Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Master ThesisAçık Erişim2024Ergenlerde okul iklimi, ergen-ebeveyn ilişkileri ve sosyal ve duygusal öğrenmenin okula bağlılık ile ilişkisi: Bir model testi
Emre Taha Mevsim
Bu araştırmada ergenlerde okul iklimi, ergen-ebeveyn ilişkileri ve sosyal ve duygusal öğrenmenin okula bağlılık ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla okul iklimi, ergen-ebeveyn ilişkileri, sosyal ve duygusal öğrenme ve okula bağlılık ile oluşturulan hipotetik model test edilmiştir. Araştırma, iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasındaki değişimin varlığını belirlemeyi amaçladığından yordamaya yönelik korelasyonel bir çalışmadır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzincan ili merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören öğrenciler arasından seçkisiz atama yöntemiyle belirlenen 663 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Ergen Ebeveyn İlişkileri Ölçeği, Okul İklimi Ölçeği Lise Formu, Ergenlerde Sosyal ve Duygusal Öğrenme Ölçeği ve Okula Bağlılık Ölçeği ile elde edilmiş, verilerin analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; lise öğrencilerinde sosyal ve duygusal öğrenme ve okul iklimi okula bağlılığı doğrudan yordamaktadır. Ergen-ebeveyn ilişkileri okula bağlılığı sosyal ve duygusal öğrenme aracılığıyla yordamaktadır. Okul iklimi okula bağlılığı sosyal duygusal öğrenme aracılığıyla yordamaktadır. Ayrıca araştırma kapsamında geliştirilen model okula bağlılığa ilişkin toplam varyansın yaklaşık %69'unu açıklamaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yeni sentezlenen schiff bazı metal komplekslerinin kolinesteraz enzimleri aktivitesi üzerine etkilerinin in vitro ve in silico metotlarla incelenmesi
Esra Yıldırım
Amaç: Bu tez kapsamında AChE ve BChE enzimlerinin aktiviteleri üzerine Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan takrin ilacına alternatif olarak yeni sentezlenen Schiff Bazı ligandı (LH) ve metal kompleksleri (CoL2, CuL2, NiL2 ve ZnL2)'nin kinetik parametrelerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal Metot: Bileşiklerin AChE, BChE aktivitesi spektrofotometrik olarak Ellman yöntemi ile belirlendi. AChE ve BChE için in vitro ihibisyon etkisini gösteren yeni sentezlenen Schiff Bazı ligandı (LH) ve metal kompleksleri (CoL2, CuL2, NiL2 ve ZnL2)'nin IC50 değerleri ve Ki sabitleri hesaplanarak inhibisyon tipleri belirlendi. Bulgular: Schiff Bazı ligandı (LH) ve metal kompleksleri (CoL2, CuL2, NiL2 ve ZnL2)'nin AChE için KI değerleri 26,94 ± 2,14 ile 65,85 ± 5,34 arasında değişirken, BChE için 345,10 ± 30,31 ile 1187,00 ± 62,23 arasında olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmada kullandığımız Schiff Bazı metal komplekslerinin AChE ve BChE enzimlerini önemli ölçüde inhibe ettiği tespit edilmiştir. 2024, 66 Sayfa Anahtar Kelimeler: AChE, BChE, Schiff Bazı Metal Kompleksleri.
- Master ThesisAçık Erişim2024Farklı spektrometrik teknikler kullanarak böbrek taş türlerinin belirlenmesi ve analiz sonuçlarının karşılaştırılması
Ahmed Murad Abıd Alaıkhtarlu
Böbrek taşı hastalığına (nefrolitiazis veya ürolitiazis olarak da bilinir), mineralize kristallerin böbrek kaliksleri ve pelviste birikmesi neden olurki bu birikintiler bir dizi olayla taşa dönüşür. Oluşan taşlar cerrahi işlemlerle veya tıbbi müdahalelerle tedavi edilmekle birlikte, tekrarlamanın önlenmesi ve özel tıbbi tedavi için taşın mineral türünün ve bileşiminin anlaşılması gereklidir. Kristal tutulması ve büyümesi; hyaluronik asit, osteopontin, renal tübüler epitel hücre yüzeylerinin bileşimi ve süperstarasyon gibi çeşitli faktörler tarafından yönetilir. Bununla birlikte bu faktörlerin ve diğer içsel fizyolojik ve metabolik faktörlerin etkileşimindeki farklılıklar, kristalleşme sürecini yönetebilir ve bileşimleri belirleyebilir. Taş matrisinin mikro yapısı taş türleri arasında farklılık gösterir ve mineral bileşimine göre belirlenebilir. Bileşim analizi taş oluşumundan sorumlu mineral türlerini ortaya çıkarır ve böbrek taşı matrisinin ultra yapısal incelemesi, patogenezle ilgili önemli bağlantılar olan ek ayrıntılar sağlar. Bu çalışmada farklı mineralojideki (saf ve karışık tip) böbrek taşlarının mikroyapısı ve mineral bileşenlerinin dağılımı analiz edilmiştir. Hastalardan çıkarılan taşlar Fourier dönüşümlü kızıl ötesi spektrometre (FT-IR), x-ışını kırınım spektrometresi (XRD), taramalı electron mikroskobu (SEM) ve bu mikroskoba bağlı enerji ayırımlı x-ışını spektrometresi (SEM-EDAX) kullanılarak incelenmiş olup mineral bileşimi belirlenmeye çalışılmıştır. Gözlemler benzer bileşime sahip böbrek taşlarının mikromorfolojisinde farklılıklar olduğunu ortaya çıkarmıştır. Otuz farklı taş arasındaki iç gözeneklik ve mekansal varyasyon analizi yapılmıştır. Benzer ve farklı tipteki taşların mikroyapılarındaki çeşitlilik, taş oluşumunun karmaşık olduğunu ve hem fizyolojik hem de mikro çevresel faktörler tarafından yönetilebileceğini göstermiştir. Ocak 2024, 126 Sayfa Anahtar Kelimeler: Böbrek taşı, Böbrek taşı çeşitleri, Enerji ayırımlı x-ışını spektrometresi (EDX), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR), Taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışını kırınımı (XRD).
