonans ve kadavra üzerinde yapılan nukleus lentiformis hacim ölçümlerinin karşılaştırılması ve bunun fonksiyonel nöroşirürji işlemleri açısından önemi
Selim Kayacı
Amaç: Fonksiyonel nöroşirürji, nöroşirürjinin en hızlı gelişen alanlarından biridir. Bununla birlikte işlemler sırasında azımsanmayacak ölçüde komplikasyonlarla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada amaç; kadavra örneklerinde önce radyolojik olarak daha sonra anatomik seksiyon yaparak nukleus lentiformis'lerin hacimlerini sterolojik olarak hesaplayıp karşılaştırmak ve sonuçları fonksiyonel nöroşirürji işlemleri açısından değerlendirmektir. Materyal ve metotlar: Bu çalışmada 13 adet erişkin beyin kadavrası kullanıldı. Önce MRG cihazında 1 mm atlanarak 2 mm'lik kesitler halinde görüntüler elde edilip, nukleus lentiformis'lerin hacim ölçümleri yapıldı. Sonra agara gömülerek tespit edilen örnekler mikrotom ile koronal planda 4 mm kalınlığında kesildi. Kesitler skaner'de ölçüm cetveli ile taranarak resmedildi. Kadavra örneklerinde hacimleri hesaplandı. MRG ve kadavra örnekleri üzerinde yapılan ölçümler karşılaştırıldı. Bulgular: Nukleus lentiformis'lerin MRG' de ortalama hacmi sağda 5821,4±590,5 mm3, solda 5781,8±723,5 mm3, kadavra örneklerinde sağda ortalama 5503,4±595,5 mm3 solda 5332,3±599,7 mm3 olarak hesaplandı. MRG' de elde edilen hacimler ile kadavra örneklerinin seksiyonu sonucu elde edilen hacimler arasında anlamlı istatistiksel fark bulunamadı. (p<0.001). MRG' de sağ ve sol nükleus lentiformis'lerin hacimlerinin benzer olduğunu ve istatistiksel anlamlı fark olmadığı saptandı (p=0.681). Kadavra kesitleri sonucu elde edilen sağ ve sol nükleus lentiformis'lerin hacimlerinin benzer çıktığı ve istatistiksel anlamlı fark olmadığı saptandı (p=0.069). Sonuç: Bu çalışma göstermiştir ki; MRG temelinde yapılan nukleus lentiformis hacim ölçümleri ile anatomik seksiyon sonrası yapılan hacim ölçümleri arasında korelasyon vardır. Bu sonuç MRG'den faydalanarak uygulanan fonksiyonel nöroşirürjikal işlemlerinin güvenirliliğini desteklemektedir.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Erzincan ili yöresinde yaş ve cinsiyet gruplarına bağlı sinus maksillarisin maksiller dişler ve diş implant uygulamaları açısından incelenmesi
Merve Kolak
Amaç: Sinus Maksillaris ve Maksiller dişler arasındaki anatomik yakınlığı konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile detaylı inceleyerek dental implant tedavileri başta olmak üzere diğer dental tedavilere yararlı olabilecek bilgiler sunmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: 150 hastanın KIBT görüntüsü yaş ve cinsiyet gruplarına ayırarak Sinus Maksillaris ile kanin, premolar,molar dişlerin kök apeksleri arasındaki dikey mesafe ölçüldü.Ölçülen mesafeler Tip 1 (1mm 'den fazla mesafe),Tip 2 (1mm 'den az mesafe),Tip 3 (temas halinde veya sinus içine uzanan kök) olmak üzere üç kategoriye ayrıldı. Bulgular: En çok Sinus Tip 3 e dahil olan diş birinci molar dişler olarak tespit edilmiştir. Bu dişleri sırasıyla ikinci molar üçüncü molar ve ikinci premolar dişler takip etmektedir.Kanin dişlerde % 7.7 oranında Tip 3'e rastlandı. Yaşın artmasıyla Tip 3 görülme sıklığı azalmıştır. Cinsiyet grupları arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Sonuç: Maksiller dişler Sinus Maksilleris arasındaki mesafenin belirlenmesi dental implant ve diğer dental tedavilerde oluşabilecek komplikasyonları önlemek açısından çok önemlidir. Tip 3' e dahil olan dişler kompliksayonlar açısından oldukça risklidir. Bireylerin yaş faktörü de göz önünde bulundurularak radyografik muayenesi yapılmalı ve dental tedaviler planlanmalıdır.