- Master ThesisAçık Erişim2024Ceza muhakemesi hukukunda adli kontrol
Haticenur Özbaş
Ceza Muhakemesi Kanunu, ceza yargılamasının sağlıklı biçimde yürütülmesi ve sonuçlandırılması maksadı ile kişi hak ve hürriyetlerine kesin hükümden evvel, farklı şekiller ve yoğunluklarda sınırlandırma teşkil eden, kanun koyucu tarafından "Koruma Tedbirleri" olarak adlandırılan birtakım tedbirler öngörmektedir. Bu tedbirlerden kişi hak ve hürriyetlerine en yoğun sınırlandırma teşkil eden tedbir ise tutuklamadır. Adli kontrol ilk olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK ile Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu temel alınarak muhakeme hukukumuza kazandırılmış tutuklamaya alternatif teşkil eden bir kurumdur. Kurumun ihdas edilmesindeki temel gaye kişi hak ve hürriyetlerine verilen önemin artması ile tutuklamanın son çare olarak başvurulan bir tedbir haline getirilmesidir. Dolayısıyla tutuklama ile adli kontrol arasındaki ilişki temelde ölçülülük ilkesine dayandırılmaktadır. Zira bu ilke, amaca ulaşmada araç olarak kişi bakımından en hafif etki doğuracak tedbire başvurulmasını öngörmektedir. Tutuklamaya alternatif teşkil etmekle birlikte tutuklamadan bağımsız olarak da uygulanabilen adli kontrol tedbiri farklı amaçlara yönelik olarak düzenlenmiş on iki farklı yükümlülükten oluşmaktadır. Çalışmamızda mevzuat bakımından adli kontrol tedbiri irdelenmiş, mevzuat ve uygulama açısından kanaatimizce eksik bulunan hususlar ile bunlara yönelik çözüm önerileri tartışılmış ve 08.07.2021 tarih ve 7331 sayılı Kanun kapsamında Muhakeme Kanununa eklenen hükümler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Adli Kontrol, Ceza Muhakemesi, Koruma Tedbiri, Ölçülülük İlkesi, Tutuklamaya Alternatif Tedbirler
- Master ThesisAçık Erişim2024Hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumlarının incelenmesi
Emine Erbuğa
Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumlarını belirlemek amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel türde olan bu araştırmada bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 234 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kolorta Hemşirelik Tutum Ölçeği" ve "Korzul Klinik Uygulama Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde t testi, Anova analizi, Mann-Whitney U, Kruskall- Wallis ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin hemşirelik tutum ölçeğinin puan ortalaması 76.30±13.20 ve klinik uygulama tutum ölçeği puan ortalaması ise 88.98±16.33 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumları cinsiyete, sınıfa, akademik başarı algısına göre değişim göstermezken; bölümü isteyerek seçme, hemşirelik bölümünden memnun olma, mesleğin geleceğini algılayış biçimi, klinik başarı algısı, klinik uygulamadan memnun olma durumu, bölümü tekrar tercih etme gibi değişkenlere göre farklılık göstermektedir. Sonuç: Öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumları orta düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerde, hemşirelik mesleğine yönelik olumlu tutum arttıkça, klinik uygulamaya yönelik olumlu tutum artmaktadır. Anahtar kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, tutum, klinik uygulama, hemşireliğe yönelik tutum
- Master ThesisAçık Erişim2024Bir eğitim araştırma hastanesinde karşılanmayan hemşirelik bakımı ve etkileyen faktörler
Buket Erden
Amaç: Bu araştırma bir eğitim-araştırma hastanesinde çalışan hemşirelerin karşılanmayan hemşirelik bakımına yönelik gereksinimlerini, bakımın karşılanmama nedenlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yürütüldü. Materyal ve metot: Tanımlayıcı türde yürütülen araştırmanın çalışma grubunu bir eğitim araştırma hastanesinde görevli hemşireler oluşturdu; dahil etme kriterlerini karşılayan hemşireler kolayda örnekleme yöntemi ile araştırma kapsamına alındı. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Karşılanmayan Hemşirelik Bakım Hizmetleri Ölçeği" ile hemşirelere anket formunun yüz yüze dağıtılıp geri alınması yoluyla toplandı. Veriler SPSS programı kullanılarak, tanımlayıcı ve çıkarımsal istatiksel analizler ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin karşılanmayan hemşirelik bakımı gereksinimi puan ortalaması 1.61±0.69; karşılanmayan hemşirelik bakımı nedenleri puan ortalaması 3.38±0.57 olarak belirlendi. Karşılanmayan hemşirelik bakımı gereksiniminin sosyo-demografik özelliklere göre farklılık göstermediği, çalışılan birim, çalışma şekli, aylık ortalama fazla mesai, servisten, işten ve meslekten memnun olma durumuna göre farklılık gösterdiği; karşılanmayan hemşirelik bakımı nedenlerinin serviste çalışan hemşire sayısını yeterli bulma durumuna göre farklılık gösterdiği belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin karşılanmayan hemşirelik bakım gereksiniminin düşük; karşılanmayan hemşirelik bakım nedenlerinin yüksek düzeyde olduğu; hemşirelerin daha sık ve rutin olarak gerçekleştirdikleri bakımları daha az kaçırdıkları, duygusal destek, taburculuk eğitimi gibi bakımları daha sık kaçırdıkları belirlendi.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yeşilırmak Havzası'ndaki kuraklık trendlerinin istatistiksel yaklaşımlar ile analizi
Meva Nur Öllükçü
Kuraklık, belirli bir bölgede ve belirli bir süre boyunca normalin altında yağış düşmesi sonucu meydana gelen su kıtlığını ifade etmektedir. Kuraklıkların analizi, su kaynaklarının planlanması ve yönetimi, hidroelektrik enerji üretimi, sulama planlaması, tarımsal verimlik ve rezervuar planlaması açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle kuraklıkları çeşitli indisler ile gözlemlenmesi ve değişiminin analiz edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Yeşilırmak havzasında bulunan Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat meteoroloji istasyonları için, 1979 ile 2022 yılları arasında hesaplanan aylık, mevsimsel ve yıllık zaman periyodundaki Standart Yağış İndeksi (SPI), Standartlaştırılmış Yağış Evapotranspirasyon İndisi (SPEI) ve De Martonne İndis (DMI) değerlerine göre kuraklık durumu değerlenmiş ve istasyon bazlı kuraklık yüzdeleri ifade edilmiştir. Ayrıca her bir kuraklık indeksi Şen'in Yenilikçi Trend Analizi (ITA), Ardışık Mann Kendall (SQMK) ve Yenilikçi poligon trend analizi (IPTA) metotlara göre trend ve değişim noktası analizlerine tabi tutulmuştur. Analizlere göre bölgedeki kuraklıkların eğilimleri ve trend başlangıç yılları belirlenmiş ve bölgede %15 düzeyinde ciddi düzeyde kuraklıkların hâkim olduğu ortaya çıkarılmıştır. ITA analizleri sonucunda istasyonlarda genel olarak ilkbahar, yaz, sonbahar ve yıllık periyotta 5-10% düzeyinde önemli azalış eğilimi ile birlikte artan kuraklık eğiliminin varlığı tespit edilmiştir. SQMK analizleri sonucunda istasyonlarda genel olarak anlamda anlamlı azalış trendinin varlığı gözlemlenmiştir. IPTA analizleri sonucunda SPI, SPEI ve DMI kuraklık indisinin trend analizlerinde artan kuraklık şiddetlerinin baskın olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, politika yapıcıları ve karar vericilerin havzada karşılaşılabilecek kuraklık risklerine yönelik hazırlıklı olmaları büyük önem taşımaktadır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Gölova Baraj Gölü (Sivas) suyunda ve gölde yaşayan bazı balık türlerinde ağır metal birikimi
Suat Şengül
Bu çalışmada, Sivas ili Gölova Baraj Gölü suyunun fiziko-kimyasal parametreleri ile suda ve bazı balık türlerinin (Capoeta tinca, Alburnus alburnus, Squalius cephalus ve Perca fluviatilis) kas dokusundaki ağır metallerin birikimleri tespit edilmiştir. Göl suyunun bazı fiziko-kimyasal parametreleri ölçülmüştür. Ağır metal analizlerinde ICP-MS cihazı kullanılmıştır. Suda yapılan ağır metal birikimlerinin sıralaması Cu>As>Cr>Al>Mn>Co>Hg şeklinde; balık türlerinin kas dokusunda belirlenen ağır metal birikimlerinin sıralaması ise; Zn>Al>Cu>Hg>Mn>Cr>Pb>As>Cd>Co şeklinde belirlenmiştir. Balıkların kas dokusundaki tüm metaller ile balık ağırlığı arasındaki ilişkiler önemli bulunmuştur (p<0,05 ve p<0,01). Balık dokularında tespit edilen metal düzeyleri Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği ve Türk Standartları Enstitüsü'nün balık dokuları için verdiği değerler ile kıyaslandığında balıkların besin olarak tüketilmesinde sakınca olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca balıkların yenilebilir kas dokularındaki hesaplanan insan tüketimi için önerilen THQ ve HI değerleri ile kıyaslandığında (Hg hariç) bu değerlerin çok altında olduğu görülmüştür. Dolayısıyla söz konusu türlerin tüketiminin halk sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmadığı saptanmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Radyasyon dedektörü yapımı ve çeşitli malzemelerin radyasyon ölçümü