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024ABD başkanlık siteminde ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasama ve yürütme ilişkileri
Özden Kaya Berkay
Bu doktora tezinde "ABD Başkanlık Sisteminde ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yasama ve Yürütme İlişkileri" anayasal zeminde incelenmiştir. Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirleriyle olan ilişkileri hükümet sistemlerinin sınıflandırılmasında temel ölçüt olarak kabul edilir. Sert kuvvetler ayrılığı teorisini benimseyen başkanlık sisteminde kuvvetler arasındaki ilişkinin şekillenmesinde denge ve denetleme mekanizmaları temel unsurdur. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile Türkiye'de parlamenter sisteme son verilmiş ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yürütmen organın yapısı ve devlet başkanın anayasal konumu değişmiştir. Bu değişiklik yasama ve yürütme ilişkilerini şekillendiren denge ve denetleme mekanizmalarının yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Bu doktora tezi ABD başkanlık sistemi prototipiyle karşılatılarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde denge ve denetleme mekanizmalarını değerlendirebilmek, eleştirilere cevap verebilmek ve ayrıca sistemde eksikler mevcutsa bunlara yönelik çözüm öneriler getirebilmek amacıyla yazılmıştır. Bu bağlamda bu doktora tezi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Amerika Birleşik Devletleri başkanlık sisteminde yasama organın yapısı, yürütme organın yapısı ve iki kuvvet arasındaki ilişki ele alınmıştır. İkinci bölümde tarihi süreç içeresinde Türk anayasalarında yasama ve yürütme ilişkileri sırasıyla 1876 Kanunun-u Esasi, 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası ve 2017 öncesi 1982 Anayasasında ayrı ayrı incelenmiştir. Son bölümde ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasama ve yürütme ilişkileri incelenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Mir Yakup Mehdiyev'in Beynelmilel Siyasette Petrol isimli kitabının tercümesi ve değerlendirilmesi
Murat Baz
20. yüzyılın başlarında Azerbaycan petrol üreticilerinin, dünyanın ilk ticari petrol kolonisini Texas vilayetinde kuran ABD'den bile daha fazla petrol istihsal ettiği dönemler olmuştur. Azerbaycan petrol endüstrisine tarihî perspektifte bakarak 1928 yılında İstanbul Orhaniye Matbaasından neşir olunan Beynelmilel Siyasette Petrol kitabı, yayınlandıktan çok kısa bir süre sonra Fransızca, İngilizce, Çince ve Rusçaya çevrilmiştir. 1992 yılında Azerbaycan Türkçesine çevirilen Mir Yakup Mehdiyev'in "Beynelmilel Siyasette Petrol" kitabı, Azerbaycan İstiklal Mücahidi Mehmet Emin Resulzâde'nin İstanbul'da Milli Azerbaycan Neşriyatı adı altında yayınladığı serinin dokuzuncu kitabıdır ve kitabın önsözü de Resulzade tarafından kaleme alınmıştır. Bu çalışmada, 1928 yılı ve öncesine ait Azerbaycan petrollerinin tarihi, petrolün işletilmesi, dünya siyasetine etkisi, başta Fransa, İngiltere ve Amerika olmak üzere dünya devletlerinin güçlenmekte olan Rusya'ya karşı Azerbaycan ve Gürcistan devletleri özelinde yürütülen siyasi faaliyetleri gibi konuları anlatan bu kitabın tercümesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mir Yakup Mehdiyev, Petrol, Azerbaycan, Uluslararası Petrol, Neft)
- Doctoral ThesisAçık Erişim2024Kemalettin Tuğcu'nun hikâyelerinde yer alan değerlerin alımlama estetiği kuramına göre incelenmesi
Celal Navruz
Kemalettin TUĞCU, Geç Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi kültürünü birleştirerek yazdığı hikâyeleriyle Türkiye'de birkaç kuşağın üzerinde derin izler bırakmış önemli bir yazardır. Kaleme aldığı hikâyelerin pek çoğu esas itibariyle çocukların severek okuduğu, çok anlamlılık ölçütüne uygun metinlerdir. Bu araştırmada Kemalettin TUĞCU'nun hikâyelerine farklı bir açıdan yaklaşılmış, metinlerde ele alınan değerler alımlama estetiği yöntemiyle incelenmiştir. Dolayısıyla yöntem bakımından nitel bir çalışmadır. Alımlama estetiği edebiyat temelli sosyal bilgiler öğretimi yaklaşımı çerçevesinde okurun rolünü ön plana çıkaran etkili bir yöntemdir. Çalışmada değerlerin araştırmacı ve öğrenciler tarafından nasıl alımlandığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bunun için öncelikle hikâyelerde yer alan değerler tespit edilmiştir. Daha sonra öğrencilerin hikâyelerdeki değer unsurlarını alımlamalarına ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Son olarak araştırmacı ve öğrenciler tarafından alımlanan değerler ile sosyal bilgiler öğretim programında yer alan değerler karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak Kemalettin TUĞCU'nun hikâyelerinde değerlere yoğun olarak yer verildiği ve bunların aynı zamanda sosyal bilgiler öğretim programında da yer alan değerlerle büyük ölçüde örtüştüğü görülmüştür.