Ali Karakoç
Bu çalışma, radyasyon dedektörlerinin yapımına ve çeşitli malzemelerin radyasyon ölçümlerine odaklanmaktadır. Radyasyon, doğal ve yapay kaynaklardan yayılan enerji biçimidir ve insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu nedenle, radyasyonun doğru ve etkin bir şekilde ölçülmesi büyük önem taşımaktadır. Radyasyon, hem tıbbi uygulamalarda hem de endüstriyel süreçlerde yaygın olarak kullanılmakta, bu da doğru ölçüm ve izleme sistemlerinin gerekliliğini artırmaktadır. Çalışma, bir radyasyon dedektörü oluşturmak için gerekli temel radyasyon değerlerini ve çeşitlerini öğrenmekle başlamaktadır. Radyasyon dedektörleri, çevredeki radyasyonu izlemek ve ölçmek için kritik cihazlardır. Bu dedektörler, nükleer enerji santrallerinde, tıbbi alanlarda, çevre izleme sistemlerinde ve acil durum yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır. Çalışma kapsamında, radyasyon dedektörlerinin çalışma prensipleri, çeşitli tip dedektörler göz önünde bulundurarak ve bunların dikkate alınması gereken hususlar detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Radyasyon dedektörleri, her birinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları ile birlikte incelenmektedir. Örneğin, Geiger-Müller tüpleri yaygın olarak kullanılırken, sıvı scintillatörler daha hassas ölçümler sağlayabilmektedir. Ayrıca, farklı malzemelerin radyasyon üzerindeki değerleri ölçülmüştür. Bu malzemeler, radyasyonu absorbe etme veya iletme yeteneklerine bağlı olarak farklı işleme özelliklerine sahiptir. Çalışma, çeşitli malzemelerin genel performansına odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, radyasyon değerlendirmelerinde kullanılan çeşitli malzemelerin radyasyon ölçümleri ele alınmaktadır. Radyasyonun ölçümünde kullanılan standartlar, güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için hayati öneme sahiptir. Radyasyonun doğru ölçümü, sağlık risklerinin tanımlanması ve kontrolü için temel bir gerekliliktir. Bu çalışmada yer alan bilgiler, radyasyon dedektörleri ve malzemeleriyle ilgilenen araştırmacılar ve mühendisler için önemli bir referans kaynağı teşkil edebilir. Ayrıca, bu alandaki yenilikçi yaklaşımlar ve geliştirmeler için bir temel oluşturarak, gelecekteki araştırmalara yön vermektedir. Radyasyon dedektörlerinin doğru ve güvenilir bir şekilde tasarımı, hem sağlık hem de çevresel güvenlik açısından büyük önem taşımaktadır. Radyasyon dedektörleri, aynı zamanda eğitim ve araştırma alanlarında da büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca, elde edilen veriler ve deneyimler, gelecekteki araştırmalara temel oluşturabilecek potansiyelde olup, radyasyon ölçüm sistemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu şekilde, hem eğitim hem de araştırma alanında önemli ilerlemeler sağlanabilir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Elektronik atık katkılı polimer betonların geçirimlilik özellikleri ile agresif çözeltilere karşı direncinin incelenmesi
Merve Aydın
Bu çalışma, polimer bağlayıcılar ile plastik kökene sahip elektronik atıkların (e-atık) aderansının/yapışmasının daha etkili ve güçlü olacağı, dolayısıyla bu atıkların polimer betonların geçirimlilik özellikleri ile agresif çözeltilere karşı direncine etkisinin olumlu olacağı hipotezinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla polimer betonda agrega olarak kullanılan kuvars agregası ve çakılın yerine %0, %3, %6, %9, %12 ve %15 oranlarında e-atıklar yer almıştır. Doymamış polyester reçinenin bağlayıcı olarak kullanıldığı çalışmada, polimer betonların kılcal su emme, hızlı klor geçirimliliği ile asit ve sülfat atağına karşı davranışındaki ortaya çıkan değişimler 7, 28 ve 90 gün sonunda değerlendirilmiştir. Ayrıca bu betonların birim ağırlık, basınç dayanımı, ultrases geçiş hızı (UPV) ve dinamik elastisite modülü deneyleri de gerçekleştirilerek kıyaslamalar yapılmıştır. E-atığın agrega olarak değerlendirilmesi sonucunda hafif polimer betonlar üretilebileceği ortaya çıkmıştır. Kontrol betonundan sonra en yüksek basınç dayanımları, 7, 28 ve 90 gün için sırasıyla 59,05 MPa, 64,5 MPa ve 73,05 MPa olacak şekilde %3 e-atık kullanılan polimer betonlardan elde edilmiştir. UPV açısından e-atıklı polimer beton kalitesinin önemli ölçüde etkilenmeyip iyi kalitede olacağı sonucuna varılmıştır. Kür süresinin farklı e-atık katkılı polimer betonların dinamik elastisite modülü değerleri üzerinde olumlu etkisi olmuştur. E-atığın özellikle %9 oranına kadar kullanımı, 90 gün sonunda 0'a çok yakın kılcal su emme katsayı değerlerine sahip polimer betonlar üretilebileceğini göstermiştir. Hızlı klor geçirimliliği sonuçları ihmal edilebilir seviyede düşük çıkmıştır. E-atıklar %3, %6 ve %9 oranlarında agrega olarak polimer betonda kullanıldığında asit ve sülfata karşı yüksek dirençli betonlar üretilebilmiştir. Çalışmanın hipotezi, kapsamlı deneyler sonucunda doğrulanmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Erzincan kent merkezi deprem yapı stoğu ve ulaşım altyapı analizi
Yunus Emre Mazlum
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen ikiz depremler ve daha fazlası ile yüzyılın felaketi olarak değerlendirilen bu afetler sonucunda, tüm şehirlerimizin afet koordinasyonu ve afet öncesi durum analizi yapması gerekli hale gelmiştir. Erzincan ili geçmişten bugüne çok kez depremlerle sarsılmış, büyük yıkımlara uğramış ve her zaman diri faylara yakın olması sebebi ile öncelikle deprem tehlikesi başta olmak üzere tüm afetlere hazır olması ihtiyacı oluşmuştur. Bu çalışmada Erzincan kent merkezine bağlı 23 adet mahallede, 2000 yılı öncesinde inşa edilmiş 2 kat ve üstü betonarme ve yığma yapı adedi, Erzincan Belediyesi ruhsat kayıtları ve Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) verileri doğrultusunda yaklaşık 3.199 olarak belirlenmiştir. Askeri binalar analiz çalışmasına dâhil edilmemiştir. Sokaktan hızlı bina tarama yöntemleri ile riskli olan yapılarının belirlenmesi, çıkacak olan sonuçlara göre bina performans değerlendirmesi yapılması, risk haritalarının oluşturulması ve olası bir afet anında güvenli ulaşım yollarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerin yapılması, verilerin işlenmesi ve ulaşım altyapı analizi yapılmasında QGIS programı kullanılmıştır. Kat adedine bağlı olarak yapı stoğu yükseklik haritası, saha çalışması sonrası bina performans değerlendirme durum haritaları ve ulaşım altyapı analizine ilişkin barınma ve toplanma alanlarını odak alan ulaşım analiz haritaları hazırlanmıştır. Erzincan kent merkezi için yapılan analizler göstermiştir ki, özellikle 1992 Erzincan depremi öncesinde inşa edilen binalar ve deprem sonrasında yapılmış olmasına rağmen günümüz deprem yönetmeliklerine uygun olmayan yapı malzemeleriyle inşa edilmiş binaların varlığı olası bir deprem veya afet durumunda ciddi zararlara sebep olabilecektir. Bu bağlamda, bir an önce kentsel dönüşümün desteklenmesi, gerekli teşviklerin yapılması; devlet kurumları veya bireysel girişimler ile riskli binaların yenilenmesi, güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
- Master ThesisAçık Erişim20242610 numaralı eğin (Kemaliye) kazası nüfus defteri: Müslim nüfusun transkripsiyon ve değerlendirmesi (h-1250/ m-1834-1835)
Hatice Şule Çetin
Osmanlı Devleti, ilk modern sayımını 1828-29 yıllarında gerçekleştirmiştir. Bu tarihten önceki sayımlar tahrir ve avarız kayıtları adı altında sürdürülmüş ve vergilendirme amacıyla yapılmıştır. 1828-29 yıllarında yapılan nüfus sayımları sonucunda elde edilen veriler dahilinde dönemin sosyo-ekonomik, idari ve demografik yapısını içeren defterler ortaya çıkmıştır. Bu defterler kayıt altına alındıkları bölgeler nezdinde kıymetli bilgiler vermektedir. Nitekim nüfus defterleri tarihin belirli bir dönemine ışık tutan mühim kaynaklardan olmuşlardır. Bu çalışmada, 2610 numaralı Eğin (Kemaliye) nüfus defterinin transkripsiyonu yapılarak M.1834 yılına dair Eğin (Kemaliye) kazasının nüfus bilgileri, demografik yapısı, meslek grupları, sosyal statüleri, fiziksel özellikleri ve nüfus hareketleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışma ile Eğin'in (Kemaliye) nüfusun antropolojik yapısına dair bazı ipuçları, üretim/tüketim alışkanlıkları, çocuk sayıları, sosyal statüleri, meslek dağılımları gibi pek çok konuya açıklık getirilecek bu bağlamda literatüre katkı sağlanacaktır. Transkripsiyon dahilinde elde edilen veriler ile tablolar oluşturulmuş ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Erzincan Sancağı, Eğin (Kemaliye) Kazası, Demografik Yapı, Nüfus Defterleri