- Master ThesisAçık Erişim2024Belgede sahtecilik suçlarının konusu bağlamında elektronik belge
Esra Oruç
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda kamu güvenine karşı suçlar başlığı altında düzenlenen belgede sahtecilik suçlarının konusunu belge oluşturmaktadır. Günümüzdeki teknolojik ilerlemeler ile birlikte belgede sahtecilik suçları klasik belgelerle sınırlı olmaktan çıkarak elektronik belgeler bakımından da işlenebilir suçlar haline gelmiştir. Dijital çağın getirdiği yeniliklerin sonucu olarak yaşamın birçok alanında fiziki belgelerin yerini elektronik belgeler almaya başlamıştır. Elektronik ortamda yapılan işlemler sonucunda hem kamusal alanda hem de özel sektörde birçok hukuki sonuç doğuran işlem gerçekleştirilmekte olup, bu durum elektronik belge kullanımını arttırmaktadır. Elektronik belge kullanımının hızla artması, beraberinde bazı sorunları da gündeme getirmiştir. Bu sebeple belgede sahtecilik suçları açısından elektronik belgelerin konumunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Elektronik belgelerin TCK'da düzenlenen belgede sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmayacağı ve eğer elektronik belgeler belge vasfında kabul edilecekse hangi şartlarda bu durumun mümkün olabileceği günümüzde önemli bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda öncelikle belgede sahtecilik suçlarına ilişkin genel bilgilere yer verilmiştir. Ardından belgede sahtecilik suçlarının konusu olan belgenin taşıması gereken unsurlar izah edilerek elektronik belgeler açısından bu unsurların geçerliliği irdelenmiştir. Son olarak tartışma konularına ilişkin günümüzün teknolojik koşulları göz önünde bulundurularak çözüm önerilerine yer verilmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Derin öğrenme ve makine öğrenmesi tabanlı yüz ifadelerini tanımasistemi
Muhammed Kerem Türkeş
İnsanlar arasındaki yüz yüze iletişimde kelimeler, ses tonu ve yüz ifadeleri verimli etkileşim açısından çok önemli bir konumdadır. Jestlerin ve yüz ifadelerinin kişilerarası ilişkiler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmektedir. Yüz ifadelerinden duygu tanıma işlemleri sayesinde tıp, eğitim, güvenlik başlıca olmak üzere birçok alanda çeşitli işlemlerde kolaylık sağlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında, yüz ifadelerinden duygu tahmini işlemi gerçekleştirilen çalışmalardaki verimi artırmak amacıyla hibrit yaklaşım yöntemleri kullanılmıştır. Geliştirilen bu uygulama, öznitelik çıkarımı ve sınıflandırma olmak üzere iki adımdan oluşmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, ilk adımda SIFT, SURF, KAZE öznitelikleri SVM, XGB, RF, LR sınıflandırıcıları kullanılarak sınıflandırılmıştır. İkinci adımda ise CNN, ResNet50, VGG16 yöntemleri ile sınıflandırma işlemi yapılmıştır. Hibrit metotların ilk aşamasında derin öğrenme ve klasik makine sınıflandırıcılarının kendi aralarında kombinasyonel olarak kullanımıyla, SIFT, SURF, KAZE, ResNet50, VGG16 ile elde edilen öznitelikler SVM, XGB, RF, LR ve derin öğrenme metotları kullanılarak sınıflandırılmıştır. Hibrit metotların ve çalışmanın son aşamasında ise Hessian dedektörü ile tespit edilen anahtar nokta konumlarına SIFT tanımlayıcı inşa edilerek elde edilen hibrit öznitellik (HessianSIFT), SVM, XGB, RF, LR sınıflandırıcıları ile sınıflandırılmıştır. Elde edilen deney sonuçlarına göre, ResNet50 ve SVM'nin birlikte kullanılmasıyla yüz ifadelerinden tespit edilen duyguların tanıma başarısı %100 olarak belirlenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Lise öğrencilerinde akran zorbalığı, kendine zarar verme davranışı ve öz-şefkat arasındaki ilişki ve bu ilişkide öz-şefkatin aracı rolü
Ümmügülsüm Tuncel
Akran zorbalığı ve kendine zarar verme davranışı, ergenlerin gelişimini olumsuz etkileyen önemli sorunlardır. Bu durum, gençlerin ruh sağlığını desteklemek ve önleyici müdahaleler geliştirmek için bu konuların incelenmesini gerektirmiştir. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak yapılan bu çalışmanın amacı, ergenlik döneminde akran zorbalığı, kendine zarar verme davranışı ve öz şefkat arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide öz şefkatin aracı rolünü ortaya koymaktır. Çalışma, Bitlis ilindeki liselerde öğrenim gören 716 öğrenciden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde, Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu, Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği, Akran Kurbanlarını Belirleme Ölçeği, Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizi SPSS 26 ile yapılmış, çeşitli korelasyon ve testler uygulanarak, Hayes (2013) yöntemine göre aracılık analizleri gerçekleştirilmiş ve bootstrap ile dolaylı etkiler incelenmiştir. Bu araştırmada, ergenlerde öz-şefkatin, akran zorbalığı ve kendine zarar verme davranışı arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlendiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular, öz-şefkat düzeyinin artmasının, zorbalığa maruz kalma ve zorbalık yapma olasılığını azaltırken, kendine zarar verme davranışlarını da önleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