- Master ThesisAçık Erişim2024Cecabase RT 945 katkı maddesinin farklı sıcaklık ve oranlarda modifiye bitüme olan etkilerinin araştırılması
Özge Demir
Teknolojinin ilerlemesi ile motorlu araç sayılarında ciddi artışlar meydana gelmiş bu da yol kaplamalarının kaliteli olmasını zorunlu hale getirmiştir. Yol kaplamalarında en çok kullanılan Bitümlü Sıcak Karışımlar (BSK)'dır. BSK'lar 140°C ile 180°C aralığında karıştırılır ve 120°C ile 160°C arasında sıkıştırılır. 2000'li yıllardan itibaren dünya genelinde kullanılan Ilık Karışım Asfalt (IKA) teknolojileri ise BSK'lara göre 20°C ile 40°C daha düşük sıcaklıklarda üretilmektedir. Asfalt karışımları daha düşük sıcaklıklarda üretmenin en büyük avantajı enerji tüketiminin ve CO2 emisyonlarının azalmasıdır. IKA teknolojilerinin üretiminde kullanılan çeşitli katkı maddeleri bulunmaktadır yaptığımız bu çalışmamızda kimyasal katkılardan birisi olan Cecabase RT 945 incelenmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan saf bitüm 70/100 penetrasyon derecesine sahiptir. Bitüm ağırlığının %0, %0,3, %0,4 ve %0,5'i olacak şekilde hesaplanan dört farklı Cecabase RT 945 oranı bitüm içerisine eklenmiştir. Taguchi L16 ortogonal dizisine göre hazırlanan deney planlarına uygun olarak karışımlar 120°C, 130°C, 140°C ve 150°C karıştırma sıcaklıklarında, 5, 10, 15 ve 20 dakika boyunca 1000, 2000, 3000 ve 4000 RPM karıştırma hızlarında karıştırılarak hazırlanmıştır. Hazırlanan numunelere penetrasyon, yumuşama noktası, parlama noktası, dönel ince film etüvü (RTFOT), elastik geri dönme ve Marshall stabilite testleri uygulanmıştır. Bu parametrelerin ve seviyelerin bağlayıcı üzerindeki etkileri incelenmiş ve şartnamelere uygunluğu değerlendirilmiştir. Cecabase RT 945 katkı maddesi, saf bitümün penetrasyon değerini artırmış, yumuşama noktası değerini azaltmıştır. Ayrıca modifiye bitümün elastik geri dönme yüzdesi artmış, RTFOT kütle kaybı azalmış ve Marshall stabilite değeri artmıştır. Taguchi Metodu ile gerçekleştirilen optimizasyonlar sonucunda, en uygun koşullar %0,3 Cecabase RT 945 oranı, 140°C karıştırma sıcaklığı, 20 dakika karıştırma süresi ve 3000 RPM karıştırma hızı olarak belirlenmiştir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Yaratıcı drama yönteminin ilkokul öğrencilerinin problem kurma becerilerine ve yaratıcılıklarına etkisinin incelenmesi
Beyzanur Bayram
Soyut kavramların hâkim olduğu matematik disiplinininde alternatif öğretim yöntemleri kullanılarak daha etkili bir öğretim gerçekleştirilebilir. Bu bakış açısından hareketle araştırmanın amacı ilkokul 3. sınıf Matematik Dersi Öğretim Programı'nda yer alan Doğal Sayılarla Çarpma İşlemi alt öğrenme alanında kullanılan yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin problem kurma becerileri ve yaratıcılıklarına etkisinin incelenmesidir. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin problem kurma becerileri ve yaratıcılıkları süreç başı ve sonunda ön ve son test olarak uygulanan Problem Kurma Testi (PKT) ile belirlenmiştir. Yaratıcı drama ders planları ise 8 haftalık bir zaman dilimininde gerçekleştirilmiştir. PKT'den nitel ve nicel veriler elde edilmiştir. Ayrıca süreçte araştırmacı tarafından gözlem notları tutulmuştur. Bu doğrultuda araştırma, karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı iç içe geçmiş desen ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan ili merkezinde bulunan bir ilkokulda 24 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin problem kurma becerileri hakkında yorum yapabilmek için PKT'ye verdikleri yanıtların analizinde Bağımlı Örneklemler T-Testi ve İçerik Analiz Tekniği kullanılmıştır. 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcılıkları ise akıcılık, esneklik ve orijinallik bileşenleri doğrultusunda incelenmiştir. Ayrıca bunlar gözlem notları ile desteklenmiştir. Bu araştırmada uygulanan yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin problem kurma becerilerini ve yaratıcılıklarını artırdığı, çarpma işlemine yönelik kavramsal anlamalarını geliştirdiği sonucuna varılmıştır.
- Master ThesisAçık Erişim2024Görsel düşünme stratejilerinin görsel sanatlar öğretmen adayları üzerindeki etkisi
Hatice Gencer
Bu araştırmanın amacı, görsel düşünme stratejilerinin görsel sanatlar öğretmen adaylarının görsel okuryazarlık yeterlikleri, eleştirel düşünme düzeyleri ve argüman yazma becerileri üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Bu araştırma karma araştırma modeli olarak desenlenmiştir. Çalışma grubu, eğitim fakültesi, güzel sanatlar eğitimi, resim-iş anabilim dalında öğrenim gören amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi ile seçilmiş öğrencilerinden oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel verileri SPSS 27. Analiz programıyla .05 anlamlılık düzeyinde analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinden aynı grubun öntest ve sontest verilerini karşılaştırmak için non- parametrik testler kullanılmıştır. Görsel Düşünme Stratejilerinin öğretmen adaylarının görsel okuryazarlık ve eleştirel düşünme becerileri üzerinde anlamlı bir artış sağladığı, öntest ve sontest sonuçları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Görsel okuryazarlık alt boyutlarında ve eleştirel düşünme eğilimlerinde belirgin gelişimler gözlemlenmiştir. Ayrıca, Görsel Düşünme Stratejileri argüman yazma becerilerini de geliştirmiş, yazılan argümanların hem sözcük sayısı hem de içerik derinliğinde belirgin bir artış sağlanmıştır. Sonuç olarak Görsel Düşünme Stratejilerinin öğrencilerin eleştirel düşünme, görsel okuryazarlık ve argümantasyon yazma becerilerini olumlu etkisi olduğuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Görsel Düşünme Stratejileri, Görsel Okuryazarlık, Eleştirel Düşünme, Argüman Yazma, Görsel Sanatlar
- Master ThesisAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinin duygularına ilişkin metaforik algılarının sanatsal yaratıcılıklarına yansıması
Ebru Balçık
Bu araştırma da ortaokul öğrencilerinin duygularına (mutluluk ve üzüntü) ilişkin metaforik algılarının sanatsal yaratıcılıklarına nasıl yansıdığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2022-2023 eğitim öğretim yılında orta ölçekli bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu 70 (30 kadın / 40 erkek) 5.6.7. ve 8. sınıf öğrencisi ile oluşturulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) ile desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları, öğrencilerin mutluluk ve üzüntü kavramına ilişkin algılarını tespit etmek için metafor yoluyla veri toplama formu ve öğrencilerin mutluluk ve üzüntü kavramına ilişkin yaptıkları sanatsal çalışmalar ve çalışmalarıyla ilgili yorumları kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinden ortaokul öğrencilerinin mutluluk ve üzüntü kavramlarına ilişkin metaforları içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin mutluluk kavramına ilişkin arkadaşlık, aile, oyun gibi metaforlar ürettikleri ve sevdikleri kavramlar üzerinde daha çok durdukları, üzüntü kavramına ilişkin kullandıkları metaforların ise talihsizlik, yokluk, başarısızlık gibi olumsuz kavramların olduğu görülmüştür. Ortaokul öğrencileri duygularını sanatsal çalışmalarına yansıtırken, mutluluk için arkadaşlık, gülümsemek, aile, oyun gibi kavramları kullandıkları üzüntü için ise başarısızlık, mağlubiyet, siyaset, güvensizlik, açlık gibi kavramları daha çok tercih ettikleri ayrıca ortaokul öğrencilerinin yazdıkları ve çizdiklerinin birbiriyle örtüştüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar, Metafor, Sanat Eğitimi, Duygu
- Master ThesisAçık Erişim2024Resim-iş öğretmenliği lisans öğrencilerinin sanatsal gelişim süreçlerinin a/r/tografik olarak incelenmesi
Mine Başyurt
Bu çalışma resim-iş ö ğretmenliği lisans ö ğrencilerinin sanatsal gelişim süreçlerinin a/r/tografik olarak sorgulanması ve portfolyo hazırlamanın bu süreçteki rolünün belirlenmesi amacıyla oluşturulan, nitel bir çalışmadır. Araştırma 2022-2023 ö ğretim yılınd a orta ölçekli bir üniversitenin Resim-İş eğitimi anabilim dalı 4. Sınıf ö ğrencilerinin atölye dersinde yürütülmüştür. Araştırma grubu 10 gönüllü atölye ö ğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ö lçüt (amaçlı) ö rneklem yolu ile seçilmiştir. Araştırmanın verilerinin toplanması sorgulama sürecinde hazırlanan ö ğrenci eğitsel gelişim dosyaları(portfolyo), oluşturulan soru havuzundan, alan uzmanlarının görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan a/r/tograf görüşleri , akran görüşleri, uzman görüşleri ve süreç sonunda ortaya çıkan ö ğrenci sanatsal ürünlerinden oluşturulmuştur. Sanat temelli bir araştırma yöntemi olan a/r/tografik sürece ilişkin verilerin analizinde nitel veri analizi kullanılmıştır. Buna göre eğitsel g elişim dosyalarının(portfolyo) ö ğrenci, akran ve uzman değerlendirmelerinde içerik analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin sanatsal süreçleri ve a/r/tografik sorgulama süreçleri betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Öğrencilerin ö z değerlendirme yapara k inceledikleri eğitsel gelişim dosyalarıdan(portfolyo) memnun oldukları görülmüştür. Eğitsel gelişim dosyalarını (portfolyo) inceyeleyen akran ve uzmanlar dosyaların genelde geliştirebilir olduğunu ifade etmişlerdir. Öğrenciler a/r/tografik sürece kararlı veya tesadüfi dâhil olduklarını süreci sorgulamalar yaparak sürdürdükleri görülmüştür. Öğrenciler sanatçı kimlikleriyle farklı bakış açıları geliştirerek süreç odaklı kendilerini yansıttıkları ürünler ile kendilerini ifade ettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, a/r/tografi, eğitsel gelişim dosyası
- Master ThesisAçık Erişim2024İnanç alanında karşılaşılan mantık yanlışları
Emine Coşkun
İnsan, akıl yürütme sürecinde hataya düşebilmektedir. Bir kişinin hangi durumlarda, nasıl yanlışa düştüğünü bilmesi bunu önlemeyi sağlar. Mantığın amacı, zihni yanlışa düşmekten korumaktır. Bu çalışma da insanların inanç konusunda, hangi noktalarda mantıksal açıdan hataya düştüğünü ortaya koymayı ve bu hataların incelenmesi üzerinde düşünmeyi hedeflemektedir. Ele alınan mantık hataları bir takım bâtıl inançlar ve İslam dini ile sınırlandırmıştır. Mantık yanlışları konusu, klasik mantık eserlerinde genellikle beş sanattan biri olan mugalata ya da safsata konusu içerisinde incelenmektedir. Bu çalışmada, ilgili kaynakların bu bölümlerinden yararlanılarak, insanların inanç alanında yaptıkları mantık hataları ve bu hatalara getirilen çözümleyici açıklamalar analitik ve hermenötik yöntemle ele alınmıştır. Kimi zaman inanç ve ibadet alanları oldukça girift bir şekilde iç içe geçtiği için bunların birbirlerinden ayrı değerlendirilmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle de ibadete taalluk eden bazı mantık hatalarına da zaman zaman değinilmiştir. İlk önce insanların inanç noktasında düştükleri hatalar ortaya konulmuş, daha sonra bu mantık hatalarının nasıl giderileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Mantık alanında, konuyla alakalı ciddi bir örnek verme sıkıntısı bulunmaktadır. Bu sorunun temel nedenlerinden birisinin, kimi mantıkçıların konuyla ilgili örnek vermek zorunda olmadıkları şeklindeki yaklaşımları olduğu söylenebilir. Bu çalışma, bu konuda eksikliği giderme noktasında küçük bir adım niteliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Mantık, Mantık Hatası, İnanç, Mugalata, Safsata.
- Master ThesisAçık Erişim2024Firdevsî-i Rûmî Süleymân-nâme-i Kebîr 28. cilt (Giriş-inceleme-metin-tıpkıbasım)
Fatma Ölker
15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın ilk yarısında Firdevsi Rumi tarafından kaleme alınan Süleyman-name-i Kebir eseri Klasik Türk Edebiyatı önemli eserlerinden biridir. Manzum mensur karışık olarak yazılan bu eser 81 ciltten meydana gelmiştir. Çalışmada Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine 1527'de kayıtlı olan Süleyman-name-i Kebir adlı eserin 28. cildi transkripli olarak günümüz Latin alfabesine aktarılmış ve metnin incelenmesi yapılmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini barındıran Süleyman-name-i Kebir, öğüt niteliği taşıyan didaktik bir eserdir.
- Master ThesisAçık Erişim2024Çevre politikaları ve G2o ülkelerinde çevre politikalarının hisse senedi piyasaları ile ilişkisi
Filiz Yöndem
Çevre sorunları, günümüzde dünyanın en endişe verici sorunlarından birisi haline gelmiştir. Yaşanılan çevre sorunları ülkeleri, kurum ve kuruluşları çeşitli risklere maruz bırakmıştır. Bu süreçte ülkeler çevre sorunlarının çözümü için çeşitli çevre politikaları oluşturmuşlardır. Ülkelerin uygulamış olduğu çevre politikalarıyla performanslarını ölçmek mümkündür. Ülkelerin çevre performansını ölçme ve değerlendirmede en uygun araç çevresel endekslerdir. Çevresel Performans Endeksi (EPI- Environmental Performance Index) ülke performanslarını ölçmek ve hisse senetleri ile olan ilişkisini belirlemeye yönelik bir endekstir. Bu endeks çevresel baskıların hisse senedi piyasaları üzerindeki etkilerine odaklanmaktadır. Bu çalışmada 2006-2022 yılları arasında G20 ülkelerine ilişkin enflasyon oranı, faiz oranı, doğrudan yabancı yatırımlar ve borsa ilişkisinin EPI üzerindeki etkisinin panel veri yöntemleri ile açıklanması amaçlanmaktadır. Analiz sonucunda çevresel performans endeksi ve enflasyonun hisse senedi piyasaları üzerinde uzun vadede pozitif ve anlamlı etkileri olduğu, doğrudan yabancı yatırımlar ve faizin ise uzun vadede negatif etkiler yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Performans Endeksi (EPI), Hisse Senedi, Panel Veri Analizi
